Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Munzurlarda bir gün- 5 Munzurlarda bir gün- 5 ================================================================================ Harun - Tak on 08 May, 2008 03:29:00 Toplantıya geçildiÄŸinde her manganın tekmil toplantısından özetler verildi. Bunun üzeninden tartışmalar yapılıyor. Asıl soru Munzurları nasıl geçeriz? Kaç arkadaşın öncü olarak gitmesi gerektiÄŸinden, ne kadar erzaka ihtiyacımızın olacağına deÄŸin her ÅŸeyin konuÅŸulduÄŸu toplantı bitiminde karar alınmıştı: Yarın yola çıkıyoruz Munzurların Kemaha açılan bu vadisinde (Derêsoran'da) yaÅŸadıklarımızın tamamı artık tarih (!) olmuÅŸtu. Yarın ve sonrasında yeni yaÅŸanmışlıklarla kendi tarihimizi yazmaya devam edecektik. Kimselerin bilmediÄŸi ve öÄŸrenenlerin bile inanmadığı tarihimizi yazmaya devam ediyorduk. Gökyüzüne bakıyorum öÄŸleden sonrasının berraklığına, Derêsoran'ın en kuytu kayalıklarını yeniden selamlıyorum. Her yeni yolculuk yeni bir baÅŸlangıçtır sözünü hatırlayarak kendime güç vermeye çalışıyorum. Mangaların arasından geçerken arkadaÅŸların her zamanki doÄŸallık içinde hazırlıklara giriÅŸtiklerini, gelecek (!) figürünün burada o kadarda önemli olmadığını, her ÅŸeyin aslında anlara sıkışmışlığını yeniden duyumsuyorum. Anlar takıldıkları ÅŸekliye bir fotoÄŸraf karesinden ibaret te olsa; bu yaÅŸamın içinde olan bizler için HAYATIN tam da karşılığıydı. İşte Fünye noktası! Onca kar yığını içinden başını vadiye doÄŸru uzatmış! Bizleri seyrediyor. O yamaçtaki nokta ve o fotoÄŸrafa sıkışmış olan anın hayatımdaki toplamı. Mazlum arkadaşımdı. Deresorana üstlenme için gelmiÅŸtik (96 sonbaharı). Vadinin üst taraflarında bir yamaçta kartal yuvasını andıran bir düzlükte konumlanmış kışa hazırlanıyorduk. Yamaçtaki balkon! DiyebileceÄŸim bir çıkıntı halindeki düzlüÄŸün ucunda Mazlum elindeki düzenekle! Deney yapmaya koyulmuÅŸ. Mazlum bölükteki patlayıcıları, fünyeleri, kabloları, pilleri çantasında taşıyor olmakla bizim patlayıcı uzmanımız dı. Aslında İstanbul teknik inÅŸat mühendisliÄŸinden ayrılmış bir arkadaşımızdı Mazlum. Doktor Agitin deyimiyle İsminin tam karşılığı bir kiÅŸiliÄŸe sahip sessiz, uysal, boynu bükük biri. Onu anlatmanın en güzel yolu sanırım yaÅŸanmış bir diyalogu anlatmaktan geçer. Mazlum'un duyarlılığını ve yaÅŸama bakışını da anlatır bu diyalog. Günlerden bir gün Mazlum; Dara arkadaÅŸa usulca sokulup çekinerek Heval Dara ben bazen tuvalete çıkmak için noktadan ayrılıyorum. Gidiyorum gidiyorum bir uygun ye bulup tuvalete çıkamadan noktaya geri dönüyorum! Sana da böyle ÅŸeyler oluyor mu? der. Dara her zamanki hazırcevaplığıyla sorunun tamda karşılığını verir: Allah göstermesin! Bana hiç öyle ÅŸeyler olmuyor Her anlatıldığında gülmekten yerlere düÅŸtüÄŸümüz bu diyalog Mazlum'un Mazlumluklarından sadece biriydi. DoÄŸaya duyarlılığı onu hep zor durumlara sokardı. İlk bakışta karıncayı bile incitemez diyebileceÄŸiniz biri; o acımasız savaşımın içinde bile bu yapısını kaybetmemiÅŸti Mazlum. GülüÅŸüyle, duruÅŸuyla, ideallerine baÄŸlılığıyla her arkadaşın dostu, yoldaşı Mazlum. O yamaç noktasına da ismini Mazlumdan esinlenip vermiÅŸtik. Fünye noktası Mazlum elindeki düzenekle kafasında ÅŸekillendirdiÄŸi bir deneyi yapmaya koyulduÄŸunda noktada nöbetçiler ve benden baÅŸka kimse uyanık deÄŸildi. Yeni nöbetçileri çıkarmak için mangalardan birine doÄŸru yöneldiÄŸimde Mazlumun uyanmış bir ÅŸeylerle uÄŸraÅŸtığını gördüm. -Hayırdır Mazlum ne yapıyorsun? Elinde tutuÄŸu düzeneÄŸi bana doÄŸru uzattı Fünye mi patlar? Yoksa ampul mü yanar? Diye sordu. Artık ne düÅŸünmüÅŸtüyse; bunu denemek için bir düzenek hazırlamış kafasına takılan soruya cevap arıyordu. Hazırladığı düzeneÄŸe öylesine bir baktım. Bir pilin (-) kutbundan aldığı kabloyu elektrikli fünyenin bir ucuna baÄŸlamış, Fünyenin diÄŸer ucundan aldığı kabloyu küçük bir ampule, ampulden aldığı kabloyu da elinde ayrık tutuÄŸu pilin (+) kutbuna yakın getirmiÅŸ (Kabloyla pili birleÅŸtirmemiÅŸ! BirleÅŸtirse devreyi tamamlamış olacağını biliyor!) Bir çember düÅŸünün pilden baÅŸlıyor, fünye ve ampule uzanıyor oradan tekrar pile geliyor. Nöbetçileri deÄŸiÅŸtirmem gerektiÄŸi için Mazluma kısa bir cevap vermekle yetiniyorum Tabi ki fünye patlar! O arkamdan seslenmeye devam ediyordu. Bence Ampul yanar! Fünye patlamaz! Mazlumu dinlemeye hiçte niyetim yoktu, iÅŸim başımdan aÅŸkın zaten! Böyle bir ÅŸeyi nasıl düÅŸündüÄŸüne hayret ederek oradan uzaklaşıyorum. ÇoÄŸumuzun dönem dönem yaÅŸadığı bir Akıl tutulmasını yaşıyordu Mazlum. Zekâ düzeyiyle hepimizi cebinden çıkaracak biri bile böylesi bir tutulmayı yaÅŸayabiliyordu iÅŸte. Ben nöbetçileri daha yeni uyandırmıştım ki patlama vadide yankılandı. Tüm arkadaÅŸlar silahlarına sarılmış patlamanın kaynaklandığı yöne odaklanmıştı. Mazlum onunla konuÅŸtuÄŸum yerin yakınındaki yuvarlak bir kayanın dibinde çökmüÅŸ halde oturuyor; kayanın diÄŸer yüzeyinden hala duman çıkıyordu. Patlamanın kaynağı belli olmuÅŸtu. Mazlum& Doktor Agit ve diÄŸer tüm arkadaÅŸlara patlamanın kazayla olduÄŸunu anlattık. Kazanın oluÅŸ biçimi ise tam bir curcunanın yaÅŸanmasına neden oluyordu. Gülmekten gözlerimden yaÅŸların boÅŸandığını anımsıyorum. Mazlumsa hâlla kafasına takılmış olanı tekrar etmekten vazgeçmemiÅŸti. Ampulün yanması gerekirdi! Bu söylediklerine kendiside inanmıyordu aslında. Benim fünye patlar! Dememe pek ihtimal vermese de tedbirini almış düzeneÄŸin fünye tarafını kayanın diÄŸer yüzüne sarkıtmış, oturduÄŸu yüzeye ampul ve pil gelecek ÅŸekilde yerleÅŸmiÅŸ ve devreyi tamamlayarak ne olacağını! Görmek istemiÅŸti. Fünye patlayınca da deneyi sona erdi tabi. Bölükte Mazlumun yaptığı deney dilden dile dolanmaya baÅŸlamıştı. Mazlum bile sonradan bunu nasıl yaptığına anlam veremiyordu. Kafasına takılan ÅŸeyin ne olduÄŸunu da anlatmıştı: İki veya daha fazla fünye ve patlayıcıyı aynı anda ateÅŸleyebilmek için nasıl bir düzenek hazırlamalı? Seri balgama yapınca olmuyor, paralel baÄŸlamak gerekiyormuÅŸ! (deneyin sonucunda bir ÅŸey daha öÄŸrenmiÅŸtik!) Doktor Agit Mazlumu kızdırmak için Bir de Mazlumun yapacağı mayınlardan sonuç almayı düÅŸünüyoruz! der katıla katıla gülerdi. O yamaç noktamızın adı artık Fünye noktasıydı. Mazlum Adıyamanın Alevi köylerinden birindendi. Babasını anlattığında Mazlumun karakter özelliklerinin babasına ne denli benzediÄŸini düÅŸünürdüm. Alevi dedesi olan babası da tıpkı Mazlum gibi vicdan sahibi İnsan gibi insandır demekten kendimi alamazdım. Sevmek için caba sarfetmezsiniz; Sevgi ve saygı duymanız için onla bir süre sohbet etmeniz yeterlidir. Ama savaÅŸ, ama çarpık anlayışların hüküm sürdüÄŸü bir yerde Mazlum ancak zayıflıklarımızın! Temsilcisi sayılıyordu. O çelimsiz bedeniyle taşıdığı yükleri görünce iradesine olan saygım da pekiÅŸirdi. Mazlumu severdik hepimiz. Koruma isteÄŸimizin kaynağında; bizde yitip giden iyiden ve güzelden yana her ÅŸeyin temsilcisi olması yatıyordu. ÇoÄŸunun garip karşıladığı deÄŸerlere saygısını görünce insanın deÄŸer denen ÅŸeyi kimlerin? Nasıl oluÅŸturduÄŸunu? Fark ediÅŸi gibi güçlü bir sarsılma yaÅŸardım. Mazlumun hiçbir özel eÅŸyası yoktu küçük bir ajandası, içinde her zaman çözümlemelerin olduÄŸu bir çantası ve hiç kimsenin almak istemediÄŸi bir silahı vardı. Kesik kesik güldüÄŸünde ve gülüÅŸünün aralarına küçük küçük sözcükler sokuÅŸturduÄŸunda kesin birine takılıyor derdik. O bizlerin zayıflığının temsilcisiydi. Zayıflık olara gördüklerimizin ve algıladıklarımızın neler olduÄŸunu sıralarsam; bizlerin insanlıktan çıkışın eÅŸiÄŸinde olduÄŸunu sizlere anlatmış olurum. Mazlumla en son karşılaÅŸmam 97 yazında Dersim batı karargâhında oldu. Hastaneden İsa arkadasın yanına gittiÄŸimde Mazlumdu gecenin karanlığında beni karşılayıp sıkı sıkı sarılan. Yanındaki arkadaÅŸa beni tanıştırırken o karanlıkta gözlerinin ışıl ışıl oluÅŸundan yoldaÅŸ sevgisini görebiliyordum. Zap Kemalin boÄŸuk sesi bile bana oldukça sevimli gelmiÅŸti. O gece ve sonrasında hep Mazlumla kavgalarımızın nedeni kendini korumayışıydı. KoÅŸar adım ölümü kucaklamaya gidiÅŸine seyirci olmaktan dolayı acı çekerdim. Ona her söylediÄŸim sözcük bana geri dönen ateÅŸ topuna dönüÅŸürdü. Halka, partiye, ÅŸehitlere baÄŸlılığın doldurduÄŸu bir bardaktı ve taÅŸmak için yer arıyordu. Fedayi olmaya gönüllü olduÄŸunu arkadaÅŸlardan öÄŸrenmiÅŸtim. İsa arkadaşın güvenliÄŸinde böylesi bir eyleme hazırlanırken son kez yüzüne bakabilmiÅŸtim. SavaÅŸa ve savaşın yaratığı her ÅŸeye, kahramanlığa ihtiyaç duyan geriliÄŸimize, korkularımıza lanet okuyarak vedalaÅŸtım onla. Mazlum Avkasor vadisinde ÅŸehit düÅŸtü dendiÄŸinde içimden kopup giden yine insanlığımdan bir parçaydı& Munzurların bu görkemli vadisinde, DerêÅŸoran'da. Mazluma sesleniyorum - Mazlummmm, Fünye mi patlar? Yoksa ampul mü yanar? O kendine has gülüÅŸüyle. - Ampul yanar tabiiiii. Ampuuuulllll, derdi. GülüÅŸlerimiz yamaçlarda yankılanan melodilere dönüÅŸüyor. Yolumuz uzun! Hazırlanmalıyız neyimiz var neyimiz yok ortaya dökeceÄŸimiz bir sınava daha gireceÄŸiz. DoÄŸayla savaşımıza bıraktığımız yerden devam etmeliyiz. Bir insan bedeninin dayanma sınırlarına vuracağız, bedenimizde ve ruhumuzda yeni gediklerin açılmasına aldırış bile etmeden. Kar ve Munzurlar bu savaşımın kesin galipleri olacaklar biliyoruz bunu ama bizler her günü bir diÄŸerinden beter umarsızlıkla yoÄŸurarak Dersime dönmek için sabırsızlanıyoruz. Her adımda kendimizden biraz daha çok uzaklaÅŸtığımızın bilincine bile varamadan. Dersim'e, orada bıraktığımız dostlarımıza, yoldaÅŸlarımıza dönecek olmanın heyecanını da yaşıyoruz. Günlerdir akümüz bittiÄŸi için karargâhla baÄŸlantı bile kuramıyoruz. Dünya denen gezegen de yalnız bizler varmışız gibi bir yalnızlık bu yaÅŸadığımız. Dünyayla, arkadaÅŸlarımızla aramızda bir tek engel var sanki: Munzurlar ve kar denizi. Hiçbir ÅŸey bizleri engelleyemez&. Ne pahasına olursa olsun gitmeliyiz. 27 Nisan 08