Anasayfa | Yazarlar | Dr. Cevdet Akbay | Sayın Başbakan, “Gundi Kemal”i Seviniz Lütfen!

Sayın Başbakan, “Gundi Kemal”i Seviniz Lütfen!

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image "Şekil-1'deki "Sahte Gandi”den Sakınınız!

Başbakan, Gundi Kemal'in her provokatif sataşması karşısında tahrik olup cevap vermesin. Her defasında muhatap almasın. İlle de cevap vermek gerekiyorsa, kendisi değil, hatta Başbakan Yardımcısı da değil, basın bürosundaki bir memur yazılı bir açıklamayla geçiştirsin. Çünkü sorduğu sorular, gündeme getirdiği meseleler cevap gerektirmeyecek kadar lakayd ve seviyesizdirler. Seviyesizlerin seviyesizlikleri muhatap alınarak siyaset kurumu seviyesizleştirilmesin!






Önce bir izahat yapayım da Öcalancı gençlerimiz küplere binmesinler. “Gundi”, “köylü” anlamına gelen Kurmanci bir kelimedir (Zazaki’de “Dewıj” diyoruz). Fakat sıfat olarak kullanıldığında “köylü kurnazlığı yapan, küçük hesaplar peşinde koşan kişi” anlamına gelir. Onun için, “Gundi Kemal” tabiri “Köylü Kemal” şeklinde anlaşılmamalı. Kendim de köylü oldugum ve köylü olmakla gurur duyduğum için birilerini köylü olmakla suçlamak, hele de aşağılamak aklımın ucundan bile geçmez.

“Gundi Kemal” tabirini, “küçük hesaplar peşinde koşan Kemal” anlamında kullanıyorum. Sadece, Ergenekoncu Medya tarafından gazlanan CHP’nin çiçeği burnunda Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için kullanıyorum. 

Bu tabiri ilk kullandığımda, kendisini e-mail (kemal.kilicdaroglu@tbmm.gov.tr) aracılığıyla haberdar ettim (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5459.html). O da cevap yazdı (yazının altındaki bir yorumum); bir süre de yazıştık. 7 Aralık 2009’da gönderdiği ilk cevabın ilk cümlesini aktarmakla yetineceğim: “Cevdet Bey,/ Yazınızı okudum... Kuşkusuz dilediğiniz gibi eleştirebilirsiniz. Görüşlerime katılamayabilirsiniz de. Bu sizin en doğal hakkınız. Ama doğruları yazmak koşuluyla...”

Doğruları yazdığıma inanıyorum... Onun için, CHP Medyası “Gandi Kemal” tabirini kullanmakta sakınca görmediği gibi, ben de “Gundi Kemal” tabirini kullanmakta bir sakınca görmüyorum. “Gundi Kemal” tabirini “Gandi Kemal” tabirine göre daha yerinde görüyorum. CHP Medyası’nın ona “Gandi Kemal” demesi zoruma gidiyor doğrusu . “Kafa yapısı” dışında (kafasının içini değil, dışını kasdediyorum)  Mohandas Karamchand Gandhi’ye benzer hiçbir tarafı yok. “Gundi”yi Gandi’ye benzetmek herşeyden önce kuru bir iftiradır, ayıptır, günahtır!

Fazla detaya inmeden önce aklınıza takıldığını tahmin ettiğim “Gundi Kemal’in Öcalancı gençlerle ne alakası var?” sorusunu cevaplayayım. “Gundi Kemal” tabirini Facebook’ta ilk kullandığımda en büyük tepkiyi Öcalancılardan aldım. “Sen nasıl Gundi diyerek sayin Kilicdaroglu’na hakaret edersin! Sana inat CHP’yi destekleyeceğiz...” gibi bir sürü laflar ettiler. Asil CHP’lilerden tepki beklerken Öcalancı’ların tepkileriyle karşılaşmak biraz garip kaçtı.

Deniz Baykal, şu meşhur “Kaset Darbesi” ile tahttan indirilip yerine “Gundi Kemal” oturtulunca (bu “oturtma operasyonu”nun bir Ergenekon yapımı olduğunu ta ilk gün yazdım; http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/6892.html; tarih beni doğrulayacaktır), Abdullah Öcalan’ın “Gundi Kemal”e methiyeler dizmesine şahit oldum.

İmralı Adası’nda yaptığı 23 Mayıs 2010 tarihli “Olağan Basın Toplantısı”nda “Gundi Kemal” hakkında aynen şu ifadeleri kullandı: “Kılıçdaroğlu bir yenilik getirebilir, Kemalizmin demokratik güncellenmesi sağlanabilir. Buna bir ihtiyaç olduğunu daha önce de belirtmiştim. Önemli buluyorum” (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=91556).

Eyvallah! Öcalan “Gundi Kemal”in gelişini önemli buluyorsa, mutlaka önemlidir; itiraz ne haddimize! Öcalan, “Gundi”yi demokrasi havarisi gibi sunmakla kalmadı, kongrede bir kere dahi olsun ağzına “Kürd Sorunu” ifadesini almayan “Gundi Kemal”i Kürd Sorunu’nu çözecek kişi olarak sundu. İfadelerini aynen veriyorum: “İşte görüyorsunuz Kılıçdaroğlu geliyor. Başbakan'a diyorum ki sen çözmezsen Kılıçdaroğlu çözecek!”

Buna da eyvallah! Kürd Sorunu’nu “Gundi Kemal” çözebiliyorsa, gerçekten çözmek istiyorsa, ve tabi Abdullah Öcalan da uygun görüyorsa, varsın o çözsün, hiçbir itirazım yok! İtirazım yok ama, Öcalan’ın “Gundi Kemal”i bu kadar övmesi, öve öve bitirememesi karşısında şok oldum! Hayır, hayır! Şaka... Hiçbir şey olmadım... Hele şok mok, hiç olmadım. “Gundi” gibi adamlarla Öcalan farklı istasyonda duruyorlar gibi yapsalar da aslında birbirinin “birader”leridirler; aynı istikamete giden trenin yolcusudurlar. Tek fark, farklı vagonlarda yolculuk etmeleridir.

Abdullah Öcalan’ı bir kenara bırakıp “Gundi Kemal”e geri dönelim... 

Engin Ardıç “Gandhi Kemal, Domates Deniz'e karşı!” başlıklı yazısında (15 Mart 2009, Sabah) “Günün birinde Kılıçdaroğlu'nu Baykal'ın yerine geçirmek isteyenler, ‘halka şirin göstermek' için ona Gandhi lakabını takmışlar, ‘halk kolay okusun' diye de h'yi atmışlar, Gandi demişler...” diye yazmıştı (http://arsiv.sabah.com.tr/2009/03/15/ardic.html).

Kılıçdaroğlu'nu Baykal'ın yerine geçirmek isteyenler”den kasdı, sanıyorum “Ergenekon Çetesi”dir (ona dün olduğu gibi bugün de gaz veren bu çetenin güdümündeki medyadır). Ardıç’ın kehaneti tuttu aslında. Baykal’ı bir kasetle “domates” gibi ezip salçasını cıkardılar; “Gundi Kemal”i onun yerine geçirdiler.

Ergenekoncu Medya “Gundi Kemal”i Gandhi’ye benzetse de Gandhi şiddet karşıtıydı, bizim “Gundi” ise şiddet alkışlayıcısıdır. Mesela, Dersim Katliamı’nı öven Onur Öymen'i avuç içlerini patlatırcasına alkışlamıştı, hatırlarsanız. Ardından, Dersim'e gitmiş, oradan Öymen gereğini yapmalı” diyerek Öymen'i istifaya davet etmişti. Öymen'in "Konuşmamı en çok o alkışlamıştı" ifadesi üzerine bizim “Gundi” tükürdüğünü süpürmek zorunda kalmıştı. 

O dönem devrim koşulları vardı. Sadece bize özgü değil dünyada çok benzeri var” sözleriyle Dersim Katliamı'nı savunmaktan da geri kalmadi “Gundi Kemal” (http://www.nasname.com/tr/5442.html). Ona göre, 80 binden fazla masum ve mazlum Dersim’linin katledilişi gayet sıradan birşeydi! Ayıptır söylemesi, kendisi de Dersimli olur...

Engebeli zeminde yalpa yapması, “tükürdügünü midesi bulanmadan yalama” alışkanlığı medyanın diline düşünce “Halkın partisi olan CHP, yandaş medya ve AKP-DTP ittifakının haksız saldırısı altındadır. AKP-DTP işbirliği ve yandaş medya tetikçiliğine karşı tüm CHP'liler uyanık olmalı, tahriklere kapılmamalıdır… Kamuoyunun bilgilerine saygıyla duyurulur…” diye bildiri yayınladı şahsi sitesinde (http://www.kemalkilicdaroglu.com).

Kamuoyuna saygıyla duyurulacak birşey yoktu aslında, o da biliyordu, çünkü herşey kamuoyunun gözleri önünde cereyat etmişti. Çizdirdiği karizmasını onarma manevrası yapıyordu sadece. Veya, aklınca kurnazlık ediyordu. İşte bu tür kurnazlığa “Gundi”lik denir. Kendisini kurnaz sanan bu gibi adamlara da “Gundi Kemal” denir!

Kurnazlığa kendisini iyice kaptıran “Gundi Kemal”, Alman İstihbaratı’nın sağladığı “Deniz Feneri” dosyalarıyla gündeme geldi (oysa ona sızdırılan dosyalara sanıklar bile ulaşamıyordu),  ardından Almanya’nın “iş ortakları”ndan Aydın Doğan Medyası devreye girerek “Gundi Kemal”in cilasını parlatmaya başladı. Çoğu spekülatif olan ve “kof” çıkan yolsuzluk dosyalarını koltuğunun altına alıp Doğan Medya’ya ait ekranlarda şov yapan “Gundi”nin Aydın Doğan’ın entrikalı işlerinden (http://www.cevdet.net/haber.php?go=fullnews&newsid=144), özellikle de yargıya intikal eden vergi kaçakçılığından bir cümleyle dahi olsun bahsettiğine şahit olanınız var mi? Bahsetmez, çünkü ortada kirli bir işbirliği var.

“Gundi Kemal”in CHP’nin başına geçmesinde Dogan Medya’nın çok büyük bir katkısı var. Çünkü onu kârlı bir “yatırım aracı” olarak görüyorlar. Onu palazlayıp “II. Mesut Yılmaz” olarak Türkiye’nin başına musallat etmek istiyorlar. 28 Subat Sureci’ni hatırlayalım, “irtica” bahanesiyle Refah-Yol Hükümeti’ni yıkan ekibin en başında bugün “Gundi Kemal”i CHP’nin başına geçirmekte çok önemli bir rol oynayan, onu cilalayıp pazarlayan Doğan Medya vardı. Çesitli entrikalarla Refah-Yol Hükümeti’ni yıkıp yerine Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki “28 Şubat Hükümeti”ni kurdurdular.

Seçimle halktan alamadığı başbakanlığı, 28 Şubat’ın sivil ve apoletli cuntacılarından altın tepsi içinde alan Yılmaz’ın ilk icraati ne oldu, biliyor musunuz? Refah-Yol’un uygulamaya soktuğu “Havuz sistemi”ni iptal etmek ve borclanma faizlerini yüzde 70’lerden tekrar yüzde 130’lara çıkartmak (devletten beslenen rantiyecilerin yararlandığı bu faiz oranları bir ara yüzde 7500’e, hatta yüzde 15000’lere kadar çıktı!)... Her iki icraatin de Refah-Yol’u yıkmak için kullanılan “irtica” bahanesiyle yakından uzaktan hiçbir alakası yoktu. Çünkü “irtica” diye bir tehlike yoktu; 28 Şubat bir komploydu, arkasında da çıkarları zedelenen bir avuç aç gözlü yerli işadamı ve onların arkasında da uluslararası sermaye vardı. Refah-Yol’un ipini çeken “irtica” değil, D-8 Projesi ve Havuz Sistemi’ydi. D-8, Uluslararası Derin Devlet’i tedirgin etti; Havuz Sistemi de devletten beslenmeye alışmış Ulusal Derin Devlet’i ürküttü. İkisinin işbirliğiyle Refah-Yol Hükümeti yıkıldı (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/3056.html). 

Mesut Yılmaz başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra muazzam bir yolsuzluk ve hortumlama furyası başladı. Ertuğrul Özkök’ün iş takipçiliği yaptığı, “karton fabrikası” için ekonomiden sorumlu devlet bakanı Güneş Taner’den telefonla teşfik kopardığı dönemden bahsediyoruz (http://www.cevdet.net/haber.php?go=fullnews&newsid=144). “Gundi Kemal” bu tür “ahbap-çavuş” ilişkileri gündeme getirip sorgulayabilir mi? Hayır! Şimdiye kadar bir cümleyle dahi olsun sorguladığına şahit oldunuz mu? Hayır!

Hükümetlerin, IMF’den 1 (yazıyla “bir”) milyar dolar borç alabilmek için ecel terleri döktüğü o lanetli süreçte Türkiye’nin 100 milyar dolardan fazla parasını hortumlayıp faturayı fakir milletin sırtına yüklediler. 100 milyar dolar, illegal hortumlamayla kasalarına koydukları para... Bir de “legal” yollarla, yani rant, faiz gibi yollarla devletten kasalarına sağdıkları milyar dolarlar var. Onun ise haddi hesabı yok. Bugun 500-600 TL’lik Ertro marka gömlekle Ergenekoncu Medya’nın ekran ve sayfalarında “Fakir Babası” rolünü oynayan “Gundi Kemal”in fakir-fukaranın sırtına vurulan bu faturanın hesabını bir kerecik dahi olsun sorduğu oldu mu? Hayır!

“Yolsuzlukla mücadele mücahitliği” yapan “Gundi Kemal”in 28 Şubat Süreci’ndeki soygunları, yolsuzlukları bir defa dahi olsun gündeme getirip “hesabını soracağız” dediği oldu mu? Hayır! Demesini bekleyebilir miyiz? Sanmıyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzluktan dolayi Meclis’te yıkılan ilk hükümet olan 28 Şubat Hükümeti dönemindeki yolsuzluklar “Gundi Kemal”in dikkatini çekmiyor, hicbir zaman da çekmeyecek; gündemine girmiyor, hiçbir zaman da girmeyecek. Çünkü yolunu kendisi çizen bir lider değil, başkası tarafından sahneye çıkartılıp, kendisi için çizilen yolu takip eden bir figüran sadece.

Kendi iradesiyle hareket etmiyor (Öcalan gibi); arkasındaki güce rağmen de hareket edemez. Makam muhterisi olduğu için hem CHP’nin başında kalabilmek (adaylığını koymadan birgün önce “aday olmayacağım” deyip ertesi gün “adayım” demesi bu ihtirasla izah edilebilir ancak) ve gündüzleri bile rüyasını gördüğu başbakanlığı elde edebilmek için “arkasındaki güce” muhtaçtır. O gücün verdigi “gaz” ile uçabilir ancak. Uçup gönlündeki makama konabilmek için Ergenekoncu Medya’nın gazına ihtiyacı var. Onun için, muhtaç olduğu bu zevatın kirli çamaşırlarını gündeme getiremez; aksine, bütün kirli çamaşırları CHP halısının altına süpürüp üstüne oturmayı tercih ediyor.

Aynen Mesut Yılmaz gibi, herhangi bir projesi yok, tek hedefi başbakanlık koltuğuna oturabilmek. Koltuğu elde etmek icin de herşeyi mübah görüyor. Uzatılan her mikrofona “ne iş olsa yaparım, abi!” “iktidara gelince hallederiz” heyecanıyla cevap vermesi; aradan bir gün geçmeden inkâr edip yalanlaması (mesela, Radikal’deki başörtüsü hakkında söylediği şeyleri inkâr etmesi gibi), “Kürd Sorunu” gibi “sakıncalı” konulara hiç girmemesi, içini yakıp kavuran “makam ihtirası”ndandır. Önder Sav ve Ergenekoncu zevat adamın bu “hubb-u câh” (makam arzusu, şöhret düşkünlüğü) damarını iyi kullanıyorlar!

Ergenekon ürünü olan “Gundi Kemal Projesi” başarılı olur da seçimden sonra CHP’nin başını çektiği bir “Ergenekon Koalisyon Hükümeti” kurulabilirse, Başbakan olarak “Gundi Kemal” de tıpkı Mesut Yılmaz gibi davranacaktır... İlk icraatı, “Vergi affı” ile Aydın Doğan’a rahat bir nefes aldırmak olacaktır. Onu, IMF ile anlaşma imzalayıp gelen paralarla başta “Gundi Kemal Projesi”nin cömert sponsorlarından olan Koç’lar olmak üzere TÜSİADcıların kasasını doldurma icraati takip edecektir. Ardından, bütün rant muslukları sonuna kadar açılarak son 7-8 senedir kasaları epey boşalan bir avuç şımarık yandaş-candaş-CHPdaşın kasaları doldurulacak, makamlar onlarla doldurulacak.

Eş zamanlı olarak Ergenekon Davası savsaklanarak (M. Yılmaz da Susurluk Davası’nı savsaklamıştı) Ergenekon Terrör Örgütü üyeleri serbest bırakılacak, “yarıda kalan işlerini” tamamlamak için Kuzey Kurdistan’a sevkedilecekler. OHAL geri getirilecek, Kürdleri hayatlarından bıktıracak, hayatlarını tekrar cehenneme çevirecek faili meçhul cinayetler yeniden başlayacak. Devletin, Ergenekon Çeteleri eliyle estireceği zulüm furyası PKK ve Öcalan’ın yelkenletini doldurup onlara taze kan pompalayacaktır; bu da, son günlerde tırmandırdığı şiddetle “Gundi Kemal Projesi”ne destek çıkan PKK’nin ödülü olacaktır. Öcalan’a da bir söz vermişlerdir muhakkak, yoksa bütün kabiliyetsizliğine ragmen kendisini bütün filozofların üstünde gören, kendisinden başka kimseyi övmeyen Öcalan “Gundi Kemal’i öve öve göklere çıkarmazdı!

“Gundi Kemal” de, tıpkı Öcalan gibi, muhatap alınmak için can atıyor. Başbakan’a hitap ederken kullandığı lakayd üslup ve seviyesi düşük sataşmaların sebebi Başbakan’ı tahrik edip kendisini muhatap almaya zorlamaktır. Başbakan’dan başkası kendisine cevap verdiğinde morali bozulup “Benim muhatabım Başbakan’dır” demesi bundandır. Meydanlarda, ekranlarda ve gazete manşetlerinde “Recep Bey” diye hitap eden “Gundi Kemal”in, geçenlerde Başbakan’la başbaşa görüşüp elini sıkmasından sonra düzenlediği basın toplantısında 11 dakika içinde tam 26 defa “Sayın Başbakan” diyerek rekor kırması bundandır (http://videonuz.ensonhaber.com/izle/kilicdaroglu-rekoru-26-adet-sayin-basbakan)! 

Evet, Uluslararası Derin Devletin de desteğini alan, Ulusal Derin Devlet’in güdümündeki medya ve işadamları tarafından şişirilip önümüze konan “Gundi Kemal” balonu var. Ergenekonu tekrar canlandırmak için şişirilen bu balonu patlatmak için herkesin “iğne” olması icap ediyor. Bu balonu patlatmak, daha doğrusu daha fazla şişmesini engellemek ise en başta AK Parti Hükümeti’ne ve Başbakan Erdoğan’a düşmektedir.

Başbakan’ın bunun için fazla birşey yapmasına gerek yoktur aslında. Sevgiden mahrum yetişmiş, sevgiye muhtaç birisine benziyor, onun icin arasıra sevsin, hatta kucaklasın ayda bir falan. Ama onun her provokatif sataşması karşısında tahrik olup cevap vermesin. Her defasında muhatap almasın. İlle de cevap vermek gerekiyorsa, kendisi değil, hatta Başbakan Yardımcısı da değil, basın bürosundaki bir memur yazılı bir açıklamayla geçiştirsin. Çünkü sorduğu sorular, gündeme getirdiği meseleler cevap gerektirmeyecek kadar lakayd ve seviyesizdirler. Seviyesizlerin seviyesizlikleri muhatap alınarak siyaset kurumu seviyesizleştirilmesin! Siyasetin namusu “Gundi Kemal”in umurunda bile değil, çünkü kendisi siyasetçi değil, memur ve bürokrat emeklisi.  

29 Temmuz 2010

Yorumlar (9 gönderildi):

MAZGİRTLİ .. 30 Jul, 2010 12:19:00
avatar
Sayın Akbay sizinde belirttiğiniz gibi daha şeçildiği ilk gün bir çok yerde yazdim.
Kiliçtaroglu genelkurmayın kirli bir oyunudur.
Chp ye taze kan lazim bunu da Dersim liler ÜZERİNDEN yapmayi planliyorlar..
Kiliçtaroglu nu sevdikleri için degil yani..
Îsmaîl Girikî-- Ne Gandi ve nede Gundî Lakabi kemalist Kilicdaroglu ya laik deyildir .. 30 Jul, 2010 12:32:42
avatar
Öcalan/PKK Kemalizmin güncellesmesini CHP den bilinmiyen / Ergenekondan gökten zembille indiren Kemalist
Kilicdaroglu´yu bir yedek elenam olarak gürmesi ve yedege almasi bir nabzede olsa Dersim ve yöresini de arkasina almis olacak ki bu mesaji tez elden iletilmis olabilir.

Imrali genelkurmayda yönetilen Öcalan Kemal Kilicdarogludan "Kemalizmin güncellesmesini"ivedilikle isterken, acaba Kaset darbesiyle tahindan olan Baykal Neydi? Neden Kürd asilli olur ve Kemalizmin savunculari olur? Demeki Öcalana göre Baykal kemalizim konusunda cok geriymis, ilke ve inkilaplarina sadik deyilmis Öcalana göre? Yoksa benmi böyle eksik anliyorum?

Kürdler hic aldirmasin. Bu Kilicdaroglu da Baykaldan geri deyildir. Yalniz bir sartla: "Tarihe bakildiginda neden hep biri cikar ve asiri derecede Kürd halkina karsi isgalci devletlerin siyastini savunur ve tapar? Demeki Imralideki seyranci Öcalan kemalizmi daha kuvvetli bir sekilde savunmasi ve yainlastilmasi icin bu Kemalist partideki sözde Kürd asili olan Kemalist Kilicdaroglu dan istiyor.
Îsmaîl Girikî
tgencali .. 30 Jul, 2010 12:55:51
avatar
Beyler ikide bir dersim ile kılıçdaroğlunu özdeşleştirmeyin.K.K yı anlamanız için biraz tarihsel kurgu yeter.Bu iş dersimli olup olmama meselesi değil çıkar meselesidir.Dersim 38 den sonra doğmuş elazığdaki türk okularında devşirilmiş bir zattır.O kişi kültürel olarak dersimli bir zaza değildir.Kemalist uyduruk paradigmalarla devşirilmiş bir kişidir.Abdülkadir Aksu,Sedat Bucak,Abdurahman yalçınkaya,A Öcalan neyse oda odur.
MAZGİRTLİ .. 30 Jul, 2010 01:17:48
avatar
Sayın tgeçnali...
Sonuçta çikar meselesi elbette ....
Ama Kiliçtaroglu nu bunlar seçtirirken belli hesaplar yapiyorlar..
Kiliçtaroglu çok iyi siyaset yapıyor diye oraya getirmediler yani...
amaçlari alevi kitlenin oyunu chp içine hapsetmektir.. bu oylari orda eritmektir....
Cevdet Akbay .. 30 Jul, 2010 11:01:34
avatar
"Gundi Kemal" "Iktidara geldigimizde Buyukanit'i yargilayacagiz" diyor. Sucu "27 Nisan Muhtirasi vermek". Ben 27 Nisan musveddesine "muhtira" demiyorum; korsan bir bildiriydi ve o bildigi AK Parti tarafindan kelimesi kelimesine verenlere yedirildi.

Eger o bildiriden sonra Hukumet, Suleyman Demirel gibi $apkasini "gapip" kacsaydi, yonetimi askerlere verseydim, o zaman "muhtira" denebilirdi. I$e yaramayan yazilar muhtira sayilmaz.

Her halukarde askerin siyasi demecler vermesi suctur ve yargilanmalidirlar. Bu konuda "Gundi Kemal"e katiliyorum.

Tabi butun sucu Buyukanit'in ustune atmak olmaz; o ve ona destek cikanlar da yargilanmalidir.

"Gundi Kemal" Buyukanit'a destek cikanlari da yargilayacak mi?

Taraf'tan Yildiray Ogur, suc ortaklarinin listesini vermis (http://www.taraf.com.tr/yildiray-ogur/makale-iste-tam-liste-muhtira-isbirlikcileri.htm).

Iclerinden en cok dikkatimi cekenlerin suclarini beraber okuyup topu "Gundi Kemal"e atalim:

***
CHP Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek (Muhtıranın yayınlanmasından hemen sonra NTV’ye telefonla bağlanarak): “Tabi bu bir muhtıradır. Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”

CHP Genel başkan Yardımcısı Onur Öymen (Muhtıradan bir gün sonraki açıklaması): “Genelkurmay'ın tesbitleri bizim tesbitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Türkiye'yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (Muhtıradan sonra verdiği ilk röportajında): “Bu tablonun değişeceğini meydanlar gösterdi. Müdahaleye uğrayan yönetimlere halk sahip çıkmadı. Halkımız devlet organlarıyla çatışanlara sahip çıkmaz. Bu ortamda mağduriyet yok dayatma var. Anayasa Mahkemesi 367 kararını onaylamazsa ülke çatışmaya gider.”

CHP Genel Sekreteri Önder Sav (Muhtıranın ardından Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 367 kararından sonra): “Gözümüz aydın, Türkiye'nin gözü aydın.”

Nur Serter (Muhtıradan bir gün sonra Çağlayan’daki Cumhuriyet Mitingi’nde yaptığı konuşma: (Bu performansı onu CHP’den milletvekili yaptı) Genelkurmay Başkanı’na “memur” diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa. Türk ordusu, 27 Nisan’da bizim sesimizi duymuş, bizim sesimize sahip çıkmış, demokrasiye sahip çıkmıştır. 27 Nisan'da Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek iradesine sahip çıkmıştır.

***

Buyursun "Gundi Kemal"... Buyursun da i$e, 27 Nisanci Ya$ar Buyukanit'in sucuna ortak olan kendi adamlarini cezalandirmakla ba$lasin. En azindan disipline verip "ozele$tiri"lerini alsin. Suclarini itiraf ederlerse partiden ihrac etsin.

Onder Sav'a bir$ey yapamaz ama en azindan Deniz Baykal ile Onur Eymen'den i$e ba$layabilir.

Evet, top Gundi Kemal'de... Ciki$inda samimiyse Buyukanit'in sucuna ortak olan kendi adamlarini bir $ekilde cezalandirir. Cezalandirmazsa, samimi degildir... Ben bu adama hic guvenmiyorum. Bana cok samimiyetsiz geliyor.
Seyhmus Ceylan .. 30 Jul, 2010 02:38:16
avatar
Kek Cevded sen GUNDI Kemal,bazilari DANDIK Kemal, bende TENEKE Kemal diyiyorum.Abdullatan MANDELA olursa,Teneke Kemal,dan GANDI olursa,Katil Duran,danda BARIS GUVERCINI olur.
Cevdet Akbay .. 30 Jul, 2010 03:25:11
avatar
AYDIN DOGAN MEDYASI "GUNDI KEMAL"I PARLATMAYA DEVAM EDIYOR...

"Gundi Kemal" gaflariyla, garip ciki$lariyla, basit tavirlariyla battikca, Aydin Dogan Medyasi cikartip parlatiyor.

En son, "Embedded Gazeteci" kategorisinde degerlendirilen Murat Yetkin parlatma i$ini yapiyor.

Yazisinin ba$ligi: "Kılıçdaroğlu: Geçmişteki yanlışları telafi ediyoruz" (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=1010799&Yazar=MURAT&Date=30.07.2010&CategoryID=98).

BU ba$lik her$eyi anlatiyor zaten.

Yetkin topu kalenin 1 metre yakinina getirip "vur, gol olsun" diyor aslinda. Okuyalim: "Ancak o dönem CHP yönetiminden 27 Nisan bildirisini olumlar yönde verilen demeçler (en çok akılda kalanlar Onur Öymen ve Mustafa Özyürek’in demeçleri) bugün CHP’nin samimiyetinin sorgulanmasına yol açıyor. Kılıçdaroğlu’nun bu yöndeki soruya yanıtı da yeni tartışmalara yol açabilecek türden.
- O dönem CHP’den gelen destek açıklamaları bugün başınızı ağrıtıyor. Ne diyorsunuz?"

Gayet makul bir soru... Kemal Bey'in cevabina bakalim:

"- Geçmişte yapılan yanlışlıkları yeni CHP yönetimi telafi ediyor. Geleceğe daha farklı bir pencereden bakıyoruz."

Bu noktada can alici bir soru sorulmaliydi. Mesela, "27 Nisan korsan bildirisi internete konurken siz de CHP'deydiniz; herhangi bir tepki verdiniz mi? Madem $imdi bunun suc oldugunu biliyorsunuz, o bildiriye destek cikan CHP'lileri, mesele Onur Oymeni ve Mustafa Ozyurek'i CHP'den ihrac etmeyi du$unuyor musunuz?"

Ama "Embedded" Yetkin i$in bu tarafini buyuk bir maharetle gozden kaciriyor.

"Gundi Kemal"e buyuk bir yatirim araci olarak bakiyorlar. "II. Mesut Yilmaz"laridir Gundi Kemal... Ama bir hesaplama hatasi yapiyorlar. Mesut YIlmaz secimsiz Ba$bakan yapildi, burada ise secim riski var. Bu halk 1950'den sonra CHP'yi tek ba$ina iktidar yapmadi, bundan sonra da yapmaz. Hatta, koalisyon ortagi bile olamayacak...
ahmet .. 02 Aug, 2010 11:00:00
avatar
Ya cevdet bey söyler misiniz bana Allah aşkına erdoğan ile kılıçdaroğlu arasında ne fark var. Ben fark göremiyorum. Bir iki tane farklı üslup kullanımı fark değildir. Ergenekon diyeceksiniz, diğerinin de kendisine has nurgenekonu var. Zulüm ve haksızlıksa berikisi de yapıyor.
Cevdet Akbay .. 13 Aug, 2010 10:40:13
avatar
Ergenekon Projesi Gundi Kemal'in "fakirlik" edebiyati uzerine oturtulan siyaset "oyunculugu".

Nazli Ilicak'tan (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2010/08/13/havuzlu_villa_tartismasi)

Havuzlu villa tartışması
Referandum meydanlarında anayasa değişikliğinin esasına girilemeyeceğini biliyoruz ama, liderlerin şahsi sataşmalarına da, bir anlam vermek doğrusu kolay değil. Uzaktan takip edenler, şaşırıp kalıyor. Ben de, Bodrum'da bulunduğum için olaylara biraz uzak sayılırım. Meselâ, "havuzlu villa" tartışması... Nereden çıktı, neden bu konu gündeme geldi? Ya da, Tayyip Erdoğan'ın "işçi emeklisi değil, memur emeklisi" olduğu hususu. Ne fark eder!
Önce havuzlu villadan başlayalım... Bir insanın havuzlu villası olamaz mı? Havuzlu villa mutlaka zenginlik işareti midir? Ya da yolsuzluk yapmayan bir kişi, havuzlu bir sitede ev satın alamaz mı?
İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun da havuzlu villası ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu, "Kooperatif evi" diye küçümsemeye çalışıyor. Oysa bazı hatırlı kişilerin kurdukları kooperatifler en güzel arsaları kapar, üstelik önemli bir bedel ödemeden o araziye en güzel evleri kondururlar. Kılıçdaroğlu'nun da, Balıkesir'in Burhaniye ilçesi Pelitköy beldesinde, bir havuzlu villası bulunuyormuş. Güle güle otursun... Ama, belki bu vesileyle havuzlu villa tartışmasını başlatmanın ne kadar yanlış olduğunu da anlar. Zengin düşmanı yaratan bu gibi sözler, eski sol edebiyatında kaldı. Bugün çalışanlar, daha iyi yaşamak ve havuzlu villada oturmak istiyor. İstanbul Beylikdüzü'nde de, havuzlu sitelerde bir daire 150-200 bin lira civarında. Bunlar ulaşılamayacak rakamlar değil. Nitekim eğer Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek doğru konuşuyorsa, Kılıçdaroğlu'nun 7 tane dairesi varmış. Havuzlu villa da dahil memur maaşıyla bunları elde edebilmiş. Başka memurlar da, ona bakarak, istikbale dair yüreklerinde umut beslerler:
"Bir gün, benim de Kılıçdaroğlu gibi biri havuzlu 7 dairem olacak."
Umarız, Kılıçdaroğlu şu "gariban" edebiyatını artık bırakır.

++++

Ankara Buyuk Sehir Belediyesi Baskani Melik GOkcek'ten:

http://www.stargazete.com/politika/gokcek-in-intikami-aci-oldu-haber-285468.htm

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, 2008’de yolsuzluk dosyaları nedeniyle büyük tartışma yaşadığı CHP lideri Kılıçdaroğlu’na ‘havuzlu villa’ dosyası ile cevap vermiş oldu

HÜSEYİN ÖZAY ANKARA

Siyaset dünyası son günlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ortaya çıkardığı CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Balıkkesir’in Pelitköy Beldesi’ndeki “havuzlu villası” konusunu tartışıyor. 2008’de bir özel TV’de karşı karşıya gelen ikilinin tartışmasının ardından Gökçe yeni hamlesiyle Kılıçdaroğlu’na karşı büyük bir üstünlük de kurmuş oldu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in Kılıçdaroğlu’nun havuzlu villasını ispat etmesinden sonra devamını da getireceği öğrenildi. Gökçek dün, 24’teki canlı yayında Kılıçdaroğlu hakkında şu iddialarda bulundu:

HAVUZU BÜYÜK: Kılıçdaroğlu ‘havuzlu villa’ üzerinden Başbakan’a yüklendi ama havuzlu villası olduğunu ispat ettim. Üstelik Başbakan’ın çocuklarının oturduğu sitede 22 eve bir havuz düşüyor. Kılıçdaroğlu’nun sitesinde 19 eve bir havuz düşüyor. Başbakan’ın havuzu 11’e 5 metre. Kılıçdaroğlu’nun havuzu 19’a 6 metre.

OĞULA USÜLSÜZ SİGORTA: Kılıçdaroğlu 97’de Müsteşar yardımcısıyken oğlu Kerem’i 14 yaşındayken erken emekli olabilsin diye çalışmıyorken çalıştı gösterdi.

10 AYLIK TORUN REKLAMCI: 10 aylık torununu reklam şirketine 2008’de çıkan SGK yasasından bir gün önce iki günlüğüne sigorta yaptırdı.

HAK ETMEDEN EMEKLİLİK: Bütün bunlar haksız yere 18 yıl erken emekli olup maaş alabilmeleri demek. Babaları SSK Genel Müdürlüğü yaptığı için tekniği biliyor ve kendi yaptırdı.

KIZINA SINAVSIZ İŞ: Kızı Vakıflar Bankası’nda imtihansız olarak işe alındı. Bu kadar iş bekleyen insanın hakkı ne olacak? Kendi kızına olunca torpil yapıyor.

PEKİ BUNLAR ETİK Mİ: Bu konular gündeme gelince “etik değil” diyor. Oysa kendisi Mehmet Sevigen’in inşaat işiyle ilgili “etik değil istifa etmeli” demişti. Madem oğlunu, torununu, kızın kayırman etik değil o zaman Sevigen’e yaptığın çağrıdaki gibi sen de istifa et.

SSK’YA AKRABA DOLDURDU: Bir taraftan da diyor ki, ben akrabalarımı kayırmayacağım. Kendisi SSK Genel Müdürü olduğu dönemde 70 akrabasını işe aldırdı. Bir sefer genel müdürlük eline geçmiş; torunu, oğlu, kızı, 70 akrabasını abad etmiş. Bi de Başbakan olsa siz görün...

ALTI YILDA KAZAN DEĞİŞTİREMEDİ: Seçim kampanyasında “biz bir hastaneyi 2 yılda yaparız” dedi. Kendisinin SSK Genel Müdürü olduğu döneminde SSK Afyon Hastanesinin kalorifer kazanı yenileme işi tam 6 yılda bitirilebilmiş. Başbakan Erdoğan 6 yılda 68 ile doğalgaz götürdü.

KILIÇDAROĞLU GİDİCİ: Önder Sav’ın planı var: Hakkı Suha Okay’ı getirecek. Okay’ın kardeşinin uyuşturucu problemi var. O çözülebilirse Okay olcak. Olmazsa Süheyl Batum getirilecek. Plasede ise Deniz Baykal var. Kılıçdaroğlu kesin gidici ama yerine kimin geleceğini net söyleyemiyorum.

ZEYTİNLİK KATLİAMI 

Kılıçdaroğlu’nun ortaya çıkan havuzlu villasının arsasının, daha önceden zeytinlik olduğu ve villalar için tüm zeytinlerin kesildiği tespit edildi. Halen, villa sahiplerinin talepleri doğrultusunda her villanın bahçesinde birer zeytin ağacı bırakıldı. . Kılıçdaroğlu’nun havuzlu villasının bulunduğu kooperatifte, yaklaşık 10 CHP milletvekilinin de hissesinin yani villasının bulunduğu belirtildi.

BAŞKAN’A SORUŞTURMA

Kılıçdaroğlu’nun havuzlu villası Pelitköy’de de çeşitli rahatsızlıklara neden oldu. Belde de bulunan diğer kooperatiflerin şikayetleri üzerine, CHP’li Pelitköy Belediye Başkanı Hüseyin Kayacık hakkında Kaymakamlık başta olmak üzere bir çok kurum tarafından soruşturma açıldı.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: