Batman’da PKK’nin İkinci 'İhanet' Atılımı
Kürd politik çevreleri PKK’ye boyun eğerek ihanetin bir parçası, en azından aklayıcısı olmak istemiyorlarsa iki şeyi acilen yapmak zorundadırlar.. Birincisi, KCK tehdidini ve Batman’da dört yurtseverin katledilmesini amasız, fakatsız bir şekilde lanetleyecekler.. İkincisi; DTK'ne kesinlikle katılmayacaklar ve gerekçe olarak ta PKK’nin ihanetçi çizgisini/misyonunu dillendirecekler…
PKK’nin 1978 yılında yayınladığı “doğru Yolu Kavrayalım” adlı broşürün amaç ve içeriği ile 24 Temmuz 2010’da “KCK Yüksek Adalet Divanı” adıyla yapılan açıklamanın amaç ve içeriği bire bir örtüşüyor.
Kavramların anlamını değiştirme veya kavramları üretme(!) noktasında sıkıntı yaşamayan ve sınır tanımayan PKK, Hem “doğru Yolu Kavrayalım” Broşüründe hem de “KCK Yüksek Adalet Divanı” açıklamasında farklı kavramlar ve tanımlamalar kullansa da, özünde tek bir kesimi hedef alıp açıkça tehdit ediyor. Bu kesim ulusal soruna duyarlı ve PKK hegemonyası dışında kalan Yurtsever/demokrat/devrimci Kürdlerdir; iradesini PKK’ye teslim etmeyen onurlu Kürdlerdir.
Otuz iki yıl aradan sonra PKK’yi bu çirkin tutuma iten en önemli neden, gelişmekte olan ulusal-demokratik bilinç ve bu bilincin PKK dışında örgütlenmelere doğru hızla ilerlemesidir…
PKK’nin, toplumsal hafızayı zayıflatarak Kürdistan tarihini kendisiyle başlatma yalanından/yanılsamasından etkilenmeyen insanlar çok iyi biliyor ki, 1978’li yıllar Kuzey Kürdistan’da ulusal bilincin gelişmesi açısından özellikli bir dönemdir. Birçok Örgüt/partinin olduğu ve yenilerinin de sürekli eklendiği söz konusu döneme, ‘Kuzey Kürdistan’da aydınlanmanın ve ulusal bilincin geliştiği dönem’ demek abartı olmasa gerek. Böyle özellikli bir dönemde piyasaya sürülen PKK, misyonu gereği ulusal hareketleri önce tehdit devamında fiili saldırılarla sindirmeye/yok etmeye çalıştı.
Yine 78’li yılların dikkat çeken başka bir yanı da, PKK’nin çeşitli gerekçeler üreterek geniş/büyük ve toplumda etkili olan aileleri bir bütün olarak hedef alması ve saldırmasıydı. Hem ailelere, hem de örgüt/partilere karşı saldırıya geçen PKK’nin mesajı çok açıktı: “Ya bana itaat edeceksiniz, ya da yok olacaksınız”
Uzun süreden beri “tek ses” ve “tek güç” olarak Kürdistan’da her türlü tahribatı yapan PKK, eleştiriden ve sorgulanmaktan muaf olmanın yarattığı avantajı devlet lehine en iyi şekilde kullandı.
Son zamanlarda ulusal eksenli hareketlerin (kimi yeni, kimi de yeniden) ortaya çıkarak örgütlenmesi, PKK’nin içinde bulunduğu çirkin ilişkilerin sorgulanmaya başlanması hem PKK’yi hem de ona varlık kazandıran karanlık güçleri fazlasıyla rahatsız etti. Bu rahatsızlık onlara, 32 yıl önce hayata geçirdikleri ve (maalesef) başarılı oldukları ihanet projesini güncelleştirerek(!) ikinci kez uygulamaya koyma cesareti verdi.
KCK’nin çirkin tehdidinden hemen sonra Batman’da dört yurtsever/demokrat insanın katledilmesi tesadüf olmadığı gibi üç kardeşin büyük/geniş bir aileden olması da tesadüf değildir. Aksine PKK’nin 32 yıl önceki stratejisinin bu gün yeniden hayata geçirilmesidir.
Artık PKK’nin niteliğini, kime hizmet ettiğini tartışmak bile abestir.
İhanetçi kimliği defalarca tescil edilmiş olan PKK’nin Kürdistan halkının ulusal-demokratik haklarının taşıyıcısı olmadığı, aksine bu hakların talep edilmesini sağlayan ‘ulusal bilincin yok edilmesi’ işlevini yerine getirdiği aşikârdır.
Buna rağmen PKK veya onun piyonlarıyla ortak platformlarda bir araya gelmek, birlikte hareket etme ihtimalinden söz etmek, PKK ihanetine meşruiyet kazandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
PKK ilk ihanet hamlesinden bu güne kadar geçen 32 yıllık sürede, kendisiyle hiçbir platformda ve hiçbir şekilde hareket edilemeyeceğini/edilmemesi gerektiğini defalarca gösterdi. PKK’nin bütün olumsuz göstergeleri bir tarafa atılsa bile, Abdullah Öcalan’ın 1992’de Serxwebun dergisinde yayınlanan düşünceleri tek başına “PKK’ye hayır” demek için yeterlidir.
Öcalan söz konusu açıklamasında PKK dışındaki hareketlere nasıl bir rol biçtiğini ve onlarla hangi koşullarda “birlikte” olacaklarını çok net ve küstahça ortaya koymaktadır: “Bir Kürt Particiliği, PKK’sız veya PKK’yı karşısına alması durumunda yerle bir olur” (Serxwebun, Eylül 1992)
Öcalan’ın bu açıklamasında PKK dışındaki Örgüt/partilerin hangi koşullarda var olabileceklerini gösteriyor; ‘Ya PKK’nin güdümünde ve aklayıcıları olurlar, ya da yaşayamazlar.’
Ne yazık ki bu anlayışa rağmen bazı Kürd/Kürdistani hareketler farklı zamanlarda farklı gerekçelerle PKK ile bir araya gelme ve ortak hareket etme gibi hayallere kapılabildiler…
7-8 Ağustos’ta başlayacak olan DTK’ne (Demokratik Toplum Kongresi) Kürd politik çevreleri ile STK’lar (Sivil Toplum Örgütleri) davet ediliyor!
Kürd muhalefeti, PKK ihanetini onaylama (katılma) ile kişilikli bir politika izleme (katılmama) seçenekleriyle karşı karşıyadır. Duyarlı insanların beklentisi Kişilikli bir politikada karar kılınmasıdır..
Kürd politik çevreleri PKK’ye boyun eğerek ihanetin bir parçası, en azından aklayıcısı olmak istemiyorlarsa iki şeyi acilen yapmak zorundadırlar..
Birincisi; KCK tehdidini ve Batman’da dört yurtseverin katledilmesini amasız, fakatsız bir şekilde lanetleyecekler..
İkincisi; DTK'ne kesinlikle katılmayacaklar ve gerekçe olarak ta PKK’nin ihanetçi çizgisini/misyonunu dillendirecekler…
PKK 32 yıl önce Kürdleri tehdit ederken, geniş ailelere ve politik yapılara saldırırken gereken tepki gösterilseydi, bunca tahribatına rağmen bugün ikinci kez bu ihanet stratejisini hayata geçirme pervasızlığını gösteremezdi.
Devletin tüm desteğine karşın geçmişte PKK’ye karşı dik durulabileceği gösterildi; cesur ve Kürdistan halkının ulusal-demokratik taleplerinin savunulmasında kararlı olanlar bu gün de bu duruşu sergileyebilirler…
Bu duruşu sergileme becerisi/cesareti gösteremeyenlerin “uzlaşma kültürü”, "yapıcı olmak” gibi kaçışla ve boyun eğişle eş anlamlı kavramlara sığınması hiç te inandırıcı olmayacaktır.
PKK yapısı ve misyonu gereği herkesi seçime zorluyor...
Bu seçim, ya boyun eğmek (devlet politikalarına, Kemalizm’e hizmet etmek) ya da kararlı ve cesur olmaktır.
İkinci seçenekte karar kılmak, PKK’nin içinde bulunduğu düşkünlüğü, çirkinliği açıkça dillendirmek/lanetlemek ve ulusal-demokratik talepleri koşulsuz savunmaktır. Bu duruşu sergileyemeyenlerin ne politik ne etik ne de başka bir alanda "akıl hocalığı" yapma hakları yoktur; yapsalar da inandırıcı olmayacaklar ve sadece kaçışlarına, korkaklıklarına kılıf arayışı içinde olduklarını itiraf etmiş olurlar...
6 Ağustos 2010



Yorumlar (22 gönderildi):
Sayın Botî altına imzamı attım bile.Saygılar
Bu cok acil olarak ele alinmali özellikle Disporadaki Ses olarak..
Selamlar..Saygilar
PKK'den sonra Kuzey Kürdlerin en güçlü partisi olma iddiasındaki partinın lideri, CNN Türk'le yaptığı röportajda diyor ki; "PKK birkaç arkadaşımızı öldürdü, biz akıllı çıktık provokasyona gelmedik, daha fazla kayıp vermedik, fakat KUK provokasyona gelerek PKK ıle birbirinden yüzlerce kişi öldürdüler." Daha sonra aynı kişi, ne zaman PKK içinde ciddi problemler çıkmışsa ve Apo'nun başı sıkışmışsa, gidip Apo'yla işbirliği ve ortak davranma protokolleri imzalamış, her akşam Apo'nun TVsinde saatlerce Apo'nun zırvaları dinlemiş ve onaylamıştır. İşte PKK'ye pirim veren ve onu güçlendiren bu korkak ve ikiyüzlü siyasettir. Sadece bunlar mı, Apo'yu tanımalarına rağmen, 93'te Bekaa'lara kadar Apo'nun ayağına giden herkes suçludur. Bütün bunlar bugün de doğru davranmıyorlar. Kararsız ve kişiliksiz bir politika izliyorlar. Bu gidişle korkarım yine ihanet kazanacaktır!!!
Bu ihanete karsi dik durulmasin demiyorum. Ancak böylesi tehtitler altindaki milyonlarca yalniz insani anlamak gerekir diyorum. Kendi bulundugumuz yerden elestirmek kolay.
Bu ciddi bir problem. Tek tek insanlar cesur davransalarda cözulecek bir sey degil.
Cözum icin daha sabirli olunmali.
Kitaplar, makaleler yazmak, teshir etmek cok önemli bir sac ayagi cözum yolunda. Fakat eger tc nin razi edildigi uluslararasi bir cözum getirilemez ise kurdistan sorununa bu durumda önce propaganda aygitini guclendirmek sonrada pkk nin karsisina pkk gibi silahli bir gucu dikmek ve bu gucun birinci hedefi olarak tc ile organik iliskileri tahmin edilen suclu sorumlularin etkisiz hale getirilmesi görevini koymak gerekir.
Ben baska mantikli bir cözum bulamiyorum.
Ancak tahmin edersem böyle bir sey olmayacak. Buna karsin abd ve ab bölgeyi yeniden dizayn ederken bu meseleyede el atacaklar.
Bu durumda tc nin kontrolu disindaki kurt siyasi yapilarinin rolu önemli olacaktir.
Psikoloji geriliyor. Ama dili keskinlestirme yerine bir iki kisi olsun örgutleyip propaganda aygitlarini guclendirmek veya yeni bir dernek kurmak daha önemli gibime geliyor.
Pkk ihanet icinde. Ama kurt yiginlari bunu duymak istemiyor. Cunku tc ile sorunlari derindir. Pkk disinda bir olusum yok varligina izin de yok. Kurtler Pkk'ye mecbur birakilmis haldeler. Sorunlar varsa aile icidir. Kol kirilir yen icinde mantigi bu. Birde pkk ile kurulan iliskilerin aliskanligi var. BU öyle kolay cözulecek bir sey degil.
Sabirli olunmali. Ama daha disiplinli daha yogun calisilmali.
Sayin berzan botiye selam, saygilarimin yaninda kendisine duydugum hayranlikla sukranlarimi sunarim...
Elinize ve yureginize saglik.dusuncelerinizi aynen paylasiyorum.onursuz ve satilmislara boyun egmek satilmaktir.teslim olmaktir.teslim olmak ise söz ve yasam hakkini yitirmektir.Bu arada Kemalist apo ilgili bir animi ve bu animdaki yanilsamamdan dolayida söz konusu insandan vicdani olarak özur diliyorum.Söz konusu sahis bunu bilmesede zira onu sadece bir kez gördum.1995 tarihleri olsa gerek,laz kökenli bir turk vatandasina ait bir marketten alisveris yapmak uzere gitmistim. tesadufen gun cuma gunuydu. laz kökenli oldugunu sonradan ögrendigim sahis kemalist ve Annesi Ermeni oldugu söylenen Apo hakkinda hakaret edici ifadeler kullaniyordu."Sunnetsiz Ermnei dölu" ve galiz kufurler ediyordu. sadece bir kurt olmamdan dolayi beynime kursun sikilmis gibi hisettim. Söz konusu sahisa cok daha agir hareketlerde bulundum.O an her sey yapabilecek durumda idim.Adam neye ugradigini sasirdi ve tek kelime etmedi. Kisacasi Bu kemalist ve kurt dusmani ve aslini inkar eden Apo yuzunden bir insanin kanina girebilirdim. gelinen asamada gerceklikler benim yanildigimi yada yanlis bilgilendirildigimi bana ögretti. vicdani sorumluluk geregi bu aniyi dile getirdikten sonra, bu vesile ile Aponun bazi yazilarinda Ermeni halkinin katledilmesini kurtlere yuklemek gibi bir yaklasimi ifade etmeye calistigini simdi daha iyi anliyorum.Sevgili nasname okurlari ve kurdistan halkinin gercek yurtseverleri,turk devletinin yöneticilerini iyice irdeledigimizde,yöneticilerin bir cogunun aslinin turk olmadigini göreceksiniz.Bunlar tesadufmu? Kurt hareketi oldugunu ifade eden ajan pravakatör pkk,nin basi kemalist Aponun aile yapisinin iyi irdelenmesi gerek.Kendi ailesini asagiliyan bir insandan kime ne fayda gelebilir?? Ruhunu teslim etmis bir insanin ve ruhunu teslim aldigi yöneticilerden olusmus ve adina hareket ettigi halkin dusmani yapinin (devletin) varligini savunmayi ilke edinmis bir ajan pravakatör hareketten ne beklenebilir? Elbette zulum beklenmeli.Pkk,de ne kadar tc ile uzlasmaz insan varsa katleden bu ajan pravakatör harekete kan ve can verenler cocuklarinizin ve kurdistan halkinin katillleri kadarda sizler sorumlusunuz ve hatta katilsiniz. bilerek yada bilmiyerek.Bir gun yataginizda hemde cok zamansiz ve adil olmiyan ölum sizleri bekliyor olacak. Adelet tanimadiklariniz sizinde adaletsizliginiz olacak.Unutmayin Alaattin kanatlarin sorumlusu Kemalist Apo ve onun usaklaridir.Ihanet fabrikasina ve onun dislilerine teslim olanlar yada evlatlarini teslim edenlerin adalet isteme haklari yoktur. Ey SEYH SAIDIN Ve SEYIT RIZA,nin orunlari uyanin,bu önderlerinizi katleden Kemalist zihniyetin kurdistan seksiyonu ve katiliniz Apocu ihanetcilere riayet etmeyiniz.Onlara nefes vermeyiniz. Vereceginiz her nefes katlinize bir haktir.yasam hakkinizi teslim etmeniz anlamina gelir.Artik Kemalist kurt seksiyonu ve Ergenekon uretimi anlayisin ideolojisi ile ölenler sehit olmak konumunu yitirmis olurlar.Onlar kurdistan sehidi degil Kemalizmin kurbanlari olacaklar.Batmandaki Yurtsever kurt evlatlarini katledenler kurt olabilirmi? Ancak kurt dusmani olabilirler.Alcakligi ve ihaneti kabul etmek mumkunmu? Hos geldi sefa geldi.Ölum ihanetin panzehiridir.Korkaklar zaten yasama hakkini yitirmis. Selam olsun onurlu insanlarin yureklerine.
bu sayfalarda pkk ve diğer kürt örgütlerinin her hareketi tukaka ilan edilirken türk orijinli akp ise ulusal kahramanımız ilan edilecek noktaya geldi. reel olmadığını biliyorum ama yine gözümle kürtlerin hak ve hukukunu savunacak sağlam bir organizasyon ve paralel bir yapılanma görmedikçe bu mevtaya dahi razıyım.
işin özü bu kadar basit ve net. ortaya ciddi bir organize yapı oluşturmadan hele bunlar gitsin ben neler yaparım havaları kimseye güven vermiyor. yapın ne yapacaksanız görelim. siyaset üretin. görelim ne kadar gerçekçi fikirleriniz var. ondan sonra gelin bu mevtaya laf söyleyin. kendileri de ızdırapta. akılları bu kadarına eriyor. ama bana YENİ DERİN DEVLET AĞZIYLA ŞUNUN BUNUN TAŞARONU DİYENLERİN AĞZIYLA kim seslenirse selensin ben de onu kabul etmekte zorlanırım.
kürtler siyasal aklı gelişkindir. bir ışık göreseler elbette size de gelirler. ama ortaya bir şey çıkarmadan devletin projelerine güvenerek bir şeyler yapmak nereye kadar. devlet proje yaparken elbette risk analizini de yapıyor. devletin projesine yöne verecek çalışmaları görmüyoruz. yanlışta olsa hergün belli merkezlerde toplanıp neler yapabilirz diye arazide olan kesimin kararları bana daha sevimli geliyor yerinde oturup ahkam kesenlerin sözlerinden. onların doğruyu bulduğunda doğru içinde yapacakları şeyler yanlışları için yaptıklarından daha fazla olacaktır. doğruları için hiç efor sarfetmeyenlerin sözleri ne kadar doğru olursa olsun değeri ancak samimiyetleri kadardır.
akp projeleri kürt ulusal projelerine uygun başkalarının değil. tüm okuma oraya kadar geliyor. neden doğru bir tane olsun ki. uluslar arası sorun olan bu sorunu uluslararası gündeme taşımanın yolu başka bir şey olamaz mı? niye daha referandum tarihi olmadan önce birilerin kendi fikrini pişirmeleri bize zor geliyor. daha kimin evet hayır diyeceği belli olmadan onlar zaten bu konuda fikir teatisinde bulunmuşlar.
http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=13474
ayhan bilegen boykotu ta 2006 dillendirmiş. yazının tarihi 2006. yani kimseden etkilenmeden de insanlar rahat bir şekilde düşünüp karar verebilir ve vermelidir de.
deenize düşen yılana sarılır. denize düşüne değil denize düşürene sorulmalı bazı şeylerin hesabı. açılım ile kirli devleti aklayıp paklayıp sanki açılımla beraber bir devlet varmış havasında olanlara sormalı. 1971 de silahlı mücadele mi vardı ki sizler o zaman komando baskınları düzenlediniz. bazı şeylerin zamanı gelmiş ve devlet bu kirlilikle devam edemeyeceğini görmüş ve yeni gömlek değiştirecek. daha gömleğinin rengi belli değilken kürdün gömleği giymeye kalkması bizra değil fazlasıyla safdilliktir.
“Bir Kürt Particiliği, PKK’sız veya PKK’yı karşısına alması durumunda yerle bir olur” (Serxwebun, Eylül 1992)
İki paragrafta da ikinci alternatife yer verilmiyor...Savunulanlar farklı belki ama içine düşülen durum aynı...İradeye ket vurmak...
dersimdeki bomba pil bitmiş diye patlatılamadı,oysa bu eylemi gerçekleştiren bence bilerek boş pil koydu ve patlamasın dedi vicdanı el vermedi.bombaya sağlam pil koymayacak kadar ahmak değil ve bugüne kadar pil boş diye patlamayan kaç bomba var.
Sanki beynimi ve yüregimi okuyarak bu makaleyi yazmissin.Eline ve beynine saglik.Heryönü ile benim dsüncemi ifade etmissin.Yazim hayatinda basarilar.Iyik varsin...
Rucan Keles
Saygilar
Biz de çok iyi biliyoruz ki AKP de sonuç ta bu devletin bekaası için çalışmakta ve Kürtlerin hak ve özgürlükleri alanında yapacağı birşey yoktur.
Beyninize, elinize sağlık.
Ergenekon Cumhuriyetinin tarihin görebileceği en barbar soykırımcı cumhuriyetlerinden olduğu kuşkusuzdur.
Bu topraklarda insanlığa karşı ne kadar suç işlenmişse mutlaka Ergenekon güçlerini aramak ve ön plana çıkarmak gerekiyor.
PKK ve Ergenekon'u mutlaka birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Sağlık ve başarı dileklerimle.
dunyada hic bir sey gercek ve dogruyu baz almladan ilerleyemez
tum kurt (ler) ve partiler kendi halki icin ne yaptida 30 yildir pkk engel oldu pkk yanlis da yapsa %51 i dogru sonuc ve ulusal bilinci 0 olmus bir halkin istekleri goz onunde
sadece pkk karsitligi yaparak kurdistan kurulmuyormus (sekil 30 yil)
NEDEN pkk birililerini kuyrukcusu veye uzantisi olsun 30000 sehit vermis bir hareket yanlis yoldadir evet bazi cevreler neden hep yanlislarinin tekrarini istiyor aliskanlik meselesi
bugun bir HALK uyanmistir omrunuz yetermi bilmem ama bir 15 yil sonrayi dusunun pkk mutlak zaferi getimiye bilia ama bu halkin 18 ciwanmertleri getirecektir (pkk ergenekon diyen arkadaslara ergenekon 3
yildir dillendiriliyor madem bu orgut vardi 30 yildir niye yazmadiniz
bir hikaye:bakirkoyde deliler kacar, toparlayamazlar sonunda bir doktor deli elbisesi giyer ve ardlarindan kosar ve en basa gecer sehirde tur attiktan sonra hastane bahcesine girer ve hepsi tikanmistir.
evet kurtler delirdi hemde pkk onculugunde bir doktura ihtiyac var slmlar
"Artık PKK’nin niteliğini, kime hizmet ettiğini tartışmak bile abestir.
Artık BDP'nin Niteliğini, kime hizmet ettiğini tartışmak bile abestir
Artık Öcalanın niteliğini kime hizmet ettiğini tartışmak bile abestir.
bu kurumlar ve şahıslar kemelizme ve ergenekon gibi derin devlet yapılanmalarına hizmet etmektedir."
bu iddaaların doğru olduğunu kabul ettiğimizde? ortaya şu sonuç çıkıyor: kürtlere en büyük zulmu yaşatan en büyük kötülüğü yapan yukarıdaki üç ana tema derhal teşhir edilmeli yaptıları lanetlenmeli,içyüzleri ortaya çıkarılmalı kürdistandan def edilmeli ve yaptıklarının hesabını bir bir vermelidirler. yukarıdaki temalar kürt bireylerini ölüme terk ettiler düşmanla işbirliği yaptılar, önderleri misakı milliyi kemalizmi savunarak binlerce insanın kürdistan şiarını heba ederek hizmetini sürdürmeye devam etmektedir.bunlara karşı kararlı cesur ve onurlu bir duruş sergilenmelidir.
bu durumda olması gereken nedir? sorusunu sorduğumuzda bağımsız özgür bir kürdistan şiarıyla yola çıkacak yeni bir oluşum değilmidir? o halde öyle bir misyonu taşıyacak her kişi parti, platform ve başta siz olmak üzere yapmanız ve söylemeniz gereken:
tc sisteminin islamofaşist iktidarı AKP nin niteliğini, kime hizmet ettiğini tartışmak bile daha çok abestir.
bırakın anayasa değişikliklerini anayasanın kendisini,tc meclisinin kendisinin dahi niteliğini, kime hizmet ettiğini tartışmak bile daha çok abestir.
AKPnin açılım politikasının niteliğini, kime hizmet ettiğini tartışmak bile daha çok abestir.
ve ana şiar "kürd halkına devletleşmeyi çok görenler dostumuz olamaz" ise
TC sistem partisi olan akp nin dişinizin kovuğunu doldurmayan açılımlarıyla sizin ne işiniz var?
referanduma evet demekle ne işiniz var ne gibi çıkarınız var?
TSK nın genelkurmayın,MİTin ,MGK nın yürütücü kuvveti olan ve bir ahtapot gibi kürdistanın her yerini yayılmış iktidar partisinin demokratikleşme adına attıkları adımları olumlamakla ne alakanız var?
inandırıcılık noktasında zaafınız var mı ? çelişki dolu söylemlerin kürtlerin menfaatine olacağına inanıyor musunuz?
yoksa yazıma bir abes daha eklemem mi gerekiyor? saygılarımla...
Yorum yaz