PKK'nin Eli Neden Güçlendirilsin?
PKK'nin Eli Neden Güçlendirilsin?
Benim anlamakta zorluk çektiğim şey, bu tür “Siyasi Abi'lerin “çokbilmiş“ Kürd Aydın, Yazar ve Siyasetçilerin elmalarla armutları birlikte toplamağa çalışmalarıdır.
Bu son dönemde yukarıda ifade ettiğim “Sıfat sahibi Bayanlar ve Beyler” sürekli Yerel Seçimler ve DTP'nin (siz bunu PKK olarak okuyun) seçimlerde alacağı oy sayısı veya Belediye Başkanlıklarını Kürd halkının ulusal demokratik mücadelesi açısından yaşamsal bir sorun olarak işlemektedirler. Sanki mevcut Belediyeler elde tutulsa veya sayısı artırılsa DTP Kürd halkının ulusal demokratik çıkarlarını gözetecek ve mevcut sorunlarını (ulusal, dilsel, kültürel, ekonomik...) çözecekmiş gibi bir havaya giriyorlar.
DTP'nin seçim için oy toplaması normal, çünkü her siyasi partinin daha çok oy alma hedefi vardır. Ancak, DTP ve onun sözcüleri bu seçimlerde ısrarla (sanki Kürdler tarihte ilk kez sandık başına gidiyormuş, sanki resmi bir referandum yapılıyormuş gibi) Kürd halkının moral değerleri üzerinden oy toplamaya çalışması etik olmadığı gibi, ulusal bünyemizde kalıcı sorunlara zemin döşemeye de aday bir söylem tarzıdır. Bu temelsiz argümanlar şimdiden toplumsal dinamikler arasında sağlıksız ikili bir kamplaşmaya neden olmuştur bile.
“Sıfat sahibi bu Bayanlar ve Beyler” sırf Kürd vatandaşının kafası karışsın, normal ve sorulması gereken soruları soramasınlar diye, beylik sözleri süsleyip duruyorlar. Bu beylik söyleme şimdi de “eski tüfek” Teslim Töre katılmış.
O zaman, biz de Sayın Töre' den ve onun gibi düşünenlerden-yazanlardan daha iyi “aydınlanabilmemiz“ için (fazla teori yapmadan ) basit bir kaç sorunun cevabını rica edeceğiz;
1. PKK'yi ve onun liderini ciddiye alıp pazarlık yapan bir Devlet mercisi var mı? (Ergenekoncuları saymazsak! Zira öcalan'ın kendisi Ergenekon davasında aranan ve tutuklanan Subaylarla görüştüğünü söylemişti)
2. Varsayalım Yetkili ve Etkili Merciler öcalan ile pazarlık yaptılar, öcalan bu saat'ten sonra Kürd Halkı için hangi talepleri öne sürecek? ( "Benim devlet kurmakla işim yok....“ diyen öcalan aynı Av-Görüşmelerinde şöyle devam ediyor, "Biz cumhuriyetin ilkelerine bağlıyız, cumhuriyeti reddetmiyoruz. Gelin bu cumhuriyeti demokratikleştirelim diyoruz. Cumhuriyetin demokratikleşmeye ihtiyacı var. Aksi halde devlet batar, iflas eder…” ) 19 Eylül 2008, ANF )
3. Eğer öcalan'ın şu ana kadarki söylemlerini veya dile getirdiği taleplerini göz önüne alacak olursak (cumhuriyetin demokratikleştirmesi vs...) bu taleplerin kabul edilmesi için Silahlı Güçlere ve Silahlı çatışmalara sizce gerek var mı?
4. Bu çatışmalarda ölenler kim? çatışmada ölenlerin cenazeleri toplumda ne tür tepkilere/infiallere yol açıyor? Sizce bu talepler için bu kadar bedel ödenmesi doğru mu?
5. Bu kaçıncı seçimdir? Bu kaçıncı Komplo- Teorisi söylemidir? Bu kaçıncı Newroz dur? Terennümler hep aynı ancak verilen bedeller oldukça ağır değil mi?
Evet, Sayın Töre matematikte aynılar, aynılarla toplandığına göre, neden elmalarla armutları birlikte toplamağa çalışıyorsunuz? Bu bir matematiksel hata mı, yoksa bilinçli bir yönlendirme midir?
Nasname Notu: PKK'nin neden savaştığına dair, Mahmut Gergerli arkadaşımızın söylemini zenginleştiren bir makaleyi, okuyucularımızın dikkatına sunuyoruz: http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/63.html
Mahmut Gergerli
18 Mart 2009



Yorumlar (24 gönderildi):
"APO 'arkadaş'ken de, 'Serok' olduktan sonra da yakalanmadan önce de sonra da birbirinden farklı hiçbir şey söylemedi. Kürt sorununu devletle çözeceğini, o nedenle de devletle işbirliği yapmak istediğini, devletin göndereceği bir memurla bile görüşebileceğini defalarca tekrarlamıştı. Ve hatta Doğu Perinçek ile yapmış olduğu mülakatta (Yüz yıl dergisinde) Genel Kurmayda bile görev alabileceğini söylemişti. Bunların hepsini yakalanmadan önce söyledi. Sohbet konuşmalarında, annesinin Türk olduğunu da gizlemiyordu. Bana 'ikimizde meleziz' diyerek takılıyordu. Ama bunu mahkemede de tekrarlayınca kıyamet kopartıldı" diyor sayın Töre.
Apo yakalanmadan önce,
"- Atatürk oportünisttir.
- Proto-faşist bir diktatörlüktür.
- Vahşi, Hitlervari ve faşist bir yönetim (Öcalan, Kemalist tarih, alternatifleri yok etme tarihidir, Serxwebûn 206)" diyor.
Ama yakalandıktan sonra, "Türkiye'de sağlıklı bir asimilasyona fırsat vermedikleri için, Kürd isyanlarına saldırmağa başlar ve Kemalizm için şöyle der:
- "Burada Mustafa Kemal'in pratikte pişmiş siyasi anlayışı tek ve kesindir."
- "Aslında bugün dünya çapında tüm demokratik sistemlerde uygulanan bir yolu Mustafa Kemal" önermiştir.
- "İlkel milliyetçi bazı Kürt aydınlarının emperyalizmden kendilerini tam ayırt edememeleri, kendi programlarını ustaca TBMM'sine ve Mustafa Kemal önderliğiyle paylaşamamaları, dar ayrılıkçılığa düşmelerine ve".. "25 isyanına katılmaları"na neden olmuştur.
- "25 isyanında Mustafa Kemal Atatürk, objektif olarak, hepsinin birleşik ve ortak hedefli güç olarak değerlendirecek ve kararlıca tasfiye etmekten geri kalmayacaktır."
- "Burada bazı aydınlarca iddia edildiği gibi kandırma ve kandırılma pek yoktur. Doğal birlikteliğin gerekleri işliyor. Bu kesin doğru bir strateji ve taktik anlayış bütünlüğüdür."
- "Mustafa Kemal ve yürüten kadroyu takdir etmek gerekir (http://www.abdullahocalan.com/index1.htm, Savunmaları, Ulusal Kurtuluş Savaşı Ve Türk- Kürt İlişkilerinde Yeni Aşama)".
Bunlar aynı şey mi Sayın Töre?
Hem son 25 senedir suren silahli catismadan, ozellikle en hararetli oldugu 1990'larin basi ve ortalarinda elde edilemeyen menfaat simdi hic elde edilemez. Hicbir menaati olmayan, aksine zararli olan ve zarari daha cok Kurdlere dokunan bu kirli savasta israr etmek icin ya affedilsin ahmak ya da hain olmak gerekiyor. Basta Kurdler olarak Turkiye halki ne cektiyse ahmaklardan ve hainlerden cekiyor. Hain generallerin ifsaatlarini goruyoruz, gorevlerini yapmak yerine darbe ile ugrasmislar. Ahmaklar da bu hainlerin kuklaligini yapmis, hala da yapiyorlar.
Kirli savactan cok cekenler baris istiyor. Savasta israr edenler ya kapagi Avrupa'ya atan ya da Imrali'da cam fanusta korumaya alinan tuzu kurulardir. Bu tuzu kurularin birkac yakini, birkac sevdikleri bu kirli savasta hayatini kaybetseydi eminim ciddi bir durum degerlendirmesi yapmak zorunda kalirlardi (hur iradeleriyle karar veremediklerinin, efendilerinin musaadesine gore hareket ettiklerinin de farkindayim elbet).
Silahli catismanin fayda vermedigi artik ayan beyan ortada. Siddette israrin Kurdlerin menfaatine yarayan bir yonu yoktur. Bana oyle geliyor ki birileri teror orgutu Ergenekon'un tasronlugunu bize "Kurler icin savasiyoruz" seklinde pazarliyor.
Ergenekon koseye sIkIstIrIlinca taseronluk isi de yatti gibi. Uzun sureden beri herhangi bir eylem yok. Neden acaba? PKK ateskes mi ilan etti? Hayir. TSK icindeki Ergenekoncu isbirlikciler olmadan PKK'nin Turkiye'de bir Daglica, Aktutun gibi eylemleri gerceklestirebilecegine inanmiyorum. Onur Dirik gibi Ergenekoncu komutanlar zemin hazirliyor, PKK da hazirlanan zeminde eylem yapiyor. Gaye, kirli savas devam etsin; her iki tarafa kirli savasin ranti aksin. Kurdler mahvolmus, umurlarinda degil. Derin PKK icin Abdullah Ocalan'in ka$intilari ve bogazindaki akintisi, Kurdlerin geleceginden daha onemlidir. Derin PKK'nin basindaki zevat Kurdlerin istikbalini dusunmekten uzaktirlar.
Cozum silahsiz yontemlerle, demokratik surecte mumkundur. Kan akitarak kirli savasi durduramayiz; nefreti korukleyerek barisi saglayamayiz. Esyanin tabinatina aykiri bir seydir bu.
"3. Eğer Öcalan'ın şu ana kadarki söylemlerini veya dile getirdiği taleplerini göz önüne alacak olursak (cumhuriyetin demokratikleştirmesi vs...) bu taleplerin kabul edilmesi için Silahlı Güçlere ve Silahlı Çatışmalara sizce gerek var mı? 4. Bu çatışmalarda ölenler kim? Çatışmada ölenlerin cenazeleri toplumda ne tür tepkilere/infiallere yol açıyor? Sizce bu talepler için bu kadar bedel ödenmesi doğru mu?" Diye soru yöneltiyorsunuz.
Muhatabınızdan kaçamak yanıtlar alabilirsiniz, ancak süreci açıklayıcı bir yanıt beklenemez. Zira bunlar bir korodur; yani, "Körler ve sağılar, birbirlerini ağırlar" deyimi adeta bunlar için söylenmiş gibidir.
Dolayısıyla, sorularınıza kapsamlı bir yanıt olabilecek, "PKK Neden Savaşıyor" diye isimlendirmiş olduğum makalemin son paragrafını alarak, sorularınıza yanıt olmaya çalışacağım.
"PKK'nin savunduğu tezler silahtan arınmaya, sivil yaşama dönmeye ve sistem partilerinin herhangi birinde yer alıp Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katılmaya tekabül eder. Bireysel hak ve özgürlükler için silahlı mücadele vermenin ne bir gereği, ne de bir inanırlığı kalmıştır. Avrupa Birliği Projesi, PKK'nin Kürd halkına reva gördüğü,"Türkiyelileşme" projesinden çok daha kapsamlı ve anlamlıdır. Öte yandan 21.yüzyılda bireysel hak ve özgürlükler için silahlı zoru gündemleştirmek kısır bir döngüdür. Özellikle de bunu İmralı vesayetinde sürdürmek, halkımızın felaketine davetiye çıkarmaktan başka bir anlam taşımaz.
Dünya denen kara parçası, birbirleriyle savaşan (!) iki gücün aynı karargâhtan (İmralı) yönetildiğine Kürdler sayesinde tanıklık ediyor." Daha geniş bilgi için: http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/63.html
Saygılarımla
Sükrü Hoca siz yaslilar neden bu adam kimdir anlatmiyor, yazmiyorsunuz?
Kulakları çınlamasa da olur. Ve asla adını bile ağzıma almayacağım eski bir PKK/MK üyesi Türk efendi(!) Kızıltepeli yıllarımdaki ilk görevimde bana:
-Kısa süreden çıkarını düşünenler MHP'li olsun.
-Uzun vadede çıkarını düşünenler DDKD'li ve Dev-Yolcu olsun. Biraz yakışıklı iseler bir sağına, bir soluna kız taksın.
-Ama devrimci olmak isteyenler APOCU olsun. Hakkari'ye gitsin. Bitlensin ve görsün devrimcilik nasılmış?
İşte bu adam bizim Eyalet Valimizdi(!) Ve aslında kendini anlatıyordu.
Bu kötü örnek.
İyi olanını vereyim.
-Nasname'de felsefe ve teorik okumak isteyenler; Boti'yi.
-Basının her türlü ıcığını çıcığını öğrenmek isteyenler Akbay'ı
-Net ve dobra yazılar için Akkoyun'u okusun.
-Yürekten ve damardan olanları arayanlar da bana gelsin. Ama hepsini değil. Bir sizin için bir kendim için yazarım.
Ben her türden diktatör gibi -velevki çoğunluk bile olsanız- uslubumu sizin için değiştirmem. Beni devlet ve Abduldevlet değiştiremedi siz mi değiştireceksiniz?
Ama merak etmeyin; tatile çıkıyorum.
Bundan sonra ancak HAFTADAN HAFTAYA yazarım.
Bir sevdadan, bir kavgadan ha...
Ben testere değilim.
NEFESİM NEFES!...
Bu yanıtım hem son yazıma eleştiri yapanlara ve hem de işin ciddiyetiyle uğraşanlaradır.
Bu nedenle de Gergerli Hocama ben de ji katlılıyorum.
Aha bana eyvallahhh...
Anasını satim dünyanın...Ciğere gidiyorum ciğer...Bu ciğer daha bana lazım.
Bekle Fransız, bekle Eyfel bensiz içme o şaraptan.
BEKLE GELECEM
Sevgiyle
Xoca
öncelikle tum Kurdistan halkinin vede Nasname Ailesinin Newroz'unu kutlar yeni yilimizda saglik, sihhat vede bizlere Özgür Kurdistan icin guc kuvvet dilerim.
Yorumcu mahlasli okurun yorumu icin o kadar soylenecek cok sey varki. Iyisi ben bir yerinden tutayim..
Kürdleri tarif ederken ozellikle, devleti bölmeyen, yikici olmayan beraber yasamak isteyen bir tip ciziyorsunuz. Yani Ocalanin dedigi gibi kemalizmde israr Kürd olmada isrardir teorisi. Sen bu sozun Kürd olmada israr nakaratina takiliyorsun. yaniliyorsun okuyucu,,,biz bu devlet ile beraber olamiyoruz,bizimle bu devletin paylasmak istedigi hicbir sey yok, bir karis toprak bile bize reva gorulmustur,,,madem beraber yasamamizi istemiyorlar o zaman en iyi yol ayrilmadir. Buna TC devleti vede basininin soyledigi gibi bölücü vede yikici olmamiz biz Kürdler olarak yasamamiza zemin sunacaktir. Biz bu birliktelikten cok cektik. Asyadan gelen at hirsizlarina altin tepside yurt verdik, adamlari getirip basimiza Melik yaptik,,,,yuzyillarca bizi katlettikleri zaman hala onlari kurtarma planlari yaptik,,, en son TC kurulmasi asamasinda yine ayni hatayi yaptik.... Iste senin Dtp vede onlarin sefleri yine ayni nakarati tekrarliyorlar,,,neymis halklarin kardesligi, neymis ayni cati altinda özgür birliktelik,,,,...Biktik artik bu sozlerden gözüm,,,..Ille kardes olacaksak,,,adamlar kardesligin geregi topraklarimizdan cekilsin, haklarimiz vede mesru bir devletimiz olunca kardes olmanin yollarina bakariz, tabi cikarimiz olursa bu iste...
Bence biraz milli duygulara sahip ol...Bu milliyetcilik degildir. Once kendin icin ol, sonra bú kardeslik hikayesini oku...
Dtp nin Akp karsisinda oy almasini bende istiyorum tabi,,,ama dtp nin TC bayragi altinda bizi istimaya cekmesini kabul edemem hemserim.
Kürd özgürlük hareketi kavramini bir kac kez yazmissin. Hangi Kürd özgürlük hareketidir bu, nerdedir, adi nedir, biz neden bilmiyoruz?
Bu kavramlar ile halkin beyni, dusunceleri muglaklastiriliyor. Bu özgürlük hareketi dedigin ne yazikki Modern Kemalizmi Kurtarma vede Hayat verme Partisine dönüstü.
Serkeftin herkese
bir de şu var tabi dtp-pkk nin kürt halkının istem , ihtiyaç ve haklarından çok uzak bir yapılaşma içinde olduğunu,kürtlerin asıl sorunlarını çözemeyeceğini ve bu nedenle de artık miadının dolduğunu söyleyebilirsiniz ve gerçekten kürt halkını bağımsızlığa taşıyacak ulus devlet projesini yaşamsal kılacak belli bir program temelli farklı oluşum-paradigma-parti-ideoloji-kurumların olması,oluşması gerektiğini söyleyebilirsiniz. bu açıdan baktığımızda ise bu konu üzerine sadece laf üretmekten başka hiçbir şey üretilemeyeceğini kendinizde görüyorsunuz. şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki şu nasname de yazan ,okuyan biçok insan dtp-pkk ye şiddetle karşı çıktığı halde onların söylemlerini direkt yada dolaylı olarak dile getirdiklerini görebiliyoruz. işin ilginç tarafı ise sosyolog ismail beşikçi ile paralel düşünceleri olup da t.c nin şuanki hükümetinin(iktidarın) kürtler adına yaptıklarını olumlayıp sayfalarına , yorumlarına taşımaları. meseleyi açarsak:
ulus devlet düşüncesi olup da:
akp nin kürt açılımlarını destekleyenler
,akp nin ergenekon sürecini başlatıp darbeci generalleri yargılamalarını, ve çetelerle mücadelesini öne çıkaranlar , trt şeş ile kürtçenin inkarının son bulduğunu iddia edenler , akp nin kemalistlerle mücadelesinden dem vuranlar- akp nin ab sürecini destekleyenler v.s uzatmak istemiyorum.. bütün bu adımlara olumlu bakan kürtlere bir sözümüz var :
dtp bunlardan çok daha fazlasını istiyorken siz bunlara neden daha çok değer biçiyorsunuz.dtp yi karşıtı olduğunuz bir konuma sokuyorsunuz.
2.ulus devlet isteyenlere akp bu adımlarala kürtlerin ulus devletini inşa edeceğini mi sanıyorsunuz diye sorasımız geliyor.
söylemleriniz ve pratikleriniz birbiriyle çelişiyorsa eğer biz de sözlerinizi önemsemeyiz.
dtp elbette bu süreci iyi okuduğu için bu seçime varlık-yokluk , refarandum diyor. biz de buna kesinlikle böyle bakıyoruz çünkü devlet en güçlü argumanını her türlü eksiğini de tamamlayarak bize karşı kullanıyor. bu da kuşkusuz akp dir.o kazanırsa savaş en kötü haliyle devam eder ama kaybederse devletin politikaları iflasa uğrar ve şu aralar bahsedilen çözüm sürecine ciddi katkılar sunar. bu nedenle bu seçim bir çok kapıyı aralayacaktır ve çözümde belirleyici bir rol alacaktır. biz de fotoğrafa, görüntüye bu bakış açısıyla bakıyoruz. ve biliyoruz ki bu görüntünün bir çok bakış açısı daha var onlara da olması gereken ve verilmesi gereken saygıyla bakıyoruz. saygılar..
Yüzünüzdeki sahte maskeyi çıkarararak uzaktan kumandayla sahte pehlivanlığa son verin.
Boti kardeşim size İmralının utangaç havarisi sıfatınını kulanmıştı,
Ben se size imralının degirmenine su
taşıyan fukara bir hamal oldugunuzu söylemiştim.
Gözümüz 'aydın'yüzünüzdeki maskeyi çıkarmışsınız 17000 infazın,taş altının
faali 'mertebe'sine ulaştınız.
Sizi 'kutsamak'gerek inceden inceye sürdürdügünüz diplomasız avukatlıgınız,
emanet bilgileriniz sayasinde kaçak güreşçi misali kendinizi 'galiplerin'
safında görüyorsunuz.
Kelime oyunlarıyla her şeyi alt öst edeceginizi sanıyorsunuz, ne yazık ki yanılıyorsunuz.
NASNAME hakındaki demogojiniz dudak ısırtan cinsten, nasnameyi Stalinist bir parti konumuna sokarak, utangaç troçkistlerin mantıgıyla yaylım ateşine tutuyorsununuz.
Nasname kürdistani bir internet gazetesidir, Kendi deyimleri ile ÖZGÜR BİREYLER TOPLULUGU kendine biçtigi rol ise(bana göre) Kürdistan ulusunu bilgilendirme ve bilinçlendirme işlevidir.
Nasnamede Kürdistan ulusunun çıkarlarını ABD de Yada Avrupada,
hatta Akp de gören kardeşlerimizin olacağı gibi, sizlerin ulus devlet olarak yerdiginiz, bazı kardeşlerimizin ise övgü ile bayraklaştırdığı,Tam Bagımsız Birleşik ve Demokaratik Kürdistan tezini savunmaktadır. Bundan daha demokratik ne olabilir?
Bütün nasname ailesine tek tip elbise giydirmeye çalişmanız,Tek tip elbiseye
olan hayranlıgınızdan mı kaynaklanıyor?
Geçti borun pazarı sür eşegi Nigdeye
Stalinist, kemalist, Baas çı evducu, sapık ideoloji sahipleri lanetliler mezarlıgında gömülüdür, tez elden kendinizede orda bir yer ayırın, kimbilir kara toprak ta sizi kabul etmekten caya bilir.
Sapla samanı karıştırmakla kendinizi'yetkin'mi sanıyorsunuz?
Nasıl mı: Kürd kükenli olmakla, kürd siyasi oluşumunu eş anlamlı görmek çapan oglu degilse cehaletin bataklığında yüzmekten öteye gitmez.
Şimdi soruyorum size DTP kürd partisimidir?
Kürdlere biçtigi kaftana bakalım:
1)DTP üniter devlete karşı degildir
2)DTP Türk bayrağına saygılıdır
3)DTP Bölücü degildir
4)DTP Kemalizmi kutsamaktadır.
5)DTP Türkiyenin demoratikleşmesi esas alır.
Yukarıdaki tespitleri alt alta kay ve topla,
Sonuç: Tek bayrak Tek ulus Tek devlet
Ne farkınız kaldı,Tayıp ile Baykal la
Karadayı ile.
Unutma ki kürdistadaki onbinlerce faali meçhulün katilleride kürd tü
Örnek mi, İbrahim Şahin,Mehmet Agar,Ünal
Erkan,v.b.
Yirmi milyon insanın kaderini bir devşirmenin iki dudagı arasına sıkıştıranları tarih af etmeyecektir.
Kurdler için(20000 milyonnufuslu ulus) asgari fedaratif bir yapılanmayı bile savunmayanların kürdlügünden şüphe etmek,yada kürdistan halkına verecekleri
bir şeyleri olabilirmi?
Ya senin?
Kalın saglıcakla
Yada
sewgili nazdar biz at yarışı oynamıyoruz ki güçlü olana verelim.biz koyun sürüsü de degilizki sürübaşının arkasından gidelim.dtp pkk ve aponun bunca çirkefliğine karşı dtp ye verilen oylar traşizme verilecektir.biz bunu söylüyoruz.kürdewari olmayan partilere giden oy kürdleri bir asır daha esarete mahkum edecektir.
oneriniz nedir.? ne yapalim.? kime oy verelim?
oy vermeyecek'sek, secimler konusun da ne yapalim.? kime yarayacak.?
tartismaya aciyorum.
herkese selamlar.
sahte maske-sahte pehlivan -uzaktan kumanda-fukara bir hamal-17.000 insanın faili-diplomasız avukat-emanet bilgiler-kaçak güreşçi-utangaç troçkist mantık!(ne anlama geliyorsa!)-cehaletin bataklığında yüzen adam. bu hakaretleri yazının içinden ayıklayıp öyle cevaplayacağım zira ben bu kadar öfkelenmene neden olcak yorumumu tekrar okuma gereği duydum. ve şunu söyiyeyim ki ben sözün gücüne inanırız hakaretin değil.
nasname hakkında demogoji yaptığımı ve stalinist parti konumuna soktuğumu ifade etmişsiniz. yanılıyorsunuz ki ben nasnameyi kendi açımdan söyliyeyim hiçbir konuma sokamadım çünkü ortada hiçbir misyon göremedim. ve sizin deyiminizle sadece bilgilendirme-bilinçlendirme işlevi görmektedir.hayırdır yoksa emanet bilgi mi yüklüyorsunuz millete. bir de bilinçlendirme var bilinçten yoksun! bir milleti bilinçlendirme hizmeti.şahane valla yola devam nasıl olsa bizler birer koyunuz!sizler de yeni sürü başındakiler! (tabi bunlar size göre)
ama gel gör ki miho arkadaş önemli bir noktaya temas etmişsin nasnamede kürt halkının çıkarlarını abd de avrupada ve hatta akp de gören arkadaşlarımız olabilir.işin tuhaf kısmı da bu zaten bir türlü şu arkadaşların kürt halkının ulusal çıkarlarını kürtlerde aramamalarına anlam veremedik. tabi cümlenizin devamında ulusal bağımsız kürdistan tezini savunan arkadaşların da olduğundan bahsetmiş ve beni de bu düşünceyi yeren şeklinde lanse etmişsiniz. bu doğru değildir kaldı ki buna ulaşmada sürekli olarak nasname yazarlarını bu konuyu açmaları için telkinlerde bulunmuşumdur.zira özelikle kuzey -doğu ve güney batı kürdistanı oldukça grift bir haldedir.
biz tek tip elbise giyeriz , şalvar giyeriz örneğin cemedani takarız , kadınlarımız, annelarimiz bacılarımız, fistan giyerler örneğin bu hayranlığımız binlerce yıllık kültürümüzün bizlere kalan miraslarından ötürüdür. ama kendini bu topraklarda yaşayan halkımıza temsilci olarak gösteren kimi fatihlerin binbir türlü elbisesi vardır ,halka pazarlamaya çalışırlar örneğin , çıkarları için kültüründen benliğinden uzaklaştırmaya çalışırlar örneğin , avcıdırdır hepsi birer kürt avcısı gibi,bizlerden de bazıları onlara yanaşmaya çalışır ,onların bu durumunu hoş karşılar ve yanlışlarını görmemeye çalışırlar biz dur demek için bunlara ısrarla kendin ol diyoruz biliriz ki onlar asla seni kendileri gibi aynı statüde kabul etmeyeceklerdir. bırak bari onlar savunsunlar kendilerini...
kürt siyasi oluşumu kürtlerin bağrından kopup bu seviye geldi şuan bu oluşuma ve bu oluşumun sahibi kürtlere her zamankinden daha çok ihtiyaç var.barışın kuyruğunu yakalamışken diğerleri izlememeli elinden gelen katkıyı sunmalıdır.
1) "dtp üniter yapıya karşı değildir". federasyon tartışılabilir ,fakat kürtlerin bütün türkiyeye büyük öçüde dağılması işi zorlaştırıyor.kürtlerin özü itibari ile korunacak demokratik bir yapı olması şartı bunun koşuludur. yani demokratik özerklik bu açığı kapatabilecek prgramlar içeriyor.
2)"dtp türk bayrağına saygılıdır". dtp bütün bayraklara saygılıdır.
belki o bayrakta senin de dedelerinin kanı olabilir diye..ancak bayrak milleyetçi duyguları barındırdığı ve bu niyetle kullanıldığı sürece kimse saygılı olmaz. ve nihayetinde hiçbir dtplinin elinde türk bayrağı göremessin. bu konu bu şekilde ele alınmıştır.
3) 1 deki ile aynı .
4) "dtp kemalizmi kutsamaktadır."
bu sana ait bir yargıdır. dtp anayasanın tümden değiştirilmesi ve kürtleri de içine alan bir anayasanın biran önce oluşturulması taraftarıdır.(bunu mecliste ve dışarda herzaman dile getirmiştir.)
5)"dtp türkiyenin demokratikleşmesini esas alır." doğrudur. bu herkesin arzusudur.
alt alta topla demokratik cumhuriyet elde edilir. tek ulus yoktur. ayrıca bu istemler sadece kürtleri değil bütün mağdur-mazlum kesimi kapsamaktadır. eleştirebilirsin ,beğenmeyebilirsin ama bir programı ,şiarı, ve gücü var. ancak bu istemlere dahi gözü kapalı olan bir kürt halkının olduğunu görmeniz gerekmektedir.ki geçen seçimlerde halkın tayyibi desteklesi sizce kürtlüğü fazlasıyla savunamamasından mıdır yoksa hep kürt kimliği siyaseti yaptığı için mi? bunlara cevap arıyoruz da bazıları akpnin kürtlere daha yararlı olduğundan bahseder akpnin programını aşağı sıralasam bakalım kürtlükten eser bulabilecekmisin?
dtp nin güçlü bir varlığı kürdistan halkına çokşey kazandırır. o da yetmiyorsa biz de daha fazlasını isteriz. durmak yok adımlara devam misali.. ben de dtpyi savunuyorum bunu niye demokratiklik olarak ele almıyorsun ki bir dizi hakarete ne gerek var.
bir misyonun olması birlikteliğin,kaynaşmanın olması olması insanda çok farklı duygular yaratır.bunu en güzel farkedebilecek yerler newrozlardır. desen desen çeşit çeşit insanlar bir arada baharın çoşkusunu haykıra haykıra kutlamaları insanlara umut bahşediyor. dün wandaydım ve wandaki coşkuyu ,görkemi anlatmak zor. inşallah wanı kurtaracağız fatihlerin elinden...
bu ara miho arkadaş ben de senin gibi bir okuyucuyum. nasnameyi de 7-8 ay ol du galiba elimden geldiğince takip ediyorum. ama gerçekten de tuhaflıklar bitmiyor.. örneğin dün şıwan perweri yere göğe sığdıramayanlar,bugün yerin dibine batırmaktan çekinmiyorlar. bu sefer emin ol şiwan tam tersi bir söz söylese gene biçok insan onu öve öve bitiremeyecek. bir başka tuhaflık ta ahmet altandan siteye yazıları eksik edilmeyen ve hatta misafir yazar olarak ele alınan ahmet altan apo=mandela diyor.ve biçok kimsenin ona bakışı değişmiştir bu nedenle. yani demem o ki çizdiğimiz çerçeveler bize bazen dar gelebiliyor ve kabından dışarı çıkabiliyor.. neyse. sen de kal sağlıcakla hem de "ya da" sı olmadan..
Lê protokola Newrozê piştî hildana ala Kurdistanê û wêneya serokê nemir Mistefa Barzanî daxwaza danana alê û wêneyê ji endamê xwe wezîfedar kirin.
Al û wêne bi qasî nîv saetî di ser beşdarvanan de pêl da! Piştre ji dîkê mudaxele hat kirin. Banga protokolê ji wezîfedaran re wisa bû: „Xortên ciwan wan alê ku ne ji me ye, bînin xwarê.
Wan wêneyê dervayê me bînin xwarê, duruşmê me destnîşan kirîye bavêjin".
Protokola Newrozê li hev geriyabû û helwestê wan gelek seyr bû! Dema birêz Ehmed Turk qise dikir, di bin çava re jî li Ala Kurdistanê dinerîya.
Ala Kurdistanê liser destê welatperwera di qada Newrozê de digerîya. Kurdên dilsoz bi durişmê BİJÃŽ KURDISTAN qada Newrozê hejandin.
Qêrîna berpirsê DTPê gelek balkêş bû, ‘we çava nedît li vir aleka din hate hildan, ka hun çi karî dikin zû bigîhijîn û alê bînin xwarê". Xwedîyê wan gotinan jî serokê DTP ya şaxê Amedê Alî bû!'
têbîni: Ev nûce timamî di www.pdk-bakur.com de heye
Cevabi yazınızda sorularıma yanıt alamadın, ya da verdiğiniz yanıtlar, kurgu bilim misali gerçeklerden uzak hayalinizdeki soyut olgular. Bir cebinize yama bir cebinize iplik elinizde iğne, yırtıkları yamalıyor sökükleri dikmeye çalışıyorsunuz. Biz bu işi yılarca yaptık, bu da bizim ayıbımız, beyhude bir çırpınış, güneş balçıkla sıvanmıyor, şapka düştü kel güründü. Mızrak çuvala sığmaz oldu. Sömürgeci faşist Türk devletinin korku duvarlarını yıkanlar, devşirmelerin de korku duvarlarını yıkıyor ve yıkacaktır.
Zulüm ile abada olanın sonu berbattır.
Örneğin; Stalin öldükten sonra boynuna ip geçirilerek Moskova sokakların dolaştırılarak teşhir edildi.
Hitler bir evin bodrum katında intihar etmek zorunda kaldı.
Mussolini partizanlar tarafından bir ağaca asıldı.
Saddam ABD tarafından idam edildi.
Esat Oktay Kürdistanlı bir yurtsever tarafından cezalandırıldı.
Demokratik Cumhuriyet safsatası ile daha ne kadar yalan söyleyeceksiniz?
Türkün kendi cumhuriyetini demokratikleştirmesinde Kürdün ne çıkarı olabilir?
Hem Türkiye de kör topal da olsa asgari ölçüde de (Kürde nazaran) bir demokrasi yok mudur?
Bilimsel olarak farklı çelişkiler, farklı yöntemlerle çüzülür. Demokratik Cumhuriyet tezinin kabullenmesi Kürd sorununu başka bir bahara ertelemesi degilmidir?
"DPT'nin güçlü bir varlığı Kürdistan halkına çok şey kazandırır" diyorsun. DTP'ye yüklediğin misyonun bir hamam puç kadar bile kıymet-i har biyesi yoktur. Güçlü bir varlık, güçlü bir dünya görüşünün, inançlı kadroların varlığından geçer. Samimi itirafçıların (t.d) paraşütle başa getirildiği bir partinin hali nice olur? Ya da JİTEM'in yardımlarıyla gerdeğe giren milletvekilimiz?
Faşist bir savcı ile her türlü teşriki mesaisi olan, zindandaki kardeşlerimizi itirafa zorlayan, önce milletvekili sonra partinin eş başkanlığına getirilen bu bayanın hangi uçaktan, hangi paraşütten atladığını, nasıl o makama getirildiği konusunda bir bildiğiniz var mı? Sahte çürük raporu ortaya çıktıktan sonra tutuklanan, eski parti başkanınızın askeri hakim tarafından iltifata tabi tutulmasının kaynağı ne? Paraşütle inenler paraşütle indirmesini çok iyi bilir.
Nasname'nin çok sesliliğine içerleniyorsunuz! Ma biraz da demokrat olsanız, kıyamet mi kopar?
Sevgili Nazdar, gel sesimizi birbirine katalım, birlikte bağıralım, YÜZ ÇİÇEK BİR ARADA AÇSIN YÜZ FİKİR BİR ARADA TARTIŞSIN herkes tezini ortaya koysun ki, bir sentez bulalım, yoksa nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.
Tek tip elbiseden kastımı, Kürd ulusal giysisine indirgemene bir anlam veremedim. Yoksa bu da yeni bir Ali Cengiz oyunu mu, ya da siyasi körlük mü? Bunu bilemedim.
Şıwan hakkındaki belirlemenize gelince; Şıwan Kürdistan halkının kalbinde taht kurmuş bir sanatçı, İhtirasları, yanlış politik tercihleri, dışarıdan gelen zorlamalar sonucu yanlış seçimler yapabilmektedir. Şıwan şimdiye kadar kaç kez sahnede tartaklandı biliyor musunuz? Ayrıca, Nasname okurlarını eleştirirken, Şıwan'ı tartaklayanlara ne söylediğini merak ediyorum.
Yazıtının başında sevgiye ihtiyacımın olduğunu, bahşiş olarak biraz sevgi sunuyorsun. Zor sipas û mala te ava!
Bizde olanı da vampirler, damla damla emerek alıyorlar.
Bakın size bu günkü hadiseyi anlatayım: üzerimde farz olan yükümlülüklerimden biri de Kürd mahallelerini dolaşmaktır. Bugün bu mahalleleri dolaşırken, Kürdistan Aktüel'e uğradım. Orada; Dara Botana'na rastladım, Dara kardeşim yaşamından bir kesit anlatmış, yazıyı okuyunca önce boğazım düğümlendi, sonra gözlerimden yaşlar dökülmeye başladı ve haykırmak istiyorum! Ey İmralı'daki devşirme! Yaptığın yanında kar kalmayacak. Mutlaka bir gün bunun hesabını vereceksin.
De haydi
Kal sağlıcakla
Önder Aytaç & Emre Uslu
Taraf
Şu sıralar Kürt sorunu konusunda olumlu gelişmeler beklentisi içerisindeyiz. Cumhurbaşkanı Gül'den umutlanmamıza neden olacak açıklamalar, Başbakan Erdoğan ve hükümetinden de TRT-6 gibi olumlu adımlar görüyoruz. Ancak gerçekten de devletimizin derin kısmı bu sorunu çözmek, PKK'yı dağdan indirmek istiyor mu / istemiyor mu? İşte bu konuda ciddi endişelerimiz var. Prof. Mahir Kaynak; "Bir eylemin kimin tarafından yapıldığını anlamak için, o eylemin kime yaradığına bakmak gerekir" değerlendirmesinde bulunuyor. O zaman PKK'nın dağda kalması kimin işine gelir, ya da dağdan inmesi kimin işine gelmez, öncelikle buna bakılması gerekli değil mi?..
PKK silahı bırakırsa; demokratikleşme adımları yoğunlaşır ve Avrupa Birliği'ne üyelik süreci hızlanır. Yeni bir anayasa daha rahat hazırlanır ve bunların hayatımızda yaratacağı muhtemel değişiklikler de şöyle sıralanabilir;
1. Seçim barajı düşer, siyasi partiler yasası değişir. Parti liderlerimiz, kendi lütuflarıyla değil, halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerine, bu milletvekilleri de farklı ideolojik ve etnik-kültürel azınlıkların Meclis'te genişlemesine bulunmasına çabalarlar.
2. Yargısal diktadan kurtularak, demokratikleşme ile doğru orantılı bir biçimde jürili ceza sistemine geçilir. Savcıların atama ve görevden alınması prosedürüne yetki alanlarındaki seçmenlerin de dahil edilmesi sağlanılır. Anayasa Mahkemesi üyelerinin TBMM tarafından seçilmesi, üyelik için mesleki başarı ve özel donanıma dayalı kalite şartlarının tesis edilmesi yapılır.
3. Ordumuz; MGK'nın kaldırılmasını, Genel Kurmay Başkanlığı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmasını, askerliğin zorunlu bir görev olmaktan çıkarılmasını onaylar.
4. Eğitimcilerimiz; din eğitiminin devlet okullarında isteğe bağlı olmasını, okullarda bölgesel veya azınlık dillerinde eğitim verilmesini, eğitimde "katı milliyetçilik ya da bireylere dayalı dogma" kavramlarına vurgu yapılmamasını yerine getirir.
5. Siyasetçilerimiz; devletin iktisadi bakımdan küçültülmesini ve piyasaya keyfi müdahalelerinin önlenmesini yani artık kendi zenginlerini yaratma sevdası bitirirler.
6. Merkeziyetçi yönetim tarzına alışkın bürokrasi; yetkilerini yerel yönetimlere devretme konusunda kararlı adımlar atar.
Malumunuzdur ki yukarıdaki kurum ve kuruluşların hemen hemen hiçbiri, saydığımız değişimlere kolaylıkla "evet" demeyeceklerdir. Ancak halkın çıkarına olan da bu değişimin ‘olmazsa olmaz' olması değil midir? Peki, bütün bunların PKK'nın dağdan indirilmesi ile ilişkisi nedir? Onu da isterseniz şöyle özetleyelim. İç düşmanlar-dış düşmanlar, bölünme, hatta din devletine dönüşme paranoyalarından ancak böylesi bir açılımla kurtulunabilir. Ancak böylelikle bu konular tabu olmaktan çıkar. "Uf, cız ve hatta kaka o sözler, bak diline biber sürerim" korkutmaları da birer birer ancak böylelikle bitirilebilir. Artık isteyen, istediği konuda fikirlerini söyler, düşüncesini dillendirir, ağıtını yakar, sevdasını haykırır ve herkes Mahzun Kırmızıgül'ün filmindeki gibi ‘güneşi görür'.
Elbette bütün bu açılımlar ve demokratikleşme süreci bazı kurum ve kişilerin hiç ama hiç işine gelmez. Düşünsenize dev bir güvenlik yapılanmamız var ve bir anda onların elinden antrenman olanağı alınmış oluyor. Önce toplumdaki önemleri azalıyor, sonra bütçeleri ve yetkileri kısıtlanıyor. Artık ihaleler alabildiğine şeffaf, harcamalar da daha önceki süreçle kıyaslanamayacak kadar daha az oluyor. Tanrı aşkına olacak şey midir bunlar? Bazıları; artık ‘vatan-millet-Sakarya', ‘din elden gidiyor', ‘laiklik elden gidiyor', propagandası yapamıyor. Böylesi kurumların / insanların ekmeklerini ellerinden almış oluyorsunuz. Kim, neden, nasıl, niçin ve niye takip edecek bu kurum ve insanları artık. Sendikalaşmanın önündeki yasal engelleri kaldırıyorsunuz, sendikalar daha şeffaf ve demokratik yönetim tarzına sahip oluyorlar. Artık sendika ağalığı da yok oluyor. Medya-işadamı-siyasetçi üçgeni de yeni dönemde sona eriyor. Saydam bir devlet yapısı, açık ve etkili bir denetim ile yolsuzluklar büyük ölçüde önleniyor.
Yapmayın, gelin verdiğiniz sözlerden geri dönün ve henüz yeni yeni başladığınız icraatlardan da vazgeçin hemen. Bu iş y-a-p-ı-la-m-a-z. PKK'yı dağdan indirmeye gücümüz y-et-m-e-z. Yeni bir Güçlükonak, Bingöl ya da Dağlıca olayı yaşamadan, kendiliğimizden vazgeçelim bu sevdadan değil mi? Ya da, işte böyle... İstenirse tek bir PKK'lı bile dağda kalmayabilir ama önce devletin kendini değiştirmesi / dönüştürmesi ve güvenlik bürokrasisini modifiye etmesi gerek!..
"dtpnin misyonu ve varlığının hiçbir kıymeti yoktur,demokratik cumhuriyet bir safsatadır, paraşütlerle inen millet vekillerimiz ve daha ne kadar yalan söyleyeceğiz."
kısaca anlatmak gerekirse dtp nin varlığı-misyonu ve milletvekillerinin duruşu kürt sorununda bir çok tabuyu yıkmıştır.kürtlerin mücadelesini siyasal alana taşımış ve halk ile aralarındaki bağı asla koparmamıştır. sorunu sürekli gündemde tutup iktidarın birçok yüzünü ortaya çıkarmıştır,t.c yi inkarcı tutumundan uzaklaştırmıştır.demokratik cumhuriyet tezi ile türkiyenin demokratikleşmesi açısından büyük bir rol oynamıştır oynuyor.
sevgili miho iyi niyetli bir çağrıda bulunmuşsun teşekkür ederim benim şahsım adına fikirlerim bunlar yani ben demokratik cumhuriyet tezine safsata olarak bakmıyorum aksine daha da geliştirmesinden yanayım . türkiyenin demokratikleşme süreci ise kuşkusuz kürtler-türk demokrat ve sivil inisiyatifleri-avrupa birliği yoluyla gerçekleşeceğine inanıyorum.ancak kürtlerin duruşu burda çok önemlidir. bu da kendi coğrafyasında iktidarı ele geçirmesidir. tayyip avrupada türkiyede kürdistanda göğsünü gere gere 75 kürt milletvekili ile beraber kürt kardeşlerimin temsilcisi benim-akpdir dediğinde benim içim cız ediyor, müthiş bir öfke duyuyorum ve kim ne derse desin dolaylı ya da direkt olarak onları savunanlardan dolayıdır ki dtp ye şiddetle sarılıyorum ve 4 gün süre zarfı içinde sayın gülmüşün deyimiyle öküz ne zaman doğurursa ben de o zaman dtp ye oyumu vermekten vazgeçeceğim.
şimdi ise söz sende diyorum miho arkadaş. tez ve analizlerini bekliyorum bizim demokratik cumhuriyet anlayışımıza sen safsata olarak bakıyorsun söyleyeceğimiz herşey senin gözünde birer yalandan ibaret.teze karşı anti tez ve sentez aşamasında buyur biraz da biz dinleyelim seni, yalan olup olmadığına millet karar versin.. selam ile
Demokratik cumhuriyet konusunda yılardır yazılıp çiziliyor,tüm yazılp çizilenlerden nasibini almaışsan Allah sana zihin açıklığı versin.
Rus göçmeni ABD vatandaşı Moray Bokşin in beyaz yalanlarının beş kuruşluk bir kıymeti harbiyesi olmuş olsaydı,Sovyet
cumhuriyetleri,Yoguslavyada,Cekoslavakyada,uluslar kendi devletlerni kurmak için kan dükmezlerdi.
Sınıf mücadelesi tarihine inanan,yada en azından haberdar olan birinin,emperyalist sisteme ragmen d.c.in imkansızlıgını kavramak için kahin olması gerekmemektedir(Bu kural Kürdler için geçersizdir)
Sonuç olarak:
Yazıklar olsun,Kürdistan ulusuna köleciligi reva görenlere
Yazıklar olsun,Kürdüstan ulusunun degerlerini sömürgecilere peşkeş çekenlere
Yazıklar olsun kahraman kürd gençlerini alçakça katl edenlere
Yazıklar olsun 40 milyonluk Kürd ulusuna devlet olmayı cok görenlere
Seni Moray Bokşin ve imralı devşirmesinin beyaz yalanları ile başbaşa bırakıyorum.
Şew baş
Öcalan ve PKK yi elestir, sonra da en yogun olduklari bir bölgeye bir büro ac. Apocularin ne kadar özgürlükcü, tahammülkar oldugunu anlaman acisindan öneririm.
Yorum yaz