Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Çiçeklerim Sen Kokuyor Çiçeklerim Sen Kokuyor ================================================================================ Dicle - Can on 07 Apr, 2008 02:30:00 Penceredeki aralığa dayamışım yüzümü!.. Dışarı bakıyorum!.. Dışarıda yaÄŸmur, dışarıda rüzgar!. Dışarıda sen varsın! Senin kokun!.. Esen rüzgar ta uzaklardan taşıyor, kendine eÅŸ ettiÄŸi kokunu bana!.. Odama doluyor, kokluyorum!.. Kır çiçeklerinden süzülüp tenine sinen daÄŸlarımın kokusu bu!. ÖzgürlüÄŸümün!.. Yarınımın!. Odamda bekliyorum. Elimde koca bir demet çiçek var, sana sunmak istediÄŸim. Baharlardan topladım. Çiçeklerim sen kokuyor!.. Sense ülkem!. Gözlerin yaÄŸmur damlalarıyla belirirken gözlerimin önünde, çıktığım senli düÅŸ yolculuklarını anlatmak istiyorum sana!.. Cilo daÄŸlarındaydım ilkin!.. Her dalında sekiz lale açan ve göbeÄŸinden her sabah topraÄŸa su bırakan ters laleydi izini sürdüÄŸüm!.. Kadife hassaslığında, kankırmızısındaydı!. AÄŸlayan çiçekte derlerdi, Asuriler ona.. Söylenceye göre, Hz. İsa çarmıha gerildiÄŸinde Meryem ananın topraÄŸa dökülen gözyaÅŸlarıydı, ters laleye hayat veren.. Oysa dili yasaklanmış ülkemin acılı tarihi de, kasvet verir ona... Özlemimize, rengiyle tanıklık eder yapraklarında.. Ve bundan dolayı, asırlardır yüreklere dökülür!. Åžimdilerde bile her gün aÄŸlar lalemiz, yabancı postalların çiÄŸneyerek geçtiÄŸi anavatanında.. İşte; kutsallığı ve acıyı dalında büyüten bu çiçeÄŸimizden bir demet aldım, bastım koynuma.. Oradan ulaÅŸtım, ılık rüzgarlarla; artık tarihe yazılan Belkıs-Zeugmaya!.. Halfetiye gittim, çiçeklerin en yaslı olanına!.. Siyah güle!. Gülün kokusu deÄŸildi sadece, burada başımı döndüren.. Senin gibi hüznüydü de, dalında narinliÄŸiyle salınırken bile.. Dünyada sadece bu topraklarda yetiÅŸirdi, Fırat can verirdi ona. Bir demette bundan topladım koynuma.. Yalnız içlerinden birini aldım, diÄŸerlerini saldım Fıratın sularına!.. Senin hüznünü dağıtmak ve nehirlerle paylaÅŸmak aÅŸkına!.. DüÅŸ yolculuÄŸumun sonuna doÄŸru, Munzurlara uÄŸradım. Tırmanırken Mercan vadilerinden daÄŸlara, bir iki diye saydıklarım, zirveye ulaÅŸtığımda Kırkmerdivendi!.. Benim tarihimden bir parçaydı, orada tek tek taÅŸlara verilen emek!.. Orada soludum köklerimin acısını yeniden!.. Duruldum!.. DüÅŸündüm!.. Urartulardan Hayastana!. Kederlendim. Yervantın gözyaÅŸları düÅŸtü avuçlarıma!.. Belki Rakel olacaktı adım, ÅŸimdilerde Åžilanı bile koymakta zorlanırken.. Sonra!. Sonra, kırklara karıştım, ceylanlara çoban oldum!. İçtim, Hayyamın beni bana unutturan ÅŸarabından!. SarhoÅŸ oldum.. Yüzümü döndüm. Åželalelerine kaydı yaÅŸlı gözlerim.. Su oldum.. Aktım.. YürüdüÄŸün topraklara karıştım.. Bu sularla efsunlanmış topraklardaki çiçeklerden de getirdim sana.. Sümbül ve Nergis!.. En çokta, kır menekÅŸeleri!.. Kokladım!.. Mor kelebeklere uzattım ellerimi, menekÅŸelerin üzerinden kanatlanırlarken!.. Sen diyerek okÅŸadım.. Rüzgarların, kokunu odama doldurduÄŸu sevgili!. Sen yine yaÄŸmurlarla ve rüzgarlarla gel.. Sen yine ülkem kokan kır çiçekleriyle gel.. Bekliyorum, gel!.. Gel.. Gir koynuma!.. 13.11.2007