Berzan Botî
Öcalan Ve Belgeli Yüzleşmeler...
Öcalan,"Kemalist milliyetçiliğin faşizmi de içerdiği göz önüne getirildiğinde, bunun daha da tehlikeli bir gericilik olduğu görülecektir. Mustafa Kemal deneyiminin, o dönemde önemli ölçüde yükselen faşizmi esas aldığını biliyoruz. Şoven milliyetçiliğin o dönemde faşizmin esas aldığı bir silah olmuştur…
Kemalizm daha 1920’lerin başında Kürtlerdeki ulusal kurtuluş güçlerine karşı savaşmış, Koçgiri’den başlayıp Dersim’de bitirmişti. Kemalizm Ulusal kurtuluş hareketine karşıdır ve bu temelde gericidir.”
Ciddiyetsizleri Ciddiye Alma Zorunluluğu
Öcalan ve yandaşlarına yönelik, işbirlikçi, hayın gibi gerçek sıfatlarını kullanma cesareti gösteremeyenlerin, ‘yapıcı, uzlaşmacı’ görünümlerine aldanmamak gerekiyor. Bu tip politik aktörlerin çekingenliğini, ikircikliğini anlatabilecek en hafif niteleme korkaklıktır. Korkakların, Ezilen bir halkın kurtuluşuna yapabilecekleri bir katkısı da olamaz. En az Öcalan kadar zararlı olmaya başlayan bu korkakların ‘akıl hocalığına’ soyunması ise ayrı bir komedidir. Bu komediye son vermek her yurtseverin/devrimcinin görevidir. ...Kürd Sorunu: Doğal İle Tuzak Arasında Seçim
Ancak sorun ve mahrum bırakılma farklı bir milliyete mensup olmaktan kaynaklıysa (ki Kürd halkının yaşadığı sorunun da farklı bir milliyet oluşundan kaynaklandığı bir gerçek) doğal haklar kuramını bireysel haklarla sınırlı olarak yorumlamak, özgürleştirici olamayacağı gibi özgürleşmeyi engelleyen bir tuzağa da dönüşebilir....Zerdüşt Kime Ağladı?
Bizim köle ruhlularımız ikili bir karaktere sahiptir; bir yandan halka karşı, üstüninsana özgü şiddet ve acımasızlığı bir yandan da üstlere karşı, kölelere özgü boyun eğiş ve pasifizmi aynı anda kişiliklerinde barındırırlar. Bu yönüyle, egemenlerin sistemine daha çok katkı yaptıklar için, Nietzsche’nin köle ahlakından çok daha geri ve tehlikeli bir anlayışı temsil ederler. ...Kürdler Hedef İse Kriz Aşılacak
Sağduyu çağrısı yapan örgütlerin açıkça dillendiremediği, ‘esas tehlike Kürdlerdir’ örtük düşüncesinin, MİT geleneğinden gelen ve kariyerini de bu kirli ilişkilere borçlu olan biri tarafından, (Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan) sesli olarak dillendirilmesi, Kürdler açısından yeni bir tehlikenin habercisidir. ...İç Hesaplaşma Ve Kürdler
Hem Türkiye’deki demokrasi güçleri hem de Kürd halkı adına en olumlu ihtimal, AKP ile Kemalistler arasında geri dönülmez ve sonuna kadar gidilecek bir hesaplaşmanın başlamış olmasıdır....İŞGAL RÜYASI SONA ERECEK Mİ?
AKP, Amerika ve Avrupa’dan aldığı destekle ayakta kalabildiğinin bilinciyle, özellikle iktidarının ilk dönemlerinde kısmi demokratik açılımlarla statükonun dışına çıktı dönem dönem. Ancak geleneksel devlet politikasından gerçek kopuşu sağlayamadı. Başka bir deyişle, kopuşu sağlayacak kadar cesur ve düşünsel gelişmişliğe sahip olamadı AKP. ...İŞGAL VE LÜTUF
Bir örgütü etkisizleştirmek ile bir halkın özgürlük amacını söndürmek aynı şey değildir. Kürd halkı minnetli yaşamayı reddettiği için soykırıma ve sayısız katliama uğramıştır. Dahası, minnetli cennet yerine cehennemde özgürlüğü seçme cesaretini Cigerxwin ile seslendirmiştir. Cesareti, ne genlerinde ne kültürel üstünlüğünde ne de seçilmiş bir halk oluşundadır; sadece özgürlükten başka kaybedecek bir şeyi olmayışındadır. Kaybedecek çok şeyi olanların kaybedecek bir şeyi olmayanlara köleliği dayatması akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Herkesin akıl tutulmasından bir an evvel kurtulması ve her halkın diğer halklarla eşit haklara sahip olduğunun kabullenilmesi dileğiyle…...ÖZGÜRLÜĞÜN DİYALEKTİĞİ, TÜRBAN VE ÜÇÜNCÜ YOL
İstisnalar olsa da, Gazi, Sakarya ve Selçuk gibi üniversitelerin yapısına, genel katılımına bakıldığında da söz konusu üniversitelerden türbana destek verenlerin yerel özgürlükçüler olduğu kolayca anlaşılır. Bu kesimin önüne bir metin konulsa ve bu metinde; bütün inançlar eşit şekilde özgürlük alanına sahip olmalı, herkes kendi anadilinde eğitim görebilmeli, ortaöğretimden zorunlu din dersleri kaldırılmalı, istiklal marşı gibi ırkçı uygulamalar eğitim sisteminden çıkarılmalı gibi gerçek/genel özgürlükle bağlantılı talepler yazılsa, acaba kaç tanesi imzalar? ...Beyaz Kürdlerin Laiklik Sevdası Ve Tehlikeli Oyunlar
Türkiye’de 85 yıldır, Kuzey Kürdistan’da ise 30 yıldır egemen kılınmak istenen anlayış/inanç antropomorfizmdir(insan biçimcilik). Antropomorfizm, insan biçimini ve niteliklerini tanrılara yüklemektir. Halkın, ‘puta tapmak’ olarak tanımladığı, tanrısal özelliklerin insanlara yakıştırıldığı, insanın tanrılaştırıldığı bu anlayışa verilebilecek en çarpıcı örnek ise, Kemalizm’dir kuşkusuz. Mitolojilerde sıkça karşılaştığımız bu anlayışın, tek tanrılı dinlerin Tanrı anlayışına göre daha geri olduğu, felsefe çevrelerince genel kabul görmektedir. Tek Tanrı anlayışı, üst düzey soyutlama yapabilme yetisini gerektirir. Bu da, insan biçimciliğe göre daha gelişmiş bir düşünme biçimi anlamına geliyor. ...Doğru Bir Yaklaşımda Yanlış Bir Yargı
Belli dönemlerde bazı toplumlarda geçerli olan bazı özelliklere vurgu yapılabilir. Rüşvet, hile, şiddet, hırsızlık gibi bazı olumsuz özellikler belirli dönemlerde bazı halklar arasında yaygın olabilir. Yaygınlığın boyutu ne olursa olsun yine de genelleme yapmak doğru olmaz. Bir tek istisna dahi böyle bir genellemeye engeldir. Söz konusu olumsuz özellikler olsa olsa toplumsal koşullarla, egemen olan kültürle açıklanabilir, genetik yapı ile değil. Irkçı anlayışlarla bilimsel ve felsefi açıdan hesaplaşan Gould’un bu konuda söyledikleri aydınlatıcıdır: ...YENİ İTTİFAK ARAYIŞLARI ÜZERİNE
Geçmişte edindikleri siyasal sıfatların eskimesi, işlev görmemesi, eski örgüt yöneticilerinden bazılarını yeni arayışlara sürükleyebilir. Bu amaçla da risksiz ve popüler olmaya yönelik girişimlerde de bulunabilirler. Bu tür davranışlar (yeni sıfatlar edinme çabası) çocukça da olsa, zararsız olduğu için hoş görülebilir. Ancak, Kuzey’deki sosyal-politik gerçeklik, risksiz alternatif olmaya olanak vermiyor ne yazık ki. Yıllardır ikili kıskaç içinde yaşayan ve ağır bedeller ödeyen Kürd halkı, riski göze alamayan tepeden inmeci anlayışlara mesafeli davranarak, ‘eskilerin kendilerini yenilemeleri gerektiği’ mesajını vermiş oldu. ...DEMOKRATİK ÖZERKLİK - KÜRD SORUNU VE POSTMODERNİZM
Bu süreçleri yaşamış olan toplumlarda, modernizmi aşma çabaları anlaşılır bir durumdur. Ülkemizde de bireysel olarak böyle bir anlayışı benimseyenleri yadırgamanın haklı bir gerekçesi olamaz. Ancak, aydınlanmanın, burjuva demokrasisinin, dolayısıyla modernitenin nimetlerinden yararlanmak bir yana, ulusal varlığı bile hala kabul edilmeyen sömürge bir halka, ‘postmodernist anlayışı’ kurtuluş reçetesi olarak sunmanın mantıklı ve iyi niyetli bir açıklaması olamaz. ...DEVLET - AHLAK VE İŞGAL SENARYOLARI
Beyin yıkama kampanyalarının sürdüğü Türkiye’de, dincisi, liberali ve sosyalisti de bu ahlaksızlığın bir parçası olmakta sakınca görmüyor. Tuhaf olan, Kürdler söz konusu olduğunda bu insanların, dünya görüşlerinden, inançlarından ve ahlaklarından feragat etmeye hazır olmalarıdır. Yaşanan çirkinlikler, biçimce insan olmanın çok kolay, gerçekte insan olmanın (ahlaklı) ise çok zor olduğunu bir kez daha gösterdi. ...BİZİM DE SABRIMIZ TÜKENİRSE NE OLUR?
Çıldırıp Güney’e girerlerse ne olur? Zafer kazanamayacakları kesin. Yüz yılı aşkındır onur mücadelesi veren Kürdlerin boyun eğmesi düşünülemez. En olumsuz koşullarda bile direnmiş bir halkın kazanımlarını feda etmesini beklemek hayalcilikten öte aptallık olur. Öcalan ve ekibinin gerillayı kontrol edip T.C’nin yanında savaşmaya ikna etmesi sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Öcalan’a rağmen, gerilla çoğunluğunun Güney güçlerinin yanında savaşması kimse için sürpriz olmamalı. Böyle bir durumda Güneye ...KAOS VE DÜZEN
Son olaylar, Kürd halkı açısından bir nevi özgürlük adası olarak algılanan Güney Kürdistan’ın, kalıcı bir yapı olduğu ve kaos yaratıcılarınca ortadan kaldırılamayacağını gösterdi. Kürdlere karşı mevzi kazanmak amacıyla, onursuzluk dahil her türlü tavizi bohçasına koyup Amerika’ya giden Erdoğan, umduğunu bulamadığı gibi Güney’deki oluşumu tanımaktan başka seçeneği olmadığını da fark etti. ...YANILSAMANIN YARATTIĞI ÜÇGEN
Gerçekliğin görünmesini engelleyen her türlü yanılsama, korkularla örülmüş bir toplumda baskıyı, sömürüyü ve yönetmeyi öngörüyor. Bu nedenle yer-zaman ve kişi(kurum) ayırımı yapılmadan her türlü yanılsamaya karşı durmalıyız. Devleti eleştirirken onun yanılsama politikalarına hizmet edenleri ayrık tutarsak, ya da uzantılardan sadece birini(PKK) eleştirip diğerine( Hizbullah) dokunmazsak yeni bir yanılsamaya zemin hazırlamış oluruz. ...DEVLETİN FAŞİST YÜZÜ VE KÜRDLER
İster biyolojik açıdan olsun ister kültürel, bir halkı kökeninden dolayı ve bir bütün olarak üstün/aşağı görmenin karşıladığı kavram faşizmdir. 1925’te Vakit gazetesinin,’Türk süngüsünün göründüğü yerde, Kürt sorunu yoktur’ yazısı, bu günkü Türk medyasının yaklaşımından hiç de farklı değildir. Aynı şekilde, cumhuriyetin ilk dönemlerinde Tevfik Rüştü’nün (Saraçoğlu), Britanya’lı bir diplomatla yaptığı görüşmede söyledikleri, devletin Kürdlere bakışını net olarak yansıtıyor: “Kürtlere gelince, onların kültürel düzeyleri o kadar düşük, mantaliteleri o kadar geri ki, genel Türk politikalarının içinde yer alamazlar. Ekonomik açıdan daha ileri ve kültürlü Türklerle rekabet etmeye yeterli olmadıkları için nesilleri tükenecek” ...YAPAY KARŞITLARLA ALTERNATİFSİZLEŞTİRMEK
Öcalan’nın sorgulanmaya başlanması ve bunun sonucu olarak etkisini kaybetmeye başlaması sistemi yeni arayışlara sürüklemektedir. Sistemi ciddi anlamda tedirgin eden konulardan biri de, İslami kesimin devlet politikalarından uzaklaşması ve Kürd ulusal sorununa sahip çıkmaya başlamasıdır. Sistem açısından en iyi çözüm, iç çatışmaların başlaması, kaos ortamının egemen olması ve ulusal sorun etrafında birleşme çabalarının sekteye uğramasıdır. ...RESMİ TARİH SÖZCÜLERİNİN ÇIRPINIŞI
Bu tür insanlara ‘Bilim insanı’ demek bilimin özüne aykırıdır; bunlar olsa olsa totolog olur ancak. Bu tür insanlara en iyi örnek, Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Hallaçoğlu’dur kuşkusuz. Konumunu ve Prof. Sıfatını gerçeği örtbas etmeye borçlu olan Hallaçoğlu, ‘Kürdlerin bir kısmının Türkmen, Alevi Kürdlerin de bir kısmının Ermeni olduğu’ iddiasıyla yeni bir tartışmaya neden oldu. ...Hakkında
Öncekiler
- Üçüncü Yol Ve Düsünce Esareti
- ÖRGÜT VE ÖRGÜTLENME ÜZERİNE
- ZAMANI GELMEDİ Mİ?
- ENTEGRASYON PROJELERİNE KARŞI ÜÇÜNCÜ YOL
- DEMOKRASİ VE HESAP SORMA KÜLTÜRÜ
- MAĞDURLAR VE SUÇLULAR
- BASKIN ORAN: EZBER BOZAN BİR AYDIN
- SATRANÇ VE POLİTİKA
- ZOR TEORİSİ VE AKP
- BU BİR ORTAK EYLEM: KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM
- ANAKARA’DAKİ PATLAMANIN SORUMLULARI
- SEÇİM: DTP KÜRD HALKI ÜSTÜNE KUMAR OYNUYOR.
- SEÇİM: HERKES DOĞAL YERİNE YA DA MASKELİ POLİTİKA DÖNEMİ
- KADIN SORUNU YA DA İNSANLIK SORUNU
- BUGÜN 1 MAYIS VE İNADINA/HALA SOLCUYUZ
- MUHTIRA VE KORKULARIN AŞILMASI
- ÖZGÜRLÜK VE KAMBURLARIMIZ
- ‘Bağımsız Kürdistan Doğal Hakkımız’ Söyleminin Düşünsel Dayanakları
- DEMOKRASİYİ SİNDİRMEK VEYA SAYIN SELİM ACAR’IN HAKLI SİTEMİ
- DEMOKRASİ: BİREY VE TARAFTAR FARKI
- HALEPÇE: İNSANLIĞIN TEST EDİLDİĞİ YER
- ÖCALAN MAZLUM ROLÜYLE DEVLET SAHNESİNDE
- KERKÜK KUZEY KÜRDİSTAN’DAKİ DENGELERİ SARSACAK MI?
- FAŞİZMİN “AKILLI OL” ÇAĞRISINA “DELİCE” HAYIR DEMEK
- “HEPİMİZ KİMİZ” TARTIŞMASININ NERESİNDEYİZ?
- ASUR SOYKIRIMI: TARİH İLE YÜZLEŞMEK
- ÖCALAN – DEVLET İLİŞKİSİNE ‘ERDEMLİ’ YAKLAŞIM
- RAPOR - İDAM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
- 2007 SEÇİMLERİ KUZEY KÜRDLERİNİ BÖLECEK
- ATİLLA YAYLA: BURJUVAZİNİN DEVRİMCİ YÜZÜ
- ÖCALAN KARDEŞLERLE UZLAŞ(MA)MAK
- SUSURLUK VE KÜRD MAFYASI
- PKK – KUK Çatışmasında Devletin Rolü
- BAĞIMSIZ / BÖLÜNMÜŞ KÜRDİSTAN
- DOĞRU ŞÜPHE
- KARŞITLARIN ORTAK KAYNAKLARI YA DA DİN VE BATI FELSEFESİ
- ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK
- TANRILAR VE İNSANLAR
- DİN-İNANÇ TARTIŞMALARINA FELSEFİ YAKLAŞIM
- KARŞITLAR BİRLİK OLUNCA
- 12 EYLÜLDE İÇERDE OLMAK
- TÜRKİYE'DE SOL'UN KAYNAKLARI VE KÜRDİSTANDAKİ YANSIMALARI
- KARDEŞLİK ISRARI
- SÖYLEMİN AYNILAŞMASI VE BARINDIRDIĞI RİSKLER
- Komedi mi, Trajedi mi?
- GÜNTER GRASS
- Aydınların Ortadoğu Bildirisi
- KALIPLARLA DÜŞÜNMEK YA DA DÜŞÜNEMEMEK
- PKK’ nin Çözülüşüne Seyirci Kalınmamalı
- GERÇEKÇİ UZLAŞMALAR
- ELEŞTİRİ BİR SANAT OLARAK KALMALI
- BİLİM VE DİN
- SAYIN ZİLAN ÇİZGİSİNDE TUTARLIDIR, AMA...
- ORTADOĞUDA İŞLE(ME)YEN MANTIK
