Anasayfa | Yazarlar | Dr. Cevdet Akbay | Derin TSK’nın Savaş Paşaları ile Derin PKK’nın Savaş Ağaları’nın Beyhude Çırpınışları

Derin TSK’nın Savaş Paşaları ile Derin PKK’nın Savaş Ağaları’nın Beyhude Çırpınışları

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image "Turk ve Kurd Ergenekon elele!"

Darbe anayasasının degiştirilmeye çalışıldığı son günlerde terör bu iki cephe tarafından özellikle tırmandırılarak önümüzdeki halk oylaması sabote edilmeye ve halk tahrik edilerek değişime “evet” denmesinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Derin Devlet’in tetikçiliğini yapan derin PKK’nin Savaş Ağası Abdullah Öcalan, şimdi yaptığı gibi, kendisine ihtiyaç duyulan her zaman ve durumda “hizmet”e çağrılıyor, o da bunu seve seve yapıyor.

Kim ne derse desin, Türkiye’nin son 25-30 senesine damgasını vuran ve düşük yoğunluklu olsa da hala devam etmekte olan mevcut savaş kirli ve anlaşmalı bir savaştır. Bir tarafında derin-TSK, diğer tarafında da derin-PKK vardır. Silah tüccarlarını ve kaostan nemalanan kirli “Derin Devlet”in iktidarını kuvvetlendirerek devam ettirmekten başka bir işe yaramayan bu kirli savaş, TSK içindeki Türk Ergenekonu (derin-TSK) ile Abdullah Öcalan’ın önderliğindeki Kürd Ergenekonu (derin-PKK) tarafından uzatılmaktadır.

Darbe anayasasının degiştirilmeye çalışıldığı son günlerde terör bu iki cephe tarafından özellikle tırmandırılarak önümüzdeki halk oylaması sabote edilmeye ve halk tahrik edilerek değişime “evet” denmesinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Derin Devlet’in tetikçiliğini yapan derin PKK’nin Savaş Ağası Abdullah Öcalan, şimdi yaptığı gibi, kendisine ihtiyaç duyulan her zaman ve durumda “hizmet”e çağrılıyor, o da bunu seve seve yapıyor. Kullanılmaya müsait bir yapısı var bu Savaş Ağası’nın… Kendisini, kanı beş kuruş etmeyen Derin Devlet çetesine kullandırmaktan, Kürd gençlerini bu ahlaksız ve kirli dava için kurban vermekten zevk alıyor sanki…

Bekaa Karargâhı’nda hayatını tehlikede görmeye başladığı için, şimdi Ergenekon’un ağabeyliğini yapan Encümen-i Daniş üyesi Hüseyin Kıvrıkoglu ekibiyle yaptığı gizli bir anlaşmayla (son birkaç avukatlar görüşmesinde Kıvrıkoğlu’nu methetmesine dikkatinizi çekerim) İmralı Karargâhı’na yerleştirilme sürecinde uçakta verdiği “Bir hizmet imkânım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum” sözünü o gün bugündür harfiyen yerine getiriyor.

Ecevit döneminde senelerce süt dökmüş kedi gibi suspus kalan ve hiçbir şikayette bulunmayan Öcalan; OHAL’in kaldırıldığı, AB katılım sürecinde birçok iyileşmelerin yapıldığı (Kürdler açısından önemli olan birçok kültürel hakların verilmesi; Kürdistan’a her türlü yatırımı engelleyerek bölgeyi sefalete mahkum eden, “faili meçhul” süsü verilen onbinlerce cinayetin arkasındaki “gizli güç” olan MGK’nin sivilleştirilerek etkisizleştirilmesi bunlardan sadece birkaçı) AK Parti iktidarına rast gelen 2004’ün ortalarında ateşkes kararını “derin” avukat Mahmut Şakar’a bozdurarak terörü tekrar tırmandırarak sivil yönetimin elini zayıflatıp Ergenekoncu militarist güçlerin elini kuvvetlendirdi (Şemdinli dahil birçok karanlık ve kirli olay Öcalan sayesinde oldu). Bunun neticesinde, AB çerçevesinde yapılması planlanan ve çoğu Kürdlerin faydasına olan birçok iyileşme ya yavaşladı ya da tamamen durdu. Öcalan, bu zelil “hizmet”iyle Derin Devlet’e büyük hizmetler sunarken Kürdlere de ihanet etmiş oldu.

Öcalan’ın “hizmet”i bununla da sınırlı değil. Ergenekoncu Şebekenin, Cumhuriyet Mitingleri, 367 entrikası, 27 Nisan korsan bildirisi gibi ahlak dışı operasyonlarla meşru hükümeti alaşağı etmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşmesini sağladığı Dağlıca ve Aktütün saldırılarıyla Derin Devlet için çok önemli bir “hizmet” daha sunduğuna şahit olduk. Bir müddet önce başlatılan Demokratik Açılım’ı başarısız kılmak ve şimdi de Anayasa Değişikliği’ni ve bu değişikliğin halk oylamasına sunulmasını engellemek için Derin Devlet’e hizmet sunmaya tam hız devam ediyor.

Bütün bu “hizmet”i elindeki derin-PKK silahıyla yapıyor. Peki bunu nereden yapıyor? Yani, elindeki PKK tetiğini nereden çekiyor? İmralı Adası’ndan… İmralı Adası kimin sorumluluğunda? Genelkurmay’ın… Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale etmek için ilahi okuyan birkaç küçük çocuğu bahane edip 27 Nisan bildirisi yazan Genelkurmay, Öcalan’ın bütün bu terörü azdırma faaliyetleri karşısında neden suskun kalıyor? Yeri geldiğinde Başbakan’a bile posta koyan, beceriksizliklerini deşifre eden özgür medyayı hainlikle suçlayan apoletli bürokratların, Öcalan’ın aleyhine bir tane dahi olsun cümle kurduklarına şahit oldunuz mu hiç? Teröre karşı önlem almak Genelkurmay’ın görevi değil mi? Eğer PKK’yi ülkenin huzuru için en büyük düşman olarak görüyorlarsa, bu düşmanın kendi kontrollerindeki İmralı Adası’ndan yönetilmesine neden engel olmuyorlar?

Engel olmamalarının iki ihtimali vardır… Ya Abdullah Öcalan’dan korkuyor ya da “Derin Devlet”e iyi “hizmet” sunabilmesi için ona göz yumuyor. Öldürülme korkusundan dolayı Suriye’den kaçıp İmralı’ya sığınan; yaklaşık 1000 kişi tarafından korunan İmralı’da bile “her an beni öldürebilirler” diye tir tir titreyen; Türkiye’ye teslim olduktan sonra alelacele ve göstermelik olarak yargılanırken hic direnmeyen, bir fiske dahi yemeden itirafçı olmayı kabul edip klasörler dolusu itirafta bulunarak PKK’nin bütün sırlarını devlete veren, “hizmet etme” isteğini orada da tekrarlayan korkak birisinin Genelkurmay’a kafa tutması bana pek inandırıcı gelmiyor. Ayrıca, Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, muhalif Kürdlerden Talabani ve Barzani’ye kadar bütün sivillere çok seviyesizce saldırırken Genelkurmay aleyhine bir cümle dahi kullanmaması bunu gösteriyor.

Geriye ikinci ihtimal kalıyor; yani Genelkurmay’daki Ergenekoncu zevat, ihtiyaç duyuldukça bu Savaş Ağası’nı devreye sokuyorlar. Zaten onlar da Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a bile kafa tutarken Öcalan’ı ısrarla es geçiyorlar.

Genelkurmay’daki Türk Ergenekoncu Savaş Paşaları ile Kürd Ergenekoncu Savaş Ağası Öcalan arasındaki bu gayri ahlaki ve kirli ilişki devam ettikçe Kürd ve Türk milyonlarca insanın hayatını cehenneme çeviren kirli savaş da devam edecek. Bu ahlaksız kirli ilişki deşifre edilip suçlular cezalandırılmadığı müddetçe de daha yıllarca devam edeceğe benziyor. Canımızı almakla yetinmeyecek, vergilerimizle toplanan milyarlarca dolarlık paralar yabancı silah tüccarları ve onların yerli işbirlikçilerinin kasalarına boşaltılmaya, alınan silahlar ise çıplak dağların bağrına gömülmeye; bunun neticesi olarak, “Derin Devlet” ile irtibatlı silah tüccarları ve kaostan nemalanan bir kısım işadamları ve bürokratlar parasal ve makamsal olarak köşe dönmeye, Ergenekoncu militarist yönetim de varlığını kuvvetlendirerek sürdürmeye devam edecek.  

Olan, birkaç aylık yetersiz eğitimden sonra savaş arenasına sürülen, korunamayan karakollara doldurularak göz göre göre ölümün kucağına bırakılan fakir ve fukaranın gencecik evlatlarına; aç ve susuz olarak dağlara ölüme gönderilen gariban Kürdlerin evlatlarına oluyor. Derin-TSK’nin Türk Ergenekoncu ve derin-PKK’nin Kürd Ergenekoncu ruhsuz ve vicdansız mensupları, asker veya gerilla demeden gencecik evlatlarımızı birbirine kırdırıyorlar… Ölen her bir can kıvılcım olup binlerin yüreğini yakıyor… Körüklenen tarifi imkansız nefretle kardeşlik duyguları parçalanıp toplumsal barış dinamitleniyor. Bunun neticesi olarak, kanı beş para etmeyen Savaş Paşaları ve Ağaları, oluşturdukları kaotik ortamdan yararlanarak saltanatlarını devam ettiriyorlar.

Savaş Paşaları, geceleri bile çelik yelekle yatarken keskin nişancıların önüne attıkları acemi askerlere çelik yelek veriyorlar mı acaba? 2006-2007'de bu tür sorular gündeme gelmiş bazı insanlar çocuklarına çelik yelek alma kampanyası başlatmıştı. Genelkurmay, BA-23/06 ve BA-15/07 nolu Basın Açıklamasıyla “…bu konuda TSK'nın bir zafiyeti yoktur. Kullanılan çelik yelekler, Silahlı Kuvvetlere ait tesislerde yeteri kadar üretilebilmektedir” demişti. Kimse de çıkıp, “Madem yeteri kadar çelik yelek üretiliyor, neden savaş meydanlarındaki erlere verilmiyor?” diye sormaya cesaret edemedi; şimdi bile kimse sormuyor. Eğitimsiz erlere çelik yelek verilseydi, hayatını kaybeden her yüz askerden en az yetmişi bugün hayatta olabilirdi. Kim oldukları artık malum olan birileri bu garibanların öldürülmesini sağlayarak nefreti körüklüyor, toplumsal barışı baltalıyor.

Çocuklarını kurban veren anneler ve babalar Genelkurmay’a sormalılar: son günlerde baskına uğrayan karakollardaki askerlerin çelik yelekleri var mıydı? Dağlıca ve Aktütün'de öldürülen çocuklara çelik yelek vermişler miydi? Kendilerine kurşun geçirmez araçlar alıyorlar, onlarsız dışarı adım dahi atmıyorlar; evlerinin ve ofislerinin camları kurşun geçirmez; peki ölüme gönderdikleri çocukların görev yaptığı karakolların duvarları ve çatıları neden dökülüyor? Bu soruları sormaya cesaret etmedikleri müddetçe can ciğer evlatlarını bir hiç uğruna bu anlaşmalı kirli savaşa kurban vermeye ve evlatlarının bir tırnağı bile olamayan sefil Savaş Paşaları’na feda etmeye devam edecekler. 

Merak ediyorum... Bu kirli savaşta öldürülenler fakir fukaranın evlatları değil de mesela Deniz Baykal’ın elinden tutup zaman zaman bayram namazlarına götürdüğü torunu; İlker Başbuğ’un askerliklerini kıyak yerlerde yapan, Ankara’nın doğusunu televizyonlarda bile görmek istemeyen yakın-uzak tanıdıkları; Devlet Bahçeli’nin can ciğer yakınları olsaydı akan kan ve göz yaşlarına kör, yükselen “Bu kirli savaşı durdurunuz!’ feryatlarına sağır ve vurdumduymaz olurlar mıydı? Öldürülenler, canları ucuz hatta parasız fakir fukaranın evlatları olunca bu anlaşmalı savaşı durdurmak için kıllarını kıpırdatmak şöyle dursun, var güçleriyle vicdansızca körüklemeye çalışıyorlar.

Biz cok sorduk, soruyoruz, sormaya devam edeceğiz… Ama çocuklarını kaybeden anne ve babaların da bu ruhsuz Savaş Paşaları’nın karşısına dikilip sorularını çoğaltmaları lazım… TSK’ya emanet ettikleri evlatlarına neden sahip çıkılmıyor? Neden paşa eşlerinin süs kopekleri kadar bile değer verilmiyor evlatlarına? Çocuklarının öldürülmesinde ihmali bulunan ihmalkâr görevliler neden cezalandırılmıyor? Devletin en birinci düşmanı olarak görülmesine, çocuklarının zahiri katili olmasına rağmen PKK’nin, Genelkurmay’ın sorumluluğundaki İmralı’dan yönetilmesine neden göz yumuluyor? Devlet kendi “canavar”ını neden besliyor? Bunda bir sakatlık yok mu?

Evlatlarını kurban veren Kürdler de benzer soruları Kürd Savaş Ağaları’na, özellikle de, 1000 kişilik bir ordu tarafından korunduğu halde ölüm terleri döken korkak; emrinde birçok özel doktor olduğu halde burun akıntısından bile sikayet etmekten sıkılmayan; Genelkurmay’ın sorumlulugundaki İmralı’dan PKK’yi yönetip şiddeti körükleyerek onbinlerce Kürd gençlerini kurbanlık koyunlar gibi ölüme gönderen Kürd Ergenekon’un başındaki Savaş Ağası Öcalan’a, Kandil ve Avrupa’daki tuzu kuru Apocu Savaş Kahyaları’na sorsunlar. Bu soruları sormaya cesaret etmedikleri müddetçe can ciğer evlatlarını bir hiç uğruna bu anlaşmalı kirli savaşa kurban vermeye ve evlatlarının bir tırnağı bile etmeyen sefil Savaş Ağaları’na feda etmeye devam edecekler.

Kürdlerden “bağış” adı altında toplanan paralar Öcalan’ın Aile Şirketi aracılığıyla liyakatsız, tetikçi olarak kullanılmaya elverişli ve yalakalara aktarılıyor. Onlar Kürdlerden toplanan paralarla göbek bağlarken kurbanlık koyunlar gibi telef edilmek için dağlara gönderilen Kürd gençleri ise otlarla besleniyor, kendilerini soğuktan koruyacak doğru dürüst elbiseleri bile yok.

Merak ediyorum... Bu kirli savaşta öldürülenler fakir fukara Kürdlerin evlatları değil de, mesela, emrindeki birkaç özel doktorlara rağmen en basit bir burun akıntısı ve kaşıntısı için bile çocuk gibi ağlayan Öcalan’ın yeğenleri olsaydı; son günlerde ağzından barut kusarak kirli savaşı alevlendirmeye çalışan Cemil Bayık’ın tanıdıkları; Murat Karayılan’ın can ciğer yakınları olsaydı bu lanet savaşı bu kadar zevkle körüklerler miydi? Hem bu kirli savaşta soyadı Öcalan, Bayık, Karayılan ve savaşı körükleyen diğer zavatın soyadını taşıyıp hayatını kaybeden kaç kişi var? Neden kurbanlar hep gariban Kürdlerin evlatları oluyor da hakketmedikleri halde elleri öpülenler ve el üstünde tutulanlar, Derin Devlet işbirlikçisi Öcalan ve yakınları oluyor?

Kürdler kendi kendilerine sormalıdırlar, neden taş atan veya zafer işareti yapan küçük Kürd evlatları hapsediliyor da Genelkurmay’ın sorumluluğundaki İmralı’dan PKK’yı yöneterek binlerce kişinin kanına giren Öcalan’a ses çıkartılmıyor? Bu çarpıklık bile Öcalan’ın Derin Devlet’in bir “tetikçi”si olduğunu göstermiyor mu? Darbeci/Balyozcu Ergenekoncuları serbest bırakmaya çalışan resmi görevliler ve taş atan çocukları hapsederek Kürdleri tahrik edenlerin, Öcalan’ın hizmet ettiği Derin Devlet’e bağlı aynı kişiler olduğunu da sırası gelmişken belirtelim. Bunlar, kirli icraatlarıyla PKK’ye taze kan pompalıyor; PKK da Kürdlere zerre kadar faydası olmayan ahmakça eylemleriyle Ergenekonculara can simidi oluyor:  

“(Oktay) Kuban bizi hayretler içinde bırakıyor… Balyoz soruşturmasındaki tahliyeci tutumunun aksine Diyarbakır’dayken tutuklama eylemli bir hâkimimizdi. Biz onu Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görevliyken, huzuruna getirilen ve tek suçu taş atmak ve zafer işareti yapmak olan çocukları dahi tutuklayıp aylarca hapiste yatıran bir hâkim olarak hatırlıyoruz. Hükümeti yıkmak için plan yapmak ve darbeye teşebbüs suçlaması ile tutuklanan Balyoz sanıklarını salıverince aklımızdan keşke aynı tavrı Diyarbakır’da da gösterseydi diye geçirdik. Diyarbakır’da yetersiz delillerle çok sayıda insanı yıllarca hapis yatırdı...” (“Bir hâkimin inanılmaz değişimi”, Ahmet Kekec, 5 Nisan 2010, Star; http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ahmet-kekec/bir-h-kimin-inanilmaz-degisimi-253626.htm).

Derin Devlet, yapılan anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçmesi durumunda halk tarafından yüksek bir oyla destekleneceğini bildiği için (ki bu onlar için moral çöküntüsü olur) Öcalan’ı acilen devreye sokarak değişikliğin Meclis’ten geçmemesini sağlamaya çalıştı. Öcalan, bütün gayretine rağmen Derin Devlet’e iyi bir “hizmet” sunamadı. Şayet değişiklik Meclis’e takılsaydı, kendisine ihtiyaç duyulmayacağı için PKK büyük ihtimalle geri çekilecekti; tabii gelişmeler Derin Devlet’in istediği gibi gitmeyince Kürdlerin zerre kadar faydasına olmayan aksine zararına olan ahmakça eylemler icin derin-PKK devrede.

Derin Devlet’in bu süreçte derin-PKK’ya verdiği görev kısaca şudur: terör tırmandırılacak, derin-TSK’nın de desteğiyle çok sayıda asker öldürülecek; birkaç yıl önceki gibi, Ergenekoncu unsurlar cenaze merasimlerinde provokasyonlar yapacak; kötü gidişattan dolayı AK Parti Hükümeti suçlanacak, hükümet yetkililerine saldırılacak… Derin-PKK terörü tırmandırmakla yetinmeyecak, bazı sansasyonel suikastler de düzenleyecek bu süreçte. Oluşturulacak kaosla hükümet acz içinde gösterilecek, istifaya zorlanacak. Hükümet zayıf düşünce referandumdan “Hayır” çıkması sağlanacak. Derin-PKK’nin bu süreçte bir diğer görevi daha var; o da tırmandıracağı terör bahanesiyle derin-TSK’yi Güney Kürdistan’a sokmak. Türkiye’nin Güney Kürdistan ile yakınlaşması Türk Ergenekonu gibi Öcalan’ın başını çektiği Kürd Ergenekonunu da haddinden fazla rahatsız ediyor çünkü. 

Bütün bunlar boş ve bayat taktikler tabii ki. Bunlar tembel ve kafaları da bayat olduğu için bayat pilavı ısıtıp ısıtıp sofraya getirmeye alışmıslar. Ama bu sefer kimse yemiyor. Devran degiştiği için halk bu oyuna gelmeyecek; özellikle de Kürdler halk oylamasında çok gür bir şekilde “Evet” diyerek hem Türk hem de Kürd Ergenekon Şebekesi’ne hakettikleri ağır cevabı verecekler.  

Her şeyin gidebileceği bir sınır vardır. PKK da gelip duvara dayandı artık, bundan ötesi yok oluştur. Derin Devlet’in tetikciliğini yaptığı artık gün gibi ortada; Kürdlerin çoğu da bunu bariz bir şekilde görüyorlar. Bu merhaleden sonra Kürdlerin nefretini kazanacak. İşte PKK ve Öcalan için sonun baslangıcı tam da burada başlıyor. Türk ve Kürd Ergenekoncuların millete kurdukları bütün tuzaklar tek tek kendi ayaklarına dolanıyor, daha da dolanacak; milleti içine düşürmek için kazdıklari çukurlara tepe üstü düşüyorlar, düşmeye devam edecekler; milleti yakmak icin tutuşturdukları terör yangını onları yakıp yıkacak.  

Deniz Baykal’ın skandal videosu hakkında…

Deniz Baykal’ın görüntülü bir skandal kaseti ortaya çıktı. Her açıdan çirkin ve rezalet bir olay, detaya girmek istemiyorum. Ben asıl, hem Kürd hem de Türk Ergenekonu için sanal alemdeki psikolojik harp merkezi görevi yapan ODATV’nin bu çirkinliği fırsat bilip imza attığı çirkinliğe dikkatleri çekmek istiyorum (http://www.odatv.com/n.php?n=kim-cekti-kim-servis-etti-0705101200).

Derin ODA’nın sözkonusu görüntüler için kullandığı başlık: “Kim çekti, kim servis etti?”. Devamla “Hedefteki isim sıradan biri değildir. 11 milyon kişinin oy verdiği bir partinin lideridir. Önümüzdeki seçimde iktidara gelmesi beklenen bir partinin genel başkanıdır. Dürüst, namuslu kimliğiyle tanınır.”

Bir sonraki satırlaa geçmeden önce burada birkaç düzeltme yapma ihtiyacı duyuyorum. Derin ODA, Baykal’ın iktidarı konusunda temennisini, daha doğrusu patronu Derin Devlet’in beklentisini yazmış. Oysa Baykal ve CHP değil bir sonraki seçimde, ömürlerinde iktidar yüzü göremeyecekler; hatta, rüyalarında bile iktidarı tadamayacaklar. Bu boş hayali bir kenara atalım. Baykal için “dürüst ve namuslu” tabiri kullanmışlar; “dürüst”ü bilmem ama bu kasetten sonra “namuslu” demek için namusa Fransız kalmak lazım.

Gelelim derin ODA’nın çirkinliğine veya dilinin altında sakladığı baklaya: “Evet, ‘birileri’ herkesi gözlüyor. Bu ‘birileri’ Ergenekon'u, Balyoz’u, Kafes'i planlayanlardır… Bunu kimler planlıyor; taşeronları kim? Bunun lojistiği birkaç günde yapılamaz. Bunu ancak güçlü bir kurum yapabilir. Kim bunlar?”

Çirkinliği görüyorsunuz. Ergenekon, Balyoz, Kafes hepsi “yalan”, bütün bu kirli planları yazan Ergenekoncular değil, “güclü kurum”lar (Ergenekonla mücadele eden MİT ve Emniyet kasdediliyor). Bu güçlü kurumlar işlerini güçlerini bırakıp Baykal’ın uçkurunun peşine düşmüşler… Görüldüğü gibi karanlık ODA, Ergenekon Terör Örgütü’nü temize çıkartmak için her fırsatı tepe tepe kullanıyor.

Bu kaset kesinlikle “Bir Ergenekon Yapımı”dır 

Karanlık ODA, görevi gereği gerçekleri çarpıtadursun… Ergenekon gibi yapıların kirli iç yüzünü ve ahlaksız çalışma stilini bilenler, bu kasetin de onların ürünü olduğunu rahatlıkla görebilirler. Çünkü işlerini genelde şantaj ve tehditle yaptırırlar. Kendi has adamlarının bile bunun gibi yüzlerce kasetini, ses kaydını hazırlarlar. Kadın, para ve benzeri konularda zaafı olanların gizli görüntülerini, fotoğraflarını cektirip dosyalıyorlar… Dosyasi “sağlam” olan bu adamları daha sonra çok kritik makamlara getirirler. Orada istedikleri gibi “tepe tepe kullanırlar”. Adamın vicdanı sızlayıp “hayır, ben bu ahlaksızlığı yapamam!” diyecek olsa hemen dosyayı gösterip yola getiriyorlar. Onların elinde maskara bir tetikçi olan bu adam ya vicdanının sesini dinleyip her şeye rağmen meydan okuyacak (bu durumda Ergenekon gerekirse kaseti sızdırıp diğer tetikçilere gözdağı verir; bazen de sızdırmaz, onu kendi haline birakır); ya da, elindeki bu etkili tetikçileri etkisiz hale getirerek Ergenekonu zayıflatmak için kaseti başka birileri ele geçirip sızdırırlar.  

Birgün gelir de herşey ortaya çıkarsa, Deniz Baykal’ı “Ergenekon’un gönüllü avukatı” yapan şeyin bu santaj kaseti olduğu ortaya çıkacak belki. Ergenekon, uzun bir süre önce Nuh Mete Yüksel adında bir DGM savcısını da buna çok benzer bir kaset kullanarak onu tetikçi olarak kullanıp epey dava açtırıp, gece yarısı baskınları yaptırıp birçok masum insanın canını yaktırmışlardı. Sonunda birileri o kaseti sızdırarak “santaj silahı” olmaktan çıkardı; Yüksel’i de bu “tepe tepe kullanılma” durumundan kurtardılar. Ellerindeki ucuz ve etkili tetikçiyi kaçırmanın verdiği acıyla önce “montaj” dediler (Yüksel de “bana çok benziyor ama…” demişti), sonra kasetin gerçek olduğu ortaya çıkınca Adalet Bakanlığı tarafından pasif bir göreve kaydırıldı, ardından da emekliye sevkedilerek unutulup gitti. Dikkat, bütün bu gelişmeler Ecevit döneminde oldu… ODAtv’ye baktım, gördüm ki muvekkili Ergenekon’u temize çıkartmak için “Ergenekon tetikçisi” Nuh Mete Yüksel meselesini epey çarpıtmış. Yakışır ODAtv’ye, görevi o (http://www.odatv.com/n.php?n=iste-baykala-yapilan-komplonun-gayri-resmi-tarihi-1005101200).

Bence Baykal sevinmeli… Eger bu kaset dışarı sızdırılmasaydı kendisini daha çok “tepe tepe kullanarak” maskara yapacaklardı. Avukatlıktan sonra kim bilir daha neler yaptıracaklardı ona. Belki de “Genel başkanlıktan istifa et, falan adamımızı yerine geçir” sözünü dinletemeyince kaseti kendileri sızdırdılar, kim bilir! Ergenekon’un Baykal’dan kurtulma operasyonunu bilmeyen yok. “Avukat Bey” ve CHP’liler kaseti çekenleri ve sızdıranları gerçekten cok merak ediyorlarsa, en yakın çevrelerine ve “müvekkilleri Ergenekon Çetesi”ne bakmalıdırlar. Ergenekon’un paralı avukatlığını yapan karanlık ODA’ya bakıp kendi pisliklerini başkasının üstüne sıçratmasınlar. Bu kaset kesinlikle “Bir Ergenekon Yapımı”dır.   

10 Mayıs 2010

Yorumlar (21 gönderildi):

Amedi FARQİNİ .. 10 May, 2010 05:28:33
avatar
Elinize yüreğinize sağlık,Duygularımıza tercüman olmuşsunuz Allah razı olsun..
Baran .. 10 May, 2010 05:57:07
avatar
Kürt halki nasil Kemalist düzeni Kurdistandan attiysa, Türk-islam düzenini ve basindaki AKP'yi de Kurdistandan atacaktir. Kendine müslüman olan Erdogan ve AKP tipki Atatürk gibi tek sesliligi temsil etmektedirler.

Kemalizim "ülkeyi isgalden ve padisahtan kurtarip, cumhuriyet sistemini getirecegiz" deyip kürtlerden destek istedi. Ama sonunda kurulan cumhuriyet 'tek dil, tek millet, tek bayrak' temelinde Türklerin cumhuriyeti olarak kuruldu. Bugün Erdoganin söz ettigi demokratik 2. Cumhuriyette'de 'tek dil, tek millet ve tek bayrak' yer almaktadir. Yine kürtlere birsey yok. Erdogan tek millet söylemi ile 2. Cumhuriyetinde kürtleri inkar edecegini ilan etmistir.

Davos'ta israil cumhurbaskani Perez'e "Sayin Perez siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz. Sahillerde masum kadinlari ve cocuklari öldürdünüz" diyen Erdogan, Ankarada "Güvenlik gücleri kadin, cocuk demeden gereken müdahale'yi yapacaktir" deyip kürtlerin üzerine ates ettirmistir. Istanbulda fasist türkler kürtlere pompali tüfeklerle saldirirken "Halk kendini koruyor" demistir.


Erdogan - CHP - TSK ve 10. Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezerin hangi konuda ruh dördüzü oldugunuda hatirlatmakta yarar var sanirim. AKP hükümetinin yaptigi her kanunu anayasa mahkemesine götüren CHP, ve önüne gelen her Kanunu geri meclise gönderen Ahmet Necdet Sezer konu kürtler olunca Erdoganla ruh birligi yapmakla kalmayip kürtleri bitirmek icin ayni cephede savasmislardir.

Hatirlanacagi gibi 22 Temmuz 2007 secimlerinde DTP bagimsiz adaylarla secime girme karari aldiginda bu ruh dördüzleri cok iyi bir uyum sevgilemislerdir. AKP hükümetinin hazirladigi bagimsiz adaylarin'da secim pusulasina alinma yasasini mecliste CHP desteklemis ve 550 milletvekilinin oyu ile yasa meclisten gecmistir. AKP'nin her hazirladigi her kanunu geri gönderen Ahmet Necdet Sezer önüne gelen yasayi okumadan imzalamistir.

Simdi kürdün varligini inkar eden, kürtlere karsi can düsmani CHP-TSK ve Ahmet Necdet Sezerle birlik olan, kürdü öldürten birisinin kurdugu demokratik 2. Cumhuriyetten kürtlere ne fayda gelir oturup bir daha düsünelim...
Îsmaîl Girikî-- Kemalizmi Kurdistanda atimaya basladigi bir zamanda Kemalizmin ihanet örgütü pkk piyasaya ciki .. 10 May, 2010 11:44:53
avatar
Kürd halki Kemalizmi Kürdistanda atildigi bir dönemde Kemalizmin kölelsi olan Partiya Karkerên Kemalistan(pkk) imdada yetistirildi.

Fasiz Alpaslan Diyarbakira ayak basmasken, Kemalist pkk yilan yavrusunu ciceklerle karlamisti.

Ne derin devlet vardir ve nede derin PKK vardir. Olanlarin her ikiside acik bir sekilde Kürd halkina karsi mücadele birlikteligini sürdürülüyor.

Örneyin kemalist pkk Kürdlerin nesini sevinir derken derin mi oluyor yoksa aciklata bir siyast mi?

Örneyin Otononmiyi dahi kabul etmiyeceig derken ve bu ugurda mücadele ederken derin mi yoksa acikta bir siyastmi yörütülüyr? Buda derin deyil, ya nedir? acik bir sekilde Kürd ve Kürdistana düsmanlik siyasetini sürdürmktedir bu kemalit Pkk.

Anlamayanlar ve unurlari bes para icin kör ve sagir olmaya calisanlar aslinda bu acik Kürd düsmanligini bilerek devamindan yadirlar. olanlar bu durumu bir cikar yada kapisimi yada ihanet mertebesine ulasmasi icinmi bunu yapiyorlar?

Cocuklarini kaybeden anneler ve bilerek cocuklarini kemalizmin hayat damarlarini yasatmak icin Kandile havale edenlerin dösünme zamani gelmedimi acaba? Yoksa Imrali ihaneti icin hala kan mi vermeye devam edecekler?

Gene Kürdler kaybediyor. Öldürenler %95 Kürd.Hem Kemalist pkk Kürdleri vuruyor hemde -genelkurmay vuruyor Kürdleri.

Îsmail Girikî
Baran .. 11 May, 2010 12:35:46
avatar
Bugün Kurdistanda AKP tarafindan Hizbullah'in alt yapisi hazirlanmakta. Kürtler dini bütün insanlardir. Ama hicbir zaman seriyat düzeninden yana olmamislardir. 1980lerde TSK eliyle kürtleri vurmak adina Hüseyin Veliogluna kurudurulan Hizbullah bugün AKP tarafindan yine diriltimeye calisiliyor. Kutlu Dogum haftasi cercevesinden Amed'de 300 bin kisilik bir kalabalik toplanmis ve AKP bu toplantinin yapilmasinda ön ayak olmustur. Kendi sistemlerinin beyin takimlarini Türklerden secerken, silahlari güclerini de kürtlerden olustumaktadirlar. Cünkü Kurdistanda kendilerine yasam sansi bulamayacaklarinin farkindalar. Hizbullah ile Kurdistanda kürtler arasinda catisma ortami yaratmaya calismaktadirlar.

Erdogan tipki Adnan Menderesin 1950lerde kürtlere karsi uyguladigi siyaseti yürütmektedir. Cogu kürt 49lar olayini bilmektedir. 49larin yasayan tutsaklarindan biriside Yasar Kaya'dir. Adnan Menderes o zamanlar "Sayisi cokta fazla olmayan kürt aydinlarini cezaevine tikarsak, kürt sorununu 30 yil ertelmis oluruz" demistir. Erdoganda bugün 1500 kürt siyasetcisini hapise attirarak Adnan Menderesin 50 yil önceki planlarin uygulamaktadir.

Kürt Acilimi diye yola ciktiginda o agzindan düsürmedigi 70 kürt milletvekiline kürt sorunu hakkinda yasak getirmistir. "söz ola kestire basi" lafi ile acik acik kürt vekillerini tehdit etmistir. "eger bu konu hakkina konusursaniz kelleniz gider" demistir. Birakin DTP ya da baska bir parti ve örgütle konusmayi, kendi partisindeki kürt vekillerini dahi muhattap almamistir. Cünkü Erdogan kürt sorununu kürtsüz cözme konusunda kararliydi. Ve AKP'de ki kürt vekillerde bu tehdite boyun egmis hic ses cikarmamislardir.

Erdogan diktasi o meshur Dolmabahce toplantisinda Yasar Büyükanitla kürtlerin kani üstüne pazarlik yapmistir. Kürtlerin kanina karsilik Türban konusunda TSK'dan onay almistir. 2007 Kasim ayinda ABD'den aldigi izni hepimiz biliyoruz zaten. iste Erdogan bugün hala Dolmabahce'deki plani yürütmektedir...
Mehmet Hani .. 11 May, 2010 01:31:19
avatar
Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Söylediklrimize ve söyleyemediklerimize tercüman oluyor yazılarınız.İzninzi almadan kaynak göstererek yazılarınızdan alıntı yaparak yerelde yazıyoruz.Hakkınızı helal edin.Yadıklarınızın toplumun herkesimince okunmasına kısmen katkı sağlıyoruz.Alıntı yapmamızın sizce sakıncası var ise lütfen yazın.Nihayet Abdullah Öcalanın gerçek yüzünü deşifre eden cesur Kürd aydınları ışık saçmaya başladı.Allah yardımcınız olsun

Editörden: Kaynak belirtildekten sonra Nasname'nin tüm haberlerini kullanabilirsiniz ve bu konuda herhangi bir sıkıntı olmaz. Elinize yüreğinize sağlık!
Başarılar diliyoruz.

Nasname Yorumlar Editörü
ömer.f. .. 11 May, 2010 03:21:09
avatar
Bazen yazilanlarincok fazla yarli oldugunu dusunmemeye basladim.Adeta bazi yazilar savunma mantiki uzerine kurulmus.halbuki bu turden yazilar insana fazla bir katki sunmuyor. PKK sunu yapti derken, bir digeri AKP sunu yapmadimi? Bu turden savunmaci mantiklar toplumlari bir yere göturmez, zira bilimsel bir yöntem degil.Bence Pkk,yi elestirirken AKP,yi savunmak gerekmez.Bir anlayis yanlis yaptiginda elestirmek ve tavir almak gerk. Dogru yaptigindada taktir etmek ve desteklemek gerek.PKK kurt kimligini rant araci olarak kullaniyor ve kendi disinda kimseye yasam hakki tanimiyor. Bu diktatörluktur. AKP islami sermaye edinip rant sagliyor.Makyavelist yaklim sergiliyor. Bence bu anlamda Pkk,den farki yok.Birisi kurtleri kullanarak emir kulu yapamadigi kurtleri tu ka ka deyip yasam hakki tanimiyor.AKP islami kullanarak kapi kulu yapamadiklarini baski altina aliyor.AKP kendisi icin demokrasi istiyor. Pkk,da kendisi icin demokrasi istiyor.PKK kurdistanda kendi disinda kimseye bildiri dagittirmiyor.AKP baraji yuzde onda tutarak ne kadar demokrasiyi savundugunu ispat ediyor.cok buyuk benzerlik var yaklasimlarinda. ikiside magduriyet edebiyatini kendi gurup cikari icin kullaniyor. Ama akp PKK kadar kendi uyesini öldurmemis.. Buda gercek.AKP kendi tabanina Pkk den daha demokratik davraniyor.PKK,ye karsitligin anlami AKP,li olmak degil. Yada AKP karsiti olamak PKK,li olmak anlamina gelmez.AKP,nin olumlu bir noktasi propagandada olsa anti kemalizmdir.PKK,nin ise en olumsuz yani Kemalizmi savunmaktir.AKP,yi Kemalist olarak elesirenler, Önce bu elestiriyi Kemalist APO icin yapmalidirlar.PKK,li var. AKP,livar. Onlarin kendini savunuyorlar. Ikisinide kurtulus görmiyenler kendi hattini olusturmali. Birine karsi olam digerini savunmak yanlisligina neden olamaz!!
hazar44 .. 11 May, 2010 09:01:52
avatar
arkadaslar şunu ya ben cözemedim yada bazı arkadaslar,bu gün bu 12 eylül yassaı ve şü anki yasa kürtlere ne verecek onu bilmiyorm kusura bakmyıon cahiliğime bağişlayın anayasadan türklükten baska bir kavram varmı yada bütün halkları kucaklıyacak bi terim geciyormu,türkiye halkları die bi deim varmı,bu ziyniyet değişmedikce ne ergenekoncu solcular nede fetullahcı islamcılardan kürt ve diğer halklara bir hak veriyormu bu kadar baskı zülüm revamı bizlere ben pkk li olmadım belkide olamamda ama dtp oy verdim pişmanda değilim ama neden oy verdğim bir parti kapatılıoda akp nizde bir ses yok yazık günah değilmi verdiğim oya bende insan değilmiyim kim bana bir cevap verecek. akpmi, fetulamı,chp mi mhp mi ,yoksa sizlermi, anayasa diyorsnz peki bdp demedimi bana söz ver barajı indirecem, en can yakıcı yasa olan çoluk cocuk iceri tıkan yasa ollan tmk değiştireceğine şimdi değil daha sonrada olsa söz ver bu yasaya oy vercem dedimi demedimi neden bunları görmiyosnz yazık çok yazık biraz vijtan merhamet. saygılarımla
Dr. Ali GUN .. 11 May, 2010 09:13:20
avatar
Sayin Akbay,


Her zamanki gibi diger Nasname yazarlarinin yazdiklarina da yazdigim gibi beyninize,elinize saglik.

Aydinlatici yazilarinizi zevkle okuyorum.

İlave ve onerilerim olabilir mi?


1- Daha basindan itibaren PKK'nin Ergenekon'un Kurt ayagi olarak hayata gecirildigini bizler biliyoruz. Ancak 3 yil oncesine kadar bende supheleniyordum ancak bu kadar net degildim. Yani olaylar,belgeler yan yana gelince insanlar ikna olmaya basliyor.

2- Kabul etmek gerekiyorki PKK bir Ergenekon saheseridir.Dusunun ki, Kurt'lerin temsilcisi olduklarini soyleyen BDP, insanlari aptal yerine koyan sacma gerekcelerle askerlerin ihtilal anayasasinin ve onun yuksek hakimler kurulunun degismesini istemeyebiliyor. Bu kadar hainligin yer bulabildigi bir halk yapimiz var.

3- PKK ve kurumlarinin hainliklerine bulduklari gerekceleri tek tek ele alarak en cahil halkimizin anlayacagi ve ikna olabilecegi sekilde basit ,kisa ve anlasilir cumlelerle onlari aydinlatabilmeliyiz. Iste en can alici nokta budur. Lutfen bu konuya agirlik verelim. Yani ikna metodolojilerimizi zenginlestirmeliyiz.

4- Tarihte ilk kez bu topraklarda askerlerin istegi disinda yeni bir anayasanin baslangici olarak can alici degisiklikler yapiliyor.

5-AK Parti doktorlari cok ezdi.Kisisel olarak onlara kizginim ancak bu demokratik degisim projeleri onlari kayitsiz sartsiz kendim ve halkim icin desteklememi zorunlu kiliyor.


Saglik ve basari dileklerimle.
SERDEST .. 12 May, 2010 12:58:51
avatar
... OKUYUCU ŞİKAYETLERİ...
Nasname kürt halkını aydınlatan bir penceredir.Kürt halkı bu pencereden bakarak dostunu düşmanını tanıdı. Yanlış ve doğruyu ihanet ve puştluğu bu pencere sayesinde anlıyabildi.
Halkımıza bu aydınlamayı sağlayan bilimsel ve objektif değerlendirmeleriyle realist yerinde tespitleriyle bu aydınlamaya güç kaynaklığını yapan bütün yazarlarımıza teşekür ederiz.
nasname gelinen aşama itibariyle bir sanal gazete olmaktan çıkıp zengin okuruyla hararetli politik tartışmalarıyla artık siyasal bir ekol haline gelmiş bulunmaktadır.
Yazarlarımız nasnamenin bu özgün konumunu gözönüne alarak hareket etmeleri gerekmektedir.
Yazarlarımız makalelerinde halkın dilini kulanmalı ALİ gün kardeşimin dediği gibi her kesin rahatlıkla anlayabileceği sade,çarpıcı,yalın bir literatör esas alınmalı olaylada örneklemeler gösterilerek konular işlenmelidir. Yazarın amacı düşüncelerini okura kavratmak olmalı okurda yazılanlardan bir şeyler almayı amaçlamalıdır.
Yorumcu kardeşlerimde mevcut makaleyi okumadan işlenen temayı anlamadan yorum yapmaya kalkışmasınlar.
yazarlarımızdan ricamız şudur bir kaç konu birlikte işlenmemeli genelikle yoğunlaşma tekli konular özerinde olmalıdır makaleler fazla uzun olmamalı kısa ve öz olmalı çalışmada verilen mesajlar insan beyninde yeredinmelidir.
CEVDET AKBAY yoldaşımızın birikimli ve donanımlı olduğu herkes tarafında bilinmektedir ancak konuları fazla uzatarak okuyucunun dikatını dağıtmakta verceği bir mesaj olması gerekirken bunu dörde beşe çıkarmaya çalışması okuyucunun yeterince faydalanmasını engelemektedir.
Daha güzel yarınlarla
esen kalınız.
Cemil Demircan .. 12 May, 2010 01:08:10
avatar
Sayın Dr. Ali Gün,

Hatırlarsanız, Sayın Av. Hüseyin Aygün'ün "Dersim 1938'le ilgili açtığı bir dava"ya ilişkin haberi sitemizde vermiş ve siz de, sayın Aygün'e sorular yönelmiştiniz. Şimdi, Sayın Aygün sorularınızı mail ile yanıtlamak istiyor. Mail'inizi, bizim "İletişim" bölümündeki mail adresime yazarsanız, kendisine iletir ve yazışmalarınızı sağlamış olurum.

Esenlik dileklerimle.
birindar21 .. 12 May, 2010 06:39:56
avatar
sayin cevdet akbay,
bu yazimi bir ozur mektubu olarak kabul ederseniz sevinirim.
bundan aylar once nasnameye girerken sizleri hain,isbirlikci,kürt dusmani olarak goruyordum.sizin yazilariniza kiziyor,sitem ediyor afedersin alcaklikla sucluyordum.ama gecen zaman ve sure sizlerin ne derece hakli ne derece dogrudan yana ve gercek yurtsever ve gercek kürt ve kürt haklarinin savuncusu oldugunuzu gosterdi.yani sizin dondugunuz yoldan biz daha gidiyorduk bunu iyi anladim.sadece duygusal yaklasimlarla olaylari analiz ediyor,gerceklere sadece kendi eksenemizden bakiyor pkk yayin organlari disinda hicbir gazete dergiyi okumuyor,hicbir gorusu kabul etmiyordum.icimde bazi kuskular bazi supheler cogalmiyordu degil ama inanmak istemiyordum.cunku canimi verecek kadar bagli oldugum bir dusunce bir orgut hain olamazdi,olmamaliydi.bunu dusunmek bile kendimden nefret etmeme yetiyordu.mantigim almiyor ama duygusalligim mantigimi basiyordu.. sonucta mantigim agir basti ve su an kendimi bir sucluluk duygusu icinde halkima pkk gibi bir orgutu savundugum icin onlara hizmet ettigim icin halkima ihanet ettigimi dusundukce kahroluyorum.
evet bunu iyi anladim pkk ergenekonun bir koludur.pkk ergenekonun kürt ayagidir.pkk 12 eylul darbe anayasasinin degismesini engelemekle kurt halkina ihanet etmistir.MHP-CHP cizgisinde hareket edip derin devletin emrinde oldugunu gostermistir.apo onceki ve son aciklamalarinda kemalist oldugunu ve ordu icerisindeki bazi derin guclerle isbirligi yaptigini acikca gostermistir.binlerce koyun bosaltilmasi,binlerce kürt-türk gencinin olmesi sadece cikarci,rantci ve dis destekli silah tacirlerinin bir oyunu ve komplosu oldugu gun gibi asikardir.baris surecindeki resadiye olayi,anayasa gorusmelerindeki bdp,nin tutumu ve aponun son aciklamalari gosteriyorki kürtlerin tek dusmani imrali,kandil ve 12 eylul darbeciligini savunan 20,lik cetedir..
yazimi sizden son bir ozurle sonlandirarak nasnamenin bir uyesi olarak beni kabul etmenizi rica ediyorum.
saygilar.serkeftin
SERDEST .. 12 May, 2010 09:24:39
avatar
Sayın BİRİNDAR 21 ÖRNEK OLABİLECEK TUTUMUNUZU ÖNEMSİYOR
SİZLERİ CANDAN KUTLUYORUM....
Nasname olarak sizin gibi erdemli insanları aramızda bulmaktan gurur duyuyoruz.
serdest
hazar44 .. 13 May, 2010 01:50:56
avatar
sayın ahmet kekec her şey güriyorda şunu görmiyor,ve burdaki bazı arkadaşlarda dahil,akp bu gün kürt bölgesinde fetullah gülenle kürtleri kendine bağlayacak büyük oyun peşindeler eğer bdp ve kesk gibi kurum ve partiler olmasa bunu daha çabuk başaracaklar bu oynu kürtlerin bu partisi bdp bu oynun farkında ve bunu bozacakta,akp başbakan yardımcısı cemil cicek cenevrede kunuştu ne diyor tutuklananlar çocuk değilmiş aslında yaşları büyükmüşde kimlikten küçük yazılmış zihniyete bakın bize göz göre göre enayiler diyor,bir yasal parti içinde daha önce ermeni sinırına dayandılar demişiti işte akp kürt acılımı bu.bakın sitedeki resimlere kimler yokki,fetullah ile beraber, tansumu baykalmı ecevitin hayran hayran bakışlarımı,türkeşmi ,tayyip zaten teşkilatta.bunlar demokurat ama bdp eregenekoncu bazı yazar ve yorumcular gözünde .sayğılarımla .
Ismail .. 17 May, 2010 02:38:22
avatar
Sayin Cevdet Akbay,
Turkleri pasa, Kurtleri aga olarak tanimlamak, Turk devletinin ve medyasinin surekli kullandigi yontemdir ve sizde de bu yontemin gunluk hayata yansiyan kurbanlarindan birisiniz. Turkiye yillardan beri Kurtleri "aga", tiplemesiyle kucuk dusurmeye calisadursun, begenelim begenmiyelim, elestirelim ama su bir gercekci Kurtler kendi pasalarini, komutanlarini yaratti ve Turk pasalarini dize getirdi.
Sayin Cevdet Akbay, ben sizin bugune kadar Nurgenekon hakkinda herhangi bir yazinizi okumadim. Nedendir acaba? Ornegin Deniz Baykal'a ait yayinlanan son celebrity culture andiran goruntulerinden sonra, "zor durumda birakilma" dilemasiyla karsilasana, yine direk yardima kosan Pennsylvania'li Turk-islamci fettullah cenahi oldu. Cunku Nurgenekonlar, Baykal gibi irkci bir Turk milliyetcisi olup, zor durumda olan kankalarina empaty gostermekteydiler. Siz Turk medya ve devletinin Kurtleri gerici, agaci gosterme anlayisini yeniden uretmek yerine... Nurgenkona birazda bakin.
Saygilarimla
Ismail
gezgin yusuf .. 17 May, 2010 03:15:20
avatar
(Bazı) Kürtler Ne Zaman Ayıkacak!!
17 Mayıs 2010 Pazartesi 09:31
Yıllardır PKK’nın ve onun lider müsveddesinin derinlerin kontrolünde olduğunu, onlar tarafından kullanıldığını yazarız. Kürtçüleri kullananlarla, elektrikli ortamlar elde etmek için onların karşısına çıkarılan “ulusalcı”, “millici” geçinen kesimleri kullananların aynı elller olduğunu ifade ederiz. Bu gerçekler artık kamuoyuna mal olacak kadar ayan hale geldi. Olaylar, deşifre olan kurgular, söbelenen provokasyonlar bazı hakikatleri ortaya çıkardı. Ergenekon Davası karanlık işleri, ilişkileri ve karanlık yüzleri yetmiş küsur milyonun görmesini sağladı.

Elbette bu mücadelenin derin tarafında duranlar ve karanlıktan istifade edenler bazı gerçekleri yalanlayacaklar, “uydurma”, “mizansen” vs. diyecekler. Ama vicdan ve insaf sahibi çoğunluk gerçeklere uyandı. Basiret sahibi Kürtler bu ülkede derin olayları en iyi çözebilen kimselerdir. Zira çektikleri acılar, sıkıntılar, iki güç (örgütle derin devlet) arasında preslenmeler, bu insanların parçaları birleştirmesine ve gerçekleri görmesine yardımcı olmuştur. Ama devlete olan düşmanlığın etkisiyle, gördüğü zulüm ve eziyetlerin itmesiyle, derin devletin öteki eline (PKK-DTP-BDP vs.) teslim (bazı) Kürtler hala renkleri seçemiyorlar. Herşey bu kadar aydınlanmış ve netleşmişken olayları bulanık, sisli, perdeli görüyorlar. Derin cenahların deşifre olması, militer-derin güçlerin zaafa uğraması karşısında “memleketin bölüneceği”, “devletin elden gideceği”, “Türklüğün zarar göreceği” paranoyasına tutulmuş bazı kesimler gibi bunların da gözlerine katarakt inmiş.

Önemli orandaki Kürdün “serok”, “lider” gördüğü, ırkçılıkla başı bulanmış, kanı kontrolsüz kaynayan Kürt gençlerinin adeta tapındığı Abdullah Öcalan denilen adam -hükümeti kendince oyalayan, ama asıl derinler namına hareket eden- bir kurumun başıyla ve elemanlarıyla sürekli görüşüyor. Yedikleri, içtikleri ayrı gitmeyecek kadar onlarla beraber hareket ediyor. Bir “filozof”, “dava adamı” gibi Kürtlere kaka-lanmaya çalışılan bu adam, kendisine ne süfle edilirse onu yumurtlayan, memleket gerilmek-karıştırılmak istendiğinde piyasaya sürülen ve kullanılan zavallının birisidir. Bazı Kek-Kürtler ve örgütün elemanları-siyasetçileri: “liderimiz hapiste ve devletin elinde, tabiiki herşeyi özgürce diyemeyecek!” gibi mazeretler geliştirmek isteyeceklerdir; külliyyen yalan. Apo denilen profösyonel figüran ta başından beri, 1970’li yıllardan bu tarafa bu derin cenahlar namı hesabına çalışmakta ve onların emir ve talimatları doğrultusunda hareket emektedir. PKK denilen, bir milleti karıştırma ve kontrol aracı olarak üretilmiş terör örgütü, baştan itibaren devlete çöreklenmiş, ucu dışarıda, gayrı milli-gayrı müslim derinlerin piyonudur. APO denilen herif de, Kürtleri ve Türkleri 30 yıldır oyalayan, vuruşturan senaryonun esas oğlanıdır.

Bütün Kürtleri bu tasnife sokuyor değilim. Kürtlerin sesi çok çıkan az ve örgütlü bir kısmının bu karanlık örgütün arkasından gittiğini, az bir kısmının bu oyunun farkında olduğunu, ama büyük kitlenin biraz korku, biraz endişe ile arafta durduğunu, konjonktöre göre (ezilmemek ve hayatını sürdürebilmek için) duruş geliştirdiğini biliyorum.

Otuz yaş altı gençlerde bu derin rüzgara kapılma oranı çok yüksektir. Özellikle bölgede örgütün ve onun siyasi partisinin, toplumsal uçlarının (KCK vs.) büyük etkisi vardır. Bu etki önemli oranda baskı, tehdit, şantaj ve yıldırmaya dayanmakta ise de, Güneydoğu’da yaşayan Kürtler oluşturulan kontrollü psikolojik havanın negatif etkisine girebilmektedirler. (Güya) “devlet karşıtlığı”, “Kürtlerin mağduriyeti, uğradığı zulümler” üzerine kurulmuş olan bu fasit daire, orada yaşayan insanları serbest düşünemez, gerçekleri farkedemez hale getirmektedir. Bu gün PKK etkisinin yoğun olduğu yerleşimlerde siyasi-sosyolojik bir körlük yaşanmaktadır. Sera etkisiyle, insanlar-gençler örgütün tesirinden-propagandasından kurtulamamakta, en mantıksız durumlarda bile olaylara örgüt penceresinden bakmakta, örgütün geliştirdiği argümanlara göre fikir sahibi olmaktadırlar. Bu fasit, aklı teslim alan, basireti kör eden, düşünceyi bir örgüte ipotek eden karmaşık durumdan Kürtlerin kurtulması gerekmektedir.

Kürtlerin, özellikle toplumdan koparılmış, umutları tüketilmiş, protest hale getirilmiş Kürt gençlerinin en önemli sermayesi ve enerji kaynağı devlet düşmanlığıdır. Örgüt ve onun siyasi hareketleri sürekli kullandıkları devlet düşmanlığından beslenmektedirler. Çektikleri eziyetler, sıkıntılar, mahrumiyetler Kürtleri tabii olarak devlet ve asker düşmanlığına itmektedir. İşte Kürtler tam da bu nedenle örgüttten desteğini çekmeli ve olaylara örgüt perspektifinden değil, daha geniş bakmalıdırlar. Kürtler, devlet düşmanlığının örgüt sempatizanlığına evrilerek derinler tarafından kullanıldığının farkına varmalıdırlar. Zulmeden, eziyet eden (derin) devletle hesaplaşmanın yolu, onun kullandığı örgütün ve siyasi hareketlerinin etkisinden kurtulmaktan geçmektedir. Ayrıca Kürtlerin, kendilerini dar bir bakış açısına hapseden ve bütünü görmelerini engelleyen her şeye “Kürt ve Kürtçülük” penceresinden bakma işini terketmeleri gerekmektedir. Bu ülkedeki derin devlet ve derin kuşatılmışlık meselesi Türk-Kürt, sağ-sol, liberal-muhafazakar herkesin problemidir. “İdeolojiler insanlara giydirilmiş deli gömlekleridir” der Cemil Meriç. Bu gün Kürtlerin Kürtçülüğü (tabii ki Türklerin Türkçülüğü de) en önemli açmazlarıdır. Bu deli gömlekleri geniş düşünmemize ve maruz kaldığımız topyekün kuşatmayı görmemize ve onu kırmak için el birliği ile çalışmamıza engel olmaktadır.

Peki niye Türkler değilde Kürtler ayıkmalı. Uykuda olan, kullanılan sadece Kürtler mi?

Elbette batıda, Türkler arasından da aynı ellerin kullandığı pek çok yapı, organizayon var. Ama toplumun diğer kesimleri bu kadar yoğun ve kitlesel kullandırmıyorlar kendilerini. Batıda derinlerin kullandığı, provoke ettiği kesimler kısmi ve lokal kalıyor. Ayrıca onları kullanmanın, tahrik etmenin temel malzemesi de Kürtçülük. Yani dün komünizmle motive ve tahrik edilen kesimler bu gün “Kürt” ve “Kürtçülük” üzerinden harekete geçiriliyor. Günümüzün esas malzemesi Kürtçülük, APO, PKK ve onun siyaset ve terör organizasyonları.

Kandırılmış, kendi aklını kullanamayacak kadar uyuşturulmuş zavallı bazı Kürt gençlerinin “yeni bir ulus yaratan kahraman!”, “Kürtlerin Mandelası!” görme eğiliminde olduğu APO, arkasını derinlere yaslayarak ve demokratik bir kısım düzenlemeler yapma çabasındaki hükümeti hedef alarak bakın neler diyor: “Eğer mayıs sonuna kadar bir şeyler yapılmazsa ben sorumlu değilim. Ülke karışabilir, silahlı guruplar hareketlenebilir”.

Bunu ne zaman diyor?

Uzun süre sırtüstü yatan hükümetin en çok Kürtlere yarayacak bir kısım açılımlar ve düzenlemeler yapmaya kararlı olduğunda diyor. Kendisiyle birlikte derinlerin güdümünde olan, defalarca kapatılmış (güya) Kürtlerin partisi bir siyasi hareket anayasa değişikliklerine katılmamışken, hatta parti kapatma maddesinde Meclise dahi girmemişken söylüyor.

Kürt oyları ile Milletvekili seçilen başka bir derin provokatör derinlerin ihtiyacına uygun şekilde: "Bu politikalar sürerse Kürt halkı yemin ediyorum sadece gerilla mücadelesiyle kalmayacak yaşamı cehenneme çevirecek" diyor. Bir başkası "Kürtler, eski Kürtler değil. Diz çöktürmeye çalıştığınız bu halkın önünde diz çökeceğiniz günler yakındır" diye tehdit ve tahrik ediyor. Daha önce de Kürtleri temsil ettiğini iddia eden, ama ateşe benzinle giden çok kimse gördük. Sırada hangi provakatörler ve hangi provokasyonlar var bilemiyoruz….

BDP denilen Kürtçü(?) partinin son birkaç ay içinde defalarca derin odaklarla, statükocu cenahlarla aynı karede buluşması, aynı değirmene su taşıması pek çok Kürdün gözünü açmıştır diye umut ediyorum.

Memleket ayıkıyor. Bu ülkede biraz okuyan, araştıran herkes nazıl zombileştirildiğimizin ve birbirimize karşı gayrı milli, gayrı müslim derin yapılarca nasıl kullanıldığımızın farkına varıyor. Bu ayıkmadan elbette pek çok Kürt kardeşimiz de nasibini alıyor. Ancak özellikle Güneydoğu-Doğu’da PKK ve onun siyasi uzantılarının etkisinin yoğun olduğu yerlerdeki Kürtler, içinde bulundukları yoğun propagandanın etkisinden kurtularak ayıkamıyorlar. Gerçekleri göremiyorlar, kendileri için oluşturulmuş perdeli ortamlardan kurtularak hakikatlere, PKK-APO ve onun siyasi temsilcileri ile ilgili gerçeklere uyanamıyorlar. Çektikleri eziyetler zulümler, çileler bazı Kürtlerin doğru bakmasını engelliyor. Devlet düşmanlığı, başka bir zalime ve zulme teslim olmalarına neden oluyor.

Türkler ayıkmalı ama Kürtler, özellikle bir bölgede ve varoşlarda yaşayan Kürtler en acil zamanda gözlerini açmalı ve ayıkmalılar. Zira ülkedeki derin sistemi sarsacak-ırgalayacak demokratik değişikliklerin önünde engel olarak yine “Kürt kartı” kullanılacak! Terör ve Kürtçülük hortlatılacak! Şehitler memleketin dört bir tarafına dağıtılarak toplumun diğer kesimleri teyakkuza geçirilecek! Kürtçü terör üzerinden bir kaos ve kargaşa ortamı oluşturulmaya çalışılacak! Eğer gerekli şartları hazırlayabilirlerse anayasa değişikliklerini sabote etmeye çalışacaklar.

Yıllardır derinler hesabına sürdürülen bir kavganın, senaryonun temel malzemesi olarak kullanılan Kürtler seslerini yükselterek bu oyunu bozmalılar. Gençlerine sahip çıkmalı ve dağlardan-sokaklardan çekmeliler. Kanaat önderleri, Kürtlerin ileri gelenleri senaryoyu, oyunları, kullanılmayı deşifre etmeliler. Apo ve avanelerinin gerçek yüzünü Kürtlere, Kürt gençlerine anlatmalılar. Dün ortalık toz dumandı, herşey karanlık ve flu idi. Ama artık pek çok gerçek aydınlatıldı bu ülkede. Karanlık yüzler, derin eller deşifre ediliyor. Memleketin sinesine gömülmüş, sinirlerine çakılmış derin odaklar sökülüp atılıyor. Durum bu hale gelmişken sözü dinlenen, hikmet sahibi Kürt önderler kalabalıkların, gençlerin önüne geçmeli ve “durun Kürt gençleri! bu cadde çıkmaz sokak!” demeliler.

Eğer (bazı) Kürtler uyanmazsa bu yaz yakılacak derin ateşin temel malzemesi, odunu yine Kürt gençler olacak!...

Memleket, en çok da Kürtler bu karanlık-derin oyundan çekmeye devam edecek!..

Türkiye için, ama özellikle Kürtler için uyanma zaman
Ismail .. 17 May, 2010 03:50:24
avatar
Nasname'nin yorumlardan sorumlu olan kisiyi kiniyorum. Yorumu yazan kisiye sormadan, onun yorumunun en can alici cumlesini cikarmak, hele ozellikle de kendi kose yazarlarina yonelik olan elestirel kelimeler dizisini yorumdan cikarip, sonra yorumu yayinlamak, ancak ve ancak sansurcu gelenekten gelenlerin yapabilecegi bir dalkavukluktur.

Saygilarimla
Ismail

Editörden: Sizin Cevdet Akbay için kullandığınız ithamın maddi temeli yoktur. Yani; Cevdet arkadaşın söz konusu cemaatın mensubu olduğu savı, kara bir propogandadan başka bir şey değildir.
Yalan-yanlış ve hakaret içeren kelimeleri (...) biçiminde geçmek sansür olarak yorumlamak vicdansızlıktır. Nasname'deki düşünce özgürlüğünü de görmemek ve mahlas ile yazılan yorumların kontrollü verilmesinden dolayı da bizleri hak etmediğimiz sıfatlarla nitelendirmek ayrı bir vicdansızlıktır.
Açık kimlikleri ile yorum yapanlar ile, mahlas kullanarak yorum yapanlara karşı tutumumuz farklıdır.
Cevdet Akbay .. 01 Jun, 2010 10:13:11
avatar
Israil Devleti'nin savunmasiz insanlara yonelik estirdigi son gemiye saldiri terorun Turkiye'nin ic siyasetiyle yakindan ilgili oldugu muhakkaktir. Cebinde caki bile ta$imayan yolculara ate$ acmanin ba$ka bir izahatini goremiyorum. Bu saldiri ile AK Parti Hukumeti'ni acziyet icinde gosterip toplumu AK Parti'den uzakla$tirmayi hedefledigi anla$iliyor. AK Parti, Israil Devleti'nin bu kirli planini etkisiz hale getirmek icin Israil Devleti'ne kar$I (ozellikle de mevcut irkci hukumet yikilana kadar) en agir adimlar atmalidir. Israil ile olan ba$ta ekonomik olmak uzere BUTUN ili$kilerini kesmelidir. Israil Devleti, ukalaliginin, soytariliginin hesabini vermelidir.

Bildigim kadariyla PKK'nin henuz ustlenmedigi Iskenderun saldirisi da ayni amaca yoneliktir. Bu saldirinin da Israil/MOSSAD ile ilgili oldugu ciddi olarak tahmin ediliyor. Eger PKK'nin bir parmagi varsa, burada derin-PKK MOSSAD ili$kisi kendisini acikca gostermektedir. Gazze'ye yardim gemilerinin yola cikmasiyla derin-PKK'nin saldirilarini artirmasi, PKK'nin dugmesine Israil'den basildigini gosteriyor saniyorum. Kurdler icin yapacak hicbir $eyi kalmayan PKK'nin Israil ve onun gibi $iddetten nemalanan ulkelerin kiralik tetikciligini yapmak fazla $a$irtici gelmez.

Derin Devletin gudumundeki Abdullah Ocalan'in 25 senedir kullandigi bu lanetli $iddetin getirisi nedir? Goturusu ortada... 50 binden fazla Kurd hayatini kaybetti; 5 bin civarinda koyumuz yakilip yikildi, milyonlarca Kurd buyuk $ehirlerin gettolarinda sefalete teslim edildi, bir o kadari yurtdi$inda surgun hayati ya$iyor. Ocalan'in bu kirli yontemi ne kazandirdi peki? En son "Demokratik Cumhuriyet"te karar kildi, o bile yoksa, demek bu yontem iflas etmi$tir. Ulusal ve Uluslararasi Derin Devletlerin kirli i$lerini yapmaktan ba$ka hicbir i$e yaramiyor bu yontem ve derin-PKK.

Ocalan'in acik olarak $iddeti i$aret etmesi, Turk ve Kurd Ergenekonlarinin dayani$masi, secim oncesi CHP'yi iktidara getirme dayani$masi olarak gorulebilir. Israil'in tavriyle bu dayani$ma uluslararasi bir boyut kazanmi$ oluyor.
Cevdet Akbay .. 08 Jun, 2010 08:55:36
avatar
"Derin Devlet" gudumundeki sava$ lobisi uyelerinden biri (Abdullah Ocalan) "Tasfiye sirasi Erdogan'da" diye tehdit ediyor.

Ac tavuk kendini dari ambarindan hayal edermi$. Ocalan'inkisi de ayni hayal.

"Derin Devlet", Erdogan iktidara geldigi zamandan beri onu tasfiyeye cali$iyor. Hem de butun imkanlarini, butun yurtdi$i patronlarini da yanina alarak... $imdiye kadar Erdogan'i tasfiye edemeyen "Derin Devlet" Gundi Kemal balonuyla mi tasfiye edecek? Hic sanmam. Erdogan cok bariz hatalar yapmadigi muddetce bu son saldiriyi da rahatlikla puskurtebilir. Oncellikle kendisine saldiranlara taviz vermemesi gerekir; AK Parti Hukumeti'ni yikmak icin cali$an Israil Derin Devleti'yle olan butun ili$kileri askiya almali ta ki Israil'deki fa$ist hukumet yikilana kadar. AK Parti Israil Derin Devleti ile ili$kileri askiya almazsa, bu durum secim surecinde kendi aleyhine kullanilacaktir. Israil'in gizli destegini alan Gundi Kemal bile $imdiden ba$ladi.

Erdogan ve ekibi, Ergenekon Teror Orgutu'nun kokune kibrit suyu doktu; bundan sonra kolay kolay kendine gelip mucadele edemez. Yirtici aslanin tirnaklari ve di$leri sokulmu$tur. Ocalan'in sevinci kursaginda kalacaktir.
edenburg .. 25 Jul, 2010 02:59:45
avatar
Değerli nasname ve sevgili okuyucuları.bilindiği gibi 1978 yılından beri kuruluş aşaması ilk silahlı mücadelesi bucak aşiretinin ap millet vekilinin öldürüldüğü silahların mit ten aldığını kendi söyleyen bir pkk nın o günden bu tarihe kadar kürt halkına sosyal ekonomik veya kültürel anlamda bir katkının olduğunu bilen duyan veya göreniniz varmı:hepsine tek tek açıklama yapmıyacağım sadece bir ulusu var eden kültür ve sanat boyutunu biraz değerlendirelim.eli silahlı kadrolu erleri kürt coğrafyasındaki yaşamış medeniyetlere ait tarihi kalıntıları yok edip eserlerini işbirlikçi ergenekon subayları ile helikopter vasıtasıyla satmadılarmı.bunu müteakip gelir kaynağını uyuşturuçu üretip yine aynı sistemle sevk edmedilermi?ortadoğuda çok ilginçtir etnik dil ve kimlik kavgası gerekçesiyle TÜRKÇE yi hakim dil haline getirmedilermi?gelenek ve göreneklere ait ne varsa silip süpürmedilermi?peki kimdir bu pkk kimin adına savaşır hedefi neydi şimdi ne oldu özerklik yasası 1993 yılında ab sürecinde türkiye nin de kabul ettiği bir antlaşma tam bağımsızlık olmadı federasyon o olmadı otonom oda olmadı federel e neyapalım oda olmadı üniter devlet yapısı baba ondan da vazgeçtik hadi özerklik olsun peki be hey uyuyan halkım dağlarda kefensiz yatan kürdün hesabını kim verecek.Molla Mustafa Barzani derdiki iyi kürt ilk ailesine bakabilen insandır peki ailesinin geçimini nasıl sağlıyor sayenizde bu iyi kürt.nelere maruz kaldı bizim kürt bi düşünün ve analizini siz yapın.hzmete yönelik ne geldiyse kürt coğrafyasına yakıp yıkmadılarmı,fikir ayrıcalığı yüzünden kaç askerini komplo sonucu vurdurttu.ne zaman iyiye gidecek derken hep birileri sabote temedimi kürtler bunu görmezmi duymazmı?pkk nın 4. kongresini imralıdan telefonla takip edip yön ve talimat veren bir lider kendisini kürt halkının nersinde görür acaba.son olaylarda iki subaya verilen emir heron ların düşürülmesi veya yönünün değiştirilmesi konusunda talimatı nerden ve neden geldiğini kürt halkı hiç düşünmedimi.bezele ve aktütün karakollarına yapılan saldırıların önceden uydu fotoğraflarından tespit edildiği bilindiği halde neden müdahil olmadığını kürtler hiç düşündümü?kütrlerin etnik yapısına adetine örfüne gen yapısına aykırı olan ne varasa (KADINLARA YÖNELİK)yapılmadımıpeki 8 marta dünya kadınlar gününün dışında ona hakkını iade eden bir siyasi irade gördünüzmü.neden kadınlar neden kürt coğrafyasında her türlü desteği ile yanınızda direnişinize inandırdığınız malı ve canı ile size yarenlik eden kürt erkeği bırakmadınızki!!utanmadan kürt halkının temsilcileri olarak parti kapatma yasasında yaptığınızı 12 eylülde yapılacak referanduma da aslında hayır diyeceksiniz ama bunu biraz daha aleni olmasın diye kürt halkına boykot ediyoruz çağrısında bulunup sandıklara müşahit ve görevlilerimizi yerleştirip baskı yapmalarını söyliyeceğiz demedinizmi.peki diğer seçimlerde kürtlere baskı yapılıyor gerekçesiyle avrupa dan gözlemçi getirtmedinizmi.referandumdan hayır çıkması sonuçu mevcut yasayı kabul ediyurum darbecilerle ortaklığım var düzenimizi bozamazsınız anlamına gelmezmi?12 eylül ün namına nam katan diyarbakır mahkumlarının hakkını cezaevinde ateşe verip yaktırdığın gibimi boykot edeceksin referandumu,EY SEVGİLİ KÜRT HALKI... Uyanma zamanı (balık hafızasına son.)
Cevdet Akbay .. 04 Mar, 2011 07:41:42
avatar
Nagehan Alçı'dan inanılmaz iddia
(http://www.stargazete.com/guncel/nagehan-alci-dan-inanilmaz-iddia-haber-335106.htm)

Nagehan Alçı, Nedim Şener ile Ahmet Şık'ın gözaltına alınması karşısında beklemek gerektiğini söylerken odatv ve Soner Yalçın ile ilgili inanılmaz bir iddiada bulundu. Akşam yazarı, Soner Yalçın'ın Halk TV pazarlığı sonrası Deniz Baykal'a kaset şantajı yaptığını söyledi.

"Odatv çevresi ve Soner Yalçın, Deniz Baykal'a şantaj yapmış. 'Varan 2' diye bir kasete dökümana ulaşıp şantaj aracı olarak kullanılıyor ve Deniz Baykal, Önder Sav ve ekibinin tasfiye olması sağlanıyor. Halk TV pazarlığında Baykal'dan istediklerini alamayınca şantaj yapmışlar. Yakında başka yerlerden de duyacaksınız zaten. Ben bugün teyit ettirebildim."
Cevdet Akbay .. 15 Mar, 2011 02:31:56
avatar
Yukaridaki yazinin "Deniz Baykal’ın skandal videosu hakkında…" alt ba$likli kismini, Baykal'in, ugradigi "kaset operasyonu" sonucu koltugu biraktigi 10 Mayis 2010 gunu alel acele yazdim.

Bugun bu kaset operasyonunun Ergenekon marifeti oldugu, ODATV'nin bu kirli operasyonun onemli bir ko$esinden tuttugu yava$ yava$ ortaya cikiyor. O siralar "ceset ba$inda agla$ip iz kaybettirme numarasi yapan" ODATV ve Ergenekoncu zevat ba$kasini hedef secerek bir "kaset"le ku$ katliami yapmayi deniyorlardi. Deniz Baykal da bu sahte gozya$li Ergenekonculara aldanip ozellikle AK Parti Hukumeti'ni hedef secmi$ti.

Baykal'in istifa ettigi bun buradan $oyle bir cagri yapmi$tim: “Avukat Bey” ve CHP’liler kaseti çekenleri ve sızdıranları gerçekten cok merak ediyorlarsa, en yakın çevrelerine ve “müvekkilleri Ergenekon Çetesi”ne bakmalıdırlar. Ergenekon’un paralı avukatlığını yapan karanlık ODA’ya bakıp kendi pisliklerini başkasının üstüne sıçratmasınlar. Bu kaset kesinlikle “Bir Ergenekon Yapımı”dır!

Tabi medyanin gettosunda ya$iyoruz, sesimizi duyan olmadi. Muhim degil, $imdi herkes ayni noktaya geldi, Deniz Baykal bile anladi. Muhim olan, ODATV'nin da parcasi oldugu, aciktiginda yavrusunu yiyen bu canavarin, bu kirli yapinin de$ifre olmasidir.

$imdi geriye gidip, Ergenekon mahareti oldugu anla$ilan "kaset operasyonu"nu adim adim Hurriyet.com.tr'den takip edelim.

7 Mayis 2010: CHP'de gizli kamera şoku

(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14650955&tarih=2010-05-07)

Telekulak olaylarının son noktası CHP'de ortaya çıktı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bir ilişki kasetinin görüntüleri dün gece bir gazetenin internet sitesinde yayınlandı. Kısa bir süre sonra ise yayından çekildi. Ardından da bu görüntüler Youtube'a konuldu.

Baykal'ın gizli kamerayla çekilmiş videosunda CHP milletvekili N.B. ile görüntüleri yer alıyor. Baykal'ın yakın çevresine "Büyük bir hukuki mücadele başlatacağım" dediği belirtiliyor.

8 Mayis 2010: Kamera depremi

(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14659342&tarih=2010-05-08)

CHP lideri Deniz Baykal ve CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'a ait olduğu iddia edilen kamera kayıtları siyasette deprem etkisi yarattı. Kasetin bazı sitelerde yayımlanmasının ardından Baykal'ın avukatları, dün sabah saatlerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Avukatlar görüntülerin gerçekdışı olduğunu iddia etti.

Görüntüler dün önce internette Metacafe adlı video paylaşım sitesinde, ardından Habervaktim sitesinde yayınlandı. Baykal yakın çevresine, 7 yıl öncesine ait olduğu öne sürülen görüntülerle ilgili, “Büyük bir hukuki mücadele başlatacağım” dedi (...)

Daha önce başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ olmak üzere pek çok önemli ismin ses kayıtlarını yayınlayan sitenin cemaatlerle ilişkisi vurgulanarak şu değerlendirmeler yapıldı: “Sayın Baykal bir süredir, ‘Türkiye, dini bir örgütlenmenin, bir cemaat yapılaşmasının kontrolüne geçti. Bir karargah, gizli dinlemeler, izlemeler, sahte belgelerle psikolojik bir savaş yürütüyor' diyordu. Baykal, bu süreçte ‘Her an, her şey, herkesin başına gelebilir' uyarısı yapıyordu. Bu bağlamda, Baykal'a ait olduğu iddia edilen görüntüler psikolojik savaşın bir parçasıdır.”

8 Mayis 2010: Fatih Cekirge'nin ko$e yazisi: Baykal’ın yol ayrımı

(http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14659177.asp?yazarid=174&gid=61&hid=14660025)

Sesinin tonundan anladım her şeyi... Kırılmıştı. İsyan da vardı. Öfke de... Üzüntü derin. Yıkım ağır... Çaresizlik koyu.

Kalbi cam kırıklarıyla doluydu. Belki de siyasi hayatının en önemli seçimine az bir süre kala... Bir “özel hayat hırsızı” onu da almıştı listesine...

Bu durumlarda kolay aranmaz insan... Üstelik bir de siyasi parti lideriyse. Dahası Deniz Baykal’sa...

“Üzülmeyin Deniz Bey” dedim... “bu aşağılık özel hayat hırsızları, telekulaklar, kapı arası soytarıları yapıyor bunları... Üzülmeyin..”

Derin bir nefes aldı: “Büyük bir hukuki mücadele başlatacağım” dedi.

Kapattık telefonu... Ne diyebilirdik ki başka...

8 Mayis 2010 tarihli Tufan Turenc yazisi: Baykal gereğini yapmalıdır
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14659171&tarih=2010-05-08)

Bir parti lideri 18 yıllık sekreteri ile ilişkiye girerse ve onu milletvekili yaparsa bunun ortaya çıkmasından sonra yapılacak bir tek davranış olabilir.
İstifa edip politikadan çekilmek.

8 Mayis 2010. Ertugrul Ozkok'un yazisinin "Menderes hiç olmazsa bu bakımdan şanslıymış" alt ba$likli kismi:
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14659199&tarih=2010-05-08)

DÜN sabah CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı aradım.
Gazeteci olarak değil, arkadaşı olarak ona destek verdim. (...)

8 Mayis 2010: Mehmet Y. Yilmaz'in "Kişilik haklarına alçakça bir saldırı" ba$likli yazsi
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14659229&tarih=2010-05-08)

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile bir CHP milletvekiline ait oldukları ileri sürülen video görüntülerinin yayınlanması nasıl bir ülkede yaşadığımızı bir kez daha görmemizi sağladı (...)

Bu aynı zamanda Türkiye'de “muhalif olmanın” nasıl bedelleri olabileceğini gösteren bir örnektir.

Bir çete var ve bu çete, kendi varlığı için tehdit olarak algıladığı kişilere karşı her türlü yöntemi deniyor, kullanmaktan çekinmiyor. Telefon dinlemek, ortam dinlemek, görüntü kaydetmek ve sonra zamanının geldiğini düşündüklerinde de bunları fütursuzca kullanmak bu çete için sıradan bir iş.
Savcılık, elindeki bütün olanakları kullanarak, bu örgütlü suçu açığa çıkarmak zorundadır.

Bunu yapanlar ortaya çıkarılmalı ve şiddetle cezalandırılmalıdır ki böylesi aşağılık şantajlara teşebbüs etmeyi kimse aklından bile geçirmesin!

8 Mayis 2010. Sedat Ergin'in "Korku toplumuna doğru tam sürat" ba$likli yazisi (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14659223&tarih=2010-05-08)

Bu görüntülerin orijinal mi, yoksa montaj mı olduğu konusuna, yani içeriğine girmeden önce -hangi şık geçerli olursa olsun- bunun iğrenç, alçakça ve aşağılık bir tertip olduğunu hemen başlangıçta belirtmeliyiz.
Böyle bir tertipte ülkenin ana muhalefet liderinin hedef alınabilmiş olması, Türkiye'de siyasi mücadelenin artık tamamen “belden aşağı” yöntemlerle, pusu kurma taktikleriyle yürütüleceğinin yeni bir işaretidir.
Bu hamleyi yapanların, Anayasa değişikliklerinin TBMM'de geçtiği sırada, yani dikkatlerin artık CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne yapmayı planladığı itiraza ve referandum sürecine çevrilmekte olduğu bir sırada düğmeye basmış olmaları, ister istemez hareketin zamanlamasını dikkat çekici kılıyor.

9 Mayis 2010: MİT'e ‘bul' emri

(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14667497&tarih=2010-05-09)

Başbakan Tayyip Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) yanısıra diğer ilgili birimlere, olayın kim ya da kimler tarafından yapıldığının bulunması için talimat verdi. Alınan bilgiye göre, görüntülerin önceki gün internet sitelerine yansımasının ardından, Erdoğan, AK Parti'de ayrıca bu hassas konunun ima yolu ile bile olsa asla gündeme getirilmemesini istedi. Erdoğan istihbarat birimlerinden de iz sürülmesini istedi. Devletin tüm teknik olanaklarının seferber edilip, olayın perde arkasının aydınlatılarak sorumluların bulunmasını isteyen Başbakan'ın bu konuyu bizzat yakından takip ettiği belirtildi.

9 Mayis 2010

Oktay Ek$i'nin "Bir dakika!" ba$likli yazisi: (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14667422&tarih=2010-05-09);

Ertugrul Ozkok'un "O akşam evde neler konuşuldu" yazisi (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14667406&tarih=2010-05-09);

Ahmet Hakan'in "Alçağın zaferi" ba$likli yazisi (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14667456&tarih=2010-05-09);

Yilmaz Ozdil'in "Bu davaya kadın hâkim bakmalı..." ba$likli yazisi (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14667467&tarih=2010-05-09);

Yalcin Bayer'in "Bu testi su tutmaz" ba$likli yazisi (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14667446&tarih=2010-05-09);

Gerisine bakamadim, zaman alici. Burada dikkatimi ceken $ey, hicbirinin aklina bu kirli tezgahin Ergenekon tarafindan yapildigi gelmiyor, veya i$lerine gelmiyor oyle akletmek. Belki de "insan avukatina bunu yapar mi?" diye du$unmu$ler, oysa Ergenekon bu, onlarda adamini yemek siradan bir $ey!

Gelelim Baykal'in istifa ettigini acikladigi sonraki gune...

10 Mayis 2010: Deniz Baykal istifa etti

(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14678573&tarih=2010-05-10)

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'a ait olduğu ileri sürülen kasetin internette yayınlanmasının siyasette yarattığı deprem sürüyor. Dört gündür sessizliğini koruyan Baykal, bugün canlı yayında 'kasetteki görüntüler' için komplo dedi, hükümeti suçladı.Baykal'ın son sözleri ''Hakkınızı helal edin, ben ediyorum'' oldu.

''Bu bir kaset olayı değildir, bir komplodur'' diyen Baykal şunları söyledi: "Ana muhalefet liderine yönelik bu kadar kaba kanunsuzluk, bu kadar kaba ahlaksızlık, bugünlerin ortamında iktidarın bilgisi ve onayı olmadan gerçekleştirilemez, piyasaya sürülemez. Komployu ayıplar gibi yapanlar aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir."

“Bu komplo bugünkü siyasi konjonktürün eseridir, yıllardır bekletilen bir kaset yoktur. Bir kaset ele geçirilmiş değildir. Bir komplo imal edilmiştir, taze, iki haftalık bir komplo vardır. Bu komplonun hedefi bir kişi değildir, onun çok ötesinde CHP'nin neredeyse tek başına yürüttüğü, Cumhuriyete, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne sahip çıkan sivil darbeye, sivil dikta rejimlerine karşı vermekte karşı vermekte olduğu mücadelesidir. Bu komplo CHP'nin Anayaysa ve rejim kavgası vermekte olduğu bu son iki hafta içinde düzenlenmiş ve piyasaya sürülmüştür. Komplo tezgahı malzemeleriyle çekimleriyle günceldir, tazedir.

***

Evet, Baykal'a kaset operasyonu uygulayanlar, onu yanli$ yerde fail aramasini da saglami$lar! Hedefinde Hukumet var cunku. Aklina "bizim muvekkil bu i$i yapar mi?" diye balmiyor hazretin. Baykal'in sata$masina Ba$bakan Erdogan cevap verdi ayni gun...

10 Mayis 2010: Başbakan Erdoğan: Baykal'ın açıklamaları düzeysiz (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14682065&tarih=2010-05-10)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal'ın istifasıyla ilgili ilk kez konuştu. Erdoğan değerlendirmesinde 'Hayretler içerisindeyim' yorumunu yaparken, Baykal'ın istifa açıklamasında iktidarı suçlamasıyla ilgili olarak da 'Açıklamalar en az yaşananlar kadar çirkindir. Bu ahlaksız bir iftiradır' dedi.

İşte Başbakan Erdoğan'ın açıklamaları:

İçine düşülen vahim durumun siyasi polemik konusu yapılmaması gerektiğini vurguladık. Ancak olay bir siyasi parti genel başkanı etrafında döndüğü için medyanın büyük bir bölümü tarafından, doğrusu bizim onaylamadığımız ölçekte konunun gündeme taşındığına şahit olduk. Tüm bu iyi niyetimize rağmen, ana muhalefet liderinin bu gün yaptığı açıklamalar en az yaşananlar kadar düzeysiz ve çirkindir. Siyasal karalamaya dönüktür. Bütün bu yaşananların sorumluluğunu siyasi iktidara yüklemeye çalışmak ahlaksız bir iftiradır. Büyük bir hezeyandır. Ümit ediyorum ki bu mesnetsiz suçlamalar içine düşen ve içine düştüğü bu ruh halinin yaşanan travmanın doğurduğu istemsiz bir reaksiyon kısa bir zamanda sona erer.

CHP yöneticilerin çarpıtma ve gündem değiştirme taktikleri de yaşanan olayın vahametini gölgelemeye yetmeyecektir. Bu olayın gerçek dışı uydurma olmasını öncelikle biz temenni ettik. İnşallah bunlar doğru değildir, dedik. Sayın genel başkanın böyle bir yalanlamada bulunmaması, bunun altını çiziyorum, böyle bir yalanlamada bulunmaması, bulunamaması üzüntümüzü daha da artırmıştır.

***

Sadece Turkiye'deki medyanin degil dunyadaki medyanin da ilgisini ceken Bayykal'in istifasi hakkinda cok yazildi, her haberi ve yaziyi buraya aktarmak cok zaman alir. Ama, kaset operasyonundan sonra istifa eden Deniz Baykal'in aciklamasindan sonra bir ki$inin aciklamasini onemli buldugum icin buraya aliyorum:

Kılıçdaroğlu: Aday olmayacağım (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14680384&tarih=2010-05-10)

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin Olağan Kurultayı'nda CHP Genel Başkanlığına aday olmayacağını bildirdi.


Kılıçdaroğlu, Ankara'ya gelişinde Esenboğa Havalimanında, gazetecilerin Deniz Baykal'ın istifasına yönelik sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, “Sayın Baykal'a gerçekten hepimizi rahatsız eden bir haksızlık yapılmıştır. Toplum vicdanı bunu kabul etmiyor. Üzüntülüyüz, keşke bunların hiçbiri olmasaydı” şeklinde konuştu.

Bir gazetecinin “Önümüzdeki günlerde kurultay var, genel başkanlığa aday mısınız?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Hayır hayır, öyle bir şey söz konusu değil. CHP kurumsal kimliği olan bir partidir. Kurumun yetkili organları görevdedir. Onların vereceği her karara bir partili olarak biz de uyacağız. Kesinlikle öyle bir şey yok” yanıtını verdi.

****

Deniz Baykal "Biraktim", Kilicdaroglu $akaciktan "aday degilim" demekle me$gulken, Hurriyet "CHP'nin ba$ina kim gecsin" gibi anketler duzenleyerek koltugu ufaktan ufaktan Kilicdaroglu'nu altina dogru ittirmeye ba$ladi (11 Mayis 2010) (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14686911&tarih=2010-05-11).

Veee... Tarih 12 Mayis 2010. Operasyonel/kamuoyunu ali$tirma amacli anketten Kilicdaroglu cikiyor. Hem de yuzde 61.3 oyla!!
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14703367&tarih=2010-05-12)

Onder Sav, Kilicdaroglu'ndan ba$kalarinin avucunu ovu$turdugunu gormu$ olmali ki "Kimse avucunu ovuşturmasın" ikazinda bulunuyor (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14691244&tarih=2010-05-11). "O koltuk, ozel bir operasyonla Kemal'imiz icin bo$altildi" demeye mi getiriyor, ne?

Tarih hala Mayis 12, 2010. Kilicdaroglu da hala "“CHP Genel Başkanlığına adaylığım söz konusu değil” nazlarinda... $akaciktan yapiyor tabi butun bu "aday olmayacagim" laflarini (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14706153&tarih=2010-05-12).

Deniz Baykal kazasiz-belasiz (ama kasetli) koltuktan indikten sonra gerisi kolaydi artik. Ba$ariyla gercekle$tirilen "Kaset operasyonu"nu ufaktan ufaktan unutturmak icin adaylar arasina Onder Sav da eklendi. Kaset olayi biraz daha kurcalansa, arkasinda Ergenekon Cetesi ve CHP'deki derinler ortaya cikacak cunku.

Hurriyet hemen yeni bir anket ba$latti: Onder Sav mi Kemal Kilicdaroglu mu? (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14704139&tarih=2010-05-13)

Onder Sav zaten Kemal Kilicdaroglu'nu arkasinda... Kaset komplosunun da onemli bir yerinde. Maksat, Kilicdaroglu'nun ne kadar guclu ve istenilen bir aday oldugunu kamuoyuna yutturmak. Oysa, kaset operasyonundan cok onceleri Kemal Kilicdaroglu'nun o koltuk icin hazirlandigi iddia ediliyor zaten. Almanya'dan ozel kuryeyle getirilen dosyalar, parlatilmalar falan tanitim amacliydi. Kaset operasyonu bu operasyonun son halkasiydi. Kilicdaroglu hemen cikip "tamam, adayim" dese, operasyon yanli$ anla$ilacak. Nazlanma numaralari yapmasi gerekiyordu.

Tarih 14 Mayis 2010... Hurriyet.com.tr'nin bebek boyundaki man$eti: Kilicdaroglu mu, Onder Sav mi, siz karar verdiniz... I$te dev anketin sonucu! (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haberler.aspx?id=1&tarih=2010-05-14)... Evet, tahmin ettiginiz gibi, anketin rakibi yuzde 74.3'le Kilicdaroglu!!!

Anket manket hikaye, "kaset operasyonu" iel koltuktan ettikleri Baykal'in yerine hazirladiklari Kemal Kilicdaroglu'nu koltuga yakla$tirma ve kamuoyunu da buna ali$tirmaya cali$iyorlardi.

Eee, tabi bu kadar ittirmeden sonra Kilicdaroglu'nun da ufaktan ufaktan renk gostermesi icab ediyordu. Anketin aciklandigi gun, yani 14 Mayis gunu $oyle bir haber gecti: "Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığına kendisinin aday olup olmayacağı yönündeki soruya da 'Ben de bu konuda söylediğim ilk noktadayım. 'Ben ortaya çıkacağım aday olacağım' diye bir şey yok. Bu partinin kurulları, gelenekleri, yönetim organları var. Bunlar karar verirler. Bizler partiliyiz. Bizler de bu kararlara uyarız. 'Ben genel başkan adayı olacağım-olmayacağım' tartışmalarına girmek istemiyorum' yanıtını verdi." (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14723182&tarih=2010-05-14).

"Ergenekoncu abiler oyle istiyor, aslinda ben de istiyorum... O halde yan cebime yava$tan koy" demeye cali$iyor Kilicdaroglu...

15 Mayis 2010 tarihli Hurriyet.com.tr'nin man$eri: Kılıçdaroğlu: Kafam netleşti! (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14725614&tarih=2010-05-15). Ne oldu acaba, bir gunde neler oldu da kafa netle$ti? Kafasi netle$ti(rildi)gi icin "Baykal'a partinin başına geri dönün diye çağrıda bulundunuz mu sorusuns" yanıt vermiyor. Ergenekon'un "Kemal Kilicdaroglu" plani uygun adimla i$liyor yani.

Ve operasyon yava$ yava$ urununu veriyor... Kemal Kilicdaroglu, adayligini acikliyor... Tarih: Mayis 17, 2010... Kaset komplosundan yakla$ik 10, Baykal'in istifasindan yakla$ik 7, Hurriyet.com.tr'nin kamuoyunu yonlendirmeye yonelik "devvv anket"inden 2 gun sonra adayligini acikladi (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14746910.asp?gid=373).

ODATV.com butun bunun neresinde mi? Her yerinde, her yerinde...

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: