Anasayfa | Yazarlar | Metin Delikan | İslamı Anlamak.

İslamı Anlamak.

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Islami anlamak ve anlayamamak....

Kuran’ı okumadım ama çok dinledim. Her zaman evin duvarına asılı olurdu. rahmetli abim o güzel sesiyle okurken dinlemekten zevk alırdım.

Zorunlu olmadıkça hiç bir zaman da negatif veya pozitif bir yorumunu yapmak istemedim. İnancı her zaman insan ruhunun bir parçası olarak gördüm. O kitapla mutluluk bulanları hep anlayışla karşıladım.

Ama ille de inan, ille de inanma diye bir baskı ve zorlamayı asla tasvip etmedim.

Kemalizm Arap harflerini kaldırıp bunu büyük bir inkilap olarak ilan ettiği, mektep ve medreseleri kaldırdıktan ve tekke ve zaviyeleri yasakladıktan sonra halk ile din arasında bir kopukluk meydana gelmiştir.

Yani...

Osmanlı döneminde kullanılan Arap harfleri inançlı insanların kendi gücünün yettiği kadar Kuran’ı okumasını sağladı ve bireysel olarak yorumlamaya çalıştı.

Çeşitli toplulukların Kuran’ı temel alarak yan yana gelip ruhsal olarak bir birlik oluşturmasına bir vesile oldu.

Yine mektep ve medreseler de kendine göre bir kültür çevresi oluşturmuş ve bu da örgütlü bir ruh birliği yaratmıştı.

Bu iyi bir avantajdı. Daha entel ve daha zeki olan insanların Kuran’ı yorumlaması ve böylece ezbere okuyup, ezbere yorumlaması aşılabilirdi.

Olmadı. Kemalist tek tipçiler devlet resmi görüşünün içinde kalmasını istedi ve öyle oldu. Seksen yıl boyunca resmi görüşün dışındaki yorumlara fırsat verilmedi. Kemalist rejimin İstiklal Mahkemeleri’nde idam ettiği inançlı insanların sayısı hala bilinmemektedir.

O dönemde Kuran’ın bir “tehlike” olarak görüldüğü, “irtca” nın kaynağı olarak görülmesi de bilinmeyen bir şey değildir.

Müridini ziyaret eden şeyhin, talibini ziyaret eden Alevi dedesinin, dini ayin yapan Hıristiyan’ın yargılandığı çok çok olmuştur. Son yıllarda bu bilinmeyenlerin su yüzüne çıkması ve kendilerini ifade edebilmeleri hiç kuşkusuz güzel emarelerdir.

Bu sayfaya da ara sıra düşülen İslam’la ilgili yorumları keyifle okurum. Buranın adı “özgür bireyler topluluğu”. Herkes kendini özgürce ifade edebilmeli. Bunu yapabilmek için öncelikle insanın kendisini tabulardan ve yasaklardan arındırmalı, insan denen yeryüzünün en değerli varlığının iyiliği ve mutluluğu amacını düşün alanının merkezine koymalıdır.

Yoksa sadece bir inancın veya bir ırkın yüceltilip diğerinin aşağılanması gibi bir durumun ortaya çıkmasının müsebbibi, diğer bir deyimle mürteci oluruz.

Bir defa şunu iyi bilmeliyiz: Tek tip İslam, tek tip yorum mümkün değildir. İslam içinde birbirine tezat binlerce yorum vardır. Bunları biribirinden dışlayıp düşman ilan etmek yerine bu yorumları yan yana getirmek ve üzerinde düşünmek gerekir. Her birinin güzel ve günlük hayatımıza rehber olabileceklerine “doğru” diye işaret koymak gerekiyor.

Yoksa İslam nasıl ilerlesin ve başına musallat olmuş bunca diktatörü nasıl alt etsin?

Bir basit örnek: Şimdilerde pek popüler olan Fethullah Hoca neden yaşamak için bir Hıristiyan ülkesi seçsin? Veya TC ile başı derde giren pek çok dindarımız neden bir İslam ülkesi değilde sığınmak için neden Avrupa’ya gelsin?

İşte bu yüzden İslam’ı enine ve boyuna tartarak, varolan teknik ve iletişimle kaynaştırarak, bir hayat biçimine dönüştürmek mümkündür. Ama “herşey” olarak önümüze koyarsak, dokunulmaz ve tartışılmaz bir tabu olarak korumaya çalışırsak yine adımızın sadece “şiddet ve kanla” anılmasından kurtulamayız.

Size unutamadığım bir hatıramla şimdilik noktalayayım.

Aylar süren polis sorgusundan sonra mahkemeye çıkarılmıştım. Doğrusu beni tutuklayacak bir delil veya suçlayacak tanık bulamamışlar, bu yüzden de az sonra serbest bırakılacağımı tahmin ediyordum.

Mahkemede sıramı bekliyordum. Başımda birinci şubenin sivil polisleri bekliyor. İki metre ötede ben yaşlarda biri. O da bekliyor.

-“Ne iştir seninki?”

Başımdaki polis çıkıştı.

-“Başkasıyla konuşmak yasak!..”

İki dakika geçmeden yeniden yanımdakiyle göz göze geldim. Adam kısaca anlattı.

-“Babam Sencaq’da imamdır. Köylüler vaazde ‘Atatürk puttur’ dedi diye ihbar etmişler.”

Hem de Kürdçe söylemiş. Kısa bir sessizlik oldu.

-“Bana da komünist diyorlar. Benimki kolay, babanın işi zor.”

Az sonra Hacı’yı elleri kelepçeli olarak getirdiler. Sakalını da kesmişlerdi. Mahkeme salonundan içeri girdiler ve çok geçmeden çıktılar.

-“Ne oldu?” diye bağırdım yanımdan geçerken.

-“Dört buçuk yıl...”

Polis yine tehdit etti ama sonucu öğrenmiştim.

Mahkemem uzun sürmedi. Gerçekten de tahliye oldum.

İslam’ı yorumlama deyince aklıma bu geldi. Gerçekten de inançlı arkadaşlarımızın dünyayı ve olayları yorumlamasında gerçekçi ve cesaretli olması gerekir. Bu konudaki araştırma ve ulaşılan bilgilerin arkasında komplo ve “Yahudilik” aramasına mahal vermeden...

Yorumlar (4 gönderildi):

FEREC .. 03 May, 2008 07:51:39
avatar
sayın Metın bey Kur.anı Kerim hakkında bınlerle muspet yorum anlamında tefsırler vardır ve hala yapılmaktadır.Bızım ıtırazımız dusman cenahtan gelen art nıyyet tasıyan bılımsellık kılıfı kısvesıne burunen* kurdun kuzu postuna gırmesı gıbı* olan hezeyanlaradır.Bu tıp marjınal yaratıklar her asırda olagelmıs ama basıretlı gozler onları teshıste zorlanmamıstır.Uzuntumuz sızın sıtenızın bunlara alet olmasıdır.Umarım ozgurluk adına ıslama saldırıyı benımsemezsınız.saygılar
Ali Amedi .. 04 May, 2008 03:01:45
avatar
Dün 'Kur'an Nasıl Oluştu?' başlıklı bir yazı vardı sitede. Bu yazıya uzun bir yorum yazmıştım ve biraz da sitem etmiştim site yönetimine. Allah'tan tam yorumumu gönderecekken, sözkonusu yazı siteden kaldırıldı ve böylece yorumumda gönderilmedi. Sevindim. Çünkü yapılan hatadan dönülmüştü sanırım. Hatadan dönmek erdemliktir.

Bu yukarıdaki yazı gönül alma yazısı mı? Bilmiyorum ama yine de iyi bir şey.

Lakin islam ve Kur'an aleyhine yapılan sözüm ona araştırma ve bilgilerin arkasında art niyet aramak ve bu art niyetin kaynağını tahmin etmek neden yadırgansın ki. Bu hep olagelmiştir. Yapılmamış bir şey değildir. Tarafsız, akla ve bilime dayanan araştırmalara kimsenin itirazı olmaz. Hem zaten islam ve Kur'an akılla-bilimle ters düşmez. İslam akıl-bilim dinidir aynı zamanda. İslam insanlığa faydalı olması şartıyla akla ve bilime son derece değer verir.
ali sönmez .. 04 May, 2008 09:29:46
avatar
Sayın Delikan
evet İslam çok yorumludur.
İslam çoğulcudur
Tek bir noktada anlaşmak kaydıyla

Bir kişi ne kadar biliyorsa o kadar yaşar. bu onun hakkıdır.
Ama dinden bir başka bilgi geldiği zaman da bilgi şemalarını bozma lüksünüde gösterebilmeli.
Din dindarın da dinsizinde yazboz tahtası değildir. birisi biliyorsa kaynağa bağlı olmak şartıyla yorum hakkı var. tabi bu yorum diğer ayet ve hadislerle tutarlı olmak zorunda.
Yoksa felsefe neyimize yetmedi ki kalkıp din limanına sığındık. Felsefenin dalgalı sularından dinin selam ve selamet iklimi arasında ki farkı görmüş biri olarak bu şartın korunması gerektiğine inanıyorum.
İsrailiyat ve Yahudi etkisi derken kimse şimdi ki yahudilerden bahs etmiyor. islamdan sonra müslüman olmuş ama malumatı müslüman olmnamaış yahudi ulemasının tevsircilere verdiği veya bizzat tevsir etmekle yaptıkları israiliyat etkisidir.
Malumatla zenginleşmiş bir yorum başımız üstüne.
Ama malumatsız yapılmış yorum felsefedir. onun dalı ve yeri bellidir.
mehmet .. 04 May, 2008 07:52:57
avatar
Metin beyin yazisi din ve vicdan sorununu anlamaya calisan bir yazarin görüslerini yansitiyor. Bundan daha dogal bir sey olamaz. Benim anlama da zorluk cektigim sey ise, belli inanclara mensup insanlarin bu konularda kendileri disinda baskalarini anlama kaygisi tasimamalari. "Mutlak dogrunun" kendi tekelinde oldugunu düsünen bir anlayisin baskalarina tahammül sansi zayiftir.Bu konularda kaygilar duyan farkli kesimlerin kafalarinda olusan kuskulari yok etmeye dönük girisimler ya zayiftir ya da hic yoktur...

Akla ve bilime hizmet eden aciklamalarin dahi "art niyetle" veya "arkasinda farkli seyler var" vb.siradan yaklasimlar düsünce dünyasini coraklastirmaktadir.özgün dünya anlayisina sahip olan bireylerin farkli önermeleri düsün dünyasini zenginlestirir. Herkesi kendisi gibi düsünmeye zorlayan anlayislarin despotik tutumlari hangi din ve ideoloji adina olursa olsun insanliga sunacagi bir sey yoktur.

Degisim ve gelisim farkliligin oldugu yerde vardir. Hic kimse kendi düsündüklerinin bulunmaz hint kumasi olduguna inanmamali. Hareket veya degisim zamanla "dogru" olarak savunulanlari yadsiyabiliyor. Döneme uygun önermelerin hizmet ettigi kesimlerin üretici niteligi düsüncenin dogru veya yanlisligi üzerindeki etkisini aciga cikarir. Asalak nitelige ulasmis güclerin hizmetine kosan bir düsüncenin, ileri ve gelismeye sirtini dönmüs oldugu gercegide yadsinamaz.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin