Öcalan karşıtlığı veya yandaşlığı!..
. "Omurga yanı kolumna vertebralış, omurlardan olşşmuş, içinde omuriliği barındıran kemik yapıdır. Omurga, kemikten, kıkırdaktan ya da her ikisinden oluşan iskeletin en önemli bölümü ve de temel eksenidir. Sırt boyunca uzanır ve vücuda destek sağlar." Omurga, yani bel kemiği, vücutta iskeletin en esaslı kısmıdır ve vücudu ayakta tutar. Eğer belkemiğinizde sorun varsa ayakta durmakta zorlanırsınız, dik duramazsınız. "
Öcalan karşıtlığı veya yandaşlığı..
Evet sanırım bütün mesele iste tamda burada dügümleniyor..
-Kürd ve Kürdistanı olmakmı.?
-Kürd özgürlemesinden yana olmakmı.?
-Sadece son otuz yıllık zaman dilimi içinde kürd ün özgürleşme mücadelesinde gelinen noktanın namusluca değerlendirilmesimi .?
-Yerle bir edilen bir coğrafyanın ve özgürleşme uğruna verilen binlerce insan yaşamının ne için verildiğinin sorgulanmasımi..?
-Bitmemiş yarım bırakılmış uzun bir yürüyüsün iç çelişkilerini , kirini , pasını ve bunu yaratan temel dinamikleri teşhir etmekmi..?
-Yoksa kücük hesaplarla bu muazzam Kürd kalkışmasının teslimiyete / ihanete doğru tepetaklak evrilmesinin temel sorumlusuna yönelik tek şey söylemeden ,adını koymadan sözüm ona Kürd Aydını pozları vermekmi..?
Siyaset lügatında Omurgasızlık denen bir olgu vardır bilirsiniz..
Wikipedia, omurgayı şöyle tanımlıyor. "Omurga yanı kolumna vertebralış, omurlardan olşşmuş, içinde omuriliği barındıran kemik yapıdır. Omurga, kemikten, kıkırdaktan ya da her ikisinden oluşan iskeletin en önemli bölümü ve de temel eksenidir. Sırt boyunca uzanır ve vücuda destek sağlar." Omurga, yani bel kemiği, vücutta iskeletin en esaslı kısmıdır ve vücudu ayakta tutar. Eğer belkemiğinizde sorun varsa ayakta durmakta zorlanırsınız, dik duramazsınız.
İnsan vücudunu ayakta tutan, omurgadır. Peki insanı ve kurumları dik tutan nedir? İnsanı ve kurumları dik tutan, onların değerleri, ilkeleridir. İlkeleri olmayan, değerler sistemi çökmüş kişiler ve kurumlar dik duramazlar.
Tanımı böyle yaptıktan sonra birde omurgasız kişilikleri ve kürd mücadelesi içindeki omurgasızları tarif edelim..
Omurgasız kişiler
Nedir omurgasızlık belirtileri? Omurgasız kişiliğın en belirgin özelliği, kişinin belirgin bir duruşunun olmamasıdır. Duruşları, çıkarlarına göre değişir. Rüzgar ne yönden eserse o yöne dönerler. Bir başka nesneye benzetme yapılacaksa, rüzgar gülü adıyla da anılabilirler.
Omurgasızlar esnektirler; her biçime kolaylıkla girerler. Hatta sıvı gibidirler, bulundukları kabın şeklini alırlar. En sevdikleri kap, koltuk biçimindedir. Belli koltuklara oturmak üğruna istenilen seviyeye alçalabilirler. O koltuklarda kalmak üğruna da her biçime girebilirler. Genelde de biçimini aldıkları koltuğun gerektirdiğı özelliklere sahip olmazlar. Bu durumda eksikliklerinin diyetini, kendilerini o koltuğa atamış kimselere diyet borcu olarak öderler. Her denileni yaparlar. Bu konuda "oldukça" iyidirler.
Omurgasızların hafızaları yoktur. "Dün dündür, bügün bügündür" en sevdikleri slogandır. Kendilerinin hafızaıı olmadığı gibi, başkalarının da hafızası olmadığını, geçmişi hatırlamadığını sanırlar. Hatırlayan olursa, "Değiştim, değişime açık olmak erdemdir" derler. Omurgasızlığı, değişim diye yuttururlar.
Omurgasızların ağızları laf yapar. LÜM (Laf Üretme Merkezi) olarak çalışırlar. Laflarına bakacak olursanız dünyayı yerinden oynattıklarını sanırsınız. Ama gerçeğe baktığınızda bir arpa boyu bile yol alınmadığını görebilirsiniz. Lafla peynir gemilerini yürütürler. Yürüttükleri peynir gemilerinin peynirini ayrı, gemisini ayrı satarak köşeyi dönerler.
Omurgasızların artistik yetenekleri gelişmiştir. Shakespeare'ın "Dünya bir sahnedir; bütün kadınlar ve erkekler sadece birer oyuncu" sözünü değişik biçimde özümlemişlerdir. Hep rol oynarlar, kendileri olmazlar. Ortam neyi gerektiriyorsa onu oynarlar. Her şeyleri sahtedir. Gözyaşları çoğu kez timsah gözyaşlarıdır. Gülücükleri plastiktir.
oOo
Kürd mücadelesinin geldiği noktada en başta sorduğumuz sorulara tek tek yanıt verirken :
Kürd ve Kürdistanı olmanın yegane yolunun son otuz yıllık zaman dilimini namusluca tarif etmek ve net olmak gerektiğidir.
Biz Öcalan adlı ihanet ve teslimiyet odağı ve onun yandaşlarını elbette Kürd Yurtseveri olma sorumluluğumuz gereği teşhir etmek durumundayız..unutulmasınki Öcalan çizgisi önemli bir gerçeklıktır . bu sayfalarda en çok karşılaştığımız soru ve eleştiri şudur..
Madem Öcalan ihanet ve teslimiyet içindedir , peki bu durumda kitleler neden onu önder olarak görüyor ve neden destekliyor..neden bu harekete bir alternatif oluşmuyor..?
Özünde meselelere sığ ve soyut vede duygusal yaklaşıldığında bu soru ve eleştiri kendi içinde bir haklılık taşır..
Neden..?
1-PKK hareketi kürd mücadele tarihinin en büyük örgütlü ve güclü kalkışmasıdır..
2-Otuz yıllık savaş gerçekliliğine bakıldığında , bu mücadelede özellikle Kürdistanı yürek taşıyan her kürd bireyinin mutlaka bir katkısı olduğu görülecektir.psiko/sosyolojik değerlendirmeler derki; insan emeğine sahip çıkar ondan kolay kolay kopamaz.
3-Kürd kitlelerinin politik olmadığını , okuma yazma oranının düşüklüğü dolayısıyla araştırma gerçeğe ulaşma yönünün zayıflığı.
4-Yine bu otuz yıllık mücadele sürecinin başını çeken PKK nin eğitim , örgütlenme ve kitlelere gidiş şeklinin politik bir temelden yoksun tamamen duygusal ve müridleştirme olduğunuda görürüz..Tek lider diktatoryası ve lider her şeyi bilir mantığının kitlelere dayatılması..
5-Korku ve sindirme politikalarının egemen hale getirilmesi (PKK içinde farklı olanın öcalana karşı çıkmanın sonuçları ve karşı çıkanların nasıl tasfiye edildiği ortadadır.. )
6-Ne yazıkki cesur ve güclü gerçek muhalif güçlerin seslerinin yeterince çıkamaması dolayısıyla kitlelere gerçeğin iletilememesi..buna PKK öncesi kürdistanda konumlanan kürd hareketlerinin iç çelişkileri , etkilendiği odaklar , özellikle 12 eylül darbesi sonrası uzun süren sessizlikleri , süreci iyi değerlendiremeyip bu gün hala ciddi bir özeleştiri süreci yaşayamamaları kitlere yeterli güveni verememeleri..
7-PKK yandaşı olmadığını söyleyip özünde PKK yandaşı ve APO cu olan omurgasızların yarattığı yanılgı ortamı..
Kabul etmeliyizki Kürd halkının yaşadığı son otuz yıllık süreç sosyolojik bir araştırma konusudur..Ve bu Sosyologların bizimde ciddi ihtiyaç duyduğumuz çalışmalarına açıktır..
Yazımızın temel konusuna dönersek :
Kürd özgürleşme mücadelesinde gelinen noktanın değerlendirmesi namuslu ve sorumlu bir duruş gerektirir ve bu namuslu duruşu gösteren kalemleri basit bir öcalan karşıtlığı noktasında değerlendirmek abesle iştigaldır.
Bir sayın Kürdoloğun(!) yazdığı ”Öcalan karşıtlığı yada yandaşlığı kürd özgürleşme mücadelesinde yeni bir olanak yaratmaz“ cümlesi bize göre tamda Öcalan yandaşlığıdir..Öcalanın özellikle son on yıllık teslimiyetçi tasfiye politikalarının karşısında olmamak onu teşhir etmemek ,kitleleri ve tabiiki PKK hareketini bu teslimiyetçi ihanet çizgisinden uzaklaştırma çabası içinde olmamak aynı çizginin savunuculuğudur , Teslimiyetçiliktir..Müridliktir..
Yine bay Kürdolog(!) diyorkı “ Fethullah Gülen’i bir düşünün. Doğru şeyler yaptığı ve döğru şeyler söylediği için mi Kürt ve Türk toplumu içinde bu kadar etkili oldu?“güzel bir tespit , peki soruyoruz Fetullah Gülen’in kitleler içinde yandaş bulması onun eleştirilmemesi ,teşhir edilmemesi yada ona karşı olmamayımı getirir..?
“Tek başına Öcalan ve PKK karşıtlığının Kürt piyasasında tatminin dışında siyasel bir sermayesi yok. Olsa zaten karşıtlık siyasetinin güçlenmesi bir Kürdistan gücüne dönüşmesi lazım. Öyle olmuyor... Karşıtlık psikolojisi altında insanlar kafayı üşütme noktaşına geliyor.“..kuşkusuz tamamiyle olmazsa bile katıldığımız bir tespit ancak sayın Kürdolog(!)un izniyle bir ek yapalım..Omurgasızlık , Namuslu ve net duruş göstermemek insanın kafasını üsütmesi noktasından ziyade kimliksizleşme ve kitleleri kandırma , objektif ihanet etme noktaşıdır..
Biz kemalizm ile ilgili düsüncelerimizi söylediğimizde kemalizmin Kürd düsmanlığı olduğunu söylediğimizde onun yanına namusluca kemalist çizgiyi savunan ihanet çetesininin adınıda koyuyoruz bu o bireye yönelik bir karşıtlık değil namuslu duruştur..
Biz üniter devlet , Mısak-i Milli’ciliği , Güney Kürdistan düsmanlığı yapan odağı teşhir ederken bunun adını namusluca koyuyoruz.
Kuşku yok Öcalanın bu gün geldiği yerdeki duruşunu Kürd yazar çizerleri ironik ve mizahi bir dille ele alabilir bu çok doğal bir döngüdür..Bir Lider(!) yada bay Kürdoloğun(!) geçmişte methiyeler yazdığı zatın geçmişi , yaşamı ve perşembe ayetleri onun sosyal bir vakaa olduğu olgusunu zaten dayatıyor..evet O’nün adı Kürdkıran’dır , evet O’nun adı Ewdo’dur , evet önün adı imro/kemalist'tir..
Bay Kürdolog(!) Kürd olmadığı ve Kürdceye hakim olmadığı için bu tanımlamaları bilmiyor ona önerimiz Yaşar abisine sormasıdır..örneğin ewdo yanı ewdal nedir..diye..
oOo
Kurumları kurum yapan değerleridir. Her şey bu değerler üstüne kurulur.. Toplumda oynamaları gereken rolleri vardır. Bu işlevlerini liderler ve aydınlar aracılığı ile topluma yansıtırlar. Ama lider ve aydınlar omurgasız olursa kurumu da omurgasızlaştırırlar.
Ve günümüzde birçok omurgasız kişiler ve kurumlar görmekteyiz. Acı gerçek ama, toplum omurgasız olma yolundadır.
Selam ve Saygılar
07.07.2008
xalisacar@hotmail.com


Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz