Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Seîdê Kurdî -3- Seîdê Kurdî -3- ================================================================================ Metin Delikan on 05 Apr, 2008 08:58:00 Seîdê Kurdî-3- Hayatını okuyacağınız pek çok yazı ve belge olduÄŸundan bunları detaylarıyla yazmayı lüzumsuz buluyorum. Beni esas ilgilendiren yanı ait olduÄŸu kimliÄŸi ve kültürü, Kürd ve İslamı hiç bir zaman inkâr etmemesi ve her yerde bir övgü kaynağı olarak belirtmesidir. Zaten Osmanlı arÅŸivlerinde de ismi Molla Said el-Kurdî olarak geçmektedir. Bu isim bile bize onun kendisini ne ile ifade etmemiz gerektiÄŸi konusunda yeterli bilgi vermektedir. Molla kelimesiyle İslama, Kurdî kelimesiyle de Kürd kimliÄŸine olan aidiyetini belirtmektedir. İstanbulu terkedip Kürdistana geçtikten bir süre sonra Ermenilerle çatışmalara katıldı. Bu sırada İstanbula gelen raporda ÅŸöyle anlatılıyor: Bu rüesâ miyânında el-ân esîr veyâhûd telef edildiÄŸi meÅŸkûk bulunan ve beynen-nâs Bediüz-zaman Said-i Kürdî demekle ma`rûf olan Molla Said de bulunuyordu. Sonra Birinci Dünya Savaşı baÅŸlayıp Rus ordusu ile cepheden savaÅŸ baÅŸladığında bir medresede hocalık yapıyordu. ÖÄŸrencileri ve Van-Bitlisli Kürdlerden oluÅŸan bir birlikle savaÅŸa katıldı. 1916da Bitlisi Ruslara karşı savunurken düÅŸüp ayağını kırdı ve esir düÅŸtü. Bir süre Sibiryada, daha sonra da San Petersburg yakınlarındaki esir kampında kaldı. BolÅŸevik İhtilali olup eski rejim sarsılınca kamptaki rejim de gevÅŸedi. Mele Seîd bundan yararlanarak firar etti. VarÅŸova ve Almanya üzerinden İstanbula geldi. KurtuluÅŸ savaşını kayıtsız ÅŸartsız destekledi. Bu sırada M.Kemal ve adamları ile bir kaç defa görüÅŸtü. Yeni rejimin Kuranı temel alması gerektiÄŸi ve diÄŸer nedenlerden dolayı yolları ayrıldı. Buna raÄŸmen Sevr sürecinde Åžerif PaÅŸaya karşı çıkarak Ankarayı destekledi. Åžerif PaÅŸanın Kürdleri temsil edemiyeceÄŸini açıkça söyledi. Osmanlı yıkılıp yeni devlet kurulunca diÄŸer bütün Kürdler gibi o da daha adil bir düzen geleceÄŸine ve Kürd ve İslam kimliklerinin yerine oturacağı umut ve beklentisi içinde yaÅŸadı hep. Ama geliÅŸmeler hiç de öyle olmadı. Terakki ırkçılığı ve laisizm devlete hakim olmaya baÅŸladı. Mele Seîd mecburi iskana mahküm edildi ve Vanda kaldı. Ben ÅŸahsen 1925 yılını Kürdler için bir ölüm noktası, Türk ırkçılığının yüz yıl sürecek kanlı saltanatının baÅŸlangıcı olarak görüyorum. Åžeyh Seîd serhıldanı ve arkasından ilan edilen Taqriri Sükun kanunu bu yönden bütün Kürdlerin tarih bilgisinin vazgeçilmez bir parçası olması gerekir. 1923 Lozan imzalanınca ve yeni rejimin Kürdlere ihtiyacı kalmayınca adım adım Kürd tasfiyesi baÅŸladı. Önce meclisteki Kürd mebuslar üzerinde kanlı bir baskı kuruldu, daha önce Kürdistan Mebusları diye baÅŸ tacı edilenler dışarı atıldı. 1925e gelindiÄŸinde tam bir inkâr politikası geliÅŸti ve Kürdlere verilen bir çatı altında ve kardeÅŸçe yaÅŸama sözü yutuldu. İşte bu nedenle 1925 Kürd trajedisi yaÅŸandı. Bu sırada Seîdê Kurdî Vanda bulunuyordu. BaÅŸta Kor Hüseyin PaÅŸa olmak üzere pek çok kiÅŸi ona Åžeyh Seîde yardım etmesi çaÄŸrısında bulundu. Ama o her defasında 700 yıl İslama hizmet eden Türk Milletine elim kalkmaz dedi ve katılmadı. Daha sonraki dönemlerde bundan piÅŸman olduÄŸunu defalarca beyan etmiÅŸtir. Artık onun için Kemalist rejimin koyduÄŸu mecburi iskân ve sürgün yılları baÅŸlamıştır. 1960 yılında Urfada vefatına kadar da karakollarda, cezaevlerinde geçmiÅŸtir ömrü. Adını bile kullanamamıştır. Molla Said el-Kurdî olan adı Said Nursi olmuÅŸtur. Kürdistan ona yasaktır. DiÄŸer Kürd deÄŸerleri gibi ÅŸu anda mezarı da yoktur. Size onun çok ilginç bir yanını anlatarak bitireyim yazımı. Vanın Mukus (Bahçesaray) ilçesinde bir süre mecburi iskânda kaldı, ki o zamanlar Mukus bir köydü. Uzun kış gecelerinde köylülere satranç öÄŸretmiÅŸ ve hep oynamış. O gün bu gündür Mukus hala bir gelenek olarak satranç oynar.