Anasayfa | Yazarlar | Mehmet Yavuz (Arıtürk) | Konumuz Kepazelik

Konumuz Kepazelik

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

“Ordu ve partizanlar arasındaki işbirliğinden sağlanacak olanaklar savaşı uzatır. Bu da kazanmanın en etkili yoludur.”

















KONUMUZ KEPAZELİK!

“Demiş süreç hassas bir süreçtir, görüşe şu aşamada çıkmamız uygun değildir, her şey birbirine çok karışıktır…”

Bu sözler “İmralı Yoğunlaştırma Evi” konuğu Öcalan’ın kardeşi Mehmet’e aittir ve son gelişmelerle uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur.

Dolayısıyla yazı ile de alakalı değildir.

Konumuz kepazelik! (Gerçi yine bir yerden konuya bağlandı ama nereden, anlamadım.)

Neyse…

Apoletsiz olsa da, Faşist ve Kemalist rejimin generali Öcalan’ın Barbilerinden Aysel Tuğluk hamfendi, “MİT müsteşarı Fidan olayı AKP'yi bitirmeye dönük bir projedir, İmralı'nın önünü kapatan bir yapı niteliği taşıyor” demiş.

Sözü uzatmaya gerek yok. Sanırım bu kısa beyanat “kepazelik” konusunun anlaşılmasına yeter.

Geçelim başka konuya.

”Topyekun Savaş” doktrininin yazarı Prusyalı General Carl Von Clausewitz der ki: “Askeri savaşın nihai amacı düşmanın mücadele arzu ve kabiliyetinin yok edilmesidir”.

Clausewitz’in “düşman” derken neyi kastettiğinin daha iyi anlaşılabilmesi için “savaş” terimini “işgalci ve gasıp güçler”in eylemleri için kullandığını, karşı cephede olup bitenler için daha çok “direniş” kelimesini kullandığını hatırlatalım.

Eğer bu sözü yanlış anlamadıysak birileri bu savaşla asimilasyona, entegrasyona, inkâra ve imhaya karşı çıkan “düşman”ların mücadele arzu ve kabiliyetini yok etmek istiyor.

Nihai amaçları bu!

Buraya kadar doğru.

Filozof ve tarihçi gibi ciddi unvanları olmasına rağmen askerî sıfatıyla andığımız yazar “Savaş Üzerine” isimli kitabında, “savaş, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir” gibi bir tespitte de bulunuyor.

İrdeleyelim.

Kemalizm’in siyaseti nedir?

Cevap:

Son farklı ulusun da yok edilmesi!

Ve savaş burada ekstra bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

Son 30 yıla baktığımız zaman itiraf ediyoruz ki bu da doğru!

“Savaş, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir” tespitini dudağımızı büzüp onaylamadan önce, Michel Foucault’nun aynı sözü tersine çevirerek "siyaset, savaşın başka araçlarla sürdürülmesidir" şeklinde kullandığını hatırlatalım. (Lenin de buna yakın bir söz söylemişti)

İkisini de doğru varsayalım. –ki öyledir-

Orta yerde hem bir savaş var. Hem de savaşa paralel bir kulvarda siyaset yapanlar var.

O halde yine yanlış anlamadıysak birileri bu siyasetle, asimilasyona, entegrasyona, inkara ve imhaya karşı çıkan “düşman”ların mücadele arzu ve kabiliyetini yok etmek istiyor.

Nihai amaçları bu!

Kısaca burada da siyaset “mücadele arzu ve kabiliyetinin yok edilmesi” nihai amacına hizmet eden ekstra bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

Bakın bu da doğru!

Adam sırf doğru şeyler söylemiş, ben napim. Ama durun, savaşa ve yıkıma olan nefretimden ne yapıp edip bu amcanın bir yanlışını bulacağım. Az daha kurcalayayım.

Gene demiş ki:

“Ordu ve partizanlar arasındaki işbirliğinden sağlanacak olanaklar savaşı uzatır. Bu da kazanmanın en etkili yoludur.”

Allah kahretsin bu da doğru!

Olmayacak galiba. Neyse mecburen mevzuyu yine değiştireceğiz.

Konumuz kepazelikti değil mi?

Mehmet Öcalan’ın Faşist, Kemalist Rejim’in apoletsiz generali ağabeyinin konuk olduğu “İmralı Yoğunlaştırma Evi” çıkışı kameralara söylediği sözlerin konuyla alakası olmadığını, çünkü konumuzun kepazelik olduğunu yazmıştım.

Sonra “bir yerden konuya girdi ama nereden, anlamadım” diye itiraf etmiştim.

Şimdi aklıma geldi. Buyurun!

“Demiş süreç hassas bir süreçtir, görüşe şu aşamada çıkmamız uygun değildir, her şey birbirine çok karışıktır…”

Öcalan’ın bir ulusun imhası için TSK, MİT ve KCK arasındaki işbirliğini sağlayan bir lider olduğunu bir an için unutalım. Biliyorum çok zor olacak ama bir an öyle bir şey yok farz edelim.

20 gün öncesinden KCK-MİT işbirliğinin ayyuka çıkacağını bilecek kadar basiretli(!) bir lider, böylesine hassas bir süreçte halkını yönlendirmeyecek de ne zaman yönlendirecek?!

Konumuz kepazelikti değil mi?

Evet.

Bu sayede konuya uygun bir şeyler yazıp makaleyi kurtardık. Artık eminim ki konuyu herkes anladı.

“Öcalan ve avenesi kepaze değil de nedir?”

12 Şubat 2012

Mehmet Yavuz (Arıtürk) 

 

Yorumlar (7 gönderildi):

zelal .. 12 Feb, 2012 06:24:54
avatar
Yüreğine ve diline sağlık!

Ne yazarsanız yazın, Kemalizme ram olmuş "Kürd" maskeli işbirlikçiler halkın kurtuluşu önünde engel olmaya devam edecekler!

Halkı kurtuluş mücadelesinden soyutlayarak, "Kürdistan Sorunu'nu" basit gerginlik politikaları doğrultusunda çıkmaza soktular. Ve ne gariptir ki, bu durum tek reçete olarak empoze edildi. İmralıdaki işbirlikçiye "peygamberlik" (!) payesi bile verildi. Silah ve şiddet'in hakim olduğu Kürdistan coğrafyasında halk her zaman "Kandırılmaya" mecburdur.
fesihe deriki .. 12 Feb, 2012 07:10:59
avatar
degerli yazar tum guruslerinize katiliyorum kemalist kurd partisini ancak bu kadar yalin ve mizahi bir dile anlatila bilinir ama anliyana sivri sinek saz anlamiyana davul zurna saz misali yazmakta ve anlatmakta israr etmeliyiz nasnaname calisanlarini buyuk ve kutsal calismalarindan dolayi kutluyorum yoldasca selamliyorum
Îsmaîl Girikî-- Birde Yildizin icine A.Öcalanin Resmide eksiz.PKK'yi Yöneten Türkler", Ya da MİT/Devlet ne fark eder? Eski JITEMCI Binbaşı Cem Ersever,Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Emekli bomba uzmanı başkomiser Nazmi .. 12 Feb, 2012 11:00:39
avatar
PKK'yi Yöneten Türkler", Ya da MİT/Devlet ne fark eder?

Yakalanan KCK lilerin büyük bir kismi devletin Aktiv gürevlerini yerine getirmek icin Kürd halk kitllelerini Sokaklara , Kürd ulusal haklariya alakali olmayan eylemlerin öncülügünde aktif gürev yapanlardir.

KCK yani Ergenekon. Devletin yöksek kademelerinde büyük gürevler üstlemis olan yetkililer, PKK yi Kürdler deyil devlet kurdu diye diye biktilar. Ama bu siyasetin "s"den bi haberler, yani Kemalist PKK/KCK nin kenarinda beklemede olanlar hala onu Kürd olarak gürmesini nefretle kiyiyorum.

Bu Kendini anlamayan Kürdlermidir, yoksa misyoner Kürdlermidir? Misyoner Kürdler oldugu bütün eylemlerinde belli.

BDP nin suursuz siyasetcileri hala Kemalist ve Ergenekon terör Örgütü Öcalani Kürd tarafi ve muhatabi olarak güstermesinide ihanetin en acik ifadesidir.

imralide kendi basima bir kurumum diyen Öcalan, onu idare eden Kurum hangisidir? Genel Kurmay ve devletin Üst düzey bürokrati ve MIT deyilmidir? Neden bu acik ihanet ve düsmanlik siyasetini bu Geri zekali BDP/DTK kongreleri dedikleri Karton örgütler ve diyer seyir halindeki Kürdler anlamiyorlar?

Bu ihaneti ne zaman bertaraf edeceksiniz? Ne zaman kendine geleceksiniz?

Eski JITEMCI Binbaşı Cem Ersever,Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Emekli bomba uzmanı başkomiser Nazmi Nuri Çelik, vs.vs... Devlet PKK yi Kurdu diyorlar.

Kürd ve Kürdistan halk düşmanı Abdullah Öcalan tek başına kurum olabirmi? Kendi başına Kurm ise O kurumu sevk ve idare eden öst birimlerin karargahları nerededir?

İmrali de Kürd rezaletini keyifle seyreden Ergenekon Terür örgütünün aktif Kanli Elemani ve PKK nin Başındaki Abdullh Öcalan sürekli diyor, „ ben burda ayri bir kurumum. Burdakilerde benim ayri bir kurum olduĝumu kalbul ediyorlar“.

JİTEM İstihbarat Binbaşısı Ahmet Cem Ersever: “PKK,1970´li yılardaki toplumsal dalgalanmaların, o günlerin şartlarında meydana gelmis doğal bir örgüt olsaydı 12 Eylül sonrasını da diğer bir yığın silahlı-silahsız örgüt gibi karşılayacaktı. Fakat PKK kuruluşunda ve amacında bir farklılik olduğu için 12 Eylül dönemini ve sonrasını kendi güç ve imkanlarının çok çok üstünde olan ve o düzeydeki bir örgütün hayal bile edemeyeceği ilişkilr sayasinde farklı bir biçimde karşiladi“. “Demeki birleri PKK ´ya Yürü ya kukum demişler“. Bu çok düşündürücüdür.daha öncede belirttiğimiz gibi Pkk´nin kuruluşundan itibaren sahnede sonderece gizemli ve akıl almaz olaylar vardır. Gerçi bu esrarengizlerin bir kısmıni Abdullah Öcalan zaman zaman ağzından çıkarmıştır ve bir kısmını da hadiseler ortaya çıkarmıştır“. Nizip ´teki isçilere de aynı baskılar uygulanıyordu.Nizip işçilerini, paralarını, evlerini ipotek altına almışlardı. Bu dönemdeki APOCU faaliyetin bu yönüyle de“ incelenmeye değer yönleri vardır“. „Araştırıldığında ibret verici belgeler ortya çıkacaktır“.Kendileri az ve bilinmeyen adamlar oldukları için hedef olmadıklarından istedikleri gibi gezip dolaşiyor ve istedikleri zamanda cinayet işleyebiliyorlardı“. Yurt dışına çıkma emri alan PKK militanları Lübnan´a gidecekleri biliyorlardi.Ancak düsman bir ülke olan Suriye topraklarından nasıl geçip Lübnan´a gideceklerini düşünüyorlardi. Öcalan bu durundan da istifde etmek için rehberlere „ Bizimkileri Suriye´den Lübnana´a getirirken çok gizli hareket ediyormuşsunuz gibi davranacaksınız“... taliamt veriyordu. Halbuki grupları Süriye-Türkiye sınırından alıp Lübnan´a ulaştıran rehberlerin hepsi Suriye İstihbarat görevlileri idiler“.
***

Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu :"Öcalan da Ergenekon'un adamı ve bu Görevi sürüyor!" 2008 Aktüel
„Yani PKK'yı Ergenekon kurdu! Öcalan'ın Ergenekon'un içine alınması çok örtülü bir operasyondu ama bundan Ergenekon'un o dönem Türkiye'deki tüm üst düzey yöneticilerinin kesin haberi vardır. Ama bu projeye nasıl izin verildi hâlâ anlayamıyorum. Basit bir istihbarat kuralı uygulanmış, Türk solu içinden biri (Öcalan) seçilip kullanılmış. Sonra Ergenekon, Öcalan'ı kendi emelleri doğrultusunda kullanmış. 12 Eylül darbesini önceden Öcalan'a haber veren ve Suriye'ye güvenli geçişini sağlayan da darbeyi planlayanlar ve Ergenekon'un MİT'teki unsurlarıydı. Öcalan yakalanmadan önce bazı askerlerle Öcalan'ın görüşmelerinin kayıtlarının hepsi Emniyet İstihbarat'ın arşivlerinde var! (http://www.yeniaktuel.com.tr/tur102-2,135@2100.html.)

Emekli bomba uzmanı başkomiser Nazmi Nuri Çelik, 1984'te sürgüne gönderildiği Siirt Eruh'ta şahit olduğu ilk PKK eylemini anlattı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü eski Bomba İmha Büro Amiri Başkomiser Nazmi Nuri Çelik, PKK'nın 1984'te Siirt'in Eruh ilçesinde gerçekleştirdiği patlamanın olduğu yere sabah 06.00'da ilk giden isimlerden biri. Ona göre, terör örgütü PKK'nın ilk eyleminde Ergenekon'un parmağı var. Bu tespitini, olayın ardından yaşadığı ancak o dönem bir anlam veremediği gelişmelere dayandırıyor. Çelik, teröristleri sorgularken, "MKE yapımı bombaları nereden aldınız?" diye sorduğunu, ancak idarî makamların, kendisini "Bombacı, sen böyle soru soramazsın!" diye uyardığını anlatıyor.
Bu sürede sayısız bombayı patlamadan etkisiz hale getiren Çelik, güvenlik güçlerine devlet izniyle üretim yapan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na ait bombaların nereden ve nasıl teröristlerin eline geçtiğini çözmek için defalarca kuruma yazı yazmış. Bombaların seri numaralarını da eklediği resmî yazılarına cevap; "Genelkurmay Başkanlığı'na" diye geliyormuş. Bu yazının kopyasıyla birlikte seri numaraları olan bombaların hangi birliğe verildiğine dair bir yazı da Genelkurmay Başkanlığı'na gönderen Çelik, "Bugüne kadar hiçbir yazıma cevap alamadım. Örgüt mü gidip alıyor Makine Kimya'dan bu bombaları?" diyor. (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1237287&title=pkknin-eruhtaki-ilk-eyleminde-mkenin-bombalari-kullanildi).


Özel Kuvvetler'de 12 yıl görev yapan Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu'na ait olduğu iddia edilen ses kaydı internete düştü. 12 sene Özel Kuvvetler'de aktif görev yapmış olan Yarbay Nesimi Soner Dedeoğlu fadeler kullanılıyor. "Öcalan ve Murat Karayılan, gayri nizami harp eğitimi almış devletin adamlarıdırlar" diyen Yarbay Dedeoğlu'nun şok ifadeleri şöyle:
Ergenekon yapılanmasının ve PKK terör örgütünün Gladyo olarak da bilinen özel kuvvetlerle ilişkisini deşifre eden kayıtta teröristbaşı Öcalan'ın 'devletin adamı' olduğuna dair çarpıcı ifadeler kullanılıyor. "Öcalan ve Murat Karayılan, gayri nizami harp eğitimi almış devletin adamlarıdırlar" diyen Yarbay Dedeoğlu'nun şok ifadeleri şöyle:
„sene özel kuvvetlerde çalışmış birisi olarak söylüyorum. "Ergenekon tarzı yapılanma maalesef var" diyen Dedeoğlu, bu yapılanma içinde görev alanların şu andaki görevinin ne olduğunu bilmediğini belirterek "Ne işe yaradıklarını, ne yaptıklarını, daha önce nerede görev yaptıklarını, nasıl, nerde, ne şekilde kullandığımızı falan biliyorum" diye konuşuyor. Gayri nizami harp usulleri hakkında bilgi veren Dedeoğlu, yakın tarihin karanlık olaylarına ışık tutacak şu ifadeleri kullanıyor:
"Ülkenin menfaati için adamı en üst noktalara kadar yetiştirirsin. Tehlikeli olacağı zaman imha edersin bu böyledir. Cem Ersever, Abdullah Çatlı imha edilmiştir. Korkut Eken sesi soluğu çıkıyor mu bu yakınlarda imha edilir. Bunun gibi belli başlı adamlar faydalanılır, istifade edilir, devletin başına bela olacağı zaman imha edilen adamlardır." Dedeoğlu, konuşmasının bir bölümünde teröristbaşı Abdullah Öcalan ve terör örgütü PKK'nın lideri Murat Karayılan hakkında skandal sözler sarf ediyor.

„Öcalan ve Karayılan'ın gayri nizami harp eğitimi almış devlet adamları olduğunu dile getiren Dedeoğlu, şöyle devam ediyor:
"Karayılan, Kara Harp Okulu 1988 devresindendir. Biz niye mücadele ediyoruz? Bu meslekte kaldıkça değer yargımı yiyorum. Mesela devletin gayrinizami harp yaptırtıp da öldüremediği adamlardan bir tanesi de Öcalan'dır. Devletin adamıdır, yetiştirdiği. Öcalan 10 sene kadar devlet için çalışmış bir adamdır. 10 seneden sonra imha edemiyorlar. Devletin başına bela oluyor"
O zaman özel kuvvetçi olmakla gurur duyuyorduk. Şimdi özel kuvvetçi dediğim zaman Ergenekon mu diyorlar. Bağlantın var mı diyorlar. Özel kuvvetlerdeki adamlara çok farklı işler yaptırtıyorlar. Yani aklınıza gelmeyecek her türlü devletin bekası için gerekli olan her türlü şeyi yaptırtıyorlar. Şimdi bütün bunların hepsini bilirsen tehlikeli boyutlara geliyorsun demektir."Yeni Şafak.

SP Genel başkan yardimcisi Ömer Vehbi Hatipoğlu: “PKK kendiliğinden kurulan bir kuruluş değildir. Pkk xwe bi xwe ne hatiye avakirin. Dibêjit. dibêjit(www.haberdem.com 30.12.2007)

„1990´ların başında Şam ile Ankara gizli bir mutabakata varmışlardır. Öcalan, Kürd hateketi içinde bu gizli mutabakatın memuru olarak görev yapmıştır. Kürd hareketini terörist olarak damgalatmış, çözümün önünü tıkaması için gereken her şey yapılmış, görevini tamamaladıktan sonra Türkiye´ye geri dönmüştür. Henüz görevinin başındadır ve çalışıyordur“, yazan eski emniyet Istihbarat daire başkanı Bülent Orakoğlu; aslında bu siyaset hala güncel olarak varlığinı devlet tarafından koruyop kollanıyordur“.

Saflarda, cephelerde, pozisyonda bugün deyil ta 1970 li yillarin yarisindan beri netlesmisti. PKK Kürd halk düsmani bir parti olarak devletin kanli örgütü olarak piyasaya sürldü devlet.

Bundan böyle Kürdlerden her kimki PKKyi savunuyorsa, ona destek veriyorsa bilsinki o/onlarda ihanet ve düsmanlik icindededir.

Öcalan imaralide sesleniyor; Ben burda tek basima bir kurmum, bu kurmu burdakilerde biliyorlar" derken Kürdistan isgali Kurumlari olan Genel Kurmay ve MIT Kurumu gürmeyen kör Kürdlerin cani cehenene.

Îsmaîl Girikî
12.2.2012
Kurdewar .. 13 Feb, 2012 02:29:14
avatar
Öcalan çok kurnaz çok önceleri bunun tedbirini almıştı. Gün gelir de Mit-it ilişkileri deşifre olursa nasıl kıvıracağını " biz MİT'i kullandık, onların parası ile partiyi kurduk" derken aslında bu günü tahmin ediyordu ! Müridleri bu ilişki neyin nesi, MİT niye işin içinde oluyor diye bir itirazda bulunmadılar. Onun için şimdi de Öcalan'dan hesap soramazlar.Öcalan bu şekilde sıyrıldığını zannediyor!

Kürdistanlı yurtseverler dün de bu gün de PKK'nin kirli bir örgüt olduğunu hep dediler ama sesleri kısıktı bir tek kendileri seslerini duyuyorlardı. Çünkü PKK herkes sindirmişti. Şimdi her şey ayan beyan ortada, daha gür bir şekilde bağırın ve uyuyanları uyandırın. Hewarrrrr hey hewarrrrrr !...
memet .. 13 Feb, 2012 06:08:19
avatar
MIT SIZDI DIYE PKK´YI SUCLAMAK DOGRU DEGILDIR,AMA...

Simdi bir örgüte mit veya polis sizmis diye o örgütün talepleri direkt yanlis kabul edilemez.Ancak sizanin da bir amaci oldugu icin-eger etkili konumlara gelmislerse-, mücadele yöntemleri ve sonuclari farklilasabilir.Hangi amac icin sizilmistir? Amac cok farkli olabilir. Ayrica birileri PKK`ya sizdi diye PKK`yi suclamak dogru degildir.Bir örgüte sizmak -hele de demokrasinin olmadigi gizli örgütlere-zor birsey olmasa gerek.Gecmiste mitin sizmadigi sol örgüt cikmadi hic,hepsinde olmus.

PKK`nin ve BDP`nin esas elstirilmesi ve siddetle karsi cikilmasi gereken yanlari hala silahtan,Kürt genclerinin dagda kirilmasindan medet umuyor olmalaridir.
Sonuclari ne olursa olsun,tek tarafli da olsa PKK silah birakmalidir.Bu daha fazla gencin manasizca ölmemesi icin gereklidir.Evet,Kürtler agir bedel ödedi, silahi sigorta gördü zalimin karsisinda, onlara güc ve cesaret verdi belki PKK,ama artik silahla daglarda dolasmanin gerekcesi sifirlandi.Elinde yüz belediye,35 milletvekili,birsürü sivil toplum örgütü,önemli bir medya ve herseyden önce de üc milyon civarinda secmen destegi olan bir hareketin günümüzde hala silaha ihtiyac duyuyor olmasi zaten tek basina büyük bir handikap ve beceriksizliktir.

Aslinda BDP`liler kendilerine su soruyu sorup dürüstce yanit verseler herseyi göreceklerdir:

Bizim talaplerimiz makul ve hakliyiz,öyleyse dünyada neden kimsenin destegini alamiyoruz?
Birkac marjinal yapinin utangac desteginden baska hicbirsey yok.O zaman demek ki sen birseyleri yanlis yapiyorsun,kendini kandirmanin alemi yok.
Ben sahsen, Kürtlerin esit hakli olmasinin tam taraftari olan bir Türk olarak BDP`lilere ve PKK`nin akil hocalarina olan güvenimi tümüyle kaybettim.
Adamlarin yayinlarina bakiyorum, devletten,hükümetten,ordudan vs. daha cok Kürtlerin esit haklari icin kendini gözükara riske atan Ahmet Altan`a saldiriyorlar.Her allahin günü papagan gibi ayni seyleri tekrarlayip duruyorlar,agizlarindan baris lafi düsmüyor (ben gicik olmaya basladim sayelerinde bu lafa)ama siyasetleri tümüyle gerilime hizmet ediyor,Veysi Sarisözen ve bazi yazarlarinin kaleminden kan damliyor...

Maalesef Kürtlerin isi zor,ama ne yapalim,malzeme bu...


Tsk.
musa isa .. 14 Feb, 2012 12:04:08
avatar
bir yazarın üslubu bu kadar mı güzel olur. bir yazı bu kadar mı akıcı yazılır. yazının içeriğiyle ilgili birşeyler söylemeyeceğim sadece yazarı çok çok tebrik ediyorum.
mmmm .. 14 Feb, 2012 05:10:37
avatar
eline sağlık. yazının içeriğiyle ilgilenmiyorum.
bilgi ve birikimine hayranım. kelime haznen harika olaylara bakışın çok farklı

daha önce yazdığın yazılardan ötürü teşekkür ediyorum.
Selamlar Üstat

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: