Direnişlerin Yarattığı Lider: Mesut Barzani
Mesut Barzani'yi ne Uzak-Doğu'daki, ne Afrikadaki ve ne de Latin Amerika'daki herhangi bir ulusal kurtuluş liderine benzetmek istemiyorum. Niye ille de başkalarıyla kıyaslama yaparak, kendi özdeğerlerimize değer vermeğe çalışalım ki. O, Kürdistan'ın özgün, çetin koşullarının çocuğu olarak doğmuş ve bu cehennemi koşulların yarattığı bir lider olmuştur. İşte o kadar!
.
.
.
.
.
.
.
.
Direnişlerin Yarattığı Lider: Mesut Barzani
Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkede, iyi ve başarılı liderler yetiştirmek için herhangi bir okul mevcut değildir. Hiçbir üniversitede, örneğin "Lider Yetiştirme" diye bir bölüm söz konusu olmamış ve bunun için de ne bir fakülte, ne bir yüksek okul ve ne de enstitü düşünülmüştür. Bunun okulu, yaşamın kendisidir, yaşam pratiğidir.
Bizim için iyi bir lider, ülkemizde, çoğunlukça özümsenip asırlardır yaşatılan öz değerlerimize sahip çıkan, Kürdün onurunu çiğnetmeyen ve özlemlerimizin sözcülüğünü yapıp, onları sembolize eden kişidir. Ulusal çıkarlarımızla ilintili olan gelişmelere anında müdahale edip, dik bir duruş sergileyen ve halkının göğsünü kabartabilen cesur insandır.
Kötü bir liderse:
• Şiddeti, kaba kuvveti öne çıkarıp, hep güvensizlik yaratır.
• Güce tapar.
• Yıkıcı bir hareket tarzı var, kadrolarını hep tedirgin edip, onlarda dışlanma korkusu yaratır.
• Yardımcıları arasında kuşkulu ortamlar yaratıp, onları birbirine karşı kullanır.
• çevresindeki çalışma ekibini düşünmekten çok, kendi kendisiyle meşguldür. İyi işlerin şerefi hep kendisinin ve olumsuzluklarla başarısızlıkların cezası da hep alttakilerin hanesine yazılır.
Bu bağlamda, Kürdistan bölgesi başkanı Sayın Mesut Barzani'nin, 22 Mayıs'ta, bir dönem için daha başkanlığa adaylığını koymasını, çok isabetli bir karar olarak görmek gerekir. O, adaylığını koymadan çok önce, yerel parlamentoda yaptığı bir konuşmada, eğer başkan, halk tarafından direk seçilmeyecekse, adaylığını koymayacağını bildirmişti. Güney Kürdistanlılar tarafından direk olarak seçilecek başkanlık için 6 aday var şimdi. Acaba bu adaylar ve adaylığını koymayanlar arasında, sadece Güney Kürdistanlıların değil, hem diğer üç parçadaki ve hem de tüm kıtalardaki Kürdler için bir bileşke görevi görüp, onların nasırlaşmış hasretlerine sözcülük yapabilecek en uygun başkan adayı kimdir?
Benim oyum Sayın Mesut Barzani'yedir.
Mesut Mustafa Barzani, Kürd Bayrağı'nın dalgalandığı Kürdistan Mahabat Cumhuriyeti döneminde, Mahabad'ta, Kürdistan Demokrat partisinin kurulduğu gün, 16 Ağustos 1946'da dünyaya gelmiştir. Henüz 16 yaşındayken, Bağdat'taki okulunu yarıda bırakıp, gencecik yaşta devrim saflarına katılmıştır. 1961 yılında başlayıp, 1975'te başarısızlığa uğrayan Eylül devrimi, Mesut Barzani'nin hem siyasal okulu ve hem de askeri akademisi olmuştur. Bu dönemde O'na öğretmenlik yapma görevini, bizzat babası ve babasının yakın çevresi yüklenmiştir. Mesut Barzani, kısa sürede devrimin gözde kadrolarından birisi oluvermiştir.
O'nun yaşadıkları, yani mücadele, kırılma ve göçe zorlanmalar, yeniden direniş, binlerce şehitlere ve yüz binlerce kayıplara tanıklık, O'nun ulusal bilinç ve siyasal düşüncelerinin şekillenmesinde, bir laboratuar görevi görmüştür. Zaten, siyasal ve toplumsal sorunların üzerinde realistçe çalışabilmenin en önemli önkoşulu da, gerçekliği yakından tanıma ve bu gerçekliği isabetli kavrayıştır. Peşmergelik yaşamından gelip, birdenbire başkanlık koltuğunda oturma ve bu makamın hakkından ustaca gelerek, görevi yüzünün akıyla yürütme, her babayiğidin rahatça başarabileceği sıradan bir iş değildir. O'nun, ulusal çıkarları temel alan ve Kürd halkının özlemlerini dillendiren isabetli bir politikayı seçip, bu politikayı ısrar ve istikrarla yürütebilmesinin sırrı, O'nun, sözünü ettiğim badireli yaşam koşullarından aldığı acılı derslerdir. Bu geçen dönemde, iyi bir diplomasi örneği sergileyebilmesinin sırrı da aynı kaynaktır. Bu başarılı sınav da, Fransa'nın en etkili gazetelerinden Le Figaro'nun, 13 Kasım 2007'de "Kürdistan bağımsızlığa koşuyor" demesine neden olmuştur. (2004 yılının Haziran sayısına "Kürtten Millet, Aşiretten Devlet Olmaz" belirlemesini kapak yapan şovenist Türk Solu çevresinin, şimdiki ruhsal durumu merak edilecek bir konu gerçekten.)
Sayın Barzani, Kürdlerin duygularını okşama yerine, akıl ve mantıklarının sözcülüğünü yapmıştır. "Kürdün Kürdü öldürdüğü süreç tarihe karışmıştır", "Kürd, aşiret ve partiden daha büyüktür", "Biz ulusal bilinç temelinde düşünmeliyiz", "Kanun, herkesin üzerinde olmalıdır", "Kadın hakları kesin sağlanmalı ve güvence altına alınmalıdır. Kadınlara karşı suç işleme zemini ortadan kaldırılmalıdır" belirlemeleri buna birer örnektir. 2007 yılının Aralık ayında, ABD dışişleri bakanı Rice ile yapılması kararlaştırılan Bağdat'taki toplantıya, ABD'nin Türk operasyonuna göz yummasından dolayı, tepki göstererek katılmaması da, yürüttüğü onurlu ulusal politikaya ayrı bir örnektir.
İster Kürdistan'daki olumlu gelişmelerden gocunmaktan olsun, ister Barzani ailesine duyulan tümörleşmiş bir kinden olsun ve ister de, olmaması arzu edilen yolsuzlukların neden olduğu samimi ve yurtsever duygulardan kaynaklanmış olsun; Sayın Barzani'nin Kürdler için oynadığı önemli rolü ve verdiği mesajları bir yana itip, O'nun adını, yapılan haksızlıklara, rüşvete ve adam kayırmalara karıştırmak, oradaki devletleşme çabalarını Avrupa standartlarıyla ölçerek, ilişkileri ve başkanlığını değerlendirmek, bana göre, çok ciddi bir hata ve büyük bir haksızlıktır.
Yaşamlarını peşmergelikte, zorunlu göç koşullarında ve aşiret ilişkileriyle geçirip, devlet yönetme deneyimi asla olmayan kadrolardan, ilk etapta, haksızlıklardan, yolsuzluklardan, rüşvet ve adam kayırmalardan arınmış, adil bir sistemi kurup, gerçek bir demokrasiyi sağlamalarını beklemek, gerçekçi bir yaklaşım mı acaba?
Şunu asla göz ardı etmemek gerekir. Sayın Barzani, hem dini inancından ve hem de peşmergeliğiyle halkına olan kopmaz bağından dolayı, hiçbir zaman ne tabulaşmayı, ne peygamberlikle kıyaslanmayı ve ne de tanrılaştırılmayı arzulamıştır. O, hep örnek bir vatandaş olmağa çalışmıştır. Nitekim 2007 yılının 17 Haziran'ında, Dühok üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir toplantıdaki konuşmasından sonra, üniversite senatosu tarafından kararlaştırılan, kendisine "Fahri Doktorluk" unvanının verilmesi önerisine tepki göstermiş ve "Benim için en büyük şeref, peşmerge olmamdır. Arkadaşınız, meslektaşınız olmayı isterdim, ama yaşamımda bir gün de olsa üniversiteye gitmiş değilim. Bir gözlemci olabilirim, ama kusura bakmayın, önerdiğiniz fahri doktorluk unvanını kabul edemem.... Yeni bir diktatörün yaratılıp, pohpohlanması eğilimlerine başvurmayın ve yıkılan rejimin sağladığı alışkanlıklardan vazgeçin lütfen" demiştir.
Nerede ve hangi koşullar altında yaşıyorsa yaşasın, asgari etik ve vicdani rahatlılık gereği olarak her normal insan, vesayet altında olan Türkiye'deki rejimin politikacısından askerine kadar, gazetecisinden aydınına kadar, hatta sokaktaki çocuktan sıradan vatandaşına kadar, kendi çöplüklerinden, sayın Barzani'ye etmedikleri tehdit ve söylemedikleri küfür kalmadığı halde, O'nun, bu tür düzeysiz söylem şekillerine yeltenmediğini, hakaretler ve küfür içeren beyanatlarda bulunmadığını ve sorunu asla kişiselleştirmediğini, rahatça fark etmiş olacaktır. Bir zamanların modası haline gelen bu densiz hitap ve küfürlü söylemlere karşı, O hep, hoşgörü penceresini açık bırakmış, kendilerinden hiçbir komşuya zarar gelmeyeceğini söylemiş ve Kürdlerin de, diğer dünya halkları gibi, bir devlete hakları olduğunu sükûnetle vurgulaya gelmiştir. Bu hakkın meşruluğundan hiçbir zaman taviz vermemiştir. Nitekim en son olarak, geçen ayın 12'sinde, Reuters muhabirinin kendisiyle yaptığı söyleşide de "Bir Kürd olarak umudum odur ki, dünyadaki diğer bütün milletler gibi, Kürdler de bağımsız bir devlete sahip olsunlar" diyerek, bunu tekrarlamaktan geri kalmamıştır.
Mesut Barzani'yi ne Uzak-Doğu'daki, ne Afrika'daki ve ne de Latin Amerika'daki herhangi bir ulusal kurtuluş liderine benzetmek istemiyorum. Niye ille de başkalarıyla kıyaslama yaparak, kendi öz değerlerimize değer vermeğe çalışalım ki. O, Kürdistan'ın özgün, çetin koşullarının çocuğu olarak doğmuş ve bu cehennemi koşulların yarattığı bir lider olmuştur. İşte o kadar!
İsveç, 1 Haziran 2009



Yorumlar (26 gönderildi):
Tabi'ki buna ilaveten'de dunya'daki butun devletlerin resmi kamuoylari ve de resmi duzeyde'ki iliskileride bunun boyle oldugunu kabul etmektedirler ve de Mesud Barzani yi de Kurd halki'nin gercek anlamda'ki lideri ve de guney Kurdistan'in devlet baskani oldugunu onaylamaktadirlar. Yalniz bura'da da sunu'da eklemek'de yarar vardir diye dusunuyorum. Yani demek istedigim; bunun karsiti gorusunu ulkemizin dort parcasin'da ki sadece Apocular veya Ocalancilar veya da PKK'ciler mi diyelim bunun boyle olmadigini kabul ediyorlar ve de dusunuyorlar. Yani onlar diyorlar'ki; liderimiz, serokumuz baskanimiz Ocalandir, baskasi degildir ve de olamaz. Iste bun'dan dolayi'da konunun yazari brez Cemil Demircan'in kisada olsa bu konuya birazcik'da olsa biraz deginmesi gerekirdi.
Cunki Apocular veya PKK ciler kendi liderleri disinda'ki hic bir kisiyi Kurdistan'in lideri ve de seroku olarak kabul etmiyorlar ve de istemiyorlar. Oysaki dunya'nin hic bir devlet baskani ve de boylesi ulkeleri'nin resmi basini veya kurum-kurulusu Ocalan'i Kurdistan'in lideri veya seroku olarak kabul etmemektedir.
Eger bizler her ikisininin'de hem gecmislerde'ki yasamlarini ve de Kurdistan ulusal kurtulus mucadelesinde'ki kosullarda'ki durumlarini ve de mucadele icerisinde'ki gecirmis olduklari yasam bicimlerini ele alip degerlendirecek olursak, o zaman'da her ikisi'nin konumulari arasin'da yuzde yuzluk bir fark ayirimi vardir diyebiliriz.
Kurdistan lideri ve de guney Kurdistan devlet baskani kek Mesud Barzani ulkemiz kurdistan'in guney parcasi'nin ozgurlugu ve de bagimsizligi icin butun yasamini Kurdistan'in onurlu-kahraman pesmergeleri arasin'da Kurdistan daglarin'da gecirmistir. Kurdistan daglarin'da halkimiz ve de ulkemiz Kurdistan'in bu guney parcasi'nin ozgurluk mucadelesi icin dusmana karsi onurluca ve de kahramanca savasmistir ve de Qadi Muhamed'den ve de Kurdistan pesmergeleri'nin olumsuz komutani Milla Mustafa Barzani'nin ona birakmis oldugu Kurdistan'in onurlu emanetlerini, yani Kurdistan bayragini ve de ulusal marsini Kurdistan topraklarina onurluca tasimistir ve de o onurlu emanetler simdi Kurdistan'in o o guzelim topraklarin'da ozgurce ve onurluca dalgalanmaktadir ve soylenmektedir.
Eger biz PKK'nin serok'un bu donemde'ki yasam bicimi ve de o donemlerde'ki konumuna kisaca'da olsa deginecek olursak, iste ne yazik'ki karsimiza o zaman'da tam'da baska senaryolar ve de seyler ortaya cikmaktadir. Yani kendisi'nin bu konuda Imralida'ki mahkemede'ki durusmasin'da ve de ifadelerin'de de bunun ile ilgili soyledikleri vardir, eline hic bir zaman bir silah almamistir, hic bir zaman Kurdistan daglarina bir adim atmamistir, Sam'da muhabaratin denetimin'de ve de kontrolun'de ki evin'de yanibasin'da bir-kac tane ozel cariyeler olmak uzere saga-sola emirler vermistir emir kullarini oraya-buraya kosturmustur. Iste hersey bu kadar acikdir, buna daha fazla seyleri eklemege gerek yoktur kanisindayim.
Je bo ve ji ez insaneki Kurd xebatek Kek Mesud Barzani ve pesmergen Kurdistane kahraman hevra mesandiye slav u hurmete xwe je seroke Kurdistane Kek Mesud Barzani ra disinim.
Muzaffer Saglam
Che, 60 lı yılların Barzanistidir ya da Şeyx Mahmudu'dur desek daha doğru olmaz mı...!
Biliyorsun Barzani' nin uzun yürüyüşünü, daha annesinin kucağındayken Amed zindanında oluşunu, soluksuz anti sümürgeci kavgasını.
Sonra 11 yıllık Sovyet esaretini veselam bizim hikayemizdir bu topraklarda.
Bu topraklarda; Cheler o kadar çoktu ki; SeyÃdxan, Elican, Ferzende, Ismail Hakkı Şaweys, Kereme Qolaxası... bunlar birer qahraman, şervan, peşmergeydi.
Bunlar birer şahin ve kartalıydı dağların.
Fazla uzağa götürmeyeyim sizi, paramparça edilmiş topraklarda, gah burada gah orada.
Sürekli bir kavga neferiydiler, kimisi at sırtında kimisi yayandı.
Artin, bir dağ aslanıydı.
İhsan Nuri, Sovyet'e karşı başı dik tavır takınanda, sonra Ararat'ta destandı.
Kimseler taşımadı güne ve anlatmadı ne dosta ne de düşmana yeterince.
Elişêr di o, önce Koçgiri'de başladı harba, sonra uzandı Dersime...
Bunlar modern çağımızın Che öncesi 'gerillaları'
kÃ; bu kelime bize yabancıdır.
Bizde ki; bunların adı peşmergedir.
Evdıllah ile danışıklıydılar, buna 'gerilla' adını taktılar ve lÃteratürde de tahribatın adıydı.
Düşünebiliyor musun...! Ülkemin güneyinde Peşmerge ki; 1920 lerin başına kadar uzanır bu soluk
ve o zamandan beridir her yeni doğan çocuk peşmerge olarak doğmuştur.
Sen bana Efifi anlatabilir misin Filozan
anlatabilir misin Nado'yu
anlatırken onları bir bir
ol hikayeyi yaşarmısın benliğinde
anlatabilir misin gün akşama döndüğünde dağlarda
ve onlar karanlığı delip geçerken bine xetêde hem düşmanla çatışarak
hem de kardeş bildiği işbirlikçileriyle bu coğrafyada
onlar anlatılamadı, sırada durur kadim topraklarda
onların hikayesi yerine, Che taşındı, oturdu güncemize ve ne Kerem kaldı
ne de Ferzen'de
ne at kaldı, ne de terke
Ki; yakınen bilirsin can Filozan
bizde kahramanların mezarları da kayıptır
anlayacağın, hem tarihleri hem de bedenleri kayıptır
mezar taşlarına Ãsimleri yazılmayanların anıları da kalmaz
CHE doğmadan çok önceydi ol hikaye ve CHE dünkü çocuktur
bana anlatabilir misin can Filozan
tek tek, tane tane
anlatabilir misin incitmeden ol tarihi ve efsaneyi ve efsane de Efifi
bir de Xalıt begê Heseniyi
mesele ideal ve kahramanlıksa, bu anlatılmalıdır
mesle özgürlüğüyse bir ülkenin ve onursa
onlar yeterince haketmiş ve ol kavgayı vermiştir
ama anlatılmamıştır, anlatılamamıştır Koçerolar
Gridağ, yüce bir dağdır ve orada Bro Heske Telli
durur, derin düşüncelere dalar
bir yanı kahraman ve soylu, vurur çeperine göğsünün
durmaz yerinde
birinde kahrını gözbebeklerinde yansıtmakta
gözyaşına dönüşerek damla damla yüreğine akıtmaktadır
görülmesini istemez
korkar, endişesine yorarak
başını yere doğru eğmektedir
sonra doğrulur yerinden
ve döner çocuklarını vurur, ne acı değil mi
döner bir bir onları, ciğerinin parçalarını ortadan kaldırmaya
ki; biliriz balıkçıl kuşunu
o yavrusunu tike tike didikliyerek, bedeninden beslemektedir
ama Bro der kÃ;
ben vuruşarak öleceğim ama soyum sopum Roma reşin eline düşmesin, esaretini kabullenemem
Bu ne soyluluktur böyle
bu ne çaresizliktir boy vermiş toprağımda...
Ihsan Nurı bırakmaz, araya girer
ama iş işten geçmiştir
ölen ölmüştür
birinde çaresizlik, birinde asalet
çaresizlikte kavgayı anlatabilir misin Filozoan
Tarih bilinmedimi can dostum, o kadim topraklarda
Bizim Che ler kaybolur
başka topraklardan CHe lere el sallar, mendil sallarız
ol özeti budur
ol kadim hikayenin.
Destanın son mısrası ise daha yazılmadı.
Bu güzel yazınıza destek amaçlı bir alıntı
Selam ve saygılar..
Olayları, toplumun değişik kesimlerini ya da kimi birey ve liderleri değişik bakış açılarıyla değerlendirmek, kuşkusuz en doğal olanıdır. Benim öz ve ortak diye nitelendirdiğim değerleri, siz ya da başkaları bir hiç olarak varsayıp, benim hiç de kabullenemeyeceğim değer alternatifleri ileri sürebilir. Değişik parti, örgüt ve grupların, birbirlerine tamamen karşıt saptama ve hedeflerinin olması gibi... Ama yazılanı başka yöne çekmek, ille de bir kulpunu bulup da anlatılmak istenileni bulandırmak, doğru değildir. Çünkü her şeyden önce ben, Sayın Barzani'nin biyografisini yazmış değilim. Neyi amaçladığım yazıda çok açık! Keşke ve elinizde varsa, bana, Sayın Barzani'nin Baasizmi öven bir sözünü ya da Kürd halkına hakaretler içeren bir söylemini gönderebilseniz!...
Her Kürdün kalpten bağlandığı Güney Kürdistan'daki oluşum için, "ABD'nin bölge politikasının parçası olmak gibi bir durum söz konusu, direniş-zafer, lider diye bir şey yok..." deyip, küçümsemekle neyi amaçlıyorsunuz acaba? Bir bireyi, ya da lideri varsayımlarla ya da söylentilere dayanarak karalamak doğru mu sizce? Niye Sayın Şükrü Gülmüş'ten medet bekliyorsunuz ki? Sayın Barzani'nin "Yaşasın T.C" dediğine ilişkin bir kaynak varsa elinizde, gösterin lütfen!
ABD bölgeyi terk ederken tc yönetimi bölgede güçlenirse, bugün Türkiye'deki Kürdlerin durumundan daha kötü olur. Çünkü emperyalizm insana bulaşan dünyanın en kötü ve çıkmayan pisliğidir. Tv lerde seyrettiğim şekilde öyle iradeli bir gençlik göremiyorum. Sayın Barzani öz Kürd eğitimine, öz kültürüne önem vermeli ve halen din etkisi ve yobaz bazı (kız sünneti, çok evlilik) alışkanlık ve gelenekleri en kısa zamanda ortadan kaldırmalıdır. Liderlik demek irade demektir. Öyle zenginlikle liderlik olmaz! Liderlik dediniz mi yıllarca halkı üzerinde imaj bırakmalı. Bir baba Barzani veya Berzenci veya Simko gibi... Liderlik bir ideolojidir. Halkı sevecek değer verecek... Sayın Barzani lider mi, bunu ilerde göreceğiz.
Serok Mesûd Barzanî tu caran liser doza milli û xwezayî ya gelê Kurd ser cemandin nekiriye û bazar nekiriye û tavîz jî nedaye. Barzanî ew kese ku wekî Kek Cemîl gotî di 16 saliya xwe de di nava cengê azadiya Kurdistanê de serwextbuye û boye rêberê siyasî, diplomasî û civaknasî di nava gelê Kurdistanê de.
Serok Barzanî, siyaseta ku ew diparêzit, sedê sed raste û divê her Kurdek rêzê li siyaseta wî bigire.
Bana cevaben hemen Öcalan örneğini verenler için neyin söz konusu olduğu çok belli. Onlar için Barzani Kürt bir ulusal liderden öte, Öcalan'a karşı sığınacakları bir kovuk. Insanların düşünce gücü sadece bu kadarına yetiyor.
Sayın Demircan, Şükrü Gülmüs'ten bir medet ummuyorum. Bir okur, Barzani'nin "yaşasın T.C." dediğine inanmadığı için, o dönem basın çalışmalarında yer aldığı ve kesin haberi olacağı düşüncesiyle onu ifade ettim.
Neden Güney Kürdistan'da ele alınması gereken bir çok konu hiç ele alınmıyor da, her olgu, "senin-benim liderim" söylemine indirgeniyor? Türkiye'de ki Kürt milletvekillerini Kürtçe konusmadıkları için eleştirirken, neden Güney Kürdistan'da Gülen Cemaati'nin Türkçe okulları üzerine en ufak bir değerlendirme yok? Ya da Güney Kürdistan'da kadınlarin içinde bulunduğu durum, aşırı derecedeki yolsuzluk, başka bir aşirete, partiye yakın olan kesimlerin gördükleri baskılar, v.b.
Selamlar...
Sana da sorayım Ali, bu yazıda Ali Haydar ve Öcalan'la ilgili herhangi bir şey mi söyledi, adını mi andı? Sayın Demircin? Bu yazıda ne yazmış?
Ancak bu kadar "tip" olunur...
Ali adındaki okurumuzun ne demek istediğini bana mı, yoksa kendisine mi soruyorsunuz, gerçekten anlayamadım. Biliyorsunuz, gelen yorumlar arasında hakemlik yapmamız yakışık olmaz.
Şükrü arkadaş, sorunuzu yanıtladı, belki gözden kaçmıştır diye, o yazıdan alıntılar yapıyorum: "2 saatime mal oldu. Tüm Yeni ülke arşivlerimi taradım."... "Benim bulunduğum dönemde hiç bir zaman sayın Mesud Barzanî ‚Yaşasın TC!.. ‚ dememiştir."... "Tüm taradıklarım arasında; Yeni Ülke Yıl 2, Sayı 10 Tarih 22-28 Aralık .'91 de Ragıp Duran sayın Mesud Barzanî'nin Ankara geldiği dönemdeki durumunu izlenimlerle vermiş. Ve orda da çok bariz olarak bu Ali Haydar efendiyi yalanlıyor.
İşte fotosu." (http://www.nasname.com/tr/3947.html)
"Sanada sorayım Ali, bu yazıda Ali Haydar Öcalan'la ilgili herhangi bir şey mi söyledi, Öcalan'ın adını mı andı? Sayın Demircan bu yazıda ne yazmış?"
Sükrü Gülmüs'ün sadece o dönem kendi çalıştığı gazeteye, hem de çok kısa bir döneme (22-28 Aralık 1991) bakıp, bunu bir de çok yeterli bir cevap gibi sunmasına ise şaşırdım. Gülmüs biraz hafızasını zorlasa daha iyi olacak.
Elbette somut kaynak sunma sırası bende. Biraz zaman alacak yazmam...
Selamlar...
Her Kürd'ün Barzani'yi eleştirme hakkı var.
Kafaların geçmişe takılı kalması doğru değil, ama PDK'nin, TC'nin askeri gücünü arkasına alıp PKK'ye karşı savaştığını tabiki unutmayacağız. Bir daha tekrarlanmaması adına unutmayacağız.
Kek Mesud'un bir ömürdür üzerinden çıkarmadığı peşmerge kıyafeti tabi ki bizi onurlandırıyor. Barzani'nin bu duruşuna diyecek bir şey yok.
Beni düşündüren, mademki Barzani biz Kürdleri ileriye taşıyacak, özgürlüğe taşıyacak, medeni ulusların yanında yer almamızı sağlayacak, o zaman bu çok eşlilik yasaya ne demeli? Bizim bunları tartışmamız lazım.
Öbür türlüsü körü körüne bir bağlılık olur.
O zaman kimlere benzeriz?
Selamlar
Bir yandan "ne kadar da Öcalancılara benziyorlar" ve "Kafaların geçmişe takılı kalması doğru değil" deyip, nalına; öte yandan da "PDK'nin, TC'nin askeri gücünü arkasına alıp PKK'ye karşı savaştığını tabi ki unutmayacağız" ve "mademki Barzani biz Kürdleri ileriye taşıyacak, özgürlüğe taşıyacak, medeni ulusların yanında yer almamızı sağlayacak, o zaman bu çok eşlilik yasaya ne demeli?" diyerek, mıhına vurmanızı hiç de beğenmediğimi söylemek zorundayım.
Kimin "biz bu sınırları tanımıyoruz, ülkenin her karış toprağında istediğimiz gibi eylem koyarız" deyip, diğer Kürd kardeşlerine saldırdığı herkesin malumudur. Bu saldırılara katılmayı reddedenlerin nasıl infaz edildiklerini, yaşamda olan arkadaşlarından bir sorun hele. KDP'nin Merkez Komite üyesi rahmetli Fransuva Heriri ile Cemil Bayık'ın, çarpışmaların durdurulmasıyla ilgili anlaşmaları ve hemen aynı gecede, "üst"ten gelen "teslim olmalıdırlar" emri üzerine, Cemil Bayık'ın, sözünü yemek zorunda bırakıldığını da bilmeyen Kürd siyasetçisi mi kalmıştır?
Çok eşlilik yasasının gerekçelerini de aşağı linkteki röportajda okuyabilirsiniz:
http://www.netkurd.info/nuce_bixwine.asp?id=15366
Barzani'yi tartışılmaz, eleştirilmez lider haline getirmeyelim. Linkte belirtilen gerekçeleri okumadım. Böyle bir yasanın hakli gerekçeleri olamazzzzzzz.
Serok Barzanî bi xwe di pêswaziya niwênerên rêxistinên jin yên Kurdistanê dema kirî, gote wan; Hon di komisyona vê yasaya pirjiniyêde aktifbun û di parlamentuyêde jî hon amadebun, cima we qebulkir?
duvre jî Parlamentuyê bi dengên herî zêde biryar stand. Yanî Serok Barzanî jî rêza Pirdengiya Parlamentuyê girt.
Eger bête gotin Barzanî dikarî veto bike. Belê lê ew parlamentu dubare rêdike nik Serok barzanî dîsa da biryara qebulkirinê dit.
Jiberci yasayekî bihek nîne?
Jixwe hon ji hêcetên erzan û firseztan digerin.
Serok Barzanî ew gihestiye wê pêlê ku dicarcûva rexnegirtinêde pîvanên nivîskarî û rojnamegeriyê divê bêne muhafazakirin hergav gotiye.
Li welatên Ewropa jinek 3-4 mêran dike û Zelamjî wekî wê dike. Ev yasayiye? Jiberku devjêberdan wekî tu gurekê bikirî û kevinbikî û bavêjî. Di nav civaka Kurdande rêz û siyanetekî gelik mezin bo jinan tête girtin.
Ho serê xwe bi vê neêsînin ew yasa bo heta heta nîne. Dibeku demek bêt gurankarî liser bênekirin.
Ciya tu ^nizanî ew yasa cawaye û ci biryar têdene.
Serok Mesûd Barzanî liser bqebulkirina yasaya liser mafên jinan siyasetekî rast mesandiye.
Öyle lmasa kızların sünnet olması gibi bi iddaayı atamazdın meydana.>Dünyanın bazı yerlerinde oluyor.Yok böyle bi şey diyemem.Ama şundan emin ol kürtler kızları sünnet etmiyor.Bi dahada böyle bi şey yazma.Çünkü tamamen yalan.Bilmeden yazıyorsun..
Yorum yaz