Anasayfa | Yazarlar | Metin Delikan | Orhan Aydın vs.

Orhan Aydın vs.

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Yıl 1978. Yani henüz PKK “Kürdistan Devrimcileri” iken. Yani Ankara’dan Kürdistan seferleri yapıldığı ve Kürdlerin kurduğu çember Ankara emirli Öcalan ve ekibi tarafından “yarılmaya” çalışıldığı zamanlar.

Orhan Aydın vs.

Ergani ve çevresine Adanalı ve Kürd olmayan Duran Kalkan, Ankara’dan çemberi yarmaya memur edilmiş ve gönderilmiştir.

O dönemde Lice ve Ergani çevresinde epey bir TKP li örgütlenme vardır. Bunun kırılması ve “ajan” ilan edilmesi gerekmektedir. Tıpkı Kürdistan’ın diğer bölgeleri gibi.

Daha iyi anlaşılsın.

Siverek’te Ferid Uzun göze batan bir dikendir. Ortadan kaldırılması ve Kawa’nın hakimiyetinin kırılması gerekmektedir. Çok büyük ustalıkla yapıldı. Bunun için iki Kürd genci kullanıldı.

Ergani ve Lice’de de aynı oyunun oynanması gerekmektedir.

“Kürdistan Devrimcisi” olarak memur tayin edilen Duran Kalkan TKP nin üzerine sürülmüştür. TKP liler kim? Liceli ve Erganili gençler.

Derken çatışma ortamı yaratılıyor. TKP liler Duran Kalkan’ı belden aşağı vuruyorlar ve yaralı bırakıyorlar.

Eh, intikamın alınması gerekiyor. O dönemde henüz 18 inde olan Orhan Aydın “intikam” için hazırlanıyor. TKP nin o dönemki lideri Ömer Ağın’ın vurulması planlanıyor. Orhan o dönemde Diyarbakır’da TKP lilerin kitabevinde çıkmakta olan Ömer Ağın ve Mehmet Çakmak’ı kitabevinin kapısında yakalıyor.

Önce Ömer’e, boşaltıyor kurşunları. Yanındaki Mehmet Çakmak da müdahale edince kafasına sıkıyor kurşunların geri kalanlarını.

Liceli Mehmet Çakmak olay yerinde ölüyor. Ağır yaralı Ömer Ağın uzun süre ölümle boğuştuktan sonra kurtuluyor.

Eski TKP li ve PKK kurşunlarıyla yere serilen Ömer Ağın şimdilerde iyi bir PKK li ve DTP merkezinde bir yerde.

Orhan olay yerinde kısa sürede yakalanıyor ve o dönemde sivil cezaevine konuyor. Bir süre sonra kimisine göre “kadın kılığına girerek”, Feyzi Açıkgöz’e göre de ufak bir Xançepekli manevrasıyla hapisaneden kaçırılıyor.

Kaçırıldıktan sonra bir kaç eylem daha yaptırılıyor ve bu defa uzun süren cezaevi süreci başlıyor.

O yaştaki bir gencin bu kadar çok olayından sonra TC sorgucuları elbette gerekeni yapmış ve ağır işkencelerden geçirmiştir. Bu ağır işkencelerden ve yaşadığı olaylardan sonra o yaşta bir insanın psikolojisinin bozulmaması mümkün değildir.

Yaşadığı korkular ve olaylar elbette kalıcı izler bırakmıştır.

Böylesi bir sürece hiç yabancı değilim. Her kim böylesi olayları yaşamışsa mutlaka çok ağır psikolojik ve patolojik izler taşımaktadır. Kimi bunun bilincinde olur ve içinde olduğu durumu kabul eder ve bu sorunlarıyla yaşamasını bilir ve öğrenir.

Ama çoğumuz bunu taşıyamadık. Aradan bu kadar yıl geçmesine rağmen yaşadığımız bu travmaları taşıyamadık.

Kolay değil. O genç yaşta defalarca ölümü yaşamak veya ölümle yan yana olmak. Bu olayları yaşadıktan sonra normal bir hayat sürmek tıbben de mümkün değildir.

Binlerimiz bunu yaşadı. Orhan bu binlerin içinden sadece bir tanesidir. Orhan olayının ne yanından baksanız bir acıklı hikâye çıkar.

Çürükkaya’nın ve Gülmüş’ün Orhan’ı anlatırken bu yanlarına dokunmamalarına hayret ettim. Oysa her ikisi de aynı yaşlarda aynı olayları yaşamış insanlardır. Bu yaşananlar karşısında birinin bir kertik daha kendini koruyabilmesi, iradesini kullanması doğaldır.

Ama Orhan bunu kısa sürede kaybetmiş, yaşadığı korku ve heyecanlar onu “sessiz bir abide” yapmıştır.

Diğer yandan Çürükkaya bir kahramanı tarif ederken bu kahramanın da etten ve kemikten bir ademoğlu olduğunu unutmaktadır. Orhan artık normal bir insandan çok klinik bir vaka olmuştur. Artık hiç bir tıp dehası da kurtaramamaktadır.

İşin en ilginç yanı da Bekaa’da kendisine reva görülenlerdir. Ona hala bir hasta değil ama “kahraman” muamelesi, daha doğrusu kahraman olmasını bekleyen anlayıştır. Sonra ne olmuş? Bu hasta dayakla iyileştirilmeye çalışılmıştır.

Sonra ne olmuş? Buhar edilip uçurulmuştur. Yani iyileşmeyeceği anlaşılınca kaza kurşunu yapılmıştır.

İşte Kürd gençlerinin şahsında Orhanlar böyle harcanmıştır.

Sadece o mu?

Gülmüş’ün yazısında adı geçen Tekin Kızılay’ın hikayesi de aynı acıları taşıyor. Tekin Kızılay Ağrılı bir Kürd genci. “Kürdistan Devrimcileri” Ağrı’ya sefer düzenlerlerken Tekin’i örgütlemişler.

O dönemde en tanınan Kürdçü olan Mustafa Çamlıbel’in oratadan kaldırılması gerekmektedir. Mustafa şimdilerin büyük adamı Yaşar Kaya’nın kızkardeşinin oğludur. İşte bu Tekin onun katledilmesinde kullanılmıştır. Tıpkı Ferid Uzun hikayesindeki gibi cenazesinde de intikam yeminleri edilmiştir.

İşte Ağrı’daki Kürd çemberi böylece kırılmıştır. PKK oraya böyle yerleşmiştir. Tekin’e ne mi oldu? Ağrı cephesine gönderildi ve şehid oldu.

İşte Orhanların, Tekinlerin trajik hikayesi budur.

Bir yandan kahramanlar ve bir yandan hainler... Ne demişti nasname’nin bir yazısı? PKK tarihi kahramanlar ve hainler tarihidir. Kim kahraman kim hain diye sormayın. Çünkü bilmiyorum.    

Yorumlar (2 gönderildi):

Gome dewres .. 02 Jul, 2008 04:21:51
avatar
Şêwazi Ho Viri Ra Mekê..!

Nae ra desbonç serri ra averi cisnê Muawiyey Şêwaji de 35 sınatkar u roştberê ma kerd ver, wesawes vêsnay. Devleta Tirk u ki eve cenderme u polêsune ho dest u payê ho dest gıreday, vinete, heni tey nia da. Ma pêro zoneme ke, i averi ra ve nat kotê ve rıka az u uzê ma, nêwazenê ke caê roşti berzo ve sarê ma. Henkê, eke bese bıkerê, wazene ke koka mıletê ma biyarê, azê ma bıbırrnê.
Noletşerru Devleta Tırku,
Noletşerru Faşistu,
Noletşerru Yobazu

Kana doymayan Kemalist devlet,
Ağzı salyalı uluyan bir çakal gibi,
Dersim, Maraş, Çorum da kana doymamış ki
2 Temuz 1993 Tarihinde Sivas ta 35 Aydın insanımızı vahşice yakarak kariyerine, kariyer, şerefine, şeref, şanına, şan, şöhretine, şöhret katarak,
Bu barbarlıktan dolayı dünyamızdaki insanlık ailesinin şerefli üyeleri tarafından Ağzı Salyalı Uluyan kemalistler Ünvanını Aldılar.

Türk devleti 1980 askeri cunta darbesinde ve darbeden sonra solcu, aydın, sosyalist devrimci ve ilerici insanları idam ederek, onlarca yıl hapise mahkum ederken Türk ırkçılığını islamla birleştirerek kitlelere şırıngaladı.
.
1921 koçgiri ve 1937 / 1938 Dersim katlıyamının mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Celal Bayar, İsmet Ünönü, Fevzi Çakmak ve meslegi insan kasabı olan Abdullah Alpdoğan oluşan ekiptir.

Mustafa Kemalın 1936 yılında Meclisin ilk açılışında yaptığı konuşmada şöyle diyor. İçişlerimizden en önemli bir sorun varsa o da Dersim sorunudur. İçerde bulunan bu yarayı, bu korkunç çıbanı ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahsına olursa olsun yapılmalı ve bu konuda acil kararların alınması için geniş yetki verilmelidir.

78 Maraş, 79 Çorum katlıyamlarında sosyal demokrat geçinen Ecevit iktidarda idi.

Sivas katlıyamında yine sosyal demokrat geçinen SHP – İnönü hükümet ortağıydı.

2 Temuz 1993 te 35 ınsanımız yakılırken, Devletin temsilcileri Demirel, Çiller insanlarımızın can can ve mal güvenligi sağlanmıştır. Verdikleri demeçle kanlı yüzlerini göstermişlerdir

Alevilerin, demokratların, Aydınların, Solcuların ezilenlerin baş düşmanı ırkçı ağzı salyalı uluyan kemalist Türk devletidir. Bu gerçegi görmedigimiz müddetçe ağzı salyalı uluyan kemalist devlet üzerimizde kanlı katlıyamlarını eksik etmiyecektir.

2 Temuz 1993 sivas ta Pir Sultan Abdal etkinlikleri ne katılan Aydın, Yazar, Şair, Sanatçı 35 güzel insanımız uluyan kemalist devletin ve yobaz, gerici şeriatçı faşistlerin planlı saldırısı sonucu yakılarak vahşice katledildiler.

Saldırıya onbinlerce sakallı yobaz ve sivil devlet güçleri Madımak otelini ateşe vererek o güzel insanların katledilişini uluyan kemalistlerle birlik de sevinçden şampanya patlatıp, kadeh tokuşturup alkışladılar.

Bizler için sivas ne ilk nede sondur.

Dersim, Maraş, Çorum, İstanbul- Gazi mahallesi,Sivas,
İşkencede katledilenler,
Ceza evindeki katlıyamlar,
Failimehçul infazlar,
Diktatörlüge karşı çıkıp düşüncelerinden dolayı infaz edilenler,
Demokrasi ve özgürlük için kavga verip hayatını kaybedenleri
Unutmayacağım.

Dersimli Ali Haydar
Feyzi Acikgöz .. 02 Jul, 2008 03:15:00
avatar
Sevgili Delikan ! Orhan Aydin kadin elbiseleri ile kacisi dogrudur.O dönemlerde Halkin Kurtulusu dan biri daha duvardan kacisina yardimci oldugumdan dolayi Orhan Aydin kacisi ile karistirmistim.Hafizam cok dusuk oldugu beni yakinda taniyan dostlarim bilir. Orhan Aydin tarihi ile yazdiginiz aciklamalariniz icin tesekuler.
Selam ve saygilar
Feyzi Acikgöz

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin