Anasayfa | Yazarlar | Mahmut Gergerli | Nasname'ye emek verenlerden: Murat Değdelen

Nasname'ye emek verenlerden: Murat Değdelen

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

.

.

.

Mahmut Gergerli: Kek Murat, Okuyucularımıza kendini kısaca tanıtabilirmisin?

Murat Dagdelen: Kendini tanıtmak sorusu, zor bir soru. Yanıtlamaya calışayım. Tahminlere göre altmışlı yılların başlangıcında, annemin deyimiyle kiraz ağaçlarının çiçek açtığı ay’da Diyarbakır’da doğmuşum. Yirmi yaşıma kadar bu kadim şehirde yaşadım. Daha dudağımın üstünde ki ayva sarısı tüyler, bıyığa dönüşmeden, ülkemi  sömürgecilerden, dünyayı  emperyalistlerden kurtarmaya karar verdiğim günden beri, ya aranıyorum, ya cezaevindeyim, ya poliste işkencede veya sürgündeyim. Bu garip yolculuk hala devam ediyor. Hala sürgünüm. Henüz genç sayılabilir şu ilginç ömrümde, çok şey yaşadım, çok şey gördüm, çok şey işittim. Dostlarım çok, düşmanlarım çok az oldu.Yaşamım boyunca ilkelerim oldu. Bunlar,  önem sırasına göre her zaman ilk sıraya yerleştiler. Gerçekler karşısında asla suskun kalmadım. Kalemim ve sözlerim yettiğince  yazmaya, anlatmaya çalıştım.Büyük günahlarım olmadı. Yada yargıya gidecek suçlarım. Kırdıklarım, üzdüklerim, yaraladıklarım olmuştur. Onlarda istiyorlarsa beni affetsinler. Geriye bakıp düşündüğümde, bu kadar çok şey nasıl yaşamışım hayret ederim.  Bir kısa ömürde, bin yıl yaşamak gibi bir şey bu.  Neyse sözün özü, Almanya’da yaşıyorum. Mesleğim olan gazeteciliği, Kürdistan-Aktüel sitesinde devam ettiriyorum.Yaklaşık yirmi yıldır yazıyorum. Bu kadar...

M.G: Nasname ile ne zaman tanıştın hatırlıyormusun?

M.D:Nasnameyle daha doğmadan tanışıyorduk. Daha sevgili Şükrü hocamızın kafasındayken tanışma şerefine nail olmuştuk. Tamamıyla Şükrü Hoca’nın eseridir. Yanılmıyorsam 2000 yılının başlarıydı. O zaman İnternet gazeteciliği  Kürtler arasında çok önemsenen bir şey değildi. Bilinmiyordu. Yaşamımıza bu kadar yaygın olarak girmemişti. Bir çok kimse, internet gazetesi dedin mi, dudak büküp, boş bir uğraş olarak görüyordu. İçimizde olayı ilk kavrayan Şükrü hoca oldu. O zaman biz bir gruptuk, daha doğrusu birşeyler yapmaya çalışan arkadaş çevresi diyelim. Çok şey yapmaya çalışıyorduk ama bir çok nedenden ötürü gerçekleşmedi. Belki bir gün yazılır bunlar. Bunların bilinmesi bence önemlidir.Tekrar Nasname’ye dönersek dediğim gibi Nasname ile deyim yerindeyse daha ana karnındayken tanışıyorduk.

M.G: Nasname ye o dönem katılmanın ve destek vermenin gerekçeleri neydi?

M.D: Hoca’nın yazmamı istemesiyle oldu. Bizler o zaman tam bir suskunluğa mahkum edilmiştik. Olup bitenleri, gerçek diye yutturulan yalanları ve  Kürtlerin başına örülmek istenen oyunları deşifre edecek,  insanlara  “Kral Çıplak”  diyecek olanaklardan yoksunduk. Gerçekleri,  bizimle konuşmaya cesaret edebilenlere, dilimizle anlatmaya çalışıyorduk. Kaldı ki, o zamanlar bize selam vermek dahi ciddi bir cesaret isterdi. İşte böyle bir ortamda Nasname yayına başladı. Silahsız, savunusuz  olan bizlere sürekli ölümcül darbeler vurmaya çalışanlara karşı, kendimizi savunabileceğimiz bir imkana kavuştuk. Yazmaya başladık. O zaman yazdıklarımızın haklılığı, bugün daha iyi anlaşılır hale geldi. Düşünün bir kere, daha o zaman yani bundan on yıl önce kimsenin Öcalan’ın “Gözünün üstünde kaşın var” diyemediği dönemde, Öcalan’ın genel kurmayın emrinde olduğu ve savaşı onların istediği ile sürdürdüğünü yazıyordum. Bunu kendime cesaret payesi çıkarmak için söylediğimi sanmayın. Burada anlatmak istediğim iki şey var. Bugün henüz anlaşılmaya başlanan bir gerçeği on yıl önce yazabilmek önemliydi. İkincisi bu Nasname ile gerçekleşmişti. Sorunuza tekrar dönecek olursak, Nasname çok iyi bir imkandı. Gerçekleri anlatmanın iyi bir aracıydı.Bu nedenle yazmaya başladım ve uzunca bir süre Nasname başyazarlığı yaptım.

M.G: Nasname den ne zaman ve nasıl ayrıldın, hatırlıyormusun?

M.D: Nasname’de uzunca bir süre yazdım. Birlikte olduğumuz sürece Şükrü Hoca ile aramızda çok olumlu bir dostluk vardı. Şimdi ayrı olmamıza rağmen bu dostluk özde halen devam ediyor. Bu konuda bir problem yok. Fakat  tarzlarımızda ciddi farklar olduğu kesin. Bu tarz farklılığı, ilişkimizin Nasname’de sürdürmeye olanak vermedi. İşin özü budur. Çok farklı özelliklerde oluşumuz, tarzlarımızın bir arada olmaya izin vermemesi, sevgili Şükrü hoca ile yollarımızın ayrılmasına sebep oldu. İlişkimiz hala devam ediyor. Ayrılırken bir birimize kırıcı sözlerimiz olmadı. Arkadaşlığımızı ele, ayağa düşürmemeye ikimizde özen gösterdik.Bu nedenle bir birimizi pek görmesek te, şahsen tarz konusunda düşüncelerim  aynı olmakla beraber, kendisine yönelik sıcak dostluk duygularım devam ediyor.

M.G: Nasnamenin bugünkü profilinden memnunmusun?

M.D: Nasname’nin bugün ki, durumu ile ilgili bir şeyler söylemek istemiyorum. Çünkü başka bir sitenin Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyorum. Bu nedenle profile ilişkin bir şey demek yerine , Nasname’nin bundan yaklaşık on yıl önce üstlendiği misyonunu devam ettirdiğini, genel olarak başarılı olduğunu söyleyebilirim. Kürtlerin, farklı olan, resmi yalanların dışında gerçeği insanlara anlatmaya çalışan muhalif bir ses!e ihtiyacı vardı bunu Nasname yerine getirmeye çalıştı. Bu anlamda bakacak olursak gerçeği arayanların Nasname’ye ve kurucusu Şükrü Gülmüş’e sıcak bir teşekkür borcu olduğunu düşünüyorum.

M.G: Kek Murat, eklemek istediğin bir şey var mı?

M.D: Beni, Nasnameye geçmişte  sunduğum küçük katkılardan dolayı hatırlamış olmanıza sevindim. Teşekkür ederim. Size ve okuyucularınıza dostluk selamlarımı yollayıp, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

M.G: Ben de söyleşi için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim.


Mahmut Gergerli
gergerli@gmx.de

.

.

.

Yorumlar (4 gönderildi):

Dr. Ali GUN .. 15 Mar, 2010 05:52:07
avatar
Soylesi sadece sohbet icin yapilmaz.Emektarlarin daha net konusmalari gerekmez mi? Neden ayrildiniz? Simdi hangi sitenin basindasiniz? Reel siyasetle ilgili dusunceleriniz? Somut cozum fikirleriniz? Nasnamenin eksikligi neler? gibi.Okuyunca doyurucu olmali degil mi? Saglik ve basarilar.
agir abad .. 16 Mar, 2010 02:50:45
avatar
Tek bir cümleyle''Murat Dağdelen'in bireysel özgürlüğünü ve seçtiği yaşam tarzını hiç birimizin sorgulama hakkı yoktur.
Tek devlet,tek milet,tek ırk diye birileri kendini sağlama almak isterken siyaset dünyasında.
Bu yanlış diye herkes kıyamet koparırken insanlık ve demeokrasi adına,
amaç nedir,çoğulculuk ve çoğulcu düşünenlerin değerini anlamak ve dünya yaşamını bu kurallara göre dizayn etmek değilmidir.
Yorumda bulunan arkadaşa şunu söyleme hakkımı kullanıyorum: Murat dağdelen,kendine özgü bir düşünce ve yaşam tarzını,kendi mutluluğu adına seçmiş ise !
Onu sorgulamaya,hakkımız olabilirmi olmamalı!adam lider değil,kürdler adına dengeleri değiştirecek bir siyasetçi de değil.
Bu gözle bakıldığında sayın Dağdelenin ne yaptığı ve nerde yaşadığı,neler yapacağı bizleri neden ilgilendirsin,
gün ve zamanı gelir kendisi kendini ve düşüncelerini bizlerle paylaşma gereğini duyar veya duymaz.
Bizim için önemli olan,Dağdelen'in bir fotosunu bizlere sunan Gergerliye teşekkür etmek olmalı..
Cevdet Akbay .. 17 Mar, 2010 08:35:14
avatar
Yayin Koordinatorumuz sayin Mahmut Gergerli'nin "Nasname'ye Emek Veren" yazi dizisini takdire $ayan goruyorum. Nasname'ye emek vermis sevgili dostlarimizi hem hatirlama hem de vafa borcunu odeme babindan iyi oldu. Saniyorum bu dizinin devami gelecek, cok da guzel olacak.

Bununla birlikte, diger dost Kurd site yoneticileri ve yazarlariyla da en az iki haftada bir bir roportaj yapabilse cok guzel olur. Bu vesile ile Kurdler arasinda dostluk kopruleri saglamla$mi$ olur. Mahmut Hoca "Nasname'ye emek verenler"i yaziya dokerken, $ukru Hoca da engin gazetecilik deneyimiyle dost sitelerle roportaj yapsa cok harika olur (benim roportaj yapma konusunda kabiliyet zaafiyetim var maalesef, becerebilsem yardimci olmay can i gonulden isterdim).

Kiymetli Murat Dagdelen'e verdigi mulakat icin cok te$ekkur ediyorum. Bizleri fazlasiyla sevindirdiler. Selam ve dostlukla...
Aliser .. 18 Mar, 2010 03:28:02
avatar
Kürd demokrat ve yurtseverleri arasinda gelisebilecek her caba sahsen beni sevindirir.
Aslinda bununlada yetinmemek lazim, bu tür cabalari giderek ortak örgütlenmelere götürmek gerek.
Bunun icinde,insanlarimiz birbirlerine karsi,göstermelik degil ,gercekten samimi olmak zorundadirlar..bunun en olmazsa olmazi,aleni olmaktir,ilkeli ve tutarli olmaktir..dahasi demokrat olmaktir..
M.Dagdelen ile yapilan söylesi umarim,böyle bir cabaya vesile olur..gerci ne yalan söyliyim, bende biraktigi izlenim suya, sabuna dokunmayan,birbirlerinin rahatini bozmak istemeyen,diplomatik mütavazikliklerle sinirlandirilmis bir söylesi gibi geldi bana,umarim yanilirim...

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: