Anasayfa | Yazarlar | Dr. Cevdet Akbay | Cevdet Akbay: Dayılar ve Yeğenler Ortamı Karıştırmak için İşbaşında…

Cevdet Akbay: Dayılar ve Yeğenler Ortamı Karıştırmak için İşbaşında…

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image "Paşalar görev başında!"

“Dayı” Başbuğ “Sabrımızı taşırıyorlar!” diyerek masa yumrukluyor, “fazla üstümüze gelirlerse elimizdekileri açıklarız” diye tehditler savuruyor... “Yeğen” Öcalan ve avanesi de “Bizi imha etmeye çalışıyorlar, direnecegiz” diyerek cocukları sokaklara döküyorlar, savaş çığlıkları atarak tıpkı dayıları gibi tehditler savuruyorlar.

 

Derin Devlet’in, önümüzdeki seçim öncesi “gidişata dur!” demek için yeni bir eylem planını devreye koyduğu anlaşılıyor. Buradaki “Gidişat”tan kasıt, sistemin demokratikleşme sürecidir. Diger bir ifadeyle “Demokratik Açılım”dır.

Sistemin demokratikleşmesi, karanlık/illegal işler çeviren, kaostan ve şiddetten beslenen insanları ve örgütleri çok rahatsız eder. Çünkü demokratik sistem ve şeffaf yönetim bunların bütün tezgahlarını altüst eder, menfaatlerini zedeler.

Mesele, demokratik bir sistemde “dayı” apoletlilerin saltanatı yerle bir olacak, kafaları estiğinde sistemin ırzına geçemeyecekler. Aynı durum  “yeğen” Öcalan için de geçerldir. Onun demokratik bir sistemde “Atakürd”leşmesi mümkün değildir.

Bugün “üniter yapıya dokundurtmayız!” diyen cuntacı apoletliler, kapalı kapılar ardında Öcalan’a “Demokratik Açılım başarılı olursa ikimizin de saltanatı bitecek; demokratikleşme sürecini baltalayıp sistem üzerindeki ağırlığımızı devam ettirmemize yardımcı olursan, biz de senin ‘Atakürd’ olma projende yardımcı oluruz!” diye vaatte bulunuyorlar/bulunmuşlar büyük ihtimalle.

Bir taraftan “PKK’yle bağlantıları var” diye insanlar tutuklanıp partiler kapatılırken, diğer taraftan Öcalan’ın, Genelkurmay’ın sorumluluğundaki İmralı’dan  örgütünü hicbir engelle karşılaşmadan yönetmekte olduğu gerceğini unutmayalım. Bu, aleni bir “Dayı-yeğen dayanışması”ndan başka birşey değildir.

Uzun bir zamandan beri “yeğen” Abdullah Öcalan ve avanesi “Demokratik Açılım bitti, açılım dedikleri safsatadır” deyip duruyorlar. Bununla, ta başından beri açılıma karşı olan Ergenekoncularla ayni cephede bulunduklarını deklare ediyorlar.

Son günlerde gazetelere verdigi siyasi mesajlarla tehditler savuran “dayı” İlker Başbuğ da korodaki yerini aldı. Seçim yaklaştıkca dayılar ile yeğenler arasındaki dayanışma da haliyle artıyor. Benzer dayanışmalara daha önce de şahit olmuştuk (2004, 2007 vesaire). Şimdi de kaos ortamı oluşturarak hem sistemin demokratikleşmesini engellemek hem de önümüzdeki seçimlerde bir CHP-MHP koalisyonu çıkartmak için “Derin Devlet” tarafından sahaya sürülmüşler.

“Dayı” Başbuğ “Sabrımızı taşırıyorlar!” diyerek masa yumrukluyor, “fazla üstümüze gelirlerse elimizdekileri açıklarız” diye tehditler savuruyor. Aslında elinde birşey falan yok; bütün imkanlarını kullandığı halde cuntacılara yeteri kadar yardım edememenin verdiği ruh haliyle dikkatlari cuntacılardan başka yöne cevirmeye çalışıyor, bu yolla onlara biraz dahi olsun nefes aldırmak için çırpınıyor.

“Yeğen” Öcalan ve avanesi de “Bizi imha etmeye çalışıyorlar, direnecegiz” diyerek cocukları sokaklara döküyorlar, savaş çığlıkları atarak tıpkı dayıları gibi tehditler savuruyorlar.

Başbuğ’un “parlamento, refarandum yoluyla, demokratik süreçleri işleterek üniter yapıyı değiştirmeye karar verirse ‘Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bunun yanında olmayacak” ifadesi aslında dayı-yeğen dayanışmasının asıl niyetini ele veriyor.
Bunların ileri sürdükleri gerekçeler halkı aldatmaya yöneliktir; Başbuğ’un ifadesinden de anlaşılacağı üzere, bütün tantananın sebebi aslında Sivil Anayasa’ya ve sistemin demokratikleşmesine engel olmaktır.

Bu tantana sürecinde “Derin Devlet”in güdümündeki Yargı devreye girerek bir kapatma davası açarsa fazla şasırtıcı olmayacaktır. Bugün olduğu gibi, 2007’de de Sivil Anayasa’yı gündeme getiren AK Parti’nin üzerine gitmiş, seçimden sonra da kapatma davası açmışlardı. Bu sefer kesin bir sonuç alabilmek için davayı seçimden önce açacakları anlaşılıyor.

AK Parti 2008’de kapatılmaktan kılpayı kurtuldu ama kapatılmaktan daha beter edildi, bir nevi uysallaştırıldı. “Demokratik Açılım” sürecinde tekrar “Sivil Anayasa”dan bahsetmeye başlayınca “Derin Devlet”in güdümündeki “dayılar” ve “yeğenler” tekrar hareketlenmeye başladılar.

Bunların tehditleri ancak bir Sivil Anayasa ile geri püskürtülebilir. Mevcut darbe anayasası yürürlükte olduğu müddetçe AK Parti her an kapatılma tehdidi altında olacaktır. Bu durumda olan bir partinin tam manasıyla bir Demokratik Açılım yapması cok zordur. AK Parti’deki kafa karışıklıgı ve sürecteki yalpalama bundan kaynaklanıyor.

AK Parti kendisini de milleti de kandırmasın. Demokratk Açılım’da samimi ise mutlaka sivil bir Anayasa yapmak zorundadır. Mevcut Meclis’ten böyle bir anayasanın çıkması ise imkansızdır. Yeni bir Anayasa hazırlayıp (veya ellerindeki hazır Anayasayı) halka sunmaktan başka seçenekleri olduğunu sanmıyorum.

Sivil Anayasa, hem Demokratik Açılım’ın hem de kendileri dahil sivil siyasetin garantisi olacaktır. Bunu yapabilmek için biraz cesaret, biraz da ciddiyet gerekir. Çekingenlikle, korkaklıkla, ürkeklikle olmuyor. Sivil Anayasa konusundaki ürkeklikleri, korkak cuntacıları cesaretlendiriyor. Ergenekoncu dayı ve yeğenlerin son günlerdeki meydan okuyuşlarının sebebi bu korkaklıklarıdır.

Teşbihte hata olmaz, saldırgan köpekler, korktuklarını hissettikleri insanlara musallat olurlar; korkmayan insanlara ya bulaşmazlar ya da kuyruk sallayarak önlerinde çökerler. AK Parti Hükümeti, çekingenliğe devam ederse, akibeti pek vahim olacaktır. Dönüşü olmayan bir sürece girildiğinden, biraz tökezleme/yavaşlama olsa da demokratikleşme süreci kendileri olmadan da devam edecektir.

Not: Bir müddet once BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül’e Kürdçe konusunda bir cağrıda bulundu. Bir önceki yazıda “Demirtaş (ve BDP) Kürdçe konusunda samimiyse, en kısa zamanda Öcalan’a da seslenerek ‘Sayın Öcalan, avukat görüşmelerinizi Kürdce yapınız, kitaplarınızı ve savunmalarınızı da Kürdçe yazınız. Anadilinizin bu şekilde göz göre göre erimesine seyirci kalmamalısınız. Bu asimilasyon sürecini durdurmanın başka yolu yoktur’ demelidir” diyerek bir teklifte bulundum.

Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı 10 Şubat 2010 tarihli “Basın toplantısı” da Türkçe’dir. Bu da, BDP ve Öcalan’ın Kürdçe konusunda samimi olmadıklarını, yaptıkları çağrının ucuz bir siyasi şovdan ibaret olduğunu, Kürdçeyi siyasetlerine alet ederek suistimal ettiklerini gösteriyor.  

13 Şubat 2010

Fotograf: http://www.nasname.com/Yazarlar/sgulmus/5574.html

Yorumlar (21 gönderildi):

Cevdet Akbay .. 14 Feb, 2010 02:07:27
avatar
BİR-İKİ GÜN SONRA "15 ŞUBAT ULUSLARARASI KOMPLO(!)'YU LANETLEMEYE HAZIRLANAN APOCU'LARA BEYİN EGZERSİZİ YAPTIRACAK BİR YORUM...

PKK’ye, daha dogrusu KKP'ye (“Kemalist Kürdler Partisi”) göre Abdullah Öcalan “uluslararası bir komplo” ile Suriye’den alinip Imrali’ya kondugunu iddia ediyorlar. Gorunuse bakildiginda Abdullah Ocalan gercekten de Suriye’den cikartilip Avrupa, Rusya, Kenya, Avrupa uzerinden Turkiye’ye getirildi ama bu, Apo ve Apocularin iddia ettigi gibi komplo ile degil, Ocalan ile Derin Turk Devleti arasindaki gizli bir anla$maya gore yapildi.

Suriye’de hayati tehlikesi olan Ocalan’in cantasini toplayip "Ben dayilarima gidiyorum" da diyemezdi (bunun bircok sebebi var, detaya girmek istemiyorum). Oturuldu bir plan yapildi. Bu plana gore Kara Kuvvetleri Komutani Atillah Ates Suriye'ye kukreyecekti, Suriye de onu disari atacakti, o da mecburen cikmak zorunda kalacakti(!). Nitekim aynen oyle oldu. “Suriye’den cikarim ama daglara, Gerilla’nin yanina giderim” demek yerine o Turkiye'deki dayilarina gelmeyi tercih etti. Hatta Italya'dayken bazi devlet yetkilileri "Pakistan veya Avrupa'nin bir yerinde ev hapsi" onermisler, Apo kabul etmemi$. Imrali'da, dayilarinin yaninda daha guvende olacagini bildigi icin Bekaa Karargahi'indan Imarli Karargahi'na yerle$tirildi. Nitekim, PKK’yi, apoletli “dayilari”nin kontrolundeki Imrali'dan daha rahat yonetiyor; Suriye’de olsaydi PKK’yi bu kadar rahat yonetemezdi cunku her an oldurulme korkusu altinda yasiyordu, yani orada esirdi. Imrali’da 1000 kisiye yakin bir koruma altinda yasiyor, gunun 24 saati doktorlari var, rahati oyle yerinde ki bir mendil ve merhemle halledilebilecek en ufak bir burun akintisini ve ka$intisini bile buyuk sorun yapiyor.

Suriye’de gercekten de can guvenligi yoktu. Birkac defa suikast girisimi oldu, birinde Cevik Bir, diger birkac defa da derin devletteki diger dayilari haber vererek hayatini kurtardilar. Bir de ic mucadele vardi. Sayet Ocalan Suriye'de kalsaydi 2000 yilini bile goremeyecekti, kesinlikle ortadan kaldirilacakti. Bunu kendisi de biliyor, biz de biliyoruz, siz de biliyorsunuz (can guvenligi konusunda gecen birkac avukat gorusmelerinde deginiyor). Ayrica, eger devlet isteseydi, Ocalan’i yakaladigi an bir yolunu bulup ortadan kaldirabilirdi, ama o zaman iktidarda 28 $ubat Hukumeti var, ipler cuntaci generallerin (yani “dayilar”in) elindeydi. “Canli Ocalan i$imize daha cok yarar” diyorlardi. Nitekim yariyor da.

$unu cok iyi biliyoruz ki, Ocalan'in Suriye'den cikisini Atilla Ate$'in Hatay’in Reyhanli ilcesinden kukremesi yol acti (plan geregi). Atilla Ates (daha dogrusu Genelkurmay) Ocalan'in Suriye'de oldugunu yeni mi ogrenmisti? ELbette ki degil. 1984'teki $emdinli ve Eruh saldirilarindan sonra Suriye'ye kukreseydi gene Apo'yu kovdurabilirdi. Ama kasitli olarak yapmadilar. Yegenlerinin Suriye’de palazlanmasini beklediler.

Oyun icinde cok oyun var. Bu oyunun en kirlisi ise Kurdlerin imhasi vardir. Derin devlet ile derin-PKK elele verip Kurdlerin sonunu getirmeye karar vermi$lerdi. Ama Kurd halki ve PKK icindeki ehli vicdan insanlar bu komplonun onune gectiler. Ocalan'a kalsa butun Kurdleri 20 metrekaralik bir kogusa veya bir renkli bir televizyona satar (son Gorusme Notlari'ndan "renkli televizyon istirem" diyor zaten).

Bekaa Karargahi’nda can guvenligi olmadigi icin guvenli olan Imrali Karargahi’na getirilirken yolda “dayilari”na bir soz vermisti Ocalan. “Anam da Turktur” derken “Siz benim dayilarimsiniz, ben sizi simdiye kadar hep sevdim, sevmeye devam ediyorum” demeye calisiyordu.

Iradelerini Ocalan’in cebine koydugu icin Ocalan’in dayilarina teslim olus hikayesini unutan Apoculara, Ocalan’in dayilarina “Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim” diye soz verdigi anlari hatirlatmakta fayda var. Hem de sIklIkla. Biraz geriye gidip tayini Bekaa Karargahi’ndan Imrali Karargahi’na cikartilan Ocalan’in yeni vazife yerine gelirken yolda yaptigi konusmalari ve verdigi sozleri bir daha hatirlayalim (bu konusmalarin goruntuleri youtube.com’da mevcuttur):

***
Devlet görevlisi: Abdullah Öcalan, memlekete hoş geldin. Nasılsın?

Abdullah Öcalan: (midesi ekşimis gibi yapiyor) Sağol, iyiyim.

Devlet görevlisi: Miden mi yanıyor?

Abdullah Öcalan: İyi.

Devlet görevlisi: Yani sağlıktan bir problemin yok?

(Abdullah Öcalan kafasıyla "Hayır" işareti yapıyor.)

Devlet görevlisi: Ne var? Midende mi var? Ağrı, ekşime falan mı var? Yanma mı var?

(Abdullah Öcalan kafasını sağa sola sallayarak yüzünü ekşitiyor.)

Devlet görevlisi: Tamam, gereken tedaviyi biz yaptırırız. Şimdi sana bazı şeyler sormak istiyorum.

(Öcalan sürekli gözlerini kapatıyor.)

Devlet görevlisi : Gözlerini kapatmana gerek yok. İstersen suyla silelim mi? Bant izleri rahatsız ediyorsa suyla silelim gözlerini, rahat etsin.

(Öcalan, kafasını sallayarak "Hayır" diyor.)

Devlet görevlisi : Sen şimdi bizim misafirimizsin. Rahat ol. Yani kendini öyle sıkıntıya sokma. İstediğin birşey varsa...

Abdullah Öcalan: Ben ülkemi severim. Annem de Türk’tü.

Devlet görevlisi: Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?

Abdullah Öcalan: Bir hizmet imkánım olursa yaparım. Onun dışında bana bir şey söylemeyin. Hizmet gerekirse yaparım.

Devlet görevlisi: Sorulara cevap verirsen, hizmet yapmış olursun. Yüzünü gözünü silelim eğer rahatsız oluyorsan.

Abdullah Öcalan: Türkiye’ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim. Bunları, halkın içinde konuşuyorum. Başka bir şey de konuşmam. Bir hizmet imkánım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim.

Devlet görevlisi: Şimdi bak kaydediyoruz, senin şeylerini.

Abdullah Öcalan: Yayınlayın. İşkence etmediniz, benim içimden geliyor. Ama ben gerçekten söylüyorum. Türkiye’yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım.

Devlet görevlisi: Şimdi fırsat verilecek de. İstediklerin ne?

Abdullah Öcalan: Kendinizi yormayın, böyle şeylere gerek yok.

Devlet görevlisi: Yok zaten, bir emniyet tedbiri.

Abdullah Öcalan: Pek sevindiğim bir nokta var. Eğer dikkat edilirse aslında konuşulacak bir konu bu. Ama içime öyle doğuyor ki. Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum.

***

Devlet gorevlisiyle konu$an teslimiyetci ki$i, bize “Kurd Halk Onderi” olarak pazarlanan Abdullah Ocalan! Siradan bir devlet gorevlisi kar$isinda bile bir “Dik duru$” yok. Dik duru$u $oyle birakalim, bir uzuntu falan goruyor musunuz? Aksine dayilarina kavu$manin verdigi bir sevinc var sanki…

1993’te Bingolde 33 askerin oldurulu$unu, 1999’da butun gerilla yurtdisina kaydirilirken 500 tanesinin Turkiye’de birakili$ini (ki bunlarin hepsi daha sonra katledildiler), gorunurde kendisini yakalayip Turkiye’ye getiren Ecevit doneminde dut yemi$ bulbul rolu yaptigi halde AK Parti’nin iktidare gelmesiyle sivil hukumete kar$i sert muhalefete ba$lamasini, 1998’de ilan edilen ate$kesin Ecevit iktidari doneminde degil de 2004’te yani AK Parti doneminde bozulmasini (ayni yillarda “Balyoz” “Sarikiz” “Yakamoz” “Eldiven” gibi bir suru darbe plani yapildigini hatirlatmakta fayda var), 2007’deki Daglica saldirisini (ayni donemlerde AK Parti’ye acilan kapatma davasini, 27 Nisan korsan bildirisini, cumhurbaskanligi secimini sabote icin yapilan 367 entrikasini ve Cumhuriyet mitinglerini vesaire hatirlamakta fayda var), ardindan $imdi “Demokratik Acilim”i sabote etmek icin devreye giri$ini (ve daha bircok garip gelismeleri) anlayabilmek icin Ocalan’in “dayilar”ina verdigi “hizmet sozu”nu hatirlamakta fayda var. Bugun ve dun olanlarin hepsi, istisnasiz hepsi verdigi bu sozle ilgilidir.

Dayilarina “Hizmet” ile ilgili nasil bir soz vermin$ti Ocalan? Onemine binaen tekrar hatirlatalim:

“Bir hizmet imkánım olursa yaparım… Hizmet gerekirse yaparım… Türkiye’ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim… Bir hizmet imkánım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim... Türkiye’yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım… Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum.”

Dayilarin sana minettardir sayin Ocalan, sen fazlasiyla hizmet ediyorsun!

Uluslararasi Komplo(!) ile yakalan birisi bu kadar teslimiyetci olur mu? Apocularin iradesi olmadigi icin “Uluslararasi komplo” sacmaligini sorgulamadan kabul ediyorlar ama Kurd halki bu sacmaliklara inanmiyor artik.
Cevdet Akbay .. 14 Feb, 2010 02:16:41
avatar
Bir ilave daha... "Genelkurmay, "Demokratik Açılım"ı kapatma görevini Öcalan'a vermiş" baslikli yazidan (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5191.html)

***

Ocalan'ın İmralı'ya tayini ile ilgili olması hasebiyle Fatih Altaylı'nın “Ben bir MİT ajanı mıyım?” başlıklı yazısındaki şu ifadelerini çok ilginç buluyorum (4 Aralık 2008, Haberturk.com; http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=9137):

“Abdullah öcalan'la Lübnan'ın Barelias kentinde yaptığım röportajdan sonra MİT'ten aradılar. Bir görüşme yapmak istediklerini söylediler. ‘Ne görüşeceğiz' diye sordum. ‘öcalan'la röportaj yaptınız. Onu görüşmek istiyoruz' dediler. ‘Görüşmeye gerek yok. Röportajı yayınlayacağız. İsterseniz size de bir kopyasını yollayayım' dedim. ‘Görürsek iyi olur' dediler. Kalktım gittim. Görüşmeyi, izlenimlerimi anlattım. Aslına bakarsanız kibar bir sorgu havasındaydı görüşme. Müsteşar hariç MİT'in bütün üst düzeyi oradaydı. Görüşme sonunda ‘öcalan'ın havası nasıldı?' diye sordular. ‘Bezgin, bıkkın. Sonuçsuz bir mücadelede olduğunun farkında. Kazanamayacağını biliyor. Belki de bu işin kendi boyunu aştığının farkında. Nereden girdik bu işe havasında. çıkış yolu arıyor. OHAL bölgesinde bir valilik, hatta kendi köyünde muhtarlık verilse gelip toprağı öper, bayrağı alnına koyar' dedim. Gerçekten de öcalan o havadaydı. Yakalandıktan sonra mahkemede söyleyeceklerini iki yıl önce bana aynen söylemişti.”

Altaylı, sözkonusu ropörtajı yayınlamadı, fakat öcalan'ın ropörtajda Kürdler hakkında çok ağır sözler sarfettiğini söylüyor (http://www.fatihaltayli.com.tr/content.cfm?content_id=5452). Kürdlere olan nefretinden midir, kendisine verilen makam ve mevki sözünden midir tam kestiremiyorum ama öcalan “dayıları”na hizmette ısrar ediyor; Türk derin devletinin bir taşeronu olarak Kürdleri imha planının parçası olmaya devam ediyor. Kürdler üzerinden kendisine istikbal kurmaya çalıştığı, Kürd Sorunu'ndan nemalandığı artık bilinen gerçekler. Onun açısından Kürdlerin hiçbir ehemmiyeti yoktur; Kürd Sorunu'nu şişirilmiş egosunu tatmin etmek için kullanıyor. Bir muhtarlık için bile milyonlarca Kürdü feda etmekten çekinmez. Kendisi rahat olduktan sonra milyonlarca Kürd ölmüş veya öldürülmüş, umurunda bile değil. Kürdler, aleyhlerine olan bu kirli savaştan bıkmalarına, ısrarla barış istemelerine rağmen öcalan patronlarının direktifi doğrultusunda şiddeti devam ettirmeye çalışıyor.

***
Celil Demir .. 15 Feb, 2010 03:22:53
avatar
Sayın Akbay,kaba bir uslupla AKP partizanlığı ve çok kaba ve agresifçe
PKK düşmanlığı yapmanızı yadırgıyorum. AKP ile müslüman olmadık,
PKK ile de yursever olmadık fakat bir makalenin adabı ve saygı ölçüleri vardır.
Karalama analiz değildir. Partiler geçicidir.AKP bugün var yarın yok, ama siz
AKP'den daha uzun omurlu olma ihtimaliniz var. Kendinizi neden AKP için bu
denli paralıyorsunuz anlayamıyorum.
Oysa bir şahsiyet olma iddianız varsa uslubunuza ve iddialarınızın kabul edilir nitelikte mantıklı dayanaklarının olması lazım.
PKK'nin Kürt halkına kazandırdığı aidietsel değerlerin sosyolojik tahlilleri, olay ve
olguların neden ve sonuçlarını artık çocuklarda biliyorki, yüzlercesi sizin hayran
olduğunuz AKP ve Tayip'in talimatıyla içerdeler ve yıllarca ceza almışlar.
Tayip televizyonda en doğal demokratik eylem hakkı olan çocukların taş
atmalarına "Çocukta olsa kadında olsa..." diye ilkel çağdışı bir talimat verdi.
Defalarca faşist söylem olan "Tek dil, tek bayrak,tek millet" sıloganını tekrarlamadı mı?
İnsanlık bu mu? Neden kendinizi bu organize işler gurubu,köhneleşen Türk milliyetçiliğini dini kullanarak kurtarmaya çalışan kurnaz,cambaz AKP'ye kurban ediyorsunuz.
Kürd iseniz lütfen öncelikle beyaz adam hayranı olmaktan kurtulun.
PKK seveni olmak zorunda değilsiniz fakat PKK düşmanlığı adı altında Kürt düşmanlığı
yapmayın.
Ayıptır,günahtır,yazzıktır sizin için. Gerçeklik körü olmak şansız bir varoluştur.
Selamlar esenlikle kalın. Celil
Robin75 .. 15 Feb, 2010 03:27:58
avatar
Hani hersey ii hosta Sayin balbay Ôcalan Italydayken niye devlet korumasindaydi, niye o zamanki Italya basbakani Sayin ocalanin durumunu gorusmek icin ta amerikalara gidip amerikan baskaniyla gorustu. yada niye italyan basbakani can hiras bir sekilde avrupanin diger buyuk ulkelriyle gorusuyordu sayin öcalan icin. Yoksa amerikan, italyan ve diger avrupa liderleride ergenekon üyesimiydi. Yazilariniz cok komik ve birilerinin tetikciligini yapiyorsunuz..Yazik. Nasnamede yazan diger bircok insanda pkk ve öcalan hakkinda bir suru sey soyluyor, ve katildigim bircok elestileride var ama hic biri sizin gibi destek ve mantiktan yoksun seyler yazmiyor. Yazik size
Cevdet Akbay .. 15 Feb, 2010 06:14:51
avatar
Sevgili Celil Demir;

Yaziyi okumadan yorumluyorsunuz; i$in garibi, butun yazilarima ayni yorumu copy-paste (kes-yapistir) usuluyle kullaniyorsunuz. Bu da, yaziyi okumadiginizi gosteriyor. Yaziyi okusaydiniz ne bir AK Parti partizanligi ne de PKK dusmanligi gorurdunuz. Arti, derin-PKK ile Kurd halki ayri $eylerdir. Kelime cambazligi yaparak gercekleri carpitmaya gerek yok. Ayrica, benim uzerinde durdugum Demokratikle$me Sureci'dir, AK Parti veya ba$ka bir parti desteklemi$ pek onemi yok, onemli olan bu surecin kazasiz belasiz tamamlanmasi.

Sevgili Robin75, Italya basbakani Ocalan ile Dayilari arasindaki gizli anla$madan haberi yoktu da ondan bo$u bo$una cirpinip duruyordu gariban. Dayilarina siginma manevrasina "Uluslararasi komplo" susu vermek icin bir oraya bir buraya ucup durdu. Sonunda Imrali Karargahi'na yerle$tirildi. Tayini Bekaa'dan Imrali'ya cikti sadece. Burada da dayilari icin "hizmet ediyor", etmeye devam ediyor. Cuntaci dayilari ne zaman ko$eye sIkI$sa, bakiyorsun yegen Ocalan derin-PKK'sini hemen devreye sokmu$...
Robin75 .. 16 Feb, 2010 02:52:32
avatar
Ilahi sayin Akbay yani bu isi italya, amerika,almanya, yunanistan, rusya v.b. anlamadi da, siz anladiniz öyle mi ilginc. Siz bu derin öngorunuzu ve gelecegi ve gecmisi gorme kabiliyetinizi neye borclusunuz? Hayir bu isin acikcasi belli, Amerika öcalan i turkiyeye teslim etti yoksa ''yüce'' tc nin ''kahraman'' istihbaritcilari degil. o zaman ki kukladan bozma basbakanimiz ecevitte aval aval bakip amerika bize niye öcalan'i teslim etti anlayamadim demisti, garibim o muammayla da öldü gitti. Birde benim anlamadigim eger bu tasarlanmissa niye öcalan yakalandiginda tc istihbaratcilari ocalani asagilamak icin gozunu bantladilar, sayin öcalan bagliyken onun önunde birbirlerini kutlamak icin el vurdular. Mesela siz akp ve gulen taraftarisiniz siz niye hic bu iki grubu asagilamiyor ve taktik yapmiyorsunuz. mesela chp ve mhp ergenekonu savunmak icin ellerinden geleni yapiyor. eger öcalan bunlarla birlikse niye chp ve mhp öcalani da savunmuyorlar. Bir de anlamadim Sayin ôcalan chp ve mhp ye israrla fasist diyor ve akp yi nispeten azicikta olsa farkli bir yere koyuyor. taktik mi yapiyorlar akp ye karsi. Birde niye akp ve chp kavga ettiklerinde birbirlerini pkk ye yardim etmekle sucluyorlar. Vallahi ben anlamadim, Siz biraz ekzantrik mantiginizla bu konulari acarmisiniz. ha bir de bu akp niye secim zamani chp yle isbirligi yapip pusulalarla oynuyor. bunlar ergenekoncu olmasin. Yada bu hukumet niye tas atan kurt cocuklarina beser onar yil hapis cezasi veriyor ve chp de buna alkis tutuyor.öcalan ve pkk nin bir suru yanlisi var biliyorum, ama ergenekonla isbirligi hic bir mantikla aciklanamiyor. Ha birde ôcala nin dayilari diye orduyu söylemissiniz valla cok mümkün görünmuyor en azindan mantikli degil. Bir de sizin dayilariniz kim gulen cemaatimi yoksa r.t.erdogan mi? bizi guya pkk den sogutup akp ye yamammaya calisiyorsunuz. Ama ben bir kurt olarak Pkk ye hep biraz kuskuyla bakmisimdir, eylem ve ideolojisi bakimindan. Ama sizin empoze ettiginiz ideoloji, Akp ve gulen ideolojisi, pkk den kat be kat daha tehlikeli. Kurtleri yagmurdan kacarken doluya sürukluyorsunuz. Bütün Kürtler birlesin esaret ve zulumden baska kaybedecek birseyiniz yok. Nasname yazarlari ve okurlarina saygilar...
Yikilmis Hayaller .. 16 Feb, 2010 03:22:44
avatar
PKK yi tarif ederken onun yarattiklari deriz fakat yarattigi sey koca bir HIC... Kurd toplumunun sosyo-ekonomik durumu bakimindan turklerden daha geri birakilmasi itibariyle bir tepkiye yol acmis buda siddet olarak tc ye donmustur. Buyuk sehirlerde sinif farki dahada belirginlesmis genel olarak Kurdler gecekondu semtlerinde cingeneler ve diyer milletlerin yasadigi yerlere yerlesmislerdir aslinda mucadelelerinin ana noktasi sinifsal bir tepkiden kaynaklanmis fakat bunun bilincine varamamislardir bunu Kurd olmalarina baglamislardir. PKK nin ideolojisi hicbirzaman olusmamistir hep dengeler uzerinden tetikcilik yapmistir bunu yaparkende yoksul halk kitlelerini kullanmistir.
Ornegin sene 1993-94 civari mehmet agar ve necdet menzir hakettikleri yere gidecekken bugun haketmedikleri yerdeler sormak lazim erzurum cezaevine itirafci olarak girip sonradan cezaevi sorumlusu yapilan bircok kisiyi ele veren sahisi neden bu kadar yucelttiklerini anlamak pekte zor degil. Simdi pkk li arkadaslara sunu sormak geliyor icimden sizler su anda neyin mucadelesini veriyorsunuz? Agarlara firsat yarattiniz ve birakmadinizki hakettikleri yere gitsinler itirafciyi kahraman grubu hain ilan edecek kadar da acizane bir tavir sergilediniz. iste pkk gercegi bu yarattigi bu bunun otesinde birsey yok.
Ocalan yandasi bir grup geliyor bir masaya oturuyor avrupa bir belediye seciyor kandil bir belediye ocalan bir belediye bunlar baskan yapiliyor adinada halk secti diyorlar... Daha anlatalim mi bence biz susalim hayin isbirlikci DCS baskani konussun dergilere cektigi devrimci fakslar hala arsivlerde duruyor. PKK nin yarattigi birsey yok ne yarattiysa yoksulluk yaratti bunun aksini idda etmek kendi gercekligini gorememektir kendi gercegini goremeyen asla yarinini kuramaz bu pkk Kurdlerin hepsinide sokaga dokse Kurdler tc den hicbirsey alamaz alamaz alamaz. Ben yazar gibi pkk devletle calisiyor demiyorum akp ve benzeri partileride Kurdlerin tek caresi olarak gorenleride pkk yle ayni kefeye koyuyorum. Kurdlerin cesur kararli bir lidere ihtiyaci var diye dusunuyorum....
Cevdet Akbay .. 16 Feb, 2010 09:20:12
avatar
Robin75 gbi PKK'nin kazanimlarindan bahsedenler hep ezbere konu$urlar. "Bedel odedik" derler ama bu agir bedelin kar$iliginda ne aldiklarini hic soylemezler... 50 bin tane Kurd genci feda edilmi$, 5 binden fazla koy yakiliip yikilmi$, milyonlarca Kurd buyuk $ehirlerin gettolarinda sefalete mahkum edilmi$, 3 milyondan fazla Kurd yurtdi$inda surgun hayati ya$iyor... Butun bunlara ragmen bunlar hala utanmadan kar$imiza cikip "100 tane belediye kazandik, Newrozlar'da onbinlerce insan topluyoruz" diye ovunebiliyorlar. Ocalan "Bagimsiz Kurdistan" diyen Kurd genclerinin ideallarini yerle bir etti, dondu dola$ti "Demokratik Cumhuriyet"te karar kildi (en son fikrini degi$tirmemi$se tabi, iki gunde bir fikir atiyor ortaya; bu da Ocalan'in fikirsiz oldugunu, guvenilmez oldugunu gosteriyor). Bunca bedele ragmen ortada bir Demokratik Cumhuriyet bile yok. Boyle bir mucadeleye "ba$arili" denebilir mi? Ben buna ba$ari diyenin aklina, vicdanina, samimiyetine $a$arim. Ben bu adamlara yorum yaza yaza klavyemde tuy bitti!

Daha once ba$ka yerlerde yaptigim yorumlari tekrar asamaktan ba$ka carem yok...

****

Yazdiklarimla $unu demeye calisiyorum: 1984'ten beri silahli mucadeleye
baslayan, varligi 30 seneyi gecen bir hareketin tuttugu yolun cikmaz yol
oldugunu iddia ediyorum.


Bu iddiayi, gozumuzun onundeki verilere dayandiriyorum. Ozgur bir Kurdistan
idealiyle yola cikan genclerin umut ve emekleriyle guc kazanan bir hareket,
50 bin kayip verdikten sonra birakiniz ozgur Kurdistan'i, en
sulandirilmis hali olan "Demokratik Cumhuriyeti" bile elde edememi$ isek
hala bu metodda israr etmek akillica midir?


50 bin kayip, 5 bin tahrip olmus koy, 3 milyondan fazla surgun,
asagilanmalar, sindirmeler vesaire... Butun bunlarin kar$iliginda PKK ne
elde etti? Bana "PKK'den once $u $u yoktu, PKK sayesinde $unlar $unlar
kazanildi, dolayisiyla kayiplarimizin kar$iligini fazlasiyla aldik"
diyebilir misiniz?


PKK'nin kazanimlarini madde madde yaziniz ben de ogreneyim. Samimi olarak
soruyorum.

Bir ele$tiri yoneltildigi zaman "Biz bu kadar kayip verdik" deniyor... Ben
de "Bu kadar kayip kar$isinda ne elde ettiniz?" sorusunu soruyorum. Ba$ari,
verilen kayiba gore degil, kayiba kar$ilik elde edilen kazanima gore
degerlendirilir.


Mesela, bir tavuk feda ederek bir ev alirsak bu bir kazanctir, ama bir ev
feda ettikten sonra elimizde sadece bir tavuk kalmis ise, her ne kadar bir
"kazanim" varsa da evin degeri daha buyuk oldugu icin neticede zarardayiz.
Butun kayiplara ragmen kalkip "Bir tavuk kazandim" diye ovunuyorsak, ayni
"ticaret"e devam ediyorsak, ticaretten anlamiyoruz, kayip-kazanc
muhasebesini yapamiyoruz demektir. Ustelik, komumuz tavuk-ev de degil, insan hayatidir.


Ben burada hayatini kaybeden Kurd gencleri hakkinda birsey yazmadim, o
gencleri bir hic ugruna olume goturenleri, yani muflis
tuccarlari ele$tiriyorum. Sozkonusu olan insan hayatiysa ele$tirecegiz
elbet. Her kayiptan sonra "TSK butun dusmanlarin ustesinden gelmeye
kadirdir" lafini sakiz gibi cigneyen Genelkurmay'daki sava$ci zihniyetten ne
farkimzi var o halde? 84'ten beri silahli mucadele devam ediyor, onbinlerce insan hayatini kaybetti, gelinen nokta ortada. Hala ayni yontemde israr etmek niye?


Aslinda, bunu evlatlarini bu "muflis tuccar"lara teslim eden
Kurdlerimiz sormali. Ayni soruyu cocuklarini askere gonderip bir kac
beceriksiz komutana teslim eden ve kaybeden askerlerin anne ve babalari da
sormali. Eger cesaret edip sorabilseydik bu kirli sava$ bu kadar can almayacakti, bu kadar kayiba ragmen bu sava$in iki cenahi sava$ta israr
etmezlerdi. Evlatlarimizin kani, ana-babalarin goz ya$lari uzerinden
kendilerine istikbal kurmazlardi.


Ben bunlari soruyorum... TSK'ya sordugum gibi PKK'ye de soruyorum, sormaya da devam edecegim.


Bir kurum ancak halk icin vardir, eger o kurum halktan 100 alip 1 bile
vermiyorsa, o kurum elestirilecek elbette. Bir ticaret i$ine girsek, her
ay 100 lira verdigimiz halde sene sonunda onumuze 1 (bir) lira konup "bu
seneki butun paran bu" denirse birkac kuru$ para icin yeri gogu inletiriz,
ama mesele cocuklarimizin hayati olunca bir iki "$ehit edebiyati, sahte
birkac kahramanlik turkusuyle"yla mest olup gikimizi bile cikartamiyoruz.


1984'ten beri devam eden bu kirli sava$ta hayatini kaybedenler neden hep
Kurd ve Turklerin fakir fukara evlatlari? Neden hayatini kaybedenlerin
arasinda soyadi Baykal, Buyukanit, Ba$bug, Ocalan yok? Ocalan'in,
Ba$bug'un veya diger sava$ Agalarinin yakinlari bu kirli savasta hayatlarini
kaybetselerdi bu sava$i bu kadar devam ettirirler miydi saniyorsunuz?


Bu anla$mali ve kirli sava$ bitsin diyoruz, $imdiye kadar bu kirli sava$tan Kurdlerin bir kazanci olmadi diyoruz. Bu kirli sava$ bize felaket getirdi diyoruz. Yalan mi soyluyoruz? Sava$ta israr niye? Kimse kusura bakmasin ama sava$ta kazanci olmayan sava$ta israr etmez. Sava$ Agalarinin koleligini, u$akligini yapmayalim diyoruz.


"Kurumu ele$tirme" diyorsunuz? Kurum hata yapiyorsa, neden ele$tirmeyeyim?
Kurum evlatlarimizi yiyorsa neden ele$tirmeyeyim? Kurum halkin menfaati icin vardir, halka menfaatten cok zarar veriyorsa, o kurumu sorgulamaliyiz.
Kuruma kutsallik verip ilahla$tirmayalim.


Kurumun (PKK)'nin Kurdlere kardan cok zarar verdigini PKK icindeki bircok
insan da goruyor, hatta icinden ele$triyor ama muhalefeten hazmetmeyen,
muhalefeti "ajan" diyerek ortadan kaldiran PKK'den korkudan dolayi sesli
olarak soyleyemiyorlar. Herkes sesini cikartmalidir. Asker evlatlari
TSK'daki sava$ agalariyla, Kurdler de PKK'daki sava$ agalariyla yuzle$medikleri muddetce bu kirli sava$ devam edecek. Biz hep
kaybedecek, bazilari da kasalarini doldurmu$ olacak. Bu kirli ticarete "dur" demeliyiz, diyoruz.


Hakli ele$tirilere bile tahammul edemiyorsunuz. Onun icin demokratik acilim istiyoruz. Demokratik sistemde ozgurluk var, sevaplar da gunahlar da masanin ustune dokulur, ona gore degerlendirilir. Ele$tirilenler ortulu veya ortusuz tehdit edilmezler. Cok $ukur ki, Kurdlerimiz artik tehditlere kulak asmiyorlar. Medeni cesareti artti Kurdlerimizin. Bu sevindiricidir. Ama
bundan rahatsiz olanlar var maalesef.

Ozgurlukten kimse cekinmesin,
despotlarin, baskicilarin gelecekte i$leri yoktur, gelecek ozgurlugun ve
ozgurlukculerindir (biraz sloganvari oldu, ama hakikat boyledir;
demokratikle$me surecinden geriye donu$ olmayacaktir).

Selam ve dostlukla.
Cevdet
Robin75 .. 17 Feb, 2010 02:55:25
avatar
Sayin akbay yine bir taraflara fazlaca angaje oldugunuz icin yorumumdan benim pkk li oldugumu iddia etmissiniz yada cikarmissiniz. ne diyeyim ben de size diyorum ki son cevabinizdaki, yorumunuzdaki bircok pkk elestirisine bende katilabilirim, hepsine degil. Ama en azindan yorumunuzda hakaret etmekten vaz gecmissiniz, o da bir gelisme sayilir. Lütfen elestiri ve hakaret arasindaki ince cizgiye dikkat edelim. Dagdaki birlerce kurt gencini ve gerillasini ergenekonun hizmetindeymis gibi sunmaniz kabul edilir birsey degildir, benim kürtlük damarima dokunuyor. Yaptiklari yanlis hatali olabilir ama pkk ve gerillalarini ergenekona teseronluk yapiyormus gibi gostermeniz acikca kürt halkina hakaret etmektir ve bu kabul edilmez. Beni tür seyler ilgilendirmez. benim icin önemli olan butun kurtlerin bir araya gelmesidir.pkk,kdp,ynk,psk,rizgari,pjak ama butun kurtler. Allah kürtleri ergenekon ve akp nin gazabindan korusun. selamlar sayin akbay...
Camer .. 18 Feb, 2010 10:01:39
avatar
Sayın Akbay

Siz açık ve seçik devletin kalemşörlüğünü yapıyorsunuz.Siz PKK yi ve A.Öcalan ı sevmiyebilirsınız (ki bende ideoloji olarak benımsemiyorum.Ama sizin gibileri gördükçe artık onlara hak vermeye başlıyorum) ama eğri oturup doğru konuşmak bu kadar zormudur?PKK nın Kürdlere zararları olmuş olabilir,Kürdlerin canı bu dava uğruna yanmiş olabilir ama sizde çok iyi biliyorsunuz hiç bir şey bedel ödenmeden elde edinmez hele hele bu bir Watansa bedeli daha ağır olur ki Türkler çanakalede 250.000 verdikleri şehidle gurur duyuyorlar.Daha dün Kürdler biz Kürdüz diyemiyorken Kürtçe konuşmak bir utanç kaynağıyken bugün Kürdler savaşçılarını 10.000 ler kişiyle karşılaması düşündürücü değilmıdır sizce? Demek en azında bu halk artık göğsünü gere gere meydanlara çıkıp bizde variz diyebiliyorlar.

Kaldı ki siz Fethullahçı olsanız bile bu sizi haklı çıkarmaz.fethullah faşistinin Kürdlere vereceği zararı hiç kimse vermiyecektir.Zaman benım ne kadar haklı olduğumu gösterecektir.Ve bu oluşum içinde olan Kürdler Kürdlerin yüzkarasıdır ki tekrar ediyorum Fethullah Gülen faşistinin amacı Kürdleri dinle ve kardeşlikle asimile edip Kürd sorununu kökten haletmektir.Yani dağlara bombalar yağdırmakla değil,Kürdlerin kanına DİNLE_İSLAMLA girerek bu işi daha zararsiz bir şekilde bitirmektir.Ben bu hareketin içinde bulundum ve arkadaşlarım olsun akrabalarım olsun içlerindeler.Ne Kürd olmaları ne Kürtçeleri ne tarihleri ne Kültürleri yani Kürdlere dayalı hiç bir şey umurlarında değildir.Ama ayni Kürd fedailer sınırlar ötesi Türk okullarında görev yaparak Türklüğe hizmet ediyorlar.Ne var-yok Türklük ve Türkler için. Fethullah Gülen Sanki Gülen onlara gönderilen son Peygamberdir.Ben Halepçe katliyamından sonra Fethullahçılardan ayrıldım ve bu zattın ne kadar FAŞİST olduğunu anladım.
Yani bugün F.Gülen Kürdlerin sırtlarını sıvazlıyor diye DORT değildir.Bu sıvazmanın kendileri için daha hayırlı olduğunu bildiği yani menfaattı olduğu içindir.

Ergenekonla Kürdlerin birbirleriyle olan ilişkilerine gelince.Kim ne derse desin beni ilgilendirmez.PKK olsun birbaşka ilegal örgüt olsun,devlet içinde var olan bu gibi yerlerden destek almaya çalışır.Neticede kendisi rejim için gayrimeşrudur.Yani herhangi bir devletle resmi anlaşmalarla ilişki duracak değillerdir.Bunlar ya ABD nın ya Rusyanın veya başka bir devletin DERİNLERİ olabileceği gibi T.C nın derinleri olabilir.Kürdlerin bunu bu kadar eleştirmeleri bir Kürd olarak beni incitiyor.Kim ne derse desin ama Kürdlerin daha uyanık ve zeki olmaları lazımdır diyorum.Ama ne yaparsın ki Kürdlerin içinde de satılmiş kalemler veya STK ları ve STÖ leri olabilir.
M.Metiner gibiler çoktur ne yazık ki.
Ve şunu hiç unutmayınız bence Türklerin kendileri için söylediği söz aslında tamda Kürdlere uyuyor. KÜRDÜN KÜRDTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.Kalınsağlıcakla
ali dersim .. 19 Feb, 2010 02:57:58
avatar
Öcalan diye biri, biz kürd'leri devletin derin-kirli kanadına pazarlıyor, diğerleride Fethullah denilen Öcalan'dan daha karanlık-kirli cemaatlere pazarlıyor... Kürd'ün gerçek dostu yine Kürdlerdir.
Cevdet Akbay .. 19 Feb, 2010 09:02:26
avatar
Sevgili Camer ve Ali Dersim;

Yazimi okumadan yorum yapiyorsunuz. "Okumaz-yazarlik" yapmayalim... Selam ve dostlukla.
Camer .. 19 Feb, 2010 04:35:17
avatar
Sayın C.Akbay

Yazınızı okudum ve ne anlatmak istediğinizide çok iyi anladim.Geri zekalı değiliz.Senın de kalemin Kürd düşmanlığını yapan yazar ve çizerlerden farkı yok denecek kadar azdır.Tek fark senın belki Kürd olmandır.Hasan El-Benna nın bir sözü var yazmakta fayda görüyorum.''İttifak ettiğimiz konularda birlik olmalıyız,İhtilaflı olduğumuz konularda birbirimizi maruz görmeliyiz'' Sizde düzennın kalemşörleri gibi tüm baskı ve zorbalığa rağmen yaşı 20 nın üstünde iki milyon oyu alan bir hakekete düşman kesilip hep tenkit ediyorsunuz.Köklerini şuraya buraya bağlayıp şunun bunun emel ve çıkarları için çalıştıklarını söylüyorsunuz.

Sizin sadece bu yazınızı okumadı başka yazılarınızıda okudum.Sizin Fethulahçı olmakla övündüğünüzüde biliyorum.Hatta Kürdistanda Fethulahın yerleşmesine okullar açmasına sebeb olanda belki sen ve senın gibi düşünenlerdir.

''Kurmé dare jî dare yé'' Zaten Kürdlerin tarihine bakarsak Hep biz Kürdler kendi kuyumuzu kazımışız. ''Kewa sor'' gibi.1989-1990 larda Batmanda Diyarbakırda Hizbullah-Pkk çatışmalarında günde onlarca kişi can verirken Hatay a gittim bir yıl kaldım.Hizbullahın ne olduğunu bilen birtek kişiye rastlamadım.İmam arkadaşları duruu anlattığım zaman hayretler içerisinde beni yalanlıyorlardı.Yani ne hikmetse Hizbullah Urfadan sonra yoktu.Puşi ile hiç bir İslamı ortama giremiyordum.Ne demek istediğimi anladınız galiba.

1990 da köyümüzde 7 Pkk lı öldürüldü korkudan kimse onlara sahiplenemedi. Kimse meydanlara çıkıp ben Kürdüm diyemiyordu.Seydalarımıza derdik neden Kürd ve Kürdistan demiyoruz dediğimiz zaman aman haa dinde ırkçılık yapmak haramdır derlerdı.Ama faşist fetulahın hizmeti altında zencilere çekigözlülere Türkçe ve Türklüğü anlatabiliyorlardı.
Biz Kürdler böyle bir milletiz işte.
ali dersim .. 20 Feb, 2010 02:54:41
avatar
hewal cevdet
yazınız 13 şubat'ta yayınlanmış, 4 bin çocuk sorgudan geçirilmiş 500'ü tutuklu, 1500 kürd siyasetçi cezaevlerindeyken, siz bu yaşanılanlar karşısında zulmü/AKP'yi eleştirmek yerine "Derin Devlet’in, önümüzdeki seçim öncesi “gidişata dur!” demek için yeni bir eylem planını devreye koyduğu anlaşılıyor. Buradaki “Gidişat”tan kasıt, sistemin demokratikleşme sürecidir. Diger bir ifadeyle “Demokratik Açılım”dır." diyerek bu zulme hayır diyen kürdlere, kürd özgürlük hareketine saldırıyorsunuz. zulmü 'açılım' diye meşrulaştrıyorsunuz. AKP'nin kürdlere uyguladığı 'balyoz' zulmüne siyasetçilerin-çocukların cezaevlerinde haksız tutuklanmalarına siz nasıl "açılım" diyebiliyorsunuz biraz El insaf..."açılım"a asıl direnen AKP'dir. kürdçe eğitime karşı olan PKK degil AKP'dir kürdlerin üzerindeki baskı bugün AKP'li başbakanın-bakanlarin bir sözüyle biter ama onlar "kadında olsa çocukta olsa" kürdleri katlederlerken, siz bizi faşist perinçek-fethullah çevrelerinin kullandığı argümanlarla PKK-ergenekon-derin devlet masallarına inandırmaya çalışıyorsunuz.. AKP çocukları, yetiskinlerle aynı yerlerde yatırır-yargılarken, siz AKP'ye, bu haksızlıklara zulme son ver, demek yerine APO'ya SALDIRIYORSUNUZ...
hewal cevdet
başbakan Erdoğan'ın danışmanı Yalçın Akdoğan yenisafak gazetesindeki 8 Ocak 2010 tarihli yazısında şöyle diyor "DTP ve PKK yandaşları başından bu yana demokratik açılımı samimi bir şekilde desteklemekten kaçınıyor, süreci sabote etmek için ellerinden geleni yapıyor. Asıl kritik nokta, Kürt meselesinin demokratik zeminde çözümünün istenmediği gerçeğidir. Çünkü PKK'nın talepleri mevcut demokratik hukuk devleti içinde uygulanabilir, kabul edilebilir, göz yumulabilir değildir." sizle aynı sözleri söylüyor, kısaca engel PKK, ve neden oldugunuda şöyle açıklıyor "Çünkü onlar bir aşama olarak federal veya konfederal bir yapı öngörüyorlar. Bir ulus inşa etme, grup haklarını elde etme, otonom bir idareye kavuşma daha sonraki aşamalar için bir ön kazanım olarak görülüyor." ve yazısını "Kürt vatandaşlarımız, PKK'nın derdinin demokratik haklar olmadığını görmeli, muhalefet de açılımın Türkiye'nin bütünlüğü için tarihi bir fırsat olduğunu anlamalı..." diye bitiriyor.
hewal cevdet
senin bizden desteklememizi istedigin AKP'nin "açılım"ını, işin başındaki adamın agzından yazdım. PKK, Kürd'lerin ulus olma, otonomi, federasyon, konfederasyon gibi haklarını savunduğundan sisteme düşman diyor Akdogan...
Peki hewal cevdet sen bu AKP "açılım"ını kabul ediyormusun? Kürdler grup haklarını elde edemez, ulus olamaz diyenlerin "açılım"ına-samimiyetine inanılabilir mi?
AKP-fethullah hareketi, bugün biz Kürd'lerin haklarımıza ulaşmadaki en büyük engeldir, bunlar Türkiye kurulurken mustafa kemal'in 1920 lerde Kürdlere oynadığı kirli rolü, bugün 2.cumhuriyete geçilirken tekrar oynamaya çalışıyorlar. Kürd'lerin haksız hukuksuz köle gibi yaşamasının devam etmesini istiyorlar. Kürd'lerin özgürlügü için AKP-fethullah cephesi kesinlikle dağıtılmalıdır. Onlara hizmet eden cahş'lar heryerde teşhir edilmelidir.
Cevdet Akbay .. 21 Feb, 2010 02:41:01
avatar
Sevgili Ali Dersim;

Ezber konusmakta israr ediyorsunuz sevgili dostum. Dunyaya genis bir acidan bakiniz, dar kaliplarda bogulmayiniz. Ben kimsenin yalakasi olamam, kimsenin koru korune du$mani da olamiyorum; istesem de olamam cunku fitratim buna musait degil, cok $ukur. Onun icin beni degerlendirirken kafanizdaki Apoist kaliplarinin cok cok di$ina cikmaniz gerekiyor. Selam ve dostlukla.
madkurd .. 21 Feb, 2010 06:08:28
avatar
cevdet bey, yazilariniz da gecen celiskili vede soru isaretleri barindiran dusuncelerinize karsi okuyucu arkadaslarin getirdigi elestri vede sorulara cevap olmak, varsa soru isaretlerini gidermek icin caba gostermeniz gerekirken neden hep dikkatimi cekiyor sikistiginizda okuyucu yorumlarina karsi hicte hos olmayan ustten bakmaci, satasan kisaca agresif bir tutum benimsiyorsunuz? dusuncelerinin dogrulugundan emin olan insanlar sakin insanlardir cevdet bey ve bu erdemin sizde varolmadigini uzulerek belirtmem gerekiyor! Aydin kisiligi her sartta ve kosulda sagduyuyu elden birakmadan olgulara buyuk bir sogukkanlilikla yaklasmayi gerektirir. en ufak bir elestri karsisinda "yazimi okumadan konusuyorsunuz!" yada "yazimi anlamadan konusuyorsunuz!" seklinde bir savunma psikolojisine burunmeniz okuyucunun degil maalesef siz sayin yazarin dusuncelerinin sorgulanmasi gerekliligini getiriyor beraberinde. Birde dikkatimi ceken bir hususu dile getirmeden gecemeyecegim,siddetin her turlusune karsi oldugunuzu bircok yazinizda dile getirdiginiz gibi islami kimliginizide cok net ortaya koyuyorsunuz, amenna bas goz ustune soylenecek tek kelime yok bu konuda. fakat sorun surada islam tarihini okuyan bircok arkadas gibi sizde bilirsiniz ki islam tarihi bastan asagi sayisiz savaslarla doludur ki buna Hz. muhammed in yasadigi donemdeki en cok bilinen uc savasin adini vererek (uhud, hendek, bedir vs..) orneklendirmek mumkundur. muslumanlar iciin bu savaslar kutsal savaslardir ki sanirim sizin icinde oyledir degilmi cevdet bey? siddetin her turlusune, hakliligina veya haksizligina bakmaksizin karsi oldugunuzda, siddete bulasmamis olan yapilar benim icin elzemdir dediginizde dindar islamci kimliginizle celismiyormusunuz acaba cevdet bey kardesim!? eger bu dile getirmeye calistigim soruma deger verirde bir cevap verebilirseniz memnun olurum. Allah kolaylik versin, selametle.
ali dersim .. 21 Feb, 2010 04:10:23
avatar
Sevgili Cevdet Akbay,
beni kafanızda kategorize edip 'apoist kalıba' yerleştirip eleştirilerime bu şekilde cevap verdiğinizi sanmanız sizin tercihiniz ama bu cevap değil, desteklememizi istediginiz AKP'ye eleştirilerim halen ortada duruyor.
vede benim için Apo, Barzani, Talabani gibi Kürdistan'a hizmet eden vatanımızı-halkımızı özgürleştirmeye çalışan önderler-hareketler içinde yer almak-yanında olmak sadece onurdur.
Kürdistan bizim vatanımızdır ve bizler (köle yada özgür) sizin gibi farklı düşünen Kürd'lerle beraber yaşayacağız vatanımızda. Fikirlerimizin farklı olması hiç önemli değil ama amaç-hedef çok önemlidir, Amaç Kürd ulusunun haklarına sahip olması ise bunun için kimlerin mücadele ettiğini, kimlerin gerekirse canını ortaya koyduğunu hepimiz görüyoruz, sizinde bunu görebilmeniz dileğiyle
Selam ve dostlukla
Cevdet Akbay .. 21 Feb, 2010 05:17:56
avatar
Sevgili Madkurd;

Sevgili Ali Dersimi gibi zevat papagan gibi ayni seyi tekrarlayip duruyorlar, ayni seylere defalarca cevap verdim. Ayni bulguru defalarca isitip isitip onunuze koyarlarsa eminim ki siz de yemezsiniz. "Yerim" diyorsaniz, buyurunuz afiyet olsun. Islam Tarihi hakkinda ilkokul cagindaki cocuklar kadar bilginiz olsaydi Islam Tarihi'ndeki sava$larin cogunun savunma sava$i oldugunu bilirdiniz.

Sevgili Ali Dersim;

Mantikli bir yorum yazdiniz. $imsi iki cumle yazabilirim. Yazilarima bakarsaniz benim koru koruna AK Parti taraftarligimi yapmadigimi gorebilirsiniz. Cocuklarin hapse atilmasini ben de ele$tiriyorum, bunun savunulacak tarafi yok. AK Parti sozkonusu kanunu degi$tirmeye calisiyor. Bu konuda BDP'nin yardimina ihtiyaci var.

Bir de kendileri karanlik mahzenlerinde oturup bu cocuklari sokaklara doken $ahsiyetsizlere de bir iki laf etseydiniz ke$ke... Selam ve dostlukla.
ptah .. 21 Feb, 2010 09:58:49
avatar
sayın hemşehrim akbay,bence siz yazınızı yazın.yazınızın ıcerıgını teker teker kişilere acıklamak zorunlulugunuz yok.bunu yaptıgınızda butun gercekcılıgınızı yıtırıyosunuz.yazın ve yorum yazmayın.yazıyosanız ısmınızle yazıp polemıgı gelıstırmeyin.dısardan baktıgımda pek entelektuel sorumlulukla bunu yapmıyorsunuz daha cok agresif yonunuz belirgin.ya okunmadıgınızdan yada anlasılmadıgınızdan yakınıyorsunuz.hırsızın hıc mı sucu yok?
yukarda yazdıklarım ve sımdıden devam edecegım seyler onerıdır sadece.
bence daha anlasılır olmalısınız.bılıyorsunuz anlasıldıgınız kadarıyla varsınızdır.
birde aydın sorumlulugununuzu unutmayın lütfen.
kişilerle bire bir konusacaksanız bır forum yapın orda bunu yapın.daha yararlı olur.yazınızı okumadım (yazılarını okumuyorum cunku cok uzunlar :) sonra yazılarınıza gelen yorumları okuyorum tabıı sizin de buna karsılık savunmalarınızıda :)
kolay gelsin.
Cevdet Akbay .. 22 Feb, 2010 12:01:19
avatar
Sevgili Ptah;

Oneriniz icin tesekkur ediyorum. Zaman buldukca yorum yazmaya devam edecegim. Yorumlar, yazidaki kapali yerleri acmaya yariyor.

Agresiflikten cok ben ona samimiyet diyorum. Hasbilik yani. Okuyuculara saygim var, onlara karsi kirici olmamaya calisiyorum, kimseyi kirmak gibi bir niyetim yok tabi ki. Arti, Melek degilim elbet, hatam oluyor. Saklamiyorum. Orhan Gencebay diyor ya "hatasiz kul olmaz" ben de oyle bir kulum is$te.

Ben entelektuel mentelektuel falan degilim. O kavramlar bana itici geliyor. Sade bir insanim. Entelektuel takilmadigim icin entelektuel sorumlulugum da haliyle olmuyor :) Yani ho$ goreceksiniz hem$ehrinizi.

Selam ve dostlukla
ali dersim .. 22 Feb, 2010 06:18:13
avatar
Sevgili Cevdet Akbay
"Sevgili Ali Dersimi gibi zevat papagan gibi ayni seyi tekrarlayip duruyorlar" diyorsunuz, bence üslubunuzu bir daha gözden geçirmelisiniz.
"Cocuklarin hapse atilmasini ben de ele$tiriyorum, bunun savunulacak tarafi yok. AK Parti sozkonusu kanunu degi$tirmeye calisiyor. Bu konuda BDP'nin yardimina ihtiyaci var" diyorsunuz, bu konuda aynı fikirde olmamız sevindirici. BDP ise sadece yardımcı değil öncü olmalı, kanun tasarısı sunmalı kamuoyu oluşturmak için daha fazla çalışmalı(yız).
"Bir de kendileri karanlik mahzenlerinde oturup bu cocuklari sokaklara doken $ahsiyetsizlere de bir iki laf etseydiniz ke$ke..." sözünüzü ise son derece yanlış-hatalı buluyorum. Eğer sizin iddia ettiğiniz gibi bu çocukları "karanlık mahzenlerinde oturup sokaklara döken"ler varsa, tabiki onları deşifre etmek, Kürd çocuklarını 'onlardan' korumak bizim görevimiz olmalı.
Fakat bu yaklaşım, çok basit-kolaycı bir yaklaşım, 'bu çocuklar kullanılıyor' deyip içinden çıkabileceğimiz bir tablo değil önümüzde duran. Nasıl birileri geçmişte "Kürt yoktur, bunlar emperyalizmin oyunu" diyordu ise, 'taş atan çocuklara'da 'karanlık mahzenlerinden sokaklara döken'ler var demek aynı kolaycı-çarpık zihniyeti savunmak demektir.
Bu çocuklar yakınlarını, evlerini, köylerini ve gelecek umutlarını kaybetmiş çok öfkeli yetişen bir kuşak, fakirlik ve öfke içindeler. Bugün öfkelerini taş atarak gösteriyorlar, intikamlarını böyle alıyorlar, ya yarın Kürdistan özgür olsa öfkeleri bitecekmi?
bence sorunumuz çok daha ağır, 'PKK bunları kullanıyor' argümanıyla geçiştirilemeyecek bir sorun bu. benim bir reçetem yok ama hepimize tüm Kürd'lere bu sorunu çözmek için sorumluluk düştüğüne inanıyorum. bu sorunun analizi ve çözümü için yorum yazacak tüm arkadaşlarada şimdiden spas
Selam ve dostlukla

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: