Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Kemalist Cumhuriyetin Çocukları ve Kürdistan İçin Savaştıklarını Zan Eden Kürd Gençleri Kemalist Cumhuriyetin Çocukları ve Kürdistan İçin Savaştıklarını Zan Eden Kürd Gençleri ================================================================================ Rucan - Keleş on 01 Aug, 2010 06:37:00 Kemalist Cumhuriyetin Çocukları ve Kürdistan İçin Savaştıklarını Zan Eden Kürd Gençleri 90’lı Yılların başıydı. Aynen bu günlerde olduğu gibi Kürdistan’da kan gövdeyi götürüyordu. Sömürgeci devletin terörü ile taşeron örgütün danışıklı savaşı binlerce Kürd gencin ve sivil insanın canına mal oluyordu.Tam da bu dönemde 17500 Fail-i Meçhul (fail-i devlet) cinayet işlendi. 40 bin (bunlar resmi rakamlar) insan Kürdistan’da öldürüldü. 4-5 Milyon Kürd insanı zorla yerinde yurdundan göç ettirildi. Dağa giden Kürd gençlerin bir çoğu ya PKK’nin iç infazları ile, ya da sömürgeci devletin ordusu tarafında öldürüldüler. Aynen bu günlerde olduğu gibi Kürd gençlerin cesetleri param-parça halde gömüldüler. Yüzlerce Kürd genci de Abdullah Öcalan’ın emri ile Bekaa Vadisi’nde infaz edildiler. Kimi Kürd gencin cesedi ise dağların doruklarında, kuytu vadilerde kurda kuşa yem oldu. Bunlardan biri de henüz 23 yaşında üniversiteyi bırakıp dağa çıkan en küçük kardeşim Haci Keleş’tir (Numan kod adı). Biz, ailesi olarak kendisinin ölümünü 1995’te Beytüşebab’ın Keto dağlarında sömürgeci güçlerle girdiği bir çatışmada vurulduğunu sanırız. Eldeki bilgiler böyle. PKK örgütü bu konuda bize/ailesine hiç bir bilgi vermedi. Kendisi ile ilgili en ufak bir ize, ip ucuna rastlamadık. Bununla ilgili daha önce bir makale yazmıştım. Bu kanlı süreçte onlarca akrabam ve köylüm danışıklı savaşa kurban oldular. Bu dönem PKK’nın Avrupa kamuoyunda popüler olan iki sözcüsü vardı. Bunlardan biri Ali Sapan, diğeri de akıbeti Kürd kamuoyunda bilinen Kani Yılmaz’dı. Kani Yılmaz 2004’ten sonra Abdullah Öcalan’ın savaş politikasını desteklemediği için bir grup arkadaşı ile PKK’den ayrılmıştı. Kani Yılmaz, PKK’nın Genelkurmayın emri ile Kürdistan’da tekrar başlattığı savaşa karşı çıkmış ve onurlu bir tavır sergilemişti. PKK ile sömürgeci devletin kirli ilişkilerini deşifre etmeye çalışıyordu ve ayrılan grupla beraber PKK’nın danışıklı savaşına karşı çıkıyordu. Bu muhalif politikasından dolayı Abdullah Öcalan’ın emri ile Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde bir bombalı saldırı ile öldürüldü. Bunlardan Ali Sapan’ın hikayesi biraz daha farklıdır; Ali Sapan’ı tanıyanlar onun PKK içerisinde en sekter ve sivri dilli olduğunu bilirler. 90’lı yılların başında Düsseldorf`da tesadüfî bir karşılaşmamızda aramızda şöyle bir diyalog geçti: Ali Sapan; (Hemen konuşmaya) sen KUK’un (Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları) Almanya sorumlusu musun? Ben; hayır ben bir KUK taraftarıyım. (Aslında başından beri Apoculara olan güvensizliğimden dolayı biraz kendimi gizler bir dil kulandım). Benim KUK’un Almanya sorumlusu olduğumu nereden biliyorsun? Ali Sapan; bizim antenlerimiz çok güçlüdür. Biz her şeyi biliyoruz. KOMKAR bizi Alman devletine ihbarlıyor. Ben; KOMKAR’ın böyle bir şey yapacağına ihtimal vermiyorum. Ali Sapan; (oldukça sert bir üslupla) hayır olur mu KOMKAR genel başkanı Ebubekir Saydam Alman devletin ajanıdır ve bizi Alman devletine ihbarlıyor. Bize karşı açılan davaların çoğunda onların eli var. Ben; Ebubekir Saydamı (Büyük Beko) tanıdığım kadarınca böyle bir şey yapacağına ihtimal vermiyorum. Siz Komkar ile olan sorunlarınızı bu şekilde birbirinizi suçlayarak değil, karşılıklı görüşerek barışçı bir şekilde çözerseniz daha iyi olur. Bizler iki Kürd örgütünün karşılıklı güç kullanarak sorunları çözeceğine inanmıyoruz ve doğruda görmüyoruz. Ali, daha sert bir üslupla savaşan bir örgütün gücünü de arkasına almış komutan edası ile beni de tehdit ederek kendi iddialarını tekrarladı. Gerçi bu tür suçlamaları o dönem PKK hem kendi basınında, hem de pratikte diğer bütün Kürd örgütlerine karşı sürdürüyordu. Aynı suçlamaları kendi basınlarında bize/KUK örgütüne karşı sürdürdüklerini bildiğim için daha fazla konuşma gereği görmedim. Daha sonra Ali Sapan’ı Bonn’daki bir basın açıklamasında PKK sözcüsü olarak TV. lerde gördüm. Kürdistan’daki sivillere yönelik (o dönem Köy koruyucuların ailelerine yönelik katliamlar) katliamlar ile ilgili bir soruya şu cevabı vermişti; "Kurşun adres sormaz" . Kürdistan’da savaş vardır ve sivillerde ölebilir" demişti. Abdullah Öcalan sömürgeci Türk devletine sığındıktan sonra, savaş bitti dedi ve silahlı mücadeleye lanet okudu. Genelkurmayın emri ile dağdaki silahlı güçlere “Misak-i milli” sınırların G.Kürdistan’a çekilin emrini verdi. Komutanların emrine uyarak 500 kişiyi Kuzey Kürdistan’ın dağlarında ileride lazım olur diye kalmasını sağladı. İşte tamda bu günlerde lazım olduğu gibi ve Sömürgeci devlete jest olsun diye Abdullah Öcalan dağdaki bir grup PKK’liyi tam da 29 Ekim’de, yani Cumhuriyetin kuruluş yıldönümünde sömürgeci devlete armağan etti. Bu grubun başında Ali Sapan vardı. Yani sömürgeci devletin kuruluş yıldönümüne en büyük armağan olarak Ali Sapan Kemalist devlete hediye edildi. Gelen grup ile beraber Ali Sapan’ın tutuklandığı ve cezaevine konulduğu biliniyor. Ne kadar zaman ve hangi cezaevinde kaldığı pek bilinmiyor. Ancak gecen yıl Ali Sapan’ın askerde olduğunu yakınlarından öğrendim. Mehmetçik Ali’inin özel izinle gecen yıl Köyüne gelip bir yakını ile sade bir köy düğünü yaptığını davetlilerden öğrendim. Sömürgeci ordunun özel izini ile balayını yaşayan Mehmetçik Ali tekrar askere gitmiş. Elbette herkes gibi Ali Sapan’ın da evlenmeye hakkı olduğunu biliyorum. Ancak evlenmenin PKK’de yasaklandığını ve yoz bir ilişki olarak kabul edildiğini herkes biliyor. Bundan dolayı yüzlerce Kürd kızın ve gencin infaz edildiği bir örgütün sözcüsünün bunu yapmasına ne demeli? Yüzlerce Kürd gencin sömürgeci ordu ile girdiği çatışmalardan öldüğü bir dönemde, bir zamanlar PKK sözcülüğü yapmış birinin sömürgeci ordu saflarında Mehmetçik olarak askerlik yapması neyin nesidir? Elbette her Kürd insanın bunu öğrenmeye hakkı vardır. Gerçi bu durum PKK’de normaldir. Çünkü PKK’nın şimdiki Avrupa sorumlusu Sabri OK`ta cezaevinde çıktıktan sora Abdullah Öcalan’ın talimatı ile Mehmetçik olarak askerliğini yaptı. Anlaşılan bir PKK sorumluları ve bir de generallerin çocukları "kurşun adres sormayan" coğrafyada (Kürdistan’da) askerlik yapmıyorlar. Zaten Ali Sapan da Türkiye’nin batısında daha güvenli ve kurşunların olmadığı bir yerde askerlik yaptığı biliniyor. Eğer yarın Ali Sapan da, aynen Sabri Ok gibi BDP’nin veya PKK’nin herhangi bir üst düzey sorumlusu olursa şaşırmayın. Gerçi, Balyoz cuntası generallerin denetiminde ve Heronların gölgesinde sürdürülen bu yoğun danışıklı savaşın yanında Ali Sapan’ın Mehmetçikliği deveden kulaktır. Ancak yine de Kürd kamuoyu Kürdistan’da yaşanılan kanlı süreçte bazı Kürd gençlerin niçin öldürüldüğünü ve sözüm ona Kürdler adına hareket eden bazılarının da halen ne yaptığını bilmeye hakkı vardır. 01.08.2010 Rucan Keleş