Işiklar söndü mü şehrim de
Benim ışıklarım yanar içimde
Kimse göremez benden başka
O an bir ben kalırım bir de küçük düşünceler
Aydınlatır onlar beni geceleyin
Az evvel bütün ıışıkların ardına baktım yoktun!!
Bu kentte senin lisanını konuşuyorum aşk boyu.. Lisanım var inanıyorum öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster bana.. Her gün yüreğimi ipe götüren bir cellat arıyorum....
Bir avuç susuzluk..
Birkaç parça süslenmiş bakış…
Vitrinlerin cam arkasından teşhir edilen cansız bedenlerindeki bakışlar sanırken özü; dört köşeye sıkıştırılmış ışıklı bir gece yarısı seremonisinin hemen ardından “eylemsizlik” halinin karşısına çıkmasıyla özün yokluğunu, her gün eriyerek anlaması… ...
...Kendimde yaşadığımsın; bütün geçen dakikaları bir armağan bilip, dudaklarının kıvrımındaki gülümsemeye boyun eğen; her şeyin kirlendiği bir dünyada... Yaşanan bir tek an´la ahbap olup, konuşur oldum. Yakama takıp sokak sokak gezdirdiğimsin; gözlerimde bu şehri seyredensin. ...
"Cumhuriyet diktatörlüğün kod adıdır. 1910'lar dünyasında cumhuriyet, demokrasiye doğru atılmış bir adım değildi. Şahıs diktatörlüğüne atılmış bir adımdı."
Neşe Düzel/Pazartesi konusmalari/http://www.taraf.com.tr/...
“sana şiirler yazdım.
şiirlerim kuş oldu, uçtular mavilere.
kimse görmedi onları,
kimselere söylemedim uçtuklarını.
-ya sonra,
sonrası kalmadı hiçbir şeyin.
şiirlerim kuş oldu.
kuşlar öldü.
bir sen kaldın mavilerde“
...
pervane döndük ankanin omuzlarinda
atese dogru
vur kac simseklere inat
yildirim düstü tanrilarin ölen beyinlerine
rüküs gecelerinde ...
çocuktum bir zamanlar.
içim çocuk.
dışım....
dışım büyümeye başlamıştı
yüreğim çocuk.
ellerim ihtiyarlıyordu.
sonra aşk’ı tanıdım
oyunlarımı unuttum önce...!
ve bir gün! anahtarını kaybettim hayal dünyamın kapısının.
sonra, omzumdaki yükle bükülmeye başladığını fark ettim belimin.
ço-cuk -tum
ve büyümüştüm.
çocuktum diyebilecek kadar büyümüştüm artık.
...
: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
...
çözme saçlarını ;dağ başlarında yakılan ateş yığınından bir dal çekip,cıgaramı yakmak gibiydi seni sevmek.Sana arabesk bir intihar bırakıyorum,
çeliğin af tanımayan maviliğine esir.
Bileklerimden avuçlarıma akan kanlar parmaklarımdan yere damlıyor,
adımız yazılmıyor. ...
Yıldızlarım hep kavuşmaları andı yanık stranlariyla..Yüreğimde beslediğim umut bülbülleri ise hep vuslatlara yandı..Kelimelerim mevsimlerin koynunda her gece gidenlere ağladı...Bu kadar sevmenin bedeli ayrılık olmamalıydı düşündüm hep ...Belki de bunu hak ettim ben. ; .Demek ki ayrılıkları, hak etmediğim sevdaların suçu kendimde sabittir. Suçlu aramaya gerek yok. Suçlu yüreğim ve aldığım nefestir. ...
"Kuşların renkli kanatlarında kırıldı bu kez gökkuşakları.
Yeni, hiç görülmemiş renkler uçuştu.
Mavi renk geldi avucuma kondu.
Sanki bir kuştu.
Dokundum.
Küçüktü, sıcaktı ve yüreği telaşlı atıyordu.
Belki de atmıyordu, ben öyle sandım. "
...
"Bir çocuğun cesaretine bile sahip olmayı beceremedi yüreğim...
Dilim konuşamaz...Susar....Susmak zorundadır....Susmalıdır...Ve belki de susturulmuştur...
'Gel' diyemez sana asla..'Gel' dese de 'kal'ı getiremez devamında bilirim... "...
Bir demet acı var ellerimde..
Birde hüzün buseleri tenimde..
Kimden nereye olduğunu bilmediğim sonsuz bil yolculuk yüreğimde..
Tutsam diyorum acıları, tutsam....
Acıtmasa düşlerimi yalanlar..
Baharlar yenik düşmese kışlara..
Gitsem diyorum bilinmeyenlere, gitsem...
...
bir çocuk bulmuştum uzak zaman içinden,
yanaklarında güneş çatlağı ve kızıla çalan saçları
bir zeytin ağacının gölgesinde acı ninniler çalan sevdasında../
Gözleri dalgın ,hiç gelmeyeceklerı bekleyen/
bir çocuk incir sütlerinde hasretini yineleyen/
bir çocuk tüm hayattan vazgeçtisini kuşanan ...
-postalayın 1. sübeye..postaladılar yakalandığım kent olan mersin in 1.şubesi..beyaz bildik markalı bir otoya bindik sağımda solumda iki polis önde söfür dahil iki tane daha..bilinmeze gidiyorum , 1.şube..?..yanımdaki polisler ikide bir sertçe dürtüyor ve küfür ediyor..radyoda çok sevdiğim bir türkü..”alli turnam bizim ele varırsan , şeker söyle kaymak söyle bal söyle”...
Ölüm yazıları yazmak istemiyorum ama istememekle olmuyor, birileri ölüyor... yakınlar özlemekler ve ben hiç bir şey olmamış gibi yazamıyorum.. Hayatı çok güldürdük ;Ama hayat bizi hiç .
Hiç beklemediğiniz bir anda, ölüm sessizce gelipte yanıbaşınızdan birini götürdü mü? Öyle hasta olupta aylarca, yıllarca yatan ve sonrada gidenler değil benim bahsettiğim. Yanınızda sapasağlam dururken, daha birkaç saat önce gülüp sohpet ederken,...
Ben ki, suç delisi bir aşkı avutup durdum yüreğimde, asılsız diye mühürlenirken acılarım. Sense masalında, sustun. İntiharzede hıçkırıklar gelip düğümlendi boğazıma. Durduramadım sesimi ölmeleri... Ey Aşk! Seni sevmeseydim, kurtarılamayan ah olacaktım devşirme ummanların dilinde. ´´Tırnak içi´´ne taşıyacaktım sürgün hayatımı, yana yakıla.
...
Yürümek ,yürümek ,yürmek, Ellerimizde yüreğimizde kıymık yaraları. Arkadaşın biri de dalmış başını yıldızlar kesiyor kim bilir aklında sevgilinin hangi parçası. Ben yıldızları keserken uçurtma yapmaya gönüllü olduğumuzu hayal ettim. Bu havada uçurtma uçamaz donar bir tek yüreklerimizin sıcaklığı onu havada tutar diye düşledim .. Soğuk öylesine ki, zaten yaşadığını ancak, yarı uykulu zamanlarda üşüyen düşlerinden anlıyorsun. Kaya kovuklar da bulundu içinde ateş yakıldığını hayal ediyorum, ısınmak için hayallerimi yakıyorum. Ellerimizde...
Sonra Mergehmed oluyorsun;Amed düşüyorsun sevda taraflarıma.
Surlarina geliyorum bir zaman.
Fethedilmez gibi duruşun takılıyor bakışlarıma…
Kimler yitip gitmedi ki vurgun düştüğüm gözlerinin efsunkâr maviliğinde(?)
Ey sen sevdaların en büyüğü..
Muradların muradıydın ezelden;kaç sevdalını boğdun sularında..
Ben elimi uzatsam Amed zindanı gibi vurulup kalırım belleğinde.
Bilirim sen isyanı’ını arıyorsun ve belki de yenilmiş olmak düşüyor bana..Senden çok uzakta,bozkır ayazında esir olmak…! ...