Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: APO'sunun DTP'si APO'sunun DTP'si ================================================================================ Cevdet Akbay on 07 Dec, 2009 05:01:00 -------------------------xxx--------------------- APO'sunun DTP'si Genelkurmay'daki cuntacilara bakarak tarz gelistiren “Pasasinin APO'su”ndan sonra, Ocalan'in direktifleri dogrultusunda hareket eden (bu konuda haksiz da sayilmazlar, cunku varliklarini Ocalan'a borclular) “APO'sunun DTP'si”ne deginmek istiyorum. 8 Aralik'ta (2009) DTP hakkinda acilan kapatma davasi gorusulecek. Raportorun gorusu “kapatilsin” yonunde. Anayasa Mahkemesi'nin yapisi ve “Pasasinin Mahkemesi“ olma ozelligi kapatma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Yazilarimi takip edenler bilir, Kurd Hareketi'ni siddet arenasindan demokratik zemine cekme araci olmasindan dolayi DTP'nin varligini ve Meclis'te bulunmasini onemseyen, destekleyen biriyim. Icindeki “derin” mihraklara ragmen bu destegim devam ediyor. Yani, DTP'nin kapatilmasina kesin karsiyim. Koseye sikisan Ergenekonculara, onlarin Genelkurmay Karargahi'ndaki dostlari darbecilere/cuntacilara ve butun bu illegal yapilarin manevi babaligini yapan “Derin Cemaat”e rahat nefes aldirmak icin DTP'yi kapatabilirler, buyuk ihtimalle de kapatacaklar. Malumdur, karanlik mihraklar, kendileri gibi karanlik ortama, dumanli havaya ve bulanik suya muhtactirlar; kargasa, teror ve kaostan beslenirler. Demokratik sistemden, seffaf yonetimden hazetmezler. DTP'yi kapatarak Kurdleri sokaklara dokmek, Kurdlerin icine serpistirilecek provokatorlerle (Diyarbakir ve Tokat'ta goreve basladilar bile) ulkeyi kaosa suruklemek, kaostan yararlanarak ipleri tekrar ele gecirmeye calisiyorlar. APO da onlarin hesabina calistigi icin, kaos olusturma isleri hic de zor olmayacak (ipi tekrar ele gecirmeleri ise imkansiz artik). DTP, halki sokaklara dokerek APO'nun patronu "Derin devlet"e hizmete hizli basladi. Derin devlet ne zaman kargasa yaratmaya niyetlense, APO hemen devreye giriyor. Simdiye kadar PKK'sini devreye sokan APO, simdi DTP'yi devreye soktu. Tekrar hatirlatalim, AK Parti Hukumeti, AB sureci munasebetiyle demokratiklesme konusunda bircok iyilesmeler yapti (ki bu iyilesmelerin cogu direk biz Kurdleri ilgilendiriyordu); Ocalan'in emriyle 2004'te ateskesin bozulmasiyla bolgeye 250 binden fazla asker yigildi; cuntaci askerlerin eli guclendi. Semdinli, Diyarbakir ve benzeri yerlerde provokatif olaylar, faili mechul cinayetler bundan sonra basladi; APO'nun destegiyle buyuk moral elde eden askerler, OHAL'i resmi olarak geri getirmek icin cok ugrastilar, getiremediler ama orada gayri resmi bir askeri yonetim kurdular. APO sayesinde AB yoluyla demokratiklesme sureci de sekteye ugradi. PKK'nin, catismalari tekrar tirmandirmak icin 2004 yilini secmesi tesaduf degildi. Ergenekon Davasi'ndan ogrendigimiz kadariyla, Sener Eruygur ve darbeci arkadaslari, askeri bir darbe icin bircok darbe plani yapmislardi. Darbe sartlari olgunlasmadan darbe planlarinin hicbir ehemmiyeti olmadiginda, APO'yu darbe sartlarini olusturmak icin devreye soktular. Ayni destegi 2007'de de sagladi, cok tekrarladigim icin detaya girme geregi duymuyorum. APO'nun, “Demokratiklesme Acilimi”ni sabote etmek icin tekrar devreye sokulduguna sahit oluyoruz. Bu sefer, Ergenekon'un desteginden mahrum kaldigi icin manevra alani iyice daralan PKK yerine DTP'yi kullanarak darbecilere destek veriyor. Saglik sorunlari bahane; asil amaci "Derin devlet"e hizmettir. Kurdlerin ciddi sorunlari yerine APO'nun burun aktintisi ve bogaz kasintisiyla ugrasan DTP, “Demokratik Acilimi” sabote etmek icin tetikte bekliyor, APO'dan isaret bekliyordu sanki. DTP'deki bazi derin zevat, isaret alir almaz “Acilim macilim yok! Kapandi… Imrali'yla birlikte kapandi” diyerek sevinclerini dile getirmeleri bunu gosteriyor (parantez icin bir not; tabi "Acilim" onlarin iradesiyle baslamadigi icin onlarin cabasiyla da kapanmayacaktir; onlarinkisi bo$ hayal). Ayni kisiler, DTP'nin kapatilmasini da dort gozle bekliyorlar; partinin kapatilmamasina cok uzulecekler. Tipki Ergenekoncular gibi, DTP'deki bu siddet taraftari insanlar da kargasadan nemalaniyorlar. Guclerini fasist Kemalist rejimin Kurdlere karsi uyguladigi faili mechul cinayetlere, asimilasyona, zulumlere, baskilara, haksizlik ve hukuksuzluklara borcludurlar. Kaotik ortamlarda insanlar daha cok duygulariyla hareket ettiklerinden, Kurdlerin cogu da rejime olan nefretlerini DTP'ye oy vererek gosteriyorlar. Duygularin hakim oldugu kargasali bir ortamda kimse cikip “DTP Kurdlerin ciddi sorunlarindan cok APO'nun akan burnuyla ugrasiyor” diye sormayi akletmez. Bir kagit mendil alacak parasi bile olmayan insanlardan, ailesine katki saglamak icin soguk sokaklarda mendil satan cocuklara kadar binlerce insan, APO'nun abartili saglik sorunlari bahane edilerek kasitli olarak kabartilan duygularin etkisiyle cok basit bir burun akintisi bahanesiyle sokaklara dokuluyorlar. Ortam normallesse, duygular geri plana, akil da on plana cikar. Bu durumda Kurdlerin ekserisi, Ocalan'in sikayetlerinin ne kadar cocuksu ve basit oldugunu anlayacak. “Saglik sorunlari varsa, avukatlara degil, 24 saat hizmetinde bulunan doktorlara derdini anlatsin. Nezle olan adam avukata degil, doktora gider!” diye sormaya, APO'nun entrikalarini ciddi ciddi sorgulamaya baslayacaklar. Hatta sokaklarda mendil satan kucuk cocuklar bile “Sogukta burnum aktiginda gomlegimin kolunu kullaniyorum; o da kagit mendil kullansin!” demeye baslayacak, APO'nun cocuksu sikayetleriyle alay edecek. Dolayisiyla, dikkatler APO'nun akan burnundan, Kurdlerin ciddi sorunlarina yonelecek. Kurdlerin sorunlariyla ilgili ciddi projeleri olmayan, butun mesaisini ve enerjisini bir insan icin seferber eden DTP, bir "burun akintisi"yla insanlari sokaklara dokemeyecek, bir ka$inti bahanesiyle milyonlardan oy devsiremeyecek. Simdi rekabet etmeden, sadece kabartilan duygulardan nemalanan DTP, o zaman diger partilerle ciddi rekabet etmek zorunda kalacak. “APO irademizdir… Gunesimiz 6 metrekareye sigmaz!” gibi anlamsiz ve kuru sloganlara kimse fazla itibar etmeyecek; oy vermek icin ciddi projeler ve samimi hizmet isteyecekler. Bu da, haliyle, DTP'nin isine gelmiyor, gelmez; onun icin mevcut durumun devamini istiyor, sistemin demokratiklesmesine karsi cikiyor. DTP'nin simdiki halini, rekabete ve rakiplere tahammulu olmayan, 28 Subat Sureci'nin mimari, devletten beslenen Istanbul Dukasi'na benzetiyorum. Anadolu sermayesi ile rekabet etmek yerine, kontrollerindeki medya ile gaza getirdikleri apoletli cuntacilari devreye sokarak “Eyvah irtica” ve “Yesil sermaye” yaygaralariyla 28 Subat Surecini baslattilar, normal sartlarda rekabet edemedikleri rakiplerini etik disi yollarla tasfiye ettiler. DTP'nin de siyasi alanda ayni ucuzculuga kactigi gozden kacmiyor. Kurdlerin ciddi sorunlarini gozardi edip butun dikkatlerini APO'nun ciddiyetsiz sikayetlerine dikmelerinin sebebi budur. Cunku cantada keklik, hazir oy deposu olarak gordukleri halka degil, APO'ya muhtactirlar. Sistem demokratiklesse, baris tesis edilse “APO'nun burnu akiyor" yaygarasiyla milyonlari sokaga dokemeyecekler; APO'nun yapmacik sizlanmalariyla oy toplayamayacaklar. Ciddi projeler uretmeleri, projeleri halka kabul ettirip halki ikna etmeleri, geceli gunduzlu halka hizmet etmeleri gerekecek. Simdi bunlarin hicbirinin onemi yok; bir-iki slogan cekmek veya George Orwell'in "Hayvanlar Ciftligi" eserindeki kurnaz domuz Napoleon gibi "Ciftlik sahibi Bay Jones'in geri gelmesini istemezsiniz herhalde, himm?!" diye tehdit etmeleri yetiyor. 25 yildir devam eden kirli savas devam etmis, binlerce insan telef olmus, analar aglamis, umurlarinda bile degil. Cunku cogunun tuzu, en az Deniz Baykal'inki ve Genelkurmay Karargahi'ndaki cuntacilarinki kadar kuru. Savas alanlarina ve sokaklara surdukleri cocuklar arasinda birakin kendi evlatlarini, uzaktan akrabalarini dahi bulamazsiniz! Sokakta ta$ attigi icin polis tarafindan kulagindan tutulup nezarethaneye atilan cocuklar arasinda soyadi "Ocalan" veya "Ayna" olan birisine rastladiniz mi simdiye kadar? Iki uc aylik egitimle savas alanina gonderili tek kursunla oldurulen askerler arasinda da soyadi "Ba$bug", "Igsiz", "Buyukanit", "Baykal" veya "Bahceli" olani bulamazsiniz zaten. Farkli saflarda gorunseler de aslinda hepsi de ayni taraftadirlar. Hepsi $iddetten nemalaniyor! Bu boyle surmez, surmeyecek, surmemeli. Kurdler, er veya gec, “Ya degisirsiniz, ya da biz degistiririz" diyerek bu ciddiyetsizlige, lakaydliga el atacaklar, atmalidirlar. Ya bu beceriksiz ve basiretsiz siyasetcilerin pesinden gitmeye, onlarin koleligini yapmaya devam edip telef olacaklar, ya da onlari yola getirip kendilerine hizmetkar edecekler. Kurdler, kendini sagilacak inekler ve kurbanlik koyunlar olarak gorenlerden cok cekti; boyle “ukala efendiler”e ihtiyaclari yok, kendilerine hizmet edecek insanlara ihtiyaclari var! DTP'deki bu simariklik ve vurdumduymazlik, onlara simdiye kadar verdikleri destekten dolayi Kemalistlerin insafsiz saldirilarina ugrayan demokrat yazarlari bile cileden cikardilar. Mesela, “Apo'nun hücresi” baslikli yazisinda Mehmet Altan sunlari yaziyor (6 Aralik 2009, Star Gazetesi; http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/apo-nun-hucresi-229907.htm): “Türk demokrasi tarihi açısından dün çok önemli bir gündü... çünkü Ergenekon soruşturması kapsamında, darbe iddialarıyla ilgili ifadeye çağırılan... 2004 yılının Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı özden örnek Beşiktaş adliyesinde ‘şüpheli' sıfatıyla ifade veriyordu...” “Peki... Ta elli bin insanın öldürüldüğünden söz edildiği Dersim'den bu yana askeri vesayet rejiminin en ağır sillesini yiyip, en büyük acılarını çeken Güneydoğu ne yapıyordu? Şanlıurfa, Şırnak'ın Cizre, Hakkâri'nin Yüksekova ve Ağrı'nın Doğubayazıt ilçeleri kaynıyordu... Toplumsal kargaşanın sebebi bölge halkının yaşam koşulları değildi, Abdullah öcalan'ın cezaevi koşullarıydı... ülkenin Batı'sındaki tarihsel viraj, darbelerden en çok mağdur olan Güneydoğu'da sokağa dökülenlerin umurunda değildi.” “Hazin şartlarda yaşayan milyonlarca ‘yönetilen' insanın, daha iyi hayat koşulları ve demokratik gelişimden ziyade, yöneten ya da yönetmeye aday ‘tek adam'lara endeksli putlaştırma peşinde robotlaşarak bilinçsizce koşması, maalesef Şark'a özgü hazin bir komedi olmaya devam etmekte... Halkıyla değil, sadece ‘yönetmek' arzusuyla yanıp tutuşan bir siyasal ihtirasın kime ne faydası olabilir ki? örneğin, Güneydoğu'nun büyük bir yoksulluk sorunu var. Ben hiçbir Kürt politikacının ağzından bölgesel kalkınmayla ilgili tek satır duymadım. Ayrıca DTP yerel yönetimlerde iktidar ama yerel iktidar imkânlarını kendi halkı lehine kullanarak ne kadar bölgesel bir ferahlama getirdi acaba?” “Siyasetçinin ihtirası yedikçe açılan baobab ağacı gibi... Ve kendi ikbali dışında hiçbir şey umurunda değil. Kendinizi yok sayıp, kişilerin siyasal ihtirası peşinde kul köle olduğunuzda gözünüz körleşiyor, aklınız da felç oluyor ve bunu görmez oluyorsunuz...“ Ahmet Altan da 6 Aralik 2009 tarihli “İyi okuyun...” baslikli yazisinda (http://taraf.com.tr/makale/8879.htm) sunlari yaziyor: “Başkalarını bilmem ama benim bu çok kritik noktada DTP ile ilgili anlayamadığım bazı meseleler var. Darbeciler adliyeye gidiyor, Ergenekoncular yakalanıyor, demokrasi için hamleler yapılıyor, DTP bütün bunlar konusunda ne düşünüyor, politikası ne? DTP, kendi siyasi gücünü ve ağırlığını, bu gelişmelerin olması için çaba gösterenlerin yanına koyuyor mu? Koyuyorsa, bunu nasıl gösteriyor?” “Türkiye tarihinin en önemli günlerinden biri yaşanırken Güneydoğu'da büyük gösteriler oluyordu ve o gösterilerin bu hukuksal gelişmelerle hiç alakası yoktu. Apo'nun yaşam şartlarının kötüleşmesi Kürtler için önemlidir, bu hassasiyetlerini anlamak gerekir, peki, Türkiye'nin demokrasileşmesi için atılan adımların o hücre kadar önemi yok mu? DTP ve DTP'yi destekleyen Kürtler, Türkiye'nin demokrasi mücadelesiyle ilişkilerini kopardılar mı, demokrasi olup olmaması artık onları hiç ilgilendirmiyor mu, Türkiye'de demokrasi olup olmamasının kendi hayatlarını hiç etkilemeyeceğine inandılar mı?” Gölay Göktürk'un ayni gunku yazisi ise daha sert (http://www.nasname.com/tr/5510.html). DTP'nin Kurdlere ve Kurd Sorunu'na Fransiz kalisini su agir ifadelerle ozetliyor: "On yıllardır Kürt halkını inleten baskılar hafifliyormuş. Umurunda değil! Ergenekon Davası Fırat'ın doğusunu da aydınlatıyormuş; faili meçhuller birer birer meçhul olmaktan çıkıyormuş. Umurunda değil! Neymiş; öcalan'a karşı tutum her şeyin başıymış! Kürt halkından, Kürt halkının çıkarlarından bu kadar kopuk bir siyasi hareket olabilir mi?" Göktürk'un sert elestirilerinden APO da nasibini aliyor: "'Lider' dedikleri o kişinin çapsızlığını, ilkelliğini de mi göremiyorlar? Nasıl oluyor da, o abuk subuk 'tahlilleri' ciddiye alabiliyorlar? Ne dediği asla anlaşılmayan o cümle bozuntularını 'önderimizin dediği gibi' diyerek birbirlerine aktarmaktan nasıl oluyor da hicap duymuyorlar? Düşük olmayan tek bir cümle kuramayan bir fikir fukarasını nasıl oluyor da 'önder' ilan edebiliyorlar? (...) Derin devletin karanlık mahfilleriyle karanlık ilişkiler içine giren, muhaliflerini gözünü kırpmadan infaz eden bir despotun arkasında 'hak ve özgürlük mücadelesi' verilebileceğine nasıl inanıyorlar?" Simdiye kadar DTP'yi destekleyen, hic olmazsa ulusalcilar gibi insafsizca elestirmeyen demokrat yazarlarin DTP'ye bakisi boyle... Ya biz Kurdler?! Bu simarik, beceriksiz, vurdumduymaz siyasetcilerin pesinden gitmeye devam edecek miyiz? Ciddi ciddi dusunme zamanidir... Ya bunlarin pesinden gitmeye devam edip, kecinin pesine takilip ucurumdan duserek telef olan koyunlar gibi topyekun telef olacagiz, ya da aklimizi basimiza alip kendi yolumuzu cizecegiz. Gercekleri oldugu gibi onumuze yigilmis durumda. Genelkurmay Karargahi'ndaki cuntacilarla APO'nun el ele calistigi, DTP'nin de APO'nun kontrolunde oldugu ayan beyan ortada. Son 25 senedir ortaklasa yuruttukleri bu kirli savasin ortaklari bunlar. Kurdistan'daki faili mechul cinayetlerin mahkemeye tasindigi, canilerde hesap sorulmaya baslandigi bir donemde APO/PKK/DTP'nin ortaligi karistirmasi tesaduf olamaz. O faili mechul cinayetlerin yarisi JITEM gibi resmi cinayet makineleri tarafindan islense de diger yarisi "Derin devlet"in gayri resmi cinayet sebekesi PKK tarafindan islenmistir. Sorusturmalar genislese APO'nun islettigi faili mechul cinayetler de gundeme gelecek. APO'daki tedirginlik bundan olmasin sakin! Yakalandiginda alel acele gecistirilen, cok hizli bir sekilde bitirilen sorgulamasi, Ergenekon Davasi munasebetiyle tekrar yargilansa kim bilir neler ortaya cikacak. Bir burun akintisi icin ortaligi cehenneme cevirmesi bosuna degil. Biz Kurdler, kani bes kurus etmeyen, bir kurus menfaat ve bir makam icin bircok insani feda etmekten cekinmeyen bu ruhsuz insanlara karsi uyanik olmak, onlardan hesap sormak zorundayiz. 7 Aralik 2009