KOORDİNATÖRDEN: Berzan Boti Arkadaşımızın ayrılması ve Nasname'nin Geleceği
.
KOORDİNATÖRDEN
BERZAN BOTİ ARKADAŞIMIZIN AYRILMASI VE NASNAMENİN GELECEĞİ!
Sevgili Berzan,
Nasname den ayrılışın hepimizi çok üzmüştür, bilmeni isterim. Ayrılık gerekçelerini kabulde güçlük çeksem de, çok iyi anlıyor ve kararına saygı duyuyorum.
Bir birey ile özdeşleşen/özdeşleştirilen Nasname'nin, bir “Özgür Bireyler Topluluğu'na” bir “Tartışma Platformuna” dönüşmesinde/evrilmesinde çok büyük emek ve çabalar sarf ettin.
4 yıl gibi bir aradan sonra tekrar Nasname'ye katılmamın tek nedeni, özellikle Senin ve Süleyman arkadaşların bu konudaki ciddi duruşu ve Nasname'nin kurumsallaşması için gösterdiğiniz samimiyetinizdi.
Hep birlikte çok kısa bir zaman diliminde, bütün sıkıntılara ve yolumuza döşenen taşlara rağmen; Kurumsallaşmak, Şeffaflaşmak, Demokratik ve Paylaşımcı bir çalışmayı oturtmak için, belli merhaleler katettiğimize inanmaya başladığımız bir dönemde, bizden ayrılman, işimizi daha güçleştirecektir!
Bütün zorluklara rağmen, okuyucularımıza ve dolayısıyla Kürdistan Kamuoyuna verdiğimiz güvenin, üstlendiğimiz misyonun ve Nasname'den olan beklentilerine cevap olmak için yolumuza, kavgamıza, Sensiz de olsa devam edeceğiz!
Kürd Halkının bir Nefes Borusu, bir Özgür Tartışma Platformu olarak; Tabulara, Haksızlıklara, Yalana ve Tarihi kendi amaçları için tahrif etmek isteyenlere, gücümüz elverdiği ölçüde karşı durmağa ve Gerçeklerin Yalın Dili olmağa çalışacağız!
Bu kavgada, Seni ve Yazılarını özleyeceğiz!
Kurumsallaştıkça, Özgür Bireyler Topluluğunun Felsefesini, günlük yaşamımıza ve yazılarımıza yansıttıkça, umarız Seninde tekrar Nasname'ye dönmenin davetiyesi/ gerekçesi olur!
Selam ve Sevgilerimle
05. Ocak 2010
Mahmut Gergerli
Nasname Koordinatörü
.
.
.



Yorumlar (12 gönderildi):
Sayin Boti'nin ayrilisinin esas nedeni, Ocalan kadar PKK'nin de yeterince elestirilmemesi degil miydi? Bu konuda Nasname'nin bir karar vermesini istemekteydi.Bu konuda yazarlarinizin ayri ayri ne dusunduklerini bende ogrenmek isterdim.Cunku,bazi sorularin cevaplandirilmasi gerekmektedir. Bunlar:
1-Ergenekon yani TSK ,egemenligi devam etsin diye PKK'yi yaratmamis midir?
2- PKK'nin TSK'nin kontrolunda olmadigi donem veya donemler olmamissa,bu oyunu farketmedigi icin PKK icinde Kurdistan icin savasan sayin Gulmus ve diger aydinlar neden ozelestiri yapmiyorlar?
3- Olmussa, hangi donemlerde PKK'nin Ergenekonun kontrolunda olmadigini yine Sayin Gulmus ve ozelestiri yapmayan diger aydinlardan ogrenmek gerekmezmi? Bu can alici temel sorular cevaplandirilmak durumundadir.Lutfen sayin Gulmus'e ve diger arkadaslara iletiniz.Tesekkurler.Saglik dileklerimle
Günümüz dünyasının şu bölünmüşlük ve binbir parçaya savrulan devrimci bakış açısı artık şirazesi bozuk.
Neye ve kime özeleştiri vereceğiz?
Özden ve özeleştiriden ne anlıyoruz?
Özeleştiri; -en genel tanımı ve kelimenin gerçek anlamıyla- bir hata veya bir suçun fark edilip, bunun bir daha yapılmaması için kişinin bunu bilince çıkarmasıdır.
Sözlü ve yazılı beyanla olduğu gibi; insan kendi pratiği içinde daha dikkatli ve temkinli davranarak da bunu yapabilir.
Devrimci her birey; saygı duyduğu kişi, kurum ve merciye bunun hesabını verir. Eskiden güzel bir devrimci gelenek ve özeleştirinin samimiyeti vardı. Lakin bu da süreç içinde dejenerasyona uğradı, içeriği boşaltıldı ve Öcalan/PKK gibi bir partide ise;
ÖZELEŞTİRİ:KİŞİLİKSİZLEŞTİRİLMENİN DİĞER ADI OLDU.
Özeleştiriden ziyade; kişinin devrimci özünü vere vere, şefe ve sisteme bir mürit gibi bağlanması oldu. Bu anlamıyla -hamd olsun- bu sistemde asla özeleştiri yapmadım, vermedim ve verenleri de makul görmedim.
On yıl boyunca yazdıklarımın bireysel tarihim olduğunu söyledim. Bu süre zarfında hatalarımı/suçlarımı ve yetmezliklerimi en samimi bir şekilde açıkladım. Eğer birileri hala 'BU YETMEZ!..' daha da ... daha da derse, o zaman onları samimi olmamakla ve devrimci özeleştiri ile itirafçılığın ayrıdını anlamammışlıkla açıklamak gerek.
Bikez daha, sen ve senin gibi düşünen samimi okuyucularım için açıklayayım.
Ben; Kürdistan halkının bağımsızlığı ve özgürlüğü için bu PKK'ye katıldım. Onlar ve şefi bundan uzaklaştıkları için ayrıldım. Bu Partinin firaunu ve şefine karşı çıktım.
Yani giriş ve çıkış nedenlerim birdir.
Bazen sessiz, bazen hafif tepkili ve daha sonra da çatışa çatışa bugünlere geldim.
Kimse bana; 'Siz Öcalan ve partisinin ta başından beri MİT kurdu ve Kürdkıran hareketidir' diyemez ve detirtemez. Öcalan bin kere ajan olsa da benim bu davada bulunma neden ve istemlerimin önüne geçemedi.
Öcalan'ın başından beri TC Devleti'nin MİT'i, Genelkurmay'ın bir kanadı ile içine girmiş olduğu ilişkiden dolayı Kuzey Kürd Özgürlük Hareketi'ni ve kazanımlarını yok sayma vicdansızlığına soyunamaz/soyunmammalı ve buna ben şahsen izin vermem.
Bunlar ne midir?
İşte bir Diyarbakır Zindanı, Direnişleri ve siyasi savunmaları hala ortada. Zaten onun için deniyor ya; PKK'yi doğurtan sebep Diyarbakır Zindanıdır, diye.
Doğru. Diyarbakır Zindan Direnişi ve Savunmaları olmamış olsaydı Öcalan'ın feriştahı gelse ne o ne PKK'sı bu hale ve bugüne gelirdi.
Şimdi orayı açacağız.
Hem de her açıdan.
Yani bizim PeKeKE'miz ve bizim Direnme Odağımız Diyarbakır Zindanı'ın anlatacağız.
Herkesin bu davada bir hayat hikayesi var. Herkese tavsiyem; Öcalan, PKK ve Kuzey Kürd Özgürlük Hareketini temel alarak kendi hikayesini koysun.
Koysun ve konuşsun.
Öyle dışardan gazel okuyarak olmaz bu.
Bu davanın -kaybedenleri de olsak- hala yaşıyoruz ve burdayız.
Şahsım adıma hesap vermeyecek ve veremiyecek hiç bir kamburum yok.
Dün çok övenler bugün 'Xoca Öcalan'a enerjisini harcıyor, şimdi de bize ve bazı arkadaşlarımıza' diyor.
Buda doğru!..
Ben yamuk gördüğüm her kişi, kurum ve kuruluşa enerjimi harcarım.
Sizde DİK gibi DİK durun.
Varsa kamburum; hodri meydan siz de vurun!..
Bu kavganın ve ahlakın da kuralıdır.
Selam ve dostlukla sayın Gün.
Ben burdayım. Sorduklarınız da yanıtlarını versin.
Niye 'Allahın bir tek askeri' ben miyim?
Gerekirse yine 'köyün delisi' olmaya soyunurum. Düzenin ve köyün akıllısı olmaktansa; deli olmak evladır.
Dostlukla/Almanya/Gülmüş
Çönkü bu yazıda Gülmüş Kendini ele verdi. Gülmüş diyor ki kimse bana dedirtemez: „Öcalan'ın başından beri TC Devleti'nin MİT'i, Genelkurmay'ın bir kanadı ile içine girmiş olduğu ilişkiden dolayı Kuzey Kürd Özgürlük Hareketi'ni ve kazanımlarını yok sayma vicdansızlığına soyunamaz/soyunmammalı ve buna ben şahsen izin vermem“. Gülmüs rahat olsun ki Devlet Ve MIT Öcalan ve PKK yi Kürd ve Kürdistana karşı kurdurtmuştur. Gülmüş İnat edebilir, ama onutmasın ki inat onu bir yere vardiramaz ve eninde sonunda ki zaten PKK nin bir devlet örgütü olark piyasaya çıktığı onlarca devletin yöksek makamdaki yetkili kişileri tarafindan açıkladilar.
Gülmüş hikayelerden basederken, kendi hikayesini iyi koymuyor. Nedenide yokaridaki kendi yazısında açıklıyor; „Kimse bana; 'Siz Öcalan ve partisinin ta başından beri MİT kurdu ve Kürdkıran hareketidir' diyemez ve detirtemez“. Niye kimsa kimse soramaz? Kesin mi konuşuyorsun? O zaman Savcılarin Hakimlerin ve Istihabratin acilamalarini sen bir muhatap olarak cik ve cevap verebilir misin PKK adina?
İşte Gülmüş´ün sagliksiz pkk ve Öcalan savunmasi burda bir kez daha kendini pkk nin savunmasina vermis oldu. Ve Nasnamenin yazarlari da Gülmüs´ün bu tavrindan dolayi Nasmameden ayrilmis olabilir kanaatindeyim. Zaten Pkk nin basindaki Öcalan defalarca acikladi, devlet beni/bizi yani PKK yi kollandi diye. Bunu Gülmüs cök iyi bilmesine ragmen. Bu inatci yanlis ve Kurdlere karsi olan hareketi savunmasi ben anlamsiz buluyorum. Ve ben Gülmüş´e bu yastan sonra, madem ben muhalifim gercek muhalifligimi yapmak zorundayim, yoksa bir PKk bilmem neyine sahip cikmak gercek bir muhalefetlik sayilmaz.
Îsmaîl Girikî
- Süleyman Akkoyun'un PKK analizleri
- Berzan Boti'nin PKK analizleri
- Cevdet Akbay'ın PKK analizleri
- Sıtkı Zilan'ın Türk-islam yazıları
- Sevgili yazarınız Nil Demrikazık hanımefendinin çalıntı yazıları
Okudunuz mu?
Okuduysanız anladınız mı?
Anladığınız kadarı ile,
yukarıda bahsini ettiğiniz PKK ve Kurdistan aşkının hangi kısmını oluşturuyordu?
Bize de anlatın, biz de anlayalım.
yada 'KEK-KAK' hem de birêz Grikî mi desem...
Herney isen..
İsmen ve cismen seni bilirim.
Bu nedenle sana bir kaç sualim olacak.
Lütfen şu sorularımı AZİZ BİRADER'lerine bir sor:
-Türkiye KDP'sinin bir tarihi yok mu?
Mesela şu Faik Bucak'ın katliamınden başlasak ve Derwêşê Sadolara uzansak..
35 yılı bulan kangren yaramız DR. ŞİVAN olayın adaha açıklık getirdiler mi?
Dr.'un kafasına kurşunu sıkan sergerdeniz hala güneyde Dolarla oynamıyor mu?
-Vesayetli ve bin bir parçalı olan bu hareketin karşımızda konuşacak -SENDEN BAŞAK- akıllı adamı yok mu? Siz Öcalan ve PKK ajanlık hikayesinden önce bir milim tarihinize baktınız mı?
-Zurnacı başkanınız daha geçen gün bir İTİTİRAFNAME ve KÜFÜRNAME yayınladı. Mürekebi kurumadan 'sus payı' verilip taltif edilmedi mi?
-Rahmetli Hemreş Reşo daha ölmeden ve can çekişirken; ellerini ovuşturanlar sırada değil miydi? Ha unutmadan aynı rahmetli de Öcalan'la 'Barış Protekolü'nde yok muyudu? Hadi o yok. Onun yerine o anlaşma metini yayınlayacak yok mu? Varsayki biz 'Avanak Avniler'dik ve Öcalan bizi aldattı. Peki liderlerini neden onun sofrasına gitti? Neden ona Ortadoğu'da kan ve can verdiler?
Son olarak; sen tahminlerde bulunuyorsun. İyi hoş da, hayatta olanlar konuşsun. Sen onların avukatı mısın?
Bir yorumcusun. Yorumlarını veriyorlar. Ben de okuyorum. Ama çok yüksek perdeden atma. Ve liderlerin, kadrolarınızdan önce sen öne çıkma.
Yazık olur sana.
Yanıtlarımın değil, sorularımın altında kalırsınız.
Selam veselametle.
6 Şubat 10
Gülmüş
Öcalan'ın başından beri TC Devleti'nin MİT'i, Genelkurmay'ın bir kanadı ile içine girmiş olduğu ilişkiden dolayı Kuzey Kürd Özgürlük Hareketi'ni ve kazanımlarını yok sayma vicdansızlığına soyunamaz/soyunmammalı ve buna ben şahsen izin vermem."
Tekrardan Günaydın! on yılı aşkın bir süredir bu dediklerinin tersi nasname'de yazıldı çizildi ve sesin sedan çıkmadı. Sesin çıkmadığı gibi şimdi karşı olduklarını hemen hemen tüm Nasname yazarları işledi.
Başına taş mı düştü de akıllandın(!) Gülmiş.
Bu kadar da pişkinliğe pes doğrusu!
Ne bize başka masallar anlat!
neyine gerek ciddi konuları tartışmak!
geç bunlar!
Tekrardan Günaydın!
Söylediklerine kargalşar bile güler ve geçer. Sadete gel sadete!
Hadi rast gele!
Yada `KEK-KAK`hem de birêz Gülmüş mü desem…
Herney isen..
İsmen ve cismen ben seni bilirim.
Bu nedenle senin bir kaç yanlışını zikzaklarını düzelteyim.
Lütfen şu kendi yanlışlarını tekrarlamayin ve İmrali-Kemalist PKK Avukatlığını da bir an evvel birakmanızı diliyorum.
Gülmüş´ün hassas bir teline bastığım için tepeni atmiş ve beni Nasnameden ayrilanlarin Avukati olarak kamuoyuna açıkmlamış bulunmaktadır. Birde bu ikinci dafadir beni direkt olarar uyarıyor; “Sen burda yorumcusun”, ama başka hassas konuları çok fazla irdeleme yoksa “Kozmik Odayi” sana kapatirim. Mealindeki ne yapmak istediğini bilmeyen bir yazar mi, gazeteci mi, yoksa Pkk nin bütün hatalarınin verası mi, yoksa kemalizmin asil örtütü olan PKK´nin savuncusu mu karmakarışik bir dönemde yaşıyor.
Gülmüş, ayrılan Nasname yazarlarına “onlar hayattadir onlar konuşsun sen niye onlari savunmaya geçiyorsun” diyor. Benim illeri sürdüğüm tahmin çok çok yerinde bir tespittir. Ve ayrilanlar sizin kemalist PKK-Öcalan ekseninden çıkmadığın içın ayrılmış olabilir.
Konu neydi? Konu Gergerli nin Nasname yazari olan Berzan Boti´nin ayrılmasıyla ilgiliydi.
yorumcularin sordugu sorularin irdelendiğinde, beminde bu kanıya varması ve özellikle Gülmüş´ün Kemalist Pkk hayranı kesilmesi ve “kimsenin bunu sormamasi ve izinde vermesini” istemesi haliyala benimde bunu analize tabi tuması, sonuc gayet güzel ortaya cimiş bulunmaktadir. Yani kabullenmiş bulunmaktasin.
Madem ki Beni Nasnameden ayrlanlan yazarların Avukatı yaptin o halde biraz bu konuyo irdeleyelim. Herşeyden önce ben ayrılan yazarların hiç birisini tanımiyorum. Ayrılanların hiç biri benim onlara avukatlık yapma ihtiyacında da deyildirler diye döşünüyorum. Onların ulusal bazda kesin ve de mert kalemlari onlara yeter. Yalnız o ayrılan yazarların ileri sürmüş oldukları fikirlerini gayet doğal, yerinde ve Kürdistan ulusal mücadeleye uygun, uyarıcı, kavrayıcı Kürd halkının da devlet Olmasını yerinde ve doğal hakki olduğundan dolayı savunmaları, bu çerçeveden eyer ben bir damlada olsa onlara avukatlık yapıtıysam ne mutlu bana. Îsmaîl Girikî bu ayrılanların avutatı oldu. Neyse hayatta ilk defa ben dört yazara avukatlık yapmış oldum. Vallahi benim için çok güzel bir doygu.
Sahî kimin avukatısın sen? Beni dürt Kürd ulusal mücadeleci yazarların avukati olduğumu açikladin. Şimdi sira bende Sen kimin avukatliğini yapıyorsun?
JİTEM İstihbarat Binbaşısı Ahmet Cem Ersever: “PKK,1970´li yılardaki toplumsal dalgalanmaların, o günlerin şartlarında meydana gelmis doğal bir örgüt olsaydı 12 Eylül sonrasını da diğer bir yığın silahlı-silahsız örgüt gibi karşılayacaktı. Fakat PKK kuruluşunda ve amacında bir farklılik olduğu için 12 Eylül dönemini ve sonrasını kendi güç ve imkanlarının çok çok üstünde olan ve o düzeydeki bir örgütün hayal bile edemeyeceği ilişkilr sayasinde farklı bir biçimde karşiladi“. “Demeki birleri PKK ´ya Yürü ya kukum demişler“. Bu çok düşündürücüdür.daha öncede belirttiğimiz gibi Pkk´nin kuruluşundan itibaren sahnede sonderece gizemli ve akıl almaz olaylar vardır. Gerçi bu esrarengizlerin bir kısmıni Abdullah Öcalan zaman zaman ağzından çıkarmıştır ve bir kısmını da hadiseler ortaya çıkarmıştır”. Nizip ´teki isçilere de aynı baskılar uygulanıyordu.Nizip işçilerini, paralarını, evlerini ipotek altına almışlardı. Bu dönemdeki APOCU faaliyetin bu yönüyle de“ incelenmeye değer yönleri vardır“. „Araştırıldığında ibret verici belgeler ortya çıkacaktır“.Kendileri az ve bilinmeyen adamlar oldukları için hedef olmadıklarından istedikleri gibi gezip dolaşiyor ve istedikleri zamanda cinayet işleyebiliyorlardı”. Yurt dışına çıkma emri alan PKK militanları Lübnan´a didecekleri biliyorlardi.Ancak düsman bir ülke olan Suriye topraklarından nasıl geçip Lübnan´a gideceklerini düşünüyorlardi. Öcalan bu durundan da istifde etmek için rehberlere „ Bizimkileri Suriye´den Lübnana´a getirirken çok gizli hareket ediyormuşsunuz gibi davranacaksınız“… taliamt veriyordu. Halbuki gruplarıSüriye-Türkiye sınırından alıp Lübnan´a ulaştıran rehberlerin hepsi Suriye İstihbarat görevlileri idiler“. Aldığımız sözümona tetbirler ile PKk/öcalan´a yardımcı olmayalım“ (Jitem istihbarat binbaşı Cem Esever).
-Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire eski Başkanı Bülent Orakoğlu’nun ihanet çemberi kitabinda „Abdullah Öcalanda Ergenekon içine alınarak eğitilen kişilerden biridir“. yazıyor. “Devlet Kürd hareketiyle karşılaşmamak için, kendi kontrulunda pkk´yi uygun görmüş ve kurdurmsına karar vermiştir“ diyor.
Pkk/Öcalan: “Güney'de Kürt devleti kurulacak. Peki, daha sonra ne olacak? Bu çözüm Türkiye için çok tehlikeli olur. Türkiye'de bunu isteyenler vardir, tehlikeyi göremiyorlar. Oysa bu planın sonucunda neler olabileceği büyük güçler tarafından hesaplanıyor. Böyle olursa Türkiye'nin bir tarafında Ermenistan, bir tarafında Kürdistan bir tarafında Yunanistan olacak.Bunu göremiyorlar" 28.9.07-(26.9.07 Av.Gör).
-PKK/Öcalan: -“Musul-Kerkük-Diyala-Telafer hattında demokratik çalışmalar yürütülebilir. Neden bu hat diyorum? Çünkü bu hatta çok çeşitli kültürler, dinler, diller, Süryaniler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Ezidiler yaşıyor. Burası Araplarla sınır hattıdır. Bu hatta demokratik bir sistem kurulabilir“.
-Pkk siyasi eylem koordinasyon elemani olan Yalçın Küçük Pkkyi çok iyi anliyor ve taniyor!
Yalçin Küçük: "Tabii tabii. Kara Kuvvetleri Komutanı da söyledi.Orada kurulacak bir Kürt devletini Türkiye Kürtleri açısından bir cazibe merkezi olacaktır. İlker Paşa Hazretleri'nin söyledikleri doğrudur. Yalçın Küçük'ün söyledikleri doğrudur Musul'u almazsanız Diyarbakır'ı verirsiniz. Ben bunları televizyonlarda da söyledim. 30 bin şehidimiz var evet ama 31 bin şehit daha kötüdür. Her gün artıyor. Barzani'yi okşuyorsunuz. Yazık bu millete, yazık bu devlete. Ben ne yapmak istiyorum, ben genişletmek istiyorum. Ben Musul'u almayı öneriyorum, onlar Diyarbakır'ı vermek istiyorlar.Abdullah Öcalan Kemal Paşa'ya büyük hayranlık duyar. Kürtleri yerden yere vurar".
Vatan15.10.2008).
-Hatta Yalçın Küçük 'Apo, bunalımda' diyordu. Olabilir, bu bunalım ulus-devleti aşma bunalımıdır. Ben ulus-devleti derinliğine çözümleyip aştım. Ben her türlü ayrılıkçılığa karşıyım. Milliyetçilik temelli ayrılıkçılığa da“.
-PKK: “ Devletin varlığı sorunu çözmüyor, daha da derinleştiriyor sorunları. Bu nedenle ben çözümü devlette görmüyorum. Bana Güney’deki gibi bir federal devleti verseler de ben kabul etmem“.
-Avni Özgürel : “En azından MİT'le irtibatlıdır. Türkiye'de güvenlik birimlerinin kurduğu bir organizasyonun içine, bir insan, hangi amaçla olursa olsun gelip gidiyorsa ve onun orada oturup kalkmasına kimse ses çıkarmıyorsa, o insan ya güvenilir biridir ya da görevli biridir. Başka ne olabilir ki? Başka şey olamaz“. Uğur'la Ankara'da evlerimiz çok yakındı. Bekaa'dan döndükten sonra
Uğur'a gitmiştim. 'Öcalan'ın MİT'le irtibatlı olabileceğini öteden beri yazıyorsun, bende de böyle bir bilgi var, bunu da bil' dedim. Uğur'daki bilgi, Öcalan'ın iki bağlantısına ilişkindi. Biri Kesire'nin ailesiyle alakalıydı. Eski eşinin ailesinin MİT'le ilişkisini Öcalan da kabul etmişti. Diğeri, Öcalan'ı Ankara'dan Diyarbakır'a götüren pilot Necati'nin MİT ilişkisiydi. Ki bu ilişkiyi Öcalan da daha sonra açıkladı. Hatta Uğur'un öldürülmesinden sonra bir söyleşisinde Öcalan, MİT'in parasıyla devlet aleyhine bir eylem hazırlanmasını komik bulduğunu bile anlatmıştı.
'Düşünün' demişti, 'Onların parasıyla, onlara karşı PKK hareketi... Adamların parasıyla, adamların elemanlarıyla yaptığım politikaya bakın...'
Neşe Düzel: Sizin Öcalan'ı MİT bürosunda gördüğünüzü açıklamanızdan sonra Öcalan'dan ya da PKK/KADEK yönetiminden bu konuda bir açıklama ya da yalanlama oldu mu?
Hayır. MİT'ten de bir şey gelmedi, Zaten ben bunu daha önce de açıkladım. Öcalan-MİT ilişkisi bağlamında Radikal'de üç yazı yazdım“. (27.10.2003 Radikal)
Şimdi sıra Gülmüşe geldi Buna bir mantıki cevav verme zamanı gelmiş ve geçmektedir Kemalist Pkk adina.
Yoksa sen bu PKK siyasetini Kürd ulusal siyaseti olarak mi biliyorsun ve kendine miras olarak kalıp savunuyorsun? Bakalım: “Bana da Şeyh Saitçilik yaptırmaya çalışıyorlar. Ben şu anda demokratik özerklik diyorum, bu temelde M. Kemal ile ilişki geliştirselerdi bugün Ortadoğu’da Kürtlerin durumu çok daha ileri düzeyde olurdu. M. Kemal 1920’de Kürtlerle işbirliği yaptı. Bu doğru bir tavırdı. Bağımsızlıkçıydı ve emperyalizme karşıydı. Bunlar Kemalist olmadıkları halde Kemalist olduklarını söylüyorlar, yalan söylüyorlar, neden gerçek fikirlerini ortaya koyamıyorlar? Ya gerçek Kemalist olsunlar ya da Kemalist olduklarını söylemesinler. Ben M. Kemal’in olduğu yerdeyim, O’nun kıyamet kopardığı noktadayım. Ben bunları dile getirdiğim zaman bana Kemalist oldu diyorlar. Hayır, ben Kemalist falan değilim, görüşlerim, düşüncelerim bellidir. M. Kemal bu noktada önemlidir, tehlikeyi görmüştü; İngiliz oyununu görmüştü ve kıyameti koparmıştı. Bu nedenle Demokratik Cumhuriyet projesini geliştirdim. Çünkü ben ABD’nin ve İngilizlerin tehlikeli oyunlarını boşa çıkarıyordum.
“Belirteyim ki; Diyarbakır üzerine siyaset yapanlar eğer, çok kötü niyetli değillerse barışçıl ve demokratik bir ortamın oluşması için gereğini yapmalılar. Yapmazlarsa çok kötü niyetlidirler. Sonu çok kötü olur. Buna kimse hazır değil. Çok öfkeleniyorum, iki milyon kişi ölür diyorum! DTP’nin de en büyük eksikliği burada ortaya çıkıyor. Çalışmıyorlar, anlatamıyorlar bu tehlikeyi. Gerekirse beş gün Ankara’da kalınır, geri kalan zamanda halk içinde kalınarak halkla beraber barış için çalışılmalıdır. Diyarbakır’ın 1920’deki tavrı doğruydu.” (11.01.2008Av.Gör)
-1926’da Musul-Kerkük kaybedildi diyorlar, niçin kaybedildi, kimse bunu dile getirmiyor. Bu İngilizler’in planıydı. Mustafa Kemal’i Çankaya’ya hapsedip etrafını da İttihat Terakkiden güçlü bir kadroyla sardılar. Mustafa Kemal bu durumdan sonra Çankaya’da daha çok edebiyat ve tarih çalışmalarıyla sınırlı kalmıştır. Kemal nasıl Çankaya’da hapsedilmişse ben de İmralı’ya hapsedilmişim. Mustafa Kemal’in olumsuz yanlarını da eleştiriyorum. Mesela 1930’larda İttihat ve Terakki kadrosunun etkisine girmiştir. Kendini korumak için Türkçülüğü geliştirdi, aslında bunu tek başına Mustafa Kemal’e yüklemek de doğru değil, etrafındaki kadrolar etkili oldu. Mustafa Kemal’i örnek almıyorum, bilimsel değerlendiriyorum. Mustafa Kemal rasyoneldi. Rasyonalite dediğimiz görüş çerçevesinde hareket ediyordu. Biz 1920’leri günümüzde aynı şekilde yaşayalım demiyorum ama daha değişik, daha demokratik bir tarzda yaşamak gerekiyor.(23.3.2008Av.Gör)
-Benim hakkımda da tasfiye kararı alınmış. Kürt özgürlüğü tasfiye edilmek isteniyor. M. Kemal de bağımsızlık ve özgürlük düşüncesiyle yola çıktı ancak dış güçler onun ilerlemesini engellediler. Bu dış güçler şimdi benim etrafımda çember oluşturdular, beni tasfiye etmeye çalışıyorlar. M. Kemal'i de biliyorsunuz Çankaya'ya hapsettiler. Hapis diyorum, çünkü durum öyledir. M. Kemal'i Çankaya'ya hapsederek boğmak istediler. Hatta bir defasında onu gerçekten öldürmek istediler, çarşaf giydirerek bir kadın kılığında Çankaya'dan çıkararak kurtarabildiler. Ben de 98'de Avrupa'da Yunanistan'da benzer şekillerde kaçarak, kılıktan kılığa girerek dolaştım."(14.3.2008 Av.Gör)
-Öcalan'ın bu görüşmelerde birkaç yıl önce başlayan Kemalizm retoriği son iki yılda zirve yapmış durumda ve Atatürk'ü övmediği görüşme çok az. Hatta Öcalan söylemini "Mustafa Kemal'in 1920'li yıllarda oynadığı rolü 2000'li yıllarda oynayacak bir Kürt Mustafa Kemal'e ihtiyaç var" demeye, eski karısı Kesire Öcalan'ı Atatürk'le iki yıl evli kalan Latife Hanım'la kıyaslamaya kadar vardırdı! Eş zamanlı olarak Demokratik Toplum Partisi (DTP) de Kemalizm bayrağını yükseltiyor. Kimilerine göre bu durumun DTP'deki ideoloğu, Radikal Gazetesi'ne Mayıs ve Aralık 2007'de "Sevr Travması-Kürtlerin Empatisi" ve "Pozitif Milliyetçilik" yazılarını kaleme alan Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk. Tuğluk özellikle ilk yazısında, Atatürk için "O bir mucizedir" diyerek, birçok kişide soru işaretleri uyandıran şu tespitlere yer vermişti: "Kurtarıcı motif, tarihsel imge Mustafa Kemal ve onun tarihsel eylemselliğinin büyüklüğü kendisini gösterdi ve gösterecek. O bir mucizedir, ölümsüzdür. Uluslaşmada temel direktir Kürt olgusunun bölücülüğe kaynaklık ettiği ideası, resmi ideolojinin yaygınlaştırdığı bir korku olsa da, toplumun usunda yer edindi ve bu toplumsal algı adeta gelenekselleşti Kürtler'in gayet açık ve samimi olması gerekiyor."(Aktuel Dergi 11.1.2008)
-Kürtlerin çok ezilmelerine, “katliamlara uğramalarına rağmen yine de bu anlayış Kürtler arasında biraz gelişti”. Herkes ulus-devlete bulaştığı için çözüm gelişemiyor. Güney’de de bu nedenle bir katliam gelişebilir, katliama uğrayabilirler, uyarıyorum. Talabani ve Barzani’yi de bunun için uyarıyorum".
-PKK/Öcalan:„Biz Cumhuriyetin başlangıç ilkelerine karşı değiliz. Mustafa Kemale de karşı değiliz. Mustafa Kemal bu Cumhuriyetin kurucusudur. 1921 Anayasası bunu ele alıyor. Bunu isteyen Mustafa Kemal’dir. Biz onun için Cumhuriyetin başlangıç ilkelerini önemsiyoruz.” Kurtuluş Savaşı dönemidir. 1921 Anayasası vardır. Ancak Mustafa Kemal’in etrafını kuşattılar“.
Şimdi Gülmüş bu yokarıdaki bir kaç örnrğin geleneksel mirasçısı olarak kendi yazısından bir kezdaha okuyalim: „Öcalan'ın başından beri TC Devleti'nin MİT'i, Genelkurmay'ın bir kanadı ile içine girmiş olduğu ilişkiden dolayı Kuzey Kürd Özgürlük Hareketi'ni ve kazanımlarını yok sayma vicdansızlığına soyunamaz/soyunmammalı ve buna ben şahsen izin vermem“. „Kimse bana; 'Siz Öcalan ve partisinin ta başından beri MİT kurdu ve Kürdkıran hareketidir' diyemez ve detirtemez“.
Şayet Kemalizmin ilke eve inkilaplarıni savunan, yaşatan, benimseten Kurd halkinin devlet olmasini engelleyen, buna amansiz karşı bir mücadele sürdüren kurd kitlelerinide buna entegtre etmeye gece ve gündüz kürdleri aldatan PKK-Öcalanin Avukatliğını yapan her kinse sen dahil olmak üzere, yapiyorsan sana/onlara karşı olacağımı açıklıyorum.
Konu neydi ? Konu DPK-Bakur deyildir elbet. Ama Gülmüş´ün kılıcını çekerek; sorularımı AZIZ BIRADER´lerine bir sor“,"yazik olur sana", sorunlarimin antinda kalirsin",Yorumcusun ama yüksek perdeden atma" bibi konuyu saptiracak kadar illeri gitmesini ezberleyen Gülmüş, „özgür Kozmik Odasına“ aykırı olduğunu, konuyu PDK-Bakur hasa Kuranin ayyetleri deyildir. Partinin Tarihi temiz bir gecmişe sahiptir.
Ben burada hiç kimsenin adına ne yazma ve nede konuşma hakkına sahip deyilim. Ben sadece Îsmaîl Girikî olarak burda arasıra bir kaç yorum yazıyorum. Herhalde bu son iki yorumumda sen çok sıkıştın onun için konuyo sapmaya çalişıyorsun ve „PDK-Baruk adına senden başka akıllı adamı yok mu“? kişiliğime hakaret etmesini „Senin o Kozmik Odaya“ yakıştıramadım. Birde sen ne yazdığinını da bilmiyorsun. Sen hem bana soru soruyorsun ve hemde beni devreden çıkarip başka insanları çağriyorsun bu dürüşün hangi etiğe konuya yerleştirelim? Ben PDK adina burda hiç bir yorumda bulunma hakkina sahip deyilim. O beni aşar. Sen çok bilincsiz bir kişi konumuna düştün.
Peki sen kimsin? Siradan bir Kürd deyilmisin? Niye bukadar yöksek perdelerde bilincsizce çalıp kemalizmin partisi olan PKK´ Kürdkıran partisini saipleniyorsun? Kendine yazık ediyorusun. Kişisel haklara gelince burda elbette senin Nasname sahibi olarak hakındır. Örneğin: Bir düşman partiyi saiplenmek ve kimseninde burda süçlama ve eleştirmeye yer vermeme. O zaman senin “Özgür bireyler topluluğun” şu ismi alirsa ne diyeceksin: “Kozmik Odaya girilmez, eleştiri yapilmaz, pkk isterse 50 bin deyil 100 bin Kürdü de öldürmüş olsada girmesi ve araştirması yasaktir” bu hak senindir.
Kafan karmakarışık olduğu her halinde belli.
Son dönemlerde Imralının zornacı´lığını açık bir şekilde öten sen, tarilerin ve olayların´ı da çarpıtmaya başlamış bulunmaktasin. Yaşın ilermemiş olması ve bugün ne yazdığın yarın es geçen bir düşünceye sahipsin. Bakın sen PDK için bir hafta önce ne yazıyordun:
1-Ankara'da şu üçlüye dikkat!..
PSK/Burkay...
PRK/Kotan...
PKK/Öcalan...
Üç parti üç lider ve yer Ankara.. Burkay ve Kotan'a göre Öcalan hala çömez. Ve daha PKK'sı yok. Ama 'Ben kendi partimi kuracağım' diyor. Yani parti bir fabrikadır ona göre.
Peki biz bir de bunun evveliyatına bakalım. Esas fabrikatör var ama. O da Doğu Perinçek. (Gülmüş: İçerden ve dışardan Öcalan'a bakış 27 Jan, 2010 04:16:48).
2- Merhaba,
Üç parti ve üç lider sunumum ve tezimin altı bence doludur.
Buna elbette başka partiler de ilave etmek gerekir. Ancak KDP veya T-KDP uymaz.
Neden?
“Çünkü KDP; Muhabad kökenlidir.
Millidir.
Hatta Mele Mistefa Barzanî'den önce Şeyh Ahmet ve Şeyh Abdulselamları almak gerekir. Bence Kurdi ve Kurdistanî değerlerin en iyi damarı Güneye kayar.
KDP hem milli hem de bir o kadar dinidir. Ben şu nedenlerden dolayı da onu bu üçlüye dahil etmem.( Değerli Musa'ya... .. 27 Jan, 2010 09:23:40 Şükrü Gülmüş).
3-BARZANÎ ve kürd ulusal özgürlük hareketleri kitabin yazarı ve şu an Kürdistan´ın Başkanı olan sayın Mesud Barzanî´nin kaleminden çıkan Kitabı okumasını tavsiye ederim. Kitapta açık bir şekilde konuyo aydınlatmış bulunmaktadir. Okumadığın beli oluyor yada onutkansin yada bilerek konuyo saptırıyorsun.
Senin kişisel bir kangrenin varsa bir doktura danişabilirsin belki bir çare bulunurlar.
4- Merhum Hemreş Reşo senin o hayranı olan Partiyle hiç bir protokolü yoktur. Seni o konuda birazda olsa aydınlatayim. Belli oluyorki gelişmelereden haberiniz yoktur. Bilindiği gibi 19 Mart 1993 günü Keml Burkay(PSK) ile Abdullah Öcalan (PKK) arasında 9 maddelik bir protokolü kamuoyuna açıkladilar.
13.4.1993 Merhum Hemreş Reşo ile Abdullah Öcalan tarafından bir Basın açiklaması
yaptılar.
Üç maddelik basın açıklamasında Elimdeki bu açıklama Kürdçe olduğu için aynen veriyorum.
“Daxûyaniya Rojnamegeriyê
Di roja 13.4.1993 de Sekreterê Giştî yê PKK û Heyetek dibin serokatiya Hevgirtin PDK-
Bakûr de hatin ba hev. Li ser rewşa pirsiyarên rêzaniya(siyasi) Kurdistanê rawestan û gihan
van encamên jêr:
1-Hevgırtin-PDK rawestandina cengê ya bi merc û vekirina reya giştî û rêzaniyê baş dibîne.
2-Hevgirtin-PDK doza pêkanîna civîna yekitiya cepheyî ku di protokola PKK û PSK de
hatiye kirin pêwîst dibîne û ji bo pêkhatina wê di demek kurt de dê xebatek hevpar bimeşîne.
3- Herdu partî deqên ku di protokola PSK û PKK de hatibûn pêşkêşkirin dan ber çavan û
mûnaqeşeyên li ser li ser program û rêbaza yekitiya cepheyî ji civîna giştî re hiştin û dê herdu
alî pêşxebatên amadekirina wan bi danûstandina du alî bimeşînin”.
Nedense Gülmüş buna protokül olarak duymuş ve isim vermiş. Bilindiği bibi bu bir protokol
deyildir ve seni bu art niyetli önyargılardan artık vazgeçmesini istiyorum. Yoksa altinda
kalacaksın.
Cephe çalışmalarına Başladılar. Yanlız Kemalist PKK kendi efendilerine vermiş olduğu söz
geregi diyer bütün parti ve örgütleri kendi bünyesinde erime taktigini gizlemeden devam etti
ve Hevhirtin-PDK bir basin aciklamasiyla bu cephe çalışmalarından çekildiğıni duyordu.
Şama Merhum Hemreşin gitmesinede sert bir şekilde karşi olan biriyim, ditmesinide yanlış olduğnu ben su aşağıdakı HEVDEM dergisindeki yazimda dile getirmiş biriyim.Gülmüş o sıralarda Bu örgütün içinde miydi yoksa dışindamiydi kendisinin işidir. Ama Gülmüş´ün Ali Firat(sonra Mahkemede Öcalan o isim benim dediği dedi) bunun bir oyun oldugunu kendi kösesinde yazıyordu.
Ben Hevdem dergisinde Kasim-Aralik 1993 4.sayisinda bir yazimda; „Îro hêzên Kurdistanî nêzîkê êkdubune dibêjin.Protokol hatin destnîşankirin. Lê li rexê dî jî „ dîtin û baweriyên pkk nayên guhartin beramberê grubên Kurd!“ Lehîstina bi du rexî ticaran neçûye serî û nejî diçe. Holê, „Pkk nin Kürt gruplarina ilişkin degerlendirme ve görüşmelerinden „özde“ bir degişiklik yoktur“Yeni Ülke Ali Firat). Dibêje. Dewerin bi vê rêsitinêre eniyê cêkin? Mixamin bo wan KESÊN Diploma zanistgehê girtîn.(Simko Girikî)
Gene Hevdem dergisinin Kanuna Pasîn 1994 hijmara (4.min de )sayisinda da Benim bir yazimda; „Parlamentuya Kurdistan di civîna xwe ya 38.minde bi piraniya dengan biryara daxwiyaniya Federasyona herêma Kurdistan hate ragihandin. Ev gava sêmber bêguman gaveka dî bona serfirazî û têkosîna kurdistan da vekirin.
Ji Eniya (cephe) dijmin wek hercaran civîn hatin çêkirin û rewşên hilweşandinê girêdan liser avakirina vê rewşê. Ji Dewleta Surî dewlettir, Îranê Îrantir, ji dewleta Tirkiye jî Tirktir PKK ê dijê hilbijartinê û dijê parlamentuya Kurdistan wek van hersê dewletan dijatiya wê kirin û hêjî berdewame liser belbele û şêlo dirustkirina Başûrê Kurdistan“.(Simko Girikî)
Pkk´yi bir Kürd düşmanı bir parti olarak biliyorum, dilyelim ki bir Kürd partisinin başkanı bu düşman partiyi yola getirmek icin senin gibi binlerce kişiye yol göstermesinde bulundu. Peki sen hala yok ben ilkelerime bağlı olarak devletin vermiş olduğu sadakatine bağlı kalacağımı diyorsan sana ben ne diyeyim? İşte Olay budur. Bir başka deyişle madem o parti kemalizmi savunniyordu Kurdlerekarşi bir tutum izliyordu niye “siz onun sufrasina oturdunuz” dipolatik nezaketine aykırı ve siyasi ahlakada yakışmayan, Kurdlerin ürf ve geleneğine çok aykırı buluyorum senin bu yaklaşımı.
İşte ben ta baştan beri bu duruma karşı biri olarak tarihte yerini almiş olarak, sana diyorum ki sen yanlişin devamında israr ediyorsun ve bunu senin ilerlemiş yaşına bağlamak istemiyorum, ama Yazık olur sana. Kemalizmin mirasciliğına suymanın vebali buynunda kalir sonra.
sen sorularım ve yanıtlarımın altında kılırsın.(birazda senin sitiline, dil ve taktiğine uygun cevap veriyorum)
Îsmaîl Girikî
7.2.2010
Sorularima birebir cevap vermemissiniz.Benim icin degerli bir Kurt aydinisiniz.Onun icin sizin dusuncelerinize onem veriyorum.Kurtlerin dusmanlarinin Kurtlerin siyasetlerinde nasil kedi ile fare misali etkili,belirleyici rol oynadiklarini,sizinde sayenizde ogrenmeye calistik.Lutfen kendinizle celiskiye dusmeyiniz. Ben ozelestirimi yaptim.Sadece meslegini yapan bir kurt aydini olarak kurtler uzerinde oynanan bu oyunlari neden gec farkedebildigime halende uzuluyorum.Bir aydin olarak ben bu kadar gec uyandiysam yok edilinceye kadar simdilik cahillik ve fakirlikle terbiye edilmeye calisilan siradan kurt halki nasil uyansin?Siz ve arkadaslariniz benim icin bu nedenle degerlisiniz.Tarihi gorev yapiyorsunuz.Asagidaki sorularima da kisa,net ve acik cevap verirseniz sevinirim.1-PKK'nin Ergenekonun etkisinde ve yonlendirmesinde olmadigi donemleri olmus mudur? 2-PKK'nin bugune kadar yaptiklari ile Ergenekonun gerceklesmesini istedikleri arasinda bir fark goruyormusunuz? 3-PKK iradesi kimdir? Ocalan mi? Baskanlik Konseyi mi?Ergenekonun bunlar uzerindeki rolu nedir?Bu rol bitebilir mi?4-PKK olmasaydi,Kurdistan'in durumu nasil olurdu?Bir analiz yaptiniz mi? 5- PKK'nin icindeki ezici cogunluk yurtsever.Bizden farklari oyunu gorebilecek durumda degiller.Bu durum Kurdistan'in ozgurlugu icin daha tehlikeli degil mi? Tipki peygamber oldugunu soyleyen Amerikadaki bir psikopatin hipnozu veya yonlendirmesiyle toplu intaharlar gibi Kurtlerde toplu intahara mi surukleniyor? Sonucta oynanan oyunlari buyuk bedeller odedikten sonra anlayan ve bu nedenle halkini elinden geldigi kadar uyandirmak icin buyuk bir cabaya girisen ve bu nedenlede benim yazilarindan tanidigim sizin bu sorulari cevaplamaniz benim icinde cok onemli. Aslinda bu sorulari kurt siyasetinde rol oynayan herkesin cevaplandirmasi gerekir.Hergun daha cok aciga cikan oyunlari neden farkedememisler? Neden uyarma gorevlerini yapmamislar?Neler yapmayi dusunuyorlar?
Icten sevgi ve saglik dileklerimle.
Daha önceki bir YORUM yazımda rahmetli ve değerli Saidî Kurdî'nin 'bizde her suale bir cevap vardır' demiştim. Ancak; fikre değil de zikre müeyesir hallere yanıt vermiyorum. Daha doğrusu samimi ve dürüst gördüklerime yanıt veriyorum.
Sorularınızın en detaylı yanıtı; daha önce yazdığım yazılarım ve ilerde ATV'de bir kısmı yayınlanan ve şu anda 1 saat 25 dakikayı bulan Öcalan ve Ergenekon çekimlerimde bulacaksınız. Bunu da yakında yayınlayacağım.
Lakin çok kısa olarak;
1- Dünyanın hiç bir yerinde ve döneminde nerde olursa olsun, kim kurarsa kursun; illegal örgütlerin yolu mutlaka istihbarat örgütlerine gider. Bunun oranı var. Hatta benim PKK'yi dışında tutarak; tüm Türkiye'de kurulan illegal örgüt ve partilerde MİT'in derin sızmalarına kesin gözüyle bakıyordum. Buna PKK'yi ve tüm Kürd illegal örgütlerini de kattım. Ama PKK'de benim bildiğim şu kesin bir öz pratiğimin verdiği bir doğrudur.
Mardin PKK bölgesi içinde benim sorumlu olduğum döneme KESİN derim. Yukarısı, yani MK ve Öcalan'a ulaşanları saymıyorum. Halen ne Öcalan ve ne MİT'in çözemediği iddia edemediği en sağlam dönem Diyarbakır Zindan Direniş Dönemidir. Çünkü orda ne Öcalan ne Ergenekon var. Biz ve devlet karşı karşıyaydık. Çıplak kapışıyorduk. Ve tüm sırlara vakıf olan Hayri Durmuş'tu. O da tam bir lidere yaraşırcasına gitti.
Öcalan'ın devletin bir kanadı ile, Ergenekonla ilişkisi bunun tüm PKK örgütüne indirgemek hem bilim hem akıl dışıdır. Eğer böyle olmuş olsaydı; bunu izah etmek çok kolaydı. Benim iddiam şu.
Öcalan'ın dönem dönem ilişkileri oldu ve halen var. Ama bir tek bununla PKK anlatılamaz, açıklanamaz. Dünyada bunun çok yakın örnekleri var. Ama Öcalan bağımsızlığa gidecek bir yolu başarıyla kapatmıştır. Bunun Diyarbakır'daki Teslimiyet Dönemimiz gibi zıddına dönüşeceğini kimse teminat veremez. Umutluyum ve bu günleri de göreceğiz. Bir tek örnek bile istisnayı bozar.
2- Öcalan ve PKK'sının çok çok ötesine taşan bir özgürlük talebi gelişti. Bunu ne Öcalan ne onu sahaya sürenler tahmin etti. Bu Kürd halkının içteki istemiydi.Belki 12 Eylül'ün müdahele koşulları için göz yumdular. Lakin bu hareket taban buldu. Bulmasının nedenlerinde yer ve koşullarında aramak gerek. Nitekim KAK'daki tecilli mit ajanı Fevzi Kılıç bu görevi yapamadı. Hem çapı hem de koşulları buna elvermiyordu. Ve Fevzi Kılıç'ın durumunun ortaya çıkması Kürd lider ve kadrolarında bir travmayı ve güvensizliğin miladıdır.
3- Şu anda görünen irade belli. İmralı ve Öcalan. Ama bu her an elden çıkabilir. Bugüne kadar sağlanan olanaklarla ipleri elinde tutmasına yetti. Biz bunu kendi yeteneksizliğimizde de aramamız lazım. Sorun Öcalan'a Derin devletin verdiği olanakla ölçülmez ve bu bahane olmaz. Öcalan'ın tek hakim görülmesi yanılsamalı bir durumdur. Kendisi de söyledi. Şu doğru. Herkesin kendisine göre bir PKK'si var. Ama herkes hala patent olarak APO'yu kullanıyor. Dün Öcalan'ın onlara ihtiyacı vardı. Bugünde onların Öcalan adına ihtyacı var. Soğuk savaş döneminden kalma bir Karizmatik liderlik hastalığı var. Öcalan en son devrilecek PUT'tur. Putlar yıkılacak. Ya halk ya da onu yaratanlar. Miadları doldu. Tedavülden kalktılar. Bu yakındaki 'APOLOJİLER' makalemde buda var.
4- Toplumsal hareket ve olgular Olsaydı veya olmasaydı ile izah edilemez. Biz Öcalan gibi bir lider çıkaracaktır. O bir MUMYALIK tarihimiz. Peki biz Gandi ve Palme çıkarack kadar kültürel ve gelişmişlik seviyemiz var mıydı? Öcalan çok kötü de diğer liderlerimi ondan farklı mı? Öcalan ve türevleri bizim -idelaistlerin- yapamadıklarını yaptılar. Onlar reel politika icraatcıları. Makyavel bunu 1500 yıl önce söyledi.
5- Öcalan ve PKK'sı bir çıkarlar birliği teşkilatı. Mafia ve şirektelrde çıkar çatışmları mutlak olur ve Kurt kanunu gibi birbirlerine girecekler. Çünkü ideal ve dava yok artık. Burda, Almanya'da bir dernek fesh edilirken, bir taraftarın 'BU MASA BENİM' demesi çok anlamlıydı. Yarın Kandil ve en henpa Öcalansever 'BEN NE OLACAĞIM?' dediği an bozgun başlar. Kitleler devreye girer, yeni dönemin kadroları ve doğal lideri ortaya çıkacaktır. Bu diyaletik bir doğrudur.
Burda nokta koyuyorum.
Ancak tolumsal olay ve olgular matematiksel ve kesin olarak tesbit edilemez. Bu bir süreç. Öcalan yeni konseptini -derin devletin yardımıyla- en az zaiatla ömürünü en fazla biraz daha uzattı. Ama Dünyaya yeni şekil verenler bir gün Yaser Arafat'a uyguladıkları 'kulak rahatsızlığı'ile gittiği hastahaneden tümden gidebilir. Orda Mahmut Abbas'ın önü açıldı. Burda da bir Abbas bulunur. Bu PKK KİTLE GÖLETİ birden taşacak olursa o zaman sen seyreyle DEVRİM'i.
Kimse uzun süreli halkı kandırmaz.
Halk çocuk gibidir. Kanar, saftır, temizdir. Ama bilirsin
KRALIM ÇIPLAKSIN!.. dieyen de bir çocuktu, değil mi?
Ben göbeğini vede ensesini kaşıyan halkı hala seviyor ve inanıyorum. Ama sürekli gerginlik politikasıyla ensesini kaşımasına fırsatı da bunun için vermiyorlar.
Silahın yapamadığını söz yapacak.
Halkın sözü kurşundan ağırdır.
Selam ve dostlukla.
10 Şubat 19
Şükrü Gülmüş, Almanya
Yorum yaz