Karayılan Ve Kemalist Kürd Hareketi “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”ndan Korkuyorlar
Burkay ve Güçlü’den cesaret alan, PKK içinden veya dışından, farklı kişiler ortaya çıkıp mini bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu sayılan Terör Alt Komisyonu’na farklı bilgiler sunup tüyler ürpertici gerçeklerden bahsetseler… PKK tarafından işlenen vahşetleri anlatıp “Ölüm tarlaları”nın yerlerini gösterseler… Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın emriyle kazılar yapılsa ve topraktan yüzlerce iskelet çıkartılsa… JİTEM ile PKK tarafından katledilen Kürdlerin aynı “Ölüm tarlaları”na gömüldükleri ortaya çıksa ve bu gerçekten hareketle JİTEM ve PKK’nın aynı amaç için aynı merkezden yönetildiği kanaatine varılsa…
Geçenlerde Fırat Ajansı ’na konuşan Cemal kod Murat Karayılan, isim vermeden sayın Kemal Burkay’a çok ağır hakaretlerde bulundu. Daha önce “ajan” “psikopat” ve benzeri aşağılayıcı sıfatlar kullanmıştı ama bu seferki ifadeler, Karayılan’ın oldukça zıvanadan çıktığını gösteriyor. Kimyaları bozulduğu için, bütün Kemalist Kürd Hareketi mensuplarının da Karayılan ile aynı psikolojiyi taşıdıkları muhakkaktır.
Burkay’ın Ali Fırat kod Abdullah Öcalan ve örgütü hakkında söyledikleri, eskiden beri yazdıklarıyla aynıdır. Yani, aslında yeni söylenmiş birşey yok ortada. Tek fark, ulusal medyaya verdiği demeçler aracılığıyla eskiye nazaran daha geniş kitlelere mesajını iletebiliyor olmasıdır.
Sayın Burkay’ın bahsettiği, PKK’yi devletin parası ve elemanıyla Kurduğu ve 3 yıl boyunca devletin her dediğini yaptığı itirafı (“bugün para alan, yarın emir alır” misali) gibi bazı hakikatlerin kaynağı bizzat Öcalan’dır.
Öcalan’ın mutlak teslimiyet ifade eden ve artık klasikleşmiş “Anam da Türk’tür... Türkiye'yi seviyorum. Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum” gibi sözlerini hatırlatmaya gerek yok; herkes biliyor artık. Ama mesela, “Büyük Atatürk’ün Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmek acılarımı biraz olsun hafifletecektir”; “Demokratik cumhuriyet Atatürk’ün hediyesiydi. Bunu geliştirmek bizim görevimizdir”; “Geçen haftalarda Orduya çağrı yaptım. Atatürkçü çizgiye sahip çıkın dedim”; “Barzani ve Talabani bağımsız devlet kurmak istiyorlar. İlkel milliyetçi ve emperyalizm uşağıdırlar. Bunlar Türkiye için tehlikelidirler. Kemalistleri göreve davet ediyorum” gibi sözlerini hatırlatmakta her zaman fayda vardır.
Burkay’ın ulusal medya aracılığıyla yaptığı, bizzat Öcalan’ın defalarca itiraf etmesine rağmen Kemalist Kürd Hareketi’nin şimdiye kadar büyük bir başarıyla örtbas etmeyi başardığı Öcalan’ın işbirlikçi kişiliğini ve ihanetini Kürdlere hatırlatmaktan ibarettir.
Kürdlerin sırtından holdingleşen Kemalist Kürd Hareketi, onlarca televizyon kanalı ve gazetelere; yüzlerce radyo, dergi ve internet sitelerine (hatta “internet andıçcı” Genelkurmay’dan esinlenerek kurdukları “hacker” grupları bile var; Öcalan’ın Derin Devlet’le ilişkisini konu alan bir yazımdan dolayı, http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/4639.html, geçenlerde özel internet sitemi “hack”lediler); bir o kadar parti, belediye ve derneklere sahip.
Sahip oldukları bu muazzam imkanlar vasıtasıyla, biraz da bu imkanların verdiği şımarıklıktan, ekser Kürdlerin suskunluğundan ve korkaklıklarından aldıkları cesaretten ve bu yalancı cesaretin ürünü olan küstahlıklarından, avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Kendileri dışında zaten fazla ses çıkmıyor; sivri sinek vızıltısı mertebesindeki muhalif seslere bile tahammülleri yok.
Bu şımarıklıkları gözönünde tutulduğunda, Karayılan’ın ve Kemalist Kürd Hareketi’nin sayın Burkay’ın ulusal medya aracılığıyla sesini hafiften yukseltmesinden bir nebze rahatsızlık duymalarını normal karşılıyorum. Fakat, verilen ölçüsüz tepkiye bakılırsa, bunlardaki rahatsızlığın “bir nebze”nin hayli ötesinde olduğu rahatlıkla görülebilir.
Yukarıda saydığım (ve saymakta aciz kaldığım) imkânları; iç ve dış infazlariyla meşhur, kendilerinden olmayanlara karşı cinayet makinesi gibi çalıştırdıkları silahlı bir (hatta birkaç) örgütleri; KCK gibi derin yapılanmaları; BDP gibi legal partileri olduğu halde, kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan, 80’ine merdiven dayamış bir insanın zaten bilinen birkaç sözü karşısında ürpermelerinin başka sebepleri olmalı.
Asıl sebebin, sayın Burkay’ın, “PKK, Beka Vadisi'nde özellikle de Güney Kürdistan'da orada kurmuş olduğu kamplarda kendisine muhalefet eden su veya bu bahane ile birçok insanı katletti. Bunlardan bir tanesi PKK'nin merkez komitesi üyesi Bingöllü Resul Altınok'tur. Resul işkence edilerek kurşuna dizilerek öldürüldü. Bunun gibi orada haksız yere yargılanmış çok insan var. Ölüm tarlaları var. Bunların yüzlerce binlerce olduğunu biliyorum. Öcalan 15 bin rakamını verdi” ifadelerinde, özellikle de “Ölüm tarlaları” ifşasında saklı olduğunu tahmin ediyorum.
Burkay’ın, PKK’nın Beka Vedisi’ndeki “Ölüm tarlaları”ndan bahsetmesi… Hemen hemen aynı zaman dilimine denk gelen süreçte Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında başta Diyarbakır ve Şırnak olmak üzere Kuzey Kürdistan’ın dörtbir yanındaki JİTEM’in “Ölüm tarlaları”na girilip onlarca iskeletin çıkartılması... PKK’nin sadece Güney Kürdistan’da değil Kuzey Kürdistan’da da birçok “Ölüm tarlaları”nın olduğunun bilinmesi, Karayılan ve Kemalist Kürd Hareketi’ni “böyle giderse, Derin Devlet’in yardımıyla oluşturduğumuz Korku imparatorluğu sayesinde şimdiye kadar üstünü kapatmaya muktedir olduğumuz Kuzey Kürdistan’daki ‘Ölüm tarlaları’mıza da girecekler” tedirginliğine ittiğini tahmin ediyorum.
Burkay’ın bu açıklamaları Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Terör Alt Komisyonu’nda sarfetmesinin, Karayılan’daki panik ve Kemalist Kürd Hareketi’ndeki tedirginlikte payı daha büyüktür, diye tahmin ediyorum.
Burkay gibi sayın İbrahim Güçlü de aynı alt komisyona uzunca bir rapor teslim etti; PKK’nin “iç infazlar” ve “ dış infazlar”ını ve bu infazlarda ortadan kaldırılan Kürdlerin uzunca bir listesini verdi. Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın, Güçlü’nün “PKK’nın İnfazları ve ‘Hakikatler Komisyonu’…” (http://www.nasname.com/tr/10171.html) başlıklı yazısındaki bilgileri/iddiaları aydınlatmak amacıyla harekete geçme ihtimali bile Kemalist Kürd Hareketi’ni derin derin düşündürdüğünü tahmin etmek zor değil.
Yarın, Burkay ve Güçlü’den cesaret alan, PKK içinden veya dışından, farklı kişiler ortaya çıkıp mini bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu sayılan Terör Alt Komisyonu’na farklı bilgiler sunup tüyler ürpertici gerçeklerden bahsetseler… PKK tarafından işlenen vahşetleri anlatıp “Ölüm tarlaları”nın yerlerini gösterseler… Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın emriyle kazılar yapılsa ve topraktan yüzlerce iskelet çıkartılsa… JİTEM ile PKK tarafından katledilen Kürdlerin aynı “Ölüm tarlaları”na gömüldükleri ortaya çıksa ve bu gerçekten hareketle JİTEM ve PKK’nın aynı amaç için aynı merkezden yönetildiği kanaatine varılsa… Bu kanaati delillendirmek, Ergenekon’un Kürd Kanadı’nı ve bu kanadın Kürdistan’da işlediği cinayetleri araştırmak için şimdiki Terör Alt Komisyonu genişletilerek Hakikatleri Araştırma Komisyonu’na dönüştürülse…
İşte, Karayılan’ın kimyasıyla birlikte ağzını da bozan ve Kemalist Kurd Hareketini tedirgin eden (hatta denebilir ki Öcalan’ı suskunluğa gömen) bu ve buna benzer ciddi ihtimallerdir. Türk Ergenekonuna karşı başlatılan operasyonların 12 Haziran 2007’de Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen silahlarla başladığını unutmayalım. Kürd Ergenekonuna karşı daha geniş çaplı operasyonlar da buna benzer bir şekilde başlayabilir.
Tedirginliğin en büyük kaynağının Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurulma ihtimalidir diye düşünüyorum.
Bakmayın siz Öcalan ve Kemalist Kürd Hareketi mensuplarının bir zamanlar ikide bir “Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun” dediklerine; aslında hiçbir zaman hakikatlerin ortaya çıkmasını istemediler, hiçbir zaman da istemezler. Sayın Burkay ve sayın Güçlü’nün küçük bir komisyon olan Terör Alt Komisyonu’na gidip PKK’nin işlediği cinayetlerin çok cüzî bir kesitinden bahsetmelerinden bile bu kadar ürperen Kemalist Kürd Hareketi mensupları Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını kesinlikle istemezler. Böyle bir komisyonun kurulmaması için AK Parti ile pazarlık yaptıkları (Türk Ergenekoncular da aynı şeyi denemişlerdi), AK Parti pazarlığa yanaşmadığı için terörü tırmandırmakla tehdit ettiklerini tahmin ediyorum.
Nasname’nin “Kürdistan’da ‘İç İnfaz’ Açılımı” başlıklı dosyasının altına yazdığım ve konumuzla yakından alakası olan 11 Ekim 2010 tarihli bir yorumla yazıyı noktalamak istiyorum (http://www.nasname.com/Biz-Kimiz?/aciklamalar/7810.html):
******
Öcalan da geçmişte işlediği cinayetlerden bu şekilde muaf olmaya, adaletten ve cezadan kaçmaya çalışıyor. Eğer Öcalan ve BDP “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nda ciddi iseler, herşey araştırılsın, “ajan”, “hain” gibi subjektif suçlamalarla ortadan kaldırılan binlerce Kürd gencinin katilleri araştırılsın. Öcalan'ın bu cinayetlerle bağlantıları araştırılsın. Ama niyetleri araştırmak değil elbet, örtbas etmek. “17 bin faili mechulu unutmaya haziriz” demelerinin izahı budur zaten.
Yani Türk Ergenekoncu ortaklarına “bütün faili meçhullerde ortağız, gelin hep beraber bunları unutup cezadan kurtulalım” demeye çalışıyorlar. Hayır, Kürdler olarak bu çağrıyı kabul etmiyoruz. iç infazlar dahil, faili meçhullerin bütün sanıkları sorgulanmalı ve hakkettikleri cezalara carptırılmalıdırlar. Asıl adalet ancak böyle gelir. Katilleri affetmek adalat getirmez.
27 Ocak 2012



Yorumlar (26 gönderildi):
Hakikatleri Arastirma Komisyonu, cok güzel bir söylem. Ama bu söylem TARAFSIZ bir kurum tarafindan dillendirildiginde cok daha güzel ve cok daha anlamli olur kanisindayiz.
Tek kelimeyle: YANILABILIRIZ eger TC bünyesinde bir hakikatlar komisyonuna körükörüne inaniyorsak. PKK'nin Kürdistan'da yaptigi tahribatlari gizlemek zorunlulugundadir TC.
Kendi yaptiklarinin cogu zaten desifre olmus durumda. Ama PKKnin TC senaryolari dogrultusunda yaptiklarini gizleyebliri. Tc'de ayak oyunlari coktur. Bilmiyen mi var?
Ben sahsen bu Hakikatler Komisyonu denen olusuma süpheyle bakmaktan kendimi alikoyamam. Dogru degildir. Ne demek TC'nin bize verecegi Hakikatler. TC bir demokrasi oyunu sarlatanidir. Bunu bilmiyen kavramayan kürd varmi midir hala?
Kemal beyin ne umdugunu bilmiyorum ama ortada bir oyun oldugu sezinlenmekte. Kemal bey biraz agir olmali. Bu tartismayi burada kesmekte hayir ve selamet olacagina inanmaktayim.
PKKden böyle bir sey beklemiyorum. Ama Kemal Burkay yapabilir kanimca. Ne de olsa PKK gibi aktif bir sekilde TCnin büyük provokasyon hamlesinde aktif bir yer almadi simdiye kadar. Bundan sonra ise ?????????? (soru isaretleri cok).
1980 lı 1990 lı yıllarında Jitem ve devletin diğer resmi kurumlarının gözaltına aldıkları ve yargısız bir şekilde infaz edilen insanların kemikleri bir bir çıkıyor, nereye kazma vurulsa orada insan kemikleri çıkıyor, hangi karakolun ve Jitem merkezinin bahçesine baksanız orada katledilen, kayıp edilen insanların cansız bedenleri yatmaktadır.
Resmi rakamlara göre kayıp insan sayısı 17.500 fakat bilinen bir gerçeklik var gerçekten kayıp sayısı bu resmi rakamların çok çok üstündedir.
Bu kayıp insanlara birde PKK nin kayıp ettiği ve katlettiği insanları sayacak olursak bu rakamlar iki üç katına kadar çıkar.
Bunu bizat Abdullah Öcalan açıklamıştı bizdeki iç infazlar 15 bin civarında diye?
Bu günlerde yapılan kazılarda çıkartılan insan kemiklerinin sanki tek adresi JİTEM olarak gösterilmeye çalışılıyor bu kısmen doğru ama JİTEM Devlettin kurduğu Jandarma Kuvetler komutanlığına bağlı bir ordu ve devlet kuruluşudur. Doğan Güreş, Tansu Çiller, Süleyman Demirel, Mehmet Ağar, Veli Küçük dönemlerine damgasını vurdu Jitem zaten daha evel Gladio, Kontgerilla olan kurumun adı değiştirildi ve o dönemlerde bilinen ve bilinmeyen binlerce tetikçiysi vardı ve bu tetikçiler bizat devlet tarafında görevlendirilmiş maaşalarıda devlet tarafında ödenmekteydi hata Jitem,in varlığı eski PKK li ve sonrada itirafçı ve Jitem elemanı olan Abdulkadir Aygan,ın maaş bodrolarını deşifre etmesiyle devlet Jitemi kabullenmişti.
İnsan kemikleri her kazma vuruluşunda toprağın üstüne fışkırırlarken başta insan hakları kurumları olmak üzere toplumsal muhalefette ciddi bir tepki yok Demvrimci muhalefet olup bitenler karşısında ne yapacağını bilmiyecek durumda zaten bir çoğununda kendilerini yaşatmaları dışında pek bir takatlarıda yok?
Bu olayların açığa çıkartılmasında en çok emeği olanlar yüreği yanmış kayıp yakınlarıdır yaklaşık 16 yıldır bıkmadan usanmadan kayıp edilen oğulları, kızları, abileri, kardeşlerinin birer resmiyle alanlardalar, dövüldüler, kovuldular, tutuklandılar her türlü işkenceye maruz kaldılar ama onlar yakınlarının akibetlerinin aydınlanması ve sorumluların açığa çıkartılıp yargılanmaları için ısrarcı oldular oluyorlar.
Bu kazılardan çıkan manzaralar karşısında en çok ses vermesi gereken PKK ve BDP ölüm sessizliğine bürünmüşler nede olsa onlar yıllar önce söylemişlerdi bu 17.500 failli meçhulu, yargısız infazı ve kayıpları unutmaya hazırız demişlerdi sanırım o söylemlerine uygun davranıyorlar ve sadece derin devletin, Jitemin kayıp ettiklerinide değil PKK diyor bizim katletiğimiz ve kayıp ettiklerimizide unutun kimse kayıp ettiklerimizi katletiklerimizi aramasın sormasın diyor eğer arayan soran olursa onların başınada benzeri durumlar gelebilir gibi yaklaşımlar içerisindedir.
Devlette bu söylemi yıllarca söyledi durdu hata bir çok askeri faşist yönetimle yönetilen devletlerde bunu yaptı ama gerçekler inaatçıdır kardelenler gibi en zor dönemlerde ve en zor yerlerde yeşerir hiç kimsenin yaptığı zalimlik, adaletsizlik, insan hak ihlali ve insan yaşam gaspı kimsenin yanında kalmadı kalmayacakta yeterki bu gün bir avuç insanda olsa yapılanlara karşı seslerini haykırmalı, körlere, sağırlara, neme lazım diyenlere karşı haykırmalı, kayıp edenlerin, yargısız infaz yapanların suratlarına tükürmeli, gerçekleri suratlarına vura vura durmalı durabilmeli?
Bir avuçta olsak, yanlızda kalsak kayıp edilen, yargısız bir şekilde katledilen kardeşlerimizin, abilerimizin, ablalarımızın çığlığı olmalı olmalıyız bu bir insani duruştur bunun karşısında sessiz tepkisiz kalanların insanlıkları sorgulanır, bu failli meçhulleri yapanlar bunca canımızın kayıp edilmelerine sebep olanlar kimin yada kimlerin adına hareket edildiklerine bakılmasızın yaptıkları aynı katilliktir, caniliktir ve bunlar açığa çıkartılıp gereken hukuki ve insani cezalara çarptırılıncaya kadar peşlerini bırakmayacağımızı onların suratlarına haykırmalıyız.
Hele hele bir davanın savunucusuyum deyipte sonrada bu failli meçhulleri, kayıpları unutmaya hazırız demek anlaşılır bir yaklaşım değil tabi yarında birileri çıkar PKK nin kayıp ettiklerinide unutmaya hazırız der, onların yakınlarının ve mensubu oldukları ulusunda haklarına hukuklarına kalem çekmeğe hazırız der ama unutulmasınki bu kayıp ettiklerinizin yakınları yakanızı bırakmayacaklardır, kim olursanız olun bu halk, bu halklar, insanlık sizden hesap soracaktır.
PKK Balkanlar örgüttü tarafında balkanlarda kayıp edilen kardeşim Aydın ve üç arkadaşı için başta PKK nin Balkanlar Örgüttü, Avrupa Örgüttü ve başkanlık konseyide dahil olmak üzere baş vurmadığım kurum kuruluş kalmadı, Kızıl Haç, Af Örgüttü, Yunanistan içişleri ve dış işleri bakanlıkları, Bulgaristan içişleri ve dış işleri bakanlığı ve bu ülkelerdeki bir çok insan hakları kurum kuruluşu ve İnsan hakları derneği (İHD), Uluslararası gözaltında kayıplara karşı mücadele komitesi (İCAD), Mazlum Der ve Türkiyeli Kürdistanlı devrimci demokrat örgütleri, partileri kurum ve kuruluşları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) baş vurmadığım kurum kalmadı ama bu kayıpların akibetlerini aydınlatamadık, aydınlanmıyor, kardeşime ait bir kemik parçası olsun dahi bulamadık, bir gün gidip sarılıp ağlayacağımız,teselli olacağımız bir mezartaşı yok?
Kimi kurumlar yaptığımız araştırmalarda bir sonuca varamadık, kimisi karşımızda resmi bir kurum kuruluş yok diyor, kimisi vatandaşı olduğunuz ülkenin iç hukuk yollarına baş vurun ve iç hukuk yolları tükendikten sonra bize baş vurun deyip durdu en son TBMM İnsan hakları inceleme komisyonuna baş vurdum ve başvurum kabul edildi inceleme başlatıldı sanırım dinlemeleri için ifademede başvuracaklardır bir davet geldiğinde hiç teredütsüz gideceğim ve bu karanlık kayıp olayının ayrıntılı tüm bildiklerimi anlatacağım ve oradanda bir sonuca ulaşmadığımda tekrar AHİM Başvuracağım çünkü o zaman tüm iç hukuk yoları tükenmiş olacak sanırım.
Tabi bu arada farklı basın yayın kuruluşları olaya duyarlılık gösterdi basında çeşitli haberler çıktı birileri bu kez farklı bir tarzda bu yaptığın doğru değil, kime başvuruyorsun, niye başvurdun gibi söylemler ve eleştiriler yöneltiyor soruyorum arada geçen 13 yılla rahmen bu olay aydınlanmıyorsa, aydınlatılmıyorsa siz olsaydınız ne yapardınız?
Vicdan sahibi ahlak sahibi olanların söyleyecekleri bir şey olmalı PKK lilere BDP lilere sormak istiyorum eğer bu TBMM İnsan hakları inceleme komisyonu işlevsizse, başvurmamamız gereken bir yerse siz oraya neden üye veriyorsunuz? Sayın Ertuğrul Kürkçü,nün orada işi ne?
Bu meclis ve parlemento işlevsizse sizin milletvekillerinizin orada işi ne? Beni eleştirmeye kalkan devrimci örgütler, partiler sizleri kaç kez topladım yada kaç kez bunu gündeminize getirmeye çalıştım, İnsan hakları kurumları sizlere kaç kez başvurdum neden halen bu kayıp olayını gündeminize almadınız? Bu kayıpların tek bir resmini neden bir gün ellinize alıpta sormadınız bu kayıplar nerede diye?
Biraz insanlığınız, vicdanınız varsa siz utanmalısınız ben değil?
Tabi utanacak yüzü olan varsa?
İnsan yaşamında, insan haklarında ısrar edenlere saygılarımla.
Kalender Şahin
Kalender1@bluemail.ch
.
Saygilarımla
Bakuri
PKK'dan ayrılan eski kadrolara çok şey düşüyor. Ayrılıp gidip peşmergeye katılmak bunları aklamaz.
Gerçek yurtsever iseler mutlaka PKK içinde yapılan infazları ve yaşanan "temizliği" mutlaka bir şekilde anlatmalılar. Bunu yapmak için illa Türkiye'ye gelip komisyona bilgi vermeleri şart değil. Kitap yazabilirler, basına ve tv.lere açıklayabilirler. Kendileriyle birlikte mezara taşımaları onların da bu işte ortak olduklarını gösterir. Bu şekilde anılmak istemiyorlarsa,Kürd halkına karşı son görevleri PKK ve iç infazda katledilenlerin akibetlerini kayıt altına almaktan geçer.
Tüm sucu baskalarina atan bu cete ile hesaplasmak istiyorum.Kimligimi ve adresimi onlara bildirecegim yürekleri varsa ciksinlar karsima...
Devrimcilerin köyde olmamasini firsat bilen bunların iskence ve kötü muamele defteri bayaa kabariktir.
Arastirmalarima göre tüm köylüler agiz birligi yapmis gibi ayni adresleri gösteriyor....
Sayin Nasname yetkilileri bu yazimi yayinlayarak bir anlamda Kürt halkini savunmus olursunuz.Aysel ve Qido öyle PKK den kacarak islediginiz bu suclardan kurtulamazsiniz....PKK nin merkezi politikasini kim uyguladi bölgede ciksin karsima.Hakikatleri konusmaya cok meraklisiniz ya...ufaktan baslayalim.Qer daglarinda(Sülbüs'ün alti) iskence yaparak katlettiginiz genc kim.Sucu neydi? Burjuva hukukunda bile bir yargilama vardi....
Hani kocan Diyarbakir safagini yaziyordu Qer daglarindaki safagida yazacakmi,yazmiyacaksa yaptiklarinizi anlat kitaplastirsin....
Arkadaşlar aranızda, yazar, hukukçu vb. olan dostlar, lütfen bir işlem yapın şu şahıs ve ilgili fotolar hakkında. İHD'den arkadaşlar varsa, lütfen ilgilenin.
+18...
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.116992381748875.20606.100003143418265&type=1
Toplu Mezarlar nasıl oluşuyor kanıtı burda değerli arkadaşlar ... Lütfen site yönetimi bu albümü paylaşsın ... Madem Kemalizmle hesaplaşacaz bu görüntülker işe yarayacaktır....
Eski Gerillalarin anlatimlari bugün bu gürültüyü koparan ve kendileri ile güya vicdan muhasebesi yapanlarin sorumluluk bölgesinde kontr-gerillanin bile yapamadigi islere imza attiklari yönündedir.
Insani bu hayvanlastiran,zalimlestiren nedir.
Bir insan ne yapmaliki bunlari haketsin.
Ne yaparsa yapsin bir insana nasil bunlar reva görülür.
yeni bir dünya kurmaya kendisini aday gösteren bir insan,örgüt
nasil bir hayvanin bile merhamet gösterebilecegi bir olayda
bu kadar zalim olabilir....
Evet Qidir Efendi,yaptiklarindan dolayi Apo seni "önderlik alani" diye tabir edilen yerde sorguya alip kizaga cektimi cekmedimi.
iskence yaptigin gerilla adaylari gelip yaptiklarini anlattilarmi anlatmadilarmi.
bu sahislar herseyi tersyüz ederek anlatiyor....
gercekleri arastiralim,
evlatlarimiz,kardeslerimiz kurbanlik koyun degildir.
Dünyayi dar ederim
kim yaparsa yapsin,hesabini soracagim
Avrupaya kapagi attim kurtuldum hesabi
icine kimse giremez.
Yurtsever saflardaki PKK devlet projesi olmusta haberimiz yok..vayy limine vay....
Örneyin Nizamettin Tas(Botan) Güneyde rahat bir sekilde yasamini ikame ediyor. Oysa Kürd yönetimine Karsi cephe savas emrini Öcalanda aldiginda o ve Sermezin Osman Öcalan yönetiyorlardi.
Nizamettin Tas cok iyi biliyorki binlerce Kürdün tas alti edilmesinin birinci elden sorumludur.
Siyaset bazen zikimdan da bederdir. Mesela Kurdistan yönetimi aslindaNizamettin Tas Ve Osman Öcalan ve yanlarindaki yetkili kunumundakiler dahil yargilanmaydi. Onlarin suclari cok büyüktür.
Kisaca kemalist/Ergenekoncu KCK nin bu acik siyaseti ortadayken, hala onu savunan Kürdlerin olmasi akil kari deyildir. Acik konusalim, yada bu kesimin akil hsataligi vardir yada bilerek ihanet ne düsmanlik yapmasinda bir teredütleri yoktur.Sen zeka özürlüsüsün denirse kizarlar. Sen o zaman bilerek Kürd halkina karsi neden ihanet ediyorsun? Hayir gene kizarler.Peki bu dünyayi görmüyrsunuz peki? Devletin sundugu Ergenekon avantajini/Sirketin carki dödügü müddetce/Generallerin emrinde Kürd halk düsmani Kandil Ve imrali bu acik ihaneti sürdürecektir. Bunlara en büyük destekde Sokak kitleleri veriyor tabii!!!
Îsmaîl Girikî
Bu İnsan avcısı elitlere calışan PKK merkezi apo tayfası gercekten cok profesyonel oldukları içinmi bu kadar güçlendiler?.Kurt sisli havada kudurdu ve azgınlığını dışa vurmaktan zerrre cekinmedi..Ne dior apo :' kurt sisli havayı sever..' Maalesef hava acıldı sis daıldı kacacak yada saklanacak bir yerde yok.. Dünya cooook küçüüüükk..
Hakikatleri Arastirma Komisyonunu dikkat ederseniz hep Öcalan öneriyordu. Türk sistemi bünyesinde birileri cikip Hakikatleri arastiracakmis. Biraz vicdan be! Türk Parlamentosunda bir heyet cikip katlettigi Kürdlerimi arastiracak? Nasil olurda bu heyete güvenilecek?
Bir komisyon söyle yada böyle kurulacak, ama bu bagimsiz bir komisyon olmali. Yani Lahey Adalet divanina suclular hakkinda evrak gönderilmeli, dava acilmali. TC devletinin savas sucu isledigi vede sivil, günahsiz binlerce Kürdü katlettigi sucundan yola cikarak bir yargilama olmadan bir sonuc alinamaz. Ayni husus PKK ninde kendi icinde katlettigi insanlarin akibeti icinde yapilmalidir. Herkes bu dünyada hesap vermelidir. Öbür dünya hikaye!
Terör devletinde yada Türkte adalet yok, bunu hepinizde iyi biliyorsunuz. Bolca örnekleri var. Bu acidan bir hakikatleri ortaya cikarma komisyonunun TBMM de olmasi olayin üstünü kapatma niyeti tasimaktadir.
Sayin Kemal Burkayin bu komisyona gidip bilgi vermesi bir seyi degistirmeyecek, aksine siyasete iyi malzeme yapilarak Kürdler oyalanacaktir. Yani Kürdlere umud verilip sirtlarina binilecektir.
Türkten adalet beklemek büyük bir gaflettir. Kimse kalkip bize Türk adaletinin propagandasini da yapmasin.
3 - 5 tane Kürd partisi var, kalkip bir komisyon olustursunlar vede herkesi anonym sekilde dinlesinler belgeler toplasinlar. Bu sekilde kimin hain, kimin sayin yada halk düsmani oldugunu millete aciklasinlar. Türkler eli ile bunu yapmak hic bir sonuc ortaya cikarmayacaktir. Daha dün adamlar katillerini serbest biraktilar. Katile güven olmaz. Türk sistemine hic bir zaman güven olmaz, ister sakalli ister kiravatli Türkler olsun, bu bir degisiklik getirmez. Biz tarihimizden böyle ögrendik!
TBMM deki Komisyona varsin bu iki genel soruyu sorma cesareti göstersinler:
Soru 1: 17500 Kürdü devlet niye öldürdü, cenazeleri nerede?
Cevap su olacaktir: Devlet halkini katletmez, onlari teröristler katletti.
Soru 2: Son iki yil iceriisinde onlarca Toplu Mezar ortaya cikti, burada katledilenleri kim ve neden katletti?
Cevap su olacaktir: Birinci soruya bak! Cevap orada.
Devlet hic bir sekilde kadrolu elemani vede memurunu sorgulamamistir vede hep sahip cikmistir. Ispatlidir! Eger 17500 Kürd katledilmese idi Türk devleti bu sekilde ayakta kalamazdi. Ayakta kalmak icin Kürd katleden bir sistemin size karsi taviz vermesi düsünülemez.
Ufak bir Hakikatleri Arastirma Terör grubu TBMM de kurulmus mus vede oraya Kürdler gidip ifade vermeliymis ....filan fistan... Bu cözüm degil, devleti vede Hükümeti kisa süreligine kurtarma cabalaridir. Cözüm Uluslararasi bir Arastirma Komisyonunun bir an önce kurulmasi vede harekete gecmesidir. Türk devletinden adalet beklentisi icinde olan zihniyetleri kiniyorum. Türk ile Adalet kelimeleri iki zit kutuptur. Bu yüz yil öncede böyle idi.
Tarih bilgisi vede arastirma gücü epey yerinde olan sayin Akbay bu sahte islamcilara fazla güven duyabilir ama hakikat öyle degil. Yani güven vede türklük tam kesat kelimeler!
Umudum o ki hakikatlerin süratle ortaya cikmasi vede kirli kesimlerin hakettikleri cezalara carptirilmalaridir.
Eski dediğimiz 1993, 16 Nisan. Yani, PKK nin Ateşkesi, Ozal ve Talabani aracılığı ile ilan etmek zorunda kaldığı dönem. Yani, PKK Bagimsiz Birlesik Kurdistan istedigi, ve TC nin de Kürd halkını tamami ile inkar ettigi yıllar, yani ne Kürd realitesi kabul edilmis, ne Legal siyasete Kurd ve Kurdistan tartışilabilir bir ortam ve nede 24 saat yayinınini Kurtce yapan bir radiy ve tv, yani BDP sini ve benzerlerine yasam hakki olmadığı dönemlerde. Ve yani Apo Imralıda, PKK yi bir soyleis le kappatı, programını terk etti, Gerilaya dışariya! Atatürke Mashalla! Anesini Türk, ve hizmete hazirim dediği, Kürdlerin devletleşmesini haram, Kosoba bagimsızlığina selevat getirip, Güneyli Kurdlere kin ve nefret kusan bir Ocalan yoktu.
Kemal Burkay "Evet bu savaşın bitmesi için yutkunması zor da olsa, PKK ile bir protokolun Kürd halkının çıkarınadır, dolayısı ile PKK ile bir protokol imzlamak yerindedir"
Evet, Anlaşılan, Kandıldağındakiler, yaşlanmada olmalıki Burkayın bugünkü duruşunu anlamakta zorluk çekiyorlar. Yani 20 yıl önceki bir partiler arası, üstünde uzlaşılan (!) bir protokolu imzalaya ve Bu Protokol' ise kendi can simidi gibi savunan Öcalan, olmasına rağmen. Burkayı yıpratma niyetli ve kendi öz niyetlerini halktan gizlemeye yönelik bu köy kurnazlığı ve yakışıksız suçlamalarla bir yere varilamaz.
Kürd halkına karşı hoyratça bir duruş sergileyen, sivileri öldürmekten çekinmeyen, halkı ölümle tehdit, zorla "savaş vergisi" toplamaktan zevk alan, iki eşeği olan bir koylüde milyonlarca vergi/bağış talebine olan, halkı bir birine ispiyon, bölgede en kirli işlere bulaşmışlarıda "milis" adı veren,Kandilde yönlendirilen bu Kiriminal suç şebekesinin Kürd halkı çıkarına savaştıklarına inanabilirmiyiz? Elbetteki hayır.
Legal siyaseti bilerek kiriminalizeye yönlendiren KCK, B(Bkz Aponun imralı açıklamlarına), gerili savaşı adı altında TC militaris kesimlerine malzem ve savaş gerekçesini bırakmaktan başka bir iş yapmiyordur.
PKK nin bu savaşına karşı çıkmak yurtsever Kürtlüğün ölçüsü haline gelmiştir. Niye mi? Bu savaşı PKK nin bir kısmının dışında ne yerel düzeyde ne uluslararası düzeyde destekliyen yoktur.
Kandil Korku Imparatorluğu, yapacağı şey namuslu ve şerefli olmayı oğrenmelidir, yalan ve alçakça Kürd ve Kurdistan için hiç gecesini gündüzüne katan saygın ve dğerli aydın ve yazarlara, medya ve gazetecilerine karşı porvakatörlükerini terk etmeliler ve verilere karşı, idalara karşı somut cevap versinler.
Îbrahîm Güclü ve diger kurdistanî kadrolar, daha o zamanlar; "PKK karanlik bir güctür." denildiginde bu iddianin somut delillerine ulasamazlardi ne yazikki cünkü delillere ulasmak demek ancak MIT (Ergenekon) vasitasiyla mümkündü. PKKyi kurup yöneten MIT demek istiyorum, ki bu MIT icinde bile bir derin/gizli bilgi/tedbir olmus olmaliydi. Hatta rütbeli bir MIT kadrosunun da bildigi bir is degildi herhalde. Devlet icinde devlet olan Ergenekon olusumu bunu bilmis olmaliydi ve bilindigi gibi Ergenekon da MIT, Genelkurmay ÜSTDÜZEY kadrolarindan olusmaktaydi zaman zaman, emeklilik ve ölüm nedeniyle degisiklige ugramak zorunda omasina ragmen.
Simdi gelelim bizim kurdistani lider ve kadrolarin 1970-li yillardaki durumlarina. Bu kadrolar yukarida saydigim nedenlerden dolayi, bu dönem kesinlikle bu bilgilere ulasamazlardi ve PKKnin gercek yuzunu ne yazikki tam anlamis olamazlardi.
O dönemler su söylenmekteydi: "PKK Karanlik bir güctür." Bu söylemin dogru ve hakikat oldugunu ancak 30 yil kadar sonra bugünlerde ögrenebildik.
Kürdistani lider kadrolar, bu cok ciliz sizma ortalikta dolasan bilgilerden söylentilerden dolayi PKKye karsi cok temkinliydiler. Gercegi de tam bilmedikleri icin, Ibrahim'in 1979'da yaptigi alintida belirtildigi gibi, PKKyi yatistirmak icin, provokasyonlardan korunmak icin bu sözlerin sarfedilmis olduguna eminim o dönemler siyasi gelismeleri cok yakindan takip etmis birisi olarak.
Evet PKK karanlik bir güc idi. Bugün degildir artik. PKKnin ne oldugunu kitleler artik cok iyi bilmektedirler: PKK bir Ergenekon usagidir. Kürt halkinin hakli ulusal kurtulus mücadelesini engelleyip, kürdistanî potansiyeli TC'nin/türklerin kuyruguna baglamak icin planli bir sekilde kurulmus bir provokasyon hareketidir. Bir kürt yurtseverinin cok hakli bir deyimiyle: partiya karkerên kemalistan hareketidir, cünkü PKK ne oldugunu Kemalizmi savunarakta ortaya koymustur.
Özet ve en son olarak sunu diyebilirimki: PKKnin karanlik ve istihbarî kurulus ürünü oldugu yapisini biz kürdistanî lider ve kadrolar o zaman tam anlamadik. Hatta bazilari "PKK hakkindaki bu söylentiler dogru olamaz. PKK tek mücadeleci bir güc oldugu icin taslaniyor. Aynen meyve veren agac taslanir misalindeki gibi. PKK tek dogru yoldur. Bunun icin PKKye destek verelim, PKKye aktif bir sekide katilalim." dediler ve de cok yanildilar. Bu kesimin cok büyük bir kismi PKK tarafindan BINKEVIR edildi. Büyük bir kismi da direktmen TC tarafindan. Yani olan kurd halkina oldu.
Bazi kürdistanî lider kadrolar da 1990'li yillarda kendi adlarini Almanyada/Istanbulda cikan PKK yayinlarinda cesitli vesileklerle imza mahiyetinde yayinlatarak en nihayetinde "PKK'ye katilmak" istediklerini cok acik bir sekilde belirtiler. Yani kisacasi bütün kurdistanî (Îbo'dan baska ki o da Bakaa'ya gitti) kadrolar PKKye katilma durumunda olmuslardir.
Hatta bunlar, bir taraftan PKK yayinlarinda kendi adlarini carsaf-carsaf yayinlatip diger kürd hareketlerinden PKKye, deyim yerindeyse futbolcular misali "transfer" oldular. Bunlarin kücük bir kismi halen de PKK olusumnlarinda bulunmaktadirlar.
En son sunu siyebilirim: 5 parcada, Kürdistan'in bütün alanlarinda faaliyette bulunan eski ve yeni kürd siyasi hareketlerinin lider kadrolarindan ta uye ve sempatizanlarina kadar PKK icine akin etmislerdir. Isim saymiyorum. Ama hepsi! Istisnasiz. Neredeyse TEK BASINA KALMA ILE KARSI KARSIYA KALAN (Kemal Burkay misali) bu hareketlerin liderleri de ister istemez PKKyle yakin ittifaklar yapmak zorunda kalmislardi tam cökmekte olan taban ve yapilarini biraz olsun koruyabilmek icin.
Simdi PKK'nin bu esi ve benzeri görülmemis MUAZZAM kürdî potansiyeli ne yaptigi önemlidir. Ne yapti "Apo" bunu?
Tek kelimeyle harcadi. Bu esi benzeri görülmemis MUAZZAM kurdistanî potansiyel sayesinde degil 5 devletin, 15 devletin boyundurugundan bile kurtulabilirdik.
PKK bu esi ve benzeri görülmemis MUAZZAM potansiyelimizi ne yapti? Harcamadiysa ne yapti? Neden bu siyasî yenilgiyi yasamaktayiz bugün? Kanê serxwebûna Kurdistanê? Serxwebûn PKKnin en belirgin slogani degil miydi? Simdi nereye gelindi? Xwelîseriya demokratîk denen "TC cözümüne." degilmi? TC'nin istedigi de bu degil miydi?
Ama TC elinde istedigi sekilde oynattigi Öcalan maymunundan dolayi, bundan (xwelîseriya demokratik'ten) bile vazgecmise benziyor. Yani yine eskisi gibi: "Kürtlere hicbir sey yok" "ana temel TC kürt siyaseti"ne son hizla devam.
Kürtler kendini PKKden kurtarmalidir.
Kemal burkay...
Ben, Sayın Öcalan'ın ateşkesi yeniden uzatmasını memnuniyetle karşılıyorum ve bu konudaki CESARETINDEN dolayı kendilerini DESTEKLIYORUZ /devlet ajani dedigi birini destekliyor DIKKATINIZE/.
... Sayın Öcalan ile birlikte daha önce yayınladığımız protokolde ortaya koyduk./vay vay AJANLARLLA protokol IMZALAMIS DIKKATINIZE/.
...partilerin serbest olması, tüm Kürt partilerinin, -yani bizim partimizin, PKK'nin ve ÖTEKI KARDES partilerin tümünün- serbest olacağı bir demokratik ortamın gerçekleştirilmesi...vay vay KARDES PARTI "PKK ajan Kardes" olmus DIKKATINIZE/...
“Biz, ulusal kurtuluş hareketleri bakımından silahı, günah saymıyoruz. Zulüm altındaki, baskı altındaki her halk silah kullanabilir...
.../vay vay Kemale burkay vay..Hani hic SILAHI SAVUNMAMISTIN/. vardı. Onlardan da olumlu cevap gelince, böylece aradaki engel kalktı.
...Ama Türk tarafı eğer bu asgari istemleri karşılamazsa, bu demektir ki, savaş devam eder. Bu demektir ki, savaş durmaz. Bu, "sorunu sırf polis-ordu gücüyle çözeceğim" demektir. Böyle bir durumda biz de eski politikayı sürdüremeyiz...
/vay vay LIMINE vayyhaklisin SAMAN TV ye cikmak gerek...
dün ne dediniz bugün ne yapiyorsunuz oyyy oyyy ez bimrim vay limine !!!!
zorla askere alinan cocuklar kactiginda da yakalanip iskenceden sonra infaz edilmislerdir.
Apo'nun Dersim pratigi olarak adlandirdigi bu dönem gercekten bir korku filmini arattirmamaktadir.
Bu pratigin sahipleri simdi ayrilip PKK yi diktatörlükle suclamaktadir.
Oysa Xidir Yalcin Dersimdeki ceteci yaklasimi,kontrgerillacilara tas cikartmaktadir.
Simdi bunlarin kamuoyuna yazdiklari yazilari okudugumda insan nasil bu kadar alcak olur diye icinden geciriyorum.
Oysa bunlarin PKK den atilmasinin esas sebebi halka yaptiklaridir.
Avrupadan gönüllü gerillaya katilan gencin "tas alti"diye tabir ettikleri yerde günlerce iskence görmesi ve vucuduna naylon erittirilmesi insani degil devrimcilikten insanligindan utandirmaktadir.
Böylesi yüzlerce gencin imha edilmesi karsisinda APO bunlari bölgeye cagirmis ve yargilanmak üzereyken kacmislardir...
Ben sahsen PKK cizgisine hep mesafeli durmus bir insanim sürekli bu cizgiden devrimcilik cikmaz diyenlerdenim..Fakat zannedersem bu PKK den kacanlar alcagin önde gidenleridir....
Her nedense siradan gerillalar APO yu anlatirken cok samimi ve dost birinden bahsederek anlatiyorlar....
Her nedense kacanlarin hepsinin kaldiklari bölgelerde halkla celiskileri cok olmustur ya da halki canindan biktirmislardir...
Bunda bir gariplik yokmudur sizce....
Ayrildiktan sonra da kendi pratiklerini sanki onlarin hic haberi yokmus gibi anlatmalari adilik degilmidir....
Ortaya cikan gizli ve acik taniklar, bir zamanlar susan ama Derin Devlete yonelik operasyonlardan cesaret alanlar Ergenekon Teror Orgutu'nun ustunu itina ile orttugu nice bilgileri, cinayetleri, planlari if$a ediyorlar. Hemen hemen hergun yeni bilgi ve belgeler ortaya cikiyor; bu bilgi ve belgelerin yardimiyla bir zamanlar “dokunulmaz” olarak gorulen generaller enselenip kodese konuyor. Veli Kucuk enselenip tutuklaninca yer yerinden oynami$ti; Kucuk’un tutuklanmasina $a$irip kucuk dilini yutanlar olmu$tu cunku darbecilerin yaptigi Anayasa ile yonetilen, egitimden ekonomiye her$eye burnunu sokan, sivillerin iktidar ama generallerin muktedir oldugu bir ulkede bir generale, hele ismi faili mechullerle, “derin”lerle anilan bir pa$ayi enseleyip kodese koymak buyuk bir cesaret isterdi.
Veli Kucuk de dokunulmazligin verdigi cesaret ve guvenle en mahrem bilgileri saklama ihtiyaci bile duymami$ti. Kucuk’u buyukler takip etti ve gecenlerde, LAW’a “boru” ve darbe planlarina “kagit parcasi” diyen, Cuntaciba$i, apoletli Ergenekoncularin agabeyi Ilker Pa$a da tutuklanip Ergenekoncularin bulundugu Silivri’ye kondu.
Generallere hesap veren bir Turkiye’den, generallerden hesap sorun bir Turkiye’ye geldik. Bu geli$ kolay olmadi elbet, her donu$um gibi bu donu$Um de cok sancili ve acili oldu… Ama bir zamanlar butun TUrkiye halklarini, ozellikle de Kurdleri, nefessiz birakan karanlik dagiliyor. Karanligin dagilmasi ve bulanikligin gitmesiyle yeni yeni gercekler ortaya cikiyor. Korku imparatorlugunun dagilmasindan cesaret alan ehli vicdan insanlar bildiklerini anlatiyor, $ahitlik ediyorlar.
Mesela, PKK’nin, hakli Kurd davasini $iddete bulandirarak sabote etmek icin Derin Devlet tarafindan kuruldugu…
Bircok yurtsever Kurdu katlettigi, $iddet kar$iti mucadele veren bircok Kurd yapilanmalarini ortadan kaldirdigi…
Devlet destekli $iddetiyle 12 Eylul darbesi icin zemin hazirladigi…
Bircok Kurd genci darbe oncesi ve darbe surecinde tutuklanip Diyarbakir Hapishanesi ve benzeri Cehennemlerde insanlik di$i i$kencelerden gecirilirken Ocalan’in (Derin Devlet’in kendisine yukledigi onem ve verdigi goreve binaen) itina ile Suriye’ye yerle$tirildigi…
Kurdlere kar$i acimasizca silah kullanan PKK’nin darbecilerin iktidarda oldugu muddet zarfinda mantar bile patlatmadigi…
Ilk eylemini darbecilerin/generallerin elini herdaim kuvvetli tutmak icin sivillerin iktidara geldigi 1984’te gercekle$tirdigi…
80 oncesi Kurdleri katlederek darbecilerin yazdigi darbe plani icin zemin hazirlamada buyuk gorevler icra eden PKK’nin, 1984’teki $emdinli ve Eruh saldirisi ile, Ocal’in iktidari devralmaya bir-iki hafta kala darbeciler tarafindan cikarttiklari OHAL yasasina gerekce dogurduguna; PKK’nin bu ve ardindan gelen butun saldirilari bahane edilerek PKK sayesinde butun Kurdistan’in Diyarbakir Hapishanesi’ne donu$turuldugunu…
(Daha yeni ogrendigim bir bilgiye gore, PKK’nin Semdinli ve Eruh’ta kullandigi silah ve muhimmat da TSK tarafindan kar$ilanmi$; http://www.aktifhaber.com/pkknin-ilk-eyleminde-bomba-mkeden-554363h.htm; Ocalan’in iddia ettigi gibi devletin destegi sadece 3 yil surmemi$)
Ezkaza yakalanip bulbul gibi otmesini ve dolayisiyla de$ifre olmasini engellemek icin Suriye’ye kacirilip guvene alinan Ocalan’in, Suriye’de tatli cani tehlikeye girdigi icin Turk derin devletinin hazirladigi, ABD ve Israil derin devletlerinin yardim ettigi bir “uluslararasi planla” Imrali Karargahi’na yerlestirildigi…
PKK ilk eylemini 1984’te gercekle$tirmesine, Ocalan’in Suriye’den PKK’yi yonetttigi bilinmesine ragmen, cogu Kurd onbinlerce insan hayatini kaybettigi, binlerce koy bo$altildigi, milyonlarca Kurd surgune gonderildigi halde Suriye’ye sessiz kalan Genelkurmay’in Suriye’ye kukremesinin yegane amacinin, Ocalan’in tatli cani tehlikeye girdigi icin onu oradan alip guvenli Imrali Karargahi’na almak icin oldugu…
Ecevit doneminde sut dokmu$ kedi rolu oynayan/oynatilan Ocalan’in, AB’ye katilim dogrultusunda bircok iyile$melerin yapildigi 2004’te tekrar PKK’ye silahli cati$ma emri verdigi; $iddetin, darbe plani yapan Ergenekoncularin emriyle tirmandirildigi… ($iddet tirmandigi icin cogu Kurdler lehine olan demokratikle$me sureci sekteye ugradi) …
Ergenekoncular Cumhuriyet Mitingleri’yle darbe zemini hazirlamaya ugra$irken, PKK’nin Daglica ve Aktutun (ve benzeri onlarca) saldirilariyla ayni amac icin cabaladigi ve bu saldirilarda Genelkurmay mensubu apoletlilerden destek aldigi… (PKK’lilere istihbari destek verildigi, PKK’ye yonelik bircok saldirinin bizzat Ergenekoncu TSK mensuplarinca engellendigi… Heron vakialari, silahsiz cobanlar PKK’li diye vuranlarin silahli PKK’lilari “coban” zannederek(!) serbest birakmasi vs)…
PKK’nin onbinlerce masum ve mazlum Kurdu (hatta denebilir ki Kemalist devletin oldurdugunden daha fazlasini) ortadan kaldirdigi (bundan dolayi Kurd kiran hareketi olarak biliniyor)…
…bilinen, daha cok Kurd Medyasi’nda yazip cizilen $eyler.
Ama sayin Kemal Burkay ve sayin Ibrahim Guclu’nun Meclis Insan Haklari Komisyonu bunyesinde kurulan Teror Alt Komisyonu’nda konu$malari, Derin Devlet ile Ocalan arasindaki kirli/karanlik ili$kinin kamuoyu onunde tarti$Ilmaya ba$lanmasi gidi$atin seyrini degi$tirdi. Cok $ey bildigi tahmin edilen program yapmcilari bile hemen hemen her Kurdun bildigi siradan bilgiler hakkinda “yeni duyuyorum” demeleri, derin devletin, PKK’nin kirli icraatlarini engellemek icin nasil sansur uyguladigini gosteriyor.
Kurd Ergenekonu’na (KCK) yonelik operasyonlar sadece PKK’lileri degil, aslinda Ergenekonculari da rahatsiz ediyor ama rol payla$Imindan dolayi aradaki i$birligini aciga vurmaktan cekiniyorlar. Ayni $ekilde Ergenekon Davasi Turk Ergenekonu kadar Kurd Ergenekonu’nu da rahatsiz ediyor ama acikca itiraz etmiyorlar (Ocalan bir iki defa agzindan kacirdi, sonra sustu) dava hakkinda konu$mayarak bir nevi Ergenekon’a destek veriyorlar. Sebep acik, birinin kirli i$leri ortaya ciksa, digeri ile olan karanlik ili$kisi gun yuzune cikacak.
Karayilan ba$ta olmak uzere Apocu Medya’nin sayin Burkay ve Guclu’ye hakaret etmeleri ve saldirmalari (http://www.nasname.com/tr/10415.html), Derin Devlet ile PKK arasindaki bu kirli ili$kinin ortaya cikmasina engel olma cabasi; PKK’nin Derin Devlet’in emriyle katlettigi Kurdlerin ortaya cikmasina mani olma gayretidir…
Darbecilerin katlettigi masum Kurdlerin kemikler fi$kiriyor Kurdistan’da; sira PKK’lilerin katlettigi Kurdlerin kemiklerinde. Kemalist Kurd Hareketi’nde, Kurd Ergenekon cephesinde buyuk bir $a$kinlik-korku kari$imi bir hava hakim. Topraktan fi$kiran her kemik Kemalist Kurd Hareketi’ni tedirgin etmesi bundan. Bir zamanlar “eyvah kirli ili$kilerimiz, cinayetlerimiz aciga cikacak” diye du$unen Turk Ergenekoncularinin rolunu bugun Kurd Ergenekonculari oynuyor.
Korkunun Turk Ergenekoncularina faydasi olmadigi gibi Kurd Ergenekonculari da korkularindan fayda ummasinlar. Adalet eninde sonunda onlarin da ensesine yapi$acaktir…
Kemalist Kurd Hareketi elemani veya sempatizanlarinin “Hakikatleri Arastirma Komisyonu Meclis eliyle olmaz” diyorlar. Oysa Ocalan’in kendisi komisyonun Meclis tarafindan kurulmasini teklif ediyor (http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=13952&haberBaslik=MECL%C4%B0S%20DERHAL%20G%C3%96REVE&action=haber_detay&module=nuce), ama Apocularin okuma gibi ali$kanliklari, okusalar bile anlama zahmetine katlanma adetleri olmadigi icin kendi liderlerini bile anlayamiyorlar. En tuhafi ise, bazilarinin daha ileri giderek Meclis’i yetkisiz gormesi… Oysa o komisyonda BDP’liler de var ve kendileri BDP’lileri, bugun yetkisiz gordukleri, Meclis’e sokmak icin epey ugra$mi$lardi…
Hakikatleri Ara$tirma Komisyonu’nun Meclis’te olmasindan rahatsizlik duymalari anla$ilir bir durum cunku Ergenekon Davasi ile Ocalan ve PKK’nin patronu Derin Devlet’I zor durumda birakan mevcut Meclis’tir. Eger bilseler ki kurulacak komisyon (Ocalan’I yargilayan mahkeme gibi) $ip$ak, gostermelik bir ara$tirma ile her$eyi ortbas edecek, masum Kurdleri katleden Turk ve Kurd Ergenekonculari boyle bir uyduruk komisyon vasitasi ile kendi aralarinda “uzla$ip” temize cikacaklar, o zaman Meclis’I yere goge sigdirmazlardi… Ocalan’in kullandigi ifadenin “Hakikatleri Ara$tirma KOmisyonu” degil, “Hakikatleri Ara$tirma ve Uzla$ma KOmisyonu” oldugunu yeni farkettim. Demek Ocalan “Ara$tirma” icin degil, asil “uzla$ma” icin cirpiniyormu$; “17 bin faili mechulu unutalim” lafi bunun icinmi$.
Konumuz hakikat;tır ise,Bu konuyu işleyen Cevdet akbay acaba ne kadar hakikata bağlı kalarak bu konuyu işlemiş tarafsız kalabilmiş ?
Hakikatleri araştırma komisyonları kurulsun diyen ilk insan lider Sayin Abdullah öcalandır.
Barış ve Demokrasi Partisi tarafından ,Dünkü kemilizmin meclisi olan bugünde yeşilergenekoncu olan yeşil Akgülen koalisyonun meclisine önerge mi ne ?sundular.Red edenlerde yine çok savunduğun Akgülen koalisyon hükümeti oldu !
Hakikattan söz etmek için HAKikata bağlı kalmak adına neden red ettiklerine neden değinmemişsin ?
Yaho sadece ezilen mazlum kurd kawmi için değil,Bir şeyi düşünürkene,yaparkene yazarkenede Allah için yapmak lazımdır.Hakikatı bari kendi ihtiraslarımıza kurban etmeyelim...
Yorum yaz