Verili Durum: Güney'li Kürdlerin Risk Almasını Zorunlu Kılıyor!
VERİLİ DURUM: GÜNEY’Lİ KÜRDLERİN RİSK ALMASINI ZORUNLU KILIYOR !
Başkan Bush ve Başbakan Erdoğan’ın 5 Kasım 2007 Oval Ofis’teki görüşmesi ardından, ben; Kürdler Yeni Süreci Nasıl Okumalı? diye bir makale yazmış ve kısca şöyle demiştim:
”Öyle anlaşılıyor ki, ABD; Irak’ta istikrarın sağlanması ve İran gibi bir engelin aşılması çalışmalarında sorun yaratan Türkiye’nin uniter devlet yapısının korunacağı temelindeki kaygılarını geçici de olsa gidermiştir. Bundan sonra Türkiye ve Kürdler ikileminde ABD’nin izleyeceği olası politika; Türkiye’nin AB sürecine katkı sunulması, asker ve hükümet arasındaki iktidar mücadelesinin zamana yayılarak militarist seçkinlerin sivil siyaset üzerindeki vesayetinin demokrasi güçleri lehine evrilmesi, Kürd Sorunu’nun Avrupa Birliği projesi kapsamında değerlendirilmesi, Türkiye ile Güney Kürdleri arasındaki gergin ilişki ve çelişkilerin iyileştirilmesi ile Türkiye’yi geçici de olsa tedirgin etmeyecek olan ara bir denklemi gündemine koymuştur…
Türkiye’nin bölgedeki konumu da göz önüne alınırsa, Güney Kürdistan Federe Hükümeti ile Türkiye arasındaki ulusal çelişki ve ilişkiler, uluslararası diplomatik desteği de arkasına almış olan Türkiye’nin lehine bir rota izleyecektir…” Daha geniş bilgi için bakınız:
(http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/1042.html)
Yedi aylık gibi kısa bir sürede Türkiye ile Güney Kürdistan yönetimi arasında süregelen orantısız ekenomik, siyasi ve diplomatik ilişkilerin Kürdleri sürüklediği statükosuzluk çıkmazı! ne yazık ki, bizi haklı çıkarmışa benziyor. Keza, Güney Kürdleri; uluslararası konjonktürün kendilerine sunduğu siyasi-ekonomik devasa olanakları ”iki başlılık” gibi nedenlerden dolayı, hoyratça kullanmış ve statüsü belli olmayan bir girdapın içerisine sürüklenmiştir. Soğuk Savaş’ın son bulmasından sonra bölgedeki intreseleri farklılaşan iki ezeli ”dost”un Irak işgalinden sonra Kürd Sorunu temelinde dışa vuran gerginliği (Tezkere Krizi ve Çuval Olayı gibi), 5 Kasım 2007’de Bush ve Erdoğan’ın Oval Ofisteki görüşmelerinden sonra giderilmiş ve gelişmeler Kürdlerin zararına, ama; aynı zamanda da Türkiye’nin lehine işlemeye başlamıştır.
Güneyli Kürdlerin de zafer sarhoşluğunun yanı sıra, tarihten miras aldıkları travmanın (güvensizlik gibi) bir sonucu olarak Kerkük ilinin içine sürüklendiği çıkmaz ve Irak Anayasası’nın Kürdlerin statüsüne ilişkin maddelerinin Şii ve Sünni Iraklılar tarafından işlevsiz kılınmaya çalışılması gibi etkenler-nedenler söylediklerimizi doğrular niteliktedir. Yani, süreç Türkiye ve Irak’ın lehine, fakat Kürdlerin aleyhine işlemeye devam etmektedir. Kuşkusuz, kötüye giden bu süreci Kürdlerin lehine çevirmenin olanağı vardır. O da risk alabilmektir. Daha sonra buna değineceğiz.
Türkiye; 1920-2002 yılları arasında tüm komşularını düşman olarak algılayan ve içe kapanmış bir ülke konumundaydı. Ancak, iki kutuplu dünyanın tek kutupluluğa evrilmiş olması ile Yeni Dünya Düzeni’nde hem dostluk ve düşmanlık gibi soyut kavramlar terk edilmiş ve hem de ilişki ve çelişkilerin somut olarak yeniden sorgulanması zorunluluğu doğmuştur. Keza, Türkiye’nin yer yer ABD ile sorun yaşaması da, her iki tarafın bölgedeki çıkarlarının Kürd Sorunu ekseninde farklılık arz etmesinden kaynaklanmakdadır.
Öte yandan Türkiye’nin AKP hükümeti ile başlattığı ekonomik, siyasi ve diplomatik atak; hem bölgede, hem de dünyada Türkiye’nin eski imajının algılanış biçimini değiştirmiş ve onu, bölgede saygın bir konuma getirmiştir. Buna koşut olarak Türkiye, gerek bölge devletleri ve gerekse dünya ile olan siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmiş ve bir sorunlar yumağı olan Ortadodu’da, jeopolitik konumunu daha da güçlendirmiştir. Türkiye artık bölgedeki sorunların bir parçası olma yerine, sorunların çözümüne (barışçıl-zor) taraf olan bir ülke konumuna gelmiştir. Bunu görmemezlikten gelmek, bölge barışı-savaşı gibi nedenlerin bir parçası olan Kürd Ulusal Sorunu’na şaşı bakmayı sağlar ve sonuçta da, Kürdlere sunulmuş olan bu tarihi şansın ancak ve ancak heba olmasına yol açabilir.
Tek kutuplu dünyaya ittirazlar başladı. Kosova’nın bağımsızlığına bir misilleme olarak nüfusları bir-üç milyonlarla ifade edilen Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını da Rusya tanıdı. Ne var ki nüfusu elli milyon ile ifade edilen ve bağımsızlıkları için seksen yılı aşkındır savaşan Kürdler için herkes, ne hikmetse (!) sadece ”üç maymunları” oynuyor.
Dolayısıyla, bölge barışı açısından çözümün bir parçası olamayan veya olmaları engelenen Kürdlerin, Güney’de Bağımsızlık ilan ederek, dünya sorunlarının bir parçası olma riskini göze almaları gerekir.
Burada virgül koyup bir olgunun altını çizmek istiyorum. Bugün Kürdlerin kendi devletlerini kurmasının önündeki tek engel; Türkiye’dir.!
Güney’li Kürd kardeşlerimiz bağımsızlık ilan ederse ne olabilir? En kötü ihtimalle, Türkiye Güneyi’de işgal eder.! Öyle mi? Ben; Türkiye’nin bunu yapamayacağını veya dünya egemenlerinin buna izin vermeyeclerini düşünüyorum. Zira, Türkiye’nin Güney Kürdistan’ı da işgal etmesini, en başta tüm Arap devletleri, İran ve İsrail istemez! Dünyada da bu işgale izin veren veya destekleyen hiçbir devlet çıkmaz! Türkiye bir çılgınlık yapıp da Kürdistan’ın Güneyi’ni de işgale kalkışabilir mi? Böyle bir çılgınlık beklemediğime rağmen, varsın yapsın diyorum! Zira, Türkiye Kuzey ve Güney Kürdistan’ı sindiremez-sindirtmezler.
Öte yandan, Türkiye tarihinde ilk kez hem bölge devletleri, hem de dünya ile geliştirmiş olduğu siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerini ve bir sorunlar yumağı olan Ortadoğu’da ulaşmış olduğu jeopolitik konumunu riske koyamaz. Bu düşünceden hareketle diyorum ki, Güney Kürdistan siyasi iradesi 1993’lerde bağımsız devlet kurma şansını yakalamış, ama kullanamamıştır. Uluslararası verili durum, şimdi risklerle örülü olan bir şans daha doğurmuştur. Bu da heba edilmesin. Çünkü, tüm büyük başarıların kaynağında riskleri göze alabilme cesareti yatmaktadır.
Tarihin 21. yüzyılda Kürd halkına sunduğu bu cömertlik, cesur hareket ve yerinde bir tavır ile taçlandırılmalıdır. Tarih; gerçek liderlerin, bir ulusun varoluş veya yokoluşuyla direk ilinti olan çok hassas anlarda cesur davranıp, risk alabilen insanlar olduğunu kaydetmektedir. Özellikle, Başkan Mesud Barzani, bugüne kadar sergilediği kararlı duruşunu, Kürd Ulusu’nun da kendi bağımsız devletini kurmasının bir hak ve insanlık görev olduğunu dünyaya ilan ederek, taçlandırmalıdır. Kürdlerin bir adım daha atarak bağımsızlığı elde edebilmeleri gerçeği ne kadar yalın ortadaysa, bu riski alma cesaretini göstermedikleri takdirde de, sürekli esareti yaşayacakları da ne yazık ki, o denli acı bir gerçekliktir
Kürdler ya hep, ya hiç demek restini dünyaya çekmek gibi tarihi bir sınav ile karşı karşıyadırlar. Ben; risk almak cesaretini gösterenlerin kazanacağına inanıyor ve tekrarlıyorum: Türkiye'nin dayatmaları ile bölgemizdeki sorunların barışçıl çözümüne ilişkin konularda çözümün bir parçası olamayan veya olmaları engellenen Kürdlerin; Güney'de bağımsızlık ilan ederek, dünya sorunlarının bir parçası olduklarının iradesini gösterebilmelidirler.
20 Ekim 2008



Yorumlar (15 gönderildi):
ne olur bana alınma ama inanki söylediklerim doğrudur. Alahı yaz pkk camiası okumaz ama apoyu yaz hepsı ispanya boğaları gibi koşar. Boş ver hemşerim bunlarla kafa yormaya değmez.
Bana gelince, benim yazarlık gibi ne bir meziyetim var, ne de kendimi öyle ifade ediyorum. Ancak, daha önce de defalarca ifade etmiş olduğum gibi, Donkişot editörümüz Şükrü Hoca İsveç’te bula bula beni buldu ve bu işin içine sürükledi. Ancak, sürüklemiş olduğundan dolayı da kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Yani, memnunum !Nasname sayesinde “adam” yerine sayılmaya başladık ve yerimin de tam Nasname olduğunu düşünüyorum.
Apo derganından geçenlerin yazdıklarıma ilgi duymadıkları fikrinize katılmıyorum. Tersine, çok ilgi duyuyorlar ve izliyorlar. Ancak, bana fazla yüklenmediklerinin altında yatan gerçek, yazdıklarımız onlar tarafından da kabul görüyor olmasındandır.
Değerli Sofi Kardeşim, gücüm el verdiği oranda Nasname’ye katkı sunmaya çalışacağım. Apo ve PKK’sinin ne olup olmadığını yazmaya devam edeceğim. Zira, bu yapı ve Öcalan kişiliği ortaya konulmadan, yani; teşhir ve tecrit edilmeden, Kürd halkının haklı mücadelesi normal mecrasına dönemez. Apo’yu teşhir ve tecrit etmek, aynı zamanda Kürd halkına yapılabilecek en büyük iyiliktir diye düşünüyor ve Allah göstermesin! Şükrü Hocamız olmadan da Nasname işlevini görecektir. Bundan emin olun! Zira, donkişotlar çoğalmıştır!
Sevgi ve saygılarımla
Dis politika ile ilgili daha once de bir kac yazinizi okumustum. Ama bu yazinin cok degisik geldigini itiraf etmeliyim.
Nasnameye bir donkisot yeter, bunu dis politikaya da raci ederseniz ya azadi ya mirin cizgisine gelirsiniz ki, o zaman gunesin altinda yeni bir sey yok deriz biz de,,,
40-50 milyonluk nüfusu ile biz kürtlerin hala kimlik sorunu yasadigi bu vahsi sistemlerin kavsagindan kendini siyirip mevcut katil sistemlere akil danismanligi yaparcasina demokratik(!) birliktelik gibi sacmaliklarla militarist sistemin ömrünü uzatmaya hizmet edenleri kürt halki ve tarih affetmeyecektir.
Kürdistanin dört parcasindaki sorunlari bir tek parcaya indirgeyip hatta haddini asip Misak-i milli tezlerini savunan devsirme hainlerini ise halkimiz tek tek not aliyor.Kurulucak bagimsiz kürdistanda bu tür zatlarin kürt halki huzunrunda yargilanmasi ümidiyle sn akkoyuna, gülmüse ve tüm nasname gönüldaslarina basrailar diliyorum.
Her zaman zafere kadar !
Ya bagımsızlık ya ölüm!
Güney Kurdistan herşeyi göze alarak bağımsızlık ilan etmediği sürece varolan statüsünüde kaybetme olasılığı her zaman için vardır..Son haftalarda Irak ordusunun Xaneqin 'e girerek peşmergeyle çatışabilecek kadar gerginlik çıkarması buna işaret eder.Umarız ki Güneyli güçler olup bitenleri doğru okuyup halkımızın ve toprağımızın geleceği konusunda onurlu ve dürüst bir duruş sergilerler..
Bagimsizlik ilanindan sonra da bu bagimsizligi koruyacak da cok marifetli kadrolarimiz da var, hem askeri, hem ekonomik, hem demokratik ve hemde bilimsel ve dusunsel olarak cok iyi yetismis kadrolarimiz var. Bu gun den baslanarak surec ve gelismeler iyi okundugunda, dunyada olup biten surecler iyi degerlendirildiginde, Rusya`nin Osetya ve Abhazya`da ustlenmis oldugu riskler sonucu birazda gozlerini ve kulaklarini dunyadaki diger gelismelere kapatmis olmasi nedeniyle, halihazirda her seye ragmen hala tek super guc olan ABD `nin Kasim ayinda gidecegi secimde yillardir.
ABD`nin Irak`i isgal etmesi sonucu orada istikrari saglamanin tek yolunun irak`in Sun`i Arap, Sii Arap ve Kurdustan devletlerinin kurulmasina izin verip uce ayrilamsinin saglanmasi gorusunu cok acik ve samimi bir sekilde savunan Joe Biden gibi istikrarli ve kredili bir politikacinin buyuk ihtimalle ABD Baskan yardimcisi olacagini dusunerek, gerek Guney Kurdustan liderlerinin ABD` de Ermeni, Rum ve israil destegiyle yahudi lobilerinin de destegini usta bir sekilde alarak lobi yapmasi ve gerek Avrupada ki kendini kabul ettirmis yurtsever kurt aydinlarinin da Avrupa`da bir yillik lobi calismalari sonucu, Guney Kurdustan`in bagimsizlik ilanini daha da kolaylastiracak ve bagimsizlik ilani sonunda da cok istikrarli bir sekilde tum dunya Kurd`lerine kalici bir vatan saglanmis olacaktir.
Bunun icin kadrolarimiz da vardir. Ayrica dusmanlarimizin kendi iclerinde olusturduklari militarist ulusalcilik hareketleri de fevri ve anlamsiz cikislari da sesimizin duyulmamis diger dunya ulkeleri ve halklari arasinda da bizim lehimize olumlu yankilar verecektir. Sadece Turkiye`ki kemalist, militarist ulusalci cevrelerin fevri saldirilari bile tum dunyayi yanimiza cekmeye yetecektir.
Biji Kurdustan.
selam ve saygilarimla
Hal böyle iken, ”Ne Yapmalı” gibi bir soruya Kürdlerin yanıt bulması zorundanlığından yola çıkarak, Türkiye'nin dayatmaları ile bölgemizdeki sorunların barışçıl çözümüne ilişkin konularda çözümün bir parçası olamayan veya olmaları engellenen Kürdlerin; Güney'de bağımsızlık ilan ederek, dünya sorunlarının bir parçası olduklarının iradesini gösterebilmelidir diye bireysel irade beyanında bulundum. Bunu doğru-yanlış veya eksik görmek, her okuyucunun hakkıdır ve buna saygı duyarım
Değerli macin, bunu söylerken bir Donkişot edasıyla değil, ancak sürecin Kürdlere sunduğu bir şans veya bir dayatması anlamında algılamanızı isterim. Eğer, söylediğiniz biçimde algılanmışsam, bunu da benim anlatabilme eksikliğim olarak kabul edin! ”Ya hep, ya hiç” söylemi; yazının bütünselliği içerisinde değerlendirildiği zaman, bunun Donkişot’ça bir söylem olmadığı ya da en azından öyle ifade etmek istemediğim anlaşılır diye düşünüyorum.
saygılarımla
Daha onceki yazilariniz ile farklilik arz ettigini soylerken , yazilarinizda gordugum tahlil-cozumleme-sonuc taraflarini cok net gormememdendi. En sondaki Radikal cozum oneriniz de beni korkutmustu acikcasi. Cunku metodik bir eksiklik sizi hic ummadigim bir sonuca goturmustu sanki. Yaziyi destekleyen yorumlar da, ya istiklal ya olum hamaseti getirmisti .Ve son yazdiginiz yorum da hakliligimi bir nebze de gosteriyor zannedersem. (Donkisot tanimlamam icin ozur dilerken, anlasildigimi zannediyorum bu kelimeyi kullanirken.)
Guney kurdlerinin kotu gidisati, turkiyenin dis politikadaki baskin actor rolune ulasmasi konularinda hemfikirim. -Bu surecin boyle devam edecegini de gordugunuze eminim .- .
Global konjukturden maada turkiyenin dis politikadaki atagi icin , dis politakalari belirleyen adamina bakmamiz yeterli olacaktir. O adami ve takimi yakaladiginizda ne soylemek istedigimi anlayacaksiniz. Kendileri adina politik-teknik olarak alkislanasi bir atak . Cok dersler cikarabilecekken hemen tu-kaka etmeyelim lutfen. Ne yapabilecegimiz hasmimizdan da ogrenebiliriz.
Hal boyle iken ,bagimsizlik ilaninin cozum olacagina olan kanaat , bana politic-pessimizm ortasinda yaptigimiz bir cozumleme gibi geldi. Nedense mehabadi veya kibrisi hatirlatti. Politik-Konjukturel durum yaninda; guneyin, insan mentalitesi acisindan( yuzlercesi ile universitede beraberdim) , medeni ve politik gelismislik acisindan buna hazir olmadigina ve atilacak boyle bir adimin zaten bekleyen kurtlara acil bir intihar cagrisi seklinde olacagi kanaatindeyim.
Soguk savas sona erdi ama hala bir westfalya ile yeni duzenin nasil olacagina karar veril-e-medi. Dunya sisteminin oturmadigi boyle bir konjukturde bagimsiz bir belengazin avazlari cok para etmez . Turkiye ozelinde DTP, sirf AKP ye zarar getirsin diye kapatilacak gibi duruyor. Kuzey kurdistani daha sicak ve surpriz gunlere gebe sanki.. Turkiye ozelinde ‘ne yapilmali’ yi dusunmek, mesela PKK-muesses nizam cenderesinden Kurdistan bolgesi nasil kurtulur u dusunmek daha oncelikli bence.
Yuzyilda bir yapilan dunya system duzenlemesinin tam esigindeyiz. Gurcistan ve global ekonomik kriz, Afganistan, irak ve Pakistan ile birlikte bunun son gostergelerinden .Bagimsizlik gibi ani ve radikal bir karar elimizde olan kartlari da havaya savurmamizi getirir. Yoksa kuzey kurdistanda guneyli gocmen yiginlarini gormeyi hic kimse tekrar istemez-dayanamaz.
Bence su anda yapilacak en onemli sey Sevr deki Serif pasalari, Ameddeki cemilpasazadeleri, tekrar okumak ve tarihimizin son halka system degisikligi Kurt aktorlerinin yaptiklari hatalari gormek ve ders cikarmak...
Hurmetler,
hürmetler.
Kuzey'de Kürd Sorunu'nu sıfırlayan PKK, artık Güeydeki halkımızın kazanımları için de risk unsuru olduğunu kanıtladığı gibi, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümü açısından sorun yaratan askerin elini güçlendirmek için de pervasız ve Kürdler açısından anlamsız kör bir savaşta diretmektedir.
burada bir noktanın altını çizmek yaşamsal bir önem arz etmektedir. PKK dönüşmeden-dönüştürülmeden veya son çare tasfiye edilmeden Kürdlerin ulusal demokratik kazanımları tehdit altındadır.
Olgulara dayanmayan subjektif güdüler ile hala PKK'den ya da Öcalan'dan medet uman tortuların da teşhir ve tecritlerinde savsaklamak, hem askere hem de beslemeleri olan köksüzlere pirim vermek olur.
Hala,İmralı piskopatını kutsayan ve bizlere hakaret eden insan müsvetelerini ciddiye almamak gerekir.Bu kadar tahribattan sonra daha da uyuyan geri zekalıların hiç kimseye bir yararı olmaz! Onlara da İmralı veya Anitkabir yolunu gösterin. İnsan bu kadar da ahmak olmaz değil mi?
Son zamanlarda yazilarinizi goremiyoruz. Son gelismelere dair analiz tadinda bir yazi borclusunuz bizlere.
hurmetler,
Yorum yaz