APO'sunun DTP'si
Butun mesaisini bir tek adama harcayan, Kurdlerin ciddi sorunlari yerine APO'nun burun aktintisi, kasinti ve kasilmasiyla ilgilenen DTP, "Demokratik Acilimi" sabote etmek icin ugrasiyor. DTP'deki derin bazi zevat, "Acilim macilim yok! Kapandi… Imrali'yla birlikte kapandi" diye sevincten avuclarini ovusturuyorlar.
-------------------------xxx---------------------
APO'sunun DTP'si
Genelkurmay'daki cuntacilara bakarak tarz gelistiren “Pasasinin APO'su”ndan sonra, Ocalan'in direktifleri dogrultusunda hareket eden (bu konuda haksiz da sayilmazlar, cunku varliklarini Ocalan'a borclular) “APO'sunun DTP'si”ne deginmek istiyorum.
8 Aralik'ta (2009) DTP hakkinda acilan kapatma davasi gorusulecek. Raportorun gorusu “kapatilsin” yonunde. Anayasa Mahkemesi'nin yapisi ve “Pasasinin Mahkemesi“ olma ozelligi kapatma ihtimalini kuvvetlendiriyor.
Yazilarimi takip edenler bilir, Kurd Hareketi'ni siddet arenasindan demokratik zemine cekme araci olmasindan dolayi DTP'nin varligini ve Meclis'te bulunmasini onemseyen, destekleyen biriyim. Icindeki “derin” mihraklara ragmen bu destegim devam ediyor. Yani, DTP'nin kapatilmasina kesin karsiyim.
Koseye sikisan Ergenekonculara, onlarin Genelkurmay Karargahi'ndaki dostlari darbecilere/cuntacilara ve butun bu illegal yapilarin manevi babaligini yapan “Derin Cemaat”e rahat nefes aldirmak icin DTP'yi kapatabilirler, buyuk ihtimalle de kapatacaklar.
Malumdur, karanlik mihraklar, kendileri gibi karanlik ortama, dumanli havaya ve bulanik suya muhtactirlar; kargasa, teror ve kaostan beslenirler. Demokratik sistemden, seffaf yonetimden hazetmezler. DTP'yi kapatarak Kurdleri sokaklara dokmek, Kurdlerin icine serpistirilecek provokatorlerle (Diyarbakir ve Tokat'ta goreve basladilar bile) ulkeyi kaosa suruklemek, kaostan yararlanarak ipleri tekrar ele gecirmeye calisiyorlar.
APO da onlarin hesabina calistigi icin, kaos olusturma isleri hic de zor olmayacak (ipi tekrar ele gecirmeleri ise imkansiz artik). DTP, halki sokaklara dokerek APO'nun patronu "Derin devlet"e hizmete hizli basladi. Derin devlet ne zaman kargasa yaratmaya niyetlense, APO hemen devreye giriyor. Simdiye kadar PKK'sini devreye sokan APO, simdi DTP'yi devreye soktu.
Tekrar hatirlatalim, AK Parti Hukumeti, AB sureci munasebetiyle demokratiklesme konusunda bircok iyilesmeler yapti (ki bu iyilesmelerin cogu direk biz Kurdleri ilgilendiriyordu); Ocalan'in emriyle 2004'te ateskesin bozulmasiyla bolgeye 250 binden fazla asker yigildi; cuntaci askerlerin eli guclendi. Semdinli, Diyarbakir ve benzeri yerlerde provokatif olaylar, faili mechul cinayetler bundan sonra basladi; APO'nun destegiyle buyuk moral elde eden askerler, OHAL'i resmi olarak geri getirmek icin cok ugrastilar, getiremediler ama orada gayri resmi bir askeri yonetim kurdular. APO sayesinde AB yoluyla demokratiklesme sureci de sekteye ugradi.
PKK'nin, catismalari tekrar tirmandirmak icin 2004 yilini secmesi tesaduf degildi. Ergenekon Davasi'ndan ogrendigimiz kadariyla, Sener Eruygur ve darbeci arkadaslari, askeri bir darbe icin bircok darbe plani yapmislardi. Darbe sartlari olgunlasmadan darbe planlarinin hicbir ehemmiyeti olmadiginda, APO'yu darbe sartlarini olusturmak icin devreye soktular. Ayni destegi 2007'de de sagladi, cok tekrarladigim icin detaya girme geregi duymuyorum.
APO'nun, “Demokratiklesme Acilimi”ni sabote etmek icin tekrar devreye sokulduguna sahit oluyoruz. Bu sefer, Ergenekon'un desteginden mahrum kaldigi icin manevra alani iyice daralan PKK yerine DTP'yi kullanarak darbecilere destek veriyor. Saglik sorunlari bahane; asil amaci "Derin devlet"e hizmettir.
Kurdlerin ciddi sorunlari yerine APO'nun burun aktintisi ve bogaz kasintisiyla ugrasan DTP, “Demokratik Acilimi” sabote etmek icin tetikte bekliyor, APO'dan isaret bekliyordu sanki. DTP'deki bazi derin zevat, isaret alir almaz “Acilim macilim yok! Kapandi… Imrali'yla birlikte kapandi” diyerek sevinclerini dile getirmeleri bunu gosteriyor (parantez icin bir not; tabi "Acilim" onlarin iradesiyle baslamadigi icin onlarin cabasiyla da kapanmayacaktir; onlarinkisi bo$ hayal).
Ayni kisiler, DTP'nin kapatilmasini da dort gozle bekliyorlar; partinin kapatilmamasina cok uzulecekler. Tipki Ergenekoncular gibi, DTP'deki bu siddet taraftari insanlar da kargasadan nemalaniyorlar. Guclerini fasist Kemalist rejimin Kurdlere karsi uyguladigi faili mechul cinayetlere, asimilasyona, zulumlere, baskilara, haksizlik ve hukuksuzluklara borcludurlar. Kaotik ortamlarda insanlar daha cok duygulariyla hareket ettiklerinden, Kurdlerin cogu da rejime olan nefretlerini DTP'ye oy vererek gosteriyorlar.
Duygularin hakim oldugu kargasali bir ortamda kimse cikip “DTP Kurdlerin ciddi sorunlarindan cok APO'nun akan burnuyla ugrasiyor” diye sormayi akletmez. Bir kagit mendil alacak parasi bile olmayan insanlardan, ailesine katki saglamak icin soguk sokaklarda mendil satan cocuklara kadar binlerce insan, APO'nun abartili saglik sorunlari bahane edilerek kasitli olarak kabartilan duygularin etkisiyle cok basit bir burun akintisi bahanesiyle sokaklara dokuluyorlar.
Ortam normallesse, duygular geri plana, akil da on plana cikar. Bu durumda Kurdlerin ekserisi, Ocalan'in sikayetlerinin ne kadar cocuksu ve basit oldugunu anlayacak. “Saglik sorunlari varsa, avukatlara degil, 24 saat hizmetinde bulunan doktorlara derdini anlatsin. Nezle olan adam avukata degil, doktora gider!” diye sormaya, APO'nun entrikalarini ciddi ciddi sorgulamaya baslayacaklar.
Hatta sokaklarda mendil satan kucuk cocuklar bile “Sogukta burnum aktiginda gomlegimin kolunu kullaniyorum; o da kagit mendil kullansin!” demeye baslayacak, APO'nun cocuksu sikayetleriyle alay edecek.
Dolayisiyla, dikkatler APO'nun akan burnundan, Kurdlerin ciddi sorunlarina yonelecek. Kurdlerin sorunlariyla ilgili ciddi projeleri olmayan, butun mesaisini ve enerjisini bir insan icin seferber eden DTP, bir "burun akintisi"yla insanlari sokaklara dokemeyecek, bir ka$inti bahanesiyle milyonlardan oy devsiremeyecek.
Simdi rekabet etmeden, sadece kabartilan duygulardan nemalanan DTP, o zaman diger partilerle ciddi rekabet etmek zorunda kalacak. “APO irademizdir… Gunesimiz 6 metrekareye sigmaz!” gibi anlamsiz ve kuru sloganlara kimse fazla itibar etmeyecek; oy vermek icin ciddi projeler ve samimi hizmet isteyecekler. Bu da, haliyle, DTP'nin isine gelmiyor, gelmez; onun icin mevcut durumun devamini istiyor, sistemin demokratiklesmesine karsi cikiyor.
DTP'nin simdiki halini, rekabete ve rakiplere tahammulu olmayan, 28 Subat Sureci'nin mimari, devletten beslenen Istanbul Dukasi'na benzetiyorum. Anadolu sermayesi ile rekabet etmek yerine, kontrollerindeki medya ile gaza getirdikleri apoletli cuntacilari devreye sokarak “Eyvah irtica” ve “Yesil sermaye” yaygaralariyla 28 Subat Surecini baslattilar, normal sartlarda rekabet edemedikleri rakiplerini etik disi yollarla tasfiye ettiler. DTP'nin de siyasi alanda ayni ucuzculuga kactigi gozden kacmiyor. Kurdlerin ciddi sorunlarini gozardi edip butun dikkatlerini APO'nun ciddiyetsiz sikayetlerine dikmelerinin sebebi budur. Cunku cantada keklik, hazir oy deposu olarak gordukleri halka degil, APO'ya muhtactirlar.
Sistem demokratiklesse, baris tesis edilse “APO'nun burnu akiyor" yaygarasiyla milyonlari sokaga dokemeyecekler; APO'nun yapmacik sizlanmalariyla oy toplayamayacaklar. Ciddi projeler uretmeleri, projeleri halka kabul ettirip halki ikna etmeleri, geceli gunduzlu halka hizmet etmeleri gerekecek. Simdi bunlarin hicbirinin onemi yok; bir-iki slogan cekmek veya George Orwell'in "Hayvanlar Ciftligi" eserindeki kurnaz domuz Napoleon gibi "Ciftlik sahibi Bay Jones'in geri gelmesini istemezsiniz herhalde, himm?!" diye tehdit etmeleri yetiyor.
25 yildir devam eden kirli savas devam etmis, binlerce insan telef olmus, analar aglamis, umurlarinda bile degil. Cunku cogunun tuzu, en az Deniz Baykal'inki ve Genelkurmay Karargahi'ndaki cuntacilarinki kadar kuru. Savas alanlarina ve sokaklara surdukleri cocuklar arasinda birakin kendi evlatlarini, uzaktan akrabalarini dahi bulamazsiniz! Sokakta ta$ attigi icin polis tarafindan kulagindan tutulup nezarethaneye atilan cocuklar arasinda soyadi "Ocalan" veya "Ayna" olan birisine rastladiniz mi simdiye kadar? Iki uc aylik egitimle savas alanina gonderili tek kursunla oldurulen askerler arasinda da soyadi "Ba$bug", "Igsiz", "Buyukanit", "Baykal" veya "Bahceli" olani bulamazsiniz zaten. Farkli saflarda gorunseler de aslinda hepsi de ayni taraftadirlar. Hepsi $iddetten nemalaniyor!
Bu boyle surmez, surmeyecek, surmemeli. Kurdler, er veya gec, “Ya degisirsiniz, ya da biz degistiririz" diyerek bu ciddiyetsizlige, lakaydliga el atacaklar, atmalidirlar. Ya bu beceriksiz ve basiretsiz siyasetcilerin pesinden gitmeye, onlarin koleligini yapmaya devam edip telef olacaklar, ya da onlari yola getirip kendilerine hizmetkar edecekler. Kurdler, kendini sagilacak inekler ve kurbanlik koyunlar olarak gorenlerden cok cekti; boyle “ukala efendiler”e ihtiyaclari yok, kendilerine hizmet edecek insanlara ihtiyaclari var!
DTP'deki bu simariklik ve vurdumduymazlik, onlara simdiye kadar verdikleri destekten dolayi Kemalistlerin insafsiz saldirilarina ugrayan demokrat yazarlari bile cileden cikardilar. Mesela, “Apo'nun hücresi” baslikli yazisinda Mehmet Altan sunlari yaziyor (6 Aralik 2009, Star Gazetesi; http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/apo-nun-hucresi-229907.htm):
“Türk demokrasi tarihi açısından dün çok önemli bir gündü... çünkü Ergenekon soruşturması kapsamında, darbe iddialarıyla ilgili ifadeye çağırılan... 2004 yılının Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı özden örnek Beşiktaş adliyesinde ‘şüpheli' sıfatıyla ifade veriyordu...”
“Peki... Ta elli bin insanın öldürüldüğünden söz edildiği Dersim'den bu yana askeri vesayet rejiminin en ağır sillesini yiyip, en büyük acılarını çeken Güneydoğu ne yapıyordu? Şanlıurfa, Şırnak'ın Cizre, Hakkâri'nin Yüksekova ve Ağrı'nın Doğubayazıt ilçeleri kaynıyordu... Toplumsal kargaşanın sebebi bölge halkının yaşam koşulları değildi, Abdullah öcalan'ın cezaevi koşullarıydı... ülkenin Batı'sındaki tarihsel viraj, darbelerden en çok mağdur olan Güneydoğu'da sokağa dökülenlerin umurunda değildi.”
“Hazin şartlarda yaşayan milyonlarca ‘yönetilen' insanın, daha iyi hayat koşulları ve demokratik gelişimden ziyade, yöneten ya da yönetmeye aday ‘tek adam'lara endeksli putlaştırma peşinde robotlaşarak bilinçsizce koşması, maalesef Şark'a özgü hazin bir komedi olmaya devam etmekte... Halkıyla değil, sadece ‘yönetmek' arzusuyla yanıp tutuşan bir siyasal ihtirasın kime ne faydası olabilir ki? örneğin, Güneydoğu'nun büyük bir yoksulluk sorunu var. Ben hiçbir Kürt politikacının ağzından bölgesel kalkınmayla ilgili tek satır duymadım. Ayrıca DTP yerel yönetimlerde iktidar ama yerel iktidar imkânlarını kendi halkı lehine kullanarak ne kadar bölgesel bir ferahlama getirdi acaba?”
“Siyasetçinin ihtirası yedikçe açılan baobab ağacı gibi... Ve kendi ikbali dışında hiçbir şey umurunda değil. Kendinizi yok sayıp, kişilerin siyasal ihtirası peşinde kul köle olduğunuzda gözünüz körleşiyor, aklınız da felç oluyor ve bunu görmez oluyorsunuz...“
Ahmet Altan da 6 Aralik 2009 tarihli “İyi okuyun...” baslikli yazisinda (http://taraf.com.tr/makale/8879.htm) sunlari yaziyor:
“Başkalarını bilmem ama benim bu çok kritik noktada DTP ile ilgili anlayamadığım bazı meseleler var. Darbeciler adliyeye gidiyor, Ergenekoncular yakalanıyor, demokrasi için hamleler yapılıyor, DTP bütün bunlar konusunda ne düşünüyor, politikası ne? DTP, kendi siyasi gücünü ve ağırlığını, bu gelişmelerin olması için çaba gösterenlerin yanına koyuyor mu? Koyuyorsa, bunu nasıl gösteriyor?”
“Türkiye tarihinin en önemli günlerinden biri yaşanırken Güneydoğu'da büyük gösteriler oluyordu ve o gösterilerin bu hukuksal gelişmelerle hiç alakası yoktu. Apo'nun yaşam şartlarının kötüleşmesi Kürtler için önemlidir, bu hassasiyetlerini anlamak gerekir, peki, Türkiye'nin demokrasileşmesi için atılan adımların o hücre kadar önemi yok mu? DTP ve DTP'yi destekleyen Kürtler, Türkiye'nin demokrasi mücadelesiyle ilişkilerini kopardılar mı, demokrasi olup olmaması artık onları hiç ilgilendirmiyor mu, Türkiye'de demokrasi olup olmamasının kendi hayatlarını hiç etkilemeyeceğine inandılar mı?”
Gölay Göktürk'un ayni gunku yazisi ise daha sert (http://www.nasname.com/tr/5510.html). DTP'nin Kurdlere ve Kurd Sorunu'na Fransiz kalisini su agir ifadelerle ozetliyor: "On yıllardır Kürt halkını inleten baskılar hafifliyormuş. Umurunda değil! Ergenekon Davası Fırat'ın doğusunu da aydınlatıyormuş; faili meçhuller birer birer meçhul olmaktan çıkıyormuş. Umurunda değil! Neymiş; öcalan'a karşı tutum her şeyin başıymış! Kürt halkından, Kürt halkının çıkarlarından bu kadar kopuk bir siyasi hareket olabilir mi?"
Göktürk'un sert elestirilerinden APO da nasibini aliyor: "'Lider' dedikleri o kişinin çapsızlığını, ilkelliğini de mi göremiyorlar? Nasıl oluyor da, o abuk subuk 'tahlilleri' ciddiye alabiliyorlar? Ne dediği asla anlaşılmayan o cümle bozuntularını 'önderimizin dediği gibi' diyerek birbirlerine aktarmaktan nasıl oluyor da hicap duymuyorlar? Düşük olmayan tek bir cümle kuramayan bir fikir fukarasını nasıl oluyor da 'önder' ilan edebiliyorlar? (...) Derin devletin karanlık mahfilleriyle karanlık ilişkiler içine giren, muhaliflerini gözünü kırpmadan infaz eden bir despotun arkasında 'hak ve özgürlük mücadelesi' verilebileceğine nasıl inanıyorlar?"
Simdiye kadar DTP'yi destekleyen, hic olmazsa ulusalcilar gibi insafsizca elestirmeyen demokrat yazarlarin DTP'ye bakisi boyle... Ya biz Kurdler?! Bu simarik, beceriksiz, vurdumduymaz siyasetcilerin pesinden gitmeye devam edecek miyiz? Ciddi ciddi dusunme zamanidir... Ya bunlarin pesinden gitmeye devam edip, kecinin pesine takilip ucurumdan duserek telef olan koyunlar gibi topyekun telef olacagiz, ya da aklimizi basimiza alip kendi yolumuzu cizecegiz.
Gercekleri oldugu gibi onumuze yigilmis durumda. Genelkurmay Karargahi'ndaki cuntacilarla APO'nun el ele calistigi, DTP'nin de APO'nun kontrolunde oldugu ayan beyan ortada. Son 25 senedir ortaklasa yuruttukleri bu kirli savasin ortaklari bunlar.
Kurdistan'daki faili mechul cinayetlerin mahkemeye tasindigi, canilerde hesap sorulmaya baslandigi bir donemde APO/PKK/DTP'nin ortaligi karistirmasi tesaduf olamaz. O faili mechul cinayetlerin yarisi JITEM gibi resmi cinayet makineleri tarafindan islense de diger yarisi "Derin devlet"in gayri resmi cinayet sebekesi PKK tarafindan islenmistir. Sorusturmalar genislese APO'nun islettigi faili mechul cinayetler de gundeme gelecek. APO'daki tedirginlik bundan olmasin sakin! Yakalandiginda alel acele gecistirilen, cok hizli bir sekilde bitirilen sorgulamasi, Ergenekon Davasi munasebetiyle tekrar yargilansa kim bilir neler ortaya cikacak. Bir burun akintisi icin ortaligi cehenneme cevirmesi bosuna degil.
Biz Kurdler, kani bes kurus etmeyen, bir kurus menfaat ve bir makam icin bircok insani feda etmekten cekinmeyen bu ruhsuz insanlara karsi uyanik olmak, onlardan hesap sormak zorundayiz.
7 Aralik 2009



Yorumlar (9 gönderildi):
Ayna'nın Apo su, Her şey tamam iyide peki Ergenekon milisliğini soyunan dtp nin derdi nedir?Peki dtp nin derdi anlaşıldı açılımdan çok korkuyorlar nede bilinmez.Ama onlara alet olan çocukların ana babaları neden ses çıkartmaz?Korkudanmı?Maaşmı alıyorlar?Onlarda aynı kafadanmı?Ben bu soruların cevabını bilemiyorum.
Anladığım şuki dtp Allah mufaza iktidar olsa hitlerden Kemalizmden daha beter zalim olurlar düşüncesindeyim.
Ceylana uzananların Elleri kırılsın deyip lanetlemiştik.Ama aynı yaştaki dtp paralı çocukların belediye otobüsünü ateşe verdiklerinde otobüs içinde aynı yaşta bir kız evladı yandı inleye inleye öldü haninerde vicdanlar hümanistler hak arayıcıları?Dilleri susumuş gözleri görmüyorsa vidanlarıdamı tefessüh etmiş?
Gidiş hiçde iç açıcı değil.dtp liler bu işi dashada tırmandırırsa;Ali TA^'ın söylediğini bende onaylarım.*Eğer sizler paralı askerler değilseniz ve bu kendini bilmezlik kürtlerin desteğini alırsa, bilin ki kürtlerin helakı helaldır. Tarihte belki de ilk defa dünya ve Türkiye kürtlerin haksızlığa uğradığını ve haklarının verilmesi gerektiği konusunda birleşmişken sizlerin bu ihanetiyle malesef her şey yok olmak üzere. Unutmayın bu günlerde sizin attığınız her taş, her kurşun, her bomba, cellatlarınızın ensesini kalınlaştırır.Ali Taş.
Teknoloji harikası robotlar günümüz dünyasında çok önemli bir yer tutuyor.
Mutfaklarda harikalar yaratan robotlar hayatın diğer alanlarındada boy göstermeye başladı.
İnsan oğlu bu mükemel objeyi fabrikalarda insanların yerine kulanımda büyük paralar edindiler.
Teknolojik olarak büyük gelişmeler kayd eden ülkeler robotları askeri savaşlarda kulandığı bilinmektedir.
bu mükemel aygıt gerektiğinde uzakta kumandayla rahatlıkla kulanılabilen bir özeliğe sahiptir.Bu cansız varlıkların hareket edebilmeleri için hangi alanda kulanılıyorsa veya hangi amaca uygun yönlendiriliyorsa ona uygun bilgiler bir cip aracılığıyla robotun beynine yöklenilir ve robot proğramlandığı yörüngede yanı istikamette doğru faaliyetini sördürür.
Şimdi diyeceksiniz bu nerden çıktı müsadeniz varsa izah edyim DTP DÜNYADA BİR İLKE İMZA ATARAK Çağın harikası olan bu makinaları siyaset dünyasına taşımayı başardılar.
Artık bunda böyle robotsal siyaset devri başlamıştır herkese duyrulur....
DTPsinin eş başkanlığını yapan bu hanım efendinin siyasal yaşamına baktığım zaman kendi öz düşüncesine uygun olmayan söylem ve beyanatlarından bu sonucu çıkardım. bilmem yanılıyormuyum.
kendisiyle birebir gürüşmelerimizde çok farklı bir pozisyon sergileyen sayın emine ayna,ahmet türk asyel tuğluk nasıl olur böyle birden bire bekalemun gibi renk değiştirdiklerini aklım almıyor......
Tanınmış bir DTP yöneticisi CNN Türk'ün 'Perde Arkası' programına şu açıklamayı yaptı: ''Artık dayanamıyorum. Parti kapatılsa da kurtulsak.''
CNN Türk'te her pazartesi günü saat 13.00'de Fatih Çekirge ve Yavuz Oğhan'ın yaptığı programa dün katılan CNN Türk Ankara Haber Müdürü Hande Fırat DTP'nin tanınmış yöneticisi ile yaptığı konuşmayı şöyle aktardı:
''Kendisiyle telefonla konuştuğum DTP'li yönetici aynen şöyle söylüyor. (Emine Ayna'nın sözünü kastederek) Böyle söz olur mu? Dünya dağa çıksa ne olacak? Bu artık olacak iş değil. Partiyi kapatsalar da kurtulsam.''
Hande Fırat'ın aktardığı bu önemli gelişmeyi Fatih Çekirge ise şöyle yorumladı: Bu sözler DTP'de demokratik bir yapı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Belli ki parti legal yöneticilerinin dışında İmralı ve birileri tarafından yönetiliyor. Bu durumda şunu söylememiz gerekir. Demokratik açılım isteyen partinin kendisi demokratik değil. irleşmeyi isteyen partinin kendisi sivil değil. Partiyi Kandil'deki silahlı güçler kontrol ediyor.
bunlar 10 sene once soylense dtp milletvekilleri dahi inanamazdi,su an oluyor bunlar ve erdoganin yaptigi acilimi dtp sadece erdogana saldirma ozgurlugu olarak algiliyor,,erdogan turk halkinin buyuk kismini karsisina aldi bu baris icin ,ki kendi oy potansiyeli olanlar,erdogana kizdi ,,fakat adam deniyor,anlatmaya calisiyor,fakat diger yanda baris isteyen insanlarin oyu ile gelen ,baris ve ozgurluk lafindan baska laf bilmeyen dtp ,oy kaygisi olmadigi halde barisi proveke ediyor,,
akli basinda insan bunlari dusunur bunlari anlar,demek kandan oy hesabi yapanlar sadece mhp liler degil..bugun hakan albayrak diye bir yazar yeni safak da bir yazi yazmis,ya olay bu kadar sade basit aciklanir,ki haber turk bas sayfasina koymus,demekki bu ulkede turk aydinlar dtp nin acilim provakasyonunu kurt aydinlardan daha net goruyor yada kurt aydinlar korkuyor..
Apo/PKK'nın terörist dewletin uzantıları ve hizmetçileri olduğunu seneler önce yazmıştım. Kendi içinde binlerce Kurd öldüren, sadece Awrupa'da verdiği emirle 35 Kurd öldürüp CHP, MHP, ÃŽP ye dokunmamış bir kişi ve haraket Kürd ve Kurdistani değildir,
olamaz. Köle ve uşakları bana, cezalandırdıkları 2 T-C. işkencecisinin ismini vermedikleri gibi, Abdo denen o düşmanın Kürd ülke ve halk sevgisini ifade eden 2 cümlesini de veremediler. Maske düşüyor, kelle görüniyor. Gün be gün…
Mazlum Kürt Halkinin ahini aliyorsunuz ve onu temsil etmekten cok uzaksiniz. En son Tokat eylemiyle kürt Halkina Tokat attildigini unutmayin. Bunu altindan cikmani bir yolu var Cikin ve bu komployu lanetleyin. Yoksa tarih önünde , insanlik önünde , Kürt halkinin belleginde provakator, kontra siyasetciler olarak kalacaksiniz. Unutmayin,bugün meydanlara inen Halk yarin mezarlari doldurabilir, ve buna zilgit cekecek cok Kürt düsmani var. Düsmana hizmet etmeyin. Zalimlere, Ergenokan kan emicilerine hizmet etmeyin. Iradenizi kullanin eger varsa birazcik.
Sizi selamlamiyorum taki bu konuda aciklama yapilana kadar. Büyük bir oyon bu, uyanin. 1993 ten kötü olur dedik, dediniz,pravokasyonlar var dedik, dediniz. Iste bu yol ayirimir. Demokrasiden , insan haklarindan,ve gercekten Türk ve kürt haklini kardesliginden yanaysak bu kontra eylemi en sidettli sekilde kinamak insanlik , devrimcilik, yurtseverlik, demokratligin geregidir. Ya bunun sorumlulugunu alacaksiniz, yada tarih önünde yüzü kara olacaksiniz. bahti kara kürt halkinin en büyük bahtsizligi sizin gibi Güce tapan, korkak, silik ve sürü piskolosoyle harekt eden akli bir karis havada siyasetcilerce temsil ediliyor olmasidir.
Yaziktir Kürt halkina, yaziktir Türk halkina. o güzelim ülkeye yazik. O ciwanim genclere yazik. Ayiptir. Ey DTP siyasetcileri düsünün bir kere daha Emine Ayna hanimefendi eylemden iki gün önce "acilim bitmistir " derken kime hizmet ettigini, eline verilen notu okumkaktan baska hic bir fonksiyonu olmayan sözcü roluyle bir haklin, bir cografyanin atese gittini göremeyecek kadar kördü.
Miletvekiligi nerde sen nerde. Hele Van da. Ozdal efendi ya sen.. Ayiptir ayip . ama ayibi görmeye de cesaret ister. Sayin Ahmet Türk bu konuda sorumluluk almali. Ahmet abi sana sesleniyorum 10 yildir sürgünde yasiyorum, mücadeleden kopmadik, ülke özlemiyle yandik tutustuk. Heyecanladik, umutlandik , filizlenen Baris agacina umut bagladik. Bu birkac ayda cok güzel seyler oldu. Görmek istersek eger. Kürt halkinin kanina eli bulasmis, caniler simdilerde Mahkeme önünde hesap veriyorlar. Devami gelecekti, buna inanîyordum. Siz inanmiyormusunuz.
Isvicrede yasan bir Mülteci ögretmen
İslamiyet arabistanda hızla yayılırken mücavir diğer halklar ve kavimler yayılan dinin öncüleriyle pazarlık yaparken,kendi toplumlarının yararı adına ve Potansiyel güç karşısında barış yaparken,halkları ekonomik yönden güçlenirken onların torunları bu günkü süreçlerde kendilerini temsil eden bir devlet zırhı içinde güvencededirler..
Gelelim tarihsel süreçlerdeki Kürdlerin İslama karşı direniş süreçlerine.
Kürdler diğer halklar gibi,İslamiyeti masa başında kabul etmedi,islam ordularına karşı direndi ve hiç bir kavimin kaybetmediği binlerce can'ın yüz bin katını bedel olarak ödedi.
İşte bu nedenle islamın kabulu için büyük bedel ödeyen Kürdler bu günkü süreçte İslamı ençok savunan kavimdir.
Her ulus,İslamı kendi çıkarına göre yorumlayıp kullanırken !Kürdlerin devlet ve Ulus olma şansları olmadığından İslamiyeti en saf ve dürüst şekliyle uygulayan tek milletir.
Aslında esas konu Emine aynaydı,ama emine ayna bana göre birilerinin yansımasıdır ki,önemli olan(şeytanın mı!Meleğin mi) kimlerin yansıması olduğu belli.
Osmanlılarda patişahın en gözdesi kimdi bilirsiniz!soytarı,çünkü patişahı eylendirirdi okadar.
Ama halk arasında adı soytarıydı ve halk O soytarıyla alay ederdi ve İNSAN yerine koymazdı.
İşte Kürdler adına konuşan,ama Kürdü küçümseyen ve Kürdün özgürleşmesinden intikam alan iki yüzlü bir şeytanın temsilcisi.
O kadar ezilmişlerki,en yakınları tarafından,intikamını kürdlerden almayı zevk bilirler,başka halklar bunları adam yerine koymazlarya'inat olsun kürdü yok ederler,başkalrı onları adam zannetsin diye..
İşte,Öcalan-PKK-DTP başkaları onları adam saysın diye ,kürdü yok etme asalet budalalığı denilen hastalık ve ihanet...
Yorum yaz