Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: İlker Paşa Çok Haklı, PKK Çok Şanslı Bir Örgüt… Çünkü Kendi Kontrolündeki İmralı’dan Yönetiliyor! İlker Paşa Çok Haklı, PKK Çok Şanslı Bir Örgüt… Çünkü Kendi Kontrolündeki İmralı’dan Yönetiliyor! ================================================================================ Dr. Cevdet Akbay on 09 Jul, 2010 01:50:00 Görev süresi 30 Ağustos’ta dolacak olan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, üniformasıyla çıktığı Ergenekoncu Medya’ya mensup bir televizyon kanalındaki malum “embedded” gazeteci aracılığıyla siyasi açıklamalar yaptı gene. Mümtaz’er Türköne’nin ifadesiyle “üniformayı çıkarttığı zaman çok fazla ka'le alınmayacağını biliyor.” Hazır üniforması üstündeyken giderayak birkaç hezeyan daha etti. Siyasi demeçleri arasında bana göre en dikkat çekici olani “PKK çok şanslı bir örgüttür” itirafıdır. İlker Paşa çok haklı… PKK gerçekten de çok şanslı bir örgüt! Dünyanın hiçbir ülkesinde, “düşman” ilan edilen bir örgüt, o düşmanla savaşan (Türkiye’de ise “savaşıyor gibi yapan”) Genelkurmay’ın kontrolündeki bir hapishanede “terör”den tutuklu bulunan lideri tarafından yönetilmesine müsaade edilmez! Malumumuz… Bütün hapishaneler Adalet Bakanlığı’na bağlıyken, İmralı Hapishanesi Genelkurmay’ın kontrolü ve sorumluluğundadır. Hatırlayalım… Bakanlar Kurulu'nun 17 Şubat 1999 tarih ve 1999/12408 sayılı kararıyla İmralı Adası ve çevresi Askeri Yasak Bölge ilan edildi. Bu kararla, İmralı Adası Cezaevi ile ilgili bütün yetkiler Adalet Bakanlığı'ndan alınarak “Başbakanlık Kriz Merkezi”nin kontrolüne verildi. Kriz Merkezi, kağıt üzerinde “Başbakanlığa” bağlı gibi görünse de bütün yetki Genelkurmay’ın elindedir. Bunu, Öcalan’ın kontrolündeki BDP de biliyor. Mesela, Öcalan’ın avukatlığını yaptığı için bu tür konular hakkında detaylı bilgiye sahip olan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, “Kriz merkezinin başında Genelkurmay Başkanlığının olduğunu biliyorum” diyor (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=64227). Yani, davul Başbakanlık’ın sırtında, tokmak ise Genelkurmay’ın elinde… İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı bir örgüt! Günümüz Türkiyesi’nin “bir numaralı düşmanı” olarak görülmesine rağmen, İlker Paşa’nın başında bulunduğu Genelkurmay’ın kontrolündeki, Türkiye’nin en güvenli hapishanesi olarak bilinen İmralı’dan yönetiliyor! Kim tarafından yönetiliyor? Türkiye’nin (hatta denebilir ki, dünyanın) en imtiyazlı “teröristi” olarak ün yapan Abdullah Öcalan tarafından! İlker Paşa çok haklı… PKK gercekten de çok şanslı! Başka örgütlerin liderleri mağaralarda veya bodrumlarda sürünürken, PKK lideri, İlker Paşa’nın kontrolündeki “İmralı Karargâhı”nda “Kadrolu Paşa” gibi yaşıyor… İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı! Binlerce Kürde bir doktor düşmezken, PKK liderinin emrinde birkaç doktor bulunuyor. Rahatı ve sihhatı yerinde olduğu için tek şikayeti burun akıntısından ve orasındaki-burasındaki kaşıntısındandır. İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı! Başka örgütlerin liderleri, yerleri tespit edilip avlanmasınlar diye telefon kullanmaya bile cesaret edemezken, PKK lideri, “sihirli radyosu”yla dünyanın her yerinden en detaylı haberleri alabiliyor; İmralı’dan Kandil’e telefonla ulaşabiliyor; “hava muhalefeti” olmadığı sürece her hafta “basın toplantısı” düzenleyerek örgütüne taze taktiksel malumat verebiliyor. “Basın toplantısı” tutanaklarından rahatca koca birkaç “Apo Britannica Ansiklopedisi” cıkar. İlker Paşa çok haklı… PKK gerçekten de çok şanslı! Bu çok olan şansını da daha çok zat-ı alilerine borçludur… Üc saat boyunca PKK’nın reklamını yaptı İlker Paşa. Genelkurmay tarafından reklam edilen dünyada başka bir şanslı “terör örgütü” var mıdır? Ben şahsen öyle bir örgüt bilmiyorum. İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı! Meclis’teki silahsız BDP’li siyasetcileri aşağılarken, silahlı örgütü aracılığıyla terörü tırmandıran PKK lideri Öcalan’ın aleyhinde bir tek cümle dahi sarfetmiyor. Öcalan da Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, Talabani’den Barzani’ye ve bütün Kürd muhaliflerine hakaretler yağdırırken Genelkurmay aleyhinde en ufak bir cümle dahi söylemiyor. İlker Paşa, BDP’lileri dağa davet ederek son dönemlerde ciddi dağ kadrosu sıkıntısı çeken PKK’ya kıyak geçti aslında. “Baş düşmanı(!)” tarafından kıyak geçilmek her örgüte nasip olmaz. PKK gerçekten çok şanslı… İlker Paşa’nin dağa çıkışı teşfik ederek aslında halkın zararına olan şiddet konusunda PKK ile aynı zihniyete sahip olduğunu gösterdi. Dağlara daha çok insan çıkarsa daha çok milyar dolarlık silahlar alınıp boş dağların böğrüne boşaltılacak. Şiddet devam ettikçe statükonun iktidar üzerindeki ağırlığı devam edecek. Aynı şiddet İlker Paşa’nın derin-TSK’sı kadar Abdullah Ağa’nın PKK’sının da işine yarıyor; devam eden şiddet sayesinde toplumsal desteğin devamı sağlanıyor, örgütün dağılması önleniyor. Onun için PKK, şiddeti teşfik eden İlker Paşa’ya minettardır. İlker Paşa’nın reklam ettiği ve Abdullah Ağa’nın da kutsadığı şiddet aynı zamanda silah tüccarlarının kasalarını da dolduruyor… Tabi komisyondan epey sayıdaki derin-TSK’lı apoletlinin ve derin-PKK’lı apoletsizin banka hesapları da kabarıyor. Kaotik ortamdan nemalanan uyuşturucu karteli de şiddeti teşfik eden Başbuğ ve Öcalan’a minettardır muhakkak. Bu kirli savaşta binlerce Kürd ve Türk evlatlarının telef olması ise Savaş Paşaları ve Savaş Ağaları’nın umurunda bile değil. Silah tüccarları, uyuşturucu mafyası vesaireler İlker Paşa’ya ve Abdullah Ağa’ya minettardırlar. PKK hakikaten de çok şanslıdır! İlker Paşa ve diğer bazı apoletli bürokratlar PKK’nın saldırılardan dolayı PKK ile hiçbir alakası olmayan, silahlı mücadelenin Kürdlere zarar verdiğini tekrarlayarak PKK’nın ibadet haline getirdiği şiddet yöntemini eleştiren, derin-TSK kadar derin-PKK’nın da hedefinde olan Barzani’yi hedef gösterip Güney Kürdistan’ı işgal etme planları yaparken, PKK’yı asıl yöneten kişi olan Öcalan’ı görmemezlikten ve duymamazlıktan gelerek onu büyük bir maharetle dikkatlerden uzaklaştırıp adeta masum gösteriyorlar (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1868.html). Güney Kürdistan’ın 4.5 trilyon dolar değerindeki 6 milyar varil petrolüne göz diken İsrail Derin Devleti yanlısı Neokon Çetesi ve TÜSİAD üyesi bazı işadamı kılıklı Ergenekoncular hem derin-TSK’yı hem de derin-PKK’yı kullanarak Güney Kürdistan’ı işgal etmeyi planlıyorlar (İlker Paşa, bu gözü doymaz zevatın sözcülüğünü yapıyor sadece). Sınır Ötesi Operasyonun asıl hedefi PKK değil, Güney Kurdistan’in kazanimlari ve ozellikle de Kurdlerin yeralti zenginliklerini peskes cekmeye yanasmayan Barzani’dir (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/766.html). Bir diğer hedefleri de Barzani ve Güney Kürdistan ile sıcak ilişkiler kuran AK Parti Hükümeti’dir, elbet. İsrail Derin Devleti hesabına çalışan Neokon Çetesi’nin genç elemanlarından Micheal Rubin, PKK'nın terör eylemlerinden dolayı Barzani'yi sorumlu tutuyor (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1522.html). Hatta, PKK'nın bitirilmesi için Barzani'nin İmralı Adası'na, Abdullah Öcalan'ın yanına, hapsedilmesini teklif edecek kadar da küstahlaşmıştır Rubin (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7568652.asp?m=1). Neokon Çetesi ile ortaklaşa hareket eden ve patronu için iş takipçiliği yapan gazeteci kılıklı Ertuğrul Özkök de PKK’nın saldırılarından dolayı Barzani’yi sorumlu tutup “Bundan böyle, namlularımız, Barzani’ye çevrilmiştir. Hedefimiz, Barzani’nin, askeri ve ekonomik hedefleridir. Amacımız, oradaki ‘Kürt rüyasını’, ‘Türk kábusuna’ çevirmektir” gibi saldırgan yazılarla TSK’yı Güney Kürdistan’ı işgale teşfik ediyordu birkac sene önce (http://www.cevdet.net/haber.php?go=fullnews&newsid=48). O zaman beceremediklerini şimdi tekrar deniyorlar. İlker Paşa’nın hedefinde Öcalan ve PKK olsaydı, Güney Kürdistan’ı değil, kendi sorumluluklarındaki “İmralı Karargahı”nı işaret etmesi gerekirdi; çünkü PKK oradan yönetiliyor. Kendisi de, Öcalan’ın PKK’yi yönetmesine göz yumduğu için (hatta bazı iddialara göre Öcalan’ı teşfik eden Ergenekoncu apoletliler de var) tırmandırılan PKK teröründen dolayı sorumludur. İlker Paşa’nın Barzani’yi hedef göstermesinin bir diğer sebebi ise, son günlerde sıklıkla tartışılmaya başlayan Öcalan ile Genelkurmay arasındaki karanlık ilişkiyi ve derin-PKK ile Ergenekon Terör Örgütü arasındaki kirli işbirliğini örtbas etmek ve kamuoyunun, özellikle de Kürdlerin, dikkatinden kaçırmaktır. Böyle yaparak “Derin Devlet”in taşeronluğunu yapan Öcalan ve PKK’nın Kürdler nezdindeki imajını parlatıyor İlker Paşa… Öcalan ve PKK, İlker Paşa ile ne kadar övünseler azdır! İlker Paşa gibi sadık bir destekçisi olduğu için PKK gerçekten de çok şanslı bir örgüttür! Gelelim en can alıcı soruya... PKK’nın saldırılarından dolayı Güney Kürdistan’ı ve Barzani’yi hedef gösteren İlker Paşa, PKK’nın kendi kontrollerindeki İmralı’dan yönetildiğini bilmiyor mu? Siz gerçekten bilmediğine inanıyor musunuz? Can alıcı başka bir soru... Siz, Türkiye’ye teslim olmaya gelirken yolda (ve mahkemede) “Annem de Türktür. Türkiye'yi seviyorum. Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım... Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum" diyen; bir fiske dahi yemeden itirafçı olmayı kabul edip klasörler dolusu itirafta bulunarak PKK’nın bütün sırlarını devlete veren; silahlı yaklaşık 1000 komando tarafından korundugu halde “beni öldürecekler” diye ecel terleri döken korkak/pısırık birisinin Genelkurmay’a rağmen, Genelkurmay’a kafa tutarak örgütünü yönetmeye cesaret edebileceğine gerçekten inanıyor musunuz? Demek ki Öcalan, Genelkurmay’a rağmen değil, Genelkurmay’daki bazı (hepsini suçlayamayız elbet) apoletli Ergenekoncu bürokratların teşfiğiyle örgütünü pervasızca yönetip memleketi kan gölüne çeviriyor. İlker Paşa’nın dediği gibi, PKK gercekten de çok şanslı bir örgüt! Bu kadar şanslı olan PKK’nın, hem Ergenekon’un hem de kendisinin, hem, günde her iki taraftan onlarca kişinin kanını döktüren Öcalan’ın hamiliğini, hem de faili meçhul cinayetlerden dolayı yargılanan Cemal Temizöz gibi JİTEM cellatlarının avukatlığını yapan İlker Paşa’ya minettar olması gerekir! Hatta, Öcalan’ın fotoğraflarının yanına Başbuğ’unkini de asmalıdırlar; “Biji Serok Apo” sloganı ile birlikte “Biji Ape İlker” sloganını da atmalı ve attırmalıdırlar! 9 Temmuz 2010