Sen Bir Yağmur Damlasına Sığ
Ufukta seni arıyor gözlerim, dingin gecelerin tanyerine evrildiği sabahlara süt bebeklerinin açlık çığlıklarının serenomileri düşerken. Açlığı ve ten kokusunu arayışları soluyor zaman. Sevgiye doymayan bir oburluğa tanıklık etmek istercesine.. Aşkın doruğu yaşanıyor orada, herkes kendi çağında sevgisini tutkuyla bağlı olduklarına aktarırken..
Baharın sıcak öpüşleri okşuyor yanaklarımızı artık. Kır papatyaları sere-serpe, nergis ve lalelerin arasında baharın küçük ama heyecanlı kıpırtılarını yayarken havaya ben seni bekliyorum.. Yüreğime yaşamanın sevincini salan dokunuşlarının umuduyla.. Ve dudaklarımdan şiir tadında bir kaç mısra dökülüyor. Sana ve bu bahar da isimsiz kalan ülkeme hasret kalışlarımda..
“Senin gözlerin
bahardır!
Ülkemin
ölü topraklarını
dirilten!
Ve sen,
her baharın ilk günü
yeniden doğ
sabahlarıma!.”demek geliyor içimden oturduğum yerde..
Ufukta seni arıyor gözlerim, dingin gecelerin tanyerine evrildiği sabahlara süt bebeklerinin açlık çığlıklarının serenomileri düşerken. Açlığı ve ten kokusunu arayışları soluyor zaman. Sevgiye doymayan bir oburluğa tanıklık etmek istercesine.. Aşkın doruğu yaşanıyor orada, herkes kendi çağında sevgisini tutkuyla bağlı olduklarına aktarırken..
Her sabah yeniden kucaklıyorum yaşamı seni düşledikçe.. Baharın ülkem topraklarındaki canlılığı senle yeniden doğuyor. Ilık bir sabah yelinin aşkları tazelediği canlılığın ortasında bulmuştum seni.. Bir bahar dalı gibiydin gülümseyen.. Sen gönülden yaralıydın çokça ama yaşayandın sevdiğim, ülkemin direniş öykülerinin acılarını taşıyanlardan. Bu yüzdendir, senin silüetin belirince karşımda, en çok yükü omuzlayanlar gelir ilkin aklıma.. Baharlarıma umut olurlar, direnç verirler ütopyalarıma..
Senle beraber dalar gözlerim tarihin sayfalarına..Diyar-ı bekir surlarında dinlerim Şeyh Said’in asılış öyküsünü.. Ordan Dersim’e uzanır belleğim, Seyit Rıza ve oğlunun çaresizlikle anlatılan trajedilerine.. Gözlerim dolar, kaldırırım başımı göğe. Qadı Muhammed’in Çarçıra meydanında asılırkenki duruşu mağrur kılar seninle dağları soluklayışımı.. Ağlarım, senin omuzbaşlarını hissederken yanımda.. Yüksekova’da kolları kırılan çocuğun acısı saplanır bıçak gibi yüreğime.. Dayanamam, öfkem bilenir.. Baharda pimi çekilmiş bir bomba gibi düşmek isterim insanlığını yitirmiş beyinlere.. Fırat’ın asiliğinde akmak isterim seninle geleceğin bizim olduğu ülkemin çorak topraklarına.. Ve aşkı senle yaşarım orada.. Senle özgürlüğe koşar ufka dalan gözlerim.
Bahar gülüm, Nisan yağmurlarının bereketliliğiyle düşelim Dicle’nin dingince akan sularına.. Sen bir yağmur damlasına sığ. Ve ak!. Saçlarımın telinden . Bir bebeğin ana rahminden düştüğü gibi dünyaya. Ve yine, ülkemin baharında toprağa serpilen kır çiçeğim ol..
01.04.2008



Yorumlar (1 gönderildi):
Yorum yaz