Che Guevara Çerkes mi?
Buraya Türk Ordusu’nun Balkan göçmenlerinden, MİT’in de Kafkas kökenlilerden oluştuğunu yazmıştım. Bu yazımdan sonra Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar da Nuriye Akman ile yaptığı röportajda bu fikrime aynen katılmış.
Meğer MİT içindeki akrabaları Çerkes Abdullatif Şener’e “Sen AK Parti’yi şimdilik terket, zaten seçimde oyları yüzde otuz cıvarında olur ve hükümet olamaz. CHP ile MHP hükümet olur. AK Parti’yi evelallah dağıtırız. Bir dahaki seçimlere kadar partini kur, seni başbakanlığa hazırlayacağız” demişler.
Hatta bu “şehir efsanesi” o kadar gündeme oturdu ki dizilere bile konu oldu. Ben bunu efsane olarak algılamıyorum. Olay her yönüyle doğru.
Ama bu senaryo tutmadı, AK Parti hesaplanandan fazla oy aldı.
Aslında bunu hemen herkes biliyor, ben giriş olsun diye yazdım. Oysa benim konum başkaydı.
Bu sayfanın okuyucusuna bilebildiğim kadarıyla Çerkesler’i anlatmaya çalışmaktı muradım.
Bir zamanlar, bir zamanlar dediğim cunta yıllarında generallerin emriyle “Kurtuluş Savaşı” adlı bir dizi-film çekildi. Epeyce de para harcandı. Sonra ne oldu? Kendi çektikleri filmi yasakladılar. Epey bir zaman yasaklı kaldı ve raflarda toza bırakıldı. Sonra yeniden piyasaya çıkardılar.
O filmin tesadüfen Çerkes Ethem kısmını seyrettim. Bir yerinde aynen böyle diyordu:
“Bursa’nın, Balıkesir’in Çerkesleri’ne bir çağrı yaptım mı milyonlarcası gelir.”
Siz de çok ilginç bulmadınız mı? Cunta devletin ısmarlama filminde bunlar söylenince inanmak gerekir. Film icabı da olsa 1920 de Çerkes Ethem’e söylettirilen bu söze göre “milyonlarca” çerkes vardı. Ve eğer Çerkes Ankara’ya yürüyüşünde başarılı olsaydı bugün o devletin adı başka olurdu.
Şimdiki istatistiklere göre, yani günümüzdeki sayıları 6-7 milyon olarak hesaplanıyor. Türkiye’nin ve Kürdistan’ın her yanına dağılan Çerkeslerin en yoğun olduğu bölgeler ise Bursa, Balıkesir ve Sakarya.
Karadeniz kıyısındaki şehir merkezlerinde de çok yoğun Çerkes nüfusu var.
Buraya bir not düşmek isterim. İstanbul ve çevresindeki faili meçhul ölümlerin Akyazı-Sapanca-İzmit ölüm üçgeninde yapıldığını ve o dönemde ünlü general Veli Küçük’ün o bölgeden sorumlu JİTEM’ci olduğunu unutmayın. Akyazı ve Sapanca nüfusunun hemen hepsi Çerkes’dir.
Aklınıza Çerkesleri hedef göstermek diye bir şey gelmesin, az sonra göstereceğim nedenlerden dolayı bu halka hiç bir önyargım yok. Tam tersine bu milyonların kendini neden ifade etmediklerine, kültürlerini ve dillerini neden bize tanıtmadıklarına yanarım.
Mesela Kafkasya’daki Çerkes nüfus Hıristiyan’dır. Ama Türkiye’deki Çerkesler müslümandır. Bu konuyu tabi ki ayrıca yazmak lazım.
Bir zamanlar Almanya’da Cem Özdemir milletvekili olunca Türk ırkçı basını o kadar “gurur” duydu ki hemen hergün konu Cem’di. Sonra ne oldu? O kadar bıktırıcı bir hal aldı ki en sonunda Cem restini çekti. “Ben Türk değil, Çerkes’im.”
O günden sonra “bazı Türk hastalıklıların" karşı bir hücumu başladı. “Hain, kalleş, ekmeğimiz haram olsun” başlıkları atıldı. Hatta arkasına bir kadın takıp “otelde basıldı” diye manşet atacaklarmış. Ama Cem durumu çakıp onları tuşa getirmiş.
Sadece bu mu? Az çok tarih bilenler Osmanlı padişahlarının sarışın, uzun boylu ve açık tenli Çerkes dilberlerine bayıldıklarını ve belki de yüzlercesiyle evlendiklerini veya cariye yaptıklarını da biliyoruz.
Bütün bunlar fazla magazin gibi oldu galiba. Bu yüzden neredeyse esas konuyu geçiyorum.
Çerkesler’in bağımsızlık savaşı yüzyıllardır var ama özerk bir bölgeden başka henüz bir şeyleri yok. İşte bu yüzyıllık savaşlarda ve Çerkes isyanlarında kimi zaman çarlık döneminde, kimi zaman Stalin döneminde çok büyük göçler ve kıyımlar yaşandı.
Osmanlı döneminde de, TC döneminde de Rusya sınırlarının içinden kaçıp belli bölgelere yerleştiler. Bu yüzden Çerkesler Ruslara ve onların ürettiği komünist fikirlere düşmandır. Aralarında tek tük “solcu” çıksa da ezici çoğunluk fanatik statükocu, devletçidirler. Devlete bu bağlılıklarından ötürü de “en üskek” makamlara otururlar.
Bunlardan en Türk ırkçısı ünlü de İnönü'ye başbakanlık yapmış Recep Peker’dir. Benim kuşağımdan olanlara bir başka isim söyleyeyim. Solcuyu gördüğü yerde kurşuna dizen tetikçilerden Veli Can Oduncu da Çerkes’dir.
“Solcuyu, Moskof’u gördüğün yerde vur” fikrini dedesinden aldığını söylüyordu ve dedesi Stalin döneminde Sakarya’ya kaçmış bir ilticacı idi.
Sizi biraz da Susurluk’a götüreyim. Baş kahramanların hemen hepsi ya Çerkes veya evlilikten dolayı Çerkes’le akraba.
Bütün bu yazdıklarımdan hiç kimse Çerkeslere karşı önyargımın olduğunu anlamasın. Genelleme yaptığım bir yer de yok. Bir kültürü toptan suçlu, toptan üstün veya düşük göstermek gibi bir adetim de yok.
Kimse kızmasın, ben bildiğim kadarıyla Çerkesleri yazdım.
Not: Youtube sayfasına girin ve “ünlü çerkesler” yazıp arayın. İçinde kimler yok ki? Bunlardan biri de Che Guevara. Bu yazının başlığı da buradan ilham alınarak yazıldı. Aşağıdaki yazı da faydalı diye düşünüyorum.
12 nisan 08
Hakan Albayrak- Yeni Şafak
Malum; Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar, Zaman'dan Nuriye Akman'a verdiği mülakatta Ergenekon'un faturasını Çerkeslere çıkardı.
Bu yapılanmada yer alanların çoğu Çerkes-Abhaz kökenliymiş, ama elinde “çok ciddi bilgi ve belge olmadığı için” konunun üzerine gitmiyormuş Şamil Bey.
Komediye bakar mısınız?
Hem elinde ciddi bilgi ve belge olmadığını söylüyor, hem de Türkiye'nin en çok satan gazetesinde Ergenekon'un Çerkes ağırlıklı kimliği(!) üzerinde pervasızca ahkam keserek yeni bir 'iç düşman' algısına yol açıyor; “Hain Kürt” edebiyatı/fitnesi yetmezmiş gibi bir de 'Milli irade aleyhtarı Çerkes' efsanesi çıkarıyor; toplumu birbirine düşürmeye çalışan provokatörlerin ekmeğine yağ sürüyor; mücadele ediyor gibi gözüktüğü 'derin devlet'in emellerine hizmet ediyor…
Müthiş bir sorumsuzluk örneğiyle karşı karşıyayız (provokasyon demeye dilim varmadığı için sorumsuzluk örneği diyorum).
Neymiş?
“Bu yapı içinde Kafkas kökenlilerin ağırlıkta olması, ister istemez zihinlerde soru işareti bırakıyor”muş!
Nasıl bir soru işareti?
“Türkiye Cumhuriyeti'ni Çerkesya Cumhuriyeti'ne dönüştürmek istiyor olmasınlar sakın?” gibi bir soru işareti mi?
“Derin devletin anti-demokratik refleksleri daha ziyade Çerkes unsurlardan kaynaklanıyor olmasın sakın?” gibi bir soru işareti mi?
“Milli Şef dönemine dönüş çabalarının arkasında Çerkesler olmasın sakın?” gibi bir soru işareti mi?
Bilmiyoruz.
Şamil Tayyar “soru işareti”ne açıklık getirmiyor.
Milletin arasına bir fitne tohumu ekip aradan çekiliyor.
Buna haklı olarak isyan eden Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Cihan Candemir diyor ki:
“Şamil Tayyar bir yandan 'elimde ciddi bilgi ve belge olmadığı için üzerine gitmedim' derken, diğer yandan tüm Çerkes-Abhaz toplumunu 'Ergenekon' örgütlenmesinin içinde gösterecek çok önemli iddiaları 'ilk defa söylediğini' ifade ediyor. Çerkes camiası olarak kendisinden, bildiği isimleri açıklamasını bekliyoruz. 'Basın etiği' ve 'yazar namusu' kavramları gereği bu açıklamaları yapmak, Sayın Şamil Tayyar için Çerkes toplumuna karşı ahlaki bir borç haline gelmiştir. Bunu kendisinden talep etmek de bizim hakkımızdır. Hiç kimsenin mesnetsiz iddialarda bulunup, toplumu rencide ettikten sonra, hiçbir şey olmamışçasına köşeye çekilme hakkı yoktur. Çünkü yapılan ve söylenenler sadece Çerkes toplumunu rencide edici şeyler olmakla kalmamış, aynı zamanda Türkiye'nin etnik hassasiyetlerine yönelik tehditler içerir hale gelmiştir. Böylece, toplumun bir bölümü, diğeri aleyhinde yanlış bilgilendirilmiş ve düşmanlık yaratılmaya çalışılmıştır. Bu şekliyle, alenen 'bölücülük' suçu işlenmiş olmaktadır.”
Evet, aynen öyle olmaktadır.
Diyelim ki Ergenekon örgütlenmesinde yer alanların çoğu gerçekten Çerkes; ideolojik nedenlerle biraraya gelen insanların etnik kimliklerine vurgu yaparak “Çerkesler Ergenekoncu'dur, derin devletçidir, milli irade düşmanıdır” gibi bir intiba uyandırmanın ne alemi var?
Bu toplumun bir parçası olan Çerkesler tıpkı Türkmenler, Kürtler, Lazlar, Boşnaklar veya Arnavutlar gibi devletin ve siyasetin bütün hiziplerinde şu veya bu yoğunlukta yer alırlar.
Siyasi / ideolojik kamplaşmalarda Çerkeslerin genelini kapsayan bir eğilim yok.
'Demokrasinin olmadığı bir cumhuriyet beni ilgilendirmez' diyen Rauf Orbay da Çerkes'ti, demokrasinin “d”sine bile tahammül edemeyen Recep Peker de…
* * *
Unutmadan:
Anavatan Partisi'nde de bir “Çerkes nüfuzu”ndan söz ediliyordu…
Ünlü bir ulusalcı bana “AK Parti'deki Çerkes yoğunluğunu endişe verici buluyorum” demişti…
HADEP'in genel başkanlığını yapmış olan Ahmet Turan Çerkes'tir…
Bunları Ergenekon'un neresine koyacağız?
Bu arada ben de Çerkes'im… ve Ergenekon'a 'adımı' karıştırdığı için Şamil Tayyar'a fena halde kızgınım!



Yorumlar (4 gönderildi):
Devletin resmi kaynaklarında Ethem Paşayı hain etmek çirkin bir siyasetten başka bir şey değildir. Kahramanları ! hain ilan etmek? Sorgulanması gereken bir vicdan meselesidir. Acaba ! hangisi daha işbirlikçiydi ve kimleri kendi saltanatı adına yok etti. Geçmişi yargılamıyoruz ama geçmişteki hatalar üzerinden bu gün bile hata yapanları affetmek ihanetin en büyüğüdür. Gerçekleri bilelim ve içimize atalım belki bir gün tarih yeniden yazılır ve kişiler yer değiştirir !Tanrı isterse olur ve isteyecektir..
Yorum yaz