Anasayfa | Yazarlar | Halis Açar | Sevgili Xezal'ın çığlığı !..

Sevgili Xezal'ın çığlığı !..

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Xezal ve Xezaller için

Xezal in mektubunda yazdığı şeyler sadece falan sokakta , falan numarada oturan , falankesin eşi Xezal in sorunu değildir..bu konuda istatiskler açıktır benzer şeyleri hatta daha fecisini yaşayan yığınla kadın var o nedenle o mesaj Xezal' ın mesajı olmaktan çıkmıştır..ve bizi ilgilendiren bölümüyle belirteyimiki büyük devrimci ve yurtseverlerimizin büyük çoğunluğu bunu biliyor vede yaşıyor..kahvede oturan devrim yapan bizleriz..dernekte direktif verende biz..internete chat yaparken , yada yumuşatayım "siyaset" gibi kutsal bir görevi ifa ederken , bana meyve getir , çay yada kahve getir diyende biz..cünkü o siyaset bilmez bilmemeli..o çay yapmayı bilmeli öğrenmeli..!

 

 

 

 


 Sevgili Xezal in mesajı Nasname yorum kösesine düştügü an bende müthiş bir heyacan oluşmuştu , ani bir refleksle Şükrü Xoca'ya ulaştim ,heyecanla Xoce müthiş bir mesaj var bu Nasname de ciddi bir ses getirecek Nasnamenin Erkeksi (sevgili Dicle ve Elif ve tabii Nasnamenin bayan okurları beni bağışlasın.)tartışma , polemik ,restleşme ,vs yüzüne kadın tartışması gelip oturacak demiştim , Xoca'yi ikna etmiş ve yazıyı manşeyte almıştık.açıkçası benim beklentim çok fazlaydı ki halada var..Kürdistanın o direngen , asıl değerlerinin sahibi kadın birilerinin "kadını ben özgürleştirdim" söylemine rağmen gerçek bir tartışma platformunda kendini tartışacak ve tabii erkeksi yüzümüze arada bir iki şamar atacak beklentim vardı...
 Ben Xezal in mesajını önemsiyorum , Xezalın mesajı bana göre Kürd yada genelleştirelim erkeğin görünmeyen yüzüdür diyorum.sokakta , kahvede , dernekte , internette yani bizlerin olduğu her alanda kadını ortak , yoldaş , eşit alan bizlerin bu konuda ne kadar riyakar ve bencil olduğumuzun manifestosudur!..
 sevgili Xezal'ın yorumuna gelen tepkiller evet oldukça azdı.bu azlığın içinde ilginç ve bence önemsenecek iki şey var.ve objektif olarak ben bu iki şeyin ne yazıkki bizim dünyamızın genel tepkisi olduğunu meseleye bakış açısı olduğunu düşünüyorum.
 kadın cephesinden gelen tepki Güzin abla misali nasihatler veren , haması bir dil ve cözüm yolu olarak Xezalın eşini terketmesini öneriyor.ve hatta satır aralarına e kardeşim aklın neredeydi der gibi bir ithamda seziliyor.buradan çıkacak sonuç şuki.erkek egemendir ve iyi erkek kötü erkek vardır , akıllı ve şanslı ol iyisini bul , yok olmadı deneme yanılma yöntemini geliştir kötü ise bırak(boşan) kurtul..
 erkek cephesinden ise malum tepki..ben çok iyiyim , beni eşim adam etti..sen neden eşini adam edemiyorsun/edemedin. eşim ileridir , eşim şu şu şu sivil toplum örgütlerine üyedir sosyaldır ama okuma yazması yoktur , yada eksiktir , siyasettten hoşlanmaz ona yaz dedim yazmak istemedi vs gibi argümanlarla dolu Güzin ablanın erkek versiyonu niteliğinde..
 dikkat edilirse erkek cephesinden gelen yegane tepkide de satır aralarına gizlenmiş objektif sahiplik sırıtıyor..örneğin "benim eşim , beni adam etti.." yani "ben" hakim, hatta daha ileri giderek biz erkeklere ait olan yetmezliğimizi zülfiyare dokunduğu için örtmenin acemi çaresizliği içinde bildik önerilerde bulunuyor psikoloğa gidin , bu avrupada çok kolaydır vs..
birde üstüne söyle "politik" bir yorum geliyor..sizin çığlınız politik bir çığlık değil..bir özgürlük isteminin dışa vurumu değil deniyor..yani özcesi her iki cenahtan gelen seslerin ortaklığı söz konuşu..Xezal sen suçlusun..?
 "erkeğine" onun istemlerine ne ölçüde yanıt verdin , mutlaka bir bit yeniği var sende..sanki kadın erkeğinin istemlerine yanıt vermekle yükümlü bir meta gibi garip bir bakış açısı ve biz erkeklerin kadının istemine yanıt vermek gibi bir sorumluluğumuz yok onlar bize her koşulda yanıt vermeli..!

                                                                                                           oOo
Ben burada elbette devrim nutukları atmıyorum her gün evlerimizde yaşadığımız , komşularımızda tanık olduğumuz ve ne yazıkki bizlerin bir biçimde ortağı olduğumuz bir davranış biçiminin nasıl gerçek anlamda toplumsal bir sorun olduğunun altını çizmek istiyorum.
Baylar ve tabii Bayanlar!..
kadının sosyal , siyasal , cinsel ve fiziki şiddete maruz bırakılması karşısındaki tepkisi/çığlığı özgürlük istemi değilde nedir..?
insan politik bir varlıktır kuramından yola çıkarak Xezal'ın şahsında hemen hemen bütün kadınların yaşadığı bu günlük şiddete tepki politik bir duruş değilde nedir..?
sizler politik duruşu , yada özgürlük istemini sadece sizlerin yaptığı(!) entellektüel görünümlü siyasal tespitlerinden ibaretmi sayıyorsunuz..?
hadi diyelimki sizlerin dediği gibidir..önde olan , belirleyen , siyaseti bilen , teoriyi bilen sizlersiniz..siyasal tespitleriniz , teorik birikimleriniz ve entellektüel(!) durusunuz ne içindir bu toplumu kurtarmak , geliştirmek gibi bir hedef içermiyormu peki bu toplumun yarısını teşkil eden kadına karşı sorumlu değilmisiniz , onun siyasallaşması , gelişmesi ve toplumsal devinim içinde söz sahibi olması gibi bir hakkı yokmu..bu hak sizlerin o "kutsal" yol göstericiliğiniz sonucu oluşmamalımı..?

Xezal in mektubunda yazdığı şeyler sadece falan sokakta , falan numarada oturan , falankesin eşi Xezal in sorunu değildir..bu konuda istatiskler açıktır benzer şeyleri hatta daha fecisini yaşayan yığınla kadın var o nedenle o mesaj Xezal' ın mesajı olmaktan çıkmıştır..ve bizi ilgilendiren bölümüyle belirteyimiki büyük devrimci ve yurtseverlerimizin büyük çoğunluğu bunu biliyor vede yaşıyor..kahvede oturan devrim yapan bizleriz..dernekte direktif verende biz..internete chat yaparken , yada yumuşatayım "siyaset" gibi kutsal bir görevi ifa ederken , bana meyve getir , çay yada kahve getir diyende biz..cünkü o siyaset bilmez bilmemeli..o çay yapmayı bilmeli öğrenmeli..!

şimdi bu yazımıza kızan dostlarımız olacaktır kızabilirler..biz yaşamın içindeyiz , biz birbirimizi iyi tanırız..
evet Xezaller konuşmalı..evet Xezaller yazmalı ve onlar yazdıkça biz bizi sorgulamalıyız kendimizle yüreklice hesaplaşmalıyız.
hamaset nutukları değil , güzin ablacılık değil , sorunu manipüle edecek entellektüel görünümlü nutuklar değil çözüm : Xezalleri anlamak ve onlarla ortaklaşmaktır çözüm , dikkat edilirse yazımızda öyle teorik düzeyi yüksek , bilimsel(!) vurgulardan kaçındık..kadının kurtuluşu onun tanrıçalaşmasındadır da demedik , kadını tanrıça ilan ederken kendimizide tanrı yapmadık..bilirsiniz tanrıça tanrıya biat edendir..hani bir kürd önderi(!) der ya , "ben tanrıyım kadın da tanrıçalaşmalı" , yok yok bizim o megalomaniyle işimiz yok.biz ne tanrıyız nede tanrıça istiyoruz.
Ne yazikki bir çoğumuz  kendimizi onun gibi tanrı görüyoruz ve kadınlarada verdigimiz en  ileri  payemiz onlarin bizim tanrçamiz olmasıdır.yani sonuç itibariyla biz erkeklere biat eden tanrıçalarımız.
 hayır biz tanrı değiliz  kadında tanrıça değil
biz sadece insanız ve kadından hiç bir ayrıklığımız yoktur..bu dünyayı her alanda ortak kullanmak gibi bir sorumluluğumuz var..
bu arada belirtelimki sevgili xezal in çığlığına oldukça nitelikli tepki gösteren okurlarımızda oldu onların hakkınıda vermeliyiz..tabii farklı düsünüp en azından bizim bu yazıyı yazmamızda vesile olan yorumcularımızada teşekkür ederiz yaptığımız alıntılar ve eleştiriler kesinlikle onların şahsına değil..oldukça geçerli olan bir anlayışaydı..biz onların bize yol gösterici olduğunu düşündük..
 
selam ve saygilar.
xalışacar@hotmail.com
Halis Açar
06.08.2008
Foto;www.turkhelp.net/showthread.php?action=lastpo

Yorumlar (17 gönderildi):

zozan .. 06 Aug, 2008 06:24:39
avatar
sayin halis acar , iste olmasi gereken tavir budur diyorum ve önce sevgili hemcinsim xezal e ve sonrada size sizin gibi düsünen insanlara tesekkür ediyorum..
fate .. 07 Aug, 2008 01:56:19
avatar
Yazinizi okudukca,,,,evet,Ya Dusundugumuz gibi yasamaliyiz,yada tersi.
Mevlana ne demi§ asirlar önce? Ya oldugun gibi GÖRUN,yada görundugun gibi Ol.
Biz kurtler kadini ile erkegi ile yillardir bunu basaramadigimiz icin hala SIFIR noktasindayiz.Ödenen bu denli AGIR BEDELLERE ragmen.
Dilerim herkes 1 dakika durup du§unur ve kendi payina du§eni alir.
Saygi ve basari dileklerimle.
pelsin .. 07 Aug, 2008 02:19:30
avatar
Xezal yalniz degil,bende xezalim , ve sizler bunu biliyorsunuz görüyorsunuz , bencillik ve zayif gördügünüzü kullanma güdünüz hep ayaktadir.sizlere kadin hep gücsüz ,zayif ve korunmaya muhtac olan olarak tanitilmis ve sizlerde bunu bilincaltiniza yerlestirmissiniz , emin olun sayin acar iflah olmazsiniz , binlerce kez özelestiri verseniz bile sizler isin ucu ne zaman size dokunur sizde kadina onlar gibi bakarsiniz ve bir sürü gerekce üretirsiniz ataerkil toplumun yarattigi bir sey bu der cikarsiniz isin icinden.bin yildir devrimi yapacaginizi söyleyen sizler birakin devrim yapmayi devire devire negatif anlamda kadinlari devirdiniz yada devirdiginizi sandiniz..sizler cok bilirsiniz , sizlerin beyin hücreleri kadinlarinkinden daha geliskin.sizler cok bilirsiniz sizler kürdistani özgürlestirirsiniz , sizler siirler yazarsiniz , sizler en cetrefilli politik degerlendirmeleri yaparsiniz, sizler bu sayfalarda hosunuza gitmeyen bir sey oldumu tipki evdeki kadina aslan kesildiginiz gibi klavyenin tuslarina en sert sekilde vurur en dogruyu ben bilirim der sayfalarca yazarsiniz ne zamanki xezal ve xezaller sizin o öteki yüzünüzü aciga cikaran bir ciglik atar , susarsiniz.Apo ile ilgili sayfalarca yazarsiniz , yüzlerce yorum yaparsiniz.hizbullah ile ilgili kiyameti kopartirsiniz amma xezal in cigligini görmezsiniz iki satir yazmaya korkarsiniz isinize gelmez .hadi simdi söyleyin bizmi korkak ,zayif ve bilmeyeniz yoksa sizmi.?
sayin acar bende yasadim xezalin yasadiklarini ayrildim bir baskasi girdi hayatima baktimki digerinden hic bir farki yokmus evlenmeden önce sosyalist kadin haklari savunucusu evlendikten sonra fasist.
xezali ve sizin yazinizi okurken yeniden yasadim o travmayi icim acidi , doluydum yazdim , laflarim size degil sizin gibi cesur bir kalem bari bizden yana sagolun.dilerim digerleride sahte de olsa bir özelestiri verir yada sizin dediginiz gibi kendilerini sorgularlar ve cay yapmayi ögrenirler.
saygilar, iyi geceler.
Sagbetullah Özgül .. 07 Aug, 2008 03:34:20
avatar
Ez dibêjim hirc vayê, tu dibêjî rêc vayê. Halis Bey Xezal icin yazdigin tam da bu Kürt deyisi gibi. Tipik ve haksiz Kürt erkek tipolojisi icin tukaka diyoruz sen hala o erkegin kötü oldugunu kanitlamaya calisiyorsun.

Güzin ablalik "Bak sunun derdi var heyy millet, bijî Xezal sen cok haklisin" demekten daha anlamli degil mi? Perspektivin ne, cözümün ne, önerin ne? Bunlar yok, ama carsamba vallahi persembeden önce gelir diye herkesin bildigini yazmak pek makbul degildir. Hele ki yorumculari potansiyel yetersizler ve yanlislar olarak gruplama hakkiyla yazmak hic degil.

Xezalleri bilmeyen mi yok. Kürdistan´da ne Xezaller var. Xezaller ancak kollektiv deklarasyonlarini olusturur ve kendi gücüyle degistirebilirler. Bir Xezalin sorununa ancak bir Xezal diye yaklasilir. Xezalin cigligi Kürt kadin deklarasyonu olsaydi biz de genel yazardik.

Beni tanimadan sahiplik yaptigimi vs demek, seni, tanimadigin halde Xezali bir bütün olarak hakli ve esaret altindaki özgür kadin olarak ele alman kadar yanlisa düsürmüs. Tüm Nasname yazarlarindan daha az tipik, haksiz Kürt erkegi oldugumu iddia ediyorum, hodri meydan:)

Ekonomik, sosyal yasamda esim benden daha iyi ve ileri durumdadir. Apocular yüzünden cok nefret etti artik siyasetten ki haksiz bulmuyorum. Avrupa dili biliyor, erkek dostlari ve cevresi var, meslek yapiyor. Araba ehliyeti var ki benim yok. Ne yapayim yani internetten nefret ediyorsa? Tahsili yok derken okuma-yazma bilmedigini de kastetmedim. Bütün bunlari astronotlari elestirmek icin ille de uzaya kadar gitmeyi beklemenin abzürt oldugunu hatirlatmak icin yazdim.

Sizin esinizle iliskiniz benimkinden daha tipik-feodal ve geri degilse, yine intahar ederim, dünya sahit olsun:) Eee siz etiket vurursaniz biri de cikar kendini savunur. Makale yazarliginda roman yazarligi kadar teknikler olmasin bence.

Halis bey, elestirinin özü sevgidir. Elalelim Xezalleri dünyayi degistirdiler yada buna yeltendiler. Bizimkiler eger eslerini bile degistiremiyor, kazanamiyor yada sorunlarina cözüm bulamiyorlarsa nasil devrimciyim diye Kürt milletinin öne gelecekler? Erkek malum, ortada. Hic özgürlük verir mi erkek? Hal böyle diye kadinin isi ve rolü bitti mi? Iki de bir "Ama bak derdim cok yada bunun derdi cok" demek valla olsa olsa aglama duvari-severlik olur. Duvarlar degistiremezler. Ben her halukarda sahada olmayi severim ve oldum da. Defalarca gol yesem de futbol oynayacagim. Seyircilik anlamli degildir.

Eger siz Nasname olarak bir Kürt Kadin Deklarasyonu olustursaydiniz yada Xezal buna yeltenseydi, yorumlar da fikir icerikli ve genel tezler kabilinden olurdu. Bir kadin icinde bulundugu haksiz durumu söylüyorsa, sizin gibi "Bijî cok haklisin" demek yerine daha cesaretli davranarak önerilerimizi sunduk. Mesele budur.

Sayin kadin lütfen biz erkeklerden nihayi birsey istemeyin, vermeyiz yada versek bile gönlümüze göre veririz. Kendiniz olun. Kadin dünyasini egemen yapin yasamin her alaninda.

Artik Kürdistan´da da feminist hareketler olsun. Size acinilmasindan nefret ediniz. Buyrun Nasname Özgür Birey korosuna siz de katiliniz.

Esen kaliniz
zozan .. 07 Aug, 2008 09:47:50
avatar
Rojbas. Ben yapmadim, ben görmedim, ben duyamdim.EY kadinlar kendinizi kurtaracak tek guc sizsiniz derken bende diyorum ey dünyayi ve kurdistani kurtaracak ERKEKLER özgürlügü savunurken nasil oluyorda bas ucunuzdaki kölle kadinlarin özgürlügün önündeki en büyük engel olgunuzu kabulenmeyip görmüyorsunz...
Yada meseleye söyle ulusalcilikla öreneklendirelim.Yarin Bakur Kürdistan özgür oldu ve biz Bakurlular Bakur kürdistan ve öbür ücparcaya diyelimki ya biz özgürüz sizde kendinizi kurtarin. ama bu arada aslinda öbür parcalarida tehdit altina sokanda Bakurun politikalaridir. örnegin Pkk-imrali bahene edilip, operasyonlar düzenleniyor.
Sayin Özgül, kadin sorunu sadece sizin baktiginiz cercevede degil.Tabiki cok guzel sizin evinizde demokrasinin olmasi ama aha ben iyiyim bana ne bu sorunda demek iste kolaycilitir. Ve sizde dikkatimi ceken bir belirleminiz var. Ya biz kadinlra acinacak yada bizim üzeremizde politika-slogancilik atilacak gibi görmenizi anlamkata güclük cekmekteyim!
ve unutmayin eger bir sorunu duygusuz elle alacaksaniz o sorunun temelinde canlilar olmamsi gerekir. ve unutmayin kadin dogasi gerigi duygusaldir. ama bizi tanrica olarak görenlerde: biz Tanrica olabiliriz ama siz asla ama asla Tanri degilsiniz.
Aslin da sevgili Halis bey cok guzel dokundurmus.Satirlarinda hicte kadina karsi bir acima yada sloganci bir yaklasim ben kendim görmedim. Okurken bir acinma duygusunu görmektesiniz ,ama o kendisine ve kendi cinsine(erkeklerin) acinacak bir durumda oldugunu belirtirken cok guzel cümlelerle kendi duygularini ifade ediyor...
Ama ne yalan söyliyeyim Sayin Özgül sizin yakalasimiz yillardir biz siyesete kadinlarin yoldaslrinda duydugu cümlelerdir.Sizdeki yanlis akil veriyorsunuz. Hey kadinlar bunu yapin sunu yapin hocalik yapmanizdi. yani cok ama cok soyut yaklasiminiz insanda su duyguyu uyandiriyor. Aha iste bir siyasi abimiz yine biza akil ve ders veriyor.ben bir kadinim hayatimda , siyastete yada hayatin harhangi bir alaninda kadin oldugum icin mutlaka haksizliklarla karsilamissimdir ama Xezal gibi degil deyip isin icinde cikabilirm.Hayata iki seyi unutmamak gerekir. bugun dilendirilenleri belki ben yasamiyorum.peki annem, kizkardesim, yengem ve dogacak kizim icin bir tehlike degilmi bu!? ve en iyi bilgi bilgiclik yapmadan verilendir.
Halis bey yüreginize saglik...
bu arada cok merak etim xezal'lerden hic ses yok neden ey kadinlar?
xeme .. 07 Aug, 2008 11:22:04
avatar
bence biz kadinlar mutlu olmaliyiz xezal in sayesinde bir özgür kadin , özgür aile tipolojisi ortaya cikti.xezal o mektubu yazmasaydi devrimci , demokrat aile ve kurtulmus kadin i bizler tanimayacak örnek alamayacaktik.
müjde artik bizim bir kurtulmus ailemiz var,
sayin nasname yöneticileri sizden istegim bu Sagbetullah ve esini yilin ailesi ilan etmeniz ve onlari ailecek nasname kadrosuna almanizdir , sagbetullah bey bize siyaset dersi verirken sayin eside nasil kurtuldugunu , nasil ehliyet aldigini gittigi kanarya sevenler derneginde erkek dostlariyla kanaryalarin pirtükleri nasil yolunur u ögretsin böylece bizde onlarin sayesinde kurtulalim.arada hodrimeydan denen erkeksi ciglimzida atip önümüze gelenide düelloya cagiralim bunlar cok degerli seylerdir ve biz kadinlarin buna ihtiyaci var.ayrica sayin sükrü gülmüsten de ricamiz olacak bütün yazarlarinizin isine son verin bir tel sagbetullah özgül yazsin o her konuda esiyle birlikte yazar fikir beyan eder bvöylece nasnamede o kadar yazara bosuna para ödemekten kurtulur hem kürtlerde bu muhtesem kurtulmus aileyi tanir.
ey hemcinslerim hepimiz icin büyük bir kayip bizler sagbetullah özgül ün esini tanimaliyiz ondan apo cular yüzünden siyasetten nasil sogudugunu ve gittigi derneklerde siyasetsiz ne yaptigini ögrenmeliyiz.böyle ukala , küstah ve saygisiz bir erkege nasil katlanipta kurtuldugunu ögrenmeliyiz.
tabi sagbetullah özgülde bize anlatmali , mesela xezalin iki yazisinda ve sayin halis acarin yazisinin neresinde kadinlara acima yada acima istegi varmis.
her gün her dakika yasadigimiz bir saldiriyi , kisiligimizi yerle bit etme cabasini sagbetullah beyde yaptigini söylüyor eee onun esi kurtulmus kadin güldürmeyin beni.yazacak daha cok sey var.yazacak , konusacak , tartisacagiz ama ukala ve saygisizlarla degil.
halis bey tesekkür ler her satirinizda sagbetullah lar var o kadar dogru anlatmissinizki.erkek ne sagbetullah olsun , kadinda asla onun esi olmasin ki kisilikli ve kendisi olsun tipki xezal gibi , bende bir xezalim.
iyi günler
evin .. 07 Aug, 2008 11:34:23
avatar
sayin nasname yönetimden ricam var.
bir hodrimeydan kadin danisma kösesi olusturulmali ve bu kösenin sorumlulugu sagbetullah özgül ve esine verilmeli böyle o kurtulmus kadin ve aile konusunda bütün dünya bu aileden faydalanmali.
ne mutlu bize sagbetullah özgül ve ailesi var.
saygilar.
Saniye Demirkol .. 07 Aug, 2008 01:36:20
avatar
Bir bayan olarak iki gundur bende Xezalin hakkinda yazilanlari ve Xezalin yazdiklarini takip ediyorum.Herkes kendince hakli belirlemelerde bulunup kendince sonuclar cikariyor.Kimileri olaya sosyolojik acidan,kimileri siyasal acidan vede bazilari insani acidan yaklasiyor.Bana gore herkesin haklilik payi vardir.Burda bana gore sahsimca ben bu durumdan cok utandim.Bir kadinin kendini bu kadar aciz hissetmesi cok kotu bir durumdur.Sevgili Xezal yazisinda ayrilmayi dusundum ama beni oldurmekle tehdit etti diyor.Boyle hergun onursuzca olmektense birdefa ama onurluca olmek daha iyidir.Kadinlar zayif varliklar degildirler.Sadece kendi ozguclerini goremiyecek kadar kordurler.Nezamanki kendilerine inanirlarsa o zaman gozlerindeki perde kalkacak vedeonlarda dimdik ayakta olacaklardir.Buda bana gore Kurt kadinida feminizmi ocu olarak gormekten vazgecip ozumsediginde olur.Bizler kendimize,kendi gucumuze inanalim.Neden derseniz doguran bizleriz, bundan daha kutsal birsey olabilirmi?Bunu basaran dunyanin diger islerini hayda hayda becerir.Kadinlar erkekten medet ummadiklarinda,kendi ayaklari uzerinde durduklarinda ozgur olurlar.
rojda .. 07 Aug, 2008 03:13:29
avatar
Sevgili Xezaller ve Neçirwanlar,
Belki çok klasik bir söylem olacak ama bu bir sistem sorunudur..hatta öyle bir sistemdirki hangi siyasal düzen gelirse gelsin, hangi sosyal yapıda olunursa olunsun değişmez, dönüşmez, insanlık tarihi kadar eskidir.
Mesele biraz da ADEM ile HAVVA ya biçilmiş roller, YASAK ELMA olayında kimin daha suçlu, kimin daha masum olduğudur..Herneyse mitolojik hikayeler anlatacak değilim...
Bu bir iktidar savaşıdır, herşey bu savaşın etrafında döner..
Şimdi meseleniz hakkında yorum yapacak kadınlarında, erkeklerinde ipliğinin pazara çıkma vaktidir..
" Anlaşılamamanın da, anlaşamamanın da önündeki engelin sahip olduklarını sandıkları derinlikleri değilde, kendi malzemeleriyle yüzleşme yetersizlikleri olduğunu düşünmek bile istemezler.."
Tartışmalarda gerçekten kazanan yada kaybeden varsa, bunlar kesinlikle sözcükler yada fikirler değil, hayatlardır.." MM.
pasori .. 07 Aug, 2008 03:44:29
avatar
Xezal hanımın trajik durumuna çok üzlüdüm.Yazılanları da takip ediyorum.
Halis Bey der ki nerdesiniz?
Oraya buraya yorum yağdırırken neden şimdi sustunuz?
Halis bey,
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.İtiraf ediyorum bilgim yok dolayısıyla fikrim de olamaz.Yol gösterecek tecrübem de olmadığından bana geriye izlemek, üzülmek kalıyor.
.. 07 Aug, 2008 03:44:57
avatar
mrh.
günlerdir bende Xezal'in cigliyla kadinlarin cigligini takip ediyorum.
Ama bence Xezal kendinden aciz yada bir baska degisle zavaligi oynamiyor. Evet ben Xezalin yazdiklariyla utanmiyorum tam tersi gurur duyuyorum.Arkadaslar demogojiyi birakip gercegi görelim. Xezalin bu durumu sadece ona özgü degil. Xezal belkide yollunu bulmustur.ki anladigim kadariylada öyle zavali kurunmaya, acinmaya yada onunla utanmayi getirecek bir sey yapmamistir. O bilrcesinin-hepimizin dile getirip tartismaya acamdigini yapmistir. peki cok bilincli kadinlar soruyorum. Xezal. berivan, ayse ,fatma, Remziyeler,Aylinler ve nice kadinlarin yasadiklariyla son buldumu.
Belki xazalin karnindaki bir kiz cocugudur ve onun icinde olsa Sosyalist-devrimci kocasindan ,onun gibi ülke kurtaricalrdan ve hemcinsinden gelen bu asagilici ve kücük düsürücü durumu göze almistir.
Belkide yazdiklarindan sonra daha katmerlisini yasamistir ama o yilmayi degil direnmeyi ve kurban olmayi göze aldi. Bu konuda sirkelise yönelmek istedi. Sakin yanlis anlamayin ben avukati falan degilim cok derinlere girmeden kadin olmanin zorluklari bilen biri olarak bunlari söylüyorum...
Hele bir bakin dünyanin her yerinede siyasete , Gerilada, toplumda ve özelikle Islam ve feodal kalip-iliskilerin hakim oldugu Kürdistan toplumunda ki derinliklere.
ben suan bi ingrasion kursuna gidiyorum ve kursmda kadinlarla ilgili sürekli sohbetlerimiz oluyor. ve biliyormusn sevgili Kurdistanlilar Kadina karsi siddet ve namus cinayetleri tartisilirken en cok soruyla ben karsilamaktayim. Cunku en yogun yasayan halklardan biri biz oldugumuz icin cevaplarda hep bizden istenmekte.
Peki neden???
peki benim kursuma gelen Sirin bir demokratla evli, ama hep siddetle karsi karsiya kalan biri ve ben ona ozaman bosan deyip isin icinden cikayimmi? Özelikle Avrupada namus cinyetlerin yüzdre sekzeni bosandiktan sonra yasanmakta. yani bosanmakta cözüm degil. Sorun biz vatan kurtarmak adina yolla cikarken en guzel duygularimizi unuttuk. Insan haklari dedik ama yanimdakinin haklarini hak olarak görmedik.
arkadaslar bu sorun Xezalden cikmistir ve bugunde var olmamistir.
xezal ben bir kadin olarak seni yargilamdan sana saygi duyuyorum.
Eger konun agriligi ve niteligi cercevesinde elle alinirsa kürt kadin tarhinde önemli gelismelere yol acabilir...
sevgi ve saygilarimla
.. 07 Aug, 2008 05:11:01
avatar
Almanya'da namus cinayeti işleyenler sınırdışı edilecek


2005 yılında işlediği namus cinayeti sonucu hapis cezasına çarptırılan, ismi açıklanmayan Türkiye vyurttaşı, cezasını cektikten sonra Almanya'dan sınırdışı edilecek. Almanya'nın Stuttgart İdari Mahkemesi, namus adına işlediği cinayetten dolayı 9 yıl hapis cezasına çarptırılan bir Türkiye yurttaşını cezasını çektikten sonra sınırdışı edilmeme talebini reddetti. Ablasının sevgilisini 40 yerinden bıçaklayarak ölümüne sebep olan genç, 2005 yılının Nisan ayında 9 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve Baden-Württemberg Eyaleti yönetimi, gencin cezasının bitiminden sonra Almanya'dan sınırdışı edilmesi yönünde karar vermişti. Stuttgart İdari Mahkemesi, dünkü oturumunda gencin sınırdışı edilmeme talebini kabul etmedi. Mahkeme, kararına gerekçe olarak, gencin aynı suçu yeniden işleyebileceğini belirtti, Türkçe bilmesi ve geleneklere bağlı olması nedeniyle sınırdışı edildikten sonra Türkiye'de yaşamasının bir sorun oluşturmayacağı görüşünü dile getirdi.
binews .. 07 Aug, 2008 07:15:47
avatar
ÖNCE BASINDA ASAGI OKUYUN LTFEN!

Almanya’nın Baden-Baden kentinde eski eşi Aylin Korkmaz’ı öldürme girişiminde bulunan Mehmet Korkmaz’ın önceki gün başlayan duruşmasında sanık Korkmaz ve tanıkların ifadeleri alındı. Savcılık sanık Mehmet Korkmaz’ın planlı bir şekilde cinayet girişiminde bulunduğunu belirtirken, sanık Korkmaz ve avukatı cinayet girişiminin Aylin Korkmaz’ın tahriki üzerine aniden geliştiğini öne sürdü. Aylin Korkmaz ise Mehmet Korkmaz ile aynı yerde bulunmayı psikolojik olarak kaldıramadığı için duruşmaya katılmadı. Bu nedenle duruşma Aylin Korkmaz’ın ifadesinin alınması için dün de devam etti. Baden-Baden kentindeki Landsgericht’te önceki sabah saat 09:00’da başlayan duruşmaya Kürt Kadın Barış Bürosu, UTAMARA Kadın Buluşma Merkezi ve Terre Des Femmes’in yanısıra birçok kadın katılarak, “Aylin Korkmaz yalnız değil, hepimiz Ayliniz” mesajı verdi. Davaya yoğun ilgi gösteren kadınlar, mahkeme salonuna sığmadı. Dava görülürken kadınlar mahkeme önünde bekledi. Yoğun güvenlik önlemleri alınması dikkat çekerken, Alman basını da davaya yoğun ilgi gösterdi.

‘Şiddete karşıyım, eşimi seviyordum’

Dört bölümde görülecek olan davanın ilk duruşması savcılığın Mehmet Korkmaz hakkındaki iddianamesini okumasıyla başladı. Savcılık, Korkmaz’ın planlı ve vahşi bir şekilde Aylin Korkmaz’ı öldürme girişiminde bulunduğunu dolayısıyla Alman Ceza Yasası’nın 211’inci maddesine göre cezalandırılmasını istedi. Ardından Hakim Hans-Richard Neerforth, Almanca bilmediğini iddia ederek mahkemeye tercümanla katılan Urfa/Halfeti nüfusuna kayıtlı Mehmet Korkmaz’a söz hakkı verdi. 21 Kasım 2007 tarihinde eski eşi Aylin Korkmaz’ı Rastatt’taki işyerinde 26 bıçak darbesiyle öldürmeye çalışan Korkmaz, şiddete karşı olduğunu, eşini çok sevdiğini ve çocukları için yaşadığını öne sürdü: “Hangi devirde yaşıyoruz? Ben iyi bir insanım. Şiddete karşıyım. Evliliğimiz boyunca eşime hiç şiddet uygulamadım. Eşimi çok sevdim. Ben çocuklarım için yaşıyorum.” Doktorların yaşamasının bir mucize olduğunu belirttiği Aylin Korkmaz’ı suçlu göstermeye çalışan sanık Korkmaz, şu iddialarda bulundu: “Üç çocuğumuz var. Çocuklara bakmıyordu, üç-dört işte çalışıyordu. Ben ise geceleri çalışıyordum gündüz de çocuklarıma bakıyordum. Çocuklara hep ben baktım. Ben okumadım. Aylin liseyi bitirdi. Burada Almanca dil kursuna gitti ve başarılı sonuçlandırdı. Benim tahsilim olmadığı için beni aşağılıyordu, bu çok zoruma gidiyordu.”

Almanya’nın Kürt politikasını kullandı

Sanık Korkmaz, kendisini ‘iyi ve mağdur bir vatandaş’ olarak, Aylin Korkmaz’ı da suçlu göstermek için Almanya’nın Kürt Özgürlük Mücadelesi karşıtı politikasını da kullanmayı ihmal etmedi: “Aylin Kürt mücadelesi ile tanıştı. ‘Aylin bu işlerden uzak dur’ dedim ama o beni dinlemedi. Sürekli Türkiye’ye gidip geliyordu. Bir keresinde üzerinde örgütsel eşyalar yakalandı Türkiye’de. Kürt kadınlar ile her yere gidiyordu. Evde toplantı yapıyorlardı. Hatta bir keresinde 20-30 polis tarafından evimiz basıldı.” Aylin’in annesinin üç kez evlendiğini ve hep açık giyindiğini, Aylin’in de onun kızı olduğunu söyleyerek Aylin’e yaklaşımındaki mantalitesini ortaya koyan sanık Korkmaz, cinayet girişiminin ise Aylin’in tahrikleri üzerine geliştiğini, planlı olmadığını öne sürdü: “Aylin’in çalıştığı benzinliğe kahve içmek için gittim. Aylin bana ‘şerefsiz, ********, Idiot (aptal)’ diye küfretti. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ben normal, iyi bir insanım. Olay bitince bana ‘ne yaptın’ diye sordular. ‘Bilmiyorum’ dedim. Sözde ellerim kelepçeli, kafamı duvara çarpmışım. Ben ona herşeyi verdim. Ama o çocuklara bakmadı, internette poker oynayarak beni borca soktu.”

Bu ifade üzerine hakim Hans-Richard Neerforth, Korkmaz’a ‘olay planlı değilse üzerinde neden bıçak taşıyordun’ diye sordu. Agresif tavırlarıyla dikkat çeken sanık Korkmaz’ın avukatı Wolfgang Vogt, duruşma boyunca hakimin ve Aylin Korkmaz’ın avukatları Brigitte Kiechle ve Dirk Dohr’un sanığa sorduğu sorulara müdahale etti. Hakim Neerforth, Av. Vogt’un itirazlarını reddetti. Bunun üzerine soruyu “O bıçağı on yıl önce bulmuştum. Polise teslim edecektim ama unutmuşum” şeklinde cevaplayan sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı. Suçüstü yakalandığı halde masum olduğunu iddia eden sanık Mehmet Korkmaz, “Eğer Aylin, Türkiye’de bu yaptıklarını yapsaydı, çok farklı oyunlar oynanırdı. Burda serbestti. Kimse karışmıyordu. Ben karışmıyordum” demeyi de ihmal etmedi.

Aylin’in psikolojisi kaldırmadı

Sanığın ifadelerinin ardından Aylin Korkmaz’ın ifadesine başvurmak isteyen mahkemeye Aylin’in psikoloğu Dr. Andrea Dehn tarafından hazırlanan rapor Av. Brigitte Kiechle tarafından sunuldu. Raporda Aylin’in sanıkla aynı ortamda bulunmayı psikolojisinin kaldırmayacağı, ağır bir travma yaşadığı belirtilerek, Aylin’in katılacağı duruşmaların sanık olmadan gerçekleştirilmesi talep edildi. Bunun üzerine mahkeme heyeti Aylin Korkmaz’ın dünkü duruşmada dinlenmesine karar verdi. Saat 16:00’ya kadar süren duruşmada 7 tanığın ifadesine başvuruldu. Tanıklar ifadelerinde, sanık Korkmaz’ın Almanca bildiği, cinayet girişiminin planlı olduğu açığa çıktı. Tanık ifadeleri sırasında sanığın avukatı Wolfgang Vogt, sık sık müdahale ederek sorduğu sorularla tanıkların güvenilirliği konusunda şüphe yaratmak istedi. Şahitlerin dinlenilmesinin ardından duruşma Aylin Korkmaz’ın ve 9 tanığın ifadelerinin alınması için düne ertelendi. Davanın üçüncü duruşması 2 Temmuz, karar duruşması ise 3 Temmuz’da görülecek. Son iki duruşmada konunun uzmanları dinlenecek.

‘Kasti ve bilinçli olarak öldürmek istedi’

Duruşmaya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Aylin Korkmaz’ın avukatı Brigitte Kiechle, şu bilgileri verdi: “Mehmet Korkmaz ve avukatı, cinayet girişiminin plansız olduğunu öne sürerek, Alman Ceza Yasası’nın 212. maddesinden yararlanarak daha az cezayla kurtulmak istiyorlar. Sanık ifadelerinde kendini ele verdi zaten. Sanık, kasti ve bilinçli olarak Aylin’i öldürmek istedi. Şahitlerin anlatımları da cinayet girişiminin planlı olduğu biçiminde. Sanık, Aylin’i suçlu kendisini mağdur göstermeye çalışıyor. Oysa olay tüm açıklığıyla gözler önünde.” Sanığın Almanya’nın Kürt mücadelesine karşı tavrını da kullanmaya çalışarak Aylin hakkında mahkeme heyetini etkilemeye çalıştığını söyleyen Kiechle, şöyle devam etti: “Oysa Aylin’i Kürt mücadelesiyle tanıştıran Mehmet Korkmaz’dır. Bu argümanı kullanarak davayı Kürt Mücadelesi’yle ilişkilendirerek onları da töhmet altında bırakıyor. Kürt kadınların Adanalı bir Türk olan Aylin’i desteklemesine tahammül edemedi sanıyorum. Deliller Mehmet Korkmaz’ın aleyhindedir, dolayısıyla planlı cinayet girişiminden ceza verileceğini düşünüyorum. Tabi mahkemenin bundan sonraki seyri belirleyici olacak.”


Geçtiğimiz hafta ikinci eşi A.K. tarafından kalaslarla dövülen S.G hastane raporlarına ‘adli vaka’ olarak geçti. İzmir’in Kadifekale Semti’nde imam nikâhlı eşi A.K. ile birlikte yaşayan S.G’nin kâbusu 18 yaşında yaptığı ilk evliliğiyle başladı. Babası öldükten sonra evliliği kurtuluş olarak gören S.G., eşinden sürekli şiddet gördü. 3 yıl süren evliliğinden bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Şiddet devam edince, annesinin yanına döndü. S.G., ‘bu defa belki mutlu olurum’ umuduyla şimdiki eşi A.K. ile imam nikahıyla evlendi fakat kaderi değişmedi. Geçtiğimiz hafta imam nikâhlı eşi tarafından kalaslarla dövülerek hastanelik olan S.G. hastane kayıtlarına ikinci kez ‘adli vaka’ olarak geçti. Yaptığı evliliklerinde yaşadığı işkenceyi anlatan S.G., kadınların evliliği ‘kurtuluş’ olarak görmemesini istiyor.

Tutunacak dal aradı

Babası öldükten sonra tutunacak dalı kalmadığını söyleyen S.G., “Babam hastalandıktan sonra hayattaki tek dayanağım elimden gidecek diye çok tedirgin oldum. Sonunda korktuğum başıma geldi ve babam yaşamını kaybetti. Zaten annem ve babam ayrı yaşıyorlardı. 2 yaşımdan 18 yaşıma kadar beni babam büyüttü. Babam öldükten sonra annemin yanına gittim ama gördüm ki anneme çok yük oluyorum. Çünkü o da dayımdan yardım alarak yaşıyordu” diye konuştu. İlk eşiyle evlendiğinde 18 yaşında olduğunu söyleyen S.G., eşi ve eşinin ailesinden sürekli şiddet gördüğünü belirtti.

Hamileyken şiddet gördü

Evliliğinin birinci yılı dolduğunda bir çocuğu olduğunu belirten S.G., “Ben hamileyken dahi şiddet görüyordum. Eşim kumar oynamaya başladı. Her türlü işkenceye dayandım. Oğlum dünyaya geldikten sonra ‘belki düzelir’ diye düşünerek evliliğimi sürdürdüm. Ama gördüm ki, bu dayak bitmiyor, bitmeyecek. Oğlum 2 yaşındayken eşimden ayrıldım. Mahkeme benim ekonomik durumumu göz önünde bulundurarak çocuğumu eşime verdi. Bana yılın belli dönemlerinde görme hakkı tanıdı. Fakat eski eşim oğlumu bana göstermiyor. Mahkeme kararlarına rağmen çocuğumu benden kaçırıyor” diyerek yaşadıklarını anlattı.

‘Çocuğuna sahip çıkarım’ dedi

İkinci eşi ile daha önceden tanıştığını ve normal bir arkadaşlığı olduğunu ifade eden S.G. “Şimdiki eşimi biz evlenmeden önce tanıyordum. O da benim yaptığım evliliği ve bir çocuğum olduğunu biliyordu. Bana evlenme teklif etti. ‘Çocuğuna da sana da sahip çıkarım’ dedi. Ben oğlumu alırım yanıma umuduyla şimdiki eşimle evlenmeyi kabul ettim. O zaman bana çok ümit vermişti. Zaten benim de tutunacak bir dala ihtiyacım vardı” dedi. Evliliklerinde yaşadığı acı dolu günleri anlatırken gözleri dolan S.G., “Ben evlilikten çok bir şey beklemedim. Ben isterdim ki, çocuklarım ve eşimle evimde huzurum olsun. Oturup televizyon izlerken eşimle birlikte kahve içeyim. Yani, ben çok büyük beklentilerle evlenmedim. Ama bunlar bile bana çok görüldü. Kadın her yerde ikinci hatta üçüncü sınıf insan muamelesi görüyor. Ben evliliklerimden bunu anladım” şeklinde konuştu.

Kalasla dövdü

Mahallede yapılan dedikodular yüzünden evde eşi tarafından dövülmeye başladığını anlatan S.G., “Geçtiğimiz hafta mahallede benimle ilgili ‘göğsünü gösteren elbiseler giyiyor’ şeklinde dedikodular çıkmıştı. Ben de bunu duyunca üzüldüğüm için gittim eşime anlattım. Eşimden destek almak için söylemiştim ama o bana ağzına geleni sayarak dövmeye başladı. Eline geçirdiği kalın bir kalasla vücuduma rast gele vuruyordu. Kendimi ve çocuğumu korumak için elimden geleni yaptım. Komşularımız yetişti. Bir komşum araya girip beni kocamın elinden zor kurtardı” dedi. Yediği dayağın ardından imam nikahlı eşinin evden çıkıp gittiğini belirten S.G., “Kocam beni dövdükten sonra bırakıp gitti. Her tarafım ağrıyordu. Ben kendi imkânlarımla hastaneye gittim. Doktor bana ‘ne oldu’ diye sordu. ‘Merdivenden yuvarlandım’ dedim. Ama doktor inanmadı. Sonra polisleri çağırdı. Polislere kocamın yaptığını söyledim. Hastane raporlarına ‘adli vaka’ diye geçti. Kocamdan şikâyetçi olmadığımı söyledim çünkü gidecek başka bir yerim yoktu. Zaten daha önce bir çocuğumdan ayrıldım şimdi kızım bırakıp nasıl giderdim? Ben bunu göze alamadığım için tekrar eve döndüm. Daha önce de yine beni hastanelik etmişti, bu ikinci oldu. Tutunacak bir dalım olsa asla bir daha evlenmezdim” diye konuştu.

Kapılar yüzüne kapandı

Eşinin uzun zamandır işsiz olduğunu söyleyen S.G., “Ben kızımın bez parasını bile komşularımdan temin ediyorum. Eşim uyuşturucu kullanıyor. ‘Niye çalışmıyorsun?’ desem olay büyüyecek. Son iki aydır yaşadığım stres sıkıntı beni 62 kilodan 40 kiloya düşürdü. İnanın evde yiyecek kuru ekmek bulamıyorum. Bu konuyla ilgili Belediyeden, Sosyal Esirgeme Kurumu’ndan ve Valilikten yardım istedim. Ama beni dinlemeden babamın sigortasından aldığım 100 YTL yüzünden yardım edemeyeceklerini söylüyorlar. Ne yapacağımı bilemiyorum, çaresizim” dedi.

Mrh. Sayin nasname yetkilileri.iste iki farkli yasam. biri egitimli ve bilincli bir kadin ve sözde kürtcülükle ilgilenine bir erkekle evlenmisti ötekiyse kendi halinde ve caresizlikten evlenen bir kadin...Simdi bir dakika düsünelim...
Bu yazilar daha önce basinda cikmis alinti yazilardir.sanirim özgür gündem ve radikal. gzt
saygilarimla
Sagbetullah Özgül .. 08 Aug, 2008 12:40:27
avatar
Sayin Nasname Bey (cünkü yazarlarin cogu erkek, sakadir hemen kilic cekmeyin) bu kadin cigligina bir mantikli cözüm bulun. Konu basliklarini mi acarsiniz, benim dedigim gibi deklarasyon mu hazirlar sunarsiniz.. artik top sizdedir. Böyle ve bu yöntemle (yani en kolay elestiri hakarettir mantigiyla) cevap haklari dogar ve uzadikca uzar.

Xemê sen fikir diye küfür etmissin. Adminler yazini asmamaliydi. Küstahtan tut bilmem neye kadar hakaretler etmek hele tanimadigi birine olsa olsa yazanin kemalist yada Apocu terbiye almasini icab ettirir mi, bilemem. Hicbirsey yok yazinda fikir ve öneri namina.

Düelloya evet davet ettim ve ediyorum da. Zira sayin yazar bilip bilmeden etiket yapistirdi bana. Demokrasime küfür eden bari demokrat olmak zorundadir. Bize artik insanlarin ne söyledikleri, yazdiklari degil, ne yaptiklari ve nasil yasadiklari lazimdir. Cok yüksek ucan kartallar, cok peygamber ve tanricalar gördük ki Mevlam sonlarimizi onlar gibi eylemesin.

Yorum yapiyoruz, gücümüz nispetinde öneriler yapiyoruz. Ben cagri yaptim Nasnameye hazirlayin bir kadin deklarasyonu, ayip mi ettim? Kürdistan´da feminist hareketler olsun dedim, bu neden Xemê gibi bêxemleri bu kadar rahatsiz etmis? Feminizm neden kadinlari rahatsiz etsin?

Xezalin derdi Kürt kadinlarinin özgürlügü idiyse neden fikir düellosunda yok? Insan kendisini dünyanin merkezine koyarsa etrafinda ancak panik-sever ve saksak-sever amigolar bulur. Benim dostum beni elestirmelidir. Benim dostlarim asla hakaret etmezler.

Halis arkadasin yazisini begenmedim cünkü cözüm icin hicbirsey sunmuyordu ve dedim. Iki satir oldugu halde sayin Fuat Cavgun´un ilk yazisina ise agladim. Yani benim bireysel bir husumetim yok kimselere. Iyi yazsinlar elestirmeyelim.

Benim esimi konu malzemesi olsun diye örnek vermedim. Örnegi, yazarin etiketine binaen verdim. Esim 21. asirda ve hele ki Avrupa´da Xezal kadar caresiz biri olursa varsin aci ceksin. Kürt kadini bazilarinin cizdigi tablodaki kadar aciz, zayif ve caresiz degildir. Türklerin, Türklesmis Kürtlerin yada Arap-Farslarin Avrupa´daki geriliklerini getirip Kürtlere projekte etmek illüzyondur. Namus cinayetlerini izah ederken bilimsel verilerden ve uzmanlardan nasiplenmek elzemdir. Psikolojik savaslardan degil.. Önce kadinimiz nerededir onu bir kere tesbit edelim.

Chat yerine döndürmeyelim burayi. Hakaret olmasa cevap hakki da olmaz ve herkes derli-toplu bir kere yazar. Ama hakaret olursa cevap hakki hata mahkeme hakki saklidir. Apoculuk birilerini sürülestirdi diye herkesi hakaret-edilebilir görmek yanlistir.

Yazarlariniz da okuyuculara etiketler yapistirmasin derim. Derse karsisinda düellocular bulur. Dost aci söyler.

Simdilik mutlu kaliniz.
Xeme .. 08 Aug, 2008 02:00:59
avatar
Sagbetullah bey zahmet edip yukarida binews arkadsin yazdiklarini okusaydiniz bu son yorumu yazmazdiniz.evet ben sizi nasnameye önermistim kurtarilmis aile islerinden sorumlu olsun diye ancak bu önerimi geri aliyorum cünkü siz olsa olsa batirilmis aile islerine bakarsiniz.sizinle ilgili son söyleyecegim su ve bir daha size yazmayacagim.ben eminimki siz Xezal in esinin bir baska versiyonusunuz.bir insan özelliklerini ifsa etmez sorunu anlar ona yönelik yazar eger illada özellik yaziyorsa bence o olmayan yanini yaziyordur,cesur degil.nokta.
Xezal kardesim sizin yazdiklarinizdan ben acinilicak , yardim isteyen caresiz bir yaklasim cikarmadim tam tersine bir yaraya nester basma isteginiz acik ortada birileri bunu anlayamiyor ya neyse.birileri devrim yapma yanlisi ancak garip bir sekilde devrimide avrupa normlarina baglayarak aslinda karsi devrimi savunuyor.anlamiyor anlayamayacak.
nasnamenin sizin mektubunuzla baslattigi halis ve sükrü beylerin baslattigi bu tartisma uzadikca ehliyet sinavi hikayelerine dönecek.
ben derimki bayan arkadaslar biz sorunumuza nasil sahip cikacagiz.ehliyeti olmayanlari teshir etmek icin bir cabamiz olacakmi.ben buna varim , sükrü beyde buyurun diyor o halde ne duruyoruz.
hadi ehliyet sinavina.
bir internet sitesinde okudum ve sizle paylamak istedim .. 06 Sep, 2008 10:38:43
avatar
Psikolog Şebnem Turhan’a göre kadının adı hala yok ve adı olmayanların düştüğü en büyük tuzak, onların hâlâ şiddet görüyor olmasının en büyük nedeni
Milenyum çağında da olsak, global bir dünyada da yaşasak, kadına yönelik şiddet tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Üstelik kadının ekonomik ve öğretim düzeyi ya da yaşadığı ülke de şiddete maruz kalmasına engel olamıyor. Yapılan araştırmalar; şiddete maruz kalan kadınların yüzde 91’inin bu sorunu çözemediğini gösteriyor.
Psikolog Şebnem Turhan’a göre; kadınlara yönelik şiddetin bir kısır döngüye dönüşmesinin en büyük nedeni, kadının bu şiddeti kabullenmesi ve içselleştirmesi: Kadınların bir kısmı şiddeti ‘sevgi gösterisi’ gibi algılayabiliyor, kimi erkeğin sosyal statüsü nedeniyle sesini çıkarmıyor, hatta bazıları kendini suçlu hissediyor. Kadının şiddeti kabullenmesi de şiddeti olağan hale getiriyor!
Gelişen teknoloji, yükselen ekonomik ve refah düzeyine rağmen tüm dünyada kadınlar şiddet kurbanı olmaya devam ediyor! Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti; “Fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda, yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” olarak tanımlıyor. Kadına yönelik şiddet; coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve öğretim düzeyine bakılmaksızın tüm dünyada ve kültürlerde yaygın bir biçimde sürüyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Psikolog Şebnem Turhan; kadına yönelik şiddetin nedenlerini değerlendirdi:
• Şiddetin en yaygın görülen biçimi, erkeğin kadına ve çocuğa karşı uyguladığı aile içi şiddet! Aile içi şiddet; kadının psikolojik (kadının küçük görmek, ona aşağılayıcı adlar takmak gibi kadını küçük düşüren hareket ve sözler), ekonomik (kadının çalışmasına izin verilmemesi, kadının elinden maaşının alınması, ona az para verilmesi ve ona verilen paranın sürekli olarak hesabının sorulması ve kadının ekonomik yönden bağımlı hissetmesini sağlayacak her türlü davranış), cinsel (tecavüz, taciz, evlilik içi tecavüz, ensest vb) ve fiziksel (kadının bedenine yönelik her türden zarar verici davranış) şiddete maruz kalmasıdır.
SEVİYOR Kİ DÖVÜYOR!
• Şiddetin algılamasında ve tanımlanmasında, her zaman toplumun ve bireylerin kültürel değerleri önemli rol oynuyor. Örneğin Türkiye’de yapılan bir araştırma; evli kadınların eşleri tarafından cinsel birlikteliğe zorlanmalarını, ‘cinsel şiddet’ olarak nitelendirmediklerini gösteriyor. Söz konusu durumun nedeni, Türk toplumunda kadına yüklediği cinsel ve sosyal roller çerçevesinde açıklanabilir. Bütün bu değerler ve roller de iletişim yoluyla nesilden nesle aktarılıyor. Yani şiddeti anlamlandırmada, ‘iletişim biçimleri’ temel rol oynuyor.
ANNEDEN KIZINA KALAN MİRAS!
• Şiddetin bir ‘sevgi göstergesi’ olarak algılamasının temelinde; aile modelinin önemli bir etkisi var. İlgi ve sevginin ne olduğu ve nasıl yaşandığının ilk öğrenildiği yer aile; şiddet de, sevgi ve ilginin göstergesi olarak aile içindeki iletişim yoluyla öğreniliyor. Örneğin; bir ailede baba ve anne arasındaki iletişim, ya da ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim, şiddet üzerine kurulu olabilir. Bu tür ailelerde kız çocukları; özdeşim kurdukları annenin etkisiyle, erkeklere boyun eğmenin doğal bir davranış olduğunu özümser ve şiddete uğradıklarında anneleri gibi boyun eğici bir şekilde davranabilir. Hem anne babaları arasında gördükleri, hem de kendileri yaşadıkları için, şiddetin istinai bir durum değil, bütün evliliklerde görülen bir durum olduğuna inanıyor ve şiddete boyun eğiyorlar.
BASKICI AİLE MODELİNİN MAHSULÜ!
• Aile içi iletişim faktörleri de şiddetin kanıksanmasına neden olabiliyor. Duygusal açıdan katı özellikler taşıyan, çocuğu pasifleştiren, aşağılayan, eleştiren, anne ve babanın koyduğu kurallardan çıkamayan, çıktığında şiddetle cezalandıran, çocuğun isteklerini göz ardı eden, kendisi için yapılan iyiliklerin söylenerek anne ve babaya borçlu hissettirilen bir şekilde yetiştirilmiş kız çocukları şiddete karşı koyamayabiliyor.
KENDİNİ ‘KURBAN’ GÖREN KADINLAR…
• Katı aile koşullarda yetişmiş bir kadının; kendisini hayatta iyilikleri hak etmeyen, hakketmek için de belli koşulları yerine getirmesi gereken, birçok acıyı çekmeye mahkum olan, kendine güveni olmayan biri, bir ‘kurban’ olarak görmeye başlıyor. ‘Kurban’ rolünü üstlenen kadınlar, şiddetin gerçek sorumlusu olarak kendilerini görüyor ve saldırganın sorumluluğunu üstlerine alıyorlar.
• Kadının kişilik yapısı da şiddete karşı tavrını belirliyor. Mazoşistik, depresif veya bağımlı kişilik yapılarıyla; etrafa ‘ben öyle acılar çekiyorum ki bunu benden başka kimse çekemez’ mesajı veriyorlar.
BİR GÜN DÖVMEKTEN VAZGEÇER UMUDU
• Kadınların bir kısmı kendilerine şiddet uygulayan kişinin bir süre sonra bu davranışında vazgeçeceğine inanıyorlar. Bu inanç, onların şiddet uygulayan kişiye olan boyun eğme davranışlarını pekiştiriyor. Bazı kadınlar ise yaşadıkları şiddet ve öfkeyi inkar eğilimi taşıyor ve şiddetin kurbanı olmaya devam ediyorlar.
• Yapılan araştırmalara göre; şiddete maruz kalan kadınların yüzde 91'i hiçbir şekilde bu sorunu çözemiyorlar. Geçmiş yaşantılarından gelen ‘her ne yaparsam yapayım sevilmeyeceğim, kabul edilmeyeceğim’ inancıyla etkin bir çözüm yolu bulamıyorlar.
• Kadının erkeğe karşı ikincil konuma yerleşmesini öğreten ataerkil yani erkek egemen toplum yapısı; itaat eden, söz dinleyen, korunmaya muhtaç bir kadın ile emir veren, eleştiren, koruyan ve kollayan bir erkek modelini beraberinde getiriyor.
• Sonuç olarak kadının şiddeti bir ‘sevgi gösterisi’ olarak görmesi ve sonrasında da kendisini suçlaması; aile içi iletişimden başlayarak, kişinin ruhsal dinamikleri, problem çözme becerileri, sosyal ve kültürel etkenler olmak üzere dört ana çerçevede değerlendirilebilir. Saydığımız tüm bu etkenler; kadına yönelik şiddeti, boyun eğmeyi, erkeğin isteğini yerine getirmesi gerektiği inancını destekliyor ve şiddetin sıradanmış gibi algılanmasına zemin hazırlıyor.
SOSYAL STATÜ TUTKUSU DAYAĞA BOYUN EĞDİRİYOR
Kadınların kendilerine yönelik şiddete boyun eğmelerinin bir başka nedeni de; sosyoekonomik sebepler! Kadının ekonomik olarak erkeğe bağımlı olması ve ilişkinin getirdiği sosyal ve ekonomik birtakım kazançlardan vazgeçmek istememesi gibi etkenler, şiddeti kabullenmesine neden olabiliyor. Örneğin, ekonomik durumu çok iyi olan bir adamla birlikte olan ya da evli olan bir kadının hayat standartlarında vazgeçmek istememesi ya da adamın sahip olduğu sosyal statüyü kullanması, onun gördüğü şiddeti kabullenmesine yol açabiliyor. Örneğin bir doktorun ya da avukatın eşi olduğundan dolayı böbürlenmesi bu tür ilişkinin devamına neden olabiliyor. Toplumda ‘dul’ olarak anılacağını düşünmesi de şiddeti durdurmada engel teşkil edebiliyor.
KIZINI DÖVMEYEN DİZİNİ DÖVER!..
Toplumlara mahsus atasözleri, masallar, görsel ve yazılı basın yoluyla öğrenilen cinsiyet rolleri de şiddeti meşrulaştıran etkenler arasında sayılabilir. ‘Kızını dövmeyen dizini döver’, ‘annenin vurduğu yerde gül biter’, ‘kocan değil mi hem döver hem sever’, ‘kadının sırtından dayağı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ gibi şiddeti toplumlarda sıradanlaştırmasını sağlayan atasözlerini çoğaltmak mümkün…
Deng .. 06 Sep, 2008 02:02:12
avatar
Avrupa`da Kurdluk sampiyonu gecinen birini tasavvur edin:Bir Kurd kadini ile evli.Kadin basortulu oldugu icin kocasi kendisinden ayrilmis.Bir de cocuklari var.
Adam gerekcesinde esinin Avrupa kulturune uyum saglayamadigini, lisan ogrenme kabiliyeti olmadigini soyluyor.
Benim aklima asagidaki sorular geliyor:

1-Arada kultur uyusmazligi vardiysa niye bu Kurd bayanla evlendi?
2-Niye Avrupa`ya getirdi?
3-Niye cocuk yapti?
4-Kendisi zekaca ozurlu oldugu halde niye son derece zeki esini asilsizca karaliyor?
5-Niye bosanmak istedi?
6-Dogu toplumlarinda bosanmanin anlami ile Batidakilerin farkli oldugu gercek degil mi?
Bosanmanin Dogu toplumlarindan gelme kadinlar icin bir felaket, hayatin sonu oldugunu bilmez mi?
7-Bir yandan Kurd olan esinin hayatini karartmak, ote yandan Kurdluk taslamak nasil oluyor?
8-Asil amaci baska kadinlarin pesinden kosmak iken bu ikiyuzlulugu nasil beceriyor?
9-Cocugun gelecegi ne olacak?
10-Bu durum Insan Haklari, Kurdluk,basitce insanlikla bagdasir mi?

Bu nasil bir kisilik yapisidir?

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin