Özerklik, Otonomi Veya Federasyon Talebi, Çocuk Oyuncağı Değildir!
Kürd ulusal demokratik güçlerinin görevi, halkımızın asırlardır çektiği cefaya yeni cefalar eklemek değil, tam tersine buna son vermek ve bu cefakar halka, layık olduğu, daha güzel bir yaşam sağlamaktır. Bu kutsal amaç ta, ancak pozitiv bilimle donanmış sağlam bir ulusal şuurla gerçekleştirilebilinir.
.
.
.
.............xxx.............
.
.
.
Özerklik, otonomi veya federasyon talebi, çocuk oyuncağı değildir!
Ne PKK’nin şiddet eylemlerini başlatma ve BDP’nin Raferandumu protesto etme kararları şaşırtıcıdır; ne de CHP, MHP ve arkalarındaki diğer statükocu güçlerin, değişime ve demokratikleştirme girişimlerine karşı direnişleri, yenidir. Bilindiği gibi, Türkiye’deki son 40 yıllık politik yaşama damgasını vuran da, bu tür özgün olaylar olmuştur.
Batı Avrupa ülkelerinde, 1969’larda güçlenip kitleselleşen öğrenci hareketlerinden korkan vesayet rejimi, Türk ve Kürd gençliğinin etkilenmesini kendi kontrolu altında bulundurabilmek için, sivil ‘aydın’larını harekete geçirdi. Kanı coşkun gençliğe, ‘Milli Demokratik Devrim’, ‘Turancılık’ vb değişik teorilerle yaklaşarak, statükoyu koruyup daha da güçleştiren fikirlerini empoze etmeğe çalıştı… Bundan hiç te etkilenmeyen Kürd gençliği, bu teoriler yerine, halkının gaspedilmiş olan meşru haklarını gündemine taşıyarak, Kürd aydın ve yurtseverlerinin katkısıyla da, Doğu mitingleri’ni tertip etti.
Ne var ki, rejimin provakatörleri, Batı’da, Sokakları terörize etmeği başararak, 12 Mart Muhtırası için zemin hazırlayabildiler. “Sokaklar yürünmekle aşılmaz” dedirttikleri politikacıları da, ‘yat’ borazanı çaldığında, şapkalarını alarak, kuzu kuzu inlerine çekilip, yerlerini, generallerin atadıklarına bıraktılar.
12 Mart’ı kitlesel tutuklamalar, işkenceler, mahkemeler, cezalandırmalar ve idamlar izledi. Yaşam, sadece solcular ve Kürdler için değil, demokratlık kokan herkes için, fiili bir cehenneme dönüştürüldü. Amaç, bu “cehennemi yaşam”ın nesneleri olan gençler, aydınlar ve Kürdlere, politikayı korkulacak bir öcü haline getirmekti. Fakat tam tersi oldu. Gözaltı ve tutuk evleri, en iyi fikirlerle donanmış birer ’siyaset okulu’ gibi bir özellik kazanıverdi. Cunta kurbanları ve onları izleyen nesil, daha deneyimli ve daha akıllı kararlarla, yeni örgütlenmelere yöneldiler.
Kürd halkı, hiç tereddüt etmeden ve hiçbir fedakarlığı esirgemeden, kucak açtı bu yeni yapılanmalara. Güven duydu bu körpecik örgütlerine. Kan davası, namus sorunu, mal-mülk davası gibi anlaşmazlıklarını, devlet mercileri yerine, kendilerine yakın gördükleri, ya da o yörede en güçlü olan Kürd siyasi yapılanmasına götürerek, çözümlemeğe başladılar. Bu durumdan oldukça rahatsız ve tedirgin olan devlet, yine adamlarını harekete geçirerek, sözde örgütsel çatışmaları yaşama soktu. Bu kez, sadece sokaklar değil, kırsal kesimler de teröre boğduruldu. 12 Eylul darbesi için uygun bir zemin hazırlandı. Yüzbinlerin tutuklanması, binlercenin yurt dışına kaçması, işkence, yaşamboyu hapis ve idam cezalarıyla yetinmeyerek, 1982’de yeni anayasalarını da yaşama geçirdiler. Kışla ortamını reva gördüler topluma.
Ne var ki bu statükocu güçlerin yanıldıkları bir nokta vardı: O da, toplumsal ve siyasal gelişimi, hep istedikleri gibi kontrol altında tutabileceklerini sanmalarıdır... 1990’lar, her 10 yılda bir yenilenmesi gereken darbe geleneğinin uluslararası olanaklarını ortadan kaldırmıştı. Dünyanın düşman bloklara bölünmesi son bulmuş ve demokrasi şaha kalkmıştı.
Fiili darbeyi yapamayınca, 28 Şubat ’Post-modern ultimatom’ metodunu uyguladılar. Halk, onların hazm edemedikleri AKP’yi tek başına iktidara getirerek, yanıt verdi.
AKP’yi ve Fethullah Gülen’i bitirme, Sarıkız, Yakamoz, Ayışığı, Balyoz planlarını hazırlayıp, hayallerindeki darbeyi gerçekleştirmeğe çalıştılar. Tutmadı.
Cumhuriyet mitinglerini organize ettiler… Sünni gerekçelerle yargısal engellemeler çıkardılar… Bu da para etmedi.
Bu çabalara paralel olarak PKK’nin sokak eylemleri geliştirildi. Yine işe yaramadı.
Evdeki hesap çarşıdakine uymuyordu bu kez. Ergenekon örgütü açığa çıkarılmış, generallerin ilk kez sivil yargıçların karşısına çıkarılmasına ve tutuklanmasına başlanmıştı. Kameraların karşısına geçerek, parmak sallayıp, tehditkâr konuşmalar yapmağa alışık olan Kurmaybaşkanları, sus-pus oluvermişti.
İşte, hemen hemen her tarafın kasırga öncesi sessizliğe büründüğü, statükocuların son umudu olan Anayasa Mahkemesi’nin de raferanduma ‘evet’ dediği ve tam da, Güney Kürdistan Bölge Başkanı Sayın Mesud Barzanı’nıin Türkiye ziyaretinde bulunduğu bir dönemde; PKK, sadece İmralı’dan gelen sinyal üzerine, şiddeti tırmandırıverdi. Bu kararın yerindeliğini ve Kürd halkının yararına olduğunu, ancak düşünme özrü olanlar iddia edebilir. Bu eylemlerin ‘özerklik’ kavramıyla boyanması, sadece Kürd halkının temiz duygularını sömürmeyi amaçlamaktadır. Nitekim bunun en bariz örneğini, Hasip Kaplan’ın “Türkiye'de tartışılmayacak bir şey varsa bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür” söyleminde gördük. Hem de özerklik kararlarının henüz mürekkebi kurumadan.
Öte yandan, yaratılan bu şiddet iklimi ve bu iklimin, Ergenekon süreci dolayısiyle uzun bir zaman suskun kalmak zorunda kalan İlker Başbuğ’a, nasıl yeniden uygun bir konuşma ortamı sağladığını da hepimiz birlikte izledik. Yani açıkçası, Başbuğ’un, kameranın karşısında hindi gibi kabararak, Kürd halkının oylarıyla Meclise gelen milletvkillerine ‘hain’ deyip, dağ yolunu gösterebilmesinin cüretini sağlayan faktörlerden biri de, onların ‘serok’ kültüne endekslenmiş olan ve Kürd halkının meşru ulusal demokratik talepleriyle yakından-uzaktan hiç bir ilişkisi olmayan, bu şiddet politikasıdır.
Kürd ulusal demokratik güçlerinin görevi, halkımızın asırlardır çektiği cefaya yeni cefalar eklemek değil, tam tersine buna son vermek ve bu cefakar halka, layık olduğu, daha güzel bir yaşam sağlamaktır. Bu kutsal amaç ta, ancak pozitiv bilimle donanmış sağlam bir ulusal şuurla gerçekleştirilebilinir. Başlangıçta, “Bağımsız Birleşik Kürdistan” sloganıyla politika sahasına dalış yaparak, kendi dışındaki tüm Kürd siyasal yapılanmaları ‘hain’ gören ve hatta zamanla, kemalizmi faşizmin ‘proto-tipi’ olarak kabul etmek zorunda kalan; ancak İmralı süreciyle birlikte, 180 derecelik bir dönüş yaparak, bu kez ‘Orta-Doğu konfederalizmi’, ‘Demokratik Cumhuriyet’, ‘üniter devlet’ gibi safsatalarla kemalizme sarılan; yani, Kürd halkını bir deneme tahtasına dönüştüren APO/PKK’nin bu hoyratça tavrı, halkımızın ‘gaspedilmiş olan meşru haklarının iade edilmesi’ yönündeki haklı talebinin, içini boşaltmaktan ve iğdişleştirmekten başka bir şeye hizmet etmiyor. Daha düne kadar, ‘Demokratik Cumhuriyet’ nakaratıyla bizi bıktıran ve ‘Hükumetin açılım programına destek için, Öcalan’ın muhatap alınması’nı tek koşul koyan PKK/BDP, Apo’yla görüşülmedi diye, hem silahlı eylemleri başlattı ve hem de ‘ÖZERKLİK’ ilan edeceğini duyurdu.
Özerklik, otonomi veya federasyon talebi, bir çocuğun büyüklerinden istediği herhangi bir oyuncağın ismi değildir. Bu düzeydeki talepler, salt bir kişinin durumuna ya da onun paşa keyfine asla endekslenemez. Bu tür talepler, halkımızın durumundan hareketle, halkımız adına edinmiş ulvi vizyonlar ve şaşmaz hedefler olmalıdır. Bu ciddi saptamaların, fevri, intikamcı ve restleşmeci bir tavır ya da müritvari bir beyin kilitlenmesiyle gündeme sokulması, halkın kaderiyle alenen oynamak demektir. Tarih öyle bir komedyaya tanıklık etmiş midir acaba, bilmiyorum.
Sadece örgüt menfaatinin ve lider tabusunun zedelenmemesi derdine düşen ve Hükumet’ten ana talebi, yukarıda da belirttiğm gibi, salt Öcalan’la görüşülmesi olan PKK/BDP, Kürd halkını, liderlerinin bile hiç inanmadığı etnik söylemlerle düpedüz kandırıyor. Hangi hoş söylemlerde bulunurlarsa bulunsunlar, hangi demagojiyi yaparlarsa yapsınlar, hangi boyalı sözleri kullanırlarsa kullansınlar, onların, önümüzdeki referandumu protesto etme kararı, statükonun devamı için çırpınan kafatasçı/ırkçı güçlerle aynı safta yer almaktan, daha açıkçası, 12 Eylul Anayasası’nın devamını istemekten, başka birşey değildir.
21 Temmuz 2010
.
Cemil Demircan
.
.
.



Yorumlar (27 gönderildi):
Beyninize, elinize sağlık.
Kanaatimce bazı vurgulamaları özellikle belirtmek gerekiyor.
Ergenekon güçleri yükselen Kürt siyasetini kontrol ve yok etmek için özellikle PKK'yi kurdurdu.
Yani işkenceler PKK'yi yaratmadı. Ergenekon güçleri işkenceleri özellikle arttırarak oluşacak kin ve nefret duygularıyla insanlarımızın kendi yarattıkları PKK'ye girmelerini kolaylaştırdı veya hızlandırdı.Zaten amaçları buydu.
Ergenekon'cu PKK ve BDP Türk ırkçılığını daha da kışkırtmak ve böylelikle AK Partinin Türk oylarını daha da azaltmak için Kürt'lerin adına şu anda olamayacak isteklerde bulunuyor.
Evrensel haklarımızı yersiz ve zamansız bir biçimde gündeme getirerek haklılığımıza ve saygınlığımıza gölge düşürüyor.
Referandumu, Kürt'leri aptal yerine koyan gerekçelerle boykot etmeyi öneren Kürt Ergenekon'u Kürt'lere demokratik özerklik istiyor. Nasıl bir garipliktir.Gülemiyorum bile.
Bilinen tarih Kürdistan'a yapılan en büyük ihanetin PKK hareketi olduğunu yazacaktır kanaatindeyim.
Sağlık ve başarı dileklerimle.
saygilar...
Size bir sor soracağım. Soru şu: Kürtçe de "intikam" ya da buna benzer anlamı olan erkek ismi var mı?
Biliyorum burası yeri değil ama kürtçe bilen bir çok arkadaşım böyle bir isim bulamadı.
Benim aklıma da siz geldiniz. Soru için yer doğru değilse de en iyi kürtçe bilenlerin burada olabileceğini düşündüm.
Sadece bir arkadaşım "Heyfo, ya da Heyf" olabileceğinden bahsetti.
doğru mudur?.
Teşekkürler..
Referanduma bakacak olursak söyle bir degerlendirme yapilabilir: Yargi statükodan yana ve yapilan olumlu degisiklikler çogunlugu olusturan statüko yanlisi savci ve hakimler tarafindan engelleniyor.Bu durumda bu yapiyi demokratiklestirmek ve iyi gidisatlari engellememesi için yapidaki atamalarda degisiklik yapmak gerekir.Hükümetin yapmaya çalistigi budur.Ancak su denilebilir:Yargi genç bir kizi canli canli dograyan Garipogluna 8 yil ceza verirken neden Kürt çocuklarina örgüt üyeliginden 15 20 yil ceza veriyor? Eger PKK dese ki; yarginin bu yaptiklari bizi güçlendiriyor, bize eleman kazandiriyor bu anlasilabilir bir durum olur.Bu durumda yargi ile PKK nin çikarlari uyusmus olur ancak zitlarin ittifaki diye de bir sey var. özgür bir kürt bireyi olarak sunu söyleyebilirim: Yargi degismeden sistemde modifikasyon olmaz.Hangi olumlu yasa gelirse gelsin Kürtler için iptal edilme durumu vardir.Bir ülkenin sistemi anayasanin kendisidir.Sistemin çaga uydurulmasindan yana olmamak,halkin yararina degisimine taraf olmamak mantiga da insanliga da sigan bir durum degildir.Elbetteki 80 yil dalindan koparilarak mumyalanmis meyveye kurt girmistir ancak tohum bozulmamissa çikarip ekmek gerekir yeni filizler yeni meyveler versin diye.Malesef Türkler de ithal düsüncelerin esiri edilmistir. Bati nasyonalizmi,fasizmi,mezhepleri,sosyalizmi Anadolu halkina yutturmustur.Hal böyle olunca Türkler de gerçekleri görecek kadar gözleri açik degil üzeri perdelenmistir.Bu perdeyi kaldirmaya çalisanlari kisa vadede de olsa ödüllendirmek dogruya taraf olanlara yakisir.AKP iyidir çok sey yapiyor demek degildir niyetimiz fakat bir sans daha vermekle bir sey kaybedilmez eger ki amaç adil bir birliktelikten yana ise. Yarginin yapisi degisirse anayasanin tümden degismesi de gündeme gelebilir çünkü Türkleri yönlendiren çevrelerde artik bu durumdan memnun degildir özellikle islamci türk kesimi ancak bir çirpinis sözkonusudur. Bayilmis bir bireyin kendine gelirken mayismasi sersemlesmesi durumu sözkonusudur.Uyanmasi için agzina içki degil yüzüne kolonya sürmek gerekir.Türkler hâlâ milliyetçiligi bile kavramamistir.Irk milliyetçiligi ile çkar milliyetçiligi farkinin farkinda olsalardi kürtlere yapilan haksizliklarin kendilerinin de çikarina olmadigini anlarlardi.O yüzden hakli iken haksiz duruma düsmek akilli olanlarin isi degildir.Tek tarafli silahlar sussun demek niyetinde degiliz ancak bir topluma olan kin adaletsizlige sevketmemeli.Yahudi toplumu haksizliga ugradiginda dünya insanlari sahip çikmasaydilar Israil devleti kurulamazdi ancak yahudiler kendilerine uzatilan her eli kirmakla mesgul oldular.Içlerinde biriken kin onlari yanlizliga mahküm etmektedir.Hakli iken araplara yaptiklari karsisinda haksiz duruma düstüler.
Kürt ulusalci parti konumunda görünen BDP hâlâ degisikliklere neden karsi oldugunu anlatamadi.Klasik söylemler midenin asidini yükseltmis ve ülsere yol açabilecek duruma gelmistir. Dogruyu söyleyenin irkina,rengine,ideolojisine,dinine göre degerlendirerek karar verenler bir topluma hediye edebilecegi hiçbir sey olamaz.Bu yaklasimin kendisi gericiliktir gericiligi baska yerde aramak ise artniyettir.
Surekli ideolojisi,stratejisi ve buna bagli olarak hedefleri degisen bir hareketin amaci bence gayet nettir! Bu sadece kurd halkinin dinamik gucunu ve enerjisini her yil baska bir safsata ile mesgul edip ,reel politika ve hedeflerden uzaklastirmaktir.
Pkk tarihinin hic bir doneminde olasi bir otonom yada benzeri bir olusum ilan etme yanlisi olmamistir.Bunun en acik ornegi 1993 yillarinda Botan bolgesinin dusmandan buyuk olcude arinmasi sirasinda{dusman sadece karakollarda varlik gosteriyordu ,o da kismen} pkknin kurd asiretlerine uyguladigi siddet ve ilan etmekten cekindigi bagimsiz botan bolgesi olgusudur.
Pkknin bugun ozerklik ilan decegiz dedigi gercek ise cok farklidir.Bir genel affa karsin silah birakacagini ilan eden bir pkk sizce neden ozerklik ilan etsin? Bu ozerkligi nerede ve nasil ilan edecek? Bunun getiri ve goturusu ne olacak? Hic kuskusuz pkk bunu yapmak isterse hakim olacagi alanda yapmak zorundadir.Reel politikada bu boyledir.Ornegin hamasin gazzeyi ele gecirmesi gibi.Peki pkk hangi alanlara hakimdir? Behdinan-kandil.. Peki ozerkligi burada mi ilan edecek yoksa kuzey kurdistanda mi? Kuzey kurdistanda ilan etmesi icin tum gucuyle kuzey kurdistana cekilmesi gerekir ki bunu asla yapmaz.Bunu yapmadigi surece ilan edecegi hic bir seyin anlami olmaz. Guney sinirlari icerisinde boyle bir tutum izlemeye kalkisir ise o zaman bu sadece Guneyi hedef haline getirmek amacli olur.Yani T.c,Iran,irak ve suriyenin tartisamadigi,tartisma konusu yapamadigi Guney kurdistan pkk sayesinde tartisma konusu olacaktir.Bunu tartisacak gucler guneye ''hakli'' bir saldiri gerekcesine sahip olduklarini ilan eder.
pkknin talepleri arasinda kurdlerin ulusal degerlerini kapsayan hic bir istem ve talep yoktur.Hal boyle olunca pkknin kurd halkinin cikarlari icin bir ozerklik ilan etmesini beklemek cok sacmadir.Bu olsa olsa demokratik cumhuriyet,konfederalizm,komunal toplum gibi kurd halkinin kafasini her seferinde baska bir seyle mesgul edip oyalamayan halkanin bir devami olur.
Osman baydemirin kaynagi burda.
http://www.kanalahaber.com/pkk-parasi-osman-baydemirden-haberi-54744.htm
Ve onun gibi niceleri daha para veriyordur ama kimse birsey bilmiyor.
Her fasiste gereken cevapi vermek gerekir ama bence ilk kendi halkimiza ihanet edenler ve yillarca kullananlara cevap vermek gerekir.
Gundem-online sirf AKP ve Erdogani kötü göstermek icin yazisini okumani tavsiye ederim. Ama PKKnin gercek düsmani TSK olmasi gerekirken bunlar akp kötülüyor.
http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=93969
Bu cocuklarin bu duruma gelmesinin tek nedeni bdp yönetimidir kimisi direk kendi yapar kimisi yaptirir sonuc yine ayni ve ucu yine bdp. BDPde siyaset yapmak öyle kolaymi ? bedel gerekiyor bunuda okudugun gibi ödüyorlar.
Biz Bdp veya uzantisi oldugu ideolojik kokmuslugu eletirebiliriz.Elestirmeliyiz.Yanlislara yanlis deme cesaretini gosterebildigimiz gibi dogrularada dogru deme cesaretini gostermeliyiz.Aksi halde yaptigimiz riyakarliktan baska birsey olmaz! Sorun burada sadece Dbp/pkk/ocalan degil.Sorun ilk gunden beri kurd aydiniiyim,devrimcisiyim diyenleri cesur olamama sorunudur ayni zamanda.Zamaninda bu kisi ve cevreler biat etmese yada pkk ve ocalandan daha cesur olsaydilar bugun bir ocalan beyligi olusmazdi.Bu bir tarafa sorun bu degil.Sorun T.cnin kirli basinin buyurulmus bir yipratma haberine sizin kulak vermeniz ve inanmanizdir.
Kendine devrimci yada yurtsever misyonu bicen kisilerin en buyuk hatasi ideolojik bir karsi cikma yerine sahislarla ugrasma politikasi izlemesidir.Siz bir yurtseverseniz o zaman bu cikmazin sebebi olan belli basli bir kac kisi var.Onlarla ugrasirsiniz.Yoksa Baydemir gibi siyaset yapan kisilerle degil.Baydemir bir yanlis yaptiginda elestirilir.ama iftira atmak yada atanlarin sesini duyurmak ayiptir.
Gerilla ya katilimlarin cogu hep/dep/hadep/dtp/dbp catisi altinda yasanan orgutlenme sonucu gerceklesiyor.Bu dogrudur.Bunun boyle olmasinda onlarin cephesinden baktigimda yanlis birseyde gormuyorum.Bende yillarca bu alanlardan servan cikarilmasi icin faaliyet yuruttum.Ben silahli mucadeleyede karsi degilim.Karsi oldugum husus kimin kime hizmet ettigidir,kimin neyi savundugudur.Ileri surulen ideolojik ve stratejik olgulara kazandirip kazandirmadigir.Ama gerillaya katilmak isteyen 16 yasindaki iki cocugun Osman baydemir den para alip gittigi akil mantik disi oldugu gibi bunu dinlendirmek ahlak disi olup,buna inanmak mantiksizliktir.Bu Osman Baydemir i yipratma cabasinin bir parcasidir.Zaten ne devlet baska bir kurd bireyinin on plana cikmasini ister nede ocalan ve pkk.Bunun icin yapilan oyunlara alet olmak acikcasi bu zamanda mazeret goturmez bir yanlistir.
Biliyorum konu ile alakası yok.. ben sadece burada sizin gibi soruma doğru cevabı verecek insanlar olduğu için yazdım..
Kelimenin anlamı hoş değil ama emin olun ben hoş bir amaç için kullanacağım. Tekrar teşekkürler.
Bugünün haberi sirri sakik den aksam haberlerden cikar.
http://www.haberturk.com/polemik/haber/535206-bolunurseniz-ortadogu-ulkesi-olursunuz
Önemli olan bu gibi kisileri iyi tanimak ve bilmek. Kurdistan diye bagiranlar neden simdi biz ayrilmak istemiyoruz diyor ? hergün degisik söylemleri var ve yakinda biz türküz deseler onada sasmam. Ne kadar sıkışsalar o kadar türkiye taraftari oluyorlar.
anayasa mahkemesinin haddi olmadan başörtüsü ile ilgili yasa tasarısını esastan inceleyerek iptal etmesiyle,başörtülü binlerce genç kız hala üniversite kapılarında sürünüyor.
kürtlerin temel insani talepleriyle ilgili nasıl bir karar çıkacağını sen düşün artık!
AYM ve HSYK'nın yapısının değiştirilmesi bile başlı başına bir devrimdir kanımca.
ilk yorum girişinde "mamoste" rumuzlu dostumuzun yazısından dolayı da tebrik ederim. Çok güzel . "EWET" e kilitlenen bütün nasname yorumcularının BDP yi habire MHP We CHP ile aynı safta olmakla suçlayanlar, Kendilerinin de BBP ile aynı safta olduklarına ne demeli? BBP ki, Nizami ALEM ülkü ocakları militanları ile Karadenizi, kocaeli,Sakarya bölgesinde Kürtlere yaşamı zehir eden, Trabzon rahip katileri, Hrant Dink katileri, SİWAS Katliamı yapanların temsilcileri ile aynı yönde oy kullanacaklar. Buna ne demeli."Mamostenin" diline sağlık.
EWET çi olursan ondan, HAYIRCI Olursan şundan olursun düşüncesi yalnış bence.Bu yalnışı da Nasnamenin EWETçileri yaratı. Saygılarımla.
Yorum yaz