Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: PKK, Seçim Öncesi, Derin Devlet’in Kiralık Tetikçiliğini Yapmaya Hazırlanıyor PKK, Seçim Öncesi, Derin Devlet’in Kiralık Tetikçiliğini Yapmaya Hazırlanıyor ================================================================================ Cevdet Akbay on 05 Feb, 2010 05:02:00 Genelkurmay Karargahi’ndaki Cuntaci yapilanmanin sanal alemdeki psikolojik harp dairesi olan ODAtv.com sitesi, kendisine yakisan vazifesini, butun ahlaki ve mesleki kurallari ayaklar altina alarak yerine getirmeye devam ediyor. Haber ve kose yazilariyla cuntacilarin kirli darbe planlarini desifre ederek hem cuntacilarin planlarini suya dusuren hem de bu planlari sulandirmakla gorevli ODAtv’yi zor durumda birakan Taraf Gazetesi, uzun sureden beri derin-ODA’nin gobek alti, seviyesiz saldirilarina maruz kalmaktadir. Taraf’in ortaya cikardigi darbe planlarini savunmakta ve sulandirmakta oldukca zorlandigi anlasilan “Derin ODAciler”, careyi ucuz ve bayagi yontemlere basvurmakta bulmuslar. Herkes kendisine yakisani yapar. Bu yaziyi, derin ODAcilarin satasmalarina cevap vermek icin yazmiyorum. Taraf’in zaten kimsenin avukatligina ihtiyaci da yok. Ahmet Altan, “Değişecek...” baslikli yazisinda (3 Subat 2010; http://taraf.com.tr/makale/9830.htm) hem Ergenekoncu Medya’daki eski model apoletli yazarlari hem de derin ODA’daki comez “postal yalayicilari”na gereken cevabi vermis: *** Rezilce iftiralar, yalanlar, küfürler, bu büyük hareketliliğin yanında sıçan kuyruğu gibi kalıyor, “kullanışlı” medyanın çaresiz alçaklıkları, sadece bu alçaklıklara imza atanların kişisel tarihlerini biraz daha kirletmekten başka işe yaramıyor. Bu tür zavallılar medyada hep vardı, medyanın yapısı da buna uygundu ama gerçekleri yazan gazeteler çıktıktan sonra bu çapsız kıvranmalardan, gerçekleri yazan yazarların ailelerine, eşlerine iftiralar atıp küfretmelerinden bir sonuç çıkma ihtimali kalmadı.” Onlar yalanlarını yazarlar. Biz de doğruları yazmayı sürdürürüz. Balyoz belgeleri karşısında dilleri kulaklarına kaçan, gözleri körleşen tıynetsiz güruh sanıyor ki alçakça yalanlarla hedefi saptırabilirler. Saptıramazlar. *** Ahmet Altan’in bu cevabini aktardiktan sonra PKK Medyasi’nin diline doladigi “Iyi Kurd-Kotu Kurd” argumanina gelmek istiyorum. PKK (daha dogrusu tepe taklak olmus haliyle KKP, yani “Kemalist Kurdler Partisi”) jargonunda “Iyi Kurd”, Ocalan’in “Burnum akiyor” diyerek aglasmasiyla sokaklara dokulup etrafi yakip yikan, iradesini Ocalan’in cebine hapseden, iradesizlestigi icin Ocalan’in cagdisi fikirlerini mutlak gercek olarak goren, dunya gerceklerini kavramaktan aciz, Kurdlerin zararina olan siddette koru koruna israr eden Kurd demektir. “Kotu Kurd” ise bunun tam tersini ifade ediyor; yani, Kurdleri galeyana getirmek icin “Oy burnum akiyor” diye mizmizlanan Ocalan’a “Cocuk gibi aglayacagina al eline mendili, sil!” diyebilen; iradesini Ocalan’a satmadigi icin ozgurce dusunebilen, baristan ve demokrasiden yana olan Kurddur. Odatv yazarlarindan Sinan Sungur, PKK’nin “Iyi Kurd-Kotu Kurd” konusundaki hastalikli ve ilkel tavrini su ifadelerle ozetliyor (evet, Odatv’de makul insanlar da var; 22 Ocak 2010 tarih ve “İşte isim isim 'İyi Kürtler’ ve 'Kötü Kürtler' baslikli yazisi: http://www.odatv.com/n.php?n=iste-isim-isim-iyi-kurtler-ve-kotu-kurtler-2201101200): “PKK, Kürtleri genel olarak ikiye ayırıyor. ‘Apocu’ olanlar ve olmayanlar. Apocular ‘İyi Kürtler’, olmayanlar ise ‘Kötü Kürtler’ olarak değerlendirilmekte. PKK örgütüne sempati ile bakan, ancak Öcalan’ı ‘serok’ (başkan) olarak görmek istemeyenler de ‘Kötü Kürtler’ grubuna dahil edilerek, onlara kuşkuyla bakılmakta ve güven duyulmamaktadır. PKK’ya göre ‘Apocu’ olmayan Kürt, “hain, işbirlikçi, ajan, kontra, faşist” Kürt’tür ve örgütün hedefidir.” Ergenekon’un Kiralik Tetikciligini Yapan PKK, “Kotu Kurd” Olarak Gordugu Baris ve Demokrasi Taraftari Kurdleri Susturmak Icin Harekete Geciyor! Sinan Sungur, sozkonusu yazisinda PKK’nin hedefi olan “Kotu Kurdler”i isim isim acikliyor: “KDP lideri Mesut Barzani, KYB lideri Celal Talabani, PSK (Kürdistan Sosyalist Partisi) kurucusu ve eski lideri Kemal Burkay, PRK/Rızgari lideri Mümtaz Kotan, TEVGER eski lideri İbrahim Güçlü, PDK/Bakur lideri Daraf Bilek, KADEP lideri Şerafettin Elçi ve HAK-PAR eski lideri merhum Abdülmelik Fırat gibi, PKK karşıtı olan tanınmış Kürt politikacılar, Öcalan ve PKK sorumluları tarafından en ağır ifadelerle suçlanmaktan kurtulamamışlardır. Bu tutum, halen de sürmektedir.” “Kürt aydın ve yazarlarından; Tarık Ziya Ekinci, Naci Kutlay, Ahmet Zeki Okçuoğlu, Ümit Fırat, Mehmet Metiner, Altan Tan, Enver Sezgin, Sıraç Bilgin, Lokman Polat, Lutfi Baksi, Hatice Yaşar, bu arada TRT-Şeş TV’de program yapan Fırat Ceweri, Muhsin Kızılkaya, İhsan Aksoy ve Abdülcelil Candan da ‘işbirlikçi’ ve ‘hain’ diye suçlananlar arasında.” “PKK içinde uzun yıllar sorumlu düzeyde görev yapan, ancak daha sonra yönetimle görüş ayrılığına düşerek örgütten ayrılanlardan; Selim Çürükkaya, Şemdin Sakık, Nizamettin Taş, Mehmet Can Yüce, Hüseyin Yıldırım, Şükrü Gülmüş, Halil Ataç, Dursun Ali Küçük, Hıdır Sarıkaya, Hıdır Yalçın, Hamili Yıldırım, Ayhan Çiftçi, Zeki Öztürk, Selahattin Çelik, Şehnaz Altun vs. gibi isimler de PKK ve Öcalan tarafından ‘ajan, hain, Ergenekoncu’ olarak itham edilmekte.” Sungur’un “Bugüne kadar, örgütten ayrılıp PKK tarafından katledilen veya örgüt içinde yönetime eleştirilerde bulunmasını müteakip infaz edilen ve sayıları binleri bulan kadroların olduğu da bir gerçek. Kani Yılmaz, Şahin Dönmez, Dr.Baran, Mehmet Şener, Resul Altınok, Kemalé Sor, Kemal Özkan, Çetin Güngörmüş, Faruk Bozkurt, Hikmet Fidan, vb. bunlardan birkaçı” ifadelerinden ve PKK’nin üst düzey yetkililerinden Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin’in 17 Ocak 2010 tarihli aciklamalarindan, PKK’nin, kendi varligi icin tehlike olarak gordugu demokratiklesme surecini baltalamak ve baris ve demokrasiden yana olan muhalif Kurdleri sindirmek ve korkutmak icin yeni bir infaz furyasi baslatma niyetinde oldugunu gorebiliriz. Sungur’un aktardigi Bahoz Erdal’in tehdit icerikli aciklamasi soyle: “Eğer dini duygularla AKP'ye umut bağlamış iseniz, AKP'nin gerçek dinle hiçbir alakasının olmadığını görmeniz ve bu hatadan vazgeçmeniz gerekir (C. Akbay’in notu: Usame Bin Ladin gibi gibi konuşuyor mübarek!). Eğer Kürt sorununu çözebilir ya da çözecek umuduyla -bunun ne kadar gerçek dışı ve yanıltıcı olduğu artık ortaya çıkmıştır- AKP'ye oy vermiş veya AKP’ye girmiş iseniz, bu yanlış tutumdan vazgeçmeniz gerekir. Yok eğer para için, rant için, çıkar için AKP’de yer alıyorsanız, bu şu demektir, demek ki dinini, imanını, yurtseverliğini, halkını ve onurunu para karşılığında satmış insanlar konumuna düşüyorsunuz. Bunun tehlikeli bir yol olduğunu ve halkımızın bunları unutmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor. Onun için kandırılmış, yanılmış, gerçek dindar ve yurtsever Kürtlere bunu görüp doğru yola girmelerini söylüyoruz. Israr edenlerin de onursuz, iradesiz, işbirlikçi, koruculuktan daha beter insanlar olduğunu ve öyle tarihe geçeceklerini herkesin bilmesi gerekiyor.” Bahoz Erdal’in aciklamalari bana fazla sasirtici gelmedi. Ergenekon Teror Orgutu’nun onumuzdeki secim oncesi planladigi kargasa planinda tetikci olarak kullanacagi PKK icin mazeret uretme pesinde. Sozkonusu kaos planina 26 Aralık 2009 tarihli “Abdullah Öcalan'i ve Son Gelişmeleri Doğru Okumak...” yazida deginmistim, detaya girmiyorum (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5731.html). TAK, Derin Devlet'in Emir ve Goruslerine Hazir! PKK’nin, Ergenekon Teror Orgutu’nun kiralik tetikciligini yapmak icin sabirsizlandigini, simdiden hazirliklara basladigini, Sinan Sungur’un 1 Subat 2010 tarihli “PKK Çatışmaları Başlatıyor” baslikli yazisindan anliyoruz (http://www.odatv.com/n.php?n=pkk-catismalari-baslatiyor-0102101200). Sungur, uzun sureden beri sessiz kalan TAK’in aniden ortaya cikmasini ve Ergenekon’un paravan orgutunun yaptigi tehditlerin Firat Haber Ajansi’nda yayinlanmasini (http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=20619) ilginc buluyor: “PKK yöneticilerinden Murat Karayılan’a bağlı olarak 2004 yılında oluşturulan ve kent merkezlerinde, “TAK” (Teyrebazén Azadiya Kurdistan/Kürdistan Özgürlük Şahinleri) adı altında eylemler gerçekleştiren grup yeniden ortaya çıktı.” “Kuruluşunun üzerinden altı yıl geçtikten sonra, Ocak 2010 ayı içinde 1. kongresini yapması dikkat çekici bulunan TAK, yayınladığı bildiride ‘Topyekûn direniş kararı aldığını ve Türkiye metropollerinde eylemler yapacağını’ açıkladı. TAK’ın açıklamasının PKK’nın bir kuruluşu olan Fırat Haber Ajansı’nca duyurulması da ilginç! Ajans, haberi 24.01.2010 tarihinde, ‘TAK'tan Türkiye Metropollerinde Saldırı Tehdidi’ başlığı altında verdi.” “Uzun süredir sesi sedası çıkmayan TAK’ın, böyle bir ortamda yeniden sahneye sürülmesi düşündürücü. Bilindiği gibi TAK, 2004-2007 yılları arasında İstanbul, İzmir, Muğla, Antalya vs. gibi batı illerinde gerçekleştirdiği çok sayıda bombalama eylemini üstlenmişti. PKK’ya ait bazı yayın organlarında ise o dönemde ‘TAK’ın PKK’dan ayrılan bir grup olduğu ve PKK ile bir ilişkisinin olmadığı’ iddia edilmişti. Ama bu iddia, TAK’ın o dönemde yayınladığı açıklamalarla çelişiyordu. Çünkü TAK’ın, PKK aleyhine tek bir söylemi yoktu.” “Şimdi ise durum tamamen netleşti ve gerçekler yapılan itiraflarla açığa çıktı. PKK’nın resmi haber ajansı tarafından duyurulan TAK bildirisinde, PKK’ya ve Abdullah Öcalan’a bağlılık var. Dahası, PKK ve Abdullah Öcalan karşıtı olan herkesin ve her kesimin kendileri için hedef olduğu belirtiliyor. TAK’ın bildirisinde, ‘PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çok yönlü bir saldırı altında olduğu’ da iddia ediliyor.” “TAK’ın açıklamasından bir gün sonra (25.01.2010), yine Fırat Haber Ajansı, bu kez PKK sorumlularından Duran Kalkan’ın; ‘Süreç savaşa doğru ilerliyor. Bunu herkes görmeli, anlamalı. İçinde bulunduğumuz ortam bir savaş ortamıdır. Kürt halkı ve Kürt yurtseverleri bu gerçeği görmeliler.’ yönündeki açıklamasını duyurdu. Kısa bir süre önce de, Murat Karayılan’ın ‘Kürt gençleri dağlara yönelmeli ve gerillaya katılmalı’ diye çağrı yaptığı biliniyor.” Sungur cok onemli tespitlerde bulunuyor, kendisini tebrik ediyorum. Tabi, bu tur hazirliklarin Kurdler adina degil, koseye sikisan Ergenekon Teror Orgutu’ne taze kan pompalamak icin oldugunu biz israrla burada yaziyoruz. Ozellikle Ocalan’in “dayilarina” teslim olmasindan sonra, PKK (daha dogrusu KKP) tamamen Derin Devlet’in gudumune girmis ve Derin Devlet’in “darbe zemini hazirlamk icin kaos olusturma timi” gorevi yapan Ergenekon’un gudumunde kiralik tetikcilik yapan bir yapiya donusmustur. Derin Devlet ne zaman ihtiyac duysa PKK aninda “Emir ve goruslerine hazirim” diye eyleme girisiyor! Mesela, Ecevit Hukumeti doneminde uslu bir kedi gibi Imrali’da vakit geciren Abdullah Ocalan, OHAL’i kaldiran, AB cercevesinde bircok duzenlemelere imza atarak kulturel alanda bazi iyilesmeler yapan, Leyla Zana ve arkadaslarinin serbest birakilmasini saglayan, MGK’yi sivillestiren AK Parti Hukumeti doneminde yirtici arslan kesildi! Derin avukati Mahmut Sakar’i devreye sokarak 2004’un ortalarinda ateskes kararini bozdurarak siddeti tirmandirdi. Tirmanan siddetten sonra Kuzey Kurdistan'a 250 binden falza asker yigildi, bolge gayriresmi OHAL'a geri cevrildi, AB'ye katilim sureci dogrultusunda yapilan iyilesmelere darbe vuruldu, militaristlerin eli guclendi. Insanin aklina hemen soyle bir soru geliyor "O zaman Kurdler aleyhine ne oldu da Ocalan ateskesi bozdurdu?" Hicbir sey olmadi, aksine iyilesmeler vardi. Ergenekon Davasi munasebetiyle ortaya cikan gerceklerden ogreniyoruz ki meger Ocalan, Sener Eruygur ve darbeci arkadaslarinina hizmet icin harekete gecmis (ileri surdugu gerekceler isin bahanesi). Apoletliler darbe plani yapmis, darbe zemini hazirlama isini de Ocalan’a havale etmisler. Ocalan da gorevini yapmis. "Dayilari"na teslim olunca "ne gorev verilirse yaparim" demisti, sozunu tuttu (hala da tutuyor). Ayni kirli isbirligini 2007’lerde de goruyoruz. Daha once turp gibi olan, dunyaca unlu filozoflardan ne kadar ustun olduguna dair “bilgilendirici” beyanatlarda bulunan Ocalan, “Demokratik Acilim”in gundeme gelmesiyle birden hastalandi; burnu akmaya, kaşıntısı azmaya, nefessiz kalmaya(!) başladı! Cocuk gibi mizmizlanmasi sonucu Kurd cocuklari sokaklara dokuldu, catismalar cikti bircok insan hayatini kaybetti! Simdi bakiyoruz beyefendi turp gibi olmus masaallah. Utanilacak bir durum ama koca koca adamlar cocuk gibi mizmizlanan bu adamin agzina bakiyor hala!Adalet Bakanligi'ndan birkac burokratin Imrali'ya gidip onunla bir iki laf etmesi (onu muhatab almasi) Ocalan'i iyilestirdi. Bu sefer hasta olma sirasi Duran Kalkan, Murat Karayılan, Bahoz Erdal ve TAK’ta. Demokratik Acilim icin ugras veren AK Parti’den kurtulmak icin yaptigi butun planlari desifre edilen Derin Devlet, onumuzdeki secim oncesi cikaracagi kargasa ile AK Parti’yi zayiflatip CHP’li bir hukumet kurdurmaya, Ergenekon Davasi’ni kapatip Demokratik Acilim’i bitirmeye calisiyor. Bunun icin kargasaya ihtiyac olacak; kargasayi kim yapacak? Elbette ki PKK ve TAK! Bu kirli isbirligine ve karanlik gelismelere dikkat edelim. Ozellikle Kurdlerin bu kirli ittifagi gormesi lazim. Derin Devlet’in gudumundeki bu kiralik tetikcilerinin “Biz bunu Kurdler icin yapiyoruz” gibi yalanlarina kanmamaliyiz! 1984'ten beri devam eden siddet yonteminin bedeli ortada: 50 binden fazla Kurd evladi kurban verildi, 5 binden fazla koy yakilip yikildi, milyonlarca Kurd buyuk sehirlerin gettolarinda sefalete mahkum edildi, milyonlarcasi yurtdisinda surgun hayati yasiyor, onbinlerce sakat, dul, yetim var... Cehenneme cevrilen bir hayat var. "Ozgur Kurdistan" diye yola cikip "Demokratik Cumhuriyet"te karar kilindi ama bunca bedele ragmen ortada bir "Demokratik Cumhuriyet" bile yok! Bunca bedel neden verildi? Buna ragmen tuzu kuru Ocalan ve avanesi utanmadan hala da siddette israr ediyorlar! Hayatini kaybeden bu 50 bin kisi icinde soyadi "Ocalan, Karayilan, Kalkan vs." olan kac kisi var acaba? Bir sorun bakalim! Turkler de "Verdigimiz bunca kurban arasinda soyadi Baykal, Bahceli, Basbug, Buyukanit olan kac kisi var?" diye sorsunlar. Bugun savasta israr edenlerin ailelerinden cok degil, birer tane kurban gitseydi bu kirli savasi iki gunde bitirirlerdi. Mesela bugun Ocalan'in bir yegeni, Deniz Baykal'in bir torunu, Devlet Bahceli'nin bir akrabasi, Ilker Basbug'un bir yakini bu kirli savasta hayatin kaybetse bunlar utanmadan savas tamtamlari calmaya devam ederler mi? Kanimizla Derin Devlet'e hayat veren PKK ve TAK gibi tetikcilere kulak asmayalim. Silah tuccarlarini, uyusturucu baronlarini zengin eden bu kirli savasa hayir diyelim. 5 Şubat 2010