Anasayfa | Yazarlar | Dr. Cevdet Akbay | Çetin Doğan’ın “Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı”

Çetin Doğan’ın “Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı”

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image "$eytan ve darbeci yavrusu"

YENILENDI...“Ergenekoncu Medya bunu neden yapıyor?” sorusu akla gelebilir. Cevabı çok basit… Bu malum medya, “Derin Devlet”in güdümündedir… Çetin Doğan gibi kolay dolmuşa binip darbe durağına seve seve gidenler ise (üstelik ellerinde güçlü silahları da var) “Derin devlet” tarafından kullanılan kiralık birer tetikçidirler (bu tesbit istisnasiz bütün darbeci/cuntacılar için geçerlidir).

-------------------------xxx--------------------

Taraf Gazetesi, “Balyoz” ismi verilen yeni kirli bir darbe planını daha ortaya çıkardı (http://taraf.com.tr/haber/46614.htm).


Ülkenin sınırlarını korumak ve insanların güvenliğini sağlamakla görevli TSK, asli görevini bırakıp envai çesit darbe planı üretmekle meşgul.  Yaptıkları iş illegal olduğu için açıktan değil, Genelkurmay Karargahı’nın karanlık mahzenlerinde, şifreli kapıların ardında yapıyorlar.


Darbe planları ortaya çıkınca “Biz yapmadık… TSK’yı yıpratmaya çalıçıyorlar” diye yalana sarılıyorlar. Ya yalan söyleme konusundaki ustalıklarından ya da ar damarlarının arızalı oluşundandır, bilemiyorum, yalan söylerken hiç utanmıyorlar, yüzleri zerre kadar dahi olsun kızarmıyor.


Karargâh, ülke güvenliğini sağlayan bir merci olmaktan çıkmış, ülkenin ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden bir “Darbe planları üretme ve halkla mücadele merkezi”ne dönüşmüş adeta.


Görevleri dış düşmana karşı ülke güvenliğini sağlamak ama namluları hep milletin şakağında, nefesleri halkın ensesinde.


Degişen dünyayla birlikte kabuk degiştirerek yenilenen Türkiye, “komşularla sıfır sorun politikası”nı uyguladığı günümüzde dış düşman sorunu yok denecek kadar azdır. Dış düsmanın yerini TSK’daki darbeciler doldurmuş durumda; hatta, Balyoz’daki planlara bakarak, “dış dusmanlar bile bu psikopat cuntacılar kadar zalim ve acımasız olamaz” diyebiliriz.


Darbeci Çetin Doğan’ın “Balyoz”unda, öncekilere nazaran daha insafsız ve tüyler ürpertici planlar var.


AK Parti Hükümeti’ni istifaya zorlamak için ülke planlı ve kontrollü bir şekilde kaosa sürüklenecek… On binlerce insanla dolu camiler Cuma namazı esnasında havaya uçurulacak… Elleri altındaki kiralık tetikçi terör örgütleri kullanılarak ülkenin dört bir yanında terör estirilecek…


“Şehit cenazeleri”ni çoğaltmak için çok sayıda asker bilincli olarak silahlı örgütlerin önüne atılıp öldürtülecek (Dağlıca, Aktütün, Reşadiye gibi yerlerde başarıyla uygulanan plan)… Ardından, sivil elbise giydirilmiş genc subaylar cenaze merasimlerinde “Türkiye laiktir, laik kalacak” “Hükümet istifa” gibi provokatif sloganlar atacak, beceriksiz Genelkurmay yetkililerini alkışlarken hükümet yetkililerine saldıracak (tanıdık uygulamalar!)…


İc politikayı etkilemek ve gücü kendi kontrollerine almak için Yunanistan ile savaş cıkartılacak… Yunanlıların, Türk uçaklarından birini düşürmesi ayarlanacak, olmazsa kendileri düşürüp suç Yunanistan’a atılacak, fatura da “beceriksiz AK Parti Hükümeti”ne kesilecek…


İç kargaşa ve Yunanistan ile olan savaştan (ve AK Parti içindeki işbirlikçilerin istifası ve menfi faaliyetlerinden) dolayı iyice köşeye sıkışacak olan hükümete sıkıyönetim ilan ettirilecek…


İpler tamamen ele geçirildikten sonra yönetime resmen el konulacak, bütün önemli mevkilere (bürokrasiye) muvazzaf askerler, onların sayısı yetmezse emekli askerler yerleştirilecek… Bu sırada, çıkarttıkları savaş, başlatıp körükledikleri kaos ve terör kademeli olarak azaltılacak…


Kurulacak faşist/militarist yapılanmaya itiraz eden, karşı çıkan herkes en sert bir şekilde bastırılacak… Özellikle dindarlar ve Kürdler öncelikle tasfiye edilecek (Dersim Katliamı gibi), bütün malvarlıklarına el konulacak…


Bu planlar bize fazla yabancı değil. Türkiye’deki Ergenekon’un hamisi olarak görülen ABD’deki Neoconlara bağlı Hudson Enstitüsü’nde hazırlanıp, aralarında Genelkurmay yetkililerinin de olduğu bir grup tarafından 13 Haziran 2007 tarihli bir toplantıda tartışılan (17 Mayis 2006 tarihinde gerçekleşen Danıştay Saldırısı ile ilişkilendirilen), aynı günlerde içeriden birileri tarafından dışarıya sızdırınca haberdar olduğumuz kirli planı andırıyor (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1240.html; http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/766.html; http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/346.html).


Hudson’daki o toplantıda da, AK Parti Hükümeti’ni zayıflatıp sonra da yıkmak için çesitli planlar tartışılmıştı. O zaman, ABD’deki Neoconların ve Türkiye’deki dostları Aydın Doğan’ın gözü Güney Kudistan’ın petrolünde olduğu için “dış düşman” olarak Yunanistan yerine orası seçilmişti (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/1522.html).


2007’de dışarıya sızan o plan, büyük ihtimalle şimdi sızan “Balyoz” planın Türkiye’deki gelişmelere göre revize edilmiş haliydi. Güney Kürdistan’ı işgal ederek hem petrol yataklarını ele geçireceklerdi (savaş masrafını bununla karşılayacaklardı), hem de savaştan dolayı rahatsiz olan Kürdlerin çesitli entrika ve provokasyonlarla ayaklanmaları sağlanacak, bu ayaklanma bahane edilerek Kuzey Kürdistan’da (AK Parti Hükümeti’ne) OHAL ilan ettirilecekti… OHAL’in ilanıyla AK Parti resmen devre dışı kalacak, ardından zayıflayıp yıkılacak, daha sonra da doğrudan askeri  yönetime geçilecekti.


2007’de deşifre edilen Hudson planının, “Genç Neocon” Micheal Rubin, “Dişi Neocon” Zeyno Baran, Ergin Saygun (“Balyoz”da da adı geçiyor) ve birkaç üst düzey askeri bürokratla beraber hazırlandığı iddia edilmişti. “Balyoz” planının da aynı ekip tarafından hazırlandığını tahmin ediyorum. Tabii, Hudson gibi think-tanklar bu planları babalarının hayrına yazmazlar; ücretini Örtülü Ödenek’ten almışlardır büyük ihtimalle.


“2007 Hudson Planı” işe yaramadı… Bu planı hazırlamak zorunda kaldıklarına göre, ondan daha önce hazırlandığı bilinen “Balyoz” Planı (veya “2003 Hudson Planı”) da bir şekilde işe yaramamış anlaşılan. İşe yarasaydı, bugun Çetin Doğan gibi,  milletin güvenliğini sağlamak için kendilerine verilen imkanları milletin kafasını ezmek için kullanan, bir koltuk için milyonlarca masum insanı gözlerini kırpmadan katletmekten çekinmedikleri anlaşılan ruhi sağlığı bozuk “Apoletli Haydutlar” iktidarda olacak ve tarihe “Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı” olarak geçeceklerdi.


“Balyoz”daki planları okuyanlar, “Bunlar hakikaten psikopat!” demekten kendilerini alamıyorlar. Bu ve buna benzer darbe planlarını yazan Çetin Doğan ve benzerlerinin acilen toplanıp en yakın bir akıl hastahanesine yatırılmaları gerekir. Hatta, ibret icin, her yılın 28 Şubat, 12 Mart, 27 Mayıs, ve  12 Eylül günlerinde “Generalliğe kadar çıkmayı başarmış ünlü psikopatlarımız” diye millete teşhir edilmelidirler.


Zaman zaman aralarında ODATV’nin de bulunduğu psikolojik harp dairesine bağlı olduğu söylenen sitelerde Demokratik Açılım karşıtı yazılar da yazan Çetin Doğan (http://www.odatv.com/n.php?n=vehbinin-kerrakesi-siyrildi-siyrilacak-akpnin-feracesi--1812091200), Taraf Gazetesi’nde çıktığı gün t24.com.tr sitesine konuşarak (www.t24.com.tr/haberdetay/68561.aspx ) “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını” ifadesiyle planın varlığını kabul etti.


İtirafta bulunduğu aynı günün akşamı, büyük ihtimalle Genelkurmay Karargahı’ndaki cuntacıların ve Ergenekoncu medyanın Uğur Dündar gibi ünlü spikerlerinin devreye girmesiyle (kendisine akıl vermesiyle) planı inkar etmeye başladı. Hatta, parçası olduğu suçun hesabını vermek yerine “Alınlarını karışlarım… Kaşınıyorlar” gibi sözlerle cinayet planını deşifre edenleri tehdit etmeye ve “Abdullah Gül’ü, ‘Siz sağdaki ve soldaki siyasi boşluktan faydalanarak iktidara geldiniz, bunun kıymetini bilin ve partinizi merkez sağa çekin’ diye uyardım” gibi küstahça laflar etmeye başladı.


Çetin Doğan’ın kıvranması suçluluk psikolojisinden kaynaklanıyor. Ergenekoncu medyanın “darbe planlarını sulandırma ve inkar etme” adeti ise yeni değil, biliniyor. Hudson Enstitüsü’ndeki kirli plan ortaya çıktıktan birkaç gün sonra “Ergenekon haber bulteni” gibi hizmet veren Hurriyet’te “ABD’deki dehşet senaryosu balon çıktı!” (19 Haziran 2007) başlıklı bir haber çıktı (http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=6736589). Haberdeki “(Zeyno) Baran resmen bu konuların hiçbir şekilde gündeme gelmediğini söyledi. Peki şimdi bu eleştiriler ve ağır suçlamalar ne olacak?” gibi ifadelerle Baran’ı ve kirli planda rol alan Ergin Saygun gibi suça bulaşan “üst düzey apoletli tetikçiler”i temize çıkartmaya çalışmıştı.


“Ergenekoncu Medya bunu neden yapıyor?” sorusu akla gelebilir. Cevabı çok basit… Bu malum medya, “Derin Devlet”in güdümündedir… Çetin Doğan gibi kolay dolmuşa binip darbe durağına seve seve giden, ozellikle apoletli memurlar (ellerindeki güçlü silahlardan dolayi) “Derin devlet” tarafından kullanılan kiralık veya gönüllü birer tetikçidirler (bu durum istisnasiz bütün darbeci/cuntacılar için geçerlidir).


Deşifre olmadan bunlara darbe yaptırabilirlerse ne ala; işleri bittikten sonra tabaklarına ufak bir “kemik” atılıp susturulurlar. Mesela, 28 Şubat sürecinde tetikçilik yapan poletlilerden bazıları bazı bankaların yönetiminde istihdam edildiler. Aslında istihdamdan çok soyacakları bankalarda “uysal bekçi köpeği” olarak görevlendirildiler (aynı bankalar daha sonra hortumlandı, malum). Ufak "kemikle" yetinmeyen, daha büyüğüne göz diken hırslı olanlar ise önce rezil edildiler (edilirler) sonra da kirli birer kağıt mendil (daha doğrusu “tuvalet kağıdı”) gibi çöpe atıldılar (atılırlar) (mesela "şekil 1"deki Çevik Bir).


Kiralık/gönüllü tetikçiler darbe yapamadan deşifre olurlarsa “Bu adam ileride işimeze yarayabilir mi?” diye değerlendirirler; cevap olumlu ise ona sahip çıkarlar. Sahip çıkmalarının bir diger sebebi de, eğer Çetin Doğan gibi kuklalar suclarını itiraf ederlerse, kendilerinin (yani “kuklacı”nın, yani “Derin devletin”) de desifre olacagını, hesap verme sıranın kendilerine de gelecegini biliyorlar. Bu durumda tetikci korunmaz, imha edilir. Çetin Doğan’ın “once itiraf, sonra inkar” manevrasının sırrı, “efendileri” tarafindan ortadan kaldırılacağını farketmesinden kaynaklanabilir. Ileride “Çetin Doğan intihar etti” gibi bir haber okursak, bunu “ya ‘Derin devlet’in ona ihtiyaci kalmadi ya da Dogan itirafci olmak istedi, onun icin temizlendi” şeklinde yorumlayabiliriz.  


Görüldüğü gibi Çetin Doğan , hatta Genelkurmay’daki cuntacilar birer tetikci, asil hedef “Derin Devlet”in arkasindaki derin guc olan “Derin Cemaat”.  Derin Cemaat’in kirli maskesini indirmek ve saklandigi karanlik mahzeninden cikartmak icin Demokratik Acilim ile baris ortaminin saglanmasi şarttir. Bu da, her zaman israrla yazdigim gibi ancak ve ancak sivil ve ozgurlukcu bir Anayasa ile mumkundur.


Allah, AK Parti Hükümeti'nin aklini basina getirsin de sivil bir Anayasa yapmasini saglasin. Yeni bir Anayasa cikana kadar da Allah hepimizi Çetin Doğan gibi "psikopat apoletli haydutlar"in şerrinden muhafaza etsin.


21 Ocak 2010  

Yorumlar (23 gönderildi):

Hewal .. 22 Jan, 2010 10:38:45
avatar
Haydutların hedefi,tek bir irticacı(müslüman)kalmayacak şekilde temizlik(Katliam)yapılacak diye ant(Şarap)içmişler.
İrtica(İslam) kaldırılmadan Milli birlik tesis edilemezmiş.
İlerlemeye mi irtica imiş.

Zamanı kokutanlar mürteci diyorlar bana,
Yükseldik diyorlar alçaldıkça tababana.Dendiği gibi.
Bre eblehler!..Bilmezmisinizki güneş üflemekle sönmez.
O güneşi üflemekle söndüreceğini zanneden nice despotların nefesi kesildi cehennem olup gittiler ama O güneş hala devam ediyor ve edecektir.
Ha gayret.
trimurti .. 22 Jan, 2010 05:16:18
avatar
Bu plan ne ilk ne de son gibi görülüyor. Taraflı meydanın bildiği ama görmek istemediklerini, bu ülkenin barış içinde yaşaması için çalışan başka bir yayın organı korkmadan yayınlayabiliyor. Ortaya çıkarılan bu kadar plana hala inanmayan, inanmak istemeyen hepsine AKP kirli oyunları olarak bakan bir kesim var. Ordunun heran siyasetin içinde olduğu, ülkenin içi dışı demeden kendine hayali düşmanlar yaratıp, ülkeyi kaosa ama kendilerini ise ülkenin tek yöneticisi yapmak için yapılan planların gözler önüne serildiğine tanıklık ediyoruz. Bu olanlar gerçekten korkutucu ne kadar kendimizi demokratik anlamda eskiye oranlar ilerlemiş, her sorunu konuşan bir ülke olma konusunda adımlar attığımıza şahit olsak da, dengeler her zaman değişebilecek olmaları insanları korkutuyor. Plan hakkında hukuki işlemlerin hemen yapılmasını umuyorum ama dün gece yarısında ülkenin gündemine oturan bir Anayasa Mahkeme kararı ile demokratikleşme konusunda atılan adımların en başa dönmesinin sağlandığını düşünüyorum. Askeri davaların sivil yargıdan alınıp tekrar Askeri Mahkemeye vermenin ne kadar hukuki olduğunu da tartışmak gerekiyor...
Saygılarımla...
Cevdet Akbay .. 23 Jan, 2010 10:24:24
avatar
I$birlikci derin-PKK, "Muhalif Kurdlere" Kar$i Harekete Gecirilmeye mi Calisiliyor?

MIT ve diger derin devletle irtibatli birimlerle i$birligi yaparak, demokratik mucadeleyi kendilerine yol olarak secen Kurdistan'daki Legal Hareketleri ortadan kaldirarak palazlanan derin-PKK hareketi, Derin Devlet'in 2011 yili icin ongordugu "Kaotik ortam yaratma" projesi icin kollari sivadigi iddia ediliyo.

Guclerini karga$a ve terore borclu olan, Demokratik Acilim ile varliklarini tehdit altinda goren, bunun icin iyice ko$eye sIkI$an derin-devlet ve derin-PKK, sIkI$tIklari ko$eden kurtulmak icin ortakla$a bir "Kaos Plani" yapma karari aldiklari iddia ediliyor. Kaostan beslenen ki$i ve kurumlarin demokratik sistemden haz etmedikleri malumumuzdur. Onun icin birbirine zit gibi gorunse de aslinda ayni merkezden kontrol edilen bu iki guc, ayni paralelde hareket etmektedirler.

Bu acidan Ocalan'in son Avukatlar Gorusmesi'ni, Cemil Bayik ve Bahoz Erdal'in darbeci derin-TSK'yi destekler mahiyetteki konusmalari dikkat cekicidir. Ben ozellikle Bahoz Erdal'in "Muhalif Kurdlere savas" ilani ve "Demokratik Acilimi sabote etme" manifestosu olarak algilayabilecegimiz aciklamalarini dikkatlerinize cekmek istiyorum.

Bugun Demokratik Acilim'in onculugunu yapan AK Parti (ki Nasname'deki bircok yazilarimda kiyasiya elestiriyorum, ozellikle de sivil Anayasa yapma konusundaki pisirikligindan dolayi) Kurdler'den oldukca fazla oy almaktadir. Hatta AK Parti'yi destekleyen Kurdlerin sayisi PKK ve BDP'yi destekleyen Kurdlerin sayisindan birkac kat daha fazladir. AK Parti'yi destekleyen Kurdler, bu destek kar$iliginda demokratik bir sistem ve insanca yasayabilecek bir ortamdan ba$ka hicbir menfaatleri yoktur. Buna ragmen CHP yetkilileri, CHP zihniyetli Bekir Coskun ve benzerleri "insanlar oylarini bir cuval pirince satiyor" diyerek halka hakaret etmekten cekinmiyorlar. Ayni seviyesiz hakareti, CHP zihniyetiyle paralel dusen PKK'lilar da yapiyor.

Mesela, B. Erdal'in $u seviyesiz degerlendirmesine bakalim: "AKP'ye oy vermiş veya AKP’ye girmiş iseniz, bu yanlış tutumdan vazgeçmeniz gerekir. Yok eğer para için, rant için, çıkar için AKP’de yer alıyorsanız, bu şu demektir, demek ki dinini, imanını, yurtseverliğini, halkını ve onurunu para karşılığında satmış insanlar konumuna düşüyorsunuz. Bunun tehlikeli bir yol olduğunu ve halkımızın bunları unutmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor. Onun için kandırılmış, yanılmış, gerçek dindar ve yurtsever Kürtlere bunu görüp doğru yola girmelerini söylüyoruz. Israr edenlerin de onursuz, iradesiz, işbirlikçi, koruculuktan daha beter insanlar olduğunu ve öyle tarihe geçeceklerini herkesin bilmesi gerekiyor.”

Gayriresmi Cumhuriyet Tarihinden haberdar olanlar, Mustafa Kemal'in silahli bir cetesi oldugunu, bu ceteyi kullanarak muhalifleri korkuttugu, sindirdigi ve ortadan kaldirdigini bilir (M. Kemal'e cattigim icin Ocalan ve destekcileri kizacak ama gercekleri soylemek mecburiyetimiz var, uzgunum). Ayni durum simdiki derin-PKK icin de gecerlidir. Silahli PKK'yi Kurdistan ozgurlugu icin degil, tehdit araci olarak kullaniyorlar. Buradaki mesele AK Parti'nin desteklenip desteklenmemesi meselesi degil, AK Parti sadece perde olarak kullaniliyor. Asil hedef Demokratik Acilim'dir.

Demokratik Sistem guclendiginde Kurdler duygulariyla degil akillariyla hareket edecekler. O zaman Kurdlere kim daha cok hizmet ediyorsa (ister CHP olsun ister AK Parti, farketmez) onlari destekleyecekler. Duygu somurusu ile Kurdleri PKK'ye mecbur etme devri bitecek. Bu da haliyle Kurdlerin maddi ve manevi desteklerinden beslenen Bahoz Erdal ve benzerlerini tedirgin ediyor.

I$in bir yonu bu... Diger yonu de, derin devletin "Kaos Plani" icin hazirlik yapiliyor. Malum, onumuzdeki secimden once Turkiye'yi buyuk bir kaotik ortama sokup iktidari CHP'nin buyuk ortak oldugu bir koalisyona mahkum etmek istiyorlar. Onun icin ortamin kari$masi gerekir. Bahoz Erdal'in aciklamasi, Kurd Muhalefeti'ni imha plani olarak alinabilir.

Ergenekon'un gudumundeki Derin-PKK'nin (ki A. Ocalan bile $imdiki PKK icinde derin bir yapinin oldugunu kabul ediyor) onumuzdeki donemde bircok muhalif Kurdu hedef alacagi, bir olum listesi olu$turdugu iddia ediliyor. Bu iddia daha once de gundeme gelmi$, aydinlarin yogun tepkisiyle kar$ila$an derin-PKK, plani rafa kaldirmisti. Fakat Ergenekon'un ko$eye sIkI$tIgI ve 2011 Projesi'nin yururluge kondugu gunumuzde, derin-PKK'nin seri cinayet i$leme karar aldigi konu$Uluyor.

Derin-PKK tarafindan hedef alinacagi iddia edilen listenin ba$inda Demokratik Acilima destek verdikleri icin "hain, i$birlikci, ajan, kontra, fa$ist" diye hedef alinan Kemal Burkay, Umit Firat, Mehmet Metiner, Altan Tan, Muhsin Kizilkaya, Firat Ceweri (liste biraz uzun) gibi isimler var. Ayni listede Sirac Bilgin'in isminin de oldugu iddia ediliyor (Bilgin'in son aylarda PKK'ya yaranmaya calismasinin sebebi, listeden cikma cabasi olarak algilaniyor).

Ayrica, daha once PKK'de bulunup daha sonra ayrilan Selim Curukkaya, Sukru Gulmus, Huseyin Yildirim'in da aralarinda bulundugu muhalif Kurdler de JITEMvari hareket edecek derin-PKK vurucu timinin hedefinde oldugu iddia ediliyor.

Kurdlerin bu kirli plan kar$isinda duyarli olmasi ve bu kirli plani bertarf etmesi icin yazmayi bir gorev olarak goruyorum. Kurdleri hakklari icin yola cikan bir orgutun, derin devletin kiralik tetikcisi olarak kullanilmasini esefle goruyor ve uzuluyoruz. Kurdleri Kurdlere kirdirmaya calisan kani be$ kuru$ etmeyen Derin Devlet'e hizmet eden deri-Kurdleri de$ifre etmek hepimizin gorevi olmalidir.

Buradan derin-PKK'nin tetikci timine sesleniyorum... Resul Altinok, Kani Yılmaz, Şahin Dönmez, Dr.Baran, Mehmet Şener, Çetin Güngörmüş, Hikmet Fidan gibi Kurd evlatlarini oldurdunuz... Belki listelediginiz baziarini daha oldurebilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki akittiginiz Kurd kanlarinda bogulacak ve yok olacaksiniz. Sizi Kurdlerin elinden efendiniz Derin Devlet de kurtaramayacak.

Demokratik Acilim ba$ariyla gercekle$ecek, Kurdistan ozgurle$ecek... Kirli planlariniz buna mani olamayacak.
Robin75 .. 24 Jan, 2010 02:53:14
avatar
Sayin akbay yorumunuzda yazilariniz gibi oldukca uzun olmus. hersey tamam pkk ye guvenmeyelim, hakli olabilirsiniz. ben size sunu sormak istiyorum, eger akp bu kadar ii niyetliyse bu kadar kürd ü niye tutukluyor, bir sürü belediye baskanida dahil. Bu insanlar en nihayetinde kurtlerin oylariyla secilmis insanlar. Simdi biz bu akp ye nasil güvenecegiz? Saygilar
Cevdet Akbay .. 24 Jan, 2010 06:15:27
avatar
Sevgili Robin75;

Sorunuz gayet makul.. Tutuklananlarin kesin suclu olup olmadigini bilmiyorum, ama Turkler icinde Ergenekoncu oldugu gibi Kurd Ergenekoncularinin olduguna da inaniyorum. Turk Ergenekoncular tutuklandiginda da "DUnyaca unlu doktor, saygin rektorler darbeci olur mu?" deniyordu. Saygin rektorlerin, $ener Eruygur'u bile $oke edecek kadar darbeci olduklarini Ergenekon davasi belgelerinde gorduk. Tutuklananlar da siyasetci gibi gorunuyor. In$allah hepsi masumdur da en kisa zamanda serbest birakilirlar. Ya masum degillerse? Ya Ergenekon'un Kurd versiyonuna baglilarsa?! Haklarinda cok malumatim olmadigi icin birsey soyleyemiyorum $imdi.

AK Parti bir aractir, sistemi demokratikle$tirmeye cali$iyor. Icinde samimi olmayanlar elbette ki vardir ama cogunun samimi olduguna inanirim. AK Parti yerine ba$ka bir parti de sisetmin demokratikle$mesi icin mucadele etse (velev CHP olsun) desteklerim. Yani herhangi bir partiye $artsiz destek cikan biri degilim. Halkin menfaatine hizmet eden herkesi takdir ediyorum. AK Parti Kurd partisi degil diye a$agilamam; BDP bir Kurd partisi diye $artsiz desteklemem...
Yikilmis Hayaller .. 24 Jan, 2010 04:17:32
avatar
Bir belediye baskaninin sucu ne olabilir hemde bu DTP li ise suclanacagi sey devletin bagimsiz butunluyunu bozmak hemde bu DTP nin oyle bir amaci kalmamisken diyer bir nokta tutuklananlara dikkat ederseniz daha onceden 3-4 universitede turban yasagini uygulayan (((diyer universitelerde boyle bir sorun yok))) ve bir sekilde kemalist cevre ile turk islamcilarinin daha onceden bir hesaplasmasi Burada Kurdlere donuk harhangi birsey sozkonusu deyil Ergenekon denilen olayda ise daha oncden AKP ve turevleri partilerle ugrasan Generaller ceza almis yada devleti zarara ugrattigi icin ben gormedim duymadim Kurdlere karsi katliam cinayet tecavuz eden turk subayinin ceza aldigini bir iki kullandiklari Kurd itirafcilari disinda onlar dahi bireysel olarak ele aliniyor ve AKP nin Osmanli oyunuyla bu Generaller PKKyle iliskilendirilerek olayi baska yone cekmek istemesi isin baska yonu yani diyorlarki sizi olduren PKK devlet size birsey yapmadi bu Generaller bize karsiydi bize karsi olanlar PKKyle derin iliskileri vardi bunu cozmek o kadar da zor deyil olsa gerek Ergenekona derinlere inmenin anlami yok SIRNAK 1992 bir sehir yagmalaniyor evlerde hala kursun izleri duruyor insanlar gupe gunduz katlediliyor derine inmeye gerek yok sadece 1 ornek bu arada bu ismi sayilan guruz alemdaroglu askeriye ve polisle calisip ailesinde siyasetten damgali Kurdleri nasil polislere verdiyini nasil universitelerden atildiklari raporlarda yok yani bu anlamiyla AKP mucadele ediyor takdir etmiyorumda deyil ama kendileri icin Kurdler icin herhangi birsey sozkonusu degil bana kanitlarsa yazarimiz AKP nin Kurdler adina iyi seyler yaptigini AKP li olabilirim o ulkede 24 saat ingilizce yayin o ulkede hemen hemen her dilde yer adlari o ulkenin parlementosunda ibranice ve ingilizcede konusuluyor arapca notlar aliniyor bunlar disinda...
Cevdet Akbay .. 25 Jan, 2010 09:02:28
avatar
Hudson'da BALYOZ izi (http://yenisafak.com.tr/Gundem/Default.aspx?t=25.01.2010&c=1&area=4&i=237647)
25 Ocak 20010 (Yeni $afak)

PKK'lıları vermeyin AK Parti'nin oyu artar

Türkiye üzerine karanlık senaryoların konuşulduğu Hudson Enstitüsü'ndeki toplantıda ABD'li komutanlara “PKK'nın üst düzey yöneticilerini teslim ederseniz AK Parti'nin oyu artar” diyen kişinin katliam ve kaos planı 'Balyoz Darbe Planı'nın kilit isimlerinden emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri olduğu iddia edildi

SELÇUK ATEŞALAN /İSTANBUL
Darbe ortamı hazırlamak için Fatih ve Beyazıt Camilerini bombalamayı ve kendi jetimizi düşürerek Yunanistan'la gerilimi arttırmayı amaçlayan Balyoz Darbe Planı'nın kozmik odada saklanması için emir veren dönemin 1. Ordu Komutanlığı Harekat Başkanı Süha Tanyeri'nin, AK Parti'nin iktidardan düşürülmesi pahasına PKK tehdidinin sürmesini tercih ettiği iddia edildi. İddiaya göre, 2007'de Washington'daki Hudson Enstitüsü'nde düzenlenen ve Türkiye üzerine karanlık senaryoların konuşulduğu toplantıda Tuğgeneral Tanyeri, ABD'li komutanlara “PKK'nın liderlerini teslim ederseniz AK Parti'nin oyu artar” cevabı veriyor.
HUDSON'DA KARANLIK TOPLANTI

ABD'nin muhafazakâr düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü'nde 13 Haziran 2007'de yapılan gizli toplantıya, Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu ile birlikte Genelkurmay bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri, bazı Türk uzmanlar ile Amerikalı komutanlar katıldı. Gizli toplantıda konuşulanlar basına sızınca Genelkurmay'dan üst düzey katılımın olduğu toplantıda, Türkiye için karanlık senaryoların ele alındığı ortaya çıktı.

BALYOZ'U ARATMAYAN SENARYO

Enstitünün uzmanlarından Zeyno Baran'ın hazırlayıp toplantıda anlattığı karanlık senaryoya göre Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu bir suikasta kurban gidecek. Aynı tarihlerde PKK'nın canlı bombası İstanbul Beyoğlu'nda kendini patlatıp 50 masum insanın ölümüne yol açacaktı. Ardından Türkiye 50 bin askerle Kuzey Irak'a girecekti. Camilerin bombalanıp Yunanistan'la gerginlik çıkararak darbe için zemin hazırlanmasını öngören 'Balyoz Darbe Planı'yla paralellik gösteren senaryoyu tartışan ve aralarında Türk paşaların da bulunduğu katılımcılar, terör örgütü PKK'nın üst düzey yöneticilerinin bu aşamada yakalanıp ABD tarafından Türkiye'ye teslim edilmesinin sonuçlarını da tartıştı.

PAŞA'NIN SÖZLERİNE DESTEK

Toplantının basına sızmasıyla Amerikalı yetkililerin, PKK yöneticilerini yakalayarak Türkiye'ye teslim etme fikrine, bir Türk katılımcının itiraz etmesi o dönemde büyük tepki uyandırmıştı. Toplantıda yer alan ve isminin açıklanmasını istemeyen yabancı bir katılımcı, “PKK liderlerinin yakalanıp Türkiye'ye verilmesi bu aşamada yanlış olur. Zira AK Parti'nin oyları artar” diyen kişinin Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri olduğunu iddia etti. Yabancı yetkili, Tanyeri'nin bu sözlerine, toplantıda hazır bulunan Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu'nun da destek verdiğini söyledi.

25.01.2010
Cevdet Akbay .. 26 Jan, 2010 09:08:54
avatar
KES Ilker Bey, Kes!

Genelkurmay Ba$kani Ilker Bey, Balyoz Darbe Plani'nin de$ifre olmasindan dolayi hiddetlenip masayi yumruklayarak tehditler savuruyor.

Birileri Ilker Bey'e, masa yumruklayarak, tehditler savurarak milleti korkutma zamaninin geride kaldigini hatirlatmali. Halktan kopuk, halktan uzak ya$adiklarindan halkin nabzini tutamiyorlar, dunyayla birlikte degi$en Turkiye'deki degi$imi goremiyorlar, Turkiye'yi hala 1923'lerin Turkiyesi veya ortami 28 $ubat'taki gibi saniyorlar. Bu saf kabulden dolayi yazdiklari, yazacaklari butun planlar ayaklarina dolaniyor, her defasinda "$apa oturuyorlar", hazirladiklari camura yuz ustu du$uyorlar.

Kes Ilker Bey, kes!

Boyle tehditlerle milleti korkutamazsiniz, korkutamiyorsunuz da. Ancak alay konusu oluyorsunuz. Ciddiye alinmak istiyorsaniz, milletin vergileriyle alinan silahlari millete yonelten kani bozuk, ahlaksiz cunta bozuntularini hesaba cekiniz. Cekmezseniz, ki cekmiyorsunuz ve cekmeye de pek niyetiniz yok, onlardan biri oldugunu gosteriyorsunuz. Belki de onlardan korkuyorsunuz, bilemiyorum, ama millet o korkak cuntacilardan korkmuyor.

Cetin Dogan gibi cunta bozuntularini temize cikartmak icin "Allah Allah diye taarruz eden bir ordu nasıl olur da Allah'ın evi olan camiyi bombalar?" diyorsunuz. Onlar degil Allah'in evi olan camileri, Allah'i bile bombalarlar, gucleri yeterse. Bomgaliyorlar da. Allah Allah diye taarruz eden bir ordu, Allah Allah diyen, namaz kilan, e$i ba$ortulu olan gorevlileri ordudan atmiyor mu? Cocuklarini sava$ meydanina surerek annesinin ba$ortulu olduguna bakmazsiniz ama annesi ba$ortulu olan memuru i$ten atarsiniz, hayatini zehir edersiniz (Cetin Dogan, "dindarlari sava$ alanina surun, telef edin" diyor zaten).

Sizin dine ve dindarlara zerre kadar kiymet verdiginiz yok, dini, kurbanlarinizi (askerleri) gaza getirmek icin kullaniyorsunuz sadece. Yalan mi?

Kes Ilker Bey, Kes!

Bagirmayi, masaya yumruk sallamayi birakiniz da emrinizdeki kani bozuk cuntacilari hesaba cekiniz. Hesaba cekmezseniz, milletin parasiyla kurdugunuz saltanatiniz yikilacak, siz de koruyup kolladiginiz cunta bozuntulariyla beraber altinda kalacaksiniz.

"Benim sabrımın sınırı vardır" diyorsunuz... Sinir gecilirse ne yapacaksiniz? Hepimizi spor salonlarina mi tikacaksiniz? Dersim'de yaptiginiz gibi evlerin avlularini toplayip canli canli mi yakacaksiniz? Hepimizi topa mi tutacaksiniz? Ne yapacaksiniz sabrinizin siniri a$ilirsa?

Size soyleyeyim... Hicbir $ey yapamazsiniz. Edebinizi takininiz, gorevinizi yapiniz, milletin parasiyla aldiginiz maa$i hakkediniz. Cunku gorevinizi yapmiyorsunuz, yapamiyosunuz. Goreviniz ulke sinirlarini korumak oldugu halde 100-150 PKK'linin sinirlari gecip, birkac kilometre icerideki karakollara saldirip onlarca askeri oldurmesine ve bazisini esir alip geldikleri yere goturmesine engel olamiyorsunuz. Asli gorevinizi birakip darbe planlari yaparak suC i$liyorsunuz. Sizin bagirtiniz, masaya vuru$unuz sucluluk psikolojisinden kaynaklaniyor.

Milletin asabini daha fazla bozmadan kes Ilker Bey, kes!

Cevdet Akbay
26 Ocak 2010
Cevdet Akbay .. 28 Jan, 2010 06:37:22
avatar
Burkay: 'Balyoz' Çorum ve Maraş'ın devamı


Star, 28 Ocak 2010

http://www.stargazete.com/politika/burkay-balyoz-corum-ve-maras-in-devami-haber-240918.htm

Sosyalist Kürt aydın Kemal Burkay, Maraş ve Çorum olaylarında olduğu gibi Balyoz darbe planında da cami bombalama suçunun muhtemelen Alevilere yıkılarak kaos çıkarılacağını söyledi.

Burkay, kendisi hakkında kozmik odalarda dosya tutulup, "Öcalan'dan daha tehlikeli" olarak gösterilmesine de açıklık getirdi. İsveçte yaşayan Kemal Burkay, Ergenekon uzantılarının geçmişte Türkiye'yi nasıl kardeş kavgasına sürüklediğini ayrıntılarıyla anlattı. Kendisi de Alevi olan Burkay, hükümetin Alevi sorununu ele almasını olumlu buluyor; ama bu konuda somut adım atılmasını istiyor. Kemal Burkay, Balyoz planı başta olmak üzere, Türkiye'deki son bazı gelişmeleri Stockholm'de Cihan haber ajansına değerlendirdi.

Devlet içinde çete haline gelmiş olan unsurların çılgınca işler yapabileceğini, 50'li yıllardan beri bunu zaten yaptıklarını söyleyen Burkay, "kontrgerillanın devamı" dediği Ergenekon yapılanmasının "gizli ve derin bir ordu olduğunu" vurguladı. Burkay, bu gizli yapının İtalyan gladyosunda olduğu gibi, orduda, poliste, yargıda, siyasi partilerde ve medyada yaygın bir ağ oluşturduğunu tahmin ediyor.

BALYOZ İDDİALARI GAYET DOĞAL

Balyoz planını ciddiye almayan kesimlere seslenen Burkay, Cihan'a verdiği özel mülakatta şu ifadeleri kullandı: "-Camilerin bombalanması gibi olaylar olur mu hiç- diyor bazıları. Oysa geçmişte olanlara baktığımız zaman, olur. Zira bu kesim, halkı galeyana getirmek, darbe koşulları oluşturmak için hep böylesine olaylar yapıyor zaten. Kamuoyunun tepki göstereceği eylemler yapıyor, kamuoyunu kandırıyorlar. O yüzden de ben böyle Balyoz iddialarını gayet doğal buluyorum."

Balyoz darbe planıyla ilgili, tecrübelerine dayanarak bazı bilgiler aktaran Kemal Burkay, derin yapının, ihtilal ortamı oluşturmak için 50'li yıllardan beri halkı birbirine karşı kullandığını hatırlatıyor: "Kürtleri ezerken Türk milliyetçilerine seslendi. Ya da Alevilere baskı yaptığı zaman Sünni kesimleri kullandı. Dindar kesimlere baskı uygularken de solculardan ve Alevilerden faydalanmaya çalıştı. Onları gerici gösterip, laiklik ve çağdaşlık adına yaptı. Sola karşı İslami hareketleri, İslami hareketlere karşı da solu kullandı."

28 ŞUBAT TİYATROSUNA BEN BİLE İNANMIŞTIM

Camiye saldırı planlarının Balyoz'dan önce Maraş ve Çorum olaylarında Alevilere karşı kullanıldığını ifade eden Burkay, "Aleviler camiye bomba attı diye Müslüman Sünni kesimler kışkırtıldı. Kırıkhan'da da denediler, bomba ellerinde patladı. Maraş'ta ne oldu da birdenbire Sünniler kalkıp Alevi komşularına saldırdı? Bunlar da 12 Eylül'e bahane teşkil etti. Çorum'da da hakeza... Bunların altında darbe zeminini hazırlayan kontrgerilla vardı." dedi.

Balyoz Planı'nda camilerin bombalanması planının yeni olmadığını yineleyen Burkay, böyle bir olay gerçekleşmiş olsaydı bunun muhtemelen Alevi kesimin üzerine atılacağını vurguladı. Bunun ardından laik kesimlerin kışkırtılarak kaos ortamının genişletileceğini anlatan Burkay, 11 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde de aynı taktiklerin uygulandığını ve başarıya ulaştığını hatırlattı. 28 Şubat'ta da benzer mizansenlerin oynandığını dile getiren Burkay, Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin arasındaki tiyatronun çok inandırıcı ve profesyonelce hazırlanmış olduğunu söyledikten sonra şu itirafta bulundu: "Ben dahi inandım bunlara. Çok profesyonelce iş yapıyorlar."

Halkın artık bu oyunları gördüğünü söyleyen Burkay, bir kısım insanların ise bu işlerin aslını bildikleri halde bu yanlışı desteklemeyi sürdürdüklerini dile getirdi.

BALYOZ, TÜRKİYE İÇİN TEMİZLENME FIRSATI

Elinde silahı olanların topyekün Türkiye'yi tehdit ettiğini savunan Burkay, "Her şey apaçık, Türkiye tam bir batağa düşmüştür ve eğer tez zamanda çıkış yolu bulunmazsa bu batak herkesi yutabilir. Çıkış ise her zaman dediğimiz gibi, demokrasinin, özgürlüklerin yolunu tıkayan engellerin bir an önce temizlenmesidir. Cunta anayasası bunların başında gelir. Ayrıca Emasya ve Ordu İç Hizmet Kanunu'ndaki darbe gerekçeleri temizlenmeli; Kürt sorununun çözümü için bir an önce laftan öte somut adımlar atılmalı." diye konuştu. Kemal Burkay, bu gibi konularda kararsızlığın, militarist diktatörlük isteyenlerin işini kolaylaştıracağını vurguladı.

Ordu içinde birilerinin suça bulaştığını ve bazı derin yapılanmalara gittiğini söyleyen Burkay, "Şimdi sorun şu, Ordu bu içindekileri ayıklayabilir mi? Onlarla arasına bir çizgi çekebilecek mi?" diye sordu. Sızdırmaların engellenmeye çalışılması konusunda ise, "Ne kadar tedbir alsalar da bir yerde iz bırakıyorlar. Nitekim 'en başarılı suçlular bile bir yerde iz bırakır' derler. Bu bakımdan şanslı sayılırız. Toplum, bir şekilde aydınlanıyor. Onlar da planlarını ileri götüremiyorlar." ifadelerini kullandı.

Eylem yapan, ama üstlenmeyen hatta varlığı bile inkâr edilen gizli yapının ilk defa üzerine gidildiğini söyleyen Burkay, hükümeti de hedef alan bu yapıya karşı AK Parti'nin meşru müdafaa yaptığını, bu noktada söz konusu bu illegal yapıyla mücadelenin ülkenin arınması için şans olduğunu söyledi: "Bu zamana kadar bu işlerin üzerine 'devlet sırrı' diye gidilemiyordu. Ülkeyi kirlettiler ve devleti bir bataklığa çevirdiler."

'KOZMİK ODA'DA KEMAL BURKAY İSMİ

Burkay, 1983 yılında askerlik yaparken 'Kozmik Oda'ya giren Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür'ün, "En dikkatimi çekici şey, o dönem hazırlanan raporlarda PKK'dan daha çok, Kemal Burkay'ın liderliğini yaptığı Özgürlük Yolu ve DDKD hareketinin tehlikeli görülmesiydi." şeklindeki değerlendirmesine şaşırmadığını da kaydetti. Siyasetle uğraşan herkesin derin devletin planlarını tahmin edebileceğini söyleyen Burkay, "Derin devlet neden sizi Öcalan'dan daha sakıncalı ve tehlikeli görüyordu?" sorusuna şöyle cevap verdi:

"Şundan olabilir ki, Kürt hareketi 60 ve 70'li yıllarda normal seyri üzerinde gidiyordu, bir ırmağın yatağından gürleşerek akması gibi. Bunu önlemek için sol ve Kürt hareketlerini yanlışlıklara sürüklediler. Yani içine ajanlar sızdırarak, provokasyonlar yaptırarak, şiddete sürükleyerek yanlışlar yaptırdılar." Burkay, 60'lı yıllarda TİP içinde siyaset yaptığı dönemde de, gençleri şiddete sürüklemek için çabaların olduğunu vurgulayarak, aynı oyunun sağ kesime de oynandığını ve karşılıklı savunma ve saldırma güdüsünün oluştuğunu belirtti. O dönemlerde özellikle devrimci geçliği harekete geçirmek için Mahir Kaynak gibi MİT ajanlarının çok çaba sarf ettiğini ve bunda da başarılı olduklarını söyleyen Burkay, o zaman Doğu Perinçek'in de ayrı bir faktör olduğunu, solun bölünmesinde ve yanlışa sürüklenmesinde rol oynadığını söyledi

Söz konusu dönemlerde kendisinin, memleketi Tunceli'de olduğunu ve kitlelere ulaşmaya çalışıp bunda da muvaffak olduklarını aktaran Burkay, "bu tür provokatörlerin oralara da müdahale ederek, yaratılan birikimi dağıtıp heder ettiklerini" ifade etti. Genel olarak solu ve Kürt hareketini şiddete itip, kitlelerden soyutlamak ve ezmek için gerekçeler bulunduğunu söyleyen Burkay, "Sol ve Kürt hareketleri bu tuzağa düşmeyip yasal zeminde kalabilseydi kendileri de ülke de şimdi çok daha iyi bir yerde olacaktı. Siz şiddete başvurursanız, kitlelerle bağınızı da koparmış olursunuz. Sonra da ezilir, bastırılırsınız. Plan da buydu." şeklinde sözlerini sürdürdü.

11 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde benzer oyunların oynandığını ve neticede kadrolarının dağıtıldığını söyleyen Burkay, o dönemlerde derin devletin kendilerini en büyük hedef olarak gösterdiğini öğrendiğini iletti. 80'lerde askere gidenlere söylenen, "PKK o kadar tehlikeli değil, onları silahla ezeriz. Asıl tehlike Kemal Burkay gibiler. Çünkü onlar siyasi olarak yapılanıp kitleselleşiyorlar" sözlerinin bugün Mahmut Övür'ün söyledikleriyle aynı olduğunu belirten Burkay, "Çünkü 12 Eylül rejimi bizi daha sakıncalı görüyordu, biz Kürt hareketi barışçı yollarla ifade ediyorduk ve kitleler de buna sahip çıkıyordu. Bu, onları rahatsız ediyordu" dedi.

ÖCALAN: DEVLET BİZE ÖRGÜTÜ KURDURDU, SİLAHIMIZI VERDİ

Kürt hareketinin barışçı ve kitlesel bir biçimde geliştiği bir aşamada, Kesire-Abdullah Öcalan çiftinin de ileriye sürüldüğünü iddia eden Kemal Burkay, Öcalan'ın birçok kez "PKK'yı kurduk, üç yıl süreyle ekmeğimizi, silahımızı devlet verdi verdi korumamızı sağladı" dediğini, PKK'yı devlete dayanarak kurup geliştirmekle övündüğünü aktardı. Devletin bazen derin devlet ile iç içe geçtiğini söyleyen Burkay, devleti bazen böyle ateşle oynadığını ifade etti ve ekledi: "Meseleleri şiddete boğmak, demokrasiyi geriletti her seferinde."

Kürt hareketini sabote etmek için icat edilen PKK'nın Kürt hareketini terörize ettiği gibi, aslında Türk tarafını daha fazla militarize ettiğini belirten Burkay, "Türk halkı ordunun arkasında, Kürt kesiminin bir kısmı da PKK'nın arkasında konumlandı. Böylelikle bizim gibi barışçıl çözümler isteyenlerin eli zayıfladı. Ülke de şiddet sarmalına girdi. Sorunlar çözüldü mü peki?" diye sordu.

KÜRTLER VE SOLCULAR OYUNA GELDİ

Solu ve Kürt hareketlerini de eleştirdiğini ifade eden Burkay, "Derin devletin ne yapmaya çalıştığını anlıyoruz. Ama solcular ve Kürtler, bütün kışkırtmalara rağmen keşke demokratik mücadelelerden sapmadan yollarına devam edebilselerdi." dedi.

"Bu yapılsaydı bence bugün bizler ve Türkiye çok daha iyi bir yerde olurduk. Ama bunu sağlayamadık, silahtan yana olanlar baskın çıktı. Böyle olmasaydı bizler göçmen durumuna düşmeyecektik, şu an Türkiye'de daha somut barış ve özgürlük şartlarını konuşuyor olacaktık. Bundan uzağız; çünkü kavgalı duruma düştük. İşler silaha döküldükten sonra insanların bir araya gelmesi, konuşması öyle kolay değil. Çünkü deniyor ya; savaşmak barışmaktan kolaydır."

Millet olarak artık oynanan oyunları ve tuzakları görme zamanı geldiğini söyleyen Burkay, "Sistem demokratik değil, baştan beri halkı adam yerine koymuyor. Halkı idare etmek için de Alevi'yi Sünni'ye karşı kullanmış, Türkü Kürde karşı kullanmış, milliyetçi kesimlerle solcuları birbirine karşı kullanmış. Bu baskı rejimi, iktidarını sürdürebilmek için halkı kullanmış. Yapılacak şey, Türkiye'nin özgürleştirilmesi için bütün kesimlerin el ele vermesidir. Bu zamana kadar faşizan, tek renkli bir toplum yaratılmaya çalışıldı, şimdi ise çoğulcu bir toplum olmaya ihtiyaç var. Demokrasiyle olur bu da." şeklinde sözlerini sürdürdü.

Türkiye'deki inanç özgürlüklerinin de artık genişlemesi gerektiğine ve bunun çoğulcu toplum şeklinde olması gerektiğine işaret eden Burkay, "Başı açıkla, başı kapalı bir arada yaşabilmeli. Alevi ile Sünni de. Ama hakları olan herkesin haklarını da tanımalıyız önce. Bu zamana kadar bizi o kadar birbirimize karşı kullanmışlar ki, şimdi birbirimize güvenimiz kalmamış. Çok sesli ve çok renkli bir toplum için el ele verelim; bu gidişatı değiştirmeliyiz" dedi.

AK PARTİ ARTIK EYLEME GEÇMELİ

Bu noktada her şeyi AK Parti'nin yapmasını beklemenin de gerçekçi olamayacağını, AK Parti'nin reformlar noktasında desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Burkay, hükümete de artık somut adımlar atma vazifesinin doğduğunu söyledi: "AK Parti ne yazık ki yalnız gözüküyor. Ordu, yargı oldukça statükocu bir konumda, adım atmasına fırsat vermiyorlar. Buna rağmen AK Parti'nin gerçekçi adımlar atması lazım. Laik ve Alevi kesimin endişelerini anlamaya çalışması lazım, onların içinde çok demokrat, aydın insanlar var. Şu an Sol ve Alevi kesimler niçin CHP'nin çevresinde toplanıyor?"

Sosyalist ve Alevi bir aydın olarak, Alevi Çalıştayı'nı da çok olumlu bulduğunu dile getiren Burkay, bunun devamında somut bazı adımlar atılması gerektiğini dile getirdi. Kemal Burkay, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Tunceli ziyaretinin çok büyük bir jest olduğunu, bu yönde atılan ve atılacak her adımın bölge insanında karşılık bulacağını sözlerine ekledi.

(CİHAN)

++++
Daha once Nasname'deki bir habere yaptigim yorumda sozkonusu edilen Mahmut Ovur'un yazisindan alinti yapmistim (C.Akbay).

"O 12 Eylül Darbesi'nin karanlık ve korku dolu günleri henüz sürerken, 1983 sonu askere gittim. Personel sınıfındaydım ve 4 aylık eğitim sonrası yedek subay olarak askerlik şube başkanı olarak görev yapacaktım. Ne var ki o 4 ayın sonunda 'sakıncalı' ilan edilince askerlik şubesine değil, Diyarbakır'daki bir tugayın karargâhına gönderildim. Sakıncalılara silah da verilmediği için eğitime de fazla çıkmadım. Daha çok karargâhta askerlerin dağıtım işine baktım."

"Rahat bir askerlik yaptım ve bol bol kitap okudum. Ama bugünün tartışmalarına ışık tutacak önemli bir başka görevim daha vardı: 'Kozmik Büro'nun anahtarı bendeydi. Bölümün başında bir binbaşı vardı ama sakıncalı bir asteğmen olarak 'Kozmik Büro'ya rahatlıkla girip çıkıyordum. Doğrusu o büronun anahtarı verildiğinde ciddi ciddi kaygılandığımı hatırlıyorum; 'Acaba solcuyum diye beni sınamak mı istiyorlar?' İzlediler mi izlemediler mi bilmiyorum ama o Kozmik Büro'ya sık sık girip çıktım."

"Elbette bir ülkenin dış güvenliği açısından gizli bilgiler saklandığı için hassas olunması gerektiği konusunda hiç şüphe yok. Ancak bizim askerlerimizin tek işi dış güvenlik değil. 'İç düşman'la daha çok ilgililer. Tabii bu 'iç düşman' da casus falan değil, Türkiye'nin önemli toplumsal kesimlerini içine alan siyasi akımlardı… Benim girdiğim kozmik büroda da aynı şeyler vardı."

"Başta Kürt siyasi grupları olmak üzere bütün siyasi akımlar hakkında dosyalar yer alıyordu. O dosyalarda, solu ve Kürt hareketlerini biraz izleyen biri olarak o güne kadar güya illegal olan bütün örgütlerin lider kadrolarının, etkili isimlerinin tek tek adresleri ve ilişkileri anlatılıyordu."

"En dikkatimi çekici şey ise, o dönem hazırlanan raporlarda PKK'dan daha çok Kemal Burkay'ın liderliğini yaptığı Özgürlük Yolu ve DDKD hareketinin tehlikeli görülmesiydi. Satır aralarında Kürt siyasi hareketlerinin kitleselleşmesi, silahlanmasından daha çok korkutucu olarak değerlendiriliyordu. Büro sorumlusu olmama rağmen korku içinde okuduğum bu tespitlere çok şaşırmıştım. Bir askeri birlikte sivil siyasi akımlarla ilgili bu kadar ayrıntılı dokümanın ne işi vardı?"

Yukaridaki ifadeleri, Nasname'nin alinti yaptigi Mahmut Ovur'un 26 Ocak 2010 tarih ve "Kozmik Büro'ya ben de girdim!" baslikli Sabah'taki yazisindan aldim (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ovur/2010/01/26/kozmik_buroya_ben_de_girdim).

Bu yazida benim dikkatimi en cok ceken, devletin, PKK'dan cok, $iddet kar$iti orgutlere karsi takindigi tutumdur. PKK Kuzey Kurdistan'daki bu orgutleri tek tek ortadan kaldirirken devlet olup biteni seyretmekle yetindi, hatta denebilir ki yer yer, ortulu veya ortusuz olarak PKK'ye destek de cikti. 12 Eylul darbesi oncesi Kurd aktivistler tek tek toplanip zindanlara konurken, Abdullah Ocalan kazasiz ve belasiz Suriye'ye kapagi atmis, canini kurtarmis, derin bir nefes almisti.

Ba$ta Diyarbakir Zindani olmak uzere butun hapishanelerde oyle insanlik di$i i$kenceler uygulandi ki, oradan cikan hemen hemen her Kurdun mutlaka PKK'ye katilmasi saglandi. Diger Kurd orgutlenmelerini PKK'ye imha ettiren, PKK'nin tek orgut olarak kalmasini saglayan derin devlet, $imdi de, insanlik dI$I uygulamalariyla me$hur hapishaneleri "PKK'ye eleman yeti$tirme enstituleri" olarak kullaniyordu.

Acaba, bir fiske dahi yemeden bulbul gibi oterek klasorler dolusu itirafta bulunan, PKK'nin butun sirlarini "dayilari"na teslime den Ocalan da tutuklanip mesela Diyarbakir Zindani'na konsaydi ve oradaki insanlik dI$I i$kencelere maruz kalsaydi ne olurdu? Itirafci olup o gun biterdi. Ocalan'in olum korkusunu bilen birileri, onu Suriye'ye kacirarak $i$irdikleri Apo balonunun patlamasini onlediler.

Rahmetli Selim Dindar'in 23 Haziran 2003'te Ne$e Duzel'e verdigi roportajda kullandigi $u ifadeler cok dikkat cekicidir (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=79191): "Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanları birer militan haline getirdiler. Bunların yüzde 80'den fazlası dağa çıktı. İnsanın oradaki vahşeti gördükten sonra normal yaşama dönmesi çok zordu. 'PKK hareketi 1984'te patladı' derler ya, bu tarih, Diyarbakır Cezaevi'nden ana tahliyelerin olduğu tarihtir."

1984, PKK'nin Eruh ve $emdinli baskinini gercekle$tirdigi yildir. 84'te ANAP iktidarda olmasina ragmen ipler hala 12 Eylul darbecilerinin elindeydi, ozellikle de Kuzey Kurdistan'da. Donemin askeri zevati, bu baskini "birkac e$kiya'nin i$i" olarak gormu$ ve geci$tirmi$lerdi. Hatta 1990'larda kan govdeyi goturdugu donemde bile devlette (derin olani kasdediyorum) PKK'ye kar$i ciddi bir hareketlilik yoktu. 1997'ye gelindiginde, hukumet yikip hukumet kuran 28 $ubatci cunta, PKK'yi bir basmak indirerek irticadan sonra ikinci tehdit mertebesine indirdiler. 1998'e gelindiginde, Ocalan'a kar$i planlanan suikastlar ve orgut ici hareketlilikle Ocalan'in can guvenligi tehlikede gorulunce bir senaryo ile Ocalan Bekaa Karargahi'ndan alinip Imrali Karargahi'na yerle$tirildi.

Her zaman soruyorum, gene de soracagim, Ocalan'in Suriye'den ciki$i, Kara Kuvvetleri Komutani Atilla Ate$'in 1998'deki kukreyi$ine baglanir. Neden 1984 veya 1988 degil de 1998? Genelkurmay Ocalan'in Suriye'de oldugunu yeni mi ogrenmi$ti? Neden bu kadar kanin akmasini bekledi? Ocalan'in oldurulmesi konusunda "Devlet icin, Ocalan'in dirisi, OlUsUnden daha yararlidir" deniyordu o siralar. Hakli da ciktilar, Ocalan'in dirisi hakikaten OlUsUnden daha faydali... Derin devlet icin tabi.

$iddetten beslenen, $iddet sayesinde varliklarini devam ettiren sistemler her zaman bir "du$man"a ihtiyac duyarlar. "Du$man" olmasa "Du$man" yaratirlar. Bu "du$man"in kontrol altinda olmasi onlar icin cok daha onemlidir. Uluslararasi Derin Devlet'in "du$mani" El Kaide'dir. Ne zaman bir ulkeyi i$gale karar verseler El Kaide orada bir "eylem" yapiyor ve Uluslararasi Derin Devlet hemen oraya cullaniyor, i$gal ediyor. Onun icin, Uluslararasi Derin Devlet'in Bin Ladin'in yakalanmasini istedigini sanmiyorum (bir ara, Pakistan Devlet Baskani, Bin Ladin ve arkadaslarini yakalayip ABD'ye teslim ettigini, ABD'nin daha sonra onlari serbest biraktigini soylemisti), hatta yakalansa veya OldUrUlse buna en cok Uluslararasi Derin Devlet uzulecek. Bazi ahmak muslumanlar bu adami "Mehdi" olarak goruyor, maalesef.

Bizdeki Ulusal Derin Devlet ise PKK'nin bitmesini istemez hicbir zaman. Hele Ocalan'in Imrali'da olmasiyla tamamen kendi kontrolune gecen bir orgutun bitmesini hic istemezler. Ulusal Derin Devlet, ihtiyac duydugu zaman PKK eyleme geciyor. Apoletlilerin harul hurul darbe plani yaptigi 2004'te ate$kesin Ocalan'in emriyle feshedilmesi (aslinda Ocalan ta 2003'ten beri tehditlere ba$lami$ti, bu tehditlerin $imdi aciga cikan Balyoz Plani ile bir ilgisi olabilir), 2007 ve 08'deki Daglica ve Aktutun saldirilari (Derin Devletin hukumeti yikmaya calistigi donem), Tokat saldirisi (Demokratik Acilim donemine rast geliyor)...

Bir, bir bucuk yil oncesine kadar PKK'nin gercekle$tirdigi her eylemden sonra Genelkurmay Baskani Ya$ar Buyukanit ve diger askeri zevat yonlerini guneye cevirip Guney Kurdistan'a, ozellikle de Barzani'ye kukruyorlardi. Oysa PKK'ye eylem emri veren Ocalan'di. Hem de kendi sorumluluklarindaki Imrali'dan... Ocalan'a bir defa dahi olsun kukrediklerine $ahit olmadim. Niye kukresinler ki... Kukreyip Ocalan'i kalpten oldurmek istemezler, cunku canli Ocalan, OlU Ocalan'dan daha yararlidir onlar icin. Derin Devlet her ko$eye sIkI$tIgInda Ocalan ve orgutu onlarin imdadina yeti$iyor, hayat opucugu konduruyor.

PKK gibi "du$man orgute" can kurban... Genelkurmay'daki cuntacilar bile a$k ve $evkle "Biji Apo! Biji PeKeKe" diye zikrediyorlardir herhalde.
Artes..seven .. 29 Jan, 2010 09:43:28
avatar
Cevdet Akbay siz cok elestirdiginiz ocalanin tipinde ki erdogani neden boyle kurtarici olarak gosteriyorsunuz?
Akp demokratik bir partimidir ki demokrasi getirsin?
Akp insan haklarina saygilimidir ki bunu turkiyeye yerlestirsin?
Akpnin diger partilerden farki nedir?
Akp ak olsa bunca yolsuzlugu erdogandan tutup ta en alt kademede ki kisiye kadar yapar miydi?
23 yildir aldigi maas ve primleri ortada olan erdogan o kadar demokrat o kadar musluman o kadar ahlakli kisilikli bir kisi ise ciksin bunu acikjlasin..
Ulkerin 100de 51 ne ortak...
oglu omrunde hic calismadan 500 milyon dolar pesin vermek suretiyle bir gemi aldi...Bu geminin icinde oldugu konsorsuryumda ki gider harictir...
Boyle trilyonerken cocuklarini baskalarinin bursuyla amerikada okuttuu..
Bursu veren kisi su an da devletin Gida tekstil temizlik alaninda ki butun buyuk ihalelerini aliyotr..
O ugruna yandigi vatani,askeri ocagi fakirler icin zorunlu askerlige tabi ama kendi cocuklarina degi...
Oglu curuk aldi askere gitmedi...sonra saglam raporu alip ise girdi...aradan sadece bir kac gecmisken...
Almanyada milleti dolandirip parayi Turkiyede holdinglere aktaranlar kendi arkadaslari,kadrolari....bunlarin ceza almamasi icin disileri ve adalet bakanligi elinden geleni yapti yapiyor...
kendisi kadrolarini her alana yerlestirmis..heryer kadrolasma ile calkalaniyor...ilkokul mezunlari saglik daire baskani olmus...orraokul mezunu hademeler mudur olmus..bunlarin binbir ornegi var..
simdi bunlar gibi binlerce sey yazabilirim..
Musluman olan gazze icin vaaz verip kurdistan daki katliamlar icin icazet verir mi?
Musluman olduklari icin mi cocuklarin agir cezada yargilanmalarinin onunu alacak ve cezai durumlarini degistirecek yasayi gosteri,catisma ve benzeri seyleri gerekce gosterip meclisten gecirmeyi durdurdular...Zaten bu yasa neden var? bu durumlar icin..bu durum surerse yasada kalir diyorlar!!!Bu durum bitse zaten kimse sana o yasayi degis demez...
Akp icinde demokrat kisiler buyuk cogunlukta demissiniz!!Kim bunlar..Bunlarin bir listesini yapabilirmisiniz???
Abd plani Turkiyeye akp doneminde uygulaniyor diye Akp demokrattir,demokrasiyi getiriyor diye bir yanilgiya kapilmayin bence....
Bu abd plani olmasa ne sagcisi ne solcusu ne dincisi bunu yapmaz...Hepsi yani...Hepsi icin ortak bir nokta var...Kurtleri asimile ve yok etmek....
Demokrasiyi icsellestiremeyenler demokratik rejimler insaa edemez..
Bakiniz ocalan :pkk hep demokrasiden insan hakalrindan soz eder...ifade ozgurlugu...der...Bunlarin birbirinden farki nedir acaba?
Heval .. 30 Jan, 2010 11:05:34
avatar
Cevdet Akbay'ın fahri avukatlığı bana düşmez haddimde değildir.

Fakat kendilerini çok taktir ediyorum.

Hastalığı teşhis tedavi ve reçetelerini yazmada mahir bir yazardır.Olayları bir kül olarak bakıp teferruatlarda boğulmadan,dağıtmadan saptırmadan nazarları direk merkeze kaynağa baktırması müthiştir.
Tabi herkes kendi penceresinden gameti kabiliyeti felsefi düşüncesi çerçevesinden bakınca değişik telakki edilebiliyor.Buda gayet normaldir.Herkes her mesleyi aynı şekilde mütela edemezki.
Basit düşünce dar kalıplardan bakılınca Akbay'ın AK Partili olması siyasi davranamsı düşünceleri ağırlık basıyor.Ama heyhat..Akbay Kürtçü,Irkçı,Siyasetçi değildir.Partileride amaç değil araç olarak görüyor,Ve maksadı hedefi Halkın değil hakkın rızasıdır.Hakkın rızasını kazanamayanlar halkıda mutlu etmez edemez anşayışıyla yazıyor diye anlayorum.
Akbay seyyar kıbleli olanlardan olmamıştır.Yazılarını günü birlik vaziyet durum neyi icap ediyorsa ona göre yazanlardan değil,Hedefi gayesi para pul makam mevki değildir.Keşke bunu anlayabilseydik.
Artes..seven .. 30 Jan, 2010 10:47:09
avatar
sayin heval....
Avukat olup olmaman birsey degistirmez
''Partileride amaç değil araç olarak görüyor,Ve maksadı hedefi Halkın değil hakkın rızasıdır.Hakkın rızasını kazanamayanlar halkıda mutlu etmez edemez anşayışıyla yazıyor diye anlayorum.''
Halkin degil hakkin rizasi derken hangi inanc ve dusunce sistematigine bagli olarak bunu soylediniz bilmiyorum ama sayet dini butun bir kisi olarak bunu soyledinizse benim bildigim kadariyla KUL HAKKI yani HALK hakki once gelir...HALKIN hakkini goz ardi eden hakka nasil ulasir???
Kaldi ki sizin yaziyi anlama ve degerlendirme anlayisiniz yanlis..Benim burada kastettigim kisinin bir partiye olan yaklasiminin gerekcelerini ogrenmektir..siz eger savunma yapmak istiyorsaniz[Cevdet Akbay' a bu vesileyle hakaret etmek gayesinde degilim,kendisi yorumlarimizi okuyabilecek ve cevabimizi verebilecek kadar zekidir...kimsenin savunmasina ihtiyaci vardir deme acizligine dusmem] soz konusu yaptigimiz Akp dir ki sizin degerlendirmeniz gereken husus Cevdet akbay degil akp idi..
Su cumleniz bir hakarettir..''Basit düşünce dar kalıplardan bakılınca Akbay'ın AK Partili olması siyasi davranamsı düşünceleri ağırlık basıyor''
Basit dusunce !!!!Dar kalip !!!! Simdi seviyene inip basit dusunceli olan sensin demiyorum ki bu hakareti burada yayinlayan arkadaslarin bu yaziyi tekrar okumasini tavsiye ediyorum..
Ve oyle inaniyorum ki senin yasin kadar biz siyasette yer almisiz..
Su moda olan ;Para pul icin yazmiyor...Bu sitelerde yazip para kazanan mi var??Boyle bir iddiamiz mi oldu?
Cevdet Akbay .. 01 Feb, 2010 08:57:38
avatar
Sevgili Artes Seven;

Yazim Balyoz Darbe Plani ile ilgilidir. Bu cirkin plani es gecip meseleyi AK Parti'ye indirgemenizi ve beni AK Parti fanatigi olarak lanse etmenizi anlayamadim.

Yazdigim yazilar ve yaptigim yorumlar ortadayken beni $u veya bu partiye angaje edip onun uzerinden beni ele$tirmenizi samimi bulmuyorum.

Hicbir partiyle organik bir bagim olmadigi gibi AK Parti ile de organik hicbir bagim yoktur. Partilerden $ahsim adina bir beklentim de yoktur. Partilerin hatalari olur, ele$tirilir hakli olarak; ama partilerin bana gore iyi olan icraatlarini ben desteklerim; bu parti AK Parti veya CHP olur, farketmez. Halkin yararina olan icraatlarini desteklemeye devam edecegim; icraatin kesilmesiyle benim destegim de son bulur. Bu destegi $u veya bu okurun hatiri icin yapmam, hakkin ve hukukun hatiri icin yapiyorum. Bir partinin icraatini desteklemem beni o partili yapmaz. Biraz geni$ du$unelim lutfen. Partinin icraatleriyla ilgili ele$tirilerinizi partinin ilgili birimlerine iletebilirsiniz.
Heval .. 01 Feb, 2010 10:38:39
avatar
Artes Seven müstear ismiyle yazan kardeşim.Siyasi bir insan değilim.Basittten kastım.Akp nin zalim düzene karşı verdiği mücadelenin yanında; sizin bahsettiğiniz,Yani Erdoğanın ailevi serveti ve çocuklarının yurt dişinde okutulmasıyla meşguliyet ve merakınızın hafif kalacağı düşüncesiyle söylemişimdir.

Yoksa haşa başkalarını tahkir hakir görme basite alma gibi düşüncede değilim.

Kul hakkı meselesi ise;Kul hakkının ehemniyetini bize bildiren Hak Allahtır cc..Hakkı bilen tanıyan itaaet eden ancak kul hakkını bilir yoksa nerden bilecektik.
Kul hakkının ehemniyetini bidiğinize göre, kızmayacakasnız şayet bende size şöyle söylesem acaba nasıl olur?
Erdoğanda bir KUL dur.Evlatlarıda.Gıybet ise,malum dinde haramdır.
Gıybet ise;Alyehinde konuştuğunuz şahıs şayet burada hazır olsa idi,bu sözünüze kerahat kötü deyip sizden darılacaktı.Söyldiğiniz doğru bile olsa işte haram olan gıybet odur.Şayet söylediğin yalan ise,o zatan hem iftira hem gıybet iki başlı çirkin günahtır.
Gıybet meselesi hakkında şöyle güzel bir tavsiye vardır denilirki:
Bir başkasının hakkında söylediklerinde isabet kaydetsen,yani doğru demiş olsan,hiç bir sevabın yok.İsabet kaydettiremez isen günahı çok,vebali ağır,KUl hakkıdır bunun nasıl telafi edeceğiz?
Kişilerin şahsi günahları kendilerini bağlar.Hesabını ne siz ne ben sorma muhakeme etme makamında değiliz.

Ama şu varki,Kemalizm despot rejimini kalbura çeviren,Erdoğan ve ekibini bu mücadelede köstek değil destek olmamız icabeder diye anlıyorum.Basit düşünce dar kalıptan maksadımda bu idi.

Yazınızın muhatabı Akbay iken,benim araya girme münasetsizliğim içinde özür dilerim hakkınızı helal edin.

Ecdarhalarla mücadele ederken sivri sineklerle meşgul olmak bize göre değildir.Selamlar.
Artes..seven .. 02 Feb, 2010 06:01:56
avatar
Sayin Akbay ve Heval.

Isin acikcasi bu soyleyeceklerim nasil anlasilacak bilmiyorum ama bakis aciniza bakinca bir tahminde bulunabilirim.
Imama giden bir vatandas imama der ki '' Imam efendi gecen gun vaizde dediniz ki baskasinin namusuna art niyetle seyre dalarsaniz,goz zinasi olur fakat kac gundur sizi cumalinin kizini gizliden izlerken goruyorum.Acaba siz farkli bir yontemmi kullaniyorsunuz da zina olmuyor...?Bende birinden hoslaniyorum ama zina olur diye bakamiyorum,onu her gordugumde basimi ceviriyorum,bana bir yol gosterin imam efendi,ocaginiza dustum..Imam durur,dusunur..isin icinden nasil cikacagini hesaplar..Ve der ki cumali kardesim benim baktigim kiz gunahkardir ve ben ona nasil yardimci olabilirim diye bakar.. dusunur dururum..senin sevdigin kim bilmiyorum ama sen bakarsan gunah islersin'''
Simdi sizin yaptiginiz da tam bu olmuyor mu?Yani simdi Erdogan burda yokken erdogani eletirecem bu Giybet olacak ama siz her yaziya yorum,elestiri,suclama getireceksiniz,herkesi yerden yere vuracaksiniz ve bu Giybet olmayacak????
Ben size bir soru sordum Cevdet bey;size dedim ki yukarda Akp icindeki cogunluk demokrattir diyorsunuz da kim bu demokratlar bize soyleyebilirmisiniz dedim..Siz neden kendinizi yandas kefesine koyup tepki verdiniz?Her seyde Akpyi yere goge sigdiramazsaniz insan merak eder,sorar bu akp de ne hikmet varda biz goremiyoruz,bi ogrenelim,bizde anlayalim degil mi?
Bir lider ki demokrat degilse,bir lider ki yolsuzluk yapiyorsa,bir lider ki kadrolasma yapiyorsa,bir lider ki sokak serserisi gibi konusuyorsa,bir lider ki herkesi tehdit ediyorsa,bir lider ki kendi dedigi disinda kimseyi dinlemiyorsa,bir lider ki caliyorsa,bir lider ki yalan soyluyorsa,bir lider ki zulum yapiyorsa...Bir lider ki kurtleri asalayip filistin halkini yuceltiyorsa ne o nede onun tayfasi demokrat olamaz..onun tayfasi ona benzemiyorda nedir?Bana bakanlarin isim listesini yan yana yazin ve bunlarin 3te 2sinin durust oldugunu belirtin bakalim...
Kendisini elestiren herkesi hedef gosteren bir parti lideri neyse partiside o dur..
Siz size sorulan konularda cevap vermek yerine hak hukuk kul adalet allah peygamber diyerek ajite cekerek herkesi ALIK yerine koyarsaniz,kusura bakmayin ama size inanmayi ve sizi durust gormemizi beklemeyin...
Cevdet Akbay .. 02 Feb, 2010 08:19:49
avatar
Sevgili Artes seven;

Bana AK Parti'nin sevap-gunah defterini cikarttirmaya calisiyorsunuz. Ben kimsenin ne gunahina kefilim ne de sevabina talibim. Bir insanin veya partinin iyi icraatini takdir eder, kotusunu de ele$tiririm. AK Parti'yi kOrU kOrUne goklere cikardigim bir yazimi gosteremezsiniz. Ama sirf sizin gibi fanatikleri sevindirmek icin de adamlarin hakkini yemem. Bol keseden atip, ulusalci argumanlarla bana hesap soracaginiza, 10 sene onceki durum ile $imdiki durumu kiyaslamanizi oneririm. Selam ve dostlukla
Heval .. 03 Feb, 2010 11:40:46
avatar
Artes Seven(sevmeyen)kardeşim!.Allah aşkına bırakın artık akp müzmin düşmanlığınıda derdiniz nedir onu anlatın..

Hangi devirde yaşıyorsunuzki?Sİyasi bir partinin dört dörtlük temiz dürsüt helalzade bir ekipten teşekkülünü arıyorsunuz.Geneli ve hatta hepimiz;Mariz bir asrın alil bir unsurlarıyız.Bakın şöyle güzel bir tesbit var denirki"Nekaisten müberra olam olmak cinan-ı cennetin mahsusatındandır,her kemale bir noksanı karıştırmak şu alem-i kevni fesadın mukteziyatındandır"Yani;Hatadan kusurdan günahtan müberra(temiz kusurlardan uzak arınmış)olmak ancak cennete has bir keyfiyet bir haldir.Bu özellik ve güzelliklerde inancımıza göre orada,yani cennette olacaktır burada arama bulamazsın.Her mükemmelliğe bir eksikliği hata ve ksuru karıştırmak ise;Her an(İhtizaz)gibi yaratılıp yok edilen kainatın icabındandır.Bu ise imtihan içindir.Bu mesele ayrı bir konudur oraya girmeye lüzum yok.Hayır şer iyilik ve kötülükler iç içedir olmazsa imtihan olmazdı ve insanın yarılmaasınada lüzum olmazdı.Çünkü devamlı ibadet eden kötülük istidatları olmayan melekler var yaratılmış.İyilik yönleri istidatları olmayan devamlı şerden yana olan şeytanlarda ve birde Ne şerre nede hayra kötülüğe istida olmayan mahluklarda var yaratılmış hayvanlar gibi,Onlara haram hella iyi kötü ayığp günah diye bir kural düşünce kaide yoktur malum.

Ama isnan...Onun kuvvelerine istidat ve kabiliyetlerine hat sınır konmamıştır.Hayrada iyi ve güzele yönü açık olduğu gibi şerrede kötülüklerede istidadı kapı açıktır taktir kul'a bırakılmıştır.Ama iyilik ve güzelliklerden yana iradesini kullanırsa meleklerdende yüksek bir mertebeye kavuştuğu gibi,aksisi hareketi ise,Şeytanlardan daha alçak bir derekeye düşme ihtimalide çok yüksektir.Firavun Nemrut,Şeddat,Deccal gibi.

Yani ben kendimi hatasız günahsız birinsan olarak takdim etmemişim ki.Yani kemdim kemale erdim sizide erdireyim diye bir derdim iddiamda yok.Sadece insanlık adına iyilikleri tasvip ve takdir edep destekler,Fenalıklara kötülüklere ise karşı çıkarız.Bundan daha tabi insani ne olabilrki?Kaldıki insanda dahi çok muhtelif istidad ve kabilitelre vardır.Bir istidadı kabiliyetinin kötülü yüzünden diğer güzel ahlak ve istidatlarınıda kötülemek baltalamak toptancılık asla olmaz olmamalıdır.Hemde inssanlığın icabındandırki bir insanın daima iyi yönünü nazara vermeli takdir etmeli söylemeliyizki o inasan,veya kurum pisikolojikman takdir edilmek için daha iyi daha güzel hayırlı faydalı işler icratatlar yapsın.Malum,Bu pedegojininde temel prensibidir.Evladınızın yapmıtığı güzel bir hasleti huyu söyler aferinm çok maşllah derseneiz o çocuk ailesi ve arkadaşlarına sevilmek takdir edilmek için dahada iyi ve güzel şeyler yapmaya gayret eder.Ama çocuğa geri zekali kafan hiç çalışmıyor,senden hiç bir şey olmaz derseniz o çocuk zaten ailem benim kötü biliyhor boş ver der boşa şerre kötülüğe gider dahada fena olur öylemi!?Bu bir kanuniyettir herde caridir.

Seven(Sevmeyen) kardeşim! Parti işine gelince ben partilere;Ehven-i şer noktasında bakarım.Tasvip değil, tercih meselesini nazara alır öyle değerlendiririm.Malum tasvipte kabul tercihte ise kabul yoktur.Tasvip ederseniz kabul ettiğiniz o şahsın partinin derneğin her ise,her fiilini işini günahınada ordtak olmuş olursunuz.Bundan Allah sığınırız.Tercih ise,Az şerliyi çok şerliye terecihtir.Yani her ikiside şer.Ama birisi parmağımı kesecek diğeri kolumu.Ben ise,aman kolum gitmesin diye parmağı kola tercih ederim.İşte bu ehven-i şerdir.Şimdilik(AKP) gibi.Birde:Mütecaviz İnsanlık ve Din düşmanı bir partinin,Mecliste,Anılan temel değerlerin aleyhinde bir yasa kanun çıkartmaya çalıştığı anda,bu girişimin icraatın temel hak ve hürriyetlere zarar verceğinden dolayı,itiraz edip,O mütecaviz partinin yasa teklifini parmak sayısıyla reddetme karşı çıkma fiili amel isteği ise yine ehven-i şer olur, diğerine tercih edilir (hatta karşı çıkan bu ekip aleni günahakrda olsa) diye anlarız.

Şimdi burada AKP ile diğer partilerin durumunu siz kıyas ediniz.Günahı hatası kendinilerini bağlar bana ne.Ben seksen senedir insanlarımıza kan kusturan, yok sayan, asimile edip katleden,temel hak ve hürrriyetlerini elinden alan,zalim despot bir düzene sisteme karşı kör topalda dahi olsa mücadele eden,bu güne kadar derin diye yutturlanları ortaya çıkartan,100.Bine yakın insanımızın gerçek katillerini gün yüzüne çıkartıp,maşeri vicdanları hüşyar edip, kamuyu bilgilendiren uyandıran despotlara yargı yolunun açılmasında büyük emeği geçen bir partiye bu hizmetinden dolayı destek olmak taktir etmek suçmu?Yanlışmı?Hatamı?Ben insanlığın bu büyük meselesine kilitlenmişim,siz ise hala teferruatlarda şahsi hata ve günalarda boğulup,evirip çevirip aynı nakaratı dayatıyorsunuz.Bre kardeşim biraz büyük düşünsenize?Toployu resmi geniş perspektif zaviyesinden temaşa etseniz fenamı olur.Benim şahıs olarak maddi hiç bir problemim yok.Ama genelimiz maneviyatımız istikbalimiz öylemi?İnsan kendi içinmi yaşamalı yoksa halkı içinmi?Bu bapta Hz.Alinin güzel bir sözü var derdki:"Kimin himmeti milleti ise,O tek başına bir millettir.Kimin himmetide midesi ise oda neticesidir"der Biz bu ölçüye göre hareket ederiz.
Belagat:Mukteza-yı hale muvafık uygun kelam söz söyeleme snatıdır derler.Şimdi sizin akp ile ilgili sordum dediğiniz meseleye ben bu çaıdan bakıyor belagat göremiyorum.Esasatın elzenm olduğu yerde teferruatla meşgul olmak esasata mani olup zarar verdiğinden dolayı, bu meseleyi Firasetinize ve idrakinize tevdi ederek sizi takıntılarınızla başbaşa bırakalım isterseniz Kolay gelsin.Unutmayınız ben Müslüman bir kürdüm.Ne dinimden nede miliyetimden asla taviz vermem inkarda etmem.Selamlar.
Artes..seven .. 04 Feb, 2010 07:03:50
avatar
Cevdet Akbay ve Heval'e
Sizin yazi uslubunuz ve yorum tarziniz sudur:hemen radikal fanatik ,dusman ilan edelim kisssadan hisse bize yonelen elestiriyi bosa cikaralim!!
Be insaf insan bu kadar mi olur!!!'''sizin gibi fanatikleri sevindirmek icin''!! diye giriyor biri,biri allah peygamber,ayet kissa diyor..Kimse asil konunun ne olduguna bile girmiyor..
Sizin gercek niyet ve gayeniz bu yazilarinizda gayet net ortaya cikiyor..Insan ortada ki konuya yapilan yorumu elestiri uzerine gider..Konuyu Tc gibi dusman ilan et{fanatik yapmissiniz ne ala} yada Allah kitap diyerek sustur mantigiyla sav tarzinda ele alarak ne yapmaya calisiyorsunuz?
Zaten boyle olur hep...Koseye SlKlSlNCA allah peygamber dersiniz,dusman ilan edersiniz..
Sizi burada cabalayan,okuyan arastiran;inceleyen,humanist bir insan bilirdim ki Mahlasinizin altina attiginiz reklam sonucu zorunlu giris yapilan sitenizdede Bediuzzamanla susleyerek bu humanist yaninizi oksatmaya calisiyorsunuz!!Ve gel gor ki musamahaniz gercege,diyaloga yok..Dahsina ne olacak bilmiyorum...
Ben diyelim fanatigim;Lakin 18 yildir bu zulme karsi her turlu yolu yontemi kullanmis mucadele etmisim...Peki sen o zulumkarlarin parasiyla okuyup onlarin ideolojisiyle kime karsi mucadele ediyorsun???
Bugune kadar mazlum kurt halki icin ne yaptin???
Sen heval...Mahlasimda ki seven'i sevmeyen olarak paranteze alarak neyin pesindesin?Sana sorulan sorulara cevap olma yetin yoksa neden allah allah diye yazip duruyorsun..Sen SEVEN'i var eden mertebenin zerresi edebilirmisin ki terse okutuyorsun?
Hi Heval denen sahis!! Kurtcu degil diye baslamissin....Kurtcu olabilir mi herkes? hem Kurtcu de'gil diyerek Kurtcu olani gunahkar mi ilan ediyorsun? Kurtcuyuz diye ne olmus?KURDUZ kurtcuyuz ve o ister olsun olmasin sen ne gaye ile bu ifadeyi kullaniyorsun?SOyle bir sagina soluna yazilan yazilara bak ta dusun;Bu sitede yazan,bu siteye katilim saglayan,bu siteyi ortaya cikaran kaynak kurtculuk degil mi? Sen kurtculugu ayipsiyor,kucumsuyor isen ne isin var kurtculerin arasinda?
Biz kurd fanatikler olarak goruluyorsak,sizde dinci fanatiklersiniz..Kimin kime hizmet ettigi takdire sayandir..
Heval .. 04 Feb, 2010 09:29:25
avatar
Hasılı kelam.Ben Allah Allah diyeyim sizde yallah yallah demeye devam edin.Ergenekoncu despot paşalar askerde Allah kelamından çık rahatsız oluduklarından askere, Tanrımıza hamdolsun dedirtirlerdi. Tanrı değilde Allahımıza deme cüreti gösterip dayağı göze alanlar inadına Allah derdi.Ve grüh Allah Allah diyenleri(İrticacı) yaftasıyla ordudan attılar.Ve bu despotların akıl hocaları olan İsrailli Yahudi despotlarıda yeni bir buluş yaparak;Allah diyen Filistinlilere saldıran ... eğitimini hızlandırdılar.Hasbel kader Filistinlilerin ağzından Allah kelmaı çıkar çıkmaz siyonist ...saldırıyorlar.TC Paşaları gibi.

Ve niyet okuma karekter tahlili yönlendirme mühendisliği sizde kalsın.
Herkes heybesinde olanı pazarlar tezgahına onu koyar.Kimi bal satar kimi sirke ama her tezgahın müşterisi mutlaka vardır.
Bende sizin yoklama taktiğinizden kim olduğunuzu ne yapmak istediğiniz az çok anladım ama olsun.Bu bahçede(Nasname) gülde biter dikende.Bu mozaik öyle daha güzel olur.Siz güllüğe bende dikenliğe devam.
Kürçülük harammı imiş.Evet haramdır.Her nevi ırkçılık haramdır.Milletini sevmek yüceltmek ayrı, Irkçılık ayrıdır.
Cevdet Akbay .. 25 Feb, 2010 09:46:00
avatar
Ergenekon'un Hurriyet Gazeteci temsilcilerinden Yilmaz Ozdil, 25 Subat 2010 tarihli Hurriyet'te "2 Ucak, iki yolcu" baslikli bir yazi yazdi (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13921566.asp?yazarid=249&gid=61).

Darbeci generalleri aklamakla ilgili bir yazi dememe gerek yok, malum.

Yazinin hepsini buraya alacak degilim. Sadece ana ozeti mahiyetindeki kismini gecersem hersey anlasilir saniyorum:

***

Ömrünün 45 senesini vatana millete, “barış”a adayan, jetlerimizin çelik kanatlarıyla memlekete kol kanat geren, şeref madalyası sahibi İbrahim Fırtına’nın “sanki teröristbaşıymış gibi” bindirildiği uçaktaki o görüntüsü, Türk milletinin hafızasına mıh gibi çakıldı. Türk milleti unutmamalı.

***

Turk milleti unutur mu unutmaz mi bilmem ama ben $ahsen unutmam. Cunku pervasizca darbe plani yapip milleti havaya ucuracak kadar akillarini ekmek peynirle yiyen cani darbecilerin yargi onune cikartildigi bugunleri unutmak namumkun! Unutmayacagiz.

Ozdil, sirf "Psikopat Apoletli Haydutlar İktidarı"na zemin hazirlamak icin camileri bombalamayi, gemileri icindeki cocuklarla birlikte havaya ucurmayi planlayan cuntacilari masum gostermeye calisiyor.

Bunlar genc cocuklarin ya$larini buyutup idam edenler degil miydi? Bunlar, darbe zemini hazirlamak icin milleti birbirine oldurten, memleketi kan golune cevirenler degil miydi? Bunlar farkli dusunuyorlar diye toplumun bir kismina kan kusturan degiller mi?

Sakip Sabanci'nin, Kombassan Holding Yonetim Kurulu Baskani Hasim Bayram'a “Size yapilan baskilar bize yapilsaydi bir haftada cokerdik” itirafi bile herseyi aciklamaya yetiyor.

Baslarindaki basortusunden dolayi universiteye alinmayan garibanlarin goz yaslari bunlarin eseriydi? Dun nete dusen bir apoletli haydut, basortululer icin "kene" tabiri kullaniyordu, edepsizce. Cocuklarini bunlara teslime dip kurban veren basortulu anneler bu haydutlari unutmasinlar!

Denebilir ki yukarida saydigin butun seyleri Firtina mi yapti? Firtina ayni genleri ta$iyor. Ama ozellikle Firtina ile ilgili bir misal istiyorsaniz, onu da Ergun Babahan'dan dinleyelim/okuyalim isterseniz (http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=274079):

***

24’te Günün Manşeti programına konuk olan Ergun Babahan, Darbe soruşturması dâhilinde generaller gözaltına alındıktan sonra “Bu planlara inanmıyorum” diyenlere “Bize sorsunlar” dedi.

Star Gazetesi Yazarı Ergun Babahan şunları söyledi; “Soruşturma yürütülürken ortaya çıkan belgelere inanmadıklarını söyleyenler var. Ben size bir anımı anlatayım. Ben Sabah Gazetesi’nde görev yaparken Umur Talu zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı Fırtına hakkında imalı bir yazı yazmıştı. Bir ihale sırasında Fırtına’nın özel uçağıyla İsrail’e gittiği zamanda komutana dokunduran bir yazıydı. Bir Albay Sabah Gazetesi’ne gelip tehditler savurdu. Çok ciddi bir şekilde. Kenan Tekdağ medya grup başkanımızdı. Çok dik durdu. Çok sağlam durdu. Ama bu cesaretteydiler. Bir köşe yazarını hayatıyla tehdit edecek kadar pervasızdılar. Eğer bir şeyler soruyorlarsa biz bunları da biliyoruz. 'Nasıl yaparlar?' diyorlarsa bizim gazeteye yaptılar. Bizim arkadaşımıza yaptılar.” dedi

***

Unutmuyoruz, unutmayacagiz Ergenekon'un tosunu Ozdil. Sen kafani serin tut, ayaklarini sicak..

Cevdet Akbay
25 $ubat 2010
Cevdet Akbay .. 26 Feb, 2010 04:27:30
avatar
Usta gazeteci Cengiz Candar, "Balyoz Darbe Plani" ile Hudson Enstitusu'nde hazirlanan "Darbe Plani" arasinda bag kuruyor...

***
'Darbecilik' ve 'Cuntacılık' yenildi, şimdilik...

Cengiz Candar
26 $ubat 2010
Radikal

(http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=982482&Yazar=CENGİZ%20ÇANDAR&Date=26.02.2010&CategoryID=97)

Türkiye’de hiçbir askeri müdahale ve darbeyi, ülkenin jeopolitiği ve uluslararası ilişkiler sistemi ‘dış boyutu’ olmaksızın düşünmek de gerçekçi değildir. Yakın tarihimizdeki askeri darbe ve müdahalelerin her birinin özellikle Amerika’nın işi, Amerikan onaylı ya da hiç değilse Amerika’nın karşı çıkmayacağı cinsten olduğuna dair bir ön kabul var.

28 Şubat’tan başlayan 2009 yılının Kafes ve İrticayla Mücadele Eylem Planı’na ulaşan tarihi zincirde de Amerika vardı. Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Ak Parti hükümetine yönelik ‘Türkiye’yi İslamcılaştırıyorlar’ kampanyasının, Washington’da hangi düşünce kuruluşlarında pompalandığını hatırlayın bir. Bu düşünce kuruluşları arasında yer alan Hudson Institute’de tartışılan senaryoları, kendisinin de bir ‘senaryo’ olduğu iddia edilen Balyoz Darbe Planı ile yan yana koyun. Benzerliği şaşırtıcı bulacaksınız.

Hudson Institute senaryolarına katılan ya da orada adı geçen, dönemin üst rütbeli komutanlarının, bu hafta başında gözaltına alınan generaller arasında bulunması ve aynı şekilde Balyoz Darbe Planı ile ilgili belgelerde rol almış oldukları bir tesadüf müdür acaba?

Hudson Institute ve Ak Parti hükümetine karşı amansız bir kampanya yürüten Washington düşünce kuruluşlarının dönemin Amerikan Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve onun çevresindeki neo-con kadrolarla yakınlığını da bir kenara yazın.

Ancak, Cheney ve onların Amerika’da kaybettiğini ve Barack Obama’nın bugün Beyaz Saray’da oturduğunu da. Türkiye’de bugünlere ulaşmamızda bu ‘dış boyut’un etkisini de düşünmeliyiz.

Tabii, bu hükümetin İsrail ile içine girdiği tatsız ve rahatsız ilişkilerin, İsrail’in Silahlı Kuvvetler’e olan özel muhabbetini ve Amerikan siyaset sahnesindeki etkisini de hesaplayın.

Yani, Türkiye’de ‘askeri vesayet rejimi’nin bu haftadan itibaren kalktığını söylemek fazla iyimserlik ve hatta hayalperestlik olur.

Daha kat’edilecek uzun, çetin ve sancılı bir rol var.

Ama bu hafta ‘demokratik ve hukukun üstünlüğü doğrultusu’ndaki bir Türkiye’ye giden yolda keskin bir viraj dönülmüş müdür diye soruyorsanız.

Evet. Öyle olmuştur.
Cevdet Akbay .. 20 Jul, 2010 08:08:11
avatar
Darbe planlari de$ifre edildikce, me$ru AK Parti Hukumeti'ni gayrime$ru yollarla yikmak icin Neokoncu Hudson Enstitusu'nde kirli planlar yapan apoletlilerin (mesela, Süha Tanyeri) PKK a$ki ortaya cikiyor... Kimin eli kimin cebinde, kimin parmagi kimin tetiginde artik cok acik bir $ekilde ortaya cikmi$ durumda. Boyle olunca, Ocalan'a kendi kontrollerindeki Imrali'dan PKK'yi yonettirmeleri de haliyle anla$ilir bir durumdur.

Ne TSK halki "teror"den koruyor (aksine besleyip buyutuyor, kolluyor) ne de PKK Kurdlerin haklarini savunuyor (aksine yaptigi butun icraat Kurdlerin aleyhinde)... Ikisi ortakla$a kirli bir $irket (sava$) kurmu$lar, ondan nemalaniyorlar.

****
http://www.8sutun.com/İrticayla-mücadele-için-PKK’ya-işbirliği-teklifi_87600.html

İrticayla mücadele için PKK’ya işbirliği teklifi

Balyoz darbe planı davasının sanıklarından emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri'nin planları şok edecek nitelikte!

Tanyeri, el yazısı notlarında öncelikli hedef olarak gördükleri irtica ile mücadele için PKK'yla işbirliği yapılması gerektiğini belirtiyor. Tanyeri, iddianamenin 953. sayfasında yer verilen "Süha Tanyeri Defteri Plan Semineri Hazırlık Notları" adlı dosyada, "Bölgede PKK-KADEK ile işbirliği yapacak kişiler önceden tespit edilmelidir." ifadelerini kullanıyor. Süha Tanyeri, notlarında birinci tehdidin irtica olduğunu iddia ediyor.

İrticai faaliyetlerde bulunan kişilerin yanı sıra bölgedeki basın yayın organlarının, kurumların tespit edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca halkın günlük ihtiyaçlarının belirlenmesi, çalışmaların çok gizli yapılması gerektiğini kaydediyor.

Tanyeri, sıkıyönetim ilanı halinde sivil kişilerle irtibat kurulması, sıkıyönetim bildirilerinin anlaşılır olması gerektiğini belirtiyor.

"Süha Tanyeri Konuşma El Kartları" adlı dosyada ise ülkeyi sıkıyönetime götürecek senaryoyu kaleme almış:

"... 22 Şubat 2002 tarihinde İzmit'te bir grup ilköğretim okulu müdürü ve öğretmenleri çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında türban ve başörtüsü yasağını protesto etmeye yönelik kanunsuz bir yürüyüş yapmaya teşebbüs etmiştir... Başlangıçta yürüyüşün önlenmesi için alınan tedbirleri müteakip meydana gelen olaylar giderek büyümüş, emniyet güçlerinin olaylara müdahale etmede gecikmiş olması, bazı bölgelerde ise müdahale etmeyerek pasif destek vermesi nedeniyle pek çok işyeri tahrip edilmiş ve iki gün içinde 25 kişi ölmüş, yaklaşık 500 kişi de yaralanmıştır.

(7) İstanbul Fatih'te 28 Şubat 2002 tarihinde aşırı dinciler tarafından Atatürkçü düşünceyi savunan dernek binalarına yapılan saldırı sonucunda çıkan çatışmalarda çok sayıda bina ve işyeri tahrip edilmiş, olayların İstanbul genelinde yayılması sonucu 30'un üzerinde insan ölmüştür. Kentteki pek çok mağaza ve ev yağmalanmıştır. Can derdine düşen halk, orduya ait kışla ve jandarma karakollarına sığınmıştır. İstanbul'un birçok semtinde sokak çatışmaları her gün vuku bulmaktadır. İstanbul genelinde halk sokağa çıkamaz hale gelmiştir, işyerleri ve birçok alışveriş merkezlerine yönelik yağmalama olaylarının artış göstermesi nedeniyle esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmış ve birçok zaruri gıda maddesi ... temininde zorluklar yaşanmaya başlanmıştır. Yetkililer tarafından İzmit ve Adapazarı'nda da gerilimin oldukça yükseldiği dile getirilmiştir. Bu olaylar üzerine Bakanlar Kurulu Milli Güvenlik Kurulu'nun tavsiyesi ile sıkıyönetim ilan etmiş ve karar Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün TBMM onayına sunulmuştur. Ancak TBMM'de üye yeterli sayısına ulaşılamadığı için sıkıyönetim kararı onaylanamamıştır."

Tanyeri'nin notları arasında 12 Eylül öncesi ve sonrasında sıkıyönetim komutanlığı tarafından yayımlanan bildiriler yer alıyor. 12 Eylül'le bu kadar ilgilenilmesinin neyin hedeflendiğini gösterdiğini belirten savcılar, "Sıkıyönetim sırasında hangi işlemlerin yapıldığı öğrenilmeye çalışılmıştır. Yani kaba tabirle, şüpheliler o dönemden kopya çekmeye çalışmışlardır." tespitini yapıyor.
Cevdet Akbay .. 14 Feb, 2011 07:19:14
avatar
Bugun Ergenekon Davasi ile gercekle$en "temizlik" i$ine darbeciler, onlarin arkasindaki karanlik mihraklar ve onlarin gudumundeki gonullu ve kiralik tetikciler fena halde bozuluyorlar.

Vatana millete hizmet(!) etmi$ koca koca komutanlarin "delilsiz" yakalanmasini soyleyip bu darbeci bozundulari icin oturup aglamamizi bekliyorlar. 1960'tan beri her on senede bir darbe ve muhtirayla sistemin irzina gecen bunlari masum gosteriyorlar. Bizim de buna inanmamizi bekliyorlar. Hani Devlet Su i$leri veya Itfaiyecilerin "darbe plani" yaptiklari soylense, insan "dur bakalim" der, du$unur, ama bu insanlarin ozgecmi$leri darbe ile yogrulmu$, neyinden $uphe edecegiz?

Yerlerden fi$kiran silah ve muhimati (onlar buna "boru" diyor), odalarin zeminlerine saklanan darbe planlarini (onlar buna "kagit parcasi" diyor), olduruleceklerin listesini, bombalanacak camileri, havaya ucurulacak cocuklari buyuk bir maharetle gozden sakliyorlar. Bundan onceki darbe donemlerinde oldugu gibi medya tamamen onlarin gudumunde olsaydi belki onlarin yalanlarina inaniyor olacaktik, darbecilikten tutuklanan generalleri gercekten masum sanacaktik...

Oysa hicbiri masum degildir bence. Ya bizzat kan dokmu$ ya da kanin dokulmesi icin emir vermi$, ya da kanin dokulmesine goz yummu$lardir. Kana susami$ insanlardir bunlar; kanla beslenirler...

Gecenlerde, $iddet kar$iti soylemleriyle derin-PKK'nin tehditlerine hedef olan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, Taraf'tan Burhan Ekinci'ye ba$indan gecen cok etkili bir anisini anlattı (http://www.taraf.com.tr/haber/otuz-dokuzuncu-ceset-ben-olacaktim.htm).

Aktar'in ba$indan gecen olay, bugun hesap veren apoletli haydutlarin, korku imparatorlugu kurdugu, Kurdistan'da oluk oluk kan akittiklari 1990'larin ba$larinda geciyor. 1992'de Diyarbakır'ın Bismil İlçesi'nde... Hesap vermeyeceklerinden emin olduklari cin cinayetlerini acikca ve pervasizca i$liyorlardi; gizleme zahmetine bile katlanmiyorlardi. "Derede i$ini bitirin" emri yetiyordu!

"90'lı yılların başında Diyarbakır'da İHD yöneticisi olan Aktar, Bismil'de avukatlık yapıyordu. JİTEM'in kurucularından “yedi bela” lakaplı Albay İsmet Yediyıldız da Diyarbakır Alay Komutanı'ydı."

"16 Nisan 1992'de Bismil- Savur sınırında bulunan bir köyde 38 kişi öldürülür. Ölenlerden biri Aktar'ın arkadaşının oğludur. Aktar, ertesi gün, hem İHD yöneticisi hem de avukat olduğu için bir grupla köye gider ve hayatının sonuna kadar unutamayacağı bir 'anısı' olur."

Gerisini Ekinci'nin kaleminde ve Aktar'in dilinden takip edelim:

***

“Yıkılan bir evin önünde kefenlere sarılı cesetler sıralanmıştı. Bazılarının adları, bazılarının da kod isimleri yazılıydı. 38 kişiydi, beşi köylüydü. Kurşuna dizilmişlerdi. 33'ü ise yığınak altında kalarak ölmüştü. Örgüte yeni katılmış PKK'lılar, harabe bir evin içinde saklanmışlar. Teslim alabilecekken hepsini nefessiz bırakarak öldürmüşler. Çok ölüm görmüştüm ancak ilk defa bu kadar cesetle karşılaşmıştım. Devam eden bir savaş vardı ve o savaşta insanlar ölüyor, öldürülüyordu. Bu da onun bir parçasıydı. Ama şimdi dönüp baktığımda, yıllar geçse de hiç unutamadığım bir dehşet anıydı. O manzara gözlerimin önüne her geldiğinde gözlerim dolar, buğulanır, yutkunurum."

NE AVUKATI, O ELEBAŞI

"Cesetleri alıp döndüğümüzde askerler bizi durdurdu. Bir mercimek tarlası vardı. Kadınlar dışında hepimizi tarlanın içinde yüzükoyun yatırdılar. Kimlik kontrolü yapıldı. Asker, avukatlık kimliğimi görünce komutanına bildirdi. Bir astsubay geldi. Askere 'oğlum ne avukatı, bu elebaşı. Asıl adamı tanımamışsın' dedi. Ondan sonra hakaretler, dipçik darbeleri, küfürler başladı."

DEREDE İŞİNİ BİTİRİN

"Şoförleri başka bir yere yatırmışlardı. Biri arkadaşımdı. Daha sonra ondan duydum. Askerler telsizle dönemin Diyarbakır Alay Komutanı Albay İsmet Yediyıldız'a 'Burada bir avukat var, ne yapılım' diye sormuş. Yediyıldız 'gözlüklü mü' diye sormuş. Askerler 'evet deyince 'Derede işini bitirin' talimatı vermiş. Bismil'de gözlük kullanan tek avukat bendim. Bu talimattan sonra bana karşı davranışlar daha da sertleşti. Beni alıp götürdüklerinde kadınlar ağlaştı. Onlara gülümsedim. 'Asker gözbağı mendil var mı?' diye sordu. Tüm bunlar yaklaşık 500 kişinin önünde bir tarlada oluyordu. Hakaret, küfür ve aşağılamanın haddi hesabı yoktu. Bu aşağılamayı yaşamaktansa 'enseme bir kurşun sıksınlar da kurtulayım' diyordum."

KÜRT MÜSÜN TÜRK MÜ?

"Birden herkesi araçlara bindirdiler. Ne olduğunu anlamadık. Biz altı kişiyi tekrar dere kenarında yüzükoyun yatırdılar. O esnada bir helikopterin sesini duydum. Helikopterden inen muhtemelen Albay'dı. Gelip sırtıma bastı. 'Kürt müsün Türk müsün?' diye sordu. 'Kürdüm' dedim. Tek ayağıyla çok sert sırtıma basıyordu. Neyse ki mercimek tarlası yumuşaktı da kaburgalar kurtuldu. 'Kürtlüğüne bir şey dedik mi' dedi. 'Daha ne yapacaksınız belli olmuyor mu' diyebildim. Sonra öğrendim ki, 'derede işini bitirin' anonsundan sonra olay yerine o zaman SHP milletvekili olan Orhan Doğan ve Leyla Zana gelmiş. Yanlarında bir İngiliz parlamenter ile Diyarbakır Emniyet Müdürü olduğu anonsu yapılmış. Bunun üzerine 'avukatı gözaltına alın' talimatı veriyor. Telsiz anonslarını duyan şoför arkadaşım o anda derin nefes aldığını artık kurtulduğumu anladıklarını söyledi."

SAVCI: ALBAY BENİ TEHDİT EDİYOR

"Bismil'e getirdiler. Jandarma beni tanıdığı için o gece yemekhanede tuttu, nezarethaneye atmadı. Albay İsmet Yediyıldız, bunlara fırçayı basmış, 'bari yatak verseydiniz' demiş. Ertesi gün dört karış suyun olduğu iki metrekarelik bir hücreye bizi doldurdular. Savcılığa çıkarıldım. Birbirimizi tanıyoruz. 'Orada ne işin var' dedi. 'Orada değiliz Adliye'deyiz ne yapman gerekiyorsa yap' dedim. 'Ben şimdi ne yapayım' dedi. Tutuklamaya sevk etti. 'Sen geç yerime. Sen bunu bana yapabilecek miydin? Senin suçlu olduğuna inanmıyorum ki' dedi. 'O zaman serbest bırak' dedim. 'Albay seni değil beni tehdit ediyor' dedi. 'O zaman istifa et' dedim. Bunun üzerine 'çık dışarı' dedi. DGM'ye çıkarıldım. Mahkeme serbest bıraktı.”

***

O siralar Kurdistan'da "Yedi Bela İsmet" olarak un yapan apoletli haydut İsmet Yediyıldız, Türk Silahlı Kuvvetleri' nden Tuğgeneral rütbesiyle emekli olduktan sonra, 6 Kasım 1999 tarihinde Trabzon'da geçirdigi kazada oldu. Olmeseydi, bugun i$ledigi cinayetlerden dolayi hesaba cekilecekti (hesaptan kurtulmadi, Ote tarafta hesabi daha cetin gececek).

"Hesap vermeme" bunlari oylesine pervasizla$tirmi$ti ki, Milletvekilleri dahil herkesi hesaba cekiyordu. Olay yerine gelen Leyla Zana ve Orhan Dogan'i adeta a$agilayarak konu$mu$. A$agida, bu kustah apoletli haydut ile milletvekilleri arasinda gecen konu$madan bunu anliyoruz:

***

Albay Yediyıldız: Sizin burada ne işiniz var? Siz buraya gelene kadar burada kimse yoktu. Buraya gelip işleri yine karıştırdınız.

Leyla Zana: Hayır efendim. Biz gelmeden önce durum oldukça gergindi. Kaymakam ile birlikte geldik ve buradaki gerginliği yatıştırmaya çalışıyoruz. İşte Kaymakam da burada.

Albay Yediyıldız: Hayır, bu doğru değil. Helikopter ile geçerken daha önce burada kimsenin olmadığını gördük. İnsanlar siz gelince toplandılar.

Orhan Doğan: Hayır, isterseniz Kaymakam'a sorabilirsiniz. (Bu arada Kaymakam Mehmet Kurdoğlu da azarlanmaktadır.)

Albay Yediyıldız: Bu ölülerin kim olduğunu biliyor musunuz?

Orhan Doğan: Evet, bunlar bizim, hepimizin çocukları.

Albay Yediyıldız: Hayır, bunlar sizin çocuklarınız.

Orhan Doğan: Ama Albay'ım ...

Albay Yediyıldız: Bana albayım deme. Ben sizin albayınız değilim. Sizin kanınız benim susuzluğumu gideremez. Siz de dürüst olun benim kanım da sizin susuzluğunuzu gideremez.

***

Bugun tutuklanan apoletli cuntacilar icin duygulanmamizi isteyenlerin, Kurdistan'in dortbir yaninda i$lenen bu ve bunun gibi onbinlerce cinayetlerden haberleri var mi acaba?

Bir zamanlar arslanlar gibi kukreyip oluk oluk kan akitan bu vampirler $imdi hesap veriyorlar, sut dokmu$ kediye donduler. Sistemin daha da demokratikle$mesiyle hesap vermeyenler de hesap verecek, tetikcileri de...

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: