Anasayfa | Yazarlar | Jîndar Erdal Toprak | Farkındalık Üzerine...

Farkındalık Üzerine...

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image







  "Farkındalık bir Enerji niteliğidir.
İçinde enerji kaçağı olmayan, ikilik olmayan, değerlendirme
olmayan, yargılama olmayan, suçlama olmayan, karşılaştırma olmayan
'Dikkatli bir Gözlem'dir.
...Geçmiş olan Düşüncenin karışması olmadan
dıştaki ve içteki şeyleri ne iseler o olarak görmektir." J.K 

 

 

Jîndar Erdal Toprak : "İçinde enerji kaçağı olmayan, ikilik olmayan, değerlendirme olmayan, yargılama olmayan, suçlama olmayan, karşılaştırma olmayan" kuram yaşamın kendisinin reddidir! Yaşamayanlar da farkında olamazlar!
Dolayısı ile J.K’nin önermesi yanlıştır!

Ç K : YOK öyle bir şey, kelimelerle ancak bu kadar anlatılıyor bunu zihnin oluşturduğu düşünce kalıplarıyla anlamaya çalışırsan anlayamazsın..
FARKINDALIK kendiliğinden gelişen hiç çabasız ortaya çıkan görme durumudur..bunu ancak hissederek anlayabilirsin. Aksine bu yaşamın reddi değil..GERÇEK YAŞAMIN TAMAMEN OLDUĞU GİBİ GÖRÜLMESİ DURUMUDUR..yalın ne ise öyle..içine hiç bir şey katmadan saf haliyle görme durumudur..bunun ne olduğunu anlamanın en kolay yolu bir çocuğu izlemektir , onun etrafına bakışına bak... ona benzer bir durum olayı açıklamak için bunu örnek veriyorum...ama bunu yaşamak gerek ..

Jîndar Erdal Toprak : Eğer Farkındalık kavramını, metafizik/Mistizim/Ezoterizm üçgenine hapsetmeden tartışacaksak:

- Zihnin, düşünce kalıplarına rağmen kapasitesi küçümsenmeyecek kadar anlamaya açık ama sınırlı olduğunu kabul ederek...

- "Kendiliğinden" yada herhangi bir gerekçe ile gelişen bir hissiyat/ görme/duyma sadece beyinde/zihinde gerçekleşebilir. İnsan bedenindeki bütün Sensörler/Algılayıcılar sinyallerini beyine iletir ve zihin bu sinyalleri işler.Yaşanan durum Reel olabileceği gibi Sanal Halüsulasyonlardan da mevcut olabilir ama Algıyı tanımlayan Zihindir.

Ve bu tanımlama o kadar hızlı yapılır ki !!!
Farkındalık olarak tarif etmeye çalıştığınız hiçbir insanüstü güç bu duruma başka bir formül ile izahat getiremez!Ne kadar farkında olursanız olun Hiç Arapça bilmeyen bir kişi iseniz, Size Arapça gülümseyerek küfreden kişinin niyetini algılayamazsınız! Çünkü o sesler sizin zihninizde tanımlı değillerdir!

- Bir çocuğun etrafına bakma süreci/ daha Anne karnında iken başlar... Ve bu süreç bütün duyular ile öğrenme ve Taklit ederek deneyimleme sürecidir.

- "Yalın ne ise öyle" : Eğer siyahı beyaz görmekte ısrar etmiyor! Abartmıyor/ Olgu ve kavramları kendi lehinize deforme etmiyorsanız,( ki bu da öğrenme ile direkt ilgilidir.) Yalın görmenizi engelleyen biyolojik yapınızı da eklersek/ Baharda aşık olmanızı sağlayan hormonlar gibi...
Ya da bilinçli olarak “Polyannacılık” oynamayı seçmek gibi...

Pozitif ve Negatif Yanılsamalar insani'dir.

Güzel X Çirkin
Genç X Yaşlı
Uzun X Kısa
Aydınlık ve Karanlık örneklerindeki dengeyi anlatabilecek yegane formül :
1 ve 0 ... Olmak ya da Olmamak!/ To be or not to be 'dir!

Sizin bahsettiğiniz farkındalığınız olsa olsa "ALGIDA YANILSAMA" yada "ALGIDA SEÇİCİLİK" olarak adlandırılabilir.

Algıda seçiciliği etkileyen etmenler; uyarıcının şiddeti, aşırı zıtlık, hareketlilik, süreklilik, tekrar, alışılmışın dışındaki uyarıcılar, tanışıklık, beklenti, ilgi, gereksinim ve inançtır.

Yada, kendinize çıktığınız yolculuğun son durağında ENE-L HAK dersiniz... ve Sokrates'ın, Galilelo'nin, Nesimi'nin, Pir Sultan'ın ki gibi bir hikayeniz olur!

Bir kaç yüzyıl sonra anlaşılırsınız...

Ç K : Farkındalığı tamamen belli kalıplar içinde tutmak olarak algılıyorsunuz..
Oysa Krishnamurtinin bahsettiği şey zihnin algılama süreci değil, siz aslında zihnin ne yaptığını çok güzel anlatmışsınız onun nasıl negatif-pozitif olarak, algıladıklarını nasıl sınırladığını, işleyişini açıklamışsınız...

Krishnamurtinin bahsettiği şey Tüm algıların ötesidir oradan bakıştır bir nevi beş duyu organımızın toplamının ötesinden görmektir...Kozmik bilinç de denilen yerden görmek..ve olanı kendi kişisel bakış açımızla değil yani kendi korku,beğeni güzel,çirkin ,iyi -kötü olarak benimsediklerimizin ötesinden bakmaktır işte o bakış açısı FARKINDALIKTIR. neyin ne olduğunun bir önemi yoktur..olanın olduğu gibi görülmesi vardır sadece.Bu mümkün...eğer ego eritilir ise böyle görmek mümkündür...Size MAHARAJ okumanızı öneririm en güzel zihnin işleyişini o anlatır...

Jîndar Erdal Toprak :  Tekrar ediyorum! Bildikleriniz, öğrendiklerinizle SINIRLIDIR. Ve öğrendikleriniz sizin yargı mekanizmanızın işlevselliğini sağlar!

Isı’nın tanımı zihninizde yoksa/ öğrenmediyseniz Sıcak Soba'ya elinizi değdirmeden elinizin yanacağını bilebilme farkındalığı insani değildir!...  Dokunmakta şüpheye düşüyorsanız eğer yine bir yargı söz konusudur.

Evrende hareket halindeki bütün nesnelerin yarattıkları bir enerji vardır ve bu enerjinin yaşamı etkilemesi tamamen mantıksaldır.

- "kendi kişisel bakış açımızla değil yani kendi korku,beğeni güzel,çirkin ,iyi -kötü olarak benimsediklerimizin ötesinden bakmaktır işte o bakış açısı"

Bu tanımlamanız yetmezliğimize/acizliğimize yönelik yaratmış olduğumuz bir umut/arayış yada "pozitif yanılsama”dır.

Zihni uyuşturarak farklı boyutlardan bakmayı deneyenler etki geçtiğinde yine aynı boyuta geri dönerler!

Ne Krishnamurti ne de Maharaj yanılmaz/ mutlak doğru değillerdir.

Benim anladığım farkındalık/uyanıklık hali :
öğrendiklerinizle/öğreneceklerinizle sorgulama içerisinde olmanız, çevrenizde olup bitenlerden haberdar olarak kendi yaşamınızı kendiniz yönlendirmenizdir. Kendi hayatınızda figüran olmayıp UYANIK kalmanızdır.

Dolayısı ile Farkındalığı kozmik bir gözle, mucizelerle ve bilincin dışında anlatmaya çalışmak tam da Krishnamurti'nin aşağıdaki sözüne isabet eder.

"insanlar hızla akan yaşam nehrinin yanında kendilerine küçük bir havuz kazarlar, iste o havuzda kokuşur, o havuzda ölüp giderler."

ÇK: Siz zaten Krishnamurti ve Maharajın dediği şeyi tanımlıyorsunuz kendiniz yazdıklarınızla....karşı çıktığınız birşey yok ki o zaman. Yazılanlarda çelişki yada anlamsızlık yok...mucize olağandışı bir şey de yok bilim geliştikçe o denilen herşey zamanla doğrulanacaktır nasılsa.

O insanlar uydurmuyor bunları kendi deneyimlerini aktarıyorlar..sizde bunu doğruluyorsunuz..Karşı çıktığınız şey nedir o halde? gerçekten anlamadım...onlarda zihinden böyle bahsediyorlar zaten.tüm yazdılarının özü şudur KENDİNİ TANI budur o insanların aktarımı.Bunun yoluda kendini biliştir..yani FARKINDALIK hali.
Siz deki yorumu şöyle görüyorum..Bir önyargı var mistizme, kozmik bilince yada farkındalık denilen şeylere karşı...bir on yargı ve sanki bilimdışıymış gibi bir izleniminiz var sanki.
Eğer bunları aktaranlar bu dünyayı deneyimlemiş insanlarsa ve onların aktarımları yüzlerce kitap ve insan topluyorsa durun bir daha bakın..demek ki bir şey söylemeye çalışıyorlar...yoksa onlar tabiki mutlak doğru değiller.zaten ünlü olmak içinde bu deneyimleri aktarmamışlar..
Onlar ne bilim dışılar nede aklını yitirmiş insanlar sizin idea ettiğiniz gibi de zihni uyuşturmuş falan değiller aksine zihnin sınırlarını işleyişini tüm boyutlarıyla bilen insanlar..Mistizim korkulacak bir şey d eğildir insanın kendi özüdür...birileri bunu böyle yaydığı için bu öğrenmişlik korku ve şüphe oluşturuyor sadece...ama o korku ve şüphelerin ötesinde gerçek duruyor...
Ben de son olarak şunu söylüyorum. Siz sadece zihninizle anlamaya çalışıyorsunuz bu mümkün değil onların anlattıklarını ama önyargısız bir daha bakın isterseniz...ve çelişkilerinizde belki olumlanır.

 

 

Jîndar Erdal Toprak
ejindar@gmail.com

Yorumlar (1 gönderildi):

Hiç Kimse .. 13 Sep, 2010 03:24:45
avatar
Sayın Ç.K. Ya katılıyorum.Farkındalık bilimsel analizle, tahlille, yargı ile ulaşılacak bir şey değildir.O zaman isteyen ve zihni gercekten cok yönlü kullanmayı gelişrimiş ve tanık olmayı becerebilrmiş içsel uyanmayı gercekleştirmişler tarafından vargılarla ancak içe dönik tam tarif edliebilir.Dışa dönük ise sadece anahatarlar verilebilir..Modern insanın anlaması gercekten zordur.İlk etapta zihinsel olarak hazırlıksız süregelen yargılarıya ele alacaktır.Şair acaba şiir okumaya benzermi diecektir.Yazar hemen uyuşmanın ne anlamı var diecektir.Asker ben gördüğümü bilirim diecektir..Modern toplumda farkındalığın kavranılması cok daha zordur sezgiye yer oolmadıından içsel hiçbir caba gerektirmeyen zihinsel ve bedensel faaliyeetlerin ağırlıklı olduu kapitalist toplumda hiçde kolay değildir acıklanması..Farkındalık önce çsel gelişim ve aydınlanma ister ve ardından tanık olmanın verdii seziler hisler ile karşısındakinin ne söylediğini anlamasa bile anlamanın gerekli olup olmadıını farkettirir..

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: