Sınıfsal mücadele Kürdistan’da bir lükstür
Kürd halkı inançlı bir halktı. Çok geri ve iptidai şartlarda bile yaşadığı zamanlarda; kendi inanç kıblesi vardı ve rahatlıkla kıblesini bulabiliyordu. Lakin Abdullah Öcalan ile beraber en büyük kaybımız; biz inanan Kuzey Kürdleri kıblemizi yitirdik. Kürdün tanım ve tarifi değişti. Kürd; güneşe döner, güneşin olduğu tarafa ‘Doğu’ der, arkası batı, sağı güney solu kuzey olurdu. Namazını kılacaksa kuzeye döner, evine gidecekse doğuya doğru dümdüz ve dosdoğru gider evini bulurdu. Lakin Kuzey Kürdü Abdullah Öcalan gibi bir lider çıkarmakla, onun ardından giderek kıblesini de şaşırdı. Pusulası bozuldu. Ve Kürd’ün kıblesi İmralı oldukça asla ve asla rahat yüzü görmez.
-
-
-
-
-
-
Sınıfsal mücadele Kürdistan’da bir lükstür
Kürd halkı inançlı bir halktı. Çok geri ve iptidai şartlarda bile yaşadığı zamanlarda; kendi inanç kıblesi vardı ve rahatlıkla kıblesini bulabiliyordu. Lakin Abdullah Öcalan ile beraber en büyük kaybımız; biz inanan Kuzey Kürdleri kıblemizi yitirdik. Kürdün tanım ve tarifi değişti. Kürd; güneşe döner, güneşin olduğu tarafa ‘Doğu’ der, arkası batı, sağı güney solu kuzey olurdu. Namazını kılacaksa kuzeye döner, evine gidecekse doğuya doğru dümdüz ve dosdoğru gider evini bulurdu. Lakin Kuzey Kürdü Abdullah Öcalan gibi bir lider çıkarmakla, onun ardından giderek kıblesini de şaşırdı. Pusulası bozuldu. Ve Kürd’ün kıblesi İmralı oldukça asla ve asla rahat yüzü görmez.
Neden?
Bugüne kadar –her fırsatta- bunu söyledim ve ben yinelemekten usanmayacağım.
Bir ve en önemli sebep; onurunu ve moral değerlerini onun şahsında en alt düzeye indirdi. Ona yönelmek, onu dinlemekle değil, sırtını ona dönmek ve onlardan uzaklaşmakla eski değerlerine kavuşacaktır. Öcalan; bir anlamda Kuzey Kürdünün en berbat kıblesidir.
İmralı ile beraber artık güneş ve ay gerçekliği gibi; Kürd tarihini, davasını, ülkesini ve milli değerlerini terk etti. Şimdi ise çok daha ince ayarla emirlerine girdiği Genelkurmayın sözcülüğünü yapıyor.
Sosyalizm ve onun Sovyet sistemi çözüldüğünde ‘Biz sosyalizm’in Ortadoğu ve Dünyadaki temsilcisiyiz’ dedi. Oysa Kuzey Kürd’ünün sosyalizmle zerre kadar alakası yoktu. Kuzey Kürdünün bin yıllardan beri varlığı inkar ediliyor. Ülkesi işgal ve talan altında. Kadınları kızları ve ulusal onuru ayaklar altında. Alın bakın el kadar Berîwan’na yaşından üç kat fazla verilen ceza ortada. Binlerce çocuk kaçırılıyor. Bu Batmanlı Berîwan ne yaptı? ‘Taş attı...’ Öcalan’ın 17.cm hücresi daraltıldı. Oysa kıyamet koptu. Peki bizim Öcalan tek bir sözcükle andı mı Berîwan’ı? Ona yapılanı ‘Kınayın!.. Sokaklara dökülün!..’ dedi mi? Yok. Ne gezer? Çünkü Berîwan Türklerin zenci bir çocuğu (!) . Baksanıza adı bile bir acayip!. Berîwan!...
Öcalan; Doğu Perinçek’e yıllar önce 2000’e Doğru dergisinde; “ benim Kürd aşkım yok” demisti. Bu sözü üstelik kapak olmuştu. Doğrudur. Öcalan; Halfetî Kürdüdür. Kürdlüğün en düşürülmüş son halidir. ‘Ben milliyetçiliğe karşıyım. Bana Amerika on tane Güney gibi devlet kursa da istemem’ dedi. Ve ‘Ben devletsiz bir ulus istiyorum. Peki bu ne demek? Açıklayalım:
‘Misak-i Milli içinde kalacağız. DTP Kürd partisiyim, dedi. Böyle olmaz!.. BTP aynı hataya düşmemeli O Türkiye partisi olmalı. Çatı Partisi kurulmalıdır.’ Yani Kürdler, Türkleri de kucaklamalı ve onları da kurtarmalıdır. Bazen insanın el insaf diyesi tutuyor. Bu mazlum ve zavallı Kürdler; Türklerin zencileri değil mi? Zenciler ve mazlumlar nasıl beyaz Türkleri kurtarır, demek gerekir.
Kuzey Kürdlerinin tüm yasal partilerinin her ferdinin önüne; ‘PKK’yi terörist ilan edin!’ şartını koştu. Hiç bir Kürd buna tenezzül etmedi. Ama şimdi aynı Öcalan bu sefer; BTP, DTP’lilerin hatalarına düşmemeli. ‘PKK, silahlı yasadışı bir örgüttür. Bizim onunla, KCK ve Kandil’le alakamız yok diyebilmelidirler’ diyor. Burda Öcalan’ı ve söylediklerini şöyle okumak da mümkün; ‘PKK’yi attım. Boşadım. Onu taşa tutabilirsiniz. Kandil ve KCK beni bağlamaz. O Karayılan ve dağdakilerin sorunu. Bana bağlı iseniz onlardan uzak durun. Belediye başkanları bana bağlıdır. Milletvekilleri bana bağlıdır. Başka kimseyi dinlemeyin!’ Zaten ‘Sine-i millete döneceğiz’ söylemine ‘Hayır, Ankara’da kalın. TBMM’nden şu anda ayrılmanın gereği yok’ sözünü bunun için dedi. Yani işin açıkçası biraz daha hayatını idame ettirmek için; batan gemi misali parça parça bazılarını denize atıyor.
Varan bir: Yıllar önce, daha Roma’dayken, Roj TV’de ‘Bu PKK başımıza bela oldu. Başkanlığından istifa ediyorum’ diyerek PKK’yi boşadı. Ama onun tarihi mirasından yararlanmak için de –zaman zaman- PKK dedi durdu.
Varan iki: KCK, Kandil ve diğer örgütlenmeleri için ‘Beni sebep göstererek eylem yapmasınlar. En son ‘Duran Kalkan ne yapmak istiyor? Tokat eylemine bir anlam veremedim. Otonom grupların işi olabilir’ dedi. Ve topu KCK, Kandil üzerine attı.
Varan üç : ‘Yerim dar. Nefes alamıyorum. Beni öldürecekler’ palavrasıyla yine gündeme girdi. Mahmur ve Kandil’den gelenler için ‘Gruplar artık gelmeyecek’ dedi. Aslında bundan en çok rahatsız olan Genelkurmaydı. Onlar ‘Yol Haritası’nda verdiği sözlerini yerine getirmedi. Ve ‘Açılım’ ya benimle olur ya da ‘olmaz’ dedi. Ve ona uyan KCK, Kandil ve DTP (Aynagiller) vasıtasıyla yine ipleri ele aldı. Gündem ‘BOM’ diye oturdu.
Varan dört: Önce DTP’yi kapattırdı. Obama’nın Türk’ü Kuzey Kürdlerinin temsilcisi olarak karşısına almayı içine sindirmedi. Hem DTP’yi kapattırdı. Türk’ü, Tuğluk’u, Ayna’yı ve Avrupa’da bulunan Ok-Sakine Cansız’a gerekli ihtarı verdi.
Şimdi de, Milliyetçiliği ötelemek, kötülemek ve BDP’yi Türkiye Partisi yapma. İlle de ille Çatı Partisi haline getirmeyle; Zenci Kürdlerin, Türkleri de kurtarmasını istemektedir. Zavallı Kuzeyli Kürdlerin henüz kendilerinin varlıkları ve yoklukları baş gündemken, Türkleri kurtarma ve onlara öncülük etmesi de ne oluyor.
Ama durum belli. Öcalan’a göre; o artık yeni Atatürk’tür. Kemalizm’in yeniden Kuzey Kürdlerine çözüm çaresidir. Kıble bir yandan Anıtkabir bir yandan İmralı’dır. Kıblesi tar û mar olan Kuzey Kürdü devletsiz bir ulus tanımına kavuştu. Çarşamba’dan Çarşamba’ya gelen ayetlerle bakalım bizim Kuzey Kürdlerinin kıblesi İmralı Nutuk’u ne zaman tamamlanacak. Sanırım bu Öcalan yaşadıkça biz Çarşamba’dır Çarşamba plağını hep dinleyeceğiz.
Selam ve saygılarımla.
1 Şubat 10 Almanya
.
.
.



Yorumlar (11 gönderildi):
sosyalizm ile öcalan i berber anmak bile dogru degil
Öcalanın salya,sümük sağlık sorunlarını,bahane ederek eylem koyanlar...
Zatı muhteremlerinin yeri 17 santim daraldı diye ortalığı yangin yerine çevirenlerin,aynı hasasiyetti,Beriwan'ların,Ceylan'ların,Uğur Kaymaz'ların yaşamış olduğu TC vahşettine rağmen sadece satır aralarında ve kulanılmaya müsait konular olduğu zamanlar da hatırlanıyor olması..!
Bunlara paralel benzeri yüzlerce örnekte sesiz kalınması!
Bu kitlenin şahısların menfaati ve çıkarı doğruluntusun da harekete geçirildiğinde bu kitleyle Kürd halkının kıblesini bulması mümkünmü?
Sayın Fuat Çavgun satırlarında, yaşamın soluğunu hissettirdi birden. "Kürd halkı inançlı bir halktı. Çok geri ve iptidai şartlarda bile yaşadığı zamanlarda; kendi inanç kıblesi vardı ve rahatlıkla kıblesini bulabiliyordu." derken, Kürdün ve Kürdistan'ın resmini çizmişti.
Birden, "Ben yıllar önce Diyarbakır zindanın da bıraktım bedenimi" deyişini duyar gibi oldum.
Kirlenen değerlerden haberi vardı.
İnsanların canına, malına göz dikenlerden de.
Son kullanma tarihi geçmemiş cümleleri vardı. "Kürd'ten Kürdistan'dan yana olun" deyişindeki içtenliğini, içime çektim.
Bedenini zindan da bırakan birinin her şeyden haberi vardı da, diribedenlerin uyurgezer hali, tehlikenin en gerçekçi fotoğrafıydı.
Uyarmaya devam ediyordu. "Bu topraklarda doğdum, bu topraklara gömülmek isterim.!
Aynı toprağın insanlarının, birbirine düşman edilmesi beni korkutuyor.
Ecelsiz ölenlerin çokluğu sizi korkutmuyor mu?
Çocuklara yapılan zulümlere karşı niye eylem koymadınız?.
Bizim sizlere bıraktığımız değerlere, güzelim Kürdistan'a neden sahip çıkmadınız?"
İsyan kokuyor satırları.
Diyarbakır zindanının da hayat aktörüydü de, bizleri utandıran bir sahneden sesleniyordu sanki. "Lütfen bir şeyler yapın. Benim çocuklarım, torunlarım ve tüm Kürtler için bir şeyler yapın.Zindan direnişcilerinin Kemikleri sızlıyor.
Anlıyor musunuz beni?"der gibi.
Ahlaksızlık değer kazanırken.
Politikacılar en zalim alfabeyi kullanırken.
İhanetci ve işbirlikciler Kürdistan'ın ortasından geçen "şehvet ve şiddet tramvaylarına" dönüşmüşken.
Kalbi kasıklarında atan sözde liderler,Kürtlerin en itibarlı imzaları haline gelmişken.
çaresizliğin imzasını çocuklar için attığını biliyorum. "Büyümeyin çocuklar!
Bu ülkede, büyümek sizlere hiç yakışmıyor." der gibisin.
Bu gidişatı değiştirmek, keşke elimizde olsa.
Ama malesef elimizde değil Fuat abi...
Sana sadece sevgi ve saygılarımı yolayabiliyorum...
Aslinda buyuk bir kurnazlik vardi.Turk solunun zaafligindan faydalanip sosyalizmi yermek dolaysiyla sosyalizmin ozunde olan esitlik,hak ve yonetim esitligi ilkesini bosa cikarip kendi diktatorlugunu kurmak,tabii bu arada marxizmin taktik yaklasimlarini da kullanip,isine gelen argumanlari sonuna kadar emmek..
Sayin Cavgun ne Ocalan'in ne sizin sosyalizmle bir alakaniz oldu bu nedenle lutfen aranizdaki iktidar kavgasina sosyalizmi felan sokmayin yeter artik ayiptir...Selamlar
Sosyalist sistemin çöküşüyle birlikte gerek dünyada ve gerekse coğrafyamızda sosyalizme karşı müthiş bir düşmanlık gelişiyor.
Sınıf mücadelesinin anlamsızlığında tutun marksizm ve leninizmi yerererek burjuvaziye hizmet etiğini dahi söyleyenler dahi oluyor.
Sınıfsal mücadele sanki ulusal mücadelenin REDDİymiş gibi algılanıyor,İnsanların gerçek kurtuluşunu sınıf mücadelesiyle gerçekleşeceğine inananlara uzaylıymiş gibi bakılıyor.
Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın yaratılması,ezen ile ezenin olmadığı her kesin özgür ve eşit yaşadığı bir ortam galiba ulusal mücadeleye kurban ediliyor.
Kürt halkının düyada ulusal bağımsız bir kimliği olmalıdır.kürtler ulus olmaktan kaynaklı tüm ulusal haklarına kavuşmalıdır,Kimsenin buna itirazı yok vede olmamalıdır.
Acak bu hakların önünde engel teşkil eden burjuvazidir.marksist felsefe ve sosyalist doktirin değildir.Marxsın dediği gibi=Marksizm bir kumaştır bulunduğun ülkenin şart ve koşullarına göre ölçer biçer ve giydirirsin= yanı bu bir kalıp olarak anlaşılmamalıdır.
Sınıf mücadelesi ezen ile ezilen arasındaki temel olan antegonist çelişkidir yanı emek ile sermayenin kıran kırana olan savaşıdır.
ulusal kurtuluş mücadelesi sınıf karekterli olmak zorundadır sınıf mücadelesini temel almayarak politik ulus potasiyeliyle sınıf ve katman gözetmeden ulusal devrimini gerçekleştiren ülkeler sadece burjuvazinin kimliğini değiştirmişlerdir halka pembe bir dünya sunamamışlardır
Ezenin kürt,fars,arap.rus,yunan olması neticeyi değiştirmez ezenin dayandığı sınıf burjuvazidir, felsefeside çok kazanmak ve çok ezmektir.
bu günkü kürt burjuvazisi işbirlikçi bir konumdadır.daha açık bir ifadeyle türk buravazisinin taşra ajenteliğini yapmaktalar. sömürü ve talanın küçük hisedarlarıdır.Dünyadaki bütün ulusal kurtuluş savaşlarında ulusal burjuzisinin yer alması nedeni ulusal pazara tek başına sahip olma düşüncesi yatmaktadır.Anti kapitalis anti faşist bir çizgede olmayan her hangi bir hareketin insan ve insanlığa vere bilecek bir şeyleri yoktur.....
Biz Kuzey Kürdleri; TC Devleti nezninde varlığı yok sayılan bir halkız. Bakın diğer üç sömürgeci güç -ki bir tanesi gitti. Saddam yok.Darısı diğerlerinin başına- tüm sömürcesi, işgalci ve barbarlıklarına rağmen kendi parçalarında bulunan Kürd Halkını inkar etmiyor, edemiyordu. Yani Farslar ve Araplara göre Türkler çok katı inkarcı. Hatta Mardin'de bir imam bana;
-Söyle bakalım Dünyada en faşist ülke hangisi dediğinde ben zorlandım. Hepsini saydım. O bana;
-TC Devletidir. Çünkü Kürdü inkar ediyor, diyordu. Kürdü bazıları bilmiyor. Ama TC Devletinin temeli Kürd ve Kürdistan'ın inkarı üzerine kuruludur.
Bu nedenle bizim öncelikli savaşımız varlığımızın kabulüdür. Ve PKK bunu başardı. Hem TC'ye hem de dünyaya bunu kabul ettirdi. Kabul edilince de mutlaka bir çömüm olacaktır.
Düne kadar; 'Kürdler, Türk'tür. Dağlı Türklerdir. Kart/Kurttan geldiler. Ama bu safsata son buldu. Kart-Kurt Kürd artık VAR!..
-Bu nedenle, Kürdistan'da sınıfsal ve rejim sorununu baş gündem almak hem gereksiz ve hem bir lükstür. Kaldı ki; Kuzey Kürdistan'da daha milli bir anlamda burjuvazi yoktur. Burjuvazi olmayınca da proletarya sınıfı da yok. Biz olandan ve gerçeklerden hareketle değil, dünyadaki genel sınıfsal ve sosyal realitelerden hareketle böyle bir sınıf ve hatta sosyalizm ve sosyalist bir devrim kafamızda şekillendirdik.
Bu halk özgür olmadan, ülkesi kurtulmadan, varlığı kabul görmeden bunun diğer savaşım biçimlerini gündemleştirmek gereksizdir. Acil sorunu örtme ve ötelemedir.
Ama biz iki kutuplu dünyada dünyaya geldik. Yani ya Amerika ya Rusya'nın yanında olacaktık. Oysa biz kendi gerçeğimizin yanında olmalıydık. Rusya'nın sosyalizmi ve Amerika'ın emperyalistliği bizi o kadar enterse etmezdi. Nitekim bu iki yanlış eğilime yaslanmadan da halklarını özgürlüğe, ülkelerini bağımsızlığa götürenler oldu.
Hele de Öcalan buna 'Demokratik Cmhuriyet, Konfederalizm, devletsiz demokratik ulus vb' kafa bulandıran kavramlarla bu Kürdün varlık savaşımını tamamıyle örtbas ediyor.
PKK öncesi ve sonrası da şu yakıcı sorun yok muydu?
Bizim güneş ve ay gibi gerçeğimiz Kürd ve Kürdistan'dır.
Bunu kabul edin ve biz halk olarak nasıl istersek öyle yaşarız, deme hakkımız yok mu?
önce ulusal ve ülkesel pencereden bakmak; öncelikli sorunumuzdur.Bize diğer savaşım biçimlerini önerenlerin akılları ve lüksleri de kendinin olsun.
Selam ve saygılarımla.
Eski bir PKK'li ve Nasname Okuru
Yasal Parti ile-çözüm olup olmadığı bir yana- açıkça Kürtler bağımsız devletini kursun denilmez,diyemezsin dedirtmezler.
Ancak yasal parti ile de tonla ulusal adım atılabilir ve kazanımlar belli bir anayasal güvenceye kavuşabilir.
Senelerce örgüt tepelerinde yöneticilik yapmış liderlerden böylesi politk dargörüşlü fikirler gelmesine aklım yatmıyor.Hani yaşı 18/10 olan bir genç Kürt böyle şeyler yazsa amenna.
Be kardesim simdi devr göclulerin yaninda yer almaktir yani kapitalizm dunyaya hukumdar olunca herkes seytani taslamasi gibi sosiyalizme saldiriyor ve tasini atiyor manasizca.Bilimsel olarak kapitalist dunya dahi sosiyalizmin iyi yunlerine deginirken ama su geri kalmis savas toplumlarin aydini her seferinde kisilerin suclarini sosiyalizme baglayip kendini rahatlamak istitor.
Yazik be kardesim Fuat.Biraz daha insaf derim.
Hurmetlerimle
Birbirimize kan kusmanın fitne fesatlıgından ne kazanıyoruz? Bu kadar mı düştük?
Ne zaman adam gibi oturup sorunlarımızı insani ölcülerle tartisip çözeceğiz?
Alın sayın Fuat Cavgundan apolitik bir yazı, 95 dereceyle cilalanmış, salt öcalan-pkk nefreti ekseninde acayip bir çamur atma yarışının öne çıkartıldığı ajiteli demagog bir yazi.
Bilimden ve kürdün tarihsel gercekliğinden uzak yukarıdaki yazıya yorumlarda oldukca duygusal ele alınmış. Otobüs dur, yağcılarda inecek var misali...
Simdi adi PKK de olsa PKK`ligini yitiren örgütü yoğun elestiren biri olarak, bilinen elestirileri hepimiz bu platormda yapıyoruz, fakat herseyi bu kadar inkar eden, yok sayan sayın Cavgunun bu yazısına el insaf- el vicdan diyorum. Bilimsel, pozitif eleştiriyi içeren ve bizi geliştirici bir yazi olsaydı kişi olarak kayda alıp yorum yapardım. Ne yazıkkı daha öncede belirttiğim gibi sadece bireysel nefretin buraya taşırılmasıdır.
Özgür bireyin düşünce belirtmesinden, eleştirisel aydınlanmasından cok, al sana al sana diyen kelimeler bütününü bize siyasi analiz diye yutturamazsınız sayın Cavgun.
Diğer yanıyla sayın Cavgunun Kürt halk gerceğinden zerre kadar haberi yok, birazcik bu gerçeği tanımış olsaydı- kurdıstan`da sınıfsal mücadelenin bir gereklilik olduğunu anlardı. Biz kürtlerde sınıfsal mücadelenin herkesi giderek ulusal kimliği tanımaya ve onu özümsemeye götürdüğünü anlardı.
Sükrü Gülmüs ile kafaniza sunu iyi kazıyınki; Kürdün sadece sünni-müslümanı yok, Sayin Cavgun. Ben kendim Kürdüm aleviyim. Ve milyonlarca Kürt alevisi oldugunu en faşist türk bile artık inkar etmiyor. Eskiden Kürd inançlıdır derken hangi kürtten bahsediyorsunuz? Zerdeste Kal`ın ülkesini kan gölüne çeviren arap islam ordusunu ve onun sözumona dinciligini meşru göstererek, kürt tarihini carpıtma hakkını nerden alıyorsunuz?
Uzun teorik yazılar yazmaya gerek yok cünkü yüreginiz pas tutmuş, beyniniz türk islam dumuruna ugramış anlayamazsınız.
Sosyalizm hepimizi yeniden özümüzle Kürtlügümüzle bulusturdu, bunu bilincli bir sekilde inkar eden nankördür. Bugün sosyal soven davranan-tüm dünyayi kurtaran türk soluyla-kurdistanda sinifsal mücadelenin gerekliligini inkar edenler ayni kulvardalar. Sinifsal mücadele gercek-temiz-gecmisini inkar etmeyen Kürdün aciga cikmasindan baska birsey degildir.
........
Düsünün TC de saglikli bir solun olmasi imkansizdi, ne saglikli bir isci sinifi vardi nede burjuvazisi. Disardan ithal bir düsünceyle sol olusturmaya calisildi. Sunuda belirtmekte fayda var, gercektende sol adina yola cikan az sayida iyi niyetli insanlarda vardi, ama bunlarin yukarda saydigim nedenlerden dolayi, gercek bir sol düsünceyi gelistirmesi zaten imkansizdi. Cünkü bu devletin herseyi ithaldi. Tarihini acip arastirdigin zaman, osmanlida dahil, burada üretim iliskileri sadece köylülük düzeyindeydi. feodal bir yapiya sahipti, sanayilesme, bilim, sanat yok denecek kadar azdi. olanlarda taklitti. bizdeki solda taklitten öteye gidememistir.
simdi kendi ülke gercegine göre bir gelisme yoksa, kendi tarihsel durumunu iyi analiz etmeden, saglikli bir gelisme sadece ithal düsünce ve inanclarla ne kadar mümkündür. tarih bunun saglikli olmadigini cogu zaman göstermedimi?
Simdi din konusundada bu böyledir. Islami bir ideoloji olarak var sayalim, bu ideoloji anadoluya gelirken nasil geldi, siddetle, kanla geldi. Yani dini bir inanctan ziyade, bir nevi araplastirma politikasi güdüldü. Anadolu bastan basa islam ordularinin despotizmi altinda ezildi. Bunu inkar etmek imkansizdir. Tamam sonucta islami bir gercek var bu ülkede yüzyillarca bu topraklarda kendine özgü bir gelisme sagladi. lakin bu islam dedigimiz düsünce ve inanc, kendisinden farkli olan inanclara tolerans göstermedi, osmanlinin hosgörüsünden bahsedilir, ama bu ne kadar dogrudur bilinmez. kaynaklar farkli degerlendirmelerde bulunuyor. su an ki durumuna baktigimiz zaman islamin baska inancalara karsi ne kadar hosgörüsüz oldugu ortada.
Cogu islam düsünürü, gayri müslümlerin cennette gidip gidemeyecegi konusunda kararsiz. Kuranin kendisinde bile hiristiyan ve yahudilerle dost olmayin diyorsa, bu bence cok yanlis birsey. sanki cennet müslümanlarin tekelinde bir yermis gibi göstermek bunun ne kadar hosgörüden yoksun oldugunu göstermiyormu.
Neden müslümanlar sunu kabul etmiyor; islamin hakim oldugu tüm ülkelerde insanlik adina olumlu bir gelisme yok, kadin ezilir horlanir. düsünün Kürdistanda neden bu kadar kadin intihari yasanir, neden namus davasi adina insanlar katledilir. Bunun kaynagi ne, yok islam degilse veya baska birseyse bunun aciklanmasi yapilamazmi, bu konu hakkinda neden calismalar olmaz.
Yani bir inanc tabulastirilip, tartismaya acilmazsa, belkide islama sonradan adapte edilmis bir sürü yanlisliklarin ayiklanmasi imkansiz olacaktir. Hersey tartisilsin, tabu kalmasin.
insani mutlu edebilecek, ne varsa ortaya cikarilsin.
Olaylara bagimsiz yaklasmak cok önemlidir. Yok senin inancini düsünceni tartisiriz, ama benimkisini tartisma konusu bile yapilamaz denirse, orada eninde sonunda bir despotizm olusur.
Kuran degismez veya farkli yorumlanmaz, veya bu herzaman böyle gider dersek varacagimiz nokta belli. Geri kalmislik, baskalarinin masasi olmak gibisinden.
Yanlis anlasilmasin, insanin inanca ihitiyaci olabilir, ama bu inanc, eger en dogru benim, en son peygamber benim, öteki kitaplarin hükmü benden sonra kalmadi demek bir anormalliktir.
Iste bu semavi dinlerdeki tanriyi iyi anlamak lazim, bazen ne yaptigi, ne düsündügü belli degil. zamanina göre ortamaina göre, oportonistce bir tavir sergileyen bir ... kime ne fayda var. Yahudiye kitap yollar, sonrada derki bu kitabin korunmasi benim kontrolümdedir, aynisini incil icinde söyler ve kuranda da bu var. Ama müslümanlar, kuram haric öbür kitaplar tarifata ugratilmis der. gelde isin icinden cik, hani Allah bu kitaplarin korunmasini üstlenmisti?
Hep celiski, dinde, dincide akil aramak, ayda canli aramaya benzer. Velhasil saglikli bir kafa yapilari yok cogunda.
Tabi onlar bunu böyle görmez, hersey onlarin teklelinde oldugundan, bize birsey kalmaz.
Bizde bu zalimlerin bize yaptigini cekiyoruz.
Bizde bir laf vardi, derlerki cogunluk Bo..luktur. cok dogru bir tespit.
Cogunlukta sürü mentalitesi vardir. her zaman güdülür, bir cobana ihtiyaci vardir.
Coban isini bilmezse vay sürünün haline.
Yorum yaz