Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Abdullah Öcalan'i ve Son Gelişmeleri Doğru Okumak... Abdullah Öcalan'i ve Son Gelişmeleri Doğru Okumak... ================================================================================ Cevdet Akbay on 26 Dec, 2009 11:38:00 -------------------------xxx--------------------- Abdullah öcalan'i ve Son Gelişmeleri Doğru Okumak... Eski DTP'lilerin "sine-i millet" kararından dönmesini salt öcalan'ın "istifa etmeyiniz" telkinlerine bağlayanlar var. Ergenekoncu Medya, bu son gelişmeden yola çıkarak egosunu ilahlaştıran öcalan'in duymaya bayıldığı "Apo eskisinden daha güçlü, Apo'suz çözüm olmaz" sloganını sesli olarak telafuz etmeye başladılar. Bu sloganı bayraklaştıran medyanın bir süre önce de çözüm için İmrali'yi gösterdiğini de unutmayalım. Gelişmeleri doğru okumak lazım... Bütün bu gelişmelerin odağında AK Parti'den kurtulmak vardır çünkü AK Parti, toplumsal barış için Demokratikleşme Süreci'nin mimarlığını yapıyor. Barış gelirse, kargaşa ve terörden rant sağlayan yerli ve yabancı silah tüccarlarından Genelkurmay'daki cuntacı bürokrat ağalarına, kargaşadan nemalanan holdingcilerden seçimsiz iktidara gelmeye göz diken beleşçi siyaset ağalarına kadar herkes zarar görecek. Son yıllarda Derin Devlet'in kiralık tetikçiliğini yapmaktan başka birşey yapmayan derin-PKK ve öcalan, zarar göreceklerin başında gelir elbet. Bütün bu barıştan nefret eden kişi ve kurumların orkestra şefliğini yapan Derin Devlet, AK Parti Hükümeti'nden mutlaka kurtulmak istiyor; bunun için her yolu deniyor. Sandıkta AK Parti'den kurtulmanın mümkün olmadığını son birkaç seçim sonucu anlayan Derin Devlet ve tetikcileri, hükümeti indirmenin başka yollarına ağırlık verdiği anlaşılıyor. Kaosu tırmandırarak AK Parti Hükümeti'nı yönetemez duruma sokmaya ve sonunda istifaya zorlamaya çalışıyorlar. 28 Şubat Süreci'nde "irtica" paranoyasıyla oluşturduklari kaosla Refah-Yol Hükümeti'nı istifaya zorlamışlardı. Aynı şeyi deniyorlar şimdi. DTP'nin kapatılmasının kaotik ortam oluşturma projesinin bir parçası olduğunu daha önce yazmıştım (http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/5512.html). 7 askerin Tokat'ta katledilmesi de bu projenin bir parçasıydı. Tokat'ta işlenen cinayet de 33 askerin olduğulduğu Bingöl cinayeti gibi derin-TSK ve derin-PKK ortak yapımıdır. Bingöl'de derin-TSK erleri korumasız olarak derin-PKK'ye teslim edip katlettirerek barışı sabote etti (Dağlıca ve Aktutun saldırılarında da aynı işbirliğini görüyoruz). Tokat'ta ise cinayeti işleyen derin-TSK'dir, üstlenen ise derin-PKK'dir. Taraf Gazetesi'nin haberine göre öcalan, sansürlenen görüşme notlarında Tokat'taki saldırıdan habersiz olduğunu söylüyor. 33 askerin öldürüldüğü Bingöl Saldırışı'ndan da habersiz olduğunu söylüyordu... Sonradan "üstlenmek zorunda bırakıldık" dediği biliniyor. Ergenekon'un PKK'nin içine sizdiğini, bundan çok sonra haberdar olduğunu, bu Ergenekoncuların kendisini ortadan kaldırmaya çalışıldığını da söylüyor (sirasi gelmisken, bu son ifadesi "korktuğu için dayılarına sığındı" iddiamızı kuvvetlendiriyor). öcalan'in bütün bu iddialarına inanırsak onu, başında bulunduğu örgütten ve örgüt içindeki gelişmelerden bihaber olan bir "bostan korkuluğu" veya, oraya göstermelik olarak oturtulan bir "kukla başkan" olduğunu kabul etmemiz gerekecek... "Bostan korkuluğu" mu, "kukla başkan" mı olduğu onu ilahlaştıranlar karar versin; beni ilgilendiren, öcalan'in da örgütü derin-PKK gibi Derin Devlet'in tetikçiliğini yaptığı gerçeğidir. 16 Aralık 2009 tarihli Görüşme Notları'ndaki bir cümle son günlerdeki gelişmelere ışık tutuyora aslında: "Bence henüz istifa edilecek aşamaya gelinmedi". DTP'nin kapatılması Derin Devlet'in bir projesi ise, DTP'nin sine-i millete dönüp mücadeleyi sokağa taşıyarak kaotik ortam oluşturma da Derin Devlet'in öcalan'a havale ettiği bir görevdi. Barış isteyen Kürd Halkı, DTP'ye geri adım attırdı, halkın barışta ısrar ettiğini gören öcalan da geri adım atmak zorunda kaldı. Yani öcalan'in yaptığı rol çalmaktan başka birşey değildir. öcalan, Kürd Halkı'nın "Meclis'te mücade etmemizi istemiyorlar, tek seçeneğimiz kaldı: dağlara çıkmak ve sokaklara inmek!" diyerek sokaklara çıkarak ülkede kaos oluşturmasını bekliyordu. Derin-PKK medyasının "ayaklanmayı bütün ülkeye yayalım" propagandasına rağmen, kargaşa ve kaosun zararının farkında olan Kürd Halkı tarafından ciddiye alınmadılar. DTP'liler "Sine-i millete dönme" kararını açıklamak için gittikleri Diyarbakır'da, Ahmet Türk'un ifdesiyle, 200 binden fazla Kürdün kendilerine destek vereceğini umuyorlardı. Oysa umdukları sayının onda biri, yani 20 bin civarı ancak toplandı. Bu manzara, DTP'ye oy verenlerin büyük bir çoğunluğunun da barış istediğini gösteriyor. DTP ve öcalan, barış isteyen çoğunluğa rağmen, isteseler de adım atamazlar zaten. öcalan, Kürdlerin gösterdiği bu cılız tepkiden dolayı üğradığı hayal kırıklığını "Bence henüz istifa edilecek aşamaya gelinmedi" ifadesiyle dışa vurdu (barış ve demokrasi konusundaki diğer sözlerine inanmıyorum, sahip olduğu herşeyini şiddete börçlu olan öcalan kesinlikle barış ve demokrasiden yana olamaz; fıtratı buna müsait değil). öcalan'a göre "istifa edilecek aşama" BDP'nin de kapatılmasıdır. O zaman "DTP'yi zorla Meclis'te tuttum, şimdi Kürdler kendi yollarını çizecekler" diyerek kaosu adres olarak gösterecektir. DTP'nin kapatılması öcalan ve PKK bağlantısından dolayıydı; eski DTP'lilerin, BDP çatısı altında toplanma kararını "öcalan böyle istedi" ifadelerini "BDP'yi de kapatınız" şeklinde okuyabiliriz. Dolayısıyla, BDP hakkında yakında kapatılma davası açılacağına kesin gözüyle bakılabilir. Derin Devlet'in güdümündeki öcalan'in verdiği kozu değerlendirecek olan "derin" savcı Abdurrahman Yalçınkaya dava için kolları sıvamıştır belki. Kapatılma kararının önümüzdeki genel seçimlerden kısa bir süre önce açıklanacağını tahmin ediyorum. DTP'nin kapatılmasının faturasını AK Parti'ye kesenler BDP'nin faturasını da AK Parti'ye keserek Kürdlerin topyekün olarak AK Parti'den uzaklaşmasını umuyorlar. Plan kaba haliyle şöyle: BDP'liler bağımsız olarak seçime girecek ve 50 ile 70 civarında milletvekili çıkaracaklar; BDP'nin kapatılması yüzünden Kuzey Kürdistan'da, Kürd Açılımı yüzünden Batı Türkiye'de ciddi oy kaybına uğrayacak olan AK Parti tek başına hükümet kuracak kadar milletvekili kazanamayacak. Yeni hükümeti CHP liderliğinde bir koalisyon kuracak! Koalisyon hükümetini kuracak olan CHP ve ortakları, 28 Şubat Süreci'nde Mesut Yılmaz'in yaptığı gibi, yapacakları değişikliklerle menfaatleri zedelenen başta rantiyeci holdingciler olmak üzere herkesi mutlu edecekler, Ergenekon Davası'ni da tıpkı Susurluk gibi sumenaltı edecekler. Koalisyon konusundaki planlar uzun süreden beri konuşuluyor zatan. Hatta 2007'deki seçimde CHP ve MHP koalisyonu bekleniyordu, olmadı. Ergenekon'un uluslararası destekçileri bile bu plana umut bağlamış durumda. Derin Devlet'in güdümündeki öcalan'in bu önemli plandan uzak durmasını bekleyemeyiz. Hem uçakta hem de mahkemede "devlet ne görev verilise yaparım" sözünü tutarak üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor, gene de yapacaktir. Bu plan tutar mı? Cevap hem öcalan'ı, hem patronu olan Derin Devleti hem de beleşten iktidar olmaya göz dikmiş CHP'yi üzecektir: Hayır, kesinlikle tutmayacak. Hayal kırıklığına uğrayacaklardır. En büyük hayal kırıklığına ise sanıyorum öcalan ve PKK uğrayacak. çünkü BDP'nin kapatılmasından sonra şiddetten uzak olan siyasetçiler yeni bir partiyle yollarına devam edecekler (Baydemir'in şimdi kükremesine bakmayınız, eminim o da bunlar arasında yerini alacaktir). PKK tamamen tasfiye edilecek; öcalan'a bağlı olan fanatik siyasetçiler ise zamanlar silinip gideceklerdir. öcalan'a gelince... İmrali'da yapılacak yeni düzenlemelerle sesi soluğu kesilecek. 26 Aralık 2009 Fotograf: http://www.nasname.com/Yazarlar/sgulmus/5574.html