Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: “Derin Genelkurmay”ın Kadrolu ve Dünyanın En İmtiyazlı Teröristi: Abdullah Öcalan “Derin Genelkurmay”ın Kadrolu ve Dünyanın En İmtiyazlı Teröristi: Abdullah Öcalan ================================================================================ Dr. Cevdet Akbay on 02 Jul, 2010 10:37:00 “Terör” kelimesi, büyük korku, dehşet anlamina gelen Fransızca kaynaklı “terreur”, veya titreme, korku anlamına gelen Latince kaynaklı “terror” kelimesinden Türkceye gecip, tehdiş, dehset, dehset sacan sey, yildiri anlaminda kullanilir. “Terörist” de kabaca “dehşet sacan” anlamına gelir. Kontrolündeki derin-PKK’yı kullanarak şiddeti körükleyen ve estirilen bu şiddetle dehset sacip egosunu tatmin etmeye calisan Abdullah Öcalan da haliyle katıksız bir “terörist” oluyor. Bazı Kürdlerimiz, Abdullah Öcalan’a “terörist” dememe kızacaktır mutlaka; muhim değil, varsın kızsınlar. “Kimse bize ‘Kürdlerin de teröristi vardır’ dedirtemez!” diyen bu Kürdleri, “bize kimse ‘sağcılar suç işliyor’ dedirtemez!” diyen Ergenekonun manevi babalarından Süleyman Demirel’in arkasında saf tutmaya davet ediyorum. Gerci davet etmeme gerek de yok çünkü son dönemde Ergenekon sancağı altında sırt sırta vermiş Kemalist sistemin demokratikleşmesine engel olmak için cansiperane mücadele veriyorlar.  Günümüz Türkiye’sinin en büyük meselesi Kürd Sorunu’dur. Kemalist sistem bu sorunu kasıtlı olarak kangrenleştirdi, şiddet yolunu benimseyen PKK’yi de destekleyerek Kürd Sorununu çözümsüzlüğe mahkum etti. Aslında Kürd Sorunu’nu konuşmamız gerekirken, bu sorunun yerine yerlestirilen “Öcalan’in Ego Sorunu”nu, onun da uzantisi olan terör sorununu konusuyoruz. Derin Devlet’in “dugmeye basmasiyla” terör son gunlerde tirmanisa gecti ve Türkiye’nin bir numarali gundemi haline geldi… Her iki taraftan yuzlerce genc Savas Pasalari ve Savas Agalari tarafindan kurban verilmekte. Isin aci tarafi, iki tarafta hayatini kaybedenlerin yuzde 80’inden fazlasi Kürd evlatlaridir. “Bu kirli ve anlasmali savasta hep Kürd evlatlari katlediliyor” demek abartili olmaz.   Genelde bütün Türkiye halklarinin, ozelde Kürdlerin aleyhine olan terörun arkasinda elbette ki Abdullah Öcalan var. PKK’nin kurulus asamasinda Derin Devlet’tin maddi ve manevi destegini alan; 12 Eylul darbesi oncesi onbinlerce Kürd genci toplanip iskencehanelere doldurulurken, itina ile korunup yurtdisina kacirilan; yurtdisinda Hasan Atilla Ugur gibi apoletlilerin korumasinda yillarca rahat hareket etmesi saglanarak buyutulen; Suriye’de hayati tehlikeye girmeye baslayinca da Huseyin Kivrikoglu ekibi tarafinfan bir devlet operasyonuyla Bekaa Karargahi’ndan alinip İmralı Karargahi’na yerlestirilen Öcalan, teröru Kandil Dagi’ndan degil, Genelkurmay’in kontrol ve sorumlulugunda bulunan ve 1000 civarinda subay ve komando tarafindan korunan İmralı Adasi’ndan yonetiyor!  Çok acı ve ilginç bir durumla karşı karşıyayız… Türkiye’nin bir numaralı tehtidi olarak görülen terör, bu teröre karşı mücadele eden (daha doğrusu “eder gibi görünen”) Genelkurmay’ın sorumluluğundaki İmralı Adası’ndan yönetiliyor! Gercek, gercek oldugu kadar da aci olan bu cumleyi bir daha tekrarlayalim: “Türkiye’nin bir numaralı tehtidi olarak görülen terör, bu teröre karşı mücadele eden (daha doğrusu “eder gibi görünen”) Genelkurmay’ın sorumluluğundaki İmralı Adası’ndan yönetiliyor!”  Bu durum size de ilginç gelmiyor mu? Tesbihte hata olmaz, Genelkurmay’daki Başbuğ dahil bütün apoletli burokratlari “coban”, halki “koyun surusu”, Abdullah Öcalan’i “koyun”lara musallat olan “kurt” surusunun lideri (Baskurt) ve İmralı Adasi’ni da “Baskurt kulubesi” olarak farzedelim… Kurt, cobanlarin korumasi altindaki “kulube”den verdigi mesajlarla koyun surusune saldirtiyor ve her defasinda onlarca koyunu parcalatiyor. Bütün bu olup bitenler “cobanlar”in gozleri onunde cereyan ediyor; Basbug dahil bütün cobanlarin bundan haberdar olmamasi mumkun degil. “Ehlilestirilmis ve iradesizlestirilmis” Baskurt’un ipi Basbug ve emrindeki cobanlarin elinde oldugu için, saldiri emrinin iradesiz “Baskurt”tan cok ihanet içindeki “cobanlar”dan geldigi asikar!   Isin daha da ilginci, hergun onlarca koyununu kurban veren ahali sessiz… Manzara cok acik oldugu halde, “Bazi cobanlar ile Baskurt anlasmis, koyunlarimizi telef ediyorlar” diye isyan cikartmasi beklenirken basit bir itirazda bile bulunmuyor. Ihanet içinde bulunan bazi cobanlar da kendilerinden hesap sorulmadigi için kustahlastikca kustahlasiyor, “Beni koyun muhtari yapmaz, maasimi artirmaz, bana saray gibi bir ev yaptirmaz, su su ihtiyaclarimi da karsilamazsaniz koyunlarinizi kurt kapar ha!” diye ahaliyi kontrolundeki “Baskurt” ve onun gudumundeki kurt surusu ile tehdit ediyorlar!  Gercegiyle ve tesbihiyle durum bundan ibarettir. Yani Türkiye’nin bir numarali sorunu olarak gorulen terör, Genelkurmay’in kontrolundeki İmralı Adasi’ndan yonetildigi artik sir degil, inkar edilemez bir gercek. Bu gercegi halk da gormeye basladi ama kimse cikip “Genelkurmay’daki bir avuc apoletli cuntaci ile PKK lideri Abdullah Öcalan anlasmis evlatlarimizi katlediyorlar” diyerek itirazda bulunmuyor. Hukumet de Genelkurmay’daki bir avuc cuntacinin içinde bulundugu bu ihanete “dur” demiyor, veya korkakligindan diyemiyor. Olan, Kürduyle, Türkuyle, diger unsurlariyla masum insanlarin gencecik evlatlarina oluyor.   Ihanet içinde bulunan “Cobanlar” ve her daim dumanli havayi teneffuse alismis olan “Baskurt” kargasanin ve kirli savasin devamini isterler. Dolayisiyla, “Sorunu Genelkurmay cozsun” ve “Abdullah Öcalan muhattap alinsin da sorun cozulsun” diyerek cozumu onlara havale etmek safliktir. Çünkü bunlar hicbir zaman cozum ve baris istemezler çünkü baris onlarin aleyhinedir. Ister asker ister gerilla olsun, evlatlarini bu anlasmali kirli savasta kaybeden halk harekete gecmedikce ve kendisini temsil eden korkak Hukumeti de acil bir cozum bulmaya cagirmadikca kan akmaya devam edecege benziyor.   Hukumet işe, ihanet içinde bulunduklari apacik ortada olan generalleri Agustos’taki YAS toplantisinda mutlaka tasfiye etmekle ise baslamalidir. Bunu yapmakla diger kurumlardaki Ergenekoncu zevata da guclu bir mesaj vermis olur. Ayrica, “apoletli efendileri”nin tasfiye edildigini goren Öcalan da rahatina duskun oldugu için kendisine ceki duzen vermek zorunda kalacaktir. Gucluye dayanma ve guclunun borusunu otturme zaafiyeti oldugundan, en hizli AK Partili olursa da hic sasmamak gerekir.   Öcalan’in, Suriye’den ayrilirken daga cikmak yerine Türkiye’ye gelmeyi tercih etmesi de rahatina duskunlugu ve olumden korkmasiyla ilgildir. Simdi Ergenekon’un fikir babaligini yapan Encumen-i Danis’in en sadik uyesi olan Huseyin Kivrikoglu ve ekibi tarafindan planlanan ve Öcalan tarafindan da onaylanan gostermelik bir operasyonla Suriye’den alinip Avrupa ve Kenya uzerinden İmralı Adasi’na yerlestirildi. Öcalan’in, İmralı’ya yerlestirerek can guvenligini saglayan Kivrikoglu’na karsi sahip oldugu muhabbeti bazi avukat gorusme notlarina da yansimistir. Kendi arzusuyla İmralı’ya yerlestigi için, operasyonun arkasinda MOSSAD ve CIA’nin oldugu, “uluslararasi komplo ile Türkiye’ye getirildigi” gibi iddialarin ciddiye alinacak hicbir tarafi yoktur.    Hatirlayalim, Öcalan Kenya uzerinden Türkiye’ye geldiginde, kendisini Türkiye’ye getiren Derin Devlet’e defalarca hizmet sozu verdi: "Bir hizmet imkánım olursa yaparım... Hizmet gerekirse yaparım... Türkiye'ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim... Bir hizmet imkánım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim... Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım... Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum." Soz verdigi gibi de “hizmet” yapti ve hala da yapmaktadir. Bulent Ecevit iktidari doneminde gayet uslu duran Öcalan’in, AK Parti’nin iktidara gelmesiyle hircinlastigina ve terörden dolayi hapiste bulunan bir kisi degil de bir muhalefet lideri gibi davrandigina sahit oluyoruz. Avrupa Birligi sureci dogrultusunda Kürdler lehine yapilan duzenlemelere ragmen 24 Mayis 2004 tarihli avukatlar gorusmesinde avukatı Mahmut Şakar araciligiyla Kandil’e, “Arkadaşlara söyle savaşabiliyorlarsa savaşsınlar“ emrini gonderdi. Kandildeki cogunluk ateskesin devamindan yana oldugu halde Şakar “Ben önderlik (Öcalan) adına konuşuyorum, bu kongrede kesinlikle savaş kararı çıkmalıdır” israri uzerine ateskes karari bozuldu ve Haziran 2004’ten sonra catismalar basladi.   Selim Çürükkaya, 26 Haziran 2010 tarih ve “Abdullah Öcalan’a açık mektup” baslikli yaziyla (http://www.taraf.com.tr/rasim-ozan-kutahyali/makale-abdullah-Öcalan-a-acik-mektup.htm) Öcalan’a cagrida bulunan Taraf Gazetesi yazarlarindan Rasim Ozan Kütahyalı’ya hitaben yazdigi 28 Haziran 2010 tarih ve “Sayın R.Ozan Kütahyalı” baslikli makalesinde (http://www.Kürdistan-aktuel.org/yazarlar/selim-cueruekkaya/5560-sayn-rozan-kuetahyal.html) konuyla ilgili detaylari anlattiktan sonra su eklemede bulunuyor:   “Peki neden Öcalan bu talimatı verdi, diyeceksiniz  yine hiç bir şey bilmiyormuşçasına! Bende size Öcalan’a bu talimat verdirildi diyeceğim! Çünkü o tarihlerde Hurşit Tolon, Ersöz ve Hasan Atila Uğurlar o adadan sorumluydu. Ve sonradan açığa çıktı ki ordu içinde bir darbe planı hazırlanmıştı. Ordu halktan destek alan AKP yi hazm edemiyordu. Darbeden önce darbe ortamının hazırlanması gerekiyordu. Bunun için çatışmalara ihtiyaç vardı. Her taraf cehheneme çevrilmeli, can güvenliği ortadan kalkmalı ve halk kahraman orduyu göreve çağıracak kıvama getirilmeliydi! İşte bunun için Öcalan’a o talimatı verdirdiler. Bunun için o talimatın İmralı adasından dışarı çıkmasına göz yumdular. Bunun için Türk basını bu konuda hiç bir şey yazmak istemedi. Bunun için Barolar sustu, Bunun için Yarsav  sessiz kaldı.” Çürükkaya devamla su dikkat cekici bilgileri aktariyor: “Ondan sonra neler oldu? Hakkari ve Şemdinli’de karakollar basıldı, Diyarbakır ve Ankara da bombalar patlatıldı. Bizzat sizin (R. O. Kütahyalı’yi kasdediyor, C. Akbay) yazdığınız gazete, bu olayların şaibeli olduğunu kanıtlarıyla yazdı. Cumhuriyet gazetesi bombalandı, bombacıların aynı gazeteyle ilişkileri vardı. Laik danıştay hakimleri güya ‘dinci bir fanatik’ tarafından kurşunlandı. Ama laik hakimleri kurşunlayanlarında laik oldukları kısa zamanda anlaşıldı. Anlaşıldı anlaşılmasında, ordunun kendi karakollarını bastırdığı hala bir türlü anlaşılamadı!” Curukkaya, bu son cumlesindeki “ordunun kendi karakollarını bastırdı” ifadesiyle Daglica ve Aktutun gibi karakol baskinlarini kasdediyor saniyorum. Bu (ve benzerleri) baskinlarin derin-PKK ve derin-TSK’nin ortak eylemleri oldugunu daha once yazdigim “Dağlıca ve Aktütün'de derin-TSK ve derin-PKK Elele” baslikli yazida bahsetmistim, zamandan tasarruf için bir daha detaya girmek istemiyorum (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/2086.html).    Derin-PKK ve derin-TSK ortakligi sadece Daglica ve Aktutun ile sinirli degil, “Derin Devlet” her ne zaman ihtiyac duysa Öcalan hemen devreye girdigine sahit oluyoruz. 2004’te ateskesin bozulmasiyla TSK 250 binden fazla askeri Kuzey Kürdistan’a kaydirarak, AK Parti’nin iktidara geldigi aylarda kaldirdigi OHAL’i gayri resmi olarak bolgeye geri getirdi adeta. Öcalan sayesinde apoletli burokratlarin (ve genel olarak statukonun) eli guclenirken sivil hukumetin eli kolu baglandi, AB sureci durma noktasina geldi, bombalamalar oldu, faili mechuller cinayetlerde artis gozlendi. Ardinan, Demokratiklesme Sureci ve Kürd Acilimi’nin sabote etmek için de Öcalan’in devreye sokuldugunu goruyoruz. Öcalan’i her firsatta ve her yerde kullanmaktan cekinmiyorlar; mesela, Sener Eruygur ve arkadaslarinin darbe planlarina engel o ldugu için hem derin-TSK’nin hem de Ergenekoncu Medya’nin (ozellikle Emin Colasan gibi embedded gazetecilerin) saldirisina ugrayan zamanin Genelkurmay Baskani Hilmi Ozkok’un, Öcalan’in da “Hilmi Özkök'ün güvenlik anlayışı devleti uçuruma götürür” gibi sozlerle saldirisina ugradigina sahit olduk (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5861.html). Onemine binaen yukarida iki defa tekrarladigim cumleyi bir defa daha tekrarlayip meselenin can alici noktasina gelelim: “Türkiye’nin bir numarali tehtidi olarak gorulen terör, bu teröre karsi mucadele eden (daha dogrusu ‘eder gibi gorulen’) Genelkurmay’in sorumlulugundaki İmralı Adasi’ndan yonetiliyor!!” Can alici nokta sudur: teslim oldugunda “Anam da Türk’tur... Türkiye'yi seviyorum. Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum” diyen, bir fiske vurulmadan itirafciligi kabul edip klasorler dolusu itirafta bulunarak PKK’nin bütün sirlarini devlete veren, 1000 kisilik bir ordu tarafindan korundugu halde “ben oldurecekler” diye sizlanan korkak biri Genelkurmay’a ragmen, Genelkurmay’a kafa tutarak PKK’yi yonetemez. Genelkurmay’daki Ergenekoncu Cunta’nin emirlerini yerine getiriyor. Cumhurbaskani Abdullah Gul’den Basbakan Tayyip Erdogan’a, Talabani’den Barzani’ye ve Avrupa ve Türkiye’deki muhalif Kürdlere kadar herkese hakaretler savuran Öcalan’in Genelkurmay ahalisine bir cumlelik dahi olsun ters ifade kullanmamasi bunu gosteriyor. Ayni durum Genelkurmay için de gecerlidir... Her firsat bulduklarinda siyasetcilere laf yetistiren, PKK’nin her eylemi sonrasi Barzani’ye hakaretler savuran malum generallerin (emekli veya muvazzaf) Öcalan aleyhine bir tane dahi olsun beyanati olmamasi tesaduf olamaz. Kim ne derse desin, bugun Türkiye’nin bir numarali tehtidi olarak gorulen terör Genelkurmay’in bilgisi ve Genelkurmay’daki bazi Ergenekoncu generallerin direktifleriyle yonetiliyor; Öcalan ise sadece sefil bir aracidir, zelil bir kukladir, korkak bir kiralik taserondur. Hukumet oncelikle İmralı Adasi’nin yonetimini Genelkurmay’dan alip geri Adalet Bakanligi’na vermeli, Öcalan’i kullanarak Türkiye’yi kan golune ceviren hain Ergenekoncu generalleri en kisa zamanda tasfiye etmelidir. Guce ve gucluye tapan Öcalan, arkasindaki gucu kaybedince kendisine gelecek, PKK’yi İmralı’dan yonetmeye kesinlikle cesaret edemeyecektir. Dunyanin hicbir ulkesinde bu garabeti goremezsiniz.   Erdal Safak 22 Haziran 2010 tarihli Sabah'taki yazisinda bu onemli noktaya dikkatimizi cekiyor: “Çankaya Köşkü'ndeki ‘Güvenlik Zirvesi’nde Öcalan'ın açıklamaları gündeme geldi mi bilmiyoruz ama son dönemde terörün tırmanmasında İmralı sakininin büyük vebali var. Öcalan, dünyanın tek ‘İmtiyazlı’ terör örgütü lideri. Peru'daki yüksek güvenlikli Piedros Gordas cezaevinde ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken ‘Aydınlık Yol’ terör örgütünün lideri Abimael Guzman Reynoso'nun avukatları aracılığıyla militanlarına haber gönder(ebil)diğini biz bugüne kadar ne duyduk, ne okuduk. Aynı şekilde Fransa'da Poissy cezaevinde müebbet hapis cezasını çekmekte olan Ilich Ramirez Sanchez'in, yani Carlos'un da sesi sedası çık(a)mıyor. Ama Öcalan her hafta avukatları aracılığıyla örgütüne mesajlar yolluyor, talimatlar yağdırıyor."  Bir ekleme de ben yapayim... 6 kisinin olumune 1000 kusur kisinin de yaralanmasina sebep olan 1993'teki Dunya Ticaret Merkezi bombalama olayinda fikir babaligi yaptigi gerekcesiyle gozaltina alinan Seyh Omer Abdurrahman ayni yil tutuklandi, 1996 yilinda da omur boyu hapse mahkum edildi. North Carolina Eyaleti'indeki Butner hapishanesinde, tek basina omurboyu cezasini cekiyor ve hickimseyle de gorusturulmuyor. Avukati Lynne Feltham Stewart, Seyh Omer'in bir mektubunu disari sizdirdigi için "teröristlere yardim" sucundan 30 yil hapis cezasiyla yargilandi; 2005'te 28 aylik hapis cezasi aldi. Gogus kanseri de olan Lynne Hanim, 28 aylik cezasini cekmek için 19 Kasim 2009 tarihinde teslim oldu.  Seyh Omer Abdurrahman 6 kisinin olumunden ve 1000 kusur kisinin yaralanmasindan dolayi suclu bulundugu için tek hucre hapsi cekerken, orgutunu yonetmek soyle dursun, disari ile irtibati tamamen kesilmisken, 50 binden fazla insanin olumunden, onbinlerce kisinin yaralanmasindan, milyonlarca kisinin sefaletinden ve surgun hayatindan, milyarlarca dolar masraftan sorumlu olan Kemalist rejimin kadrolu ve dunyanin tek "imtiyazli teröristi" Abdullah Öcalan ise 1000 kisilik bir ordu tarafindan korunan luks bir hapishanede (buna karargah demek daha dogru olur) kaliyor, zehirlenmemesi için cok ozel yemeklerle besleniyor, 24 saat emrinde olan birkac doktoru var, buna ragmen “burnum akiyor” diye sizlanmaktan cekinmiyor oysa Kürdistan'da binlerce Kürde bir doktor bile dusmuyor. Deniz manzarali odasinin boyutundan ve pencerenin yerinden sikayetciydi, halledildi, en son renkli televizyon istiyordu, sesi solugu kesildigine gore o da verilmis demektir. Yani rahati yerinde, BDP ve PKK’lilerin “Öcalan’i serbest birakiniz” cagrisina ragmen Öcalan’in İmralı’dan cikmak istemedigine eminim çünkü oldurulmekten korkan birisi 1000 kisinin korudugu İmralı’dan kesinlikle cikmak istemez.  Lynne Hanim kanserli oldugu halde 28 ay cezaya carptirildi ama Öcalan'nin avukatlarinin disari sizdirdigi(!) basin aciklamalarindan neredeyse 10 tane Apo Britannica ansiklopedisi cikar. Ne ikide bir Barzani’ye kukreyen Genelkurmay’in, ne Öcalan’a "sayin" dedigi için nice siyasetciler hakkinda dava acan Adalet mekanizmasinin, ne de AK Parti Hukumetinin ruhu duyuyor!  Oyle mi acaba? Ruhlari mi duymuyor yoksa millet bu gercege dikkat cekmedigi için duymamazliktan mi geliyorlar? Kimin eli kimin cebinde, kimin parmagi kimin tetiginde oldugu aslinda cok acik ama o ellere kelepce takma ve o parmaga ders verme cesareti gosterilmiyor. Gosterilmedigi için de hergun onlarca cocuk hayatini kaybediyor. Evlatlarini kurban veren Türkler ve Kürdler su gercegi artik bilmeli ve sesli olarak haykirmalidirlar: Türkiye’nin bir numarali tehtidi olarak gorulen terör, bu teröre karsi “mucadele eder gibi gorulen” Genelkurmay’in sorumlulugundaki İmralı Adasi’ndan yonetiliyor!!” Asker aileleri Genelkurmay’in onunde toplanip bu soruyu sormalidirlar. Kürdler de “tas atan evlatlarimiz hapishanelere doldurulurken, Öcalan’a ‘sayin’ diyen siyasetcilerimiz sorusturma gecirirken Türkiye’nin bir numarali tehtidi olarak gorulen PKK’nin Öcalan tarafindan yonetilmesine neden musaade ediliyor, isin içinde bilmedigimiz kirli isler mi var?” diye sormalidirlar. Genelkurmay Öcalan’a musaade ediyorsa, ondan korktugu için degil, onu kullandigi içindir. Kirli bir savasta kukla olarak kullanilan, milyonlarca Kürdun perisan olmasina sebep olan biri Kürdlerin lideri olamaz. Not: Ocalan ile Genelkurmay arasindaki iliski desifre oldukca, Genelkurmay’daki Ergenekoncu Cete’nin avukatligini ve sanal alemdeki psikolojik harp merkezi gorevi yapan karanlik “ODAtv.com”’ emir uzerine hemen bilgi kirliligine ve savunmaya gecti (http://www.odatv.com/n.php?n=cemaatin-gozu-dondu--0207101200; http://www.odatv.com/n.php?n=pkk-gercekten-taseron-mu-3006101200; http://www.odatv.com/n.php?n=ocalanin-orgute-talimat-vermesi-onlenebilir-mi--0207101200). Demek Ocalan’in desifre edilmesi Genelkurmay’daki cuntayi oldukca rahatsiz ediyor.  2 Temmuz 2010