Öcalan Ve Belgeli Yüzleşmeler...
Öcalan,"Kemalist milliyetçiliğin faşizmi de içerdiği göz önüne getirildiğinde, bunun daha da tehlikeli bir gericilik olduğu görülecektir. Mustafa Kemal deneyiminin, o dönemde önemli ölçüde yükselen faşizmi esas aldığını biliyoruz. Şoven milliyetçiliğin o dönemde faşizmin esas aldığı bir silah olmuştur… Kemalizm daha 1920’lerin başında Kürtlerdeki ulusal kurtuluş güçlerine karşı savaşmış, Koçgiri’den başlayıp Dersim’de bitirmişti. Kemalizm Ulusal kurtuluş hareketine karşıdır ve bu temelde gericidir.”
berzanboti@hotmail.comDoğal varlıktan doğal-kültürel varlığa geçişte insanın gelişmesine, yetkinleşmesine katkı sunan özellikli evreler ve bu evreleri simgeleyen buluşlar vardır.
Bilim insanları, bu buluşlar içinde ateşin bulunmasına özellikli bir yer verirler. Yiyeceklerin pişirilerek yenmesi, insanın besinlerden daha sağlıklı bir şekilde yararlanmasını sağladığı gibi, onun fiziki yapısında da değişikliğe neden oldu. Yiyeceklerin daha az çabayla yenebilmesi ve sindirilebilmesi dişlerin sorumluluğunu azalttı.
Dişler üzerindeki yükün hafiflemesi, çene tarafından işgal edilen alanın azalmasını sağladı. Çenenin boşalttığı alan, beynin büyümesine uygun bir zemine dönüşünce hacimle bağlantılı olarak düşünce de gelişti. İnsanın doğal varlığına kültürel özellik katmasında bu evre belirleyici bir role sahiptir.
İnsanlığın gelişmesinde ve kalıcı kültürel değerler yaratmasında özellikli bir yere sahip olan evrelerden biri de toplayıcılıktan tarıma geçiştir. Toplayıcılığın doğal sonucu olan göçebelik, kalıcı eserler yaratmaya elverişli değildi; yerleşik yaşama geçişle bu sorun aşıldı ve günümüze kadar gelebilen kalıcı eserler yaratılabildi.
İnsanlık tarihi dikkate alındığında çok yeni olan yazı ise, birikimleri toplama ve kayıt altına alma yoluyla sonraki kuşaklara aktarma konusunda özellikli bir yere sahiptir. Yazının gördüğü bu olumlu işlev özellikli yerini günümüzde de koruyor ve daha uzun süre de koruyacağa benziyor.
Bu günlerde yoğun olarak tartıştığımız ‘Öcalan hikayesi’, yazılı belgelerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Tartışmalı olayların çözümü ortak bir kriterin varlığıyla olanaklıdır. Bu ortak kriter yazılı bir belge ise, söz konusu belgeye ulaşmak demek sorunu çözmek demektir. Kriter olarak kabul edilen belge savunulan düşünceye/kişiye aitse ve yayımını yapan da kendi denetiminde bir kurumsa, karşı tarafın itiraz etme hakkı ortadan kalkar.
Öcalan’ın tutarsızlığı, ihaneti ve çelişkilerle dolu düşüncelerine rağmen hala (Kürdlük adına) savunuluyor olmasını, bilinçli olarak tahrip edilen toplumsal hafızaya bağlamak gerekiyor. Toplumsal hafıza kaybı, birilerinin tutarsızlığını gizlemeye ve çirkin oyunun devamına yarar sadece.
Aydınlara düşen görev ise, toplumsal hafızayı canlandıracak “şok”larla yanılsamayı ortadan kaldırmak ve gerçekliğin çıplak bir şekilde görülmesini sağlamaktır. Bu şoklar, yalan haberlerle, dedikodularla ve çamur atmalarla olmadığı sürece anlamlı olur. Anlamlı olmasının göstergesi ise, yazılı belgelerdir.
Öcalan’ın, Kemalist kimliği herkes tarafından bilinmektedir artık. Her avukat görüşmesinde(!) Kemalizm’e dair yeni methiyelerle karşılaşıyoruz. Son günlerde Nasname’de yaşanan tartışmalarda bu konuya dair birçok kanıt sunuldu. Özellikle Sayın Musa Ok’un derlediği ‘Öcalan’ın Kemalizm savunusu/hayranlığı’ yazılar, gerçekliği görmemekte ısrar edenlerin yüzüne bir tokat gibi çarpmalıdır artık.
Öcalan’ın, Kemalizm’e dair olumlayıcı düşünceleri bilindiği için burada tekrarlama gereği duymuyorum.
Öcalan’ın, Kemalizm’e dair bu gün söylediklerinin tam karşıtı düşüncelerinden bir kısmını, Özgür Halk Dergisinden (Yıl:2 Sayı:14 Aralık 1991 Sayfa: 5, 6, 7) olduğu gibi aşağıda aktarıyorum.
“Kürt yurdu, kurumlaşmış olduğunu söylediğimiz faşizme ve özel savaşa karşı birazcık direndi, egemen politikada ve Kemalizm’de gedik açtı…
SHP’nin çöküşü demek, genelde Kemalizm’in kuyrukçusu olan Türkiye solunun ve demokratçılığın çöküşü demektir. Bu çok önemlidir. İcazetli olan böyle bir sol Kemalizm’den kopuşu tam sağlayamamıştır….
Kemalist milliyetçiliğin faşizmi de içerdiği göz önüne getirildiğinde, bunun daha da tehlikeli bir gericilik olduğu görülecektir. Mustafa Kemal deneyiminin, o dönemde önemli ölçüde yükselen faşizmi esas aldığını biliyoruz. Şoven milliyetçiliğin o dönemde faşizmin esas aldığı bir silah olmuştur…
Kemalizm daha 1920’lerin başında Kürtlerdeki ulusal kurtuluş güçlerine karşı savaşmış, Koçgiri’den başlayıp Dersim’de bitirmişti. Kemalizm Ulusal kurtuluş hareketine karşıdır ve bu temelde gericidir.”
17 yıl önce söylenenlerle bu gün söylenenleri kıyaslamak ve Öcalan’a karşı sağlıklı bir yargıya varmak için yazılı belgelerden (üstelik kendi yazısı ve kendi dergisi) daha inandırıcı bir kanıt olamaz herhalde. Bu tür tutarsızlıkları, çelişkileri, git-gelleri çoğaltmak mümkün. Yeter ki bilinç dışına itilen gerçekleri bilince çıkarmak için biraz çaba sarf edelim. Bunu yapabilmenin yolu, tapınma kültüründen vazgeçmekten ve özgürce düşünebilmekten geçer.
Gerçekliği dillendirmek, birilerine yapılmış bir hakaret olarak değerlendirilirse, görmemek ve gördüğünü dillendirmemek de marifet olur. Gerçekliğin bu kadar ters yüz edildiği bir ortamda marifetli insan sıkıntısı yaşanmıyor. Onlar marifetli olmaya devam etsinler; biz de marifetsiz insanlar olarak doğruyu söylemeye devam edelim. Onlar telaş içindeler ve eriyorlar; bizler de sakin ve çoğalmaya devam ediyoruz…



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz