Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Çetin Doğan’ın “Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı” Çetin Doğan’ın “Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı” ================================================================================ Cevdet Akbay on 21 Jan, 2010 05:42:00 -------------------------xxx-------------------- Taraf Gazetesi, “Balyoz” ismi verilen yeni kirli bir darbe planını daha ortaya çıkardı (http://taraf.com.tr/haber/46614.htm). Ülkenin sınırlarını korumak ve insanların güvenliğini sağlamakla görevli TSK, asli görevini bırakıp envai çesit darbe planı üretmekle meşgul. Yaptıkları iş illegal olduğu için açıktan değil, Genelkurmay Karargahı’nın karanlık mahzenlerinde, şifreli kapıların ardında yapıyorlar. Darbe planları ortaya çıkınca “Biz yapmadık… TSK’yı yıpratmaya çalıçıyorlar” diye yalana sarılıyorlar. Ya yalan söyleme konusundaki ustalıklarından ya da ar damarlarının arızalı oluşundandır, bilemiyorum, yalan söylerken hiç utanmıyorlar, yüzleri zerre kadar dahi olsun kızarmıyor. Karargâh, ülke güvenliğini sağlayan bir merci olmaktan çıkmış, ülkenin ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden bir “Darbe planları üretme ve halkla mücadele merkezi”ne dönüşmüş adeta. Görevleri dış düşmana karşı ülke güvenliğini sağlamak ama namluları hep milletin şakağında, nefesleri halkın ensesinde. Degişen dünyayla birlikte kabuk degiştirerek yenilenen Türkiye, “komşularla sıfır sorun politikası”nı uyguladığı günümüzde dış düşman sorunu yok denecek kadar azdır. Dış düsmanın yerini TSK’daki darbeciler doldurmuş durumda; hatta, Balyoz’daki planlara bakarak, “dış dusmanlar bile bu psikopat cuntacılar kadar zalim ve acımasız olamaz” diyebiliriz. Darbeci Çetin Doğan’ın “Balyoz”unda, öncekilere nazaran daha insafsız ve tüyler ürpertici planlar var. AK Parti Hükümeti’ni istifaya zorlamak için ülke planlı ve kontrollü bir şekilde kaosa sürüklenecek… On binlerce insanla dolu camiler Cuma namazı esnasında havaya uçurulacak… Elleri altındaki kiralık tetikçi terör örgütleri kullanılarak ülkenin dört bir yanında terör estirilecek… “Şehit cenazeleri”ni çoğaltmak için çok sayıda asker bilincli olarak silahlı örgütlerin önüne atılıp öldürtülecek (Dağlıca, Aktütün, Reşadiye gibi yerlerde başarıyla uygulanan plan)… Ardından, sivil elbise giydirilmiş genc subaylar cenaze merasimlerinde “Türkiye laiktir, laik kalacak” “Hükümet istifa” gibi provokatif sloganlar atacak, beceriksiz Genelkurmay yetkililerini alkışlarken hükümet yetkililerine saldıracak (tanıdık uygulamalar!)… İc politikayı etkilemek ve gücü kendi kontrollerine almak için Yunanistan ile savaş cıkartılacak… Yunanlıların, Türk uçaklarından birini düşürmesi ayarlanacak, olmazsa kendileri düşürüp suç Yunanistan’a atılacak, fatura da “beceriksiz AK Parti Hükümeti”ne kesilecek… İç kargaşa ve Yunanistan ile olan savaştan (ve AK Parti içindeki işbirlikçilerin istifası ve menfi faaliyetlerinden) dolayı iyice köşeye sıkışacak olan hükümete sıkıyönetim ilan ettirilecek… İpler tamamen ele geçirildikten sonra yönetime resmen el konulacak, bütün önemli mevkilere (bürokrasiye) muvazzaf askerler, onların sayısı yetmezse emekli askerler yerleştirilecek… Bu sırada, çıkarttıkları savaş, başlatıp körükledikleri kaos ve terör kademeli olarak azaltılacak… Kurulacak faşist/militarist yapılanmaya itiraz eden, karşı çıkan herkes en sert bir şekilde bastırılacak… Özellikle dindarlar ve Kürdler öncelikle tasfiye edilecek (Dersim Katliamı gibi), bütün malvarlıklarına el konulacak… Bu planlar bize fazla yabancı değil. Türkiye’deki Ergenekon’un hamisi olarak görülen ABD’deki Neoconlara bağlı Hudson Enstitüsü’nde hazırlanıp, aralarında Genelkurmay yetkililerinin de olduğu bir grup tarafından 13 Haziran 2007 tarihli bir toplantıda tartışılan (17 Mayis 2006 tarihinde gerçekleşen Danıştay Saldırısı ile ilişkilendirilen), aynı günlerde içeriden birileri tarafından dışarıya sızdırınca haberdar olduğumuz kirli planı andırıyor (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1240.html; http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/766.html; http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/346.html). Hudson’daki o toplantıda da, AK Parti Hükümeti’ni zayıflatıp sonra da yıkmak için çesitli planlar tartışılmıştı. O zaman, ABD’deki Neoconların ve Türkiye’deki dostları Aydın Doğan’ın gözü Güney Kudistan’ın petrolünde olduğu için “dış düşman” olarak Yunanistan yerine orası seçilmişti (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1522.html). 2007’de dışarıya sızan o plan, büyük ihtimalle şimdi sızan “Balyoz” planın Türkiye’deki gelişmelere göre revize edilmiş haliydi. Güney Kürdistan’ı işgal ederek hem petrol yataklarını ele geçireceklerdi (savaş masrafını bununla karşılayacaklardı), hem de savaştan dolayı rahatsiz olan Kürdlerin çesitli entrika ve provokasyonlarla ayaklanmaları sağlanacak, bu ayaklanma bahane edilerek Kuzey Kürdistan’da (AK Parti Hükümeti’ne) OHAL ilan ettirilecekti… OHAL’in ilanıyla AK Parti resmen devre dışı kalacak, ardından zayıflayıp yıkılacak, daha sonra da doğrudan askeri yönetime geçilecekti. 2007’de deşifre edilen Hudson planının, “Genç Neocon” Micheal Rubin, “Dişi Neocon” Zeyno Baran, Ergin Saygun (“Balyoz”da da adı geçiyor) ve birkaç üst düzey askeri bürokratla beraber hazırlandığı iddia edilmişti. “Balyoz” planının da aynı ekip tarafından hazırlandığını tahmin ediyorum. Tabii, Hudson gibi think-tanklar bu planları babalarının hayrına yazmazlar; ücretini Örtülü Ödenek’ten almışlardır büyük ihtimalle. “2007 Hudson Planı” işe yaramadı… Bu planı hazırlamak zorunda kaldıklarına göre, ondan daha önce hazırlandığı bilinen “Balyoz” Planı (veya “2003 Hudson Planı”) da bir şekilde işe yaramamış anlaşılan. İşe yarasaydı, bugun Çetin Doğan gibi, milletin güvenliğini sağlamak için kendilerine verilen imkanları milletin kafasını ezmek için kullanan, bir koltuk için milyonlarca masum insanı gözlerini kırpmadan katletmekten çekinmedikleri anlaşılan ruhi sağlığı bozuk “Apoletli Haydutlar” iktidarda olacak ve tarihe “Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı” olarak geçeceklerdi. “Balyoz”daki planları okuyanlar, “Bunlar hakikaten psikopat!” demekten kendilerini alamıyorlar. Bu ve buna benzer darbe planlarını yazan Çetin Doğan ve benzerlerinin acilen toplanıp en yakın bir akıl hastahanesine yatırılmaları gerekir. Hatta, ibret icin, her yılın 28 Şubat, 12 Mart, 27 Mayıs, ve 12 Eylül günlerinde “Generalliğe kadar çıkmayı başarmış ünlü psikopatlarımız” diye millete teşhir edilmelidirler. Zaman zaman aralarında ODATV’nin de bulunduğu psikolojik harp dairesine bağlı olduğu söylenen sitelerde Demokratik Açılım karşıtı yazılar da yazan Çetin Doğan (http://www.odatv.com/n.php?n=vehbinin-kerrakesi-siyrildi-siyrilacak-akpnin-feracesi--1812091200), Taraf Gazetesi’nde çıktığı gün t24.com.tr sitesine konuşarak (www.t24.com.tr/haberdetay/68561.aspx ) “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını” ifadesiyle planın varlığını kabul etti. İtirafta bulunduğu aynı günün akşamı, büyük ihtimalle Genelkurmay Karargahı’ndaki cuntacıların ve Ergenekoncu medyanın Uğur Dündar gibi ünlü spikerlerinin devreye girmesiyle (kendisine akıl vermesiyle) planı inkar etmeye başladı. Hatta, parçası olduğu suçun hesabını vermek yerine “Alınlarını karışlarım… Kaşınıyorlar” gibi sözlerle cinayet planını deşifre edenleri tehdit etmeye ve “Abdullah Gül’ü, ‘Siz sağdaki ve soldaki siyasi boşluktan faydalanarak iktidara geldiniz, bunun kıymetini bilin ve partinizi merkez sağa çekin’ diye uyardım” gibi küstahça laflar etmeye başladı. Çetin Doğan’ın kıvranması suçluluk psikolojisinden kaynaklanıyor. Ergenekoncu medyanın “darbe planlarını sulandırma ve inkar etme” adeti ise yeni değil, biliniyor. Hudson Enstitüsü’ndeki kirli plan ortaya çıktıktan birkaç gün sonra “Ergenekon haber bulteni” gibi hizmet veren Hurriyet’te “ABD’deki dehşet senaryosu balon çıktı!” (19 Haziran 2007) başlıklı bir haber çıktı (http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=6736589). Haberdeki “(Zeyno) Baran resmen bu konuların hiçbir şekilde gündeme gelmediğini söyledi. Peki şimdi bu eleştiriler ve ağır suçlamalar ne olacak?” gibi ifadelerle Baran’ı ve kirli planda rol alan Ergin Saygun gibi suça bulaşan “üst düzey apoletli tetikçiler”i temize çıkartmaya çalışmıştı. “Ergenekoncu Medya bunu neden yapıyor?” sorusu akla gelebilir. Cevabı çok basit… Bu malum medya, “Derin Devlet”in güdümündedir… Çetin Doğan gibi kolay dolmuşa binip darbe durağına seve seve giden, ozellikle apoletli memurlar (ellerindeki güçlü silahlardan dolayi) “Derin devlet” tarafından kullanılan kiralık veya gönüllü birer tetikçidirler (bu durum istisnasiz bütün darbeci/cuntacılar için geçerlidir). Deşifre olmadan bunlara darbe yaptırabilirlerse ne ala; işleri bittikten sonra tabaklarına ufak bir “kemik” atılıp susturulurlar. Mesela, 28 Şubat sürecinde tetikçilik yapan poletlilerden bazıları bazı bankaların yönetiminde istihdam edildiler. Aslında istihdamdan çok soyacakları bankalarda “uysal bekçi köpeği” olarak görevlendirildiler (aynı bankalar daha sonra hortumlandı, malum). Ufak "kemikle" yetinmeyen, daha büyüğüne göz diken hırslı olanlar ise önce rezil edildiler (edilirler) sonra da kirli birer kağıt mendil (daha doğrusu “tuvalet kağıdı”) gibi çöpe atıldılar (atılırlar) (mesela "şekil 1"deki Çevik Bir). Kiralık/gönüllü tetikçiler darbe yapamadan deşifre olurlarsa “Bu adam ileride işimeze yarayabilir mi?” diye değerlendirirler; cevap olumlu ise ona sahip çıkarlar. Sahip çıkmalarının bir diger sebebi de, eğer Çetin Doğan gibi kuklalar suclarını itiraf ederlerse, kendilerinin (yani “kuklacı”nın, yani “Derin devletin”) de desifre olacagını, hesap verme sıranın kendilerine de gelecegini biliyorlar. Bu durumda tetikci korunmaz, imha edilir. Çetin Doğan’ın “once itiraf, sonra inkar” manevrasının sırrı, “efendileri” tarafindan ortadan kaldırılacağını farketmesinden kaynaklanabilir. Ileride “Çetin Doğan intihar etti” gibi bir haber okursak, bunu “ya ‘Derin devlet’in ona ihtiyaci kalmadi ya da Dogan itirafci olmak istedi, onun icin temizlendi” şeklinde yorumlayabiliriz. Görüldüğü gibi Çetin Doğan , hatta Genelkurmay’daki cuntacilar birer tetikci, asil hedef “Derin Devlet”in arkasindaki derin guc olan “Derin Cemaat”. Derin Cemaat’in kirli maskesini indirmek ve saklandigi karanlik mahzeninden cikartmak icin Demokratik Acilim ile baris ortaminin saglanmasi şarttir. Bu da, her zaman israrla yazdigim gibi ancak ve ancak sivil ve ozgurlukcu bir Anayasa ile mumkundur. Allah, AK Parti Hükümeti'nin aklini basina getirsin de sivil bir Anayasa yapmasini saglasin. Yeni bir Anayasa cikana kadar da Allah hepimizi Çetin Doğan gibi "psikopat apoletli haydutlar"in şerrinden muhafaza etsin. 21 Ocak 2010