Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | Kürdler Bölücü Değil Ne Yazık Ki!

Kürdler Bölücü Değil Ne Yazık Ki!

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Bölücü olmadan devletleşme olmaz (NASNAME)

Başta PKK olmak üzere hemen hemen tüm politik Kürd oluşumları devlet/devletçiler tarafından bölücülükle suçlandı bu güne kadar. Mevcut oluşumların bölücülüğü erdemli bir duruş olarak görmek yerine, ısrarla vurgulama gereği duydukları “bölünmeye karşıyız”, “bazı hakların verilmesi bölünmeyi değil, bütünleşmeyi sağlar” türünden söylemlerle devletin bölücülüğe yüklediği anlamı onaylıyorlar adeta.

 

 

 

 

 

 

 

Cumhuriyet tarihi, “bölündük”, “bölüneceğiz” korkusunun işlendiği ve bu gerekçeyle soykırımların/katliamların/işkence ve her türlü insanlık dışı uygulamaların hayata geçirildiği bir tarihtir. Bölünmemek adına yapılan bunca vahşetin, vahşete maruz kalanlar (daha çok da sözcüleri) tarafından da “bölünmeye karşıyız” denilerek dolaylı da olsa kanıksanması/kabullenilmesi düşündürücü olmakla kalmıyor farklı/derin bir acıyı da yaşatıyor insana.

Bölünme isteğinin “bölücülük”  ile damgalanarak “lanetli” bir istekmiş gibi kitlelere yansıtılması, devletin kendi varlık koşullarını tehditten uzak tutma refleksidir. Devlet açısından bakıldığında bu anlayış ve refleks insani ve haklı hiçbir şey barındırmamasına karşın anlaşılırdır. Zaten hiçbir işgalin, işgalcinin kendi konumunu koruma, saltanatını sürdürme çabasında hak, adalet gibi değerlerden söz edilemez.

İşgalci bir devlete göre bölünmenin aktörlüğünü yapan bölücülük ne kadar “lanetli” bir şey ise, ezilen ve işgal altında bulunan bir halk açısından da bölücülük o kadar anlamlı ve özgürleşmenin zorunlu koşuludur. Dahası boyunduruk altından kurtulmayı ve özgürleşmeyi sağlamaya yönelik bu bölücülük aynı zamanda erdemli bir duruşun da ifadesidir.

Başta PKK olmak üzere hemen hemen tüm politik Kürd oluşumları devlet/devletçiler tarafından bölücülükle suçlandı bu güne kadar. Mevcut oluşumların bölücülüğü erdemli bir duruş olarak görmek yerine, ısrarla vurgulama gereği duydukları “bölünmeye karşıyız”, “bazı hakların verilmesi bölünmeyi değil, bütünleşmeyi sağlar” türünden söylemlerle devletin bölücülüğe yüklediği anlamı onaylıyorlar adeta.
Devletin ısrarla "bölücüsünüz" demesine karşın Kürd oluşumlarının yeteri kadar bölücü olduğunu söyleyemeyiz.

 

 Bölücü olmama noktasında PKK özellikli bir yere sahiptir kuşkusuz. PKK, bölünmeme konusunda özel bir hassasiyet göstermekle kalmıyor, Kemlizm'i savunarak en az devlet kadar bölücülüğe karşı olduğunu sık sık teyit ediyor. Dahası "lanetli" olarak gördüğü bölünmenin gerçekleşmemesi için sadece Kuzey'i değil bütün Kürdistan'ı ve bölücülükle olanaklı olan değerleri yok etmeye devam ediyor....
 
Doğal ve evrensel bir hak olan bölünme/bölücülük kavramlarına bu kadar mesafeli durmayı, Kuzey Kürdlerinin içinde bulunduğu teorik/ideolojik yetersizlikle/kafa karışıklığıyla, Türkiye’deki sol ve İslami çevrelerin politik hegemonyasını hala yeterli derecede kıramamışlıkla açıklanabilir. Çünkü doğal bir haktan ve aynı zamanda erdemli bir duruş olan bölücülükten bu kadar kaçmanın/uzak durmanın başka bir açıklaması olamaz.

Bir hakka sahip olmak, farklı ara çözümleri reddederek uzlaşma koşullarını ortadan kaldırmayı gerektirmiyor. Farklı ara çözümlere olumlu yaklaşmak ta, söz konusu hakkın teorik olarak savunulmasına ve “gerektiğinde kullanılır”  vurgusunun yapılmasına engel olmamalıdır.

Belki de Mesud Barzani’nin bu konudaki duruşu Kuzey Kürdlerine esin kaynağı olabilir. Bilindiği gibi Barzani sık sık, “Bağımsızlık doğal hakkımızdır ama realite şu anda bu hakkı kullanmamıza olanak vermiyor” diyerek bu doğal hakkın pazarlık konusu yapılmasına veya “lanetli” muamelesi görmesine olanak vermemektedir. Bu duruş, bağımsızlık hakkının saklı kalmasına ve bu yöndeki umutların devam etmesine çok önemli bir katkı sağlamakla kalmıyor, bölücülüğün de bir erdem olduğunu gösteriyor…
 
03 Temmuz 2010

berzanboti@hotmail.com

 

Yorumlar (6 gönderildi):

Muzaffer Saglam .. 03 Jul, 2010 12:40:28
avatar
Esas boluculugu Kurdistan'i emperyalizm ile birlikte kendi aralarin'da zorla parcalamis olan 4 tane ulek ve devletlerdirler (Iran, Irak, Turkiye, Suriye). Cunki o somurgeci ve asimilasyoncu olan devletler sadece Kurdistan'da ki varolan butun yeralti-yerustu zenginlik kaynaklarini somurerek kalmamislar, ayni zaman'da da Kurdistan'in butun ulusal degerlerini'de baski, inkar ve zorunlu bir sekilde kendi tekellerine alarak hem asimile ve hem de yok etmege calismistirlar ve Kurd halkina'da kendisi'nin butun ulusal degerlerine sahip cikmayi'da her zaman'da zorla ve baskiylan'da yasaklamistirlar ve de o butun ulusal degerleri'de tarumar etmistirler. Bunlar inkar edilmeyecek olan gerceklerdir. Kurd halki sadece bu butun degerlerini kaybetmekle kalmamis, zamanlan'da bu ulusal degerlerine sahip ciktigi durumlar'da da hicde unutulmayacak olan cok acilar, zorbaliklar, katliamlar, soy kirimlar surgunlukler yasamistir bu acilari Kurdistan'in o tarihinde. Simdi varolan bu gercekler hicde inkar edile bilinirmi, hayir gercek anlamda hicde inkar edilemez, fakat onlar bunu inkar etmemekle kalmamis ayni zamanda'da bunun karsiliginda'da Kurd halki'da ulusal yasamin'da yillarin unutulmayacak olan acilarini tasimaktadir.
Insan burada o zaman bu somurgeci devletlere bu yapmis olduklari somuru ve baski karsisin'da sunuda sormadan edemiyor. Yani burada demek istedigim; sen madem'ki Kurd halki sirf kendi ulusal degerlerine sahip ciktigin'dan dolayi peki neden o zaman sen zamanla bu halkin ileri kesimlerine unutulmayacak olan buyuk acilar cektirmissin, acimasiz iskenceler yaptirmissin, zindanlari, mapushaneleri bu halkin ileri kesimlerine yasatmissin. O zaman gelin bu sorunun yanitini vermege calisin. Ustelikte bununlan'da kalmamislar ayni zamanda'da sozumona kendi irkindan, soyun'dan olan kimi bazi topluluklara'da hem tarihin her doneminde ve hemde dunya'nin her birimin'de sahip cikmislardir ve onlari'da bu ugraslarin'dan dolayida her zaman desteklemislerdir. Bakiniz bunun icin bazi ornekler vere bilirim ama ben sadece bununla ilgili olarak kisacik bir iki seye deginmek istiyorum. Ornegin eger siz somurgeci Turk devleti'nin siyasi politikasina bakacak olursaniz, bazi siyasi kesimleri (irkci, fasist, nasyonalist) kesimleri kendi irkci atalari'nin oncelerden kendilerine birakilmis olan dusuncesiylen adamlar nerde ise dunyanin dort bir tarafi'nin Turk irkin'dan, soyun'dan oldugunu idda ediyolardi ve halada bu irkci dusunceyi savunanlar vardir. Yani onlara gore Turklerin ayak basmadigi yerler kalmamis, dolaysiylan'da kendi irk ve soyunun'da dunyanin her tarafina'da yayildigini soylemektedirler. Bunun icin basit bir ornek verecegim; Onlar zamanla hem sinif kitaplarin'da ve hemde siyasi duzeyde Mogollarin ve de Mogollarin olumcul imparatoru Cengiz Han'in Turk asilli oldugunu idda ediyorlardi. Fakat daha sonra ne oldu, bu soyleme karsin tamda Mogollar'dan buna bir yanit geldi, ne kendileri'nin ve ne de Cengiz Han'in hicde bir Turk irkin'dan olmadigina dair aciklamalari vardir. Birde yine'de insan o zaman bu dusuncede'ki Turklere sunu'da soramadan edemiyor. Peki sen o zaman neden basta Irak'daki Turkmenler olamak uzere, Kibris, Avrupa (Balkanlar) daki Turk oldugunu idda ettikleri'nin kimi bazi ulusal azinliklarin bazi kesimleri'nin degerlerine sahip cikiyorsun, bunun bir ulusal deger oldugunu idda edip bu konu'da da bir siyaset yurutuyorsun'da, peki o zaman sen neden Turkiye'nin isgalci sinirlari'nin (kuzey Kurdistan siniri'da dahildir) icine zorla, baskiyla mahkum edilmis olan ve butun ulusal degerleri inkar edilen Kurd halki'nin butun ulusal degerlerini zorunlu ve de baskiylan yasakladigin gibi bunun icinde Kurd halkina'da cok acilar cektirmissin ve halada bunun devamini getiriyorsun. Simdi o zaman sana sormazlar mi, sen neden dunya'nin degisik birimlerde'ki kimi kesimleri Turk oldugunu idda ediyorsun ve bunun icinde degerleri'nin korunmasi icinde kimi siyasi calismalar yapiyorsun. Zorla cizilmis olan Turkiye sinirlari icinde 20-25 milyon arasin'daki Kurd halkinin butun ulusal degerlerini inkar ettigin gibi bunun kullanilmasini'da hem zorunlu olarak yasakliyorsun ve hem de kimini'de zamanla ''benim ulusal degerlerimdir'' diye kendine mal etmege calisiyorsun.
Iste Kurd halki'nin gelmis oldugu bu acili nokta budur. Ama Kurd halki kendi ulusal tarihin'de zorunlu inkarciliga, zorbaliga, katliamlara karsin'da her zaman direnisci yigit bir halk olmustur. Iste bunun icin ornek'de kendi ulkesi'nin guney parcasini ozgurlugune kavusturmus olmasidir ve artik butun dunyada Kurd halki denilen bir gercege inanmaktadir ve bunun icinde guney Kurdistanlan'da uluslararasi duzeydeki gibi degisik kimi siyasi iliskilere girmektedirler. Bana gore yurtseve ve durust olan her bir Kurd insaninin oncelikle kendisinin butun ulusal degerlerine sahip cikmasi gerekir ve bunun icinde ulkesi'nin guney parcasi'nin ozgurlugun'den dolayi'da her zamanda gurur duymalidir. Dusman'in gecmisi yillar'da yapmis oldugu bir takim acimasiz, bol-parcala, yok et, imha et oyunlarina, provakasiyonlarina alet olmamalidir. Ben PKK'nin gecmisli yillar'dan bugune kadar bunun icin vermis oldugu mucadele anlayisini zaman-zaman degerlendiriyorum ve her zaman'da soyluyorum bu konuda PKK kendi icinde'ki gercek durust, yurtsever olan kendi insanlariyla, militanlariyla zaman-zaman olumlun seyler yapmistir, gelismeler kat etmistir. Ama burada insan buna karsin sunu'da soylemeden edemiyor. Tamam eger sizler gercek'den Kurd halki'nin ulusal degerleri icin ulusal mucadeleyi veriyorsaniz, lutfen o zaman PKK'nin imrali'daki derin-devletin kontrolun'de ki Ocalan'in inisiyatifine, denetimine, kontrolune birakmamaniz gerekiyor, bunun nedenlerini uzun-uzadiya'da kanimca hicde anlatmaga gerek yoktur. Halkimizin cok degerli aydinlari, arastirmacilari, siyasi insanlari vardir, eger mumkun ise bu sorunun cocumu icin PKK'nin ve ona bagli olarak calisan kimi kurum ve kisilerin halkimizin bu kesimine bir cagri yapmasi gerekiyor, bu insanlarimizla yakin bir iliskiye girmesi gerekiyor. Hata eger gerekirse bu ulusal sorunun cozumu icide butun yurtsever Kurd insanlari kendi aralarin'da bir guc birligi'nin olusturulmasi icinde caba sarf etmeleri zorunludur.
Dr.Ali GÜN .. 03 Jul, 2010 07:45:12
avatar
Sayın Boti,

Kürt'lerin ve Kürdistan halklarının diğer özgür halklar gibi Evrensel Hukuktan doğan ertelenemez,görmezden gelinemez haklarını tartışmaya açmaya bile gerek yok.

Özellikle Türkiye gibi Ergenekon'un herşeyi yerle bir ettiği adeta at izinin it izine karıştığı bir yerde taşlar yerine oturduğu zaman işte o zaman gerçek talepler,sorunlar dile getirilecek.

Nasname'nin değerli yazarlarından birisiniz.

Sizden ve diğer değerli yazar arkadaşlardan çok önemli bir ricam var.

Kürt'ler için hayati önemde olan gelişmeler yaşanıyor. 5 Temmuz günü Ergenekon'cu Anayasa Mahkemesi AK Parti hükümetinin yaptığı anayasa değişikliklerini muhtemelen iptal edecek.

Yani Ergenekon'un şaha kalktığı ve bütün cephelerden AK Parti hükümetini yıkmak ve hatta olası erken genel seçimlerde onların oylarını azaltmak için son ölümcül vuruşlarını yapacağı döneme giriyoruz.

Bir misyon yüklenen Nasname bu gelişmelerin neresinde?

Aktif yol gösterici düşüncelerimizi hızla gündeme sokmalıyız.

Kak Mesut'ta AK Parti hükümetinin yaptığı anayasa değişikliklerinin ve demokratik değişimin Kürt'ler açısından da çok önemli olduğunu vurgulamıştı.

Lütfen güncele yönelik aydınlatıcı yazılarınızı geciktirmeyin.

Sağlık ve başarı dileklerimle.
hazar44 .. 03 Jul, 2010 09:08:13
avatar
sayın dr gün akp kürtler için hangi çok değerli yasaları çıkarmışta haberimiz olmanış?tmk yasasınımı,yüzde 10 barajınımı,hangi yasa bize söleyinde bizde, destek verelim,bu gün kürtlerin önündeki en buyuk iki engel var biri yüzde 10 barajı biride,tmk yasaıdır bu iki engel kürtler önunu keser.bunu herkes dini imanı gibi bilio, saygılarımla
belengaz .. 05 Jul, 2010 10:56:43
avatar
Isin yogunlugu nedeniyle Sayfaniz Nasnameyi izliyemiyordum.Biraz´da olsun hem kendime hemde Sayfaniza zaman ayirabiliyorum oda beni mutlu ediyor.Sayfanizi actigimda Hemen bazi degisiklikler göze carpiyör oda insani sevindiriyor. Birincisi yeni yazar arkadaslari gördum ki bazilarinida yakinda taniyorum ve deger verdigim insanlar.Ikincisi bir sahsiyeti goremedim oda beni ve bizleri cok icten sevindirdi.****** fazla bir sey yazmak istemiyorum yazilan yazildi herhalde onun icin degmez. Sadece NASNAME yeni bir renk kazandi.O Konuda siz degerli Nasname calisanlarini en icten duygularimla kutlarim.

Saygilar Belendaz
derwéş .. 06 Jul, 2010 07:09:32
avatar
derw"şin fikri ne ise zikri de odur.pkk nin.8.inci kongrede aldığı kararda, "biz milliyetçiliğe ve ayrımcılığa karşıyız kim miliyetçilik ve ayrımcılık yaparsa bizi karşısında gorur". Aynısını da yaptı.
BAY EFENDİSİZ .. 10 Jul, 2010 11:26:52
avatar
Sayın Berzan Boti’nin ve Nasname’nin duruşunu kısa bir hikaye ile anlatmaya çalışacağım.

Dağdan odun toplayarak geçimini sağlayan ve bu işi görebilmek için sadece zayıf, takatsiz bir ata sahip olan köylünün oğluna öğretmeni hayallerini yazacağı bir kompozisyon ödevi verir.

Çocuk zaten o yaşta her gece uyuyana kadar düşlediği şeyleri yazar: Kocaman bir çiftliğim olacak. İçinde büyük bir hâra, cins cins atlarım, koyunlarım, keçilerim, v.s…

Kompozisyon böyle sürer gider ve ertesi gün öğretmene teslim edilir.

Ödev notları açıklandığında köylü çocuğu şaşırır; çünkü sıfır aldığı yetmiyormuş gibi öğretmeni tarafından; “fakir bir köylünün oğlusun, sadece uyuz bir atınız var, nasıl kuracaksın böyle bir çiftliği, diye tüm sınıfın önünde azarlanır ve aşağılanır.

Ama Allah var öğretmen insaflı! Hadi der, sana bir şans daha. Bu gece gerçekçi hayaller yaz getir, ödevini baştan değerlendireyim, der.

Çocuk o gece düşünür taşınır ve ilk kompozisyonu kelimesi kelimesine baştan yazmaya başlar; Kocaman bir çiftliğim olacak. İçinde büyük bir hâra, cins cins atlarım, koyunlarım, keçilerim, v.s…

Kompozisyon böyle sürer gider ve ertesi gün yeniden öğretmene teslim edilir.

Ama altına bir not düşmüştür fakir köylü çocuğu: Ben hayallerimden vazgeçmiyorum, siz de notunuzdan vazgeçmeyin!

Yıllar sonra ne olmuş, biliyor musunuz?

Evet, tahmin ettiniz; Kocaman bir çiftlik. İçinde büyük bir hâra, cins cins atlar, koyunlar, keçiler, v.s…

Herkes vazgeçse bile siz hayallerinizden vazgeçmeyin. Çünkü güçlü bir düş hedefe ulaştırır. (Montaigne) Bir de saray mollası olduğu için zerre hazzetmediğim İmam-ı Gazali’nin Mafatih isimli eserinde şöyle bir cümle geçer: Akşam büyük bir inançla hayal kurun. Sabah olduğunda o hayalinizin gerçekleşmiş olduğunu göreceksiniz.

Ben bu gece çocuklarım için özgür bir Mezopotamya düşleyeceğim. Düşlerimin gerçekleşeceğine inancım sonsuzdur.

Sağlıcakla.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: