Nasneme ne değildir!
Nasname ne değildir!
Basın- Yayın Organları ve Yazarlar, okuyucularının kendileri ve yazdıkları hakkında ne düşündüklerini hep merak etmişlerdir. Bu yüzden okuyucu mektuplarına özel bir değer biçerler. Hatta bazı Gazete ve Dergilerin, okuyucularını özendirmek için sahte isimlerle okuyucu mektupları kaleme aldıkları bile dönem dönem iddia edilmiştir.
Özellikle bizim gibi toplumlarda, yani insanların yazmak ve söylemekten ziyade, düşüncelerini, sorularını ve öfkelerini kendine saklayan, içine atan toplumlarda okuyucunun tepkisi daha da anlam kazanmaktadır.
Son zamanlarda, daha çok PKK/Kongra-Gel' in mevcut politikalarına belli bir muhalefet yürüten, internet gazetelerine ve buralara yazan aydın/yazarlara yönelik eleştiriler artmağa -aslında eleştiriden ziyade hakaret ve gözdağı içeren mektuplar şeklinde- başladı!
İşin garip tarafı, yapılan eleştirilerin dozunda ziyade, mektupların benzer bir dilini benzer bir biçimin özellikleri taşımasıdır. Belki, mektuplar aynı şahıslar tarafından kaleme alınmamış olabilir, ancak; eleştiri tarzları, kullanılan argumentler birbirine oldukça benzemektedir.Bütün bunlara rağmen, eleştiri almak bizim için oldukça anlamlı ve değerli, eğer bir de hakarete varan küfürler olmasaydı!
Her neyse! Biz yinede okuyucularımıza ve bize eleştirenlere duyduğumuz saygı nedeniyle, o eleştiri ve haksız ithamlara toplu bir cevap vermek istiyoruz. Böylelikle birazda, Nasname'nin nasıl bir çizgiye sahip olduğunun altını bir kez daha çizmiş oluruz.Şimdi, yazımıza Nasname nedir, gibi bir soruyla devam edersek, belki o zaman, bize yönelik ısrarla dile getirilen ithamlara tam bir cevap vermiş olamayız, bu nedenle, Nasname'nin ne olmadığını belirtmek istiyoruz.
1-Nasname pkk/ kongra-gel düşmanı bir yayın organı değildir!
Ancak; kuzey Kürdistan'da oldukça örgütlü olan, belli bir askeri, ekonomik, medyatik ve kitlesel bir dayanağı olan PKK/Kongra-Gel; doğal olarak yürüttüğü politikalarla hepimizi hem ilgilendirmekte ve hem de etkilemektedir. özellikle bugün, hem muhaliflerine karşı tutunduğu saldırgan politikası ve hem de Kuzey Kürdistan'daki siyasi ve toplumsal kazanımları elime etmeye yönelik siyasetiyle, doğal olarak birçok Kürt aydın ve yazarını bu politikaları karşı belli bir eleştirel tutum almaya yönelmektedir. Zaten, entelektüel duyarlılık ve geleceğe duyulan sorumlulukta bunu icap ettirmektedir; övgüden ziyade, örgütün dikkatini çekmek, yanlışlarını söylemektir!
2-Nasname PKK/Kongra-Gel'e yönelik eleştirel tutumundan dolayı hiç bir yerden ne ekonomik, ne siyasi ne de şahsi bir kazanç sağlamamaktadır!Nasname Yayın Kurulu üyeleri ve birçok yazarımız, kendi emeğiyle geçinen emekçi insanlardır. Belki bazıları öğrenci ve bazıları da yaşadıkları Avrupa ülkesinde çalış(a)madıklarından (sağlık sorunlarından ya da çalışma izni alamadıklarından) dolayı, o ülkenin sosyal kurumlarında aldıkları cüzi bir parayla yaşamlarını idame etmektedirler. Nasname' nin ekonomik kaynağı, yazarlarının ve okuyucularının sunmuş olduğu maddi destek ve Editörümüz Şükrü Gülmüş'ün takdire değer olağanüstü çabalarıdır. Şahsi olarak ta; birçoğumuz, bu eleştirel tutumumuzdan dolayı, dönem dönem fiziksel ve sözlü saldırılara ve hakaretlere maruz kaldığımızda herkesin malumudur.
3-Nasname' de yazılan her yazı, Nasname Yayın Kurulu'nun düşüncesi değildir, ancak; yazanı bağlar!Daha önce yayın ilkelerimizde de belirttiğimiz gibi, bizim amacımız düşüncelerin açıkça tartışıldığı özgür platformu olmaktır. Yazılar, insanın ve insanın doğumla gelen haklarına, kişinin özel yaşamına yönelik ve ispatı mümkün olmayan suçlamalar içermediği sürece yayınlanması bizim açımızda bir sakınca teşkil etmez ve ancak, ilk etapta yazanı bağlar!
4-Nasname' ye yazanların hepsi PKK ve onun uzantıları olan hareketlerden gelmiyorlar!Her ne kadar Nasname' ye yazanların bir kısmı, bir dönem için PKK ve onun kurumlarıyla belli bir ilişkisi olmuş olsa da, bazıları diğer siyasi örgütlerden ve bazıları da tamamen toplumsal, sosyal ve ekonomik kurumlardan gelmektedirler. Yani öyle, iddia edildiği gibi, Nasname' ye yazanlar, Savaş Kaçkını, Savaş Yorgunu falan değildir! Düşüncelerini, özlemlerini ve eleştirilerini korkusuzca dile getiren, tabulara aldırmayan bireyler ve yazarlardır.
5-Nasname demek Şükrü Gülmüş demek değildir!Her ne kadar Nasname, Şükrü Gülmüş arkadaşımızın girişimi ve özel çabalarıyla yaşam bulmuş ve onun ismiyle özdeşleşmişse de, Nasname kendine ait bir kimliği olan KÜRDİSTANLI bir yayın organıdır. Nasname'nin artık bir Yayın Kurulu ve Yayın İlkeleri var. Bu kurulun oluşturulmasına en büyük destek yine Gülmüş arkadaşımızdan geldi, çünkü O, tek kişinin güdümünde olan kurumların, oluşumların ileride nasıl çürüyeceğini, özgür düşünmenin önünde nasıl bir set oluşturabileceğini, nasıl “peygamber/filozof” görünüşlü bir Şef olunabileceğini, çok iyi yaşamış, görmüş ve tahlil etmiştir.
Bu nedenlerle, Biz Nasname Yayın Kurulu üyeleri olarak; özgür düşünmeye, tabuları yıkmaya, her türlü mistik bağlılığa ve ortak oluşturulan emeklerin bir bireye mal edilmesine ve onun şahsında merkezileştirilmesine karşıyız; ortak çalışmaya değer verdiğimizden ve karşılıklı görüş alışverişin ufkumuzu genişlettiğine inandığımızdan, ortak ürünümüz olan, Nasname' nin bir bireyin malı olarak görülmesine ve değerlendirilmesine, tüm yazarlarımıza ve okuyucularımıza yapılmış bir hakaret olarak algılıyoruz.Umarız, bundan sonra bizi eleştirmek isteyen okuyucularımız, bu hususları göz önüne alarak bizi geliştirecek, hatalarımızı azaltmaya yöneltecek eleştirileri dile getirirler.
Artık, topyekûn değerlendirmelerden, ucuz suçlamalardan vazgeçmeliyiz!
Farklı düşüncelere saygılı olmayı öğrenmeliyiz!
Yoksa ufkumuz daralır, geleceğimiz karar!
Yoksa renklerimiz solar, tek “tip” oluruz!
Nasname Yayın Kurulu adınaMahmut Gergerli
30 Mart 2005
Okuyucuya kısa bir not: yaklaşık 4,5 yıl önce kaleme aldığım yazıyı güncel tartışmalardan dolayı tekrar yayınlanmasının, Nasname'nin “Nerden nereye geldiği” hakkında ilginç bir ipucu vereceğini düşünüyorum.



Yorumlar (8 gönderildi):
Nasnamenin en eski okuyucularından biriyim son dönemde dikkatimi çeken hususu yukarıdaki yorumda size ilettim aynı düşüncelerimi halen muhafaza etmekteyim.
hemşerim Cevdet AKBAY bir yorumunda belirttiği gibi burada çoğu yorumcu yazıyı okumadan yorum yazıyor ve bunlar ne yazıkki siteden ivedilikle yayınlanıyor. ama bizim yolladıklarımızın yayınlanması için elimizi göğe doğru açıp sizin behd i namusunuza kalıp dua etmekten başka şansımız yok ne yazıkki.
Yorumlarımızdaki seviyenin düşmesine en büyük neden sizsiniz.uğursuzu,hizbullahçısı,kontrasını bu siteye alıştırdınız ya helal olsun size.
Xoce'nin önderliğinde nasnameyi ayağa düşürdünüz.
Örnek bir yorumda yorum yazana sen ve general yalan söylüyorsunuz diye yazmıştım siz yalan söylüyor kelimesini silip,DOĞRU SÖYLEMİYORSUNUZ diye yazmışsınız adamlar düpe düz yalan söylüyor doğru söylemiyorsunuz kelimesini yazamayacak kadar aciz ve nezaketsiz değiliz biz.bunları yapmak size bir şey kazandırmaz,bilakis yorum yazan sallapati yapar nasıl olsa onlar düzeltir rahatlığına tenezzül eder.
tekrar söylüyorum bu yorum meselesin tekrar gözden geçirin Nasnameyi ayağa düşürdüğünüzün farkında mısınız
unutmayın ''dost acı söylermiş''.
Bir kez daha merhaba en son yorumumuzun yayınlanmamasından, tası kaybedip size ettiğimiz küfürlü iç rahatlatma mevzusundan dolayı özür diliyorum.Bu yalakalık olarak algılanmamalı tamamen vicdani hislerden dolayıdır.
dikkatimi çeken husus Xocenin, Öcalan'a Türk hafif gelir yazısının altındaki yine Xocenin yazdığı GERÇEĞİN KANTAR TOPUZU KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİL yorumunun giriş bölümündeki yazdıklarıyla bizim yukarıdaki yorumda yazdıklarımızın tanıdık gelmesiydi.
yorumlarımızın yayınlanmamasındaki mantığı hala anlamış değilim.
Eskiden kızıyordum Xoceye sonra sevmeye başladım Xoceyi keyif adammış bu yaşta bu üretkenlik her babayiğidin harcı değil,ona,buna nasıl laf yetiştiriyor.Allahı var birde hiçbir lafın altındada kalmıyor.
Benim bazı YORUMCU'lara için kaale almam, takmam ve muhatap olmam şu anlamıyla doğru ve sonuna kadar uyarım. Yani Yorumcu arkadaş düşüncelerime karşı çıkmaktan ziyade, benim devrimci tavırımı, kanımı, insanlığımı ve şahsiyetimi söz konusu ederse; bak burda dur. Ben ortadayım. Ne olduğum belli. SEN KİMSİN, derim ve deme hakkım var. Bence bu herkesin hakkıdır. Mahlas, mustear veya yorumcu olan insan; düşünce bazında her şeyi eleştirir ve düşüncesini ortaya koyar. Ama bana 'Xocanın kanından, insanlığından şüphe ederim' derse, kızarım. Sen olsan kızmaz mısın?
Gelelim teveccühüne; evet hiç bir lafın altında kalmam. Lafın altında kalma kavramını sevmem. Ama bir insan; yanlışımı söyler ve ben onun samimiyetine inanırsam, isterse bir çocuk olsun, özür diler bu hatamı gösterdiği için kendisine teşekkür ederim.
Benim hayatım yaz yazmaktır.
Yazmak benim için bir ibadet, bir yaşam biçimi. Ve iddia ediyorum. Bu özgün tarzımla kendime özgü bir blokaj okuyucu oluşturdum.
Önyargılı bakmasan karşıtını da sevmeye alışırsın. Biz, bize benzeyenleri severiz. Bu da yine dönüp kendimizi sevmek demektir. Ama ben tam zıt olanlarımdan da haz alırım. Onlar benim aynam olur.
Kek Mahmud'a çok kızdım. Ama bir o kadar da seviyorum. Ben çatışmalı adamım. Öyle çıt kırıldımlık benim tarzım değil. Yanlışlarımza karşı amansız tartışacağız. Ancak hiç bir zaman EN İYİ DOĞRU BENİMDİR, demeye hakkımız yok. Doğal etkileşmeyi açık bırakmak gerekir. Değişir ve dönüşürüz.
Selam ve sevgiyle.
Xoca
Yorumlar konusunda sizinde bazı şikayetleriniz var. Sizin de takdir edeceğiniz gibi bu kısmı idare etmek oldukça zor! Bir yanda okuyucularımızın, fikirlerini beyan etmelerini ve varsa konu hakkında eleştiri ve önerilerini bizler ile paylaşmasını istiyoruz ama diğer yandan da bazı yorumlar, yazının konusunu ve tartışmayı istenmeyen bir alana yönlendirebiliyorlar.
Bütün bunların arasında bir denge tutturmak ancak okuyucularımızın duyarlı katkılarıyla olabileceğine inanıyorum.
Günlük konuşma ve yazı dilimizde; hakaretin, sövgünün ve negatif ayrımcılığın toplumsal ilişki ve yaşamda; kişisel kavgaların ve ırkçılığın kapısını araladığını biliciyle terk etmeliyiz.
Nasname bu konuda oldukça hassastır ve bu hassasiyetini de sürdürecektir.
Konfüçyüs’ ün ten özlü bir alıntı; “ Bir ulusun bütün yönetimi bana bırakılsaydı, ilkin dilini düzeltirdim. Çünkü; dil düzgün olmayınca söylenen anlaşılmaz ve yapılması gereken yapılmadan kalır, büyle olunca töreler ve sanat geriler, adalet yoldan çıkar, halk çaresizlik içinde kalır. İşte bundan dolayı söylenmesi gereken başıboş bırakılamaz. Bu her şeyden önemlidir.”
Nasnamenin seviyesi düşürülüyormuş.Seviyeden anladığı ne ise.
Ve Şükrü Xocanında aynı parelelde:
..Benim bazı YORUMCU'lara için kaale almam, takmam ve muhatap olmam.
Bu iki yorumcunun insanlara bakış açısının tipik bir örneğidir.
Fazla söze ne hacet.
uğursuzu,hizbullahçısı,kontrasını bu siteye alıştırdınız ya helal olsun size.
''Yukarıdan bakıyor'' tabiri benim gibi kaba saba bir adama yapılacak en son yakıştırmadır.Bunu kabul etmiyorum.
Yazıların altına birşeyler yazıyor isek bunlara yorum deniyorsa bizlerde yorumcuyuz bu küçümseme maksadıyla yazılmamıştır. Hocanın tabiriyle nede olsa ''kürd kürdeyiz'' Sayın GERGERLİ sizden tekrar özür diliyorum hakkınızı helal edin.
Yorum yaz