Seîdê Kurdî
Son dönemlerde çeşitli kesimlerce adının istismar edildiğini, sağa sola çekiştirildiğini üzüntüyle izliyorum.
Bir kısım Türk dindarları onun Kürd olmadığını, hatta hiç Kürd olduğunu söylemediği yalanını yayıyorlar. Bence bu Mele Seîd'e yapılmış en büyük kötülüktür.
Bir kısım Kürd cahili de mecliste “itibarının iadesi” için öneri vermişler. Sırf politik amaçları için, gelecekte yapılacak yerel seçimlerde dindar Kürd oyu için böylesi bir hileye başvurmak gibi bir “etik” girişimden öte bir anlamı yok bence. Yoksa otuz yıllık geçmişlerinde bir tek kelime etmedikleri insanı bugün neden hatırlasınlar ki?
Ben ve Seîdê Kurdî’yi az çok tanıyanlar onun itibarlı ve onurlu bir insan olduğunu çok iyi bilirler. Öyle olmasa Kemalist diktatörlere boyun eğer, devletin bir köşesine konardı. Tıpkı meşhur başsavcı Abdurrahman’ın dedesi Şeyh Saffet gibi.
Ama o Kemalist rejimi hiç sevmedi. Bundan dolayı da 1924 den vefat ettiği 1963 e kadar, yani kırk yıl boyunca Kürdistan’a sokulmadı. Ülkesinden ve ailesinden uzaklarda, sürgünlerde kaldı.
Bugün size onun çok değerli bir yazısını alıyorum. Bir dahaki yazımda hayatını anlatmaya çalışacağım.
--------------------------------------------------------------------------------------------
KÜRDÇE LİSANIMIZ
Bedîüzzaman Molla Said-i Kurdi'nin Nasayıhı
(Bu iki başlık da Osmanlıca yazılmıştır, gerisi Kürdçe'dir ve Bedîüzzaman tarafından Arap harfleriyle kaleme alınmıştır –M.Delikan)
Ey gelî Kurdan, îttifaqê de qewet, îttîhadê de heyat, di biratîyê de seadet, hukumatê de selamet heye.Kabika îttîhadê û şerîta mehebbedê qewî bigirin, da we belayê xilas ke. Qenc guhê xwe bidinê, ezê tiştekî ji we re bibêjim. Yek Îslamîyet, ku hezar hezar xwîna şehîdan bihayê wê dane. Ê diduwa însanîyet , ku lazime em xwe nezera xelqê de bi xizmeta aqilî, ciwamêranî û însaniyetê xwe nîşanê dinê bidin. Ê sisîyan millîyeta me ye, ku mezîyetê da me; ê berê, ku bi qencîya sax in, em bi karê xwe, bi hifza millîyeta xwe rûhê wan şad bikin.
Piştî wê, sê dijminê me hene, me xirab dikin. Yek feqîrtî ye, çil hezar hemalê Îstenbolê delîlê wê ye. Ê diduwan cehalet û bêxwendinî , ku hezar ji me de yek "qezate" nikarin bixwînin, delîla wê ye. Ê sisîyan dujminî û îxtilaf e, ku ew edewetqeweta me winda dike, me misteheqê terbîye dike û hukumat jî ji bêînsafîya xwe zulm li me dikir.
Ku we ew seh kir, bizanin çara me ewe ku em sê şûrê elmas destê xwe bigirin, ta ku em sê cewhera xwe ji destê xwe nekin, her sê dujminê xwe ser xwe rakîn. Ew şûrê edlê mearif û xwendin e; ê diduyan îttîfaq û mehebbeta millî ye, ê sisîyan însanê bi nefsa xwe şixula xwe bike û mîna sefîlan ji qudreta xelqê hêwî neke û pişta xwe nedet'ê.
Wesîyeta paşî: Xwendin, xwendin, xwendin, xwendin û destê hev girtin, destê hev girtin, destê hev girtin.
Monla Seîd (Monla kelimesi Osmanlıca'da molla kelimesinin bir üstüdür, veya daha kibar söylenmişidir M.Delikan)
11 Zilka'de 1326 Cum'airtesi 22 Teşrinisani 1324
(Miladî 5 Aralık 1908)
Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi
1324
Cem'iyetin vasıta-ı neşr-i efkârıdır
Tarih-i te'sisi: 1326-1324
(tarihler Rumî ve Hicretî olarak konulmuştur. M.Delikan)
-------------------------------------------------------------------------------------------
Türkçe tercümesi
Ey Kürd Milleti, ittifakta güç, birlikte hayat, kardeşlikte mutluluk ve hükümette (kendi kendini yönetmekte) selamet vardır. Birliğinizi ve dostluğunuzu güçlü tutun, ki bu belalardan kurtulasınız. Bana iyi kulak verin, size bir nasihatim var. Biliniz ki bizim üç cevherimiz vardır, bunlar kendilerine layık olmamızı bekliyor. Birincisi binlerce şehidin kanıyla aldığımız İslamiyettir, ikincisi insaniyettir, ki biz mertliğimizle ve aklımızla diğer dünya milletlerine kendimizi göstermek zorundayız. Üçüncüsü milliyetimiz (soyumuz)dir, ki onların bize bıraktığı meziyetleri koruyalım, yaptıklarımızla onlara layık olup onları (ataları) kabirlerinde şad edelim.
Bununla birlikte bizi harabeden üç tane düşmanımız vardır. Biri yoksulluktur ki İstanbul'daki 40 bin (Kürd) hamal bunun delilidir. İkincisi cehalet ve okuma yazma bilmemektir. Binde birimiz bile "gazete" (o dönemde yeni bir kelime olduğu için tırnak içine alınmıştır) okuyamıyor, bu da cehaletin delilidir. Üçüncüsü aramızdaki ikilik ve düşmanlıklardır, ki bu gücümüzün azalmasına yol açıyor. Bizi bazı nahoş şeylere mahkûm ediyor ve devlet bize kolayca hükmediyor (zulmediyor).
Biraz geriye bakarsanız bizim elimizdeki üç elmas kılıcı elimizden bırakmamalıyız ve üç düşmanı içimizden söküp atmalıyız. Bu elmas kılıçlardan biri adalet, maarif (eğitim) ve okumadır. İkincisi birlik ve dostluk,üçüncüsü alın teriyle çalışmak ve kazanmaktır,başkasının sırtından yememektir.
Son nasihatim: okumak, okumak, okumak, okumak ve birlik, birlik, birlik.
Molla Seîd



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz