Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Kürdler Bölücü Değil Ne Yazık Ki! Kürdler Bölücü Değil Ne Yazık Ki! ================================================================================ Berzan - Botî on 03 Jul, 2010 08:14:00 Cumhuriyet tarihi, “bölündük”, “bölüneceğiz” korkusunun işlendiği ve bu gerekçeyle soykırımların/katliamların/işkence ve her türlü insanlık dışı uygulamaların hayata geçirildiği bir tarihtir. Bölünmemek adına yapılan bunca vahşetin, vahşete maruz kalanlar (daha çok da sözcüleri) tarafından da “bölünmeye karşıyız” denilerek dolaylı da olsa kanıksanması/kabullenilmesi düşündürücü olmakla kalmıyor farklı/derin bir acıyı da yaşatıyor insana. Bölünme isteğinin “bölücülük” ile damgalanarak “lanetli” bir istekmiş gibi kitlelere yansıtılması, devletin kendi varlık koşullarını tehditten uzak tutma refleksidir. Devlet açısından bakıldığında bu anlayış ve refleks insani ve haklı hiçbir şey barındırmamasına karşın anlaşılırdır. Zaten hiçbir işgalin, işgalcinin kendi konumunu koruma, saltanatını sürdürme çabasında hak, adalet gibi değerlerden söz edilemez. İşgalci bir devlete göre bölünmenin aktörlüğünü yapan bölücülük ne kadar “lanetli” bir şey ise, ezilen ve işgal altında bulunan bir halk açısından da bölücülük o kadar anlamlı ve özgürleşmenin zorunlu koşuludur. Dahası boyunduruk altından kurtulmayı ve özgürleşmeyi sağlamaya yönelik bu bölücülük aynı zamanda erdemli bir duruşun da ifadesidir. Başta PKK olmak üzere hemen hemen tüm politik Kürd oluşumları devlet/devletçiler tarafından bölücülükle suçlandı bu güne kadar. Mevcut oluşumların bölücülüğü erdemli bir duruş olarak görmek yerine, ısrarla vurgulama gereği duydukları “bölünmeye karşıyız”, “bazı hakların verilmesi bölünmeyi değil, bütünleşmeyi sağlar” türünden söylemlerle devletin bölücülüğe yüklediği anlamı onaylıyorlar adeta. Devletin ısrarla "bölücüsünüz" demesine karşın Kürd oluşumlarının yeteri kadar bölücü olduğunu söyleyemeyiz. Bölücü olmama noktasında PKK özellikli bir yere sahiptir kuşkusuz. PKK, bölünmeme konusunda özel bir hassasiyet göstermekle kalmıyor, Kemlizm'i savunarak en az devlet kadar bölücülüğe karşı olduğunu sık sık teyit ediyor. Dahası "lanetli" olarak gördüğü bölünmenin gerçekleşmemesi için sadece Kuzey'i değil bütün Kürdistan'ı ve bölücülükle olanaklı olan değerleri yok etmeye devam ediyor.... Doğal ve evrensel bir hak olan bölünme/bölücülük kavramlarına bu kadar mesafeli durmayı, Kuzey Kürdlerinin içinde bulunduğu teorik/ideolojik yetersizlikle/kafa karışıklığıyla, Türkiye’deki sol ve İslami çevrelerin politik hegemonyasını hala yeterli derecede kıramamışlıkla açıklanabilir. Çünkü doğal bir haktan ve aynı zamanda erdemli bir duruş olan bölücülükten bu kadar kaçmanın/uzak durmanın başka bir açıklaması olamaz. Bir hakka sahip olmak, farklı ara çözümleri reddederek uzlaşma koşullarını ortadan kaldırmayı gerektirmiyor. Farklı ara çözümlere olumlu yaklaşmak ta, söz konusu hakkın teorik olarak savunulmasına ve “gerektiğinde kullanılır” vurgusunun yapılmasına engel olmamalıdır. Belki de Mesud Barzani’nin bu konudaki duruşu Kuzey Kürdlerine esin kaynağı olabilir. Bilindiği gibi Barzani sık sık, “Bağımsızlık doğal hakkımızdır ama realite şu anda bu hakkı kullanmamıza olanak vermiyor” diyerek bu doğal hakkın pazarlık konusu yapılmasına veya “lanetli” muamelesi görmesine olanak vermemektedir. Bu duruş, bağımsızlık hakkının saklı kalmasına ve bu yöndeki umutların devam etmesine çok önemli bir katkı sağlamakla kalmıyor, bölücülüğün de bir erdem olduğunu gösteriyor… 03 Temmuz 2010 berzanboti@hotmail.com