BDP, Darbe Anayasasını Savunmanın Hesabını Veremez
AK Parti’ye destek vererek sistemin demokratikleşmesine yardımcı olmak mı daha ayıp, yoksa Kürd katili Ergenekon Terör Örgütü’nün avukatlığını yapan Ergenekoncu Medya’nın gazıyla CHP ve MHP’nin kuyruğuna takılıp mevcut darbe anayasasını korumak, darbecileri yargılanmaktan kurtarmak, bürokratik oligarşiye dokundurtmamak mı daha ayıp? Bu ayıp BDP’ye yeter...
CHP, sistemin, daha doğrusu “Derin Devlet”in partisidir. Halktan yüz bulamadığı, bulamayacağı için tüm umudunu darbelere ve darbecilere bağlamış durumda. Darbe olacak; darbeciler Deniz Baykal’ın elinden tutup Başbakanlık koltuğuna oturtacaklar beklentisi içindeler. Dolayısıyla, CHP’nin, darbe ihtimalinin tamamen ortadan kalkması veya hiç olmazsa zayıflaması anlamına gelen yeni düzenlemelere karşı çıkması şaşırtıcı değildir.
MHP, devleti kutsal gören, devlet denen “meçhul” yapıya adeta körü körüne tapan zihniyeti temsil ediyor. Halk ile devlet arasında tercihini hep devletten yana kullanır. 12 Eylül darbesinden sonra her türlü işkenceye maruz kalan birçok MHP’li bile bu devletçilik refleksiyle darbe ürünü anayasayı savunmak mecburiyetinde hissediyorlar kendilerini. 12 Eylül cuntacılarının yargılanmasına bile karşı çıkmaları bundandir; bu da, haliyle, fazla şaşırtıcı değil aslında.
Beni en çok, 12 Eylül darbesini iliklerine kadar hisseden, en acımasız işkencelerden geçirilen, en ağır faturalar ödetilen Kürdleri temsilen siyaset sahnesinde bulunan BDP’nin tavrı şaşırtıyor. İlk başlarda olumlu sinyaller veren BDP, Öcalan’ın devreye girmesiyle, daha doğrusu, İmarlı Karargahı’na yerleştirilme sürecinde verdiği “hizmet” sözü gereği devreye sokulmasıyla tavrını değiştirdi; CHP ve MHP’nin safında yerini aldı.
AK Parti’nin yapmaya çalıştığı bu değişiklikler elbette ki sistemin tam demokratikleşmesi için yeterli değildir ama cok cesur ve önemli bir adımdır; tam demokratik bir sistem için zemin hazırlama açısından gayet önemlidirler.
Asli gorevini yapmaktan aciz ama emrinde bulunduğu hükümeti yıkmak için darbe planları dahil sayısız kirli tezgahlar kuran, iktidar partisini kapattırmak için Anayasa Mahkemesi’ne baskı kuran laçkalaşmış bir TSK; apoletlilerden emir almaya açık ve alışık, çok bariz bir şekilde Meclis’in görev alanına müdahale eden pervasız bir Anayasa Mahkemesi; demokrasi karşıtı Ergenekon Terör Örgütü’nün hamiliğini yapan kokuşmuş bir HSYK’nin olduğu bir ortamda demokratikleşme mümkün görünmüyor. Onun için, mevcut darbe anayasasında ve onun paslı çarkları olan bu gibi kurumlarda yapılacak en ufak bir iyileşme, en küçük bir düzenleme bile desteklenmeyi hak ediyor.
BDP, oturumlara katılmama kararı alarak Meclis’ten tamamen soyutladı kendisini. Bunun anlamı şudur: “Yapılan düzenlemeler beni hiç ilgilendirmiyor!” Yapılmaya çalışılanlar gerçekten BDP’yi ve temsil ettiği Kürdleri ilgilendirmiyor mu? En azından, ülkeyi cehenneme çeviren, Diyarbakır Zindanı gibi cehennem çukurlarında onbinlerce Kürdün hayatını mahveden Kenan Evren cuntasına dokunulmazlık zırhı giydiren geçici 15’inci maddenin kaldırılması BDP’yi alakadar etmeliydi.
BDP, bu anlaşılmaz tavrıyla 12 Eylül darbecilerini yargılanmaktan kurtaran parti durumuna düşmeyecek mi? Bu duruma düşmekten rahatsız olmayacak mı? “12 Eylül cellatlarını ve işkencecilerini yargılanmaktan kurtardın!” diye haykıracak olan 12 Eylül mağdurlarına ve yakınlarına verecek makul bir cevabı var mıdır? Önümüzdeki seçimlerde bu insanlardan oy istemeye yüzleri tutacak mı?
Sistemin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan, istisnasız her mensubunun elinde Kürd kanı bulunan Ergenekon Terör Örgütü’nün avukatlığını yapan, tutuklu Ergenekoncuları serbest bırakmak için tünel kazıma ekibi gibi çalışan; JİTEM ve Ergenekon tarafından işlenip “faili meçhul” süsü verilen onbinlerce cinayeti cözümsüz bırakmak için olmadık yollara başvuran HSYK’ya neşter atılması, antidemokratik yapısının degiştirilmesi BDP için bir anlam ifade etmiyor anlaşılan.
BDP, Ergenekon Terör Örgütü’nün hamiliğini yapan, elleri masum Kürdlerin kanına bulaşmış örgüt cellatlarını serbest bırakmak için can atan HSYK’ya dokundurtmayarak dolaylı olarak bu terör örgütüne taze kan pompalamış, hayat vermiş olmayacak mı? Böyle yapmakla, kemikleri bile bulunamayan masum ve mazlum Kürdlerin kemiklerini sızlatmayacak mı?
En son, devamı oldukları DTP’nin kellesini alan siyasi partilerin acımasız celladı Anayasa Mahkemesi’ne çekidüzen verilmesi; bürokratik oligarşinin şamar oğlanı olarak gördüğü siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması BDP’yi pek ırgalamıyor anlaşılan.
Bu durumda, “tecavüzcüsüne aşık olmuş mağdur” durumuna düşmeyecek mi? DTP’nin kapatılmasına gösterdikleri üzüntü ve kızgınlığın aslında göstermelik ve sahte olduğu sırıtmayacak mı? Sayelerinde düzenlemeler gerçekleşmez, mevcut yapı devam eder de yarın BDP’ye de kapatma davası açılırsa kimi suçlayacaklar? Pişkin pişkin “AK Parti partimizi kapattırdı” mı diyecekler?
BDP’nin, seçim barajının düşürülmesi başta olmak üzere bazı haklı istekleri var. Bu isteklerine olumlu cevap verilmediği için planlanan düzenlemelere karşı çıkıyor. İstekleri gayet makuldur ama seçim barajı en azından şimdilik gündeme alınmıyor diye özellikle dindar ve Kürd siyasi partilere karşı giyotin gibi çalışan Anayasa Mahkemesi’nin mevcut yapısı olduğu gibi devam mı etsin?
Baykal’ın CHP’sine, Bahçeli’nin MHP’sine, hatta Ergenekon Terör Örgütü yöneticisi olmaktan tutuklu bulunan Perinçek’in İP’ine dokunmayan “tetikçi bürokrat” Abdurrahman Yalçınkaya, elindeki Demokles’in Kılıcı ile AK Parti ve BDP’nin tepesinde dursun, halkı temsil eden ve aynı zamanda demokratik sistemin olmazsa olmaz değerlerinden olan siyasi partileri hep tehdit altında bulundursun mu istiyorlar?
Elbette ki “bu yeni düzenlemeler ile demokratik süreç tamamlanacak” gibi bir iddiamız yok; ama bu değişikliklerle özellikle 12 Eylül Darbesi’nden sonra demokratikleşmeye giden yollara serpiştirilen barikatlar, tuzaklar, mayınlar bir nebze temizlenmiş olacak. En küçük bir köye bile hizmet götürmek için önce yol yapılır; yol olmadan hizmetler zor gider. “Elektrik ve su yoksa, yol da yapılmasın!” diye diretmek, yolun yapımına engel olmak hangi akla hizmettir? BDP’nin yaptığı budur.
Öcalan’a rağmen BDP’de mantıklı düşünen çok sayıda insan var. Bunların “İsteklerimiz karşılanmadı belki ama mevcut düzenlemeler, Kürdler olarak bizim yararımızadır. Şimdilik bunları yapalım, daha sonra diğerlerine de sıra gelir. Nisbeten daha demokratik bir ortamda seçim barajını düşürmek daha kolaydır” gibi düşündüklerinden eminim. Çünkü planlanan düzenlemelerin yapılmaması seçim barajını düşürmez; Anayasa Mahkemesi, HSYK ve mevcut seçim kanunu olduğu gibi devam ettiği müddetçe BDP’nin varlığı bile tehlikededir.
Bazı BDP’liler “Kapatılırsak daha güçlü döneriz” diye düşünüyorlardır büyük ihtimalle. Ama unutmasınlar, bu mantık her zaman işlemiyor. Mesela, 28 Şubat cuntacıları karşısında yeteri kadar dik duramayan Refah Partisi kapatıldı, yerine kurulan Fazilet Partisi’nin güçlenerek seçimden çıkması beklendi ama o da 28 Şubatcı Süleyman Demirel’in görev süresini uzatmaya çalıştığı için seçmenden ikaz aldı. O da kapatıldı; yerine kurulan Saadet Partisi’nin oy patlaması yapması beklendi, esamesi bile okunmadı.
Yani, CHP ve MHP’nin stepnesi olmuş BDP’nin kapatılmasıyla onun yerine kurulacak partinin oy patlaması yapması beklenmemelidir. Hatta, Kürdler, son günlerdeki tavrıyla totaliter Kemalist sistemin koltuk degnekliğini yapan, darbe ürünü Anayasa’yı koruyan, 12 Eylül cuntasına dokundurtmayan bir partiyi de devamını da sandığa gömeceklerdir.
BDP’yi bu duruma kasıtlı olarak sürükleyen Öcalan’dır. Sahip olduğu herşeyi totaliter Kemalizme borclu olan, şiddetle palazlanan Öcalan’ın istediği, Kürd siyasi hareketini tasfiye edip “Derin devlet”in güdümündeki derin-PKK’nin daha fazla “hizmet” için biraz daha güçlenmesini sağlamaktır. Günümüz dünyasında şiddet artık eskisi gibi itibar görmeyeceği için, “Derin devlet”in tetikçiliğini yapmaktan başka bir fonksiyonu kalmayan derin-PKK’nın varlığını daha fazla devam ettirebilmesi mümkün görünmüyor. Ayrıca, şiddet ve kaostan çok çeken Kürdler de artık demokratik mücadeleden yanadırlar. Yapılmaya çalışılan değişiklikler halk oylamasına sunulduğunda, Kürdler çok yüksek bir oyla destek çıkacaklardır. Bunun farkında olan ve BDP milletvekillerinin de en az yarısının değişime destek çıkacağını farkeden Öcalan, büyük bir “hizmet” aşkıyla BDP’nin Meclis’e girmesine engel olarak değişikliğin Meclis’ten geçmemesini sağlamaya çalışıyor.
Ergenekoncu Medya’nın, Apoletli Haydutların (cuntacıların) sanal alemdeki psikolojik harp dairesi görevini yürüten karanlık ve derin ODAtv’nin hezeyanlarına aldandığı anlaşılan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Biz AKP’yi yaşatma derneği değiliz” demiş. O kadar basit düşünüyor ki, değişikliğe karşı çıkan BDP’nin “12 Eylül Darbecilerini, Darbe Anayasasını ve Bürokratik Oligarşiyi Koruma ve Kollama Derneği”ne dönüştüğünün farkında bile değil.
AK Parti’ye destek vererek sistemin demokratikleşmesine yardımcı olmak mı daha ayıp, yoksa Kürd katili Ergenekon Terör Örgütü’nün avukatlığını yapan Ergenekoncu Medya’nın gazıyla CHP ve MHP’nin kuyruğuna takılıp mevcut darbe anayasasını korumak, darbecileri yargılanmaktan kurtarmak, bürokratik oligarşiye dokundurtmamak mı daha ayıp? Bu ayıp BDP’ye yeter...
BDP’liler, Ergenekon Medyası’nın ipiyle kuyuya inilemeyeceğini, ODAtv gibi “resmi hizmete mahsus” görevlilere güvenilemeyeceğini kavramalıdırlar. Şunu da bilsinler, Kürdleri asla sevmeyen, hatta nefret eden Ergenekoncu Medya’nın hedefi legal Kürd hareketini tasfiye ederek Kürd Sorunu’nu çözümsüz bırakmaktır. Karar BDP’lilerin… Zarara rızasıyla gidene acınmaz; seçim sandığı kurulduğunda, bugün hezeyanlarına kulak verdikleri Ergenekoncu Medya’dan bir tane dahi olsun oy alamayacaklar; Kürdler de Kürd düşmanı Ergenekonculara aldanan BDP’ye acımayacak, sandığa gömecekler.
29 Nisan 2010



Yorumlar (18 gönderildi):
Kürd halkının geleceği adına önem arzeden bir Analizin özünü bizlere sunmuştur.
Çok fazla bir şey yazmaya gerek yok !Sayın Akbay
Söylemek istediğimiz akılcı izahı yapmıştır.
Kendisine Kürd halkım adına teşekkür ediyorum..
Son geli$meler ile bu "Mayis'ta kritik $eyler olabilir" ifadesi birle$tirildiginde ortaya somut bir Turk-Kurd Ergenekonlar dayani$masi cikiyor. Bu "derin" meseleye girmeden once Hazret'in "Hristiyanlik uzerinde duruyorum" ifadesine takildim. "Ben Hıristiyanlık üzerinde epeyce duruyorum, araştırmalarım var. Islam ile Hıristiyanlığı ve Yahudiliği kıyaslıyorum" ifadesi de Ocalan'a ait.
Anla$ilan Felsefe meselesini halletmi$ Hazret, butun Filozoflari fersah fersah gectikten sonra sira dine ve Peygamber'lere geldi anla$ilan. Bir muddet sonra "Ben Isa'yi, Musa'yi, Muhammed'i a$tim" diye kar$imiza dikilirse $a$irmamak lazim. Kim bilir, belki a$mak yerine, Mehmet Ali Agca gibi Papa'nin elini oper, ona tabi olur. Herkesin dinini ozgurce secme hakkina sahip olmasindan yanayim. "Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doğru" kitabinda Islam'a fazla sicak bakmadigi, hatta yer yer hakaretler ettigi malum. Belki onurlu davranip a$agiladigi Islam'dan ayrilip Hristiyanliga veya sevdigi ba$ka birdine tabi olur. Biz de secenegine saygi duyariz.
Gelelim Ocalan'in "Mayıs'a doğru gidiyoruz, Mayıs'ta bazı kritik şeyler olabilir. Şimdiden her seçeneğe hazır olmak lazım" ifadelerine... $ifreli konu$uyor, Mayis ayinda cok olaganustu geli$melere bekledigi anla$iliyor.
Ocalan'in "Mayis ayi" kehanetini bir kenara not edip, son gunlerde internete du$en bir Anayasa Mahkemesi uyesinin $u ifadelerine goz atalim:
"Asker bizden AK Parti'yi kapatmamızı istedi. Yani öyle bir niyetleri var. (Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı)Çubuklu dedi ki: 'Bak gemi azıya aldılar. Çok büyük komplikasyona yol açma riski var. Elini vicdanına koyup, büyük toplum baskısını göğüsleyip bir an önce kapatın.' Özellikle silâhlı kuvvetlerin bizden arzuları var. Yani, zannediyorum Nisan-Mayıs'ta filân gündeme alırız."
Burada kisa bir soluklanip Ocalan'in "Mayis"i ile bu cuntanin emrindeki Anayasa Mahkemesi uyesinin bahsettigi "Mayis"inin ayni olup olmadigini bir du$unelim. Bana sanki ayni konudan konu$uyorlarmi$ gibi geliyor. Niye derseniz, bana gore Ocalan da Anayasa Mahkemesi'nin adami da ayni "derin kaynaklar"dan besleniyorlar. Yani ayni "derin odak"a baglidirlar.
Devam ediyor apoletlilerden emir almayi $eref sayan Anayasa Mahkemesi uyesi: "Hukuk tarihi, bizi, olması gerekeni yapan, imzalayan cesur hâkimler olarak anacaktır. Zaten daha önce laikliğe karşı odak olmaktan dolayı AK Parti hakkında bir hüküm vermiştik. Şimdi, artık yeni bir dava açılırsa, birkaç söz yeter. Bu karar Demokles'in kılıcı gibi başlarına asılı. O yüzden artık katsayı meselesini, türban konusunu, ya da ilköğretim çağındaki çocukların Kur'an kurslarına gidebilmesini ağızlarına alamazlar. Çünkü bu sözler yüzünden partileri laikliğe karşı odak ilân edilmişti. Onları Anavatan çizgisine çektik. Şimdi dava açılsa parti kapatılır; AKP kapatılınca hepsini içeriye alacaklar..."
Burada da bir mola verip ozellikle bu son cumle olan "AKP kapatilinca hepsini iceri alacaklar" ifadesiyle, Cemil Bayik'in ta $ubat ayinda sarfettigi "AKP yetkilileri mahkemelik olacak... Hatta bircoklari mahkemeye verilerek gorevden alinacaklar" (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=86449) ifadelerini yan yana getirip "derin derin" du$unmekte fayda var. Genelkurmay, Anayasa Mahkemesi, Abdullah Ocalan ve Cemil Bayik'in ayni frekanstan konu$masi, sizi bilmem ama, bana cok garip geliyor. Sanki ayni "Derin Odak"in elemanlariymi$lar gibime geliyor. Yaniliyor muyum?
Cemil Bayik'in sozlerinden sonra Anayasa Mahkemesi Uyesi'nin geri kalan sozlerini tamamlayalim. Aradaki benzerligi bir daha gorelim. AYM uyesi devamla $oyle diyor: "Ben efendim, Büyük Millet Meclisi'nde bunu yapacağım. Gemi azıya aldılar iyice, tabii sonuçlarına katlanırlar. Bizim kararımızla birlikte milletvekillikleri de düşecek. Hepsi hakkında bin ton dava var; hepsini içeri alacaklar. AKP için dava açılsın yeter..."
Abdullah Ocalan ve derin-PKK'nin "Derin Devlet"in gudumunde oldugu konusunda $uphesi olan hala var mi? Ergenekon Teror Orgutu'nun avukatligini yapan derin ODATV ile Apocu Medya arasindaki muhabbetin cok "derinlere" dayandigi konusunda $uphesi olan hala var mi? Evet, bunlar ayni karanlik odagin Turk ve Kurd ayaklaridirlar. Bu gercegi gormek zorundayiz. Ergenekon'un her kafasina vuruldugunda derin-PKK'nin avaz avaz bagirip eylem yapmasi bo$una degil. Duygularimizla degil, aklimizla geli$melere bakarsak bu kirli i$birligini de$ifre edebiliriz.
Akil ile, duygu degil, akil ile geli$melere bakalim lutfen...
Türkiyenin içinde bulunduğu son siyasi durumu detaylıca objektif olarak değerlendirmiş
Her kesin anlayacağı bir literatörle izah etmiş olduğunuzdan dolayı teşekür eder saygılarımı sunarım.
SERDEST
Beynine eline saglik. Kurt halkini ve vicdani akli olan BDP milletvekillerini uyandirmak icin cirpiniyorsun.
Ancak Ergenekon'un Kurt ayaklari Turk ayaklariyle birlikte demokratik acilimi engellemek sabote etmek icin ellerinden gelen cabayi gosteriyorlar ve gostereceklerde.
AK Parti yetkililerinin ve insanim diyen butun secmenlerin bunu gore hazirlikli olmalari lazim.
Hersey acik ve basit oynaniyor. BDP ve PKK'nin iradesi tamamen bir sahsa yani Ocalan'a bagli. Ocalan'da Ergenekon'a bagli.
Turk hukukuna gore Ocalan'in beyanatlarinin disariya cikarilmasi asla mumkun degildir. Ergenekon'un uygun gordugu beyanatlar Imrali'dan Ocalan'in adiyla disari cikarilir.
Bugun icin Kurt halkinin siyasi vesayeti resmen Ergenekon'un kontrolu altindadir. Bu nasil kirilir? Halkimizi nasil uyandiririz? Bunlari dusunmeliyiz.
Burada tarihe de not dusmek icin bir cagri yapiyorum. Butun Kurt siyasetciler AK Partinin getirdigi demokratik acilim cabalarina karsi ne dusunuyorlar. Evelemeden gevelemeden ,Kurt halkinin cahil ve fakir birakilmisligi nedeniyle halki aptal yerine de koymadan referanduma evet deyip demeyeceklerini acikca soylesinler.Boylelikle korkak ve pisirik olanlarinda Ergenekon'un gizli ve utangac Kurt ayaklari olduklari artik hizla aciga cikacaktir.
Saglik dileklerimle.
benim dinimi sorgulasa hakkını kendinde görse.
Adam hem bilgisiz ,
hem ihanetçi,
hemde kendini akıllı zannediyor.
azim efendi,
ya!
senin dünyadan haberin yok veya Öcalan ve devamı olan çeteden çokta güzel bir rant ve çıkarın var.
Sizin gibi zavallı müridlere acıyorum,
önünüzü göremiyecek kadar,siyaset ve dünya gerçeklerden uzaksınız.
Sizİn sözde önderiniz olan Öcalanın yazdıklarını okumaktan acizsiniz ve utanmadan kürd halkı adına sow yapıp,
gerçekleri savunan kürd yurtseverlerine saldırıyorsunuz.
Sizin gibilerde biraz zeka ve sorumluluk varsa ,
Öcalan ve PKKnin resmi sifatıyla yayın yapan'ROJA CİWAN’’da Öcalanın yazdıklarını okuyun.Adam resmen Kürdleri kullanarak Türk derin devletinin ajanlığını yapmaktadır.
Kürd ve Kürdistanın yok oluşmasında en büyük görevi yüklenmiş ve kürdleri bir aptal olarak görmektedir.
Sizin gibi,aklı kıt olanlar halen bunu göremiyorsa,senin gibi zavallıları neden adam yerine koyayım.30 yıllık sözde bir bir savaş var,
bu savaş kimleri güc haline getirdiğini bilmeyecek kadar mı,beyniniz den özrünüz var.
Sana bir tavsiyede bulunayım ,
Öcalan denilen ihanetçinin müridi olmaktan vaz geçin,Kürd halkının gerçeklerini kendinize değer sayın.İhanet sizde,aptallık sizde,siz kim oluyorsunuzki,
bütün ihanetlerinize rağmen Kürde akıl verme saygısızlığınız.
Cahilsen seni bağışladım,ama satılmış bir ihanetçi iseniz ?
Yaptığınız ihanetin hesabı sizden sorulacaktır.Zannetmeyin ki,yaptığınız her ihanet yanınıda siz kar kalacağı,sorgulanacaksınız ve kürd halkına hesap vereceksiniz.
Sakın bu sözlerimi unutma…
Elinize, dilinize sağlık.
Lakin yazdıklarınızı hala anlayamamış olanları görüyorum. Uzun uzun ve en eğitimsiz birinin bile rahatlıkla anlayacağı yalın bir ifadeyle yazmış olmanıza rağmen hala anlamayanların derdi nedir acaba?
Bu arkadaşların gözü nasıl açılabilir?
Bu konuda da 3-5 kelamınızı istirham ederim. Saygılar.
Bilal
İSTANBUL
Neden bu kadar saldırgan oldun birlik ve kardeşlikten bahs ettim ölen gerilaların kürt olduklarını sizlerin evlatları olduklarını yazdım suçmudur yalanmıdır doğru değilmıdır.PKK li değilim ve aynı zamanda PKK düşmanıda değilim yanlışlarını söyleyin hatalarını söyleyin ideolojik tartışmalara girin eleştirilerinizi söyleyiniz ama öldürücü darbe yapmayınız köfür ve hakarete bulunmayınız dedim.
PKK kendi düşüncelerini serokları dediğin zat ın konuşmaları okuyorlar doğru veya yanlış yanlışlarını kabul etmek mecburiyetin yoktur eleştıreceksin yüksek sesle onlarla oturup tartışacaksın bu yanlışları yapmayın deme hakına sahipsin ama 25 ile 30 yıllık olan savaşı mücadeleyi görmemezlik edemesin bu mucadele kürtlerin kazancımı zararımı onu tartışacaksın.
Çönkü bu haraket Kürdistanın bağımsızlığı ve özgürlüğü için yola çıkmiş ve böyümüştü demokratik cumhuriyet için dağa çıkmamişti bu gerilalar bu teze bu değişikliğe karşı çıkabilirsin kabul etmeye bilirsin ben de bir kürt olarak demokratikleşmeyi içime sindiremiyorum 40 milyon bir halkın kendini yönetme hakını elinde almak o hakı yok saymak ve görmemezlikten gelmek doğru bir tespit doğru bir düşünce değildir.Heryurtseverin ulusların kaderlerini tayın etme hakını o halkın elinde olması gerekir ilkesine bağlı olması gerekir .
gelismeler gösteriyorki, kaba tabiri ile iki blok olusmus, bu 0,5 lik ler ile,3-5 yuzdesi alanlari cikarirsak tabiki... Ergenekoncular ve anti ergenekoncular. kim bunlar AKP anti ergenekoncu!! CHP-MHP-ORDU-HYSK-1984 model Kemalistler IMRALI ve turevleri....!!!isin hikayesine ve edebiyatina hic gerek yok. laf ebeliginede gerek duymadan. cok net olarak Ergenekona karsi her tavirda halkin yarari vardir. kisa vadeli yada uzun vadeli bu kesin.turkiyeyi Kuruldugundan beri idare eden zihniyet ERGENEKON zihniyetinin modelleridir.. geldigimiz noktada Bu zihniyetin bir baska guc yani tabani agirlikli olarak anti Kemalist olan AKP ile sinirli bir duzlemdede olsa hesaplasmasidir. Yokustan yuvarlanmak uzere olan kemalist zihniyeti merdivenden asagi itmek icin bir hamle gerekiyor. Bu hamlede hic olmazsa halkin yararinadir. Ben kendimi su an 12 eylulun gunahi sayiyorum. dolayisiyla yasamimi ipotek altina alan bir anayasanin degistirilmeside olsa tek basina bundan yana olmak zorundayim. kimin ne dedigide pek umurumda degil. kendi cikarimi en iyi ben bilirim. Agalar- vampirler ve diktatörler degil.Bu nedenle ben cok sade dusunen, kara gözlukleri olmiyan halkin sag duyu ile olaya yaklasacagina inaniyorum. Selehattin Demirtasin, ERGENEKONU kurtarma dernegi ne derse desin IMRALI mukimi 1984 Model Kemalist ne derse desin. Kurt halki evlatlarina aci cektiren 12 eylul darbecilerinin cektirdigi tum acilari yureginde hisediyor.1984 model Kemalist Aga evlat acisi nedir bilemez! ne sehidi var. nede tanri ona evlat nasip etmis! oda kendi agalari gibi, bir cakil tasi kimseye vermez!! nasilsa kendi evladinin ve kendisinin kani akmiyor!!kurt halki bu 1984 model kemalistlere inanarak bir yanlis yapmistir. en azindan gelinen asamada. ama inaniyorumki bu yalnisliginida mutlaka giderecektir. bedelide evlatlarinin kanidir canidir.Eger bu referandum olur ise, 1984 model kemalistlerin sonunun baslangici olacak!Artik provakasyonlarda bu kesimleri kurtaramiyacak.Bu gelismeler, seyirci kalma luksu tanimiyor insanlara. tavirsiz kalanlar en kötu taviri koyanlar olacaktir. IMRALI muritleri su anki haliyle ERGENEKONCULAR ile ayni safta yer almislar. Bunun hesabinida halk onlara ödetecek. Ama bu tavirlari onlari alabildigine desifre ediyor. gelecegi kurtarmak acisindanda yararli oluyor. Yoksa halk nasil bunlari taniyacak!?
Siz zannediyomusunuz ki! Partinin kapatılmasına DTP' liler sevinmedi ?
..
Azim efendi hiç düşünmüyor musunuz? neden parti kapatılınca yasak Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk'e geldi de Emine aynaya gelmedi mesela?..
Ve Azim efendi.. Siz emine ayna'nın Açılım ile ilgili olarak
"Bitti bitti açılım bitti" Sözünü söylerken yüzündeki mutluluğu, kürtlerin acı çekmeye devam edecek olmasından duyduğu hazzı görebildiniz mi?..
Kendi yazdıklarından bile bir şey anlamayan, yazdıklarıyla başkalarına hakaret edici olduklarının farkında bile olmayan bazı beyinden özürlü kişilere cevap vermek aslında bizlere incitiyor.
Ama ,
bu akılsız ve ne yazıklarının farlında olmayan bazı akılsızlara cevap vermezsek hata yapmış oluruz.
Serwan –azim isimli yorumcuların yazdıklarını okuyunca, istemesek bile bir şeyler yazma gereğini duydum. Nasname ve okurundan özür dileyerek devam etmek istiyorum.
Hiçbir akıl ve siyaset zemininden haberi olmayan, kendini adam zanneden bazı kişilere (serwan ve azim) sen benim verdiğim mesajı anlayabilecek bir seviyedeysen saygı duyarım ama değilsen, neden adam yerine koyayım. Yazıklarını ve eleştirdiğin kişilerin yazılarını okurken ne kadar boş bir adam olduğun yazdıklarından belli ve çok düzeysiz bir söyem şekliniz var, yazdığınızın başı ve sonu birbiiriyle çelişkili olduğu kadar da mantıksız.
Senin gibiler kürd geçinebilir ama kürd misyonunundan habersiz bir laffazansınız ve sizin gibileri adam yerine koyarsak, kürd halkının felaketi olursunuz. O nedenle sizin gibillerini adam yerine koymuyoruz..
O kadar bilinsizce palavra atıyorsunuz ki, yazılarınızıdan çıkardığımız sonuça bakıldığında kürde en kolayca ihanet eden cinslerdensiniz.
Sizin gibi akılsızların, kürdler adına fikir yürütmesi bile bir felakettir, çünkü yazdıklarınız sizi üç kuruşa çoktan kürdü satan biri olduğunuzu gösteriyor.
Utanmadan, bedel ödeyenlerden hesap sorar kadar saygısızlaşyor ve hesap sorma hakkını kendinde buluyorsunuz.
Ağzınızdan çıkan hakaretleri görmeyecek kadar körsünüz ve başkalarının yerinde kullanılası gereken akılcı deyimleri hakaret zanneden bir bilgisizliğin ürünüsünüz.
Sizin gibi boş laflarla nara atan asalakları bu halk çok gördü. Sizler her türlü sowlarınızla halkımızı kandırıp kendinizi bir (...)zannetmeye çalışmayın.
Ne olduğunuz bellidir ve utanmadan, bilmediğin ve anlamadığın konularda da kendini bir şey zannetmeyin.
Uzun süredir sizin gibilerin hataları (önemli değil) bir gün düzelirler diye susarken, sizin gibiler kendilerini bir şey zannedip doğrularımızı sorgulayacak kadar saygısızlaşıyorsunuz.
Başkalarının yazdıklarını akıllıca oku, anlamayacak bir beynin varsa, başkalarına sor ve öğrendikten sonra yorumunu adam gibi yapın ki, size hak verelim.
Bakıyoruz bunu yapmıyorsunuz, yazarların yazdıklarından bir şey anlamıyorsunuz ama o küçüçük beyninizle yazar ve yorumculara saldırıyorsunuz. Yazılan yazı ve yorumculara karşı saygılı olun, yoksa bizim gibi okuyucudan gereken cevabı alırsınız..
BDP NIN DUSMANLIKTAN COK SIYASI KAZANIMLAR ELDE ETMESI ICIN BU YASAYA EVET DEMESI GEREKIYORDU.. TABIRI CAIZSE SOKAK JARGONU KULLANMAK ISTERIM , ITI ITE KIRDIRMAK POLITIKASI UYGULANMALIYDI.. DEMEKKI SIZIN AMACINIZ DUSMNALIK DEGIL.. INSAN BASKA SEYLER DUSUNMEYE BASLIYOR.. sizi gidi ergenokoncular sizi !!!!
Yorum yaz