Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Derin Operasyon! Derin Operasyon! ================================================================================ Berzan - Botî on 23 May, 2010 02:27:00 Derin Operasyon! Toplumsal/politik olayların final bölümüne odaklanarak olayları değerlendirmek bizim gibi düşünce tembeli toplumlarda yaygın bir anlayıştır ne yazık ki. Bu anlayışın etkisinde olan insanların düşünce dünyasını süsleyen tesadüfler ve mucizeler, olayların “tahlil” edilmesinde belirleyicidir. Oysa toplumsal/politik olaylarda, yüzeyde görülen ve tesadüfmüş gibi bir izlenim veren tüm olayların arkasında, öncesinde, altta yatan ve ilk bakışta göze çarpmayan nedenler vardır. Zaten bu nedenler olmasaydı ne tarih bilincine, ne de toplum tarihçilerine gereksinim duyulurdu. CHP’de yaşanan değişimi “kaset komplosu” ile açıklama ve bundan siyasi bir getiri sağlama çabası kısa sürede fiyaskoyla sonuçlandı. Önder Sav’ın bugünkü (22.05.2010) "Deniz Baykal ile gidemeyeceğimizi, onun yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirlmesi düşüncesinin “kaset” öncesine dayanıyordu" açıklaması “kaset olayının” bizzat kendileri tarafından organize edildiği kuşkularını güçlendirir mahiyetteydi. Şayet bu “komplo” kendileri dışında gerçekleşmiş olsa bile, bundan yararlanarak fırsatçılık yaptıklarını ve öncesine dayanan bir projenin hayata geçirildiğini itiraf etmiş oldu Önder Sav. CHP’de görünen yeni lider (!) her ne kadar Kılıçdaroğlu olsa da, bugünü hazırlayanların çok daha etkili ve görünmeyen güçler olduğu tartışma gerektirmeyecek kadar açıktır. Son dönemlerde CHP’nin gerçek kimliğine uygun davranması, ırkçı/militarist yüzünü gizleyemeyecek noktaya gelerek MHP’yi gölgede bırakması, “sol”, “sosyal demokrat” söyleminde inandırıcılığını tamamıyla yitirmişti. Militarizmi kutsamayan yeni sol hareketler için ciddi bir arayış/çaba başlamışken, tedirgin olan derin güçler, CHP’ye yeni bir makyaj ile sadece biçimsel değişiklik yapılarak tekrar “sol” bir görüntü verme gereği duydular. Kongrede birçok “küskünün” yer alması, demokrat kimliğiyle bilinen/öyle olduğu sanılan bazı sanatçıların desteği ve basının olağanüstü çabası, hazırlıkların çok önceden ve çok organize olduğunu gösterdi. Öcalan’ın, Kemalizm’i Kürdistan halkına benimsetmek için gösterdiği olağanüstü çabaya karşın başarılı olamaması, BDP’nin Kemalist kurumların zarar görmemesi için takındığı tutumun Kürdler tarafından ciddi olarak sorgulanması, PKK dışında kalan Kürd oluşumlarının referandumda kerhen de olsa "evet" diyeceklerinin belli olması, Kemalistler açısından Alevilerin “çantada keklik” olmadıklarının görülmesi gibi etkenler dikkate alındığında, yeni liderin (!) Kılıçdaroğlu olması da tesadüf değildir; tam tersine Kemalistler açısından olabilecek en uygun kişidir. Olup-bitenlerin genel anlamda Kemalizm’i kurtarma çabası, özel olarak da referanduma yönelik bir hamle olduğu açıktır. CHP’nin de söylem düzeyinde Kürdlere ve Alevilere yönelik bazı “açılımlar” yapması muhtemeldir bu süreç içinde. Ayrıca benzer bir operasyonla (Ahmet Türk'ün devre dışı bırakılması v.s) BDP'yi yeniden dizayn eden Kemalistler, Referanduma kadar benzer operasyonlara devam edecekleri izlenimi veriyorlar. CHP'nin atacağı adımlar ne olursa olsun, onların/Kemalistlerin öncelikli ve en büyük hedef olduğu gerçeğini unutturmamalıdır. Kürdlere ve demokrasi güçlerine düşen görev; Kemalistler ile AKP arasında tercih yapmadan, birini kutsamadan, referandumda evet demektir. Bunun pratikteki uygulaması; “AKP’ye hayır, değişikliklere evet”, "Ne Kemalizm ne AKP, Anayasa değişikliklerine evet” şeklinde özetlenebilir. Bu tutum, toplantılarla, mitinglerle halka anlatıldığında sanıldığından daha çok destek bulacağı gibi, Kürd muhalefetinin rüştünü ispatlaması için de önemli bir fırsattır. berzanboti@hotmail.com