Anasayfa | Yazarlar | Dr. Cevdet Akbay | İlker Paşa Çok Haklı, PKK Çok Şanslı Bir Örgüt… Çünkü Kendi Kontrolündeki İmralı’dan Yönetiliyor!

İlker Paşa Çok Haklı, PKK Çok Şanslı Bir Örgüt… Çünkü Kendi Kontrolündeki İmralı’dan Yönetiliyor!

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image İlker Paşa ile Abdullah Ağa omuz omuza!... Biji Serok Apo! Biji Ape İlker!

İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı bir örgüt! Günümüz Türkiyesi’nin “bir numaralı düşmanı” olarak görülmesine rağmen, İlker Paşa’nın başında bulunduğu Genelkurmay’ın kontrolündeki, Türkiye’nin en güvenli hapishanesi olarak bilinen İmralı’dan yönetiliyor!

 

 

 

 

 

Görev süresi 30 Ağustos’ta dolacak olan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, üniformasıyla çıktığı Ergenekoncu Medya’ya mensup bir televizyon kanalındaki malum  embedded” gazeteci aracılığıyla siyasi açıklamalar yaptı gene.  

Mümtaz’er Türköne’nin ifadesiyle “üniformayı çıkarttığı zaman çok fazla ka'le alınmayacağını biliyor.” Hazır üniforması üstündeyken giderayak birkaç hezeyan daha etti.

Siyasi demeçleri arasında bana göre en dikkat çekici olani “PKK çok şanslı bir örgüttür” itirafıdır.  

İlker Paşa çok haklı… PKK gerçekten de çok şanslı bir örgüt! Dünyanın hiçbir ülkesinde, “düşman” ilan edilen bir örgüt, o düşmanla savaşan (Türkiye’de ise “savaşıyor gibi yapan”) Genelkurmay’ın kontrolündeki bir hapishanede “terör”den tutuklu bulunan lideri tarafından yönetilmesine müsaade edilmez!  

Malumumuz… Bütün hapishaneler Adalet Bakanlığı’na bağlıyken, İmralı Hapishanesi Genelkurmay’ın kontrolü ve sorumluluğundadır.  

Hatırlayalım… Bakanlar Kurulu'nun 17 Şubat 1999 tarih ve 1999/12408 sayılı kararıyla İmralı Adası ve çevresi Askeri Yasak Bölge ilan edildi. Bu kararla, İmralı Adası Cezaevi ile ilgili bütün yetkiler Adalet Bakanlığı'ndan alınarak “Başbakanlık Kriz Merkezi”nin kontrolüne verildi.  

Kriz Merkezi, kağıt üzerinde “Başbakanlığa” bağlı gibi görünse de bütün yetki Genelkurmay’ın elindedir. Bunu, Öcalan’ın kontrolündeki BDP de biliyor. Mesela, Öcalan’ın avukatlığını yaptığı için bu tür konular hakkında detaylı bilgiye sahip olan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, “Kriz merkezinin başında Genelkurmay Başkanlığının olduğunu biliyorum” diyor (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=64227). Yani, davul Başbakanlık’ın sırtında, tokmak ise Genelkurmay’ın elinde… 

İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı bir örgüt! Günümüz Türkiyesi’nin “bir numaralı düşmanı” olarak görülmesine rağmen, İlker Paşa’nın başında bulunduğu Genelkurmay’ın kontrolündeki, Türkiye’nin en güvenli hapishanesi olarak bilinen İmralı’dan yönetiliyor!

Kim tarafından yönetiliyor? Türkiye’nin (hatta denebilir ki, dünyanın) en imtiyazlı “teröristi” olarak ün yapan Abdullah Öcalan tarafından!  

İlker Paşa çok haklı… PKK gercekten de çok şanslı! Başka örgütlerin liderleri mağaralarda veya bodrumlarda sürünürken, PKK lideri, İlker Paşa’nın kontrolündeki “İmralı Karargâhı”nda “Kadrolu Paşa” gibi yaşıyor…

İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı! Binlerce Kürde bir doktor düşmezken, PKK liderinin emrinde birkaç doktor bulunuyor. Rahatı ve sihhatı yerinde olduğu için tek şikayeti burun akıntısından ve orasındaki-burasındaki kaşıntısındandır. 

İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı! Başka örgütlerin liderleri, yerleri tespit edilip avlanmasınlar diye telefon kullanmaya bile cesaret edemezken, PKK lideri, “sihirli radyosu”yla dünyanın her yerinden en detaylı haberleri alabiliyor; İmralı’dan Kandil’e telefonla ulaşabiliyor; “hava muhalefeti” olmadığı sürece her hafta “basın toplantısı” düzenleyerek örgütüne taze taktiksel malumat verebiliyor. “Basın toplantısı” tutanaklarından rahatca koca birkaç “Apo Britannica Ansiklopedisi” cıkar.  

İlker Paşa çok haklı… PKK gerçekten de çok şanslı! Bu çok olan şansını da daha çok zat-ı alilerine borçludur… Üc saat boyunca PKK’nın reklamını yaptı İlker Paşa. Genelkurmay tarafından reklam edilen dünyada başka bir şanslı “terör örgütü” var mıdır? Ben şahsen öyle bir örgüt bilmiyorum. 

İlker Paşa çok haklı… PKK çok şanslı! Meclis’teki silahsız BDP’li siyasetcileri aşağılarken, silahlı örgütü aracılığıyla terörü tırmandıran PKK lideri Öcalan’ın aleyhinde bir tek cümle dahi sarfetmiyor. Öcalan da Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, Talabani’den Barzani’ye ve bütün Kürd muhaliflerine hakaretler yağdırırken Genelkurmay aleyhinde en ufak bir cümle dahi söylemiyor.

İlker Paşa, BDP’lileri dağa davet ederek son dönemlerde ciddi dağ kadrosu sıkıntısı çeken PKK’ya kıyak geçti aslında. “Baş düşmanı(!)” tarafından kıyak geçilmek her örgüte nasip olmaz. PKK gerçekten çok şanslı…  İlker Paşa’nin dağa çıkışı teşfik ederek aslında halkın zararına olan şiddet konusunda PKK ile aynı zihniyete sahip olduğunu gösterdi. Dağlara daha çok insan çıkarsa daha çok milyar dolarlık silahlar alınıp boş dağların böğrüne boşaltılacak. Şiddet devam ettikçe statükonun iktidar üzerindeki ağırlığı devam edecek. Aynı şiddet İlker Paşa’nın derin-TSK’sı kadar Abdullah Ağa’nın PKK’sının da işine yarıyor; devam eden şiddet sayesinde toplumsal desteğin devamı sağlanıyor, örgütün dağılması önleniyor. Onun için PKK, şiddeti teşfik eden İlker Paşa’ya minettardır.  

İlker Paşa’nın reklam ettiği ve Abdullah Ağa’nın da kutsadığı şiddet aynı zamanda silah tüccarlarının kasalarını da dolduruyor… Tabi komisyondan epey sayıdaki derin-TSK’lı apoletlinin ve derin-PKK’lı apoletsizin banka hesapları da kabarıyor. Kaotik ortamdan nemalanan uyuşturucu karteli de şiddeti teşfik eden Başbuğ ve Öcalan’a minettardır muhakkak. Bu kirli savaşta binlerce Kürd ve Türk evlatlarının telef olması ise Savaş Paşaları ve Savaş Ağaları’nın umurunda bile değil. Silah tüccarları, uyuşturucu mafyası vesaireler İlker Paşa’ya ve Abdullah Ağa’ya minettardırlar 

PKK hakikaten de çok şanslıdır! İlker Paşa ve diğer bazı apoletli bürokratlar PKK’nın saldırılardan dolayı PKK ile hiçbir alakası olmayan, silahlı mücadelenin Kürdlere zarar verdiğini tekrarlayarak PKK’nın ibadet haline getirdiği şiddet yöntemini eleştiren, derin-TSK kadar derin-PKK’nın da hedefinde olan Barzani’yi hedef gösterip Güney Kürdistan’ı işgal etme planları yaparken, PKK’yı asıl yöneten kişi olan Öcalan’ı görmemezlikten ve duymamazlıktan gelerek onu büyük bir maharetle dikkatlerden uzaklaştırıp adeta masum gösteriyorlar (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1868.html).  

Güney Kürdistan’ın 4.5 trilyon dolar değerindeki 6 milyar varil petrolüne göz diken İsrail Derin Devleti yanlısı Neokon Çetesi ve TÜSİAD üyesi bazı işadamı kılıklı Ergenekoncular hem derin-TSK’yı hem de derin-PKK’yı kullanarak Güney Kürdistan’ı işgal etmeyi planlıyorlar (İlker Paşa, bu gözü doymaz zevatın sözcülüğünü yapıyor sadece). Sınır Ötesi Operasyonun asıl hedefi PKK değil, Güney Kurdistan’in kazanimlari ve ozellikle de Kurdlerin yeralti zenginliklerini peskes cekmeye yanasmayan Barzani’dir (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/766.html). Bir diğer hedefleri de Barzani ve Güney Kürdistan ile sıcak ilişkiler kuran AK Parti Hükümeti’dir, elbet  

İsrail Derin Devleti hesabına çalışan Neokon Çetesi’nin genç elemanlarından Micheal Rubin, PKK'nın terör eylemlerinden dolayı Barzani'yi sorumlu tutuyor (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1522.html). Hatta, PKK'nın bitirilmesi için Barzani'nin İmralı Adası'na, Abdullah Öcalan'ın yanına, hapsedilmesini teklif edecek kadar da küstahlaşmıştır Rubin (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7568652.asp?m=1).

Neokon Çetesi ile ortaklaşa hareket eden ve patronu için iş takipçiliği yapan gazeteci kılıklı Ertuğrul Özkök de PKK’nın saldırılarından dolayı Barzani’yi sorumlu tutup “Bundan böyle, namlularımız, Barzani’ye çevrilmiştir. Hedefimiz, Barzani’nin, askeri ve ekonomik hedefleridir. Amacımız, oradaki ‘Kürt rüyasını’, ‘Türk kábusuna’ çevirmektir” gibi saldırgan yazılarla TSK’yı Güney Kürdistan’ı işgale teşfik ediyordu birkac sene önce (http://www.cevdet.net/haber.php?go=fullnews&newsid=48). O zaman beceremediklerini şimdi tekrar deniyorlar. 

İlker Paşa’nın hedefinde Öcalan ve PKK olsaydı, Güney Kürdistan’ı değil, kendi sorumluluklarındaki “İmralı Karargahı”nı işaret etmesi gerekirdi; çünkü PKK oradan yönetiliyor. Kendisi de, Öcalan’ın PKK’yi yönetmesine göz yumduğu için (hatta bazı iddialara göre Öcalan’ı teşfik eden Ergenekoncu apoletliler de var) tırmandırılan PKK teröründen dolayı sorumludur.  

İlker Paşa’nın Barzani’yi hedef göstermesinin bir diğer sebebi ise, son günlerde sıklıkla tartışılmaya başlayan Öcalan ile Genelkurmay arasındaki karanlık ilişkiyi ve derin-PKK ile Ergenekon Terör Örgütü arasındaki kirli işbirliğini örtbas etmek ve kamuoyunun, özellikle de Kürdlerin, dikkatinden kaçırmaktır. Böyle yaparak “Derin Devlet”in taşeronluğunu yapan Öcalan ve PKK’nın Kürdler nezdindeki imajını parlatıyor İlker Paşa… Öcalan ve PKK, İlker Paşa ile ne kadar övünseler azdır! İlker Paşa gibi sadık bir destekçisi olduğu için PKK gerçekten de çok şanslı bir örgüttür 

Gelelim en can alıcı soruya... PKK’nın saldırılarından dolayı Güney Kürdistan’ı ve Barzani’yi hedef gösteren İlker Paşa, PKK’nın kendi kontrollerindeki İmralı’dan yönetildiğini bilmiyor mu? Siz gerçekten bilmediğine inanıyor musunuz?  

Can alıcı başka bir soru... Siz, Türkiye’ye teslim olmaya gelirken yolda (ve mahkemede) “Annem de Türktür. Türkiye'yi seviyorum. Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım... Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum" diyen; bir fiske dahi yemeden itirafçı olmayı kabul edip klasörler dolusu itirafta bulunarak PKK’nın bütün sırlarını devlete veren; silahlı yaklaşık 1000 komando tarafından korundugu halde “beni öldürecekler” diye ecel terleri döken korkak/pısırık birisinin Genelkurmay’a rağmen, Genelkurmay’a kafa tutarak örgütünü yönetmeye cesaret edebileceğine gerçekten inanıyor musunuz?

Demek ki Öcalan, Genelkurmay’a rağmen değil, Genelkurmay’daki bazı (hepsini suçlayamayız elbet) apoletli Ergenekoncu bürokratların teşfiğiyle örgütünü pervasızca yönetip memleketi kan gölüne çeviriyor. İlker Paşa’nın dediği gibi, PKK gercekten de çok şanslı bir örgüt!

Bu kadar şanslı olan PKK’nın, hem Ergenekon’un hem de kendisinin, hem, günde her iki taraftan onlarca kişinin kanını döktüren Öcalan’ın hamiliğini, hem de faili meçhul cinayetlerden dolayı yargılanan Cemal Temizöz gibi JİTEM cellatlarının avukatlığını yapan İlker Paşa’ya minettar olması gerekir! Hatta, Öcalan’ın fotoğraflarının yanına Başbuğ’unkini de asmalıdırlar; “Biji Serok Apo” sloganı ile birlikte “Biji Ape İlker” sloganını da atmalı ve attırmalıdırlar!  

9 Temmuz 2010

 

Yorumlar (14 gönderildi):

Cevdet Akbay .. 09 Jul, 2010 10:07:28
avatar
Genelkurmay'in Kadrolu Elemani Abdullah Ocalan, Agababasi Ilker Ba$bug'dan aldigi cesaretle "tehditler" savurmu$ gene (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=93368).

Bu korkak/pisirigin tehditlerine aldirmadan Demokratikle$me Surecini devam ettirmek lazim. Ocalan ve avanesinin bu gibi tehditleri, yok olu$un verdigi tedirginlikten kaynaklaniyor.

Kurd halki, bu i$birlikciye ve avanesine Referandum'da buyuk bir tokat vuracaklar.
Cevdet Akbay .. 10 Jul, 2010 06:57:17
avatar
"Beyaz Toros Korku Imparatorlugu"

Emeklilige iki aydan az bir sure kala, Genelkurmay Ba$kani Ilker Ba$bug'un konu$masini "ba$kasinin baskisi" olarak gorenler var; yoksa bu tur konu$malarin "eg tatmini"nden ba$ka bir onemi yok, cunku bir sure sonra uniforma cikinca "siradan"la$acak, kimse, kaba bir tabirle kendisini artik "takmayacak".

"Baski" ihtimali var, cunku bazilari bu zati "ehven-i $ey, demokrasiye hizmet etti" gibi gorse de, ben $ahsen bu zati Ergenekon'un bel kemiklerinden, saglam "destekci"lerinden biri olarak goruyorum. Bu meselenin bir tarafi.

Diger tarafi ise, Ba$bug'un acik ve secik olarak, isim vererek bir JITEM celladini, yani Cemal Temizoz'u savunmasi...

Cemal Temizoz, Sari Levent lakapli Levent Ersoz gibi Kuzey Kurdistan'da kurulan "Korku Imparatorlugu"nun onemli simalarindan biri. "Beyaz Toros"larla anilan eli Kurd kanina bula$mi$, kani be$ para etmez zelil ve vah$i biri. Ilker Pa$a bu caniyi neden savunma geregi duyuyor acaba? Cunku biliyor ki cellatlar yargilandiktan sonra sira efendilere, yani kendisine uzanacak. Cunku o cinayetlerden en azindan kendisinin de haberi vardi, belki emegi de... Bunu Abdulkadir Aygan daha iyi bilir, gecmi$te buna benzer yorumlar yazmi$ti.

Sistem demokratikle$tikce, gecmi$in cellatlarini bir titremedir tutuyor, gordugunuz gibi. Cellatlar yargilaniyor, efendiler "sira bana mi gelecek?" tedirginliginde. Sadece apoletli cellatlar degil, APO gibi apoletsiz cellatlar da tedirgin. Tedirgin olmasa sistemin normalle$mesini saglayan, hic olmazsa 12 Eylul darbecilerinin yargilanmasinin onunu acan (sembolik bile olsa) duzenleme icin "boykot" karari almazdi. "Boykot" demek "12 Eylulculerin ellerinden operiz, onlara dokundurtmayiz"la e$ anlamlidir.

Milletimizin, bahusus Kurdlerimizin "Korku Imparatorlugu"nun efendilerine, cellatlarina ve Apo gibi piyonlarina cok sert bir mesaj verecegine inaniyorum. 12 Eylul gununu iple cekiyorlardir.

Temizöz infazı aklamak için bize yemin ettirdi
10 Temmuz 2010, Star Gazetesi

http://www.stargazete.com/politika/temizoz-infazi-aklamak-icin-bize-yemin-ettirdi-haber-276495.htm

Korucu Aydın: Yanımda amcamın oğlunun taşla dişlerini kırıp, boğazına şiş sokarak öldürdüler. Temizöz gelip ‘taştan düştü şeklinde ifade vereceksiniz’ diye bize yemin ettirdi

FAYSAL KARADENİZ DİYARBAKIR

Kayseri eski İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz’un de 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığı faili meçhuller davasının dünkü duruşmasında kafasına kurşun sıkılarak öldürülen Ramazan Elçi’nin kardeşi ve cenazeye şahit olan kişiler ifade verdi.

‘BEYAZ TOROS’A BİNEN GERİ DÖNMÜYOR’

Cizre’de ağabeyi Ramazan ile birlikte esnaflık yaptıklarını anlatan Nurettin Elçi “1994 yılında Toros marka bir araba dükkanın önünde durdu. İki kişi içeri girdi. Dükkanda 10 kadar müşteri vardı. Herkesin dışarı çıkmasını istediler. Müşterilerle birlikte ben de elime bir teneke yağ alıp çıktım” dedi.

‘KAFASINA SIKTILAR KALP KRİZİ DEDİLER’

Dükkandan çıkıp eve gittiğini ve annesini savcılığa gönderdiğini anlatan Nurettin Elçi, “Anneme emniyet ve askeriyede böyle bir kişinin olmadığını söylemişler. Üç gün sonra abimin cesedeni kimsesizler mezarlığına gömülürken buldum. Kafasına kurşun sıkılarak öldürülmüştü” dedi. Annesin yeşil kart başvurusu için gittiği kurumda kendisine bir belge imzalatıldığını anlatan Elçi “ Belge ağabeyimin ölüm raporuymuş. Annemin okuma yazması yok. Oğlunu kalp krizinden öldüğünü rapor edip, ona imzalatmışlar” iddiasında bulundu. Ağabeyini götüren kişinin salonda olup olmadığı sorulan Elçi, sanık itirafçı Hıdır Altuğ’u göstererek “Ağabeyimi dükkanın alıp götüren kişi buydu” dedi.

‘BOĞAZINA ŞİŞ SOKUP ÖLDÜRDÜLER’

Tanık olarak dinlenen korucu Arafat Aydın da, 1994 yılında amcasının oğlu Mustafa Aydın’ın öldürülmesi olayı ilgili sanıklardan Adem Yakın ve Hıdır Altuğ’u teşhis etti. İtirafçıların Mustafa Aydın ile kendisine işkence ettiklerini, sonra Mustafa Aydın’ın tüm dişlerinin taşla kırdıklarını anlatan Aydın, “Mustafa’nın boğazına şiş sokulduğunu ve dere kenarına götürülüp öldürüldüğünü” iddia etti.

‘KOMUTANLAR AĞLAYARAK TEDAVİ ETTİ’

Arafat Aydın “Mustafa’yı hayvan gibi defnettiler. Otopsiye ne savcı gitmedi. Cemal Temizöz tabura gelerek bana ve ordakilere ‘Mustafa kayadan düştü, Tayfur ve Bedran öldürmedi’ şeklinde ifade vermemizi istedi ve yemin ettirdi. Korktuğumuz için şikayet etmedik” dedi. Aydın, işkence gördükten sonra yaralarını Cihan Astsubay ile Hakan Üsteğmen’in ağlayarak sardığını savundu. Mahkeme sanıkların tutukluluğunun devamına karar verdi.
Seyhmus Ceylan .. 10 Jul, 2010 02:02:11
avatar
Hatay ve Iskenderun,u Kuzey Kibris,i bu gibi hilelerle aldilar.Simdi de Guney kurdistani ayni sekilde Abulahin yardimiyla almak hayalindeler.fakat KEDI HER ZAMAN BAL YIYEMEZ.Bu sefer bogazlarinda kalir nefesleri kesilir burnu akar ve geberip giderler.
AZAD .. 10 Jul, 2010 02:43:04
avatar
Bu Dr.Cevdet da ne ilgincr biri ya.

Tamam ocalan ile genel kurmay ile iliskisi var diyelim.

soylediklerin hepside dogru diyelim.

(ki ben buna inanmiyorum. Eger oyle olsaydi pkk bugun guney kurdistanin cikarlarina er ve gec zarar verebilirdi. ki vermedi veya veremedi)..

diyelimki hepsi dogru.

sen kimi oneriyorsun? Erdoganimi? Fettulahimi? Bana kuzey kurtleri kurtaracak adamlari anlat sen...

Seni tanimasam, erdogani tanimasam, fetullahi tanimasam. Erdogan ile Fetulahi MAHIR CAYAN veya IBRAHIM KAYPAKAYA zaneddip turkiyeye demokrasi getirecegine inanacagim..

ne ilginc birisin be doktor ya.

1000 sene turklere, araplara guvendik. birilerimiz tehranda, birilerimiz bagdatta, birilerimizde ankarada idam edildik.

birak bizi edam edecekler ise kurtler etsin.
Doz .. 12 Jul, 2010 01:33:14
avatar
Pkk'nin ne kadar demokratik, BDP’nin ne kadar bağımsız ve geniş bir siyasi vizyona sahip olduğuyla ilgili bir sürü eleştiriler yapılabilir…
Ve bunun yapılması gelinen aşama için gereklidir bence.
Kürtlerin kaderlerini tayin etme noktasında kendilerini referans olarak gören ve kendileri dışındaki tüm yapılanmaların bir şekil de saha dışına itildiği, cezaevi koşullarında olan bir insana indirgenmiş bir politikanın ne denli sağlam olduğu, slogan atmak ve gittikçe sulanmış olan alt zeminsiz bir barış türküsünün söylenmesi her boyutuyla eleştirilebilir.
Ama benim derdim şimdilik bu değil.
Sitenizin kurulmasıyla birlikte yayınlarınızda baş aktör olarak seçtiğiniz Öcalan’la ilgili bir soru işaretimi paylaşmak istedim.
Aklıma uzun zamandır takılan bir soru var. Öcalan'ın bir Ergenekoncu olduğu söyleniliyor.
Hep düşünmüşümdür acaba "Öcalan’a bunun karşılığında ne verilmiş ne vaad edilmiş" Milyonlarca insanın adını peygamberinden daha çok haykırdığı, tek sözüyle nice gençlerin öldürüp- öldükleri- sokaklarda küçük çocukların onun adını haykırarak taş atıp cezaevlerine girdikleri bir lider olsaydım eğer, bu milyonlarca insana ve sevgiye ve umuda hangi gerekçeyle ihanet ederdim... Ondan daha büyük daha yüce neden ne olabilirdi.
Ve eğer bir ihanetçi olsaydım, bu insanlara karşı beni yönlendiren güce ihanet ederdim.
Eğer insansam, bir kalbim varsa bunu yapardım bu sevginin karşılığında…
bilal .. 12 Jul, 2010 04:27:01
avatar
sevgili kürt kardeşlerimiz. bu toprak bu vatan hepimizin. bunu atalarımız ele ele omuz omuza kanlarıyla canlarıyla kurdular. hiç kimse kimseye ben daha fazla hizmet ettim veya senin ki benden azdır diyemez. bir can dahi feda edilmişse fedakarlıktır. bizim kardeşliğimizin özellikleri farklıdır. boylarımız soylarımızın nerden geldiğini hiç birimiz bilemeyiz. bu toprağı bu bayrağı hep beraber resmettik. dolayısıyla bizi bu ayrılığa sevke edenlerin tuzağına düşmeyelim. ben kimliğimle sizi öz kardeşimden daha fazla sevecek hasletleri taşıyorum. ne olur olaylara sadece kendi yorumunuzla bakmayın. bu konuda bilenleri, samimi olanları ve insaflı kişilere kulak verin. unutmayın. 150 senedir bu topraklarda bizim sözümüzden başka herkesin sözü geçiyor. bizi bize bırakmıyorlar. tarihe bakarsanız biz konuşulması gerekenleri konuşamıyor, yapılması gerekenleri yapamıyoruz. bu memlekette sadece kürt halkı ızdırap çekmiyor. kendisi kürt olmadığı halde bir kürtler kadar ızdıraba maruz kalan türkler de var. yeter ki biz bizi bulalım. ne olur tuzağa düşmeyelim.
Cevdet Akbay .. 13 Jul, 2010 06:22:28
avatar
Ilker Pa$a'nin JITEM'cileri savunma refleksi, kendi suclulugundan kaynaklaniyor, cunku biliyor ki dava derinle$tikce ucu kendisine de dokunacak. Cunku orada gorev yapti, orada i$lenen cinayetlerde direk veya dolayli olarak Ilker Pa$a'nin da dahli vardir. Hatta JITEM'in agabeyi olarak bilinen birisidir. Birkac ay sonra emekli olacagi icin bugunku gibi forsu da kalmayacak. Ensesinden tuttuklari gibi Silivri'ye atacaklar. Butun derdi bu.

Bu konuda Emekli Astsubay Hüseyin Oğuz'un Ne$e Duzel'e verdigi mulakati okumakta fayda vardir (http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-huseyin-oguz-oldurup-kelle-vergisi-aldilar.htm).

Birkac kesintisini buraya alayim:

JİTEM neler yaptı?

JİTEM, bölge insanına çok eziyet etti. İnsanların dağa çıkmalarına sebep oldu. Teröre yeni adam kazandırdı. JİTEM’ciler Kürtlere düşmandı. Vatandaşları, Kürt olmaları nedeniyle öldürdüler. Bölgede vatandaşları usulsüz olarak içeri aldılar ve öldürüp yol kenarına attılar. İnsanların paralarına, mallarını, koyunlarına el koydular.

JİTEM, uyuşturucu kaçakçılığıyla da ilgilendi mi?

Bunlar, uyuşturucu ve silah işi yaptılar. Kaçakçılarla birlikte çalıştılar. Mesela birinde uyuşturucu varsa, o uyuşturucuya el koyup, kendileri sattılar. Ayrıca Jandarma İstihbarat olarak bizim soruşturmalarımızı da engellediler. Mesela uyuşturucu kaçakçılığını takip ediyoruz, bu işten nemalanan JİTEM’ciler bizi engelliyorlardı. Silah kaçakçılarının peşine düşüyoruz, bir bakıyoruz ki JİTEM’ciler karşımıza çıkıyor. Kaçakçıları biz takip ediyoruz diye yalan söyleyip bizim takibi durduruyorlardı.

JİTEM’de çalışan itirafçılar yani eski PKK’lılar, daha sonra JİTEM’in birçok cinayetini kamuoyuna açıkladılar. Bu cinayetlerden siz haberdar oldunuz mu?

Haberdar oldum tabii. Ben o bölgede on bir yıl kaldım ve bazı cinayetlerin de bizzat soruşturmasını yaptım. Malatya - Elazığ arasında Kömürhan Köprüsü vardır. 1995’te Silvanlı bir delikanlıyla Fatma isimli bir genç kızın cesedi bulundu orada. Mermiler Makine Kimya çıkışlıydı. İki gencin gözleri askerî nevresimden kesilmiş bezle bağlanmıştı.

Kimdi bu iki genç?

Bu iki genç yeni arkadaş olmuşlar. Oğlan Sivas’ta iki yıllık üniversiteyi yeni bitirmiş ve sağlık memuru olmuştu. Bu pırıl pırıl iki genç parkta gezerlerken, Diyarbakır JİTEM tarafından elde hiçbir bilgi ve dayanak olmadan keyfî olarak içeri alınıp sorgulanmışlardı. Bu iki genç JİTEM’de bazı işkencelere tanık oldukları için de infaz edilmişlerdi. Sonra cesetleri getirilip Kömürhan Koprüsü’nün altına atılmıştı.

Peki, neden bugün Genelkurmay Başkanı, JİTEM cinayetlerinden yargılanan bir albaya hâlâ sahip çıkmaya çalışıyor?

Hiçbir anlam veremiyorum... Bu soruya cevap vermeyeyim ben. Yalnız şu var. Bu cinayetlerin artık faili meçhul tarafı kalmadı. Gerçek şu ki, artık bu cinayetlerin ya ‘failleri belli’ oldu ya da ‘failleri firari’ hale geldi.

JİTEM tarafından işlenen bu cinayetleri, Ankara’daki karargâh biliyor muydu?

Bilmemesi mümkün değil. Çünkü onlara vukuat raporları gider. Yani meydana gelen olayların hepsi tutanakla tesbit edilir ve ilgili birimler kanalıyla İçişleri Bakanlığı’na, Genelkurmay Başkanlığı’na ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gider. Mesela biz Silvanlı çocukla Fatma’nın bilgisini Ankara’ya çekmiştik. Jandarma Genel Komutanı’nın bu cinayetten haberi var.
Cevdet Akbay .. 20 Jul, 2010 07:20:53
avatar
"PKK cok $ansli" diyen Ilker Ba$bug cok hakli cikti! Albayin “Heronlar PKK’lıların yerini belirledi, çok fazla zayiat veriyoruz, Heron’u düşürün” gibi belgeler ortaya ciktikca, PKK'nin ne kadar $ansli, derin-TSK tarafindan ozenle beslenip korundugu (Ocalan gibi) ortaya cikiyor.

PKK gercekten cok $ansli... Kurdler, PKK'nin TSK tarafindan neden korundugunu sorgulamalidirlar.

Taraf ve Bugun gibi gazeteler TSK'nin PKK'yi korumasini sorguluyor, Genelkurmay suskun... Suskun kalarak olayin unutulmasini bekliyorlar. Konu$ulsa daha cok cirkef i$birligi ortaya cikacak cunku.

Genelkurmay susuyor ama onlarin adina PKK konu$uyor, olayi yalanliyor. Ahmet Altan da hakli olarak soruyor "yalan oldugunu nereden biliyorsun?" diye.

Taraf gazetesi'nin Genelkurmay'a sordugu sorularin PKK tarafindan (Mustafa Karasu) neden yalanlanmaya cali$tigi $imdi daha iyi anla$iliyor. PKK da bu kirli i$birliginin ortaya cikmasindan korkuyor. Kurdlerin haklarini savunma yalaninin ortaya cikmasindan korkuyor. Kurdlerin haklarini degil, bir avuc TSK mensubu hainin tetikciligini yaptigi gerceginin ortaya cikmasindan korkuyor PKK. Onun icin ortaligi kari$tirarak dikkatleri hem Genelkurmay ile arasindaki ili$kiden uzakla$tirmaya cali$iyor.

Pislikler saklanamayacak kadar kabarmi$ durumda. Bu pisligi, bu kirli i$birligini ne Genelkurmay, ne kiralik tetikcisi PKK ne de Ergenekoncu medya saklayabilir artik...

Kimyalari bozuldu ihanet cephesinin... Hesap verme zamaninin geldigini gorup fittiriyorlar. Hesap verecekler elbet.
Cevdet Akbay .. 23 Jul, 2010 05:59:23
avatar
Abdullah Ocalan'in, Genelkurmay'in sorumlulugundaki Imrali'da gercekle$tirdigi 14 Temmuz 2010 tarihli olagan "Basin Toplantisi"nda sarfettigi birkac cumle ozellikle dikkatimi cekti.

Hani israrla her zaman tekerleme gibi tekrarladigim, yukaridaki yazida da tekrarladigim bir ifade var, Ocalan bu ifadeyi "resmi" olarak onayladi.. Once "onaylanan" kendi ifademi vereyim, ardindan da Ocalan'in "onay" ifadelerini...

Yukaridaki yazida (ve bircok yerde) $unu yazmi$im: "Siz, Türkiye’ye teslim olmaya gelirken yolda (ve mahkemede) 'Annem de Türktür. Türkiye'yi seviyorum. Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım... Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum' diyen; bir fiske dahi yemeden itirafçı olmayı kabul edip klasörler dolusu itirafta bulunarak PKK’nın bütün sırlarını devlete veren; silahlı yaklaşık 1000 komando tarafından korundugu halde 'beni öldürecekler' diye ecel terleri döken korkak/pısırık birisinin Genelkurmay’a rağmen, Genelkurmay’a kafa tutarak örgütünü yönetmeye cesaret edebileceğine gerçekten inanıyor musunuz?"

$imdi de Ocalan'in gecen Car$amba gunku ifadesini okuyalim (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=93728).

"1999'da benim önümde iki yol vardı; Dağ ve Avrupa. Neticede şu an buradayım. Avrupa'yı seçtiğim sıralarda çok ciddi bir ikilem yaşamıştım, daha önce buna ilişkin değerlendirmelerim olmuştu. Bunu tarih nasıl yazar bilemem ama ben böyle karar verdim. Dağa gitmiş olsaydım büyük bir operasyonla belki beni imha da edebilirlerdi. Eğer imha olmasaydım da belki bu arkadaşlar kadar ne cesur ne dayanıklı olabilirdim..."

Yani daha once "Kurdlere hizmet icin Imrali'yi sectim" safsatasinin inandirici olmadigini kendisi de anlami$ ki "daga gitseydim beni oldururlerdi, canimi cok sevdigim icin Imrali'ya kapagi attim, 'Kure Kere' olarak bildigim, hicbir deger vermedigim Kurd genclerini de bizim Ergenekoncu agabeylere yem olsun diye daga gonderdim" gibisinden $eyler soyluyor...

Korkak ve pisirikligi kendisi tarafindan da itiraf edilen bir "Onder" var kar$imizda... Allah, iradesi felc olmus Ocalancilara mubarek etsin, ba$ka ne diyeyim...
Cevdet Akbay .. 27 Jul, 2010 07:11:18
avatar
Diwanxane'deki bazi Apoculara verdigim cevabi burada sizinle de payla$mak isterim. Once Apocu T.I.'nin yazisi:

***
AKP'YE GÖRE ŞEKİLLENMEK

Evet, hayır veya boykot biçiminde zamanımızı çalan bu referandum tartışmaları ile birbirine düşen bizlerin ileri sürdükleri gerekçeleri topladığımızda gerekçelerimizin 12 Eylül hukukunun reddi temelinde birleştiği görülmektedir. Buna rağmen evet hayır veya boykot şeklinde sandığa yaklaşımların özü itibariyle 12 eylül anlayışını özde değiştirmediği konusunda hem fikiriz ve biz buna rağmen bir birimizi hırpalamaya devam ediyoruz.

Bunun nedeni esas olarak kendi gerçekliğimiz üzerinden değil AKP ekseninde konumlanmaktır.
Kanımca bu gündem peşinden koşmak ve referandum dışında konumlanmayı düşünmemek büyük bir eksikliktir. Yapılması gereken Kendi hukukumuzun bir an önce yaratılması ve sömürgeci hukuka karşı ise itaatsizlik eylemlerinin başlatılmasıdır. Başkalarının hukukuna tabi olanlar kendileri olamazlar. Yazımda bölgesel özerklik veya demokratik özerklik hukukunun öne çıkarılmasını savunmamın temel nedeni budur.Referandumda boykot un daha anlamlı olduğu bu eksen üzerinden vurgulanmıştır.

Arkadaşlar, Şu ergenekon ve AKP karşıtlığı meselesini darbe karşıtlığı ile yorumlamak ve AKP 'ye darbe karşıtı misyon yüklemek ne kadar doğrudur. AKP nasıl kuruldu ve kimler tarafından kuruldu. AKP 28 şubat darbecilerinin Refah partisin dağıtılması, erbakanın tasfiyesi ile kurulmadı mı? Bunlar eski gömleklerini bu nedenle çıkarıp değiştik diyerek 28 şubata göre konumlanmadılarmı?

Haydi bu günü boş verelim, Bunlar 12 Eylülde neydiler? yahu bunların kaynağı Erbakanı Evren Dışardan getirtmedimi? Sağ, sol herkes işkencelerdeyken bunlar kimin tarafındaydı. Hadi onuda geçelim bunlar 12 eylül sonrası 12 eylülcülerin örgütlediği Hizbul kontranın militanları değilmiydi en azından desteklemediler mi? bunlar mı darbe karşıtı. El insaf. Bu gün darbe karşıtlığı adı altında askeri bürokrasi geriye çekilmeye çalışılıyorsa, bu Akpnin değil dünya emperyalist küreselleşme politikalarının sonucu değilmidir?

Kardeşlerim bu gün kürtler dünya tarafından tanınıyorsa bu konuda verilmiş mücadelelerin katkısı görmezden geline bilirmi? pkk'nin mücadelesi kanlı oldu demek ve kürtlere zarar verdiğini ilan etmek ne kadar doğru. Ağrı, Zilan, Dersim,Palu, Halepçe vb yerlerde kürtlere gül mü dağıtılmıştı allah için biraz vicdan. Birileri vahşete karşı direnirken "sakın ha" deyip köşelerinde oturup vahşeti değilde direnen kürtleri kınamak hünermi?

Doğrusu evet hayır veya boykot ta etseniz önemli olan kürtlerin veya diğer halklarla birlikte tüm halkların hangi hukuksal zeminde buluşacağı ve kendilerine dayatılan hukuka karşı direnip direnmemeleri kanımca çok daha önemlidir. Bu nedenle makalem üzerinden yapılan tartışmaların demokratik özgür bir yaşam için nasıl bir birrik konusuna evrilmesini çok daha anlamlı bulduğumu sizlerle paylaşmak isterim son suz saygılarımla. TAYFUN iŞÇİ

***

Benim bu yoruma cevabim:

***

BDP'nin israr ettigi "BOYKOT"un temel sebebi, tabanina guvenmemesidir. BDP ile tabani arasinda buyuk bir ucurum var, Ocalan'in bilincli mudahalesiyle bu ucurum daha da derinle$iyor.

"BOYKOT"a ragmen BDP tabaninin yarisindan fazlasinin "EVET" diyecegi biliniyor. Hatta BDP milletvekilleri bile "Sandiga gitsem EVET" derim diyor, demek zorundalar lakin aklin yolu birdir ve hicbir hur irade darbecileri ve darbe anayasasini savunmakla e$deger olan "HAYIR" veya "BOYKOT"u savunamaz. Savunanlarin yalpalamasi ve savrulmasi, agresivligi, icinde bulunduklari durumun guclugunu gosteriyor.

Cok basit sorulara bile cevap verememeleri bunu gosteriyor. Mesela, "EVET" demenin Kurdlere ne zarari var? Veya referandum sonucu "HAYIR" cikmanin Kurdlere ne faydasi var? "BOYKOT" Kurdlere ne gibi kazanimlar getirecek? HAYIR ve BOYKOT Kurdleri Ergenekoncularla ayni tarafta toplamiyor mu? Kudlere kan kusturen mevcut yapiyi oldugu gibi savunmak Kurdlere ihanet degil midir? Bu ve gibi sorulara cevap veremiyorlar.

"Siz Ocalan ve BDP adinda Kudlere hakaret ediyorsunuz" saptirmalariyla i$in icinden cikmaya, meseleyi carpitmaya cali$iyorlar. Biz burada Ocalan'a veya BDP'ye hakaret etmiyoruz. Ele$tiri ile hakareti birbirinden ayird edemiyor bu Ocalanci dostlarimiz. Cunku ele$tiri kulturune ali$ik degil bu arkada$lar ; Apocu gelenekte ele$tiri yoktur, ki$inin onurunu ayaklar altina aldigi "ozele$tiri" vardir sadece. "Ozele$tiri"yi de, "davaya ihanet eden" "ajan"likla suclananlar, veya devlete "itirafci" olarak davaya yamuk yapanlara yaptirirlar. Burunlarini surtmek icin. Ama, mesela itirafci olup da klasorler dolusu itirafta bulunan Ocalan'dan "ozele$tiri" istemezler, istemeye cesaret bile etmezler. Neyse, meselemiz bu degil $imdi, ona ba$ka bir zaman doneriz.

Gelelim BDP'nin BOYKOT kararina... Gorebildigim kadariyla, bu kararin bir amaci var, tabaniyla ucurumu dikkatlerden kacirip ortbas etmek. Eger Kurdleri ozgur iradeleriyle ba$ba$a biraksalar, biliyorlar ki Kurdlerin en az yuzde 60'indan fazlasi Ocalan'a ve kendilerine ragmen "EVET" diyecekler, bu da BDP-taban arasindaki ucurumu gosterecek, ba$ta Ocalan'in olmak uzere bu hazretlerin karizmasini cizecek. Karizmayi cizdirmemek, yapay "birlik" pozu vermek icin "BOYKOT"a sarildilar. Bundan ba$ka "BOYKOT"un mantikli izahatini goremiyorum. Zaten kendileri de bunu izah edemiyorlar.

12 Darbecileri bile butun fiziki ve psikolojik baskilara ragmen, renkli kart ve $effaf zarflara, "HAYIR" diyenleri sandik ba$inda fi$lemelerine ragmen halkin iradesini sandiga yansitmalarina engel olmadilar. Ocalan ve BDP'deki "derin zevat" (hepsini ayni kefeya koyamayiz elbet, BDP icinde gercekten demokrasiden yana olan cok insan var) bu acidan 12 Eylul darbecilerinden daha geri plandadir, darbeciler kadar bile Kurdlerin iradesine guvenmemektedir.

Eger tabanina guvenselerdi onlari serbest birakirlardi, iradelerine "BOYKOT" karariyla ipotek koymazlardi. Evet, BDP/Ocalan ile tabani arasinda buyuk bir ucurum var, bu ucurum gittikce aciliyor. Cunku arada kan uyu$mazligi var. Degi$en dunyayla birlikte donu$ume ugrayan ve daha demokratik ve ozgurlukcu bir karaktere burunen Kurd tabani ile, degi$ime direnen, toplumu dar kalipta tutmaya cali$an bir Ocalanci zihniyet derinden derine cati$maktadir. Bu elbise Kurdlere dar geliyor, eninde sonunda yirtilacak. Erbakan'in RP/FP'leri nasil yirtilip yeni bir yapi ciktiysa, er veya gec BDP de yirtilacak, yeni bir yapi cikacak. Zihniyet spektrumunun iki uc taraflarinda bulunsalar da, siyasi mentalite olarak Erbakan ile Ocalan arasinda bir fark goremiyorum; ikisi de partiyi "cemaat" veya "tarikat" mantigiyla kari$tiriyorlar, halkin iradesini fazla "takmiyorlar". Erbakan'in partisi kabugunu kirip AK Parti'yi kurdu ve dunyaya acildi, iktidara geldi (SP'nin dunyaya acilmasina bile tahammulu yok Erbakan'in, Ocalan da onun yolunda). Ocalan'in partisi de er veya gec dar kabuktan kurtulacaktir. Veya tamamen tasfiye olup gidecektir.

BDP ile tabani arasindaki en buyuk kirilmayi DTP'nin kapatilmasindan sonra gorduk. DTP milletvekilleri Diyarbakir'da 200 bin Kurdun toplanacagi bir mitingde "siyasete elveda - daga merhaba" diyeceklerdi. Cunku Ocalan hicbir zaman siyasi bir hareketten hazzetmez, DTP'nin kapatilmasini firsat bilerek "madem bize siyaset hakki taninmiyor, biz de daga cikacagiz" planini devreye soktu.

Fakat Kurdler o mentaliteye prim vermediler. Itirazlarini, mitinge katilmayarak gosterdiler. 200 bin ki$i yerine ancak 20 bin ki$i katildi. Yani BDP'nin yuzde 90'indan fazlasi bugun demokrasi istiyor, karga$a ve daga olumlu bakmiyor. Ocalan ise, kendi $ahsi menfaati icin pazarlik araci olarak kullandigi PKK'nin palazlanmasini istiyor. Onumuzdeki secim oncesi BDP aleyhine acilacak bir kapatma davasi icin samimi olarak dua ediyordur. O zaman "Bakin, bizi siyasette istemiyorlar, haydi daga cikin!" diyecek. Tabi Kurd halki da "parti kapatmayi zorla$tiran maddeye neden destek cikmadiniz" diyerek Ocalan'in duygu sorumurusunu yuzune vuracaklar.

Ocalan'in PKK'yi pazarlik araci olarak kullandigini soyledik... Oyledir. $iddet ne kadar tirmansa, Kurdlerdeki duygular o kadar kabarir. Devlete olan nefretlerini BDP'ye yonelerek gosterirler. Butun baskilara ragmen Kurdlerin PKK'ya fazla yonelmemesi, aksine BDP'yi tercih etmesi, demokrasi ve bari$ isteklerinden kaynaklaniyor. $iddet ortami ortadan kalksa, sistem demokratikle$se, yonetim $effafla$sa, kisacasi PKK'nin elindeki kozlar teker teker alinsa, PKK cami avlusuna birakilmi$ bebek gibi ortada kalacak, i$levsiz kalacak. Ya kendisini tasfiye edip BDP'ye katilacak, ya da $iddette israr edip, sonunda Kurdleri de kar$isina alip silinip gidecek.

$ahsi istikbali icin butun umidini PKK'ya baglan Ocalan'in hedefi BDP'yi de DTP gibi kapattirmaktir. Siyasette destekleyecek bir parti bulamayinca silahlarini alip daga cikacagini saniyor Kurdlerin. Yaniliyor tabi, geli$meleri okuyamadigi icin hayal kirikligina ugrayacak.

Tayfun Bey'in utangac bir $ekile Ergenekon Operasyonu'na kar$i cikmasini anliyorum. Zaten PKK medyasi da tipki Ergenekon Medyasi gibi darbecilere karsi yapilan operasyonu "komplo teorisi" olarak goruyor. Buna Turk ve Kurd Ergenekonlari dayani$masi denir. Kurdler, Ocalan ve PKK'sinin Ergenekon Teror Orgutu'yle olan i$birligini hayretler icinde takip ediyor. Referandumda bile Ergenekoncu Cenah ile ayni safta duru$unu da deftere not ediyor. Hesabi kesecek, hem de cok agir bir hesap...

AK Parti, evet 28 $ubat'tan sonraki aci tecrubelerden sonra kuruldu. Darbecilerin butun melanetlerine ragmen Erbakan'in 28 $ubatci Demirel'in gorev suresini uzattirmaya cali$masi ve askerlerle dayani$maktan kacinmamasi "Yenilikci" dedigimiz ekibi harekete gecirdi ve AK Parti'yi kurdular; Erbakan'in $imdiki tavrina bakildiginda, "iyi de ettiler" denebilir. BDP'nin "Yenilikci" ekibi de er veya gec harekete gececektir. Bunda kimsenin $uphesi olmasin. Itici guc halktir cunku ve Kurd halki bu degi$imi zorlayacaktir. PKK istedigi kadar tabanini bir arada tuamak icin ortami gersin, istedigi kadar Ergenekoncularla i$birligi edip demokratikle$meye engel olmaya cali$sin, degi$imin ayak sesleri duyuluyor artik.

Kurdler dunya tarafindan taniniyor ama PKK sayesinde "Terorist" olarak taniniyorlar. Bu haliyle PKK'nin "Caminin duvarina i..yerek me$hur olan" haylaz bir cocuktan farki yoktur. Devletle i$birligi yaparak Kuzey Kurdistan'daki $iddet di$i sivil hareketleri tasfiye ederek Kurd Hareketi'ni terorize etti PKK. Hakli koca bir davanin degerini du$urdu. "Ozgur Kurdistan" diyen insanlarin maddi ve manevi kaynagini kullanarak yola cikip "Demokratik Cumhuriyet"e, oradan "Demokratik Ozerklik"e gelindi. 50 binden fazla bedele ragmen bunlar bile ortada yoksa $iddet davasini goklere cikarmanin ne manasi var? Daha oncekiler tutmadigi gibi neidugu bellirsiz bu “Demokraik Ozerklik” de tutmayacak, goreceksiniz, donup dola$ip "Omerli/Halfeti Demokratik Muhtarlik”a gelecek Ocalan. Oraya muhtar olmak icin Kurd davasini satmaya coktan hazir cunku.

Erbakan ile bize vurmayiniz Tayfun Bey. Biz koru korune Erbakan’a veya Erdogan’a bagli degiliz. Sadece demokratikle$me icin cali$anlardan yanayiz. BDP demokratik isteklerde bulunsun, hatta Ocalan da samimi olarak demokrasi istesin, onu da alki$layalim. Ama yok, bu ortamda AK Parti’den ba$ka ciddi olarak sistemin demokratikle$mesini, militarizmin tasfiyesi icin cali$miyor maalesef.

Evet, Erbakan’i Kenan Evren getirtti, size katiliyorum. Ama Kurdistan’daki siyasi hareketleri tasfiye etmek, devrimci genciligi katletmek icin Ocalan’i kim cikartti dersiniz? Hizbulkontra (derin Hizbullah) ile Abdulkontra’nin (Abdullah Ocalan’in derin PKK’si) ayni kaynaktan beslendigini/desteklendigini bilmiyor musunuz? Butun Kurd gencleri yerleri biliniyormu$ gibi toplanip zindanlara konurken Ocalan’in Suriye’ye cikaran kim dersiniz? Suriye’de hayati tehlikeye girince, onu Bekaa Karargahi’ndan alip Imrali Karargahi’na yerle$tiren kimdir dersiniz? Ona Imrali’da PKK’yi yonetme ozgurlugu saglayan kimdir dersiniz? Imrali kimin kontrolunde dersiniz? Bekaa’da olsa PKK’yi bu kadar rahat yonetemezdi; Imrali’yi kontrol eden Genelkurmay Ocalan’a PKK’yi neden yonettiriyor dersiniz? Insan bir numarali du$manini(!) kendi kontrolundeki hapishaneden yonetmesine musaade eder mi dersiniz? Bunda bir bit yenigi gormuyor musunuz hakikaten?!

Sava$ta elbette ki zayiat verilir ama 50 bin kurbana ragmen elde “Demokratik Cumhuriyet” bile yoksa, yok oldugu icin $imdi de Kurdleri oyalamak icin “Demokratik Ozerklik” denen neidugu belirsiz kavram karga$asiyla ugra$iliyorsa Kurdlerin de cikip “Bu kadar kurbani Demokratik Ozerklik mereti icin mi odedik” diye hesap sorma hakki vardir. Bir 50 bin tane kurban daha verilse Kurdistan kurulacak mi? Kurulmaz cunku Ocalan zaten Kurdistan’a kar$i, hatta Guney Kurdistan’I elinden gelce TSK ile bir olup bir ka$ik suda bogacak. Ortada ba$ari diye bir$ey yok, kendi kendimizi kandirmayalim. Hem ba$ari verilen kurban sayisina gore olculmez. Yatirdigi butun parayi batirán muflis tuccarin “Ben 50 milyar dólar yatirim yaptim” diye ovunmesine benziyor PKK’nin tavri. 50 milyar yatirdin da kar nerde? 50 bin Kurdu daglarda telef ettiniz de sonuc ne, bana onu gosteriniz? 90-100 tane belediye ile ovunenler var, o belediyeler PKK’ye tabu edilmedi ki, yarin obursu gun ba$ka bir partiye gecmeyecegine dair garanti var mi? Sisteminiz iflas etmi$, bunu kabul ediniz artik. Kendisi “oldurulme” korkusundan dolayi daga yerine Imrali’yi tercih ederken Kurd genclerini niye daglara gonderip kor kur$unlara hedef yapiyor Ocalan? Neyi savundugunuzun farkinda misiniz, cok merak ediyorum dogrusu.

Kurdler teslim olsun demiyoruz, teslimiyetten daha kotu olan faydasiz $iddeti birakip siyasi zeminde mucadele etsinler istiyoruz. Kurdlerin kani, kani be$kuru$ etmeyen Ergenekoncular tarafindan akitilmasin artik diyoruz. Kani be$ kuru$ etmeyen Veli Kucuk, Sari Levent vb gibi militaristler Kurdlerin kani uzerinden kendilerine istikbal kurmasin istiyoruz. $iddetten nemalanma bitsin artik istiyoruz. Dani$ikli dovu$ olan bu kirli sava$ bitsin istiyoruz. Cunku bu sava$ ne Kurdlerin ne de Turklerindir. Bu lanetli sava$ Turk ve Kurd Ergenekon Cetelerin dayani$masidir; koku$mus sistemlerinin omrunu uzatma aracidir. Kurdlerimiz bu kirliligi gorsun istiyoruz. Cok $ukur, goruyorlar artik.

Selam ve dostlukla

Cevdet
Cevdet Akbay .. 01 Mar, 2011 04:28:44
avatar
PKK, bir $er gucu olarak, devletle$me yolunda onemli adimlar atan Guney Kurdistan'i kari$tirmaya cali$iyor. Bir muddettir devam eden karga$anin arkasinda PKK oldugu yava$ yava$ anla$Iliyor. Imrali sakini, pa$alarinin verdigi gorevi yerine getiriyor anla$ilan.

PKK'nın Kuzey Irak planı!
http://haber.gazetevatan.com/pkknin-kuzey-irak-plani/362428/1/Manset

Türkiye, İran ve Suriye’nin etkili operasyonları nedeniyle bölgede yalnızlığa mahkum olan terör örgütü PKK, Libya ve Mısır’da yaşanan olayları bahane ederek, Iraklı Kürtleri KDP ve KYB bölgesel yönetimleri aleyhine ayaklandırarak bölgede tutunmaya çalışıyor.
nemrut .. 01 Mar, 2011 06:05:17
avatar
Cevdet Akbay turk boyali basinindan aldigi psikoljik savas haber liklerini Nasnamede istedigi gibi yayinliyor ve Nasnamede buna musade ediyor ne diyelim Nasnameninde suan ozel psikolojik savas elemani var benim alamadigim nasname neden bu gibi masa basi haberlere kendi sayfasinda yer veriyor cevdet bey her zaman bize kaynak gosterdigi gazeteler 1 zaman tersten oku (namaz)2 sabah 3 vatan tabiki sunu iyi anliyorum kendi uretmeyen baskasinin artiklari ile yetiniyor selam ve saygilar
Cevdet Akbay .. 01 Mar, 2011 09:16:35
avatar
Kurdlerin devletle$mesi yolunda onemli mesafa alan Guney Kurdistan'a yonelik saldirilar $imdiye kadar Turk Genelkurmay'i icindeki Ergenekoncu unsurlardan geliyordu. Bundan birkac yil oncesine kadar, PKK'nin her saldirisindan sonra gozler Guney Kurdistan'a cevrilip Barzani ve Talabani'ye kufurler ediliyor, Ergenekoncu Medya "Barzani'nin ekonomik ve askeri kazanimlarini yerle bir edelim" diye apoletlileri gaza getiriyorlardi.

Ertugrul Ozkok'un "3-5 F-16; 30-40 sorti" ba$likli yazisindaki $u satirlar hala hafizalarda tazeligini koruyor:

***
Bundan böyle, namlularımız, Barzani''ye çevrilmiştir. Hedefimiz, Barzani''nin, askeri ve ekonomik hedefleridir. Amacımız, oradaki "Kürt rüyasını", "Türk kábusuna" çevirmektir.

Barzani, eğer PKK üzerinden bir "Kürt megalo idea"sını gerçekleştirmeyi hayal ediyorsa, biz de onun karşısına bir yeni "misak-ı milli" haritası çıkarmalıyız.

***

Guney Kurdistan'a kan kusan Ozkok'un, bir sure once Ocalan'in muhatap alinmasi icin giri$imde bulundugunu da unutmayalim.

Ergenekon Davasi ile Genelkurmay'daki Ergenekoncularin onemli derecede sindirilmesinden sonra Guney Kurdistan'in kazanimlarini yok etme gorevi Kurd Ergenekonu'nun kolu olan PKK'ye verilmi$ durumda.

Ocalan'in Avukatlariyla yaptigi haftalik goru$mesinde, Guney Kurdistan'daki ayaklanmadan duydugu memnuniyeti gostermesi, olaylarin arkasindaki $er guclerden birisinin Kurd Ergenekonu PKK'nin oldugunu gosteriyordu. Nitekim Kurd Ergenekonu yayin kolu olan ANF, "Göstericiler kararlı, KDP endişeli" gibi provokatif haberlerle (mesela: http://www.nasname.com/tr/8646.html) Guney Kurdistan'daki olaylari provokeye devam ettigi goruluyor.

Bugun Radikal'de cikan "PKK, Irak'lı Kürtleri ayaklandırmaya çalışıyor" ba$likli haber, Guney Kurdistan'daki olaylarin arkasindaki en buyuk $er gucun Kurd Ergenekonu PKK oldugunu gosteriyor (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1041525&Date=01.03.2011&CategoryID=81).

Ocalan ve ihanet $ebekesi PKK'nin, Ergenekoncu unsurlarla bir olup Kurdlerin kazanimlarina darbe vurduklarina $ahit oluyoruz. Oyle saniyorum ki butun Kurdlerimiz bu ihanet $ebekesinin ihanetini gormektedirler. Bu saldirganlik, PKK"nin yok olu$ surecine girdigini gosteriyor. Saldirganlik zayifliktan geliyor, malum.
erkan bitlisli .. 02 Mar, 2011 04:49:55
avatar
kaynak gösterdiği yerlere bakın t.c yalan medyasının manşetlerini buraya taşımış

hani diyorlar ya ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz cevdet akbayda bu sözle iyi bütünleşiyor ..

güney kurdistanda gözü olanlarıda herkes biliyor okyanus ötesinde yani yan komşun cemaat liderin o değilmi türk islam sentezi kılıfıyla güney kurdistanı yozlaştırmaya asimile etmeye çalışan

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: