Anasayfa | Yazarlar | Necmi Aksoy | Simurg ..

Simurg ..

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Köşemizin Adı Simurg Oldu..

: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"... Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...

Merhaba..Bu gün size Simurg u yazacağım , soran olur ya neden Simurg nerden çıktı Simurg diye..efendim bizim Şükrü Xoca her yazarın bir kösesi ve köse ismi olmalı diye fısıldadı kulağımıza..sağolsun bizim güzel kardeşimiz Tolga Eren kösesinin adınıda koydu.."cehennemden mektuplar" biz Onun o güzel mektuplarını alıyorduk zaten ve biliyoruzki onun mektupları cennetten , cennet kadar güzel olan yüreğinden geliyordu..gelelim bize..bizde dedikki köşemizin adı Simurg olsun..aşağıda imurg u yazdık ..tarihçesi ve mitolojik öyküsünüde ekledik..kıssadan hisse..selam ve saygılar..   

SİMURG EFSANESİ

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix ), Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.....

Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri...

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...

"Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle...

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş;
Balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş.
Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
  

Mitolojik olarak Simurg..

Simurg (Farsca: سيمرغ) veya bir diğer ismiyle Zümrüdü Anka efsanevi bir kuştur. Pers Mitolojisi kaynaklı olsa da zamanla diğer Doğu mitoloji ve efsanelerinde de yer edinmiştir. Sênmurw ve Sîna-Mrû (Pâzand) diğer isimlerindendir. Ayrıca zaman zaman sadece Anka kuşu olarak da anıldığı olmuştur.

Etimoloji

İsim Avesta'daki mərəγô saênô "Saêna kuşu"ndan türemiştir. Orijinalde bir yırtıcı kuş, kartal veya şahin, olduğu etimolojik olarak aynı olan Sanskritçe śyena`dan çıkarılabilir.Halk etimolojisinde ilişkilendirilen ilk öğe Farsça "otuz"dur. Fakat tarihi anlamda ilgili değillerdir. 

Mitoloji

Mistik kuş Simurg Fars sanatında kuş şeklinde, kanatlı dev bir yaratık olarak resmedilmiştir. Zaman zaman köpek başına ve aslan pençelerine sahip bir tavus kuşu olarak da resmedilmiştir. Bazen insan yüzü ile de resmedildiği olmuştur. Bir bölümü memeli olduğu için yavrularını emzirirdi. Yılanlara karşı bir düşmanlığı vardı ve yaşadığı yer fazlasıyla sulaktı. Bir antik İran tanımında Simurg'un kendisini alevlerle kaplayana kadar 1700 yıl yaşar, daha sonraki tanım ve kayıtlarda ise onun ölümsüz olduğu ve Bilgi Ağacı'nda bir yuvası olduğundan bahsedilmiştir.İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur. Tüm bu zaman boyunca, Simurg o kadar çok öğrenmiştir ki tüm zamanların bilgisine sahip olmuştur.Sasani Persler Simurg'un yere bereket bahşedeceğine ve dünya ile göğün arasındaki birliği sağlayacağına inanırlardı. Yaşam ağacı, Gaokerena'da tünediğine ve her türlü şeytani şeyi tedavi eden, düzelten kutsal Haoma bitkisinin yöresinde yaşadığına inanılırdı. Daha sonraki İran geleneklerinde Simurg ilahiliğin bir sembolü haline gelmiştir. Ayrıca, Sên-Murv/Simurg Pers edebiyatında Homâ olarak tanımlanmış, Arapça'ya ise Rukh olarak girmiştir.Simurg uçuşa kalktığında, bilgi ağacının yaprakları titrer her bitkinin tohumlarının dökülmesine neden olurdu. Bu tohumlar dünyanın her yanına dağılır gelmiş geçmiş her bitki çeşidinin kök almasını sağlar ve böylece de (bu bitkiler yoluyla) insanoğlunun tüm hastalıklarını tedavi ederler. Simurg'un tüylerinin bakır renginde olduğu söylenmiştir. Her ne kadar başlarda bir köpek-kuş olarak tasvir edilse de, daha sonraları sıklıkla bir insan veya köpeğin başıyla gösterilmiştir. Onun iyilik sever bir doğası olduğu ve kanatlarının bir dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılırdı. 

Şahname'de Simurg

Firdevsi'nin epik eseri Şahname'de (Şahların Kitabı) Simurg en tanınmış halini almıştır. Şahname'de Simurg'un Prens Zal ile olan ilişkisi yer alır. Şahname'ye göre Kral Sam'ın oğlu Zal albino olarak doğmuştur. Kral sam albino oğlunu görünce, çocuğun şeytanların tohumu olduğunu düşünüp çocuğu bir dağa terk etmiştir. Çocuğun ağlayışlarını duyan yumuşak kalpli Simurg çocuğu alıp büyütür. Zal her türlü bilgiye sahip Simurg'dan hikmet almış birçok şey öğrenmiştir. Yine de büyüyüp bir yetişkin olduğu zaman insanların dünyasına girmek ister. Simurg çok üzülse de, ona bir tane altın tüy verip gitmesine izin vermiştir. Eğer Zal, Simurg'un yardımına ihtiyaç duyarsa bu tüyü yakacaktır.Krallığına döndüğünde Zal güzel Rudaba'ya aşık olur ve onunla evlenir. Karısı bir oğula hamile kalır fakat doğum zamanı geldiğinde birçok sorun yaşarlar. Zal karısının doğum sırasında öleceğini fark eder ve tam Rudabah ölüme yakınken Zal Simurg'u çağırmaya karar verir. Ortaya çıkan Simurg Zal'ın bir tür sezaryan benzeri yöntem uygulamasını sağlar ve Rudabah ile çocuğun hayatını kurtarır. Bu çocuk daha sonra en ünlü ve büyük Pers kahramanlarından biri olacak Rüstem'dir.

İslami Dönem

Bu konuda daha detaylı bilgi için bakınız: Mantık-ut Tayr. İranlı Sufi şair Ferid ud-Din Attar eseri Mantik ut-Tayr`da (Kuşların Dili) Simurg'u arayan bir kuş sürüsünden bahseder.

Sembolizmde Simurg

Sufi Ferîdüddîn-i Attâr bu kuştan kendini aramanın sembolü olarak söz eder. Batı’da Feniks, İran tradisyonunda Simurg, Orta doğu tradisyonunda Anka kuşu, Türk tradisyonunda Kerkes adını alan bu efsanevi kuşların ortak bir özelliği ölümsüzlüktür. Ayrıca bu kuşlarla ile ilgili anlatımlarda genellikle bir yanma motifi bulunur. Örneğin, Kerkes, Herodot ve Plütark’ın değindiği Feniks’te de görüldüğü gibi, öleceği zaman, bir tür ateş olup kendi kendini yakan ve kendisinden yeniden doğan bir kuştur. Anka ya da Zümrüd-ü Anka Orta doğu tradisyonuna göre, Kaf Dağı’nda yaşar. Bu efsanevi kuş sembolizmlerinde simgelenen başlıca anlamlar, spiritüel aydınlanma ve reenkarnasyon olarak açıklanır. Feniks sembolizminde kuşun yanması cehenneme iniş deneyimini, yeniden doğması ise arınılarak saf şuur halinin elde edilişini simgelemektedir.


Kaynakça  
Selam ve devamla..25.05.08

Yorumlar (3 gönderildi):

Ilhan .. 26 May, 2008 10:03:55
avatar
Sîmûrg Kürt folklorunda baska yer alir. Teyrê Sîmir masalinin 13 ayri (ama cogunlukla benzer) versiyonunu kaydettim. Yayinlamayi düsünmek mi? Kac defa kac seyi yayinlamak icin kac yere vermedik.. Giden gelmiyor. Hele PKK yandasi kurumlara, enstitülere asla Kürt folkloruyla ilgili orjinal kayitlar vermemek gerekiyor. Cünkü giden bir sekilde yokediliyor. Tezgahi ben cözdüm, siz de cözer misiniz sizin sorununuz.

Yani keske Kürt varyantini da verseydiniz, demek icin yazdim. Batidaki adi da esasen Simurg tur. Alman masallarinda da var. Hatta cocuklar icin Simurg adiyla uzun karton filmi bile var.

Bizim varyantta daha ziyade karanliklarda yasayan, hayat kurtaran olarak gecer. Bizim varyantla Alman varyanti tamamen ayni. Siz Türk yansimasi yorum ile Arap kaynaklarindan Farslarla ilgili kayitlari temel almissiniz.

Wikipedia serbest ve uzmanlarca denetlenmeyen bir ortamdir. Hele Türk Wikipedisi tam resmi Türkcülük ideolojisiyle ve Kürt karsitligiyla bilinir. Yine de emeginiz icin sagol.

Ilhan (Sükrü Hoca´nin mülteci yurdunda kalmis biri. Sakin yoktur demeyin bir sürü caresiz Kürdü barindirmistir bu yurt, isterseniz sorun, arastirin)
Necmi Aksoy .. 26 May, 2008 11:06:10
avatar
Sevgili Ilhan..
Yorumunuz ve simurg ile ilgili verdiginiz bilgi icin tesekkür ederim..evet bir eksiklik Simurg u kürd versiyonu ile veremedik..bilgi ve belge eksikligimizden oldu, bagislanmak isteriz!..
sevgili ilhan bizim sayfada vurgulamak istedigimiz Simurg un etmolojik gelisimi degildi ..ancak hazir vermisken biraz bilgi verelim istedik ve vikipedia dan faydalandik..elestirinizde haklisiniz..
eger sizde var oldugunu söylediginiz kurd i versiyonunu bize gönderirseniz sevinerek kösemizde yayinlariz..hatta simdiden tesekkür ederiz..
duyarliliginiz icin sagolun..
slav u rez..
Ilhan .. 27 May, 2008 12:01:28
avatar
Estagfurullah, sizin emeginiz her türlü takdire sayandir ve amacim da bu kadar ic siyaset patirtisi arasinda kiymetli buldugum yaziniza bir hatirlatmayla renk katmakti.

Elbette bir yaziyla da katkida bulunabilirim. Cok kisaca Kürt masal ve folklorunda (en azindan benim özel merakimdan ötürü yaptigim derlemelerden edindigim kadariyla) Sîmurg, Teyrê Sîmir söyledir:

Yerin yedi kat altindaki dünyada yasar. Oradaki insanlar kavga etmeyi bilmezler. Bütün cesmelerinde güzel kizlarin cani karsiligi su veren ejderhalar vardir. Teyrê Sîmir orada yasar. Îri ve hantaldir. Yumurtalarini korumasi cok güctür. Sürekli tetiktedir, ejdarhalar yiyecek onalari diye. Bu dünyaya aydinlik dünyasindan düsenler olur. Düsme sebepleri cesitlidir. Ya yanlislikla kara koyuna atlamislardir kurtarici diye rüyalarindaki ak sakallinin dedigini yaparak, yada dêvleri evine kadar kovalamis, pesinden evine dalmislardir.

Buraya gelen yukardakileri ancak ve ancak Teyrê Sîmir tekrar eski dünyasina ****ürebilir. Ama Teyrê Sîmiri ikna etmek kolay degildir. Aslinda onun ucmak icin sadece yedi küp suya, yedi koyun kuyruguna, yedi ekmege ihtiyaci vardir ama o bu isi bu gibi ucuz seyler icin yapmaz. O kurtaracagi kisiyi iyi bilir.

Birgün buraya Chekman (Cheko), bayan Elfesya yada Mîrza düsebilir. Bunlar bu karanlik dünyadaki insanlara kavga etmeyi ögretirler. Yani zaten kendini kanitlayabilen kahramanlardir bunlar ki bunlarin Teyrê Sîmirin gönlünü almasi hic de zor degildir. Örnegin Cekan su verir insanlara, dêvlerle savasmasini ögretir. Elfesya güzel genc kizlarin kurban olmamasi icin yüzlerine kara is sürer ki dêvlerin dikkatini cekmesin vs.

Teyrê Sîmir bunlari sirtina alir, aydinliga ucar. Agzini actiginda ekmek, koyun kuyrugu ve su istemis olur. Tam aydinlik dünyaya yaklasirken agzini acar ama hersey bitmistir. Kahramanlar kilicla etinden bir miktar kesip agzina atarlar. Ama Teyrê Sîmir kahramanlarin etini yemez, dilinin altinda saklar. Onlari aydinliga cikarir ve yeni kurtariciyi bekler.

Özü böyle. Burda cok versiyonlardan bahsedebilirim. Postê Kevokê (transformasyon, Mem û Zîn'de de kullanilir, Zînî Meme periler böyle getirir) benzeri sekli de var. Kisaca özü insanlari kurtulusa, aydinliga erdirmedir.

Slogan atmaktan baska hicbir yetenegi olmayan sözde PKKye yandas enstitülere binlerce kayit verilmistir. Bunlarin arasinda cok cok önemli dengbêj röportajlari (mesela Sakiro), ses kayitli binlerce masal, cocuk oyunu, tekerleme vs var. Bu kurumlarin bir amaci da asimilasyona Kürtcülük cephesinden hizmet etmektir. Zaman yayilmis düsman beyaz assimilasyonunun kuyrukcusudurlar. Varsa yoksa bijî Üveys ana demokratik Sumer konfederasyonu diyen bu müritler Kürt milletinin deger yargilarina konmus, talan etmis yoketmislerdir ve etmekteler. Bu vesileyle insanlari kendim adina uyarmak isterim ki bu kurumlara hicbir kayit vermesinler.

Silav û rêz ji min jî. Hêvî dikim hûn di xebatên xwe yên bi vî rengî de serkefti bin.

Mülteci Ilhan

(Sükrü Hoca Kürt Mülteci Yurdunda kalmis biri)

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin