Cevdet Akbay: Kürd ve Türk Ergenekoncular, Demokratikleşmeye Karşı “Ortak Mücadele Hattı” Ördü
Abdullah Öcalan, 24 Mart 2010 tarihli avukat görüşme notlarinda tehlikeli bir süreçten geçildiğine dikkat çekip, “Tehlikeler herkesi beklemektedir. O yüzden ortak mücadele hattı an be an saat saat örülmelidir” ilavesinde bulunmuştu. Öcalan’in sifreli dilinden az çok anlayanlar, “Tehlikeli surec” ifadesiyle “Demokratikleşme Süreci”ni kasdettiğini bilirler.
Abdullah Öcalan, 24 Mart 2010 tarihli avukat görüşme notlarinda tehlikeli bir süreçten geçildiğine dikkat çekip, “Tehlikeler herkesi beklemektedir. O yüzden ortak mücadele hattı an be an saat saat örülmelidir” ilavesinde bulunmuştu (http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=88817). Öcalan’in sifreli dilinden az çok anlayanlar, “Tehlikeli surec” ifadesiyle “Demokratikleşme Süreci”ni kasdettiğini bilirler. Değişime direnen yerleşik sistem gibi o da uzun süreden beri “Demokratik Açılım”ın “safsata” olduğunu söyleyip duruyor.
Sahip olduğu herşeyini şiddete, masum insanlarin akan kanina ve gözyaşlarına borclu olan “Derin devlet”in Ergenekoncu, JITEMci tetikcileri gibi, Öcalan da sistemin demokratiklesmesini “buyuk bir tehlike” olarak görmesinde kendi acisindan haksiz sayilmaz; çünkü demokratik bir sistemde kurdugu saltanatini devam ettiremeyeceginin farkindadir. Öcalan ve şiddete dayali Apoist sistemi ancak kaotik ortamlarda varliklarini devam ettirebilirler; demokrasi ve barış onlari rahatsız eder.
Öcalan’i çok rahatsiz ettiği belli olan anayasa değişikliği arasinda üçü geçici olmak uzere 29 madde var. Bu değişiklikler gerceklesirse, ozet olarak, Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nin yapısı degisecek, siyasi partilerin kapatılması zorlaşacak, Askeri Şura ve HSYK kararlari yargiya acilacak, bugun askeri mahkemelerde aklanan darbeci askerler sivil mahkemelerde yargilanacak… Başka iyileşmeler de var ama uzerinde en çok firtina kopartilan bunlar.
Firtinayi kopartanlar, “devletin sahibi biziz” diyen bir avuc azinlik ile vesayet sisteminin ve burokratik oligarsinin devamini isteyenlerdir. Bir de mevcut sistemden maddi ve manevi olarak nemalananlar var tabi. Degisim sonucu gercek manada “zarar gorecekleri” toplasaniz, Isci Partisi’nin her secimde aldigi standard yuzde yarimlik oran ya eder ya etmez. Halk, yapilmasi hedeflenen değişikliklerden rahatsiz degil çünkü kendisine ne bir zarari, ne de ek bir yuku var. Zaten itirazcilar “bu değişiklik halkin zararinadir” demiyor, diyemiyor; en buyuk itirazlari “AK Parti yargi ele gecirilmeye calisiyor; yargi bagimsizligina darbe vuruyor” seklindedir.
Degistirilecek maddeler açıklandiktan sonra en çok feryadi cikan CHP ile “CHP’nin arka bahcesi”ne donusturuldukleri için tarafsiz kurumlardan çok muhalefet gibi calisan yargi sisteminin tepe noktalarina oturtulan birkac kisidir. Icraatlarina bakildiginda, yargi sisteminin, ozellikle de HSYK, Anayasa Mahkemesi, Yargitay ve Danistay’in CHP’nin bir alt kolu gibi calistigi rahatlikla gorulebilir. Onun için CHP, “AK Parti yargiyi ele gecirmeye calisiyor” sikayetiyle aslinda “AK Parti yargiyi elimden almaya calisiyor” demek istiyor. Genelkurmay salonlarinda hazirol pozisyonunda duran, apoletlilerden aldigi emirlerle kararlar veren bir yarginin “bagimsiz” oldugunu iddia etmek insan akliyla dalga gecmektir, ciddiyetsizliktir.
Kendini devletin yegane sahibi olarak goren bir avuc simarik azinligin yargi sisteminde kurdugu carki gormek bile bunlarin rahatsizliginin asil sebebini gostermeye yetiyor. Mevcut sistemin nasil calistigini Oral Calislar’in 2 Nisan 2010 tarihli “Yüksek yargının çemberinde...” baslikli yazisindan aktarmak istiyorum (http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=02.04.2010&ArticleID=989162):
“Şimdiye kadarki düzen, tamamen askeri darbelerin mantığı (ki bu mantığın özü, ‘Seçilmiş meclislere ve seçilmiş hükümetlere güvenilemez, onları yukarıdan denetleyecek bir yargısal mekanizmanın sisteme egemen olması gerekir’ şeklinde tanımlanabilir) içinde şekillenmişti. Bu sistemin pratik işleyiş şekli de şöyle tanımlanabilir: Yüksek yargı mensupları, kendi aralarından, kendi ideolojik anlayışlarına uygun isimleri Anayasa Mahkemesi’ne öneriyorlar. Önerdikleri üç isimden birisini de Cumhurbaşkanı atıyor. Bütün Meclis’i, partileri, siyasi sistemi istediğinde aniden etkisiz hale getirebilecek kadar geniş yetkilere sahip bir oligarşi, siyasi hayatımızın üzerinde Damokles’in kılıcı gibi sallanıyor.”
“Anayasa Mahkemesi’ni şekillendiren yüksek yargıyı (Yargıtay, Danıştay vb.), Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirliyor. Oradaki terfi ve tayinler yoluyla yüksek yargı ortaya çıkıyor. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun üyelerini de yüksek yargı mensupları belirliyor. Yani tam anlamıyla bir ‘küçük çember egemenliği’ söz konusu.”
“Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin tamamına yakını Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdari Mahkemesi’nin üyeleri tarafından belirleniyor. Bu yargıçlar yanlarına bir de Yargıtay Başsavcısı’nı aldıkları zaman ‘sınırsız güç’e kavuşuyorlar ve Meclis’teki bütün partileri kapatabilecek konuma geliyorlar. Onları dengeleyebilecek, frenleyebilecek, denetleyebilecek, kararlarını gözden geçirebilecek hiçbir makam ve organ yok.”
Yeni düzenleme ile, tabiri caizse, bu cember önemli ölçüde kırılacak; sistemin kaymagını yeyip zulmunu millete yediren azgın azınlığın bütün rahatsızlığı da işte bundan kaynaklanıyor zaten. Mithat Sancar’in ifadesiyle “AKP’nin hazırladığı paket, eksiğiyle gediğiyle, bir hedefe yönelmektedir. Bu da, vesayet sisteminin temel sütunlarından biri olan ‘yargı’yı yeniden düzenlemektir. HSYK’nın tam bir oligarşik yapıya sahip olduğu apaçık ortadadır. Bu yapının, vesayet sistemindeki diğer sütun olan orduyla etkileşimine dair pek çok açık veri vardır. Bu alışverişin yarattığı sonuçlar, yani ‘ağır adaletsizlik halleri’ de, hafızasını tümüyle yitirmemiş herkesin az ya da çok bilgisi dahilindedir” (1 Nisan 2010, Taraf; http://www.taraf.com.tr/makale/10709.htm).
Meseleye bu açıdan bakıldıgında, halktan umudunu kestiginden iktidara gelebilmek için cuntacilara bel baglayan CHP, saltanatlari sarsintiya ugrayacak olan cubbeli burokratlar, imtiyazlari/ayricaliklari onemli olcude tirpanlanacak olan apoletli burokratlar ve butun bunlarin elbirligi ederek olusturduklari kaotik ortamdan nemalanan “Derin devlet”in rahatsizligi gayet açık ve anlasilirdir; bunda sasilacak bir durum yoktur.
Bir de hakli olarak “Bu duzenlemeler eksiktir, bununla demokrasi gelmez” diyen cephe var. Bu cehpe de kendi arasinda ikiye bolunuyor. Biri samimi, digerí samimiyetsiz. Samimi olanlar “Bu duzenlemeler eksiktir, bununla demokrasi gelmez” dedikten sonra “Buna rağmen yapilanlar demokratik surec için onemli adimlardir” ilavesinde bulunurlar. Abdullah Öcalan gibi samimiyetten uzak olanlar ise “Duzenlemede bu yok, su yok, o yok; o halde toptan red!” diye kestirip atiyorlar.
Kimse, sozkonusu duzenlemenin mukemmel ve en son duzenleme oldugunu, bunun kabuluyle baska duzenlemelerin olmayacagini soylemiyor. Demokratiklesme bir surectir, bu duzenlemeler ise bu surecin onundeki engelleri (ozellikle yargi ve askeri burokrasidekileri) bertaraf etmeye yonelik hayati oneme sahip adimlardir. Mevcut Anayasa Mahkemesi’nin 367 entrikasi ve benzeri siyasi kararlarini ve ozellikle dindar ve Kürd partilere karsi hasmane bakis acisina sahip oldugunu biliyoruz. Ayrica, HSYK’nin da bugun butun mesaisini demokrasi karsiti Ergenekon Teror Orgutu uyelerini serbest birakmaya vakfetmis oldugunu biliyoruz (bir muddet once usullere aykiri olarak atamasini yaptigi Oktay Kuban’in “Balyoz Darbe Plani”na bulasan istisnasiz herkesi hapisten cikartmasi en guncel ornektir). Ozellikle bu iki kurumun demokratiklesme surecine engel olacaklari ortadadir.
Ayrica, AK Parti kendi içinde homojen yapiya sahip bir parti degildir, içinde Kürdleri ilgilendiren konularda yapilacak duzenlemelere alerjisi olanlar oldugu için secim barajinin dusurulmesini Kürdlere taviz olarak algilayanlar ve Meclis’teki gizli oylamada “Hayir” oyu verecegini belli edenler vardir. Duzenlemenin halk oylamasina goturebilmek için 330 oya ihtiyaci olan AK Parti de bu konuda çok hassas davranmak zorunda kaliyor. OHAL gibi zulum yonetiminden çok ceken biz Kürdler, demokratiklesmeye en muhtac oldugumzu halde, Kürdleri temsilen Meclis’te bulunan BDP ise Ergenekon ile ayni frekansta konusan Öcalan’in agzina bakiyor. Kisacasi çok kritik bir durum var ve AK Parti bu kritik durumdan mumkun oldugu en az zararla cikmaya, değişikligi kazasiz ve belasiz olarak halka sunmaya calisiyor.
BDP içinde sozkonusu duzenlemelere olumlu bakan Milletvekilleri var ama Öcalan’a rağmen ozgur iradeleriyle hareket edip etmeyecekleri belli degil (bu da Öcalan’in “parti ici demokrasi” lafini havada birakiyor). Öcalan’in secim baraji ve diger sartlari, AK Parti’yi koşeye sikistirmak içindir, yoksa gercekten BDP’nin Meclis’e daha guclu girmesini saglamak için degildir. Çünkü Öcalan’in tercihi demokratik zeminde mucadele eden BDP’den degil, şiddet arenasinda israr eden PKK’den yanadir. BDP’nin guclenmesinin PKK’nin zayiflamasina sebep olacagini çok iyi biliyor. BDP’yi, PKK’yi guclendirmek için yem olarak kullaniyor. BDP’nin karsi karsiya kaldigi her haksizlik PKK’ye guc olarak donuyor. “Biz demokrasi istiyoruz ama onumuzu tikiyorlar, daga cikmaktan baska caremiz yok” gibi cikislarla Kürdleri PKK’ye mahkum etmeye calisiyorlar.
Öcalan’in israrla PKK’yi guclu tutmasinin sebebi, PKK’nin BDP’ye gore “Derin devlet”in amaci dogrultusunda kullanilmaya daha elverisli olamsindandir. Çünkü apoletlilere darbe plani yazdirmakla is bitmiyor, bir de darbe zemininin olusmasi gerekiyor, bu da ancak şiddet ve kaosla mumkundur. Ergenekon Teror Orgutu ve onun kontrolundeki mafya ve ceteler etkisiz hale getirildiginden bu gorevi ancak PKK yapabilir. BDP (ve eski DTP) istese bile çok da fazla “hizmet etme” sansi yoktur. Öcalan ve Derin devlet, DTP’nin kapatilmasina çok buyuk umut baglamislardi; partinin kapatilmasiyla birlikte Kürdlerin sokaklara cikip Türklerle catisacagini, Kürd-Türk catismasinin butun Türkiye’ye yayilacagini hesap ediyorlardi (Apocu medyanin o siralar “ayaklanmayi butun ulkeye yayalim” gibi yayinlarini hatirlatmakta fayda var).
DTP’li butun vekillerin “sine-i millet”e donmesiyle ortalik daha da karisacakti. Kürdler oyuna gelmeyerek hem Öcalan’i hem de Derin Devlet’i hayal kirikligina ugratti. DTP’li milletvekilleri Diyarbakir’da 200-250 bin kisi toplayabilselerdi “sine-i millet” karari vereceklerdi; bekledikleri sayinin ancak yuzde 10’u, yani 20-25 bin kisi toplandi. Bu da Kürdlerin kargasa istemedigini, demokraside israr ettigini isaret ediyordu. Bunu goren/sezen Öcalan, 16 Aralık 2009 tarihli Görüşme Notları'nda “Bence henüz istifa edilecek aşamaya gelinmedi” diyerek umidini BDP’nin kapatilmasina bagladigini gosterdi. Bu plan hakkindaki dusuncelerimi daha once yazdim, merak eden oraya bakabilir (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5731.html).
AK Parti, parti kapatilmasini zorlaştiran düzenleme ile Öcalan’in elindeki kozu aldi. Bu da haliyle Öcalan’in kimyasini bozdu. Değişikligin halk oylamasina sunulmasi durumunda Kürdlerin yuzde 80’inden fazlasinin destekleyeceğini bildiği için değişikligin Meclis’te yeterli oyu almamasi için elinden geleni yapacaktir. Demokrasiden yana tercihini yapan Kürdler, Öcalan’in Ergenekoncularla paralel dusen tavrini unutmayacaklar, ilk secimde BDP’yi cezalandiracaklardir. Bu da Öcalan için sonun baslangici olacaktir. Öcalan’in Kürdler arasindaki guvenirligi azaldiktan sonra “Derin devlet” ile yaptigi anlasmalarin yazili ve goruntulu belgeleri internet ortamina sizmaya baslayacak, Öcalan’in Kürdlerin aleyhine calistigi somut delillerle belgelenecektir. Bu da Öcalan’in ve PKK’sinin sonu olacaktır. Kısacası Öcalan, Demokratik Açılım’a karşı olmakla, kendi sonunu kendi elleriyle hazırlıyor.
5 Nisan 2010



Yorumlar (18 gönderildi):
Ocalan ve onun pe$inden gidenler, HSYK'nin degi$mesine engel olarak dolayli olarak Kuban gibi hakimleri desteklemi$ oluyorlar.
****
Ahmet Kekec'in yazisindan (http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ahmet-kekec/bir-h-kimin-inanilmaz-degisimi-253626.htm):
Kuban’ı Diyarbakır’da görev yaptığı dönemden tanıdığını belirten (avukat Tahir) Elçi aynen şunları söylüyor:
“Kuban bizi hayretler içinde bırakıyor. Kendisini bir önceki görev yeri olan Diyarbakır ilimizden tanırım. Balyoz soruşturmasındaki tahliyeci tutumunun aksine Diyarbakır’dayken tutuklama eylemli bir hâkimimizdi. Biz onu Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görevliyken, huzuruna getirilen ve tek suçu taş atmak ve zafer işareti yapmak olan çocukları dahi tutuklayıp aylarca hapiste yatıran bir hâkim olarak hatırlıyoruz. Hükümeti yıkmak için plan yapmak ve darbeye teşebbüs suçlaması ile tutuklanan Balyoz sanıklarını salıverince aklımızdan keşke aynı tavrı Diyarbakır’da da gösterseydi diye geçirdik. Diyarbakır’da yetersiz delillerle çok sayıda insanı yıllarca hapis yatırdı...”
****
Kurdler, donen dolaplari, Kurd ve Turk Ergenekonlari arasindaki kirli ili$kilere cok cok yakindan bakmalidirlar.
ortada demokratik bir sey yok ki birileride karsi olsun.sadece akp nin dayatmalari var. tüm türkiyeyi akp lilestirme cabalari var bunada kürtler destek vermemelidir..anayasanin cemil cicegin dedigi degistirilemez 5 maddesi degismedikce demokrasi zor gelir..türk milleti gibi..
Demokratikle$me bir surectir (lugattan "surec"in anlamina bakiniz lutfen), aksakliklar, tokezlemeler falan olacak elbet. Lamba degil ki tik ac, tik kapat.
On sene oncesiyle $imdi ayni mi? Kurdlerin cellatlari, apoletli apoletsiz denmeden tutuklanip hapse konuyor bugun. Biraz da bardagin dolu tarafini gorunuz. Ergenekoncular gibi $ikayet yagmuru yagdiracaginiza biraz da iyi taraflari gorunuz.
Duzelmeler oluyor, adamlar OHAL'i kaldirdilar. OHAL doneminde beyaz toroslara bindirilip goturulen binlerce insanin kemiklerine bile ula$ilamiyor bugun.
Siyasetcilerin tutuklanmasina da farkli bakiyorum ben. Birkac sene once Ergenekoncular yakalanmaya ba$ladiginda "Bunlar itibarli, profesor adamlar, darbe mi yaparlar" diye $ikayet ediliyordu. Bugun darbe planlari ortaya cikiyor. Kurdler icinde de bunlarla irtibati olan vardir bence. Sucu olmayan serbest birakilacak elbet.
Bence siz objektif yakla$miyorsunuz, Ergenekon mentalitesiyle olaylara bakiyorsunuz.
"Kurdler adina hicbir$ey yok" diyorsunzu. Illede her maddenin icinde "Kurd, Kurdce, Kurdistan" tabirleri mi gecmesi lazim yani? Faili Mechul cinayetlerini onunu tikayan kim, $emdinli Davasi'ni ortbas eden kim, her uyesinin elinde Kurd kani bulunan Ergenekon Teror Orgutu'nun serbest birakilmasina cali$an ki? HSYK ve yargidir. DTP'yi kapatan kim (size gore AK Parti tabi, biraz mantikli olun), ANayasa Mahkemesi. Parti kapatilmasi zorla$tiriliyor, Kurdlere hayati zehir eden apoletli vah$et gemleniyor.
Ocalan'in odasina buyuk ekran renkli televizyon alinmayana kadar tatmin olmazsiniz siz zaten. Apoist mentalite i$te.
siz bize hergun akp nin ne kadar demokrasi yanlisi oldugunu carsaf carsaf yaziyorsunuz ben sunu size sormak istiyorum akp her seyi bir tarafa biraksin da secim barajini dusursun demokrasiye oradan baslasin erdogan yurt disinda gogsunu gere gere 75 tane kurt vekilim var (sen bunlari baraj vekilleri olarak oku)diyor tabi baraj duserse oradan 5 tane dahi goturemez bunu oda sen de cok iyi biliyorsunuz sayin akbay akp nin elini tutanmi var hadi yapsin biz kurdler de sonuna kadar destekleyelim ama isin asli oyle deyil sayin akbay adamlar ohali kaldirdi diyorsun evet ismini kaldirdilar ama celik gibi duruyor sayin akbay solhanin arkasindaki serafetin e yayan cikin bakalim kalkmismi kalkmamismi gorelim siz turkiyede su ana kadar kanunlarin sadece kagit uzerinde deyistigini bilmiyor degilsiniz herhalde siz dini duygularinizla hareket ederek kurtlerin akp yi desteklemesini istiyorsunuz bu kadar basit sayin akbay ister inan ister inanma ben sidete hic bir zaman bulasmamis bir insanim hic bir orgutle uzaktan yakindan bir yakinligim olmadi welat parez bir kurdum sunun uzerine basa basa soyluyorum akp zihniyetinin demokrasi getireceyine asla ve asla inanmiyorum surectir diyorsunuz ABD deyasiyorsunuz demokrasi oyle parca parca verilmez demokrasiyi vereceksin ve en onemlisi de uygulayacaksin baska yolu yok butun demokratik ulkelerde bu boyledir bunu cok iyi biliyorsunuz sayin akbay bir seyi gercekten merak ediyorum ve size soruyorum cevap vermek mecburiyetinde deyilsiniz ama verirseniz sevinirim: siz once kurd sonra muslumanmisiniz? yoksa once musluman sonra kurd musunuz selamlar
Yazida da belirttigim gibi birkac maddenin degi$mesiyle demokrasi hemen gelmez ama onemli bir adimdir bu atilan.
Bir misalle anlatalim... Ucra bir koye hizmet goturmek icin once yol gider veya elektrik direkleri dikilir. "Ben her$eyi birden isterim, yok in$aati attirmam, direkleri diktirmem!" denmez ki! Adim adim her$ey olacak.
Bugunku duzenlemeler ile demokratik sistemin temelleri guclendiriliyor, zemin hazirlaniyor. Batakliga in$aat yapmak icin batakligin kurutulmasi gerekir, bugun yapilan da budur.
OHAL aynisi gibi duruyor diyorsunuz, insaf yani. Siz anlasilan OHAL'i yasamamissiniz veya yasanilan acili tecrubeleri okumamissiniz. Bugun $artlar mukemmel degil, kabul, ama OHAL'e kiyaslanamayacak kadar da iyidir. Daha da iyile$ecek.
AK Parti kar$itligi aklinizi ve insafinizi korertmesine musaade etmeyiniz!
Kurdlerin durumunu ABD'deki Zencilerin durumuna benzetirim hep. 1960'a kadar ayrimcilik vardi, Zenciler toplu ta$ima araclarinda on saflara oturamiyorlardi. 1964 ve 68'deki iyile$melerle ortam birden gulluk gulistan olmadi, surec devam etti, simdi belirli bir seviyeye geldi ki Beyaz Saray'da bir Zenci oturuyor.
Yani kanunlar gecirilirse memlekete demokrasi gelecek diye beklemeyelim. Bugun anayasanin tumu degi$se bile rejimin tortularinin tamamen silinmesi icin gene de zamana ihtiyac olacak.
Sorunuza cevap vermeden ben de size bir soru sorayim: siz once Kurd sonra insan misiniz, yoksa once insan sonra Kurd musunuz? Garip bir soru oldu. Sizin sorunuz da bu kadar olmasa da garip ve manasiz.
Kurdluk, iradem di$inda bana verilen bir $ey, yani sipari$le elde ettigim bir$ey degil. Allah bana Kurdlugu yaki$tirmi$, beni Kurd olarak yaratmi$. Ben de Allah'in bu hediyesini, tercihini ba$im ve gozum ustune kabul ediyorum.
Din ise, her ne kadar ana-babamizdan gorsek de gene de irademizle kabul veya red edebilecegimiz bir$ey.
Deri ile elbise gibi... Deri bize bah$edilmi$, elbiseyi, zevkimize gore giyiniriz. "Deri mi elbise mi?" diye ikilem icinde birakmak mantikli mi? O ba$ka, bu ba$ka.
Irkim Kurd, dinim Islam; veya $oyle de soyleyebilirim: dini Islam olan bir Kurdum.
Ne Islam Kurdlugu inkar ediyor, ne de Kurdluk Islami. Bu gibi $eylere takilmamak gerekir bence.
Selam ve dostlukla.
kurdluk iradem disinda verildi diyorsunuz yani biz annemizin karninda iken anne ve babamiz kurd yani bu yapi soy kurd olarak doguyoruz tabiki insan olmak cok onemli insan olduktan sonra herkes kendi yolunu secer. irkim kurd dinim islam cevabiniz beni tatmin etti..OHAL i ya yasamamissin yada yasanan acilari okumamissin diyorsunuz.sayin akbay o serevdin yaylasinda basimizi koyupta yatmadigimiz tas kalmadi omrumuz o yaylalarda gecti cobanlik yaparak (azatan)(hilbizun)(hezarsah)(melekan) koylerinden o yaylalara gide gele basmadigimiz toprak parcasi kalmadi yani ohali iliklerimize kadar yasadik sayin akbay gola quling yani yuzen adalara gitmek icin korucular seni durduruyor turkcede konusmasini bimiyor ve sana soruyor (kimliyi var)seni orada iki saat bekletiyor sorgusuz sualsiz ve siz iyilestirmeden bahs ediyorsunuz sayin akbay bu topraklarda ohalden en cok nasibini alan biziz devlet vermis silahi okuma yazma bimiyen cahile orada bolgeyi yonetiyor ve siz buna iyileme mi diyorsunuz.cahil kelimesi dediyim icin af ola bende oyle fazla okumadim 5 yilin iki bucuk yilini zar zor tamamladim.sayin akbay yani biz bolgeyi cok iyi taniyoruz oyle uzaktan analiz yapanlardan degiliz selamlar
OHAL'i iliklerinize kadar ya$ami$siniz, peki $imdiki durumla eski durum nasil bir oluyor? Beyaz toroslar gorevde mi hala, insanlari evlerinden, sokaklardan toplayip "mechule" goturmeler devam ediyor mu? Faili mechul cinayetler devam ediyor mu? $imdi "kimliyi var?" diye soruluyor, eskiden "canin var" diye soruluyordu. Iyile$meleri inkar etmeyiniz, iyile$meler var, daha da iyile$ecek. Yanli$ analiz ettikten sonra yakindan veya uzaktan yapilmasi farketmiyor.
kemalistler nasıl hamiyet adı altında türkiyeyi mahvediyorsa apojinilerde hamiyet adı altında kürdistanı ergenekono talan ettirdiler [sebep olan yapan gibidir] sizin gibi aydın kürtler bdp nin yerinde olsaydı iş başka olurdu.
Akp ne kadar demokrat ya da şöyle diyeyim, akp nasıl bir demokrat?
Bana göre akp bir tek kendisine demokrat, bir tek kendisine müslüman, bunu görmeyenler kör herhalde.
izmirde gevrek satarken turkesin olum yildonumunde beni hatayda bir grup ulkucu durdurdu bugun ne biliyor musun dediler bilmiyorum dedim.basbugumuzun olum yildonumu dediler,beni bi guzel dovduler orda.o zaman 15-16 yasindayim.isin garip yani aralarinda bi kurd vardi en cok o zoruma gidiyor.siteye goz atinca onu hatirladim.
Cevdet bey Kürtler ve Türkler için bir referanstır.!!Hep derdim Kürtlerden olayları önyargısız,objektif değerlendirecek bir aydın yokmudur????Vardır.!! Sayın Cevdet Akbay. Saygılarımı sevgilerimi sunuyorum. Bu meseleler breysel olarak,oluşan olaylardan kurgulanarak büyültülecek meseleler değildir.!! Ben yanlış bir Yerlerde olduğumuzu düşünüyorum!!!
Saygılar
Bir Türk
saygılar
Bundan bir muddet once BDP Grup Başkan Vekilleri Bengi Yıldız da benzer bir cagrida bulunmu$tu (http://www.haberturk.com/gundem/haber/525209-cocuklarinizi-askere-gondermeyin). Umit Hanim'a hak verdigim halde Yildiz'a hak veremiyorum cunku kendisini ciddiyetsiz goruyorum. Eger ciddi olsaydi, bu kirli sava$a gercekten kar$i olsaydi, Kurdlere "Evlatlarinizi daga gondermeyin" diye cagrida bulunurdu. BDP'deki pisiriklardan bu gibi cesur ciki$ beklenmez ama Kurd anneler evlatlarini daga gondermeyerek Sava$ Agasi Abdullah Ocalan ve avanesine mesaj vermelidirler.
Bu kirli ve anla$mali sava$, Kurd ve Turk annelerin Sava$ Agalari ve Sava$ Pa$alarina "Edi Bese - Artik Yeter!" resti ile sonlanabilir.
Yurekli Kurd ve Turk Anneler araniyor!!!
Yorum yaz