Anasayfa | Yazarlar | Cemil Demircan | Günden Dışı Aykırı Bir Yazı

Günden Dışı Aykırı Bir Yazı

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

 

Türk Dil Kurumunun sözlüğüne göre tabu, “kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç”tır. Alışageldiğimiz kullanım şekliyle ise, toplumsal adetler yüzünden kaçındığımız ya da yasakladığımız bir konu veya eylem anlamına gelmektedir. Tabu, genellikle, tabuyu ilgilendiren konuyu özgürce tartışmanın önüne set çeker. Geri kalmış/bıraktırılmış toplumlarda, tabular, hem daha güçlü ve hem de daha körelticidir; evrensel değildir. Bizdeki lider tabusu, cinsel konuları tartişmama ve erkeğin “mutlak üstünlüğü” buna örnek olarak verilebilir.

 

Kadın-erkek eşitliği, kadın ve kadının toplumdaki yeri hakkında çağdaş bir anlayış, elbette bir anda kazanılabilecek bir olgu değil. Bunun, toplumumuzun şekillenme biçimiyle ve ortaçağdan kalma feodal düşünme kalıntılarıyla çok sıkı bir bağlantısı var. Erkeğin, ailenin dışa dönük yüzü, ailenin geçimini sağlayan lider, koruyucu, karar mercii ve üst-yöneten; kadının ise, çocuk besleyen ve ev işlerine bakan, korunmağa muhtaç, hem kararlara uyma hem de geçimli olmağa mecbur, “elinin hamuruyla erkeğin işine karışma”yan, uysal ve alt-yönetilen konumu, ortaçağa özgün bir durum ve sadece, beyinlerinde, o çağdan kalma tortuları taşıyan kişilerin, düşünce tarzı oluyor. Fosilleşmiş bir düşünce tarzı...

 

İsveç, Birleşmiş milletler tarafından, 1995 yılında, kadın-erkek eşitliğinin en iyi olduğu ülke olarak seçildi. İsveç hükumeti aynı yıl, kadının toplumdaki konumunu araştırmak amacıyla, Östersund bölge valisi başkanlığında, bilim uzmanlarından oluşan bir komisyon atadı. Bu araştırma grubu, iki yıllık çalışmadan sonra, 1997 yılında, hükumete bir rapor sunarak, İsveç’in, kadın-erkek eşitliğini sağlayan bir ülke olmadığını, ve Birleşmiş milletlerin İsveç’e böyle bir paye vermesinin, durumun, dünyanın diğer kesimlerinde çok daha kötü ve vahim olmasından kaynaklandığını belirttiler. Çünkü onlar, İsveç’te, kadın-erkek eşitliğinin önündeki tümü yasal engellerin kaldırlmış olmasına rağmen, 150 yıl önceki patriarkal toplumun kalıntılarından henüz kurtulunamadığını tespit etmişlerdi.

 

Kadının erkekle eşit hakları konusu özgülleştirilemez, bu toplumsal bir sorundur. Falanca ya da filanca kadının bunu hak edip-etmediğinin tartışmasını yapmak, konunun boğdurulması ve çözümünden kaçış demektir bence. İster aşağılık kompleksinden olsun, isterse de kişisel egoizmlerinden olsun, şu ya da bu kadının, ne eşlik ne de analık görevini tam ifa etmemesinin, gelenek ve göreneklari çiğneyen ve kişiyi çileden çıkaran davranışlar geliştirmesinin, kadın hakları genel sorunuyla hiç bir ilgisi yoktur. Nitekim, bizler kürt sorununu tartışırken, hiç de Alo’nun ya da Celo’nun bireysel haklarını, tartışma konusu yapmıyoruz.

 

Bu çok açık bir gerçektir ki, eğer insanın toplumda ayrıcalıkklı ve "rahat" bir konumu varsa, bunu, salt başkalarının hakları için kaybetmesi, hiç te öyle kolayca kabullenecek bir durum değildir. Bir çalışma ya da mücadeleye katılıp-katılmama hakkındaki tepki ve tavırlarımız, genellikle, bundan ne kazanacağımız ya da ne kaybedebileceğimiz yargılarıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Bu bağlamda, erkek olarak herhangi birimizin, erkeklik otoritemizi sarsan, “erkekliğe leke” düşüren ve “kadınların şımartılması”na katkı sunan, böyle olağan dışı “kılıbık”vari bir yaklaşımı, elbette erkek cephemizde abes görünecektir. Revahetini bozmak istemeyen kimi siyasi, aydın, yazar ve demokratlarımız elbette “eğer İsveç gibi bir ülke bu sorunu henüz haletmemişse, ulusal bir devleti, hükumeti ve kurumları olmayan bizler mi bunu halledeceğiz” deyip, vurdumduymazlıklarını sürdürmeye çalışacaklardır.

 

Bu konuyla ilintili olarak en unutamadığım anılardan biri, iki yıl önce, güzel bir yaz gününde, Stockholm’den gelip beni ziyaret eden candan arkadaşlarımla, balkonumuzda yaptığımız söyleşidir. Misafirlerimden biri, ki onun bana olan sevgisinden ve içtenliğinden asla kuşku duymadığım biri, hayıflanarak “biliyor musun abe, senin o, mahalli gazetedeki, elinde elektrik süpürgesiyle halının tozunu alma resmin gözümün önüne geldikçe, içim gidiyor” dediydi.

Yine buna benzer bir olayı, 1995’in bir yaz gününde yaşadım. Bir yaşındaki kızıma alıp, binamızın önündeki bahçeye çıktıydım. Tam da kızımı salıncağa oturtup, sallamağa başladığım sırada, bitişikteki yaya yolundan, Süriye’deki Kurdistan parçasından olan, kibirli bir tanıdık kürt, ses sanatçısı olan yeğeniyle tur atıyordu. “Selam”dan hemen sonra ve biraz da alayımsı bir edayla, “vay be ne günlere kaldık... işimiz gücümüz çocuk bakımı artık” diye, acınmasını vurgulamıştı. 13 yıl önce yadırganan bu durumun, bugün çoğunluk tarafından kanıksanıp yaşanılması, elbetteki olumlu ve sevindirici bir gelişme. Her yeni nesil bir öncekinden daha ileri.

 

Çağdaşlaşmanın ölçütlerinden biri de, ailenin bütünsel huzuru için, bize düşen günlük görevlerimizi, hiçbir tabulaştırmağa başvurmaksızın, kendi özgür istemimiz ve vicdani içtenliğimizle ne denli yerine getirebildiğimizdir. Çünkü eğer amaç, toplumun özgürlüğü ve mutluluğuysa, bunu, ancak ailelerimizde gerçekleştirmekle sağlayabiliriz. Evin içinde yapılması gereken herhangi bir işe, “erkekliğe yakışmaz” anlayışıyla yaklaştığımız müddetçe, bilinçaltımıza yerleşen o köhnemiş ortaçağ düşüncesinin temel harcını, bile bile biz hazırlıyoruz demektir.

  

 

Yorumlar (2 gönderildi):

Dersim kalan .. 03 May, 2008 03:51:56
avatar
Sayin Nasname.
Sizin butun yazilarinizi okuyorum sanki artik kemalist bir idari olarak yapmanizi ve pKK ve Welatperaz ile diger Kurdistanin butun guclere saldiri hakaret ve kufur edisinizin tek anlami sudur artik kemalist ve Ulkucu Bahceli gibi bize saldirdigi gibi onlara destek veriyorsunuz sayin Apoya olansaldirganliginiza anlayamadim,ancak gerillamiz butun ABD -Israil,Iran-Irak-TC ye karsi butun gucuyle saldirdigi halde onlarin en guclusilahlarina karsi degerli milis guclerimize agiz atmanizi kiniyorum,ayrica Ermeni Abdullah demekle neyi kast ediyorsunuz onlarda kurdistanda yasamis kurdlere yakinve bizler gibi soy kirimlara ugramis bir Ulustur,eger boyle konusursaniz sizin katil turk devlettinden ne farkinizin oldugunu goruyoruz biz PKli olarak 30 yildir Turk devletine onlarinm illiyonlarca askerine karsi en agir darbeleri vurdugumuzu soyliyelim bunusizde biliyorsunuz son yaptiklari kara ve hava cikarmasinda eksi 30 derecede askerlerin yuzlercesi telef vevsdondu oldurulenlerin sayisi halen o Zagros daglarinda ve kandilde gidip olulerini alamiyorlar bu suizin bize karsi attiginiz agir suclamalarin sizintabaniniz varmi bizim milliyonlarca guce sahip bir gucuz kimaseden korkmiyoruz bu kUrdistanuin Bagimsizligini kurmaya kadar savasacagiz savasacagiz bunu iyi bilinizki Nasnamenin bir e maili vardi oraya gondermistim geri donunce onume siz ciktiniz sizin adresinize gonderiyorum ayrica cok degerli buyuk bir sehit ailesinin yurtseveri ve hatatlari hep bu yoldan yuruyen bu kisinin adini her halde biliyorsunuz camur ve karamet atmanizi kiniyorum adida degerli kardesim yurtsever Sirac Bilgindir sizler Allah askina kurd Halkina ne getirdiniz yaptiginiz bir fedakarliginiz varsa soyleyiniz bu onemlidir bir agacsiniz ama koku yok yakinda kuruyacaktir buyurun gelin milislerinizvarsa Kurdistanda Gerillaya katilsin topraklarimizi dusmandan kurturalim sizler kemalist ve bahcekui ile baykalci oldugunuzdan kirmizi bayraktan vaz gececeginiz zor olacaktir dogru degilmi.biz dusmani DErsimde olduk sehit vedik ama bu sefer Halpcelerinintikamini alacagiz kURDISTANIN BAGIMSIZLIGINI KURDISTAN BAYRAGI ILE VE MILLI MARSIMIZLA 550BIN KM KARE ALANIYLA 60 MILLIYON GUCUYLE OLUSACAGIZ BU BAKIMDAN NASNAMEYI KURD YURTSEVERLIGINE KARSI OLDUGUNA GORE KINIYORUM.
Ahmet GOLAN .. 03 May, 2008 01:15:18
avatar
Sn.Dersim Kalan;
Biz bu platformun sakinleri olarak karşı olduğumuz husus Yurtsever Milli Kürd Ulus Mücadelesi değildir, bizim karşı olduğumuz, ölüme mahkum edilip de felce razı edilmeye çalışılan Kürdistan Halklarının ve Genel de Kürd Milletinin sözüm ona Kuzey parçasında öncü konumda olan PKK. yapılanmasının lider sultasının bütün Kürdistani fikirlerden vazgeçerek Kürd'leri Kemalizm hastalığına angaje etmeye çalışmalarıdır, şehidlere ve bu uğurda yaşamanı Kürdistani Özgür Yaşam için feda edenlerin anısına her zaman hürmetimiz vardır ama Kemalizmi bize tac yapıp, bizi Kürdistani düşünceden uzaklaştırmak isteyen, yaptıkları eylemlerle sadece ve sadece Kürdistan'a zarar veren bir yapılanmanın asıl hedef olan MGK. DEvletinin askeri ve ekonomik hedeflere karşı olmayan eylem konseptinden dolayı da ki bunun temelinde yatanın ihanet içinde olan ERgenekon denen yapılanma ilişkisi olan lider sultasının aksiyonları ve Kürdistan'a aşılamaya çalıştıkları dejenere düşünceleridir, bizim bu anlamda lider sultasının kirli/karanlık bağlantıları olduğunu bildiğimiz halde tutup şakşakçılık yapmamızı isteyenler en az onlar kadar ihanet ve gaflet içindedir. Evet Kuzey Askeri yapılanmasında savaşanlar Yurtsever ve Ölümsüz Savaşçılardır ama bir farkla o da Lider sultasının dayatmaya çalıştığı ve tek kişiye indirgedikleri bir mücadele konseptiyle Kürdistani bir hareket olduklarının iddiasında bulunduklarını iddia etmelerine karşı oluşumuz bir vebal ise sizin bakış açınızdan, bunu ömrümüz boyunca taşımaya razıyız. Ama biliriz ki bu oyun da Güney Kürdistan'ın kazanımlarını yoketmeye çalışıp, kendi liderlik ve erk'lerinin devamı için Kürdistan'ı yoketmeye çalışanlarla birlikte hareket edenlerin hiçbir zaman yanında yer almaz ve onlarla ortak amaçlar edinmeyiz, bu anlamda biraz etrafında asılı resimlere ve vurguladıkları anlama bakarsan ne demek istediğimizi anlarsın, o zaman anlarsın ki kınanması gereken kimmiş ve asıl ihanet içinde olan kimmiş anlarsın. TEK KİŞİYE İNDİRGENMİŞ ULUS SAVAŞI OLMAZ, eğer bizim Türk/Fars/Arap'lardan mücadele ve yöntem hususlarında farkındalığımız olmayacak ise varlık sebebimiz nedir diye sorgulamak lazım. Ama biliriz ki senin bulunduğu yapılanmanın kimseye eleştiri ve sorgulama hakkı vermediğini ve putlara tapmayı esas olduğunu dünya/alem bilir. Müritlik bizi senin gözünde değere namzet kılacaksa varsın biz Birey olarak kalıp, bulunduğumuz toplumun gerçekten ihtiyaç duyduğu ve Kürdistani söylemimizi kendi Yurtsever bakış açımızla yaşamaya ve kurgulamaya devam edelim. Herhalde senin Hazretinin ettiği kelamlardan haberin yoktur değil mi? Ne diyordu "kemalizm isyan etmeyen Kürd'ü kucaklar" gibi deyyusluğa işaret eden bir cümle sarfetmişti, bunu kendine yedirebiliyorsan diyecek lafım yok ama biz asla kabul etmeyeceğiz. Dersim, Agiri, Koçgiri, Seyit Rıza ve Şeyh Said ve diğer tüm Jakoben Cumhuriyet sonrası isyanlarda Kemalizm'in kisvesi altında Kürd'lere karşı işlenen insanlık suçlarını unutanlar ancak Jakobenlerle birlik olup, Kemalizm'i övme gibi bir yanılgıya düşer. Bir de Dersim nick'ini kullanıyorsun, önce oku o milletinin katledilişinin ve yok sayılışına ilişkin tarihi de gör bakalım Kemalizm nedir ve Kürdistan Halklarına ne tür bir beladır öğren ondan sonra Apo'ya methiyeler diz, hadi biraz işin fantezi kısmına gidelim ola ki günün birinde veyahut olağan dışı bir durumla senin başkanın özgür kaldığını düşün eminim diyeceği şey "biz onlara her türlü kardeşlik elini uzatıp, barış teklifinde buluduk ama yine de bize karşı herhangi bir kardeşlik elini uzatmamışlardır" diye pişkinlikle cevap verecek ve 5 yıldızlı otelinden ooops... pardon hücresinden etrafa yaydığı kirli ve ahlaksız düşüncelerinden ötürü yeni doğmuş çocuk edasıyla önderliği sürdürmek isteycektir, PKK. Kürd'e ve Kürdistani değerlere hizmet'e %100 tahsis edilmediği sürece bizim için yurtsever değildir, merak ediyorum senin içinde bulunduğu yapılanma kaç tane askeri üsse ve asıl hedef olan yapılanmalara karşı eylemselliklerde bulunmuştur da sen böyle methiyeler diziyorsun, yaptığı tek şey zavallı Kürd Köylüsünü ve gariban Türk çocuklarının zorunlu askerlik kapsamı altında ordu birimleri dışında bir hedef kitlesi olmamıştır. Bize tere satma Dersim Kalan, sen istediğin düşünceye bağlanma hususunda özgürsün ama önce gerçekliği ve PKK.'nın şu an neye ve kime hangi jargonla hizmet ettiğini önce tespit et ve ondan sonra bu platformu ve burda kritik yapanları eleştir..
Söylem Kürd ve Kürdistan olmadığı sürece hiçbir anlam ifade etmiyorsunuz, liderler öncü oldukları sınıfı veya bir hareketin karakterini yansıtmaları gerekir ama ne tezatsa bu senin methiyeler dizdiğin Lider'inin zerresinde görülmemekte aksine Kürd'lere hakaretin bini bir para şekilde söylem geliştirmenin dışında 30 yıllık mücadele tek bir ilerleme Kürdistan için geliştirilmemiştir. Dahası senin lider diye bahsettiği ve gocunduğun bu platformun söylemlerine konu zat-ı şahaneleri kendini bile bile istihbarat ve egemen devletlerin kucağına atmıştır, zira gerçekten ruhi olarak Kürdistani bir lider olsaydı onun ya Dağlar'a askerlerinin yanına veyahut Kamp'ların olduğu yerleşkelere gidip, omuz-omuza mücadelede yer alması veyahut hadi diyelim Kürdistan'ı uluslararası platforma taşımak amacıyla yurtdışına gittiğini kurgulasak o zaman da yakalanacağının işaretleri doğmaya başladığında mücadele ederek, bunca Kürd evladına dayattığı gibi MİLİTAN kişiliğe bürünüp, şerefiyle düşmana karşı çatışır ve bir efsane olarak ölürdü. Kendi şahsında Kürdistan'ı görenin üstlendiği sorumluluk gereği son mermisini kendisine saklaması veyahut son mermisine kadar düşmanla çatışmak gerektiğini bilerek ÖLÜMSÜZLÜK ŞERBETİNİ içer. Ama senin Apo'n ne yaptı bütün Kürd'leri rezil/rüsva ederek karşılıklı ve danışıklı savaş içinde olduğu Kemalist cuntaya teslim olarak asıl rengini belli etmiştir. Yazık onca Kürd kızı ve oğlu o dağlarda hayatlarını özgür bir Kürdistan rüyası için verdiklerini sanarak cömertçe harcadılar. Ama sonuçta biliyorduk ki senin Lider diye lanse ettiğin zat'ın Kürd'lerden gizlenen kirli/karanlık bir yüzü vardı adına Kürdistan'daki Devrimci ve İlerici yapılanmaları PKK. çatısı altında ezme ve yoketme gibi bir misyon verilerek Kürdistan'a öncü bir AJAN olarak görevlendirildi. Vay babo vay ne diyordu senin Lider Apo'n "hizmet'e hazırım". Tuh yazıklar olsun bak bakalım kendi Kürdistan'ının öncülerine Koçgiri, Seyit Rıza, Şeyh Said, Şeyh Ubeydullah, Gazi Muhammed, Melle Mustafa Barzani, Amir Xan ve büyük İmparator Selahaddin EYYUBİ'ye onlar nasıl yaşadılar ve nasıl bir miras bıraktılar ve bir de Apo'na bak. Kıyas bile yapılamaz!!!

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0