Halis Açar:Kürd Kadını ve Güneydeki Son Yasa Üzerine...
Bu tartışmalarda belirgin iki anlayış ortaya çıkıyor. 1. anlayıs Siyasal duruşunu Güney Kürdistandaki kazanımlara Düsmanlık üzerine konumlandıran ve bu temelde Güneyde oluşabilecek eksik ve hatalara mal bulmuş mağrubi gibi atlayan malum Kuzeyli Neokemalistler. bunların bütün çabaları ve beklentileri Güneydeki siyasi iradeyi karalamak ve bu temelde anti propaganda yapmak
Güney Kürdistan Parlamentosunda 35`e karşı 39 oyla kabul edilen çok eşlilik kararı . Kürd kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açtı.
Kürd Aydınları ve Entelletüel kadın hakları savunucuları cılızda olsa belli protesto eylemlilikleri örgütlemeye çalışmakta. Başkan barzaninin parlamentodan çıkan kararı onaylamaması yönünde baskı unsuru yaratmaya çalışmaktadırlar.
Yukarıda cılızda olsa dedik umuyoruz kimse bu belirlememize kızmamıştır.
Bu tartışmalarda belirgin iki anlayış ortaya çıkıyor.
1. anlayış siyasal duruşunu Güney Kürdistandaki kazanımlara düşmanlık üzerine konumlandıran ve bu temelde Güneyde oluşabilecek eksik ve hatalara mal bulmuş mağrubi gibi atlayan malum Kuzeyli Neokemalistler.
bunların bütün çabaları ve beklentileri Güneydeki siyasi iradeyi karalamak ve bu temelde anti propaganda yapmak.internette kücük bir araştırma yaptım örneğin googlede güneydeki bu utanç kararına ilişkin bir aramada önüme 386.000 sonuç çıktı bunların büyük bir bölümünü açtığımda ise ilgili haber ve yorumların tek kaynaktan yanı Neokemalist kürd`lerin haber ajansı ANF yada malum gazete kaynaklı olduğunu gördüm.
Buna karşın Güneyde yaratılan herhangi kazanımlar ile ilgili küçük bir araştırmada ise aynı çevrenin yaptığı haber yada yorumların sayısının parmakla sayılabilecek kadar az olduğunuda görmek mümkün.
Dolayısıyla Güney Kürdistan Federal Devletine ve Parlamentosuna sadırmaya yeminli bu çevrenin özellikle kadın hakları konusunda satır aralarında verdiği gerçekler olsa bile , hasmane ve Kürd düşmanı tavrı onların samimi olmadığının belgesidir.
2. Anlayış ise gerçekte Kürdistanı kazanımlara sahip çıkmak ve onu geliştirmek amaçlı Kürdlerin tarihteki en önemli kazanımı olan Kürd federe devletinin Çağdaş Demokratik temayüllere doğru evrilmesi ve ilgili kararın bu temayüllere uygun olmadığı özellikle Kadın sorununda Arap , Türk ve Fars gericiliğinden büyük oranda etkilenmiş bu feodal çerçeveyi kırmaya yönelik bir çabadır.
Ancak yayın organlarında (internet sayfaları , Dernek ve kurum açıklamaları) gözlemlediğimiz şey Kürd Aydın ve Entellektüellerinin bu çalışmalarında bir bütün olarak Kürdlerde kadın konusunda vede özellikle Güneydeki Kadın hareketi , parlamentoda son çıkan ancak başkan Barzani`nin henüz onaylamadığı kararın içeriği , kararın çıkmasında etkili olan kesimlerin niteliği ile ilgili çok fazla ayrıntınılı değerlendirmenin olmadığı ve Sadece bir karar var hurra bu kararı yerle bir edelim çıkışının hakim olduğudur.bu durum büyük oranda Apo cu Neokemalis çevrelerin yarattığı bilgi kirliliği ve Düşmanca propagandanın etkisini taşıyor.
***
Öncelikle bu kararın onaylanmasına ve yürürlüğe konmasına engel olmak gerekli her ne kadar Parlamento Başkanı Adnan Müftü`nün karar çıktıktan sonra yaptığı açıklamada "bu karar çok eşliliği dahada zorlaştırıyor" desede , Gerçekte şunu iyi saptamak gerekiyor. bu karara oy veren 39 parlamenterin niteliği iyi bilinmeli Başta Adnan Müftü olmak üzere yasanın lehinde oy verenlerin büyük bölümü iki üç eşli ve aşiret ilişkilerinin etkin olduğu kesimler.yukarıdada belirttiğimiz gibi Arap , Fars ve Türk gericiliğinin özellikle islami bakış açısının egemen olduğu bu çevrelerin böyle bir karar vermesinin altyapısı vardır.
O halde sorun ve karşı çıkış salt henüz onaylanmayan mevcut yasaya karşı değil Kürdistanda bir bütün Kadın haklarının ne olup olmadığının tartışmaya açılmasında ve bu tartışmaların ışığında örgütlü kadın hareketlerinin oluşmasını ve var olan örgütlerinde etkin hale getirilmesi olmalıdır.Kuşku yokki Güney Kürdistanda geri feodal değerlerin büyük oranda hakim olduğu bir gerçekliktir. ancak Kürd Kadının Kürd Halkı içindeki tarihsel konumu , etkisi unutulmamalıdır.
Yine adı geçen yasanın Güneydeki iki güçlü siyasal yapı olan KDP ve YNK nin programına aykırı olduğuda unutulmamalıdır.burada kimseye iyimser bir çerçeve çizmek değildir amacımız . uygulanmaya çalışılan gerici bir o kadar utanç yasası olan çok eşliliği red etmek kadının Çağdaş Demokratik anayasal haklarını savunmak esastır.
2008`in ilk 10 ayında Güneyde kadına yönelik şidet , Kadın ölümleri , intiharlar oldukça fazladır. çeşitli istatistiklere göre.son 10 ayda 110 kadının öldürüldüğü, 223 kadının bedenini ateşe verek yada kendisini asarak intihar ettiği bir gerçekliktir.
Her üç kadından ikisinin çeşitli şiddet yöntemlerine maruz kaldığı gerçeğide ortadadır.
Yani utanç yasası sadece çok eşlilik değil değişik alanlarda da kadının büyük açmazları olduğu gerçeği vardır.
bütün bunları KDP / YNK yada Güney Kürdistan düsmanlığı ile açıklamaya çalışanların samimiyetten yoksun çabalarını bir tarafa itersek evet Güneyde var olan yığınla sorunun yanında Kadın sorunu çok çok önemli bir yer tutmaktadır.
Yine bazı çevrelerin çok eşliliği savunması ve bunu savunurken hiç bir bilimsel ve sosyolojik veriye tabii olmayan avrupayı örnek göstermeside bizce oldukça gülünç bir durumdur.
Bazı çevreler çok eşliliğin bir Kürd ve İslam geleneği olduğunu ve bu durum itibarıyla kadının korunması ve kurtulması olarak değerlendiriyor.bu tez kesinlikle doğru değil ve bunu yaparken de çok eşliliği red eden Demokratik çevrelere Avrupada evlilik dışı çok eşliliklerin olduğu giibi saçma ve bir o kadarda ahlaki değer erozyonunu öne sürmeleri söz konusudur.
bu geri ve ilkel bakış açısı bize göre mızrağı saklama çabasıdır.
Çok eşliliğe karşı çıkmanın temel desturu Kadının özgürleşmesidir , Seçimlerini , yaşamını kendi özgür iradesi ile idame ettirmesidir.üzelliklede belirtelimki Kürd kadınının tarihsel misyonu onun erkek tarafından korunma ihtiyacı olmadığını bize göstermiştir.
Kürd kadınını hatta hatta Kürd halkını tanımayanlar ne yazıkki yukarıdaki geri tezlere sığınıyorlar.

Minorski, doğrudan gözleme ve bilimsel araştırmalara dayanarak "Kürtler'de kadının yeri" konusunda şu gerçekçi değerlendirmeleri yapar:
"Diğer İslam halklarına göre Kürtler, kadın konusunda daha hoşgörülüdürler. Bununla birlikte Kürtler'de kadının görevi zorunluluklar gereği gerçekten de ağırdır. Kürt kadını, evinin güç işlerinden başka, pınardan su getirir, dağlara tırmanarak odun toplar, davarların sütünü sağar, bütün bu işleri yaparken de küçük yavrusunu sırtında taşır. Ayrıca erkeğiyle birlikte tanm ve benzeri işlerde çalışır. Diğer Müslüman ulusların aksine kadınların yüzü örtülü değildir. Erkeklerle birlikte otururlar ve zaman zaman konuşmalara katılırlar. (. . . ) Kürtler'de genç kızla erkek arasında İslamcı tutuculuğa sahip halklar gibi, uzaklık ve çekingenlik yoktur. Birbirleriyle konuşurlar ve kendilerine özgü geleneklere göre evlenirler. (. . . ) Kürtler, düğün ve eğlencelerini de kadın-erkek birlikte yaparlar ki, bu da, diğer Müslüman halklar tarafından yapılmayan, dince yasak bir şeydir. Kürtler'in bu eğlencelerde kendilerine özgü oyunları vardır. Bu oyunlara katılanlar el-ele tutuşurlar ve çalgılar arasında birtakım ritmik hareketlerle dans ederler."
Nikitin, Kürdoloji biliminin temel taşlarından biri olarak kabul edilen ünlü sosyolojik ve tarihi incelemesi "Kürtler"de,"Kürt toplumunda kadının yeri"konusuna oldukça geniş yer ayırır. "Kadının durumu bir kavmin karakterini çok iyi çizer"diyen Nikitin, Minorski'nin düşüncelerini daha da temellendirir ve örneklerle açımlar. Kürt kadınlarının iyi at biniciliği özelliğini o da vurgular:
"Kadınların hepsi, dış görünüşleri ne olursa olsun, çok iyi ata binerler ve erkeklerle boy ölçüşmekten çekinmezler. Dağlara tırmanırken hiç bir engelden yılmazlar ve büyük bir beceriklilik gösterirler."Kürt kadınları yüzlerini örtmezler. Kalabalıkta erkekler arasına karışırlar. Toplantılarda daima söyleyecek sözleri vardır. Kürt kadını, hoşa gitmeye çalışmakla ve neşeli olmakla birlikte, erdemlidir. Gerek fuhuş, gerekse Doğu'da çok yaygın olan bazı kötü huylar Kürtler arasında görülmez. Kadın, Kürtler'de tartışma götürmez bir biçimde kişiliğine sahiptir. Bir anne zeki ya da güzel diye tanınmışsa, adı oğlunun adına eklenir."Aşiretlerin başına geçip onlara tamamiyle baş eğdiren birçok kadınlar gösterilebilir" diyen Nikitin, buna, Halepçeli Adile Hanım, Nehrili Meryem Hanım, Kafuruşi aşiretinden Pura Halim, Şuvan aşiretinden Qaha Nergiz gibi isimleri örnek veriyor. Yazar, Kamuran Bedirhan'ın 1933'te l'Orient gazetesinde yayımlanan bir yazısından yola çıkarak ve üstteki örneklere dayanarak şu ilginç belirlemede bulunuyor: "Yazar (Bedirhan), Kürt kadınının ilerde ulusal dirilişin etkenlerinden biri olacağına işaret etmektedir."
İki yazarın üstünde mutabık kaldıkları ilginç bir husus da şudur: "Lirik Kürt şiiri çoğunlukla kadın duygularından esinlenir. Esasen şarkıların, ninnilerin, romansların büyük bir kısmı kadınlar tarafından yazılmıştır."
Güney Kürdistan'da Kürt toplumu içinde doğrudan gözleme dayalı incelemeler yapan tanınmış Fransız rahip ve Kürdolog Thomas Bois (Lucien Ranbout), doğrudan gözlemlerden ve folklorlarından yola çıkarak şu değerlendirmeyi yapıyor:
". . . İslam ülkelerinde genel olarak düşlenilen şeyin tersine, Kürtler'de kadın, erkekle eşit tutulmaktadır. Kadın peçe takmaz. Evin işlerini yönetir. Para kesesini kadın taşır ve ev harcamalarını kendisi yapar. Harcamalarda özgürdür. Bir yabancı eve geldiğinde, kadın topluluğa rahatlıkla girebilir ve kimseyi gücendirmeksizin bazı konuşmalara katılabilir. Kürt erkeğinin, gerçekte her şeyde olduğu gibi, karısına güveni sonsuzdur. Aynca, kadının engin düşüncesinden de yararlanır. (. . . ) Kürdistan'da çok şarkı söylenir. Kürt kadını şarkılarda kendini bulur. Zira, savaş sarkıları dahil şarkıların çoğu, özellikle de aşk şarkıları, kadınlar tarafindan söylenmektedir. Uzun epopelerden başka savaşa gidişi anlatan şer ve delal'lerden başka, günlük yaşamlarının binbir uğraşılarını dile getiren birçok şarkılar vardır. Genç kızların rengarenk halı dokurken ya da ip eğirirken mırıldanarak söyledikleri berdolavi'ler, çıkrıkbaşı şarkıları; genç oğlan ve kızların çıktıkları yayladan (zozan'dan) inerken sırayla dönerek söyledikleri güz şarkıları, konuşmaksızın oynadıkları halk şarkıları'nın birçokları, tambur ve kaval eşliğinde söylenen dilok'lar ve her ezgiden sonra nakarat olarak söylenen, çocuk oyunlarından çıkarılan belite, lori ya da ninni'ler yalınlığı ve tatlılığından dolayı özellikle göze çarpan bir tür oluştururlar."

Yıllarını Kürt toplumu arasında geçiren Fransız Kürdolog Thomas Bois, "Kürtler"e ilişkin en son eserinde; "Kürtler'de Aile Yaşamı"na geniş yer verir. Bois, gerek doğrudan gözlem ve incelemeleri, gerekse anekdotlarla konunun oldukça ayrıntısına dalar. Bu arada, özellikle Müslümanlığın Kürt yaşamı üzerinde yarattığı olumsuz etkileri örneklerle tesbit eder.
"Genellikle Müslüman olan Kürtler'de, dini bir vecibe olarak çok eşliliğin bulunduğunu" belirten yazar, sözlerini şöyle sürdürür:
"Daha önceleri, aşiret reisleri, siyasi kaygılarla çok sayıda kadınla evlenir ve sayısız çocukları olurdu. Bugün bu durum değişmiş, çok eşlilik gittikçe azalan bir duruma gelmiştir. Günümüzde, eğitimsiz toplumlarda çok eşliliğe rastlanır. Ancak buralarda da iki eşten fazlası görülmez. Kırsal alanlarda tek eşlilik daha yaygındır, iki eşli evlilik oranı yüzde 2'yi geçmez".
Prof. Martin van Bruinessen'in ilk kez 1978'de Hollanda'da yayımladığı "Agha, Skeikh and State: On the social and political organisatıon o f Kurdistan" (Ağa, Şeyh ve Devlet: Kürdistan'ın Sosyal ve Politik Örgütlenmesi) konulu doktora çalışmasıdır.Bruinessen'in eserinde, aşiretler ve aşiretdışı gruplar bağlamında aile orgazisyonu ve kadın konusu irdelenmektedir
"Birçok yazar, Kürt kadınlarının kayda değer şekilde özgür olduğu konusunda fikir birliği içindedir. Bu özgürlük farklı biçimlerde kendini gösterir. Kürt kadını eve kapatılmaz ve peçe takmaz. Özgürce erkeklerin arasına karışır ve kapatılmanın getirdiği mahcubiyeti göstermez. Kürt kadın ve erkekler, bayram, düğün ve diğer kutlamalarda birlikte danseder. Soane, bu dununun, muhafazakâr addedilen Müslüman halklar arasında alışılmamış bir şey olduğunu belirtir. Soane, Kürtlerin bu konuda Ortadoğu halklarından çok, Doğu Avrupalılara yakın olduğuna işaret eder. Kürt kadınının, kocasının yokluğunda ailenin reisi gibi davranarak erkek misafirleri ağırlaması şaşılacak bir durum değildir. Burada, sözkonusu rahatlığın nadiren kötüye kullanıldığını belirtmek gerekir. Kürt kadını iffetlidir. Fuhuş, Kürtler arasında bilinen bir şey değildir ve gerçekte çok sayıda yazar, Kürt dilinde 'fahişe' sözcüğünü karşılayan bir sözcük olmadığını not etmektedir.Kürt kadını evinin hanımıdır. Aile içinde etkinliği oldukça fazladır ve fikirleri önemsenir, saygı duyulur. (. . . ) Hem göçebe hem de yerleşik aşiretlerde, Kürt kadını çok sayıda zor işin üstesinden gelir. Ancak kadınlar, kocaları zamanlarını aylaklıkla geçirirken bütün işi yapan köleler değildir. Soane'a göre, erkek ve kadın arasında önemli ölçüde bir işbölümü vardır. Erkekler tarlalarda çalışır, sürüleri güder, toprağı sürer, meyve ağaçlarına veya tütün tarlalarına bakar, ürettiklerini komşu pazarlara taşır; kadınlar ise meyveleri ve tütünü kurutur, halı dokur veya farklı ev işleriyle uğraşırlar."
Kürt kadınları arasında iyi binici ve mükemmel atıcı olanların sayısının çok olduğunu ve savaşçı aşiretlerde, kadınların sık sık erkeklerin yanında cesurca dövüştüklerini belirten yazar; "Kürdistan'da kadınların sık sık büyük güç ve nüfuza sahip konumlara yükseldiklerini, hatta içlerinden bazılarının aşiretlerinin reisleri olarak tanındıklarını" vurgulamakta ve 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında yaşamış olan Hakkarili Halime Hanım, Ezdinan aşiretinin reisi Fatma, Nehri şeyhleri ailesine mensup Meryem Hanım, Caflı Osman Paşa'nın karısı ve sonradan aşiret reisi Adile Hanım, Şeyh Mahmud Berzenci'nin kuzeni ve kardeşinin karısı Hafsa Hanım, Yezidi prensesi Mayan Hatun gibi isimleri sıralamaktadır. 'Yazar Mehmet Bayrak`ın Kürd kadını üzerine yoğun ve değerli çalışmalarından yararlanılabilinir /Geçmisten günümüze Kürt Kadını-Mehmet Bayrak /KovaraDeng.
***
Yukarıda uzun uzun vurguladığımız gibi.
Güney Kürdistan parlamentosunun aldığı ve Başkan Barzani`nin onayını bekleyen çok eşlilik yasası bir utanç yasasıdir.
Kuşkusuz Kürd Aydın ve entellektüelleri Kürd kadınları ve Kürdler bu yasaya karşı Demokratik protestolarla baskı unsuru oluşturmali.yasanın onaylanmasının önüne geçmelidirler.Ancak bunu yaparken Apo`neökemalistlerin Kürdistandaki her durum dan vazife çıkarma ve bunuda düşmanca karalama kampanyasına dönüstürmelerinide dikkat edilmeli.
Güneyde utanç yasasını bir karalama ve Güneye karşı anti propopganda malzemesi olarak kullanan bu çevrenin ve liderinin kadını nasıl köleleştirdiğini ve kendi içlerinde kadına yönelik suçları üzerine yazabileceğimiz onlarca şey var. bunuda başka bir yazı konusu olarak değerlendirebiliriz.
Sonuç olarak bu utanç yasasına ve Güney Kürdistanda Kadına yönelik şiddet ve hak ihlallerine karşı mutlak ve mutlak bir tavrımız olmalı unutmayalımki bu yeryüzünde yaşayan bütün Kürdlerin ortak moral değeri özgür Kürdistan`dır.
Selamlar.
xalisacar@hotmail.com



Yorumlar (16 gönderildi):
Kadin in Gerilla icindeki gercek yerini biliyormusun.?
Pjak demissin belliki hic tanimiyorsun , iradesi tamamen KCK yönetimine ve dahada ileri gidersek imraliya bagli olan bir yapiyi nasil özgür kadina örnek gösterirsin anlamak zor.
o özgür dedigin gerilla bayanin . bulasik , ekmek ve bilumum mutfak islerini yapanlar oldugunu bilirmisin.
Keke Xalis bir cok kez yazdi.
örnegin gerillada bir erkek ile kadinin cinsel iliskisi söz konusu oldugunda , düsürenin , yoz iliski gelistirenin bayanlar oldugunu ve bu nedenle bir cok infazin gerceklestigini bilirmisin.?
Karak mekanizmasinin erkek oldugunu bilirmisin.
KCK baskanlik konseyine bakabilirsin.
Bu ve benzeri binlerce örnek verebilirim.
yasayan bilir.
yasamayanda sizin gibiler birilerinin propogandasinin etkisinde kalarak yanlisi onaylkadigini görüyoruz
Keke Xalis yazmis.
Güneydeki olaylara yönelik kara propoganda , düsmanlik yapan yine senin özgür dedigin güctür. yazar bizzat isim vermis.
Kadini PKK özgürlestirdi dersen yanilirsin tarih Kürd kadinini cok net belirler.
Gerillaya katilip , düsüren yoz iliski gelistiren yada ekmek pisiren olmak özgürlük degildir.
size tavsiyem Keke xalisin ic infazlar ile ilgili yazilarini okumanizdir.
Sayin Elif orhan in yazilarini okuyun.
göreceksinizki orada kiyima ugrayan kadin daha coktur.
kadin orada her zaman sucludur.
bu ne bicim özgürlük .
Apo nun yaninda kalip o üstün "önderlik cözümlemelerinden " egitim alip bu güne kadar PKK icinde icinde kalan ve üst düzeylerde görev alan kac kadin var..?
PJAk dediginiz yapinin basinda bulunanlarin %90 apo yu tanimamis bile. iyiki tanimamislar kurtulmuslar.
size tavsiyem biraz objektif okuyun ve firsat bu firsat PKK propogandasi yapmayin.
yanlisi savunmak acizliktir.
selamlar.
karşıdırlar. Bunlara göre, evli bir erkek bir başka kadınla evlenecekse mutlaka eski hanımını boşamalıdır. Peki, ya ilk hanımı boşanmak istemirsa? "Hayır mutlaka boşanmalı ki kadın hakları ihlal edilmemeiş olsun!". İnsan yeter ki bir kere entellektüel kafadan yoksun taklitçi bir mizaca sahip olsun, sonrası ne farkeder; ha şeriatçı, ha batıcı!...
Kim ki Kürd kadınının özgürlük ya da kadın haklarından bahsederse iyi bilin ki, o her kim olursa olsun kapkara bir cehaletin içinde debelenmektedir. Yahu arkadaşlar biz uzayda yaşayan canlıları mı analiz ediyoruz?
Hepimiz geçmişte de bugün de görüyoruz: Kürd kadını sadece ve sadece Kürd erkeğinin yaşadığı özgürlük ve insan hakları sorununu onunla paylaşıyor o kadar, yoksa kadın olması hasebiyle ve Kürd kadını olması cihetiyle bir derdi yok bu manada...
Kadını kadın, erkeği de erkek olarak kendi fiziksel, ruhsal ve toplumsal rol bölüşümü bakımından ele almasak büyük yanılgılara düşeriz. Şu namus cinayeti bilmem töre cinayeti saçmalaıklarına bari biz Kürd okur yazarları düşmeyeleim. Babiali magazincileri bundan haber devşirip ekmek çıkarabilirler o çakal ve sırtlan sürülerinin işi bu...
Ama bizlerin kendi toplumsal gerçekliğimizi başka yabancı insanların, hayatında bir Kürd evine misafir olamamış kalem-kağıt erbablarının bakış açısıyla değerlendirmeler peşinde sürüklenmemiz tuhaf ve çok ayıp bir şeydir.
Kürd kadını okuyor mu?
Okuyor
Kürd kadını iş hayatına dahil mi?
Hem de en ağır biçimiyle
Kürd kadını gerektiğinde sokakta mı?
Sokakları boşver, dağlara bile çıkacak kadar rahat...
Zorla evlendiriliyor mu?
Bu nadiren var, ama aynı oranda erkek çocuklar da bu ebeveyn tercihinden nasibini alıyor, herkes bu örnekleri görmüştür.
Sosyal hayatın içinde mi?
Gözü görmeyen, Kürd köylerinde özellikle camii duvarları dibinde kadın-erkek muhtalit sohbet seanslarını nerden görebilsin...
Hanede herhangi bir karara katılıyor mu?
Hayır diyen varsa Kürdleri tanımıyor demek ki. Ben karısının izni olmadan kümesten bir tavuk satan az Kürd var derim, öyle diyen varsa şarlatanlık yapar...
Bu misalleri arttırabiliriz...
Aklıevvel birileri hemen batı standartlarında bir kadın-erkek düzeni diye tutturursa ona diyeceğim birşey yok.
Diyeceğim, Batıda yıllarca yaşamış ve Batının üniversitelerinde tahsil görmüş biri olarak şudur: Kürd sosyal hayatı için batı standartlarında bir kadın erkek ilşki düzenini isteyen varsa; o insan, Kürd Halkının tarihi ve geleneksel değerlerine düşmanca duygular besleyen yabancılaşma hastalığına yakalanmış zavallı "biri"dir...
Bırakalım, Kürd kadını olduğu gibi kalsın,eğitimden de nasibini alacak imkanları dün yakalayamadı bu sosyal yapımızın bir sonucu değil egemen güçlerin şerefsizliğindendi. Ama bugün o imkanı da Kürd insanı kızından esirgemiyor, kimse yalan konuşmasın...Şu an Kürdistan'dayım ve bulunduğum yörelerde kızını okutmayan bir Kürd örneği bulamazsınız....
Kadın hakkı-erkek hakkı diye kavramsal bir tartışma bizim kültürümüzün kodlarına tekabül eden bir unsur değildir. Bu asırlarca kadını insan görmeyen batı kültürünün bir sorunuydu, sorunla uğraşmaları da normaldır. Bize özgü olmayan ve bize bulaşmamış, bulaşma ihtimali de olmayan hastalıkları nasıl iyileştiririz kavgasına girişmemiz sadece saçmalıktır.
PKK ve PKK nin eski muhtarı bu manada fazlasıyla hokkabazlık ve şarlşatanlık yapmışlar yapmaya da devam ediyorlar.
Kürt kadınını haya ve edebten uzaklaştırma politikası onlar için temel oldu ve hala bu minval üzere Kürdün toplumsal dokusunu tahrip etmeye dinamitlemeye devam ediyorlar.
Kürd kadınının Öcalan gibi namus duygusu anlayışını ters yüz etme madrabazlığına soyunmuş bir teslimiyetçiden alacağı, öğreneceği hiç bir değer ve erdem yoktur...
Öcalan'ın Kürd kadınını cepheye sürme, dağa davet etme projesi başlı başına bir felakete işaret etmiştir. Kürdler için sosyal bir yaraya yol açmış bulunan bu DAĞ hikayesi ilerde asıl acısını hissettirecektir. PKK, verilen özgürlük savaşında öncü bir hareket olarak, bugün, çeyrek asırlık bir savaştan ve muazzam bir halk desteğinden sonra "teslim" çağrılarını seslendiriyor,ve çözülmenin en aşağılık biçimiyle karşı karşıya kalıyorsa hepimiz bilmeliyiz ki, bu gelinen noktadaki vahim durum T.devletinin başarısının bir sonucu değldir. Bu sonuş Öcalan ve PKK'sının bir dizi yanlış tespit, yanlış karar, saçma proje, yanlış fikirler manzumesi ve tabii ki en başta da Kürd Kadınını da dağa çıkarma marifeti göstermesiyle alakalı bir durumdur. Dikkatli bir gözlemci gerilla anılarına bakarak, kadının cephede yeralmasından ötürü uğranılan gerilemelrin ve başgösteren yozlaşmalrın mağlubiyeti çabuklaştırmada başat bir rol oynadığını hemen farkedecektir.
Bütün tarihleri tarayın, bütün kurtuluş savaşlarını incleeyen, kadının lojistik destek-güç olarak sadece verimli bi rmisyon oynadığını görceksiniz.tabiatın kanunu bu!
Kürdlerin romantik marxist gerilla hareketlerine özenme lüksü yoktu, ama PKK bunu Halkımız reva gördü. Sonuç hepimizin önünde. Bütün bu olayların canlı tanıklığını yapıyorken bizler; bana kimse PJAK'tan falan dem vurmasın. Ayıptır, çirkindir...Halkımızın laikçi türklerin feminist-cinsel serbestiyet peşinde koşan kadın yapılanmalrının "izdüşümü" gibi yapılanmalara ihtiyacı asla yoktur.Saygılar selamlar..
Mehmet Amedi
Kadın denilınce akla ne geliyor?
Ev temizliği, yemek-evin erkeğine kusursuz hizmet rolünü oynamak…
Başka kadın denilince ne anlıyoruz?
Anne olması..
Başka kadın denilince şerhildanlar dan ön saflarda yer alması..
Kürdistan bağımsızlığı için bedenine benzin döküp kendini yakması..
Evini ateşe veren barbarlara karşı kendini çocuklarına siper etmesi..
Zındanların önünde beklemesi.. joplanması..açlık grevlerine destek vermesi..
Dağlarda gelenleri barındırması…
Kadın emekçi.. kadın ezilen.. kadın verici ve kadının ismi yok…
Ğüney Kürdüstan da kadının ismi olmadığı için olmalı ki bir erkeğin bir çok evlilik yapmasını kabul etmiş…
Ve kadınlar sesiz..
acı da olsa, gerçek bu olmalı!
21.yüz yılla girerken ve kadının bu kadar bedel ödediği, kadının katkısıyla oluşan Özgür Kürdistan’da kadına laik görülen bu durumu kadınlar sesizce karşıyorlarsa daha çok bu adsızlık sürecek..
Kadın sesiz kalırsa..
baba evinde, koca evinde, gerekse barlarlar tarafından saçlarından hep sürüklenecek….
Hala kadınların sesiz kalması demek ki isminin olmamasını kabul etmesidir..başka anlamı yok..ya da ben anlamıyorum..
Ancak;
Bilinmeli ki ve duyulmalı ki..
Ö’ Özgür Kürdistan’in yapımında kadının da emeği var..bunu sakın unutmayın..
Siz kanunları yapan erkek yoldaşlarımız neden kadının bu emeğini görmediniz ve neden sesiz kalıyorsunuz…
Nasıl yani.. bu konuda söyliyecek bir kelaminiz yok mü?
Kadının emeğini inkar edilmesinin bir gerekçesi olmaz...
Bunun çağdaşlıkla ve insanlık onuruyla bağdaştıran yanı yok..
İnsanı de değildir..
Haa kadın kendi hakkını kendisi mı savunsun ? Yani bunu mü diyorsunuz?
Haksızlık etmeyin.. her alanda yanınızda olduk ve en az sizin kadar biz de vardık..
Unutmayın ki o dağlardan, zındanlardan, işkencelerden bizlerde yanınızdaydık..
kadının adı hala yok..hakkı neden sizden sonra geliyor ki! Bunu siz bir açıklayın biz de öğrenelim..
Biz haklarımızın en az sizin kadar olduğunu bilenleriz, şahitleriyiz..yaşıyanlarız..bizi neden hala sömürüyorsunuz..yok sayıyorsunuz..yüz yıl önceki yaptırımları-kanunsuzluğu, haksızlığı, hiçliği bize yakıştırıyorsunuz.. kanunlarla perçinleştiriyorsunuz?
Hak arama yollarını kanunlarla kapatıyorsunuz…
Bu yoldaşlığa şimdi sığmadı..
O ilkel yasalara mahkum ettiğiniz kadınlar; dağlarda en zor koşullarda savaştılar, işkence tezgahlarında geçtiler ve zındanlarda ömür tükettiler..ve kendi ismini tarih sayfalarına yazdırdılar…siz hangi kanunları yaparsanız yapın bu gerçekliği asla saklamasınız..bunu iste unuttunuz..
Haa sunu diyebilirsiniz „kadınlar yapılan bu ilkel ve çağdışı, hiç de insanı olmıyan uygulamaya bakın sesiz duruyorlar, tepki yok“
Bu konuda haklısınız!
Belki kadını bin bir şekilde sömürdüler, yok saydılar, ancak kadın ne kadar kendi haklarına sahip çıktı?
Otuz yıl önceki annelerimiz için demiyorum bunları, gerçi annelerimiz belk ki bizim kadar direk mücadelenin içinde olmadılar, emek vermediler.
Bizce erkeklerin olduğu tüm alanlara yüreğimizi avucumuza alarak gittik..bedeller ödedik en az erkek yoldaşlarımz kadar.. ne fazla ne az..
Ğüney Kürdüstan’da ki yönetim kadının isminin olmadığını, her alanda erkeğe tabi olduğunu kabul etmiş durumda.
Hiç bir medeni ülkede, gelinen aşamada ve kadının yarattığı bunca emek-çabaya karşı kadına bunu reva görmez, gördügünden kadınların sesi çıkar.
Ğüney Kürdistanda kadın sesiz..
Kuzey Kürdistanda kadın sesiz.
Neden kadın sesiz, seslerini kim kesti?
Kim demiş ki Aponun PKK’si kadına özgürlük verdi?
Kim demişse yalan söylüyor..hem de tüm den yalan….
Aponun PKK’si yanlızca kadını sömürdü, kişiliğini boşalttı…esaretini kabul ettirmek için kadını rencide etti.. kadın bitirdi, kadının direnen ruhunu incitti.
Yazıma bir örnekle bitireyim..
Çocuğu ölmıyan halam baskılar temelinde kocasını kendisi evlendirmişti…ve evlendirdiği günde evini yarım saat öte de olan başka bir eve taşımıştı.. yaşadığı müdetçe eşi ile hiç konuşmadı. Bu hadise atmış yıl önce olmuştu ve halam kendi kadınlık gururunu bu temelde de olsa korumuştu.
Şimdi alınan bu çok eşli karara karşı kadınlarımız sesis kalıyorlar..
bunun nedenleri olmalı.
Suçlu yanlızca kadın mi?
Dostca selamlar
Elif ORHAN
konuda aktif calisirlarsa, ulkemizin guney ile hem parlamentosu ve hem de kurum ve-kurulus ve insanlarimiz ile yakin iliskiye girerlerse, daha iyi sonuclara ulasilabilir.
size bir tawsiyem önce beyninizi demokratlaştırın. ve halid sağlamın yorumunu bir daha okuyun. saygılarımla.
Batılı değerlere" aykırı olan her şeyi yanlış varsayma yobazlığı. Bu yerel değer ve doğruları yok sayan tehlikeli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım sahipleri ne kadar özgür olduklarını sansalar da aslında zihnen esaret altındadırlar. Bir örnek vermek gerekirse; mesela, bu anlayış sahipleri Fransadaki evli erkeklerin metres edinme (yasal) gerçeğiyle bir problemleri yoktur. Yine zinayı da fazla sorun etmezler. Ama iki kadının aynı anda kendi iradeleriyle bir erkekle evlenmelerine şiddetle
karşıdırlar. Bunlara göre, evli bir erkek bir başka kadınla evlenecekse mutlaka eski hanımını boşamalıdır. Peki, ya ilk hanımı boşanmak istemirsa? "Hayır mutlaka boşanmalı ki kadın hakları ihlal edilmemeiş olsun!". İnsan yeter ki bir kere entellektüel kafadan yoksun taklitçi bir mizaca sahip olsun, sonrası ne farkeder; ha şeriatçı, ha batıcı!...
bu kizginligin neden.sana dokunan ne oldu.
yaziyi senin yüzünden bir daha okudum.
yazar avrupayi savunmamis, yazar islama yönelik laf etmemis iki yerde islamin etkisi demis hayirdir.
bunun Demokratlikla ne ilgisi var.
isinize geldimi demokrasiyi savunuyorsunuz , gelmedimi demokrasi gavur icadidir diyorsunuz.
yalan bastan asagiya yazdiklarinda yalan akiyor.
melleliginde yalan.
be hey ...... bak senin yazdiklarin yayinlanmis. hakaret ettigin halde.
sana karsi bir düsünceye sahip olanlara karsi bu saldirin neden.
dEmokrat Melle de git Apo cularin yanina.
öncelikle belirtelim biz dogrularimizi yazariz , savunuruz.
buna karsin bir baskalarida bize karsitligini ahlaki ve Demokrat bir dille yazar , savunur
Kadin konusundaki düsüncemiz nettir.
Kadinin özgürlesmesi önündeki en büyük engelin Erkek egemen , sahipci anlayis oldugunu söylüyoruz.
Bize göre Kadin ile erkek arasinda hic bir fark yoktur dolayisiyla Erkegin , helede bize saldiri mahiyetinde yazan "Erkeklerin" haklarinin aynisina kadin sahiptir aksini düsünmüyoruz.
Bunu savunmak Demokrat olmamaksa biz Demokrat degiliz.
Bir Erkegin kadinin gönül rizasiyla iki yada daha cok kadinla nikah yapmasini dogal bir sey saymiyoruz.
Bunu dillendirenlere aninda sunu sorariz ayni seyi bir kadin icin kabul ederlermi.
Yani bir kadinin riza dahilinde dört erkekle nikahli olmasina nasil bakarlar.?
Kadin özgürlesmesi derken avrupadaki dejenere hatta gayri ahlaki , Kapitalizmin metalastirdigi kadinin özgür oldugunuda savunmuyoruz.
Evet dejenere islamist bakis acisinin tipik yansimasi olan ve bazi okurlarimizin cok eslilige birde kilif uydurarak , kadinin korunmasi , kadinin rizasi dahilinde bir erkegin birden fazla kadinla nikah yapabilecegi gibi savin gerici ve baskici oldugunu hatta utanc oldugunu düsünüyoruz.
helede bu cok esliligi savunan Baylarin bunu savunurken Batidaki Metres vb iliskileri dayanak gösterek , cok esliligin ondan evla oldugunu savunmasi ciddi bir zaaftir.
yani batida millet metreslerle bu isi yapiyor , biz hic degilse nikahimiza aliyor koruyoruz gibi cagdisi, gerici ve cirkin bir bakis acisini savunmuyoruz.
her iki durumda utanc durumudur , insan vede kadin haklarina karsitliktir.
biz erkegin metresleri olsun gibi bir sey söylemedik.
özgürlesen ve meta olmaktan , ikinci sinif insan , erkege biat eden kadin olmaktan cikan kadinlarin , sosyal ve siyasal alanda yasamini bir diger cinsi gibi idame edecegi inancini savunuyoruz.
gelelim bize mela rüstemé amedi mahlasi ile yazan okurumuza.
Demokrasinin ne oldugu konusunda mellaligi gibi büyük bir yanilgi icinde oldugunu düsündügümüz bu okurumuza dokunan ne oldugu konusunda net degiliz.
Demokrasi karsitlarin özgürce düsüncelerini ifade ettigi sistemdir.
bu "melle" mizin isine geldiginde Demokrasicilik gelmediginde ise Seriatcilik oynadigini görmek bizi üzdü.
Seriat i savunmak da bir haktir ve bu "melle" miz bu hakka sonuna kadar sahiptir.
Ancak bu demek degildirki karsitimin düsüncesine katilmiyorum dolayisiyla o demokrat degildir deme gibi bir sacmalik hakki olsun.
Halis Acar hic bir yerde ve yazisinda islamci , müslüman vs oldugunu söylemedi.
Bu melle miz halüsülasyon görüyor olabilir.
yazdiklarindan cikardigimiz sonuc suki bu "melle" miz Apo culuguna dokundugumuz icin sapla samani birbirine karistirip bir yerden sallayayim ruh hali icinde.
Melle size tavsiyem önce dürüst olmanizdir.
ben Feqe ve medrese kültürünün egemen oldugu bir cografyada büyüdüm ve cok cok saygideger melleler , feqe ler tanidim onlari her zaman saygiyla yadaederim.
islama karsi bir düsmanligimda yok.
Nasnameninde islamla bir sorunu yok.
okurlarimizin büyük bir cogunlugu müslüman orijinli insanlardan olusuyor hakeza yazan bir cok arkadasimiz da ayni cenahtan ve bu güne kadar islami düsüncelerini ifade etti diye tek bir arkadasimiza yönelik surat eksitmemiz bile olmamistir.
Nasname Kürdistandir Melle.
Kürdistandaki bütün renkler , inanclar Nasnamede kendisini özgürce ifade eder , etmistir.
tabii sizin gibi sapla samani birbirine karistiranlara ne yazikki ne Nasnamede nede baska bir demokratik platformda yer olmaz.
yolunuz acik olsun.
Apo imralida aha sizde bize mahlasla yazdiginiz yerdesiniz.
selamlar.
Secimi bir oyla kaybetmis, kizginlikla benim basima corap örme calismalari ve ittifaklar kurmak icin Dubai`den Amed`e gecmis kiriklari örgütlüyor.
Yakinda gelir.
islamdaki en önemli düstur ŞURA değilmidir. şura istişare seçim intixab gibi islamda zorlama yoktur diye bir kural vardır. ayrıca islamda İCTİHAD diye bir müessese yokmudur. ictihad yani yorumlama maslahata göre yasa çıkarma uygun zaman ve zeminleri riayet etme dolayısıyla demem o ki İSLAM bir bütün olarak uygulanırsa güzel ne ala ama sadece hoşunuza giden bir objeyi ele alarak örneğin çok eşlilik meselesini islamın koyduğu şartları göz ardı ederek sanki islamın teşwik ettiği bir şeymiş gibi islamı süiistimal ederseniz. bunun adı istismar olur.
xalis beye pkk adına yapılan karamaları kınıyorum. demokrasi hepimize lazım selamlar
Yorum yaz