Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | TSK VE PKK: Çirkin ilişkiler ve kurumsal fetişizm

TSK VE PKK: Çirkin ilişkiler ve kurumsal fetişizm

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image PKK= Öcalan (Berzan BOTÎ)

Kurumların dokunulmazlığı, olumsuzluklardan bazı şahısların sorumlu tutularak kurumların temize çıkarılması, eleştiriler karşısında ‘şehitlerin kemikleri sızlıyor’, ‘fedakârlıklar yok sayılıyor’ türünden karşı eleştirilere başvurularak ”hain”, “ajan” gibi suçlamalarda bulunulması PKK ile TSK’nin ilk etapta göze çarpan ortaklıklarıdır.

 -------------------------xxx--------------------

   

 berzanboti@hotmail.com 

Türkiye’de asker ve polislerin karıştığı olaylardan sonra devletçilerden sıkça duyduğumuz “milletimizin göz bebeği olan kurumlarımızı yıpratmaya çalışıyorlar” siteminden sonra söz konusu kurumların fedakârlığından, cesaretinden ve halk için nasıl “şehit” verdiklerinden söz edilerek halkın duyguları ipotek altına alınır.

  

Kurum(lar) kutsanıp gerekli dokunulmazlık sağlandıktan sonra “içindeki birkaç çürük yumurta” günah keçisi seçilerek tüm olumsuzluklar onlara yüklenir. Böylece kurumlar tüm kötülüklerden arındırılarak “kusursuz” ve “lekesiz” bir şekilde halka hizmet etmeye(!) devam ederler.

  

Ortadoğu düşün(me)me biçiminde önemli bir yere sahip olan dinsel fetişizm, somut/dünyevi kurumların mistisizm ile yoğrulup kutsal, dokunulmaz olmasında önemli bir işlev görür.

  

İnanç kökenli fetişizm, sanıldığı gibi sadece inancın toplumsal yaşamı biçimlendirdiği ve iç içe geçtiği toplumlarda karşımıza çıkmaz. Bir paradoks gibi görünse de, ateistlerin de inanç kökenli fetişizmin etkisine girebildiklerine sıkça tanık oluyoruz.

DHKP-C’nin, Ölüm oruçlarındaki ‘dinsel ayinleri’, “ilkel” topluluklara özgü yansılama törenlerini andıran görüntüleri oldukça düşündürücüydü. 

Aynı şekilde PKK’nin “şehit” söylemi, ölümü kutsayan ve ona mistik anlamlar yükleyen tutumunda da inanç fetişizminin izlerini bulmak mümkündür. 

Başta ordu olmak üzere tüm Kemalist kurumlar da inanç kökenli fetişizmden fazlasıyla yararlanmaktadırlar… 

Modern çağın en saldırgan, en vahşi ordusuna (TSK) kutsallık atfedilip “Peygamber Ocağı” gibi tanımlamalarla anılmasına neden olan da yine dinsel fetişizm ve inancın egemenlik ilişkileri için araç olarak kullanılmasıdır kuşkusuz.   AKP’nin isteyerek ya da istemeyerek de olsa yüklendiği ‘demokrasi’ misyonu’nu gerektiği gibi yerine getir(e)memesinde de dinsel fetişizmin önemli bir rol oynadığı açıktır.  

Hükümet hala “ kurumlar arasında çatışma varmış gibi bir görüntü verilmeye çalışılıyor”, “ TSK içindeki çürük yumurtaları atmak askerin itibarını arttırır” türü açıklamalarla TSK’nin kurumsal yapısından kaynaklanan ırkçılığa, halk düşmanlığına ve saldırganlığa vurgu yapmaktan kaçınmaktadır; ya da bu özellikler hükümeti rahatsız etmemektedir.

  

Gerçek demokrasi, Kemalist/ırkçı kurumların tamamıyla tasfiyesiyle olanaklı olabilir. Bu kurumların hükümete karşı olan Kanatlarını etkisiz hale getirmekle gerçek anlamda demokrasi inşa edilmez. Olsa olsa Hükümetin söz konusu kurumlar üzerinde etkili olmasını sağlar sadece.

  

AKP, üzerinde geliştiği düşünsel mirasıyla, bileşenleriyle gerçek bir demokrasiyi inşa etmeye uygun değildir. Tarihsel gelişim, dış dinamikler ve AKP’nin kendi varlığını sürdürebilmesinin koşulu ona ‘zoraki demokratlık’ rolünü yüklemiştir. Bu rol, demokrasiye geçişin değil, demokrasiye giden yolda bazı engellerin aşılmasıyla sınırlıdır.

  

Mevcut durumda AKP’den daha ileri ve etkin bir siyasal gücün olmadığı gerçeği, tüm eksikliklerine karşın AKP’nin zoraki de olsa girdiği demokrasi yolunda desteklenmesini gerektiriyor. Bu destek AKP’nin genel politikalarına verilecek bir destek değildir/olmamalıdır. Sadece atılacak demokratik adımlarla sınırlı bir destek olmalıdır. Başka bir deyişle sadece atılan adım, adımın kendisi desteklenmelidir.

  

CİA tarafından kurulan ve yine önemli ölçüde aynı güçler tarafından dağıtılmasına veya ıslah edilmesine karar verilen “özel harp dairesi” ile ilgili gelişmeler, demokrasinin gelişimi açısından çok önemlidir kuşkusuz. Bu tür karanlık odakların dağıtılmasında rol oynayanların niteliği ve amacı ne olursa olsun atılan adıma destek vermek demokrasiden yana olmanın doğal sonucudur. Eleştiriler, bu tür operasyonların yapılmasına değil, ‘neden daha ilerisine gidilmiyor’a yönelik olmalıdır.

Kemalist Kürdler ve PKK fetişizmi 

PKK ile TSK arasındaki çirkin ilişkiler, ortak eylemler gizlenemeyecek kadar alenileştikçe, iki kurum arasındaki anlayış birliği de daha çok üzerinde durulmayı gerektiriyor.  

Kurumların dokunulmazlığı, olumsuzluklardan bazı şahısların sorumlu tutularak kurumların temize çıkarılması, eleştiriler karşısında ‘şehitlerin kemikleri sızlıyor’, ‘fedakârlıklar yok sayılıyor’ türünden karşı eleştirilere başvurularak ”hain”, “ajan” gibi suçlamalarda bulunulması PKK ile TSK’nin ilk etapta göze çarpan ortaklıklarıdır. 

PKK dışında kalan çoğu Kürd, PKK’den ayrılanların önemli bir kesimi ve PKK içinde “kerhen” kalan bazı insanlar, Öcalan konusunda ortak bir anlayışa sahiptirler. Bu ortak anlayış, ‘Öcalan’ın devlet tarafından piyasaya sürülmesi, PKK ‘nın her zaman Öcalan vasıtasıyla devlet tarafından kontrol edilmesi, Öcalan’nın mutlak hâkimiyeti için PKK içindeki yurtsever/devrimci insanları organize bir şekilde yok etmesi, Öcalan’ın hala devlete hizmet etmesi’ gibi çok temel konulardan oluşuyor.

Bu ortak düşüncelere rağmen, özellikle PKK ‘den şu veya bu şekilde ayrılan bazı insanların söylemleri kafa karıştırıyor. Bu insanlar, Öcalan’ı eleştirirken PKK ‘yi kurumsal olarak aklama çabasına girmektedirler. Bu tutum, bilinçli bir politika gereği birilerine verilen bir mesaj değilse, psikolojik bir savunma mekanizmasıyla açıklanabilir ancak.  

Yaşadıkları hayal kırıklıkları, ödedikleri bedel ve verilen mücadelenin boşa gittiği düşüncesi onları PKK’yi sahiplenmeye sevk ediyor olabilir. Bu durum anlaşılır ve insanidir. Ancak bu savunma mekanizmasının anlaşılırlığı onu doğru kılmıyor. Tam tersine karşı oldukları, eleştirdikleri (PKK=Öcalan) anlayışa istemeden de olsa bir kez daha hizmet ediyorlar. Ayrıca bu anlayışın ömrünü uzatarak yeni yeni insanlara yeniden hayal kırıklıkları yaşatma zemini hazırlıyorlar. Çünkü bu yaklaşım hem Öcalan’ın söylemleriyle örtüşüyor hem de Öcalan’a meşruiyet kazandırıyor…  

Ergenekon-PKK işbirliğini gizleme olanağı kalmayınca Öcalan, başta Şemdin Sakık olmak üzere birkaç “çürük yumurta”yı işaret ederek PKK’yi (kendisini) aklamaya çalıştı.  ‘Öcalan devletin adamıdır, o ve ekibi kötü ama PKK iyidir/bizimdir’ yaklaşımı da tıpkı Öcalan’ın yaklaşımı gibi Kurumu aklamaya hizmet etmektedir. İki görüş arasındaki tek fark, “çürük yumurtalar”ın kimler olduğu noktasındadır sadece; mantık ise aynıdır. PKK’yi aklama çabası içinde olanlar, PKK’nin Öcalan şahsında şekillendiğini, bu şekillenmeye karşı çıkan yurtsever/devrimci unsurların yok edildiğini/tasfiye edildiğini ve devletin bilinçli politikasıyla PKK=Öcalan algısının başarıya ulaştığını göz ardı ediyorlar. 

Gelinen aşamada PKK’yi kurumsal olarak sahiplenmek, aklamaya çalışmak Öcalan’a, dolayısıyla devlete (bilinçli yapılmasa da) hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmiyor.  

PKK’nin yarattığı değerlerden sıkça söz ediliyor. Devlet tarafından kurulmuş bir hareketin halk adına değer yaratması mantıken olanaklı değildir. PKK tarihine, pratiğine bakıldığında da zaten mantıken olanaklı olmayan ‘değer yaratma’ dan ziyade birçok değer harcandığını görüyoruz. 

Değerlerden söz edilecekse, PKK içinde yer almış ve hala yer alan dürüst insanların bireysel duruşlarıyla yarattığı değerlerden söz edilebilir ancak. 

Cesaret, onurlu duruş, fedakârlık, direnme, boyun eğmeme ve ezilen bir halkın haklı taleplerini savunmada ısrarcı olma özelliklerini PKK saflarında yer almış/alan çoğu insanda görmemek körlük olur. Bu özelliklerin, değerlerin (PKK adı altında) Öcalan’ın diktatörlüğünü sağlamlaştırmada ve Kemalizm potasında eritilmede kullanıldığını da görmemek başka bir körlüktür.

  

PKK ile duygusal bağlarını koparamamış veya psikolojik nedenlerden dolayı PKK’yi aklama çabasında olanlar, PKK içinde yer almış/alan yurtsever, devrimci, fedakâr insanlara ve kendi emeklerine sahip çıkmak istiyorlarsa ilk olarak PKK fetişizminden kurtulmaları gerekiyor. PKK’yi aklama çabasında ısrar, dürüst yurtseverlerin/devrimcilerin yarattığı bireysel değerleri Öcalan’a ve onun bağlı olduğu karanlık güçlere peşkeş çekmektir. 

Amaç PKK içinde yer almış insanlara sahip çıkmak, ölenlerin anısını yaşatmak ise yapılması gereken öncelikli şey, onları PKK bağından/bataklığından soyutlayarak değerlendirmek ve yurtsever/devrimci kimliklerine bireyselliklerine vurgu yapmaktır. 

Nasıl ki TSK ve diğer Kemalist kurumları kutsayanların Kemalizm eleştirileri anlamsız kalıyorsa, Öcalan ile özdeşleşmiş PKK ve türevi kurumları kutsayarak Öcalan’ı eleştirmek de anlamsız kalır.

31 Aralık 2009     

 

Yorumlar (34 gönderildi):

Dr. Ali GUN .. 31 Dec, 2009 04:21:05
avatar
Sayin Boti,
Ocalan ile PKK'yi ayirmak imkansiz gibi bir sey. Yurtsever insanlarin PKK icinde veya disinda bile olsalar oraya mal ederek yaptiklari hersey PKK'ye yani Ocalan'a yarar. Yani Ocalan'in konumunu saglamlastirmaya yarar. Bu tespitlerinizi anlayabilecek Kurt'lerin sayisi o kadar azki. Sorun Kurt'lerin buyuk cogunlugunun bu oyunu gormelerini saglamak. Ancak TC butun imkanlariyla bu oyunun aciga cikmamasi icin herseyi yapacaktir. Yapiyorda.Finansmanini da sagliyor.(Eroin,silah,insan kacakciligi,ortulu odenek vb.)Bu cok yonlu denklemi cozmek icin su donemde AK Parti hukumetine Kurt'lerin buyuk destek vermeleri gerekiyor. Lutfen bu konuyu israrla, gerekceleriyle birlikte,belgelerle savunmak gerekiyor. Aydin olarak gorevimizin bu oldugunu dusunuyorum. Saglik ve basari dileklerimle.
Lezgin .. 31 Dec, 2009 05:16:53
avatar
Sayin Boti bu kadar net ve gercek degerlenirmeniz icin size tesekür ederim.Erdal adindaki yorumcu kime hizmet etiginizi size soruyor.biz kimin kime hizmet ettigini artik cok iyi biliyoruz ve gürüyoruz,Eger birileri daha sabah neyediklerini bile hatirlayamiyorsa ve gözönünde ve apacik cereyan eden ve yilardir tekrarlananlari görmüyorsa veya görmek istemiyorsa artik ona siz bir ad verin saygilar
avatar
Berzan Boti arkadaşımın her makalesi -daha önce de bir kaç kez ifade ettiğim gibi- Çerçeve Yazılarıdır. Ancak okuyucuların şunu da bilmesini isterim; elbette toptancı kabul ve toptancı red mantığından ziyade bu bazı Çerçeve Yazılarının bazıları benim için, bazıları da başkaları içindir.

Bir defa şunu ciddi bir anlamda ve net olarak ortaya koymak gerekir. Eğer biz; APO=PKK mantığıyla yaklaşırsak, Atatürk=TC resmi idolojisiyle özdeşleşiriz. Ki bu satırların yazarı olarak ben, ta başından bu güne değin, APO söylemine karşıydım. Ve böyle bir Mucizevî MUSA-APO kültüne karşıydım hala da karşıyım. En fazla bendeki tanımlama sıfatı Abdullah Öcalan veya PKK genel sekreteri, başkanı herne ise...

Bu hareketin her bir evresi çok farklı aşamalardan geçti. Ve Halfetili Abdullah'ın 'SEROK APO' olması arasında çok fark var. Bu ortaya konulmadan her söylem tedavülden kalkmış paralarla alış-veriş yapmaya benzer.

Bir soru- yanlızca bir tek soru soracağım;

DİYARBAKIR ZİNDAN DİRENİŞİ KİMİN ESERİYDİ? Orda Öcalan var mıydı? Sizin 'kırıntı' veya hayal mahsülü, 'yurtsever bazı unsurlar' ifadenizle bunu açıklamak mümkün mü? Kabul edin veya etmeyin; doğru bulun veya bulmayın;

Bizim PKK'miz ile, Öcalan'ın Ankara PKK'si aynı batın içinde ikiz gibi vardı. Ama netice itibariyle, Düşsel, Zindanların eseri olan PKK'sinin en değerli evlatları yok edildi. Biz yenilenlerin devamıyız. Ve bu yenilgimiz; Öcalan'ın zaferinden katbekat değerlidir.

Mevcut durumuyla
hem Düşsel PKK'miz ile Öcalan'ın Ankara PKK'sı kavramsal olarak yok. Kullanılmıyor. Ama bunun ismine ve mirasına şu anda İmralı/Kandil ve benzer örgütler miras yedicilik yapıyor.
Bunu kabul edebilirim. Ama tümden PKK'yi tukaka eden, onun yarattığı hiç bir değeri yok saymayı da başka türlü yorumluyorum.

Burda da şu soruya ihtiyacımız var:
Peki bu alanda başka siyasal hareketleri nereye koyacağız? Onlar bu konuda neden hep 'şeref' türbininde ve dokulmaz olsunlar?

Herkesin bir PKK'si ve herkesin durduğu yerde baktığı bir bakışı var. Bunun berraklaşması da bizim için bir kazanımdır.

Sizin daha önceki (yüzyüze görüşmelerde) söylediğiniz;

'PKK'nin yarattığı etki ve ağır sorunlardan dolayı diğer siyası hareketlere ve liderlere sıra gelmiyor' ifadenize değer biçmiş ve hala da bunu kendim için bir temel doğru görüyorum.

Bu konuyla ilgili yazmış olduğum bir (SON) yazım var. Hala yayınlayıp yayınlamama teredüdü yaşadığımdan dolayı bekletiyorum.

Ciddi ve seviyeli bir tartışmaya şiddetle ihtiyacımız var. Ve bunun en güzel yeri Nasname olduğuna inanıyorum.

Selamlarımla.

31 Aralık 09 Almanya
Harun .. 31 Dec, 2009 07:08:23
avatar
En temel konuda "PKK yi devlet kurdu" düsünce ve algilayisindan yola cikmakla vardiginiz sonuclarda yaniliyorsunuz. Temelde hata yapinca sonrasinda hatalar zincirine takilmak dogal oluyor.

Size ve pkk disi geleneklerden gelen arkadaslara, abilerimize anlatamadigimiz en temel sorun bu olsa gerek. (Eminim ayni seyin bir benzerini sizlerde biz pkk de calismis ve ayrilmis insanlar icin söylüyorsunuzdur.)

Temeldeki bu ayrilik ve farklilik sorunlari tahlil etmede önümüzdeki en büyük engel.
Kurumsal olarak tsk ile pkk yi "kemalizm" ve "Apoizim" kavramlari icinde degerlendirip diktatöryal ideolojiler kavrami icinde benzestirebiliriz. Bu sadece ortadogu halklarinin "tek adam" "tek dogru" "Tek lider" anlayislarinin benzer bir sonucudur. Ne yazikki pkk de bu körlüge esir olmustur. Ama apoizim; pkk ideallerinin(bagimsiz birlesik kürdistan düsünün) üzerinde, ondan güc alarak ayakta durabilmis, gelisebilmistir. Bu temelden ayrildigi oranda "diktatör" kimligini giderek aciga cikarmis, son dönemlerde "o tek adamin" liderlik tutkusuna, korkularina kurban edilmistir.
Bu dönem gecicidir. Düya üzerindeki tüm diktatörler geldikleri gibi halklarinin geleceginden ve ideallerinden kovulmuslardir. Umarim Kürt halkinin gelecegide türk halkinin kadersizligi gibi; "kemalizim" ucubesinin nerdeyse yüz yila varan esaretine mahkum kalmaz.
Umarim Pkk onu var eden degerleri yeniden Halkina animsatma yolunda illerler. Apoizimi tarihin cöplügünde ki yerine yollar.
azadceweri .. 31 Dec, 2009 07:23:22
avatar
sayın boti,sizin yazınızı dikatlice okudum.çok vahim pkk!yi eleştirirken tc.nin diliyle konuştuğunuzu farkına varmadınız galiba ve kendiniz o kadar olaylar hakim kılma metodıyla adepte etmişsiniz başaşağı vitesi boşa almış bir araba gibi salıvermişsin kendini.
kürtlere hakaret etmayi kendinize hak görmüş kişilerden birisiniz yazınızı okurken devlet sizinle kürt sorunu oturup konuşması gerekir,çok şükür sizin düşünceniz marjinal bir düşünce halk arasına çıkında bu tezlerini yüksek sesle dile getirin göreyim sizi.
çok yazık ve de günah bu uğurda can veren yiğit kürt evlatlarına hakaret sayarım yazınızı.muhafalifliğiniz belki anlarım ama bu kadarıda pes doğrusu,sizin gibiler kürtleri birleştireceğine onlara bölün diyorsun.
bu halk gerçeğini anlamamazlıktan gelmeyin teorisiyensiniz lakin başkalarına hizmet etmeyin kendi halkınızın özgürlüğü için çalışın,enerjinizi kürt halkına karşı kulanmayın.
ali sönmez .. 31 Dec, 2009 09:39:50
avatar
PKK VE CHP
şimdiki pkk ile chp arasında aslında fazla fark yok...tek partili düzende bir kült oluşturuldu. bu kemal kültüydü. pkkde de bu lider kültü aldullah üzerinden yürüyor.
chp miadını doldurmuş ve tek parti devri kapanmasına rağmen kemal kültüyle sosyalizmi birleştirip sol üzerinde vesayet aracı haline geldi. pkk de abdullah kültüyle kendine yol arayan bir partidir. ama kürt solu üzerinde halen vesayeti olan bir partidir.
chpye rağmen türkiyede nasıl bir solculuk ve laik yaşam düzeni düşünülemiyorsa ve türk solunun chp ye eli mahkum edilmişse aynı şey pkk eliyle kürdistanda okumuş ve aydınlamış laik kürtlere dayatılmıştır...ama tek farkla biz hala tek parti dönemini yaşıyoruz.
pkk devlet eliyle kurulmadı. pkkden öncede kürt örtütleri vardı. pkkden önccede devlet zülüm yapıyordu. 49 lar davası bunun şahitliğini yapar...var olan sinerjiyi bir şekilde yönlendirip abdullah eliyle yönünü değiştirme gibi bir plan olabilir. yalçın küçük ve doğu perinçeğin pkk kamplarında ki faliyetleri bunun birazda şüphecisi durmundadır.
özel harbin bir sivil koluydu bilmiyorum. ama bildiğim tek şey işçi partisi solu kadukleştirdi. pkk gibi sol jargonlu örgütler arasında etkin hale geldi. ama kemalistlerin düşmanı gibi görünüp perde arkasında kemalist idolojinin editöryalığını yapan yalçın küçüklerin pkk içindeki rölü o zaman göze batmasa da şimdi insanı düşündürüyor...
pkkyi düşünce olarak ortaya çıkaran kürt halkıdır. bu hareketi taşkın bir sel suyuna benzetebiliriz. kemalistleri yutacak potansiyeli olan bir sel suyuna...doğu perinçek ve yançın küçük marifetiyle diyeceğim belki abdullahı iki pohpohlayıp aklında başından alıp gafl halede getirmiş olabilirler...ama bu sel suyunu yönlendirip önlerine sedler ve farklı mecralar ekleyip bu suyun sinerjisini yönlendirikleri şimdi ortaya çıkıyor.
pkk bence hala da var olmalı. dindarların siyasete atılmalarına karşıyım. dindarın kendisi hep muhalif kalırsa ve iktidar savaşına girmese toplumda bir ahlaki düzen ve alt yapı olur. ama ehli dünya tabir ettiklerimizin ilk işi dindarlara dünyayı dar edecek bir düşünceye dünüşünce dindarlar asıl vazifeleri olan ahlaki alt yapı hazırlamayı bırakıp siyasetin dar mecrasına yürüme zorunluğu hissediyorlar. kürdistanda var olan seküler hareketler dindarlara karışmasa ve kendilerine verilmiş olan daha müferreh bir kürdistan rüyası için çalışsa...ama nedense her kürdistanlı aydın dinin afyonluğu karşısında o kadar emin ki dindarı değiştirmeden kendine benzetmeden kürdistanın güneş yüzü görmeyeceği zehabı yüzünden dindarı o salim dünyasından uyandırp siyasetin dar dünyasına itiyor...pkk ve onun gibi seküler hareketler siyasete lazımlar. ama kemalist proje olan modern binim gibidir benim gibi değilsen seni değiştiririm projesinden de vazgeçmelidir. o zaman kürdistan sağ salim olur....
kürd dava HAK nazarında da HALK nazarında da bir gerçekliğe ve sahiciliğe sahiptir. ister pkk ister başkası olsun önceliğini kürdistandaki fert başına düşen milli geliri nasıl yükselteceğine dair bir çalışmaya hasretsinler. belediyeciliği en güzel haliyle yapsınlar. seküler anlamda en güzel hizmete kürdistanlı birey neye muhtaçsa onu yapsınlar. pkk nedir aslında o kadarda önemli bir soru değil. ama pkk ne olmalıdır. bunun üzerinde bir tartışma bizi sahili selamete götrecek bir çalışma olur.
artık şu gerçeği her solcu ve sağcı ve mukesedatçı kürt görmelidir. kendi fikirlerini kürt davasından ayrı olarak tartışsınlar. ateist olan sıkıştığında kürdi damara sığınmasın. fikirlerin temellendirmesini kendi felsefi bütünlüğü ve tutarlılığı içinde tatışsın. aynı şey muteddeyin kürt içinde aynı şey solcu kürt içinde geçerli...
varsayın ki devletimiz var. nasıl istibarat toplarız. maliyemiz daha nasıl ileri gider,milli eğitim politikamız kemalistlerden ödünç mu olacak...bunları tartıştığımızda sığlıklarımız da kendiliğinden ortaya çıkacaktır.....
pkk ve veya başka örgüt...ama temel politikamız kürde nasıl daha iyi bir hayat yaşatırım düşüncesi değilse örgütlerin dar dünyasında daha çok kurtuluş yolu arayacağız...bir şeyin tartışması olmadan olgunlaşması olmaz...
Botanli .. 31 Dec, 2009 10:38:28
avatar
Sayin Boti

Diyelimki PKK ve Öcalan yok edildi!Daha sonra hedefinizdeki Kürd ve kürdler kimler?Göründügü kadar size bir rol verilmistir.. onu sistemli bir sekilde yürürlüge koymussunuz..Fetulahci medya sizin reklaminizi iyi yapmakta bunu görüyoruz ..ne dersiniz buna yoksa yandas medya pastasindan size ne kadar düstü? Anladigim kadariyla görünen Köy kilavuz istemez misali, siz galiba bu reklamlara karsilik Kürdistanida satarsiniz satarsiniz ..durum onu göstermektedir göstermektdedir.. yoksa iste demokrasi ,düsünce özgürlügü,bilmem bagimsiz düsüncede fetulahcilarla yaptiginizin kamuflesi olmaktadir.
yasmin .. 31 Dec, 2009 11:41:57
avatar
Ne kadar daha derinlesecegi, ne zaman bitecegi bilinmeyen bir kriz ortaminda giriyoruz yeni yila. Sorunlar giderek agirlasiyor; yeterli onlemlerin alinmamasi halinde dogal yasamin yakin zamanda bir felaketle yuzyuze gelecegini soyleyen bilim insanlarinin sayisi hizla artiyor. Isgaller,Ergenekon, katliamlar, hukuksuzluk hayatin gercegi olarak gorulmeye baslandi nerdeyse. Sokaklar butun dunyada daha guvensiz, yozluk ve curume almis basini gidiyor...

Bu tablonun yaraticilari butun imkanlari seferber edip umutsuzluga yatirim yapiyorlar. Umudu elinden alinmis insanlarin edilgenlesecegini, kendilerine dayatilana karsi cikmayacagini biliyorlar cunku.

Onlar kendilerinden bekleneni yapiyorlar, varliklarini surdurmelerinin geregini. Umudu yasatmak, somurunun olmadigi, dayanisma, paylasma ve kardeslegin hukum surdugu bir dunya icin mucadele etmek de insan olmanin, insan kalmanin yegane geregi bence...

Birlikte, omuz omuza olmamizin gerekliliginin daha onrmli oldugu su gunlerde, Bunu basaracagimiza dair guven ve inancla tum nasname ailesi ve okuyucularinin yeni yilini kutluyorum.
Biracan .. 01 Jan, 2010 12:04:00
avatar
Sayin Boti`nin soylediklerine harfiyen katiliyorum.
Berzan Boti, mecvut PKK`den bahsediyor ve tespitler yapiyor. Hayallerdeki PKK`yi, sunun bunun PKK`si onu cok da ilgilendirmiyor.
Hepimiz yaratilan degerlerden bahsederiz. Aslinda soyle donup bir baktigimizda hangi degerler yaratilmis?
Bence ortada deger falan yok. Sadece yikim var, asimilasyon var.
Bu goruse karsi cikan-cikacak arkadaslar maddeler halinde 30 yillik mucadelenin artilarini yazabilirler. Ben sahsen bulamiyorum.
Bir kac soru:
Kurdistan bagimsiz oldu mu? Ozerklik, eyalet vs. gerceklesti mi? Kurdistan Ulusal Kurtulus mucadelesi hangi sehire, kasabaya, mahalleye iktidar oldu? Hadi diyelim, iktidar kotu bir seydir. Bu meseleyi gectik.
Kurdistan`daki asimilasyonun onune gecildi mi? Temel sorun Kurt ve Kurtce degil miydi? Hangi kazanimlar var bu konuda? PKK, otuz yil boyunca Kurtlere yurtseverlik adi altinda Turkce ogretmedi mi? Bu bir celiski ama, gercek. PKK`nin tum kurumlarinda Turkce resmi dil degil mi? Butun basin aciklamalari, orgut bildirileri Turkce yapilmiyor mu?
Peki bu nasil uluslasmadir, bilinclenmedir? Kendi dilini bilmeyen devrimci olur mu? Milletin vekillerine bakin, Kurtce bilen var mi?
Biji serok APO demek, Ocalan posterlerini tasimak, devlet kurumlarina ve sivil insanlara zarar vermek Kurt bilinclenmesi midir? Ulusallik bunun neresinde? Bir futbol kulubunun taraftarlari da boyle fanatik olabilirler, bu onlarin ulusal oldugu anlamina mi gelir? Herhangi bir futbol kulubunun milyonlarca taraftari olabilir, PKK`nin de taraftarlari var. Nicel cokluk ulusallik midir? Bu bir deger midir.
Herhangi bir kisinin kutsanmasi ve ugruna olunmesi, ulusallik mi ya da yaratilmis bir deger mi?
Binlerce gencin daglarda hayatini klaybetmesi deger mi? Buna ancak direniscilik degeri diyebiliriz. Kurtler, zaten direnen bir halkti. Bu deger zaten vardi. Dersim, Seyh Said ornekleri daha tazeydi.
Sehitlerimiz degerlerimizdir deniliyor. Kabul. Hepimizin yakinlari,arkadaslari,tanidiklari bu mucadelede sehit dustu. Ama nasil deger oluyorlar anlamiyorum. Nasil yaratilmis bir deger oluyor. Anilari elbetteki degerlidir ama, onlarin ugrunda oldukleri neydi? Dolayisiyla bunu mucadelenin yarattigi degerler olarak nitelendirilmesi yanlis bence. Buna ancak bedel diyebiliriz. Ama neyin bedeli?
Milyonlarca Kurdistanli`nin vatanindan surulmesi deger mi? Avrupa`da binlerce Kurdistanli`nin olmasi deger mi? Bunlarin derme-catma derneklerde, halayli gecelerde bir araya gelmesi kazanim mi?
Roj TV mi deger mi? Surgunde bir televizyonun acilmasi icin bu kadar bedelin mi odenmesi gerekiyor? C. Bedirxan, surgunde Hawar dergisini tek basina cikarmadi mi? Kac bin kisi öldü?
Otuz yillik mucadelenin ardindan kac Kürt, Kurdistan ulusal marsini biliyor? Kurdistan ulusal marsi var mi, kimse bunu kendisine dert etti mi?
Binlerce ölünün ardindan,Kurdistan ulusal bayragin kac kisi taniyor? Kurdistan ulusal bayragi var mi?
Kurt alfabesini bilen, yazip okuyan kac kisi var?
Sorular elbetteki cogaltilabilir. Ama,onemli olan cevaplarini bulmaktir.
Bence kimse deger edebiyati yapmasin.
CAYLAKSERCE .. 01 Jan, 2010 12:05:55
avatar
Inanc kökenli fetisizmin ortadogu kültürlerinde iktidarlari (her türlü iktidar; aile reisliginden özgürlük hareketlerine) dokunulmaz kilmada silah olarak kullanildigi konusunda sayin Boti ye katiliyorum. Ortadogu toplumlarinin en büyük zaafi, bence. PKK tarafindan da fazlasiyla kullanilan etkin bir silah. PKK nin her seyinden vazgecip elestirsen de sehitlere karsi kendini suclu hisstmekten kurtaramazsin ex-PKK li olarak. O sehitlerin cogunun da tanri-Apo kültüne hizmet ettini de unutursun; onlar sehit olduysa bize peslerinden ölmek düser. Yürüdükleri yolun ne kadar dogru oldugu önemini kaybeder; varsa bir hata bir kac günah kecisindedir (!) (Apo, Bayik, Kalkan vb.) Benim, PKK de gördügüm bir kültürdü ve bu kültürü Apo nun veya bir kac yaramazin sahtekarligiyla aciklamak mümkün degil. Bir zamanlar Stalin in katil olmadigini hararetle savunan ortadogunun en asagilanmis halkinin "aydinlari", isyanci, demek daha dogru olacak, PKK kültürünün temelini atanlardi. Tabii, isyan toplumsallastikca bu kültüre, köylü kizindan, karisini döven maco erkege, gelecekten umudu olmayan üniversite ögrencisinden sehirli serseriye, katkisini sundu. PKK, feodalizmin en geri özelliklerini, islamin, kemalizmin ve Stalinizmin geri özellikleriyle basariyla sentezleyen bir örgüttür; bu basindan beri böyledir. Olumlu özellikleri de var tabii; isyanciligi, direnisciligi. Bunlar da, digerlerini besleyen kürdi özelliklerdir. Aci degil mi? PKK, Kürdler de aydinlanma saglamadi. PKK, 30 yildir Kürdler i gerici, cagdisi zihniyetlerin etkisinde tutuyor. Kimi ex-PKK liler bunun farkinda ve kendilerini yeniliyor, cogunda ama , maalesef, Apo yu elestirmekten baska yenilenmeye rastlamak mümkün degil. Bu durum PKK disi aydin Kürdler in daha cok sahneye cikmasini gerekli kiliyor.
Avrupada Bir Hayat .. 01 Jan, 2010 12:55:53
avatar
EDİTÖRDEN: İçeriğine bakılmaksızın, büyük harflerle yazılan yorumlar verilmez. Bu bir kuraldır.
Baran .. 01 Jan, 2010 01:49:48
avatar
Ulusal, kutsal, dogma Abdullah'a toz konudurmayanlara birsey hatirlatmak gerek. 1972 yilinda tutuklanan ve savcinin hakkinda 4 yil hapis istedigi Abdullah Öcalan nasil oluyorda devletin üst kademelerinden gelen emir ile sali veriliyor. Ve kutsal Abdullah'a 4 yil hapis isteyen savci Baki TUG o saliverilme ile ilgili olarak "Devlet sirri, aciklayamam" diyor.

Simdi Öcalan müritlerine sorarim. Kutsal Abdullah T.C. devletinin hangi sirri olabilir?
Dersim Laç .. 01 Jan, 2010 02:48:19
avatar
Sayin Boti'nin tüm yazilari gibi bu yazisida tamamen bilimsel bir yazidir.

Bilime karsi çikmak ise mümkün degildir!..
Avrupadan Bir Hayat .. 01 Jan, 2010 03:59:42
avatar
Editore: dikkat edersen yazima kucuk harflerle basladim napayim oralarinda farkli olmasi gerekiyordu buyuk yazdim. Neyse sozun kisasi ben yurtsever mucadele icinde dogup buyudum belki berzan botiyle ayrilan yonumuz bu olsa gerek ama bu yazdiklarina katilmamak elde deyil gercekten arkadasin dediyi gibi bilimsel yaklasmis bilime kim karsi cikabilir benim babam ve anam da bji serok apo der apoyu sevdiklerinden deyil mucadele parcalanmasin diye ama biz boyle devam edersek birileri apoyla yatirip apoyla kaldiracak bizleri turk devleti ne diyor Ya Sev Ya Terket pkk de demiyormu ya baskan apoyu seveceksin ona tapacaksin yada gideceksin PKK nin sitesinde ne yaziyor HPG onder aponun fedayi ordusudur Yani kurt halkinin deyil yalnizca apo icin savasilir baska kimse icin savasilmaz bunu pkk nin kendi soyluyor hem birde bu TC deleti soyleminden vazgecsinler APO nun TCyle sorunu yok okumaktan aciz olanlar berzan botinin yazisinin her hecesini okuyup cozumlemesini yapacaklarina Baskan APOnun bi gorusme notlarini okusunlarda devlete nasil metiyeler dizdiyini gorurler boylelikle insanlara tc ye calisiyorsun demezler cok gulunc bir durum elbetteki boyle bir orgut devlete korku salabilir tabiki hayir baskent amedde sokak ortasinda polis 70 yasindaki kadini dovebilme cesaretini defalarca kanitliyorsa demekki pkk birseyde basaramamis binlerce koy bosaltilmis onbinlerce insan hayatini kaybetmis milyonlarca insan ata yurdunu terketmek zorunda kalmis sefaletin pencesinde karadenizde ******* kufurleri altinda findik toplayanlarmi dersiniz sokak ortasinda linc edilenler mi dersiniz kurt olmanin ikinci sinif vatandas olmakla esdeyer sayilmasinimi dersiniz dogu ve guneydogu disinda kurtce konusulamamasinimi dersiniz kurt olmanin ise alinmama sebebini mi dersiniz kurt olmanin ev kiralayamama nedeni oldugunumu dersiniz evet beyfendiler bunlarin hepsi yasanilan ve hala yasaniliyor olmasi ne aci hal boyleyken pkk ne yaratti biri cikip diyebilirmi bu durumda hangi halk olursa olsun dunyanin en gerici en feodal halki bile olsa hepsi politize olur 10 defa devlet kurardi ama gel gorki kurtler boyle sefil bir durumdayken bile neredeyse yarisi devlet gucleri tarafinda peki sonuc buyken kim cikip pkk bunu yaratti sunu yaratti diyecek dtp nin politikasina bakin 3 kelimeden 2 si apo diyeride aponun ailesi var mi kurtlere donuk bir soylemi hepsi cikar imrali der biri bana ciksin desinki dtp kurtlerin hakki icin mucadele ediyor yalan yok oyle birsey sade ve sadece apo mevzubahisken tum teskilatlar sokaga dokturulur ceylan icin dtp kitleleri sokaga doktumu karadenize sokulmayan kurtler icin onada hayir aydin erdem icin onada hayir ama apo icin kurban verene kadar sokaklar doldurulur pkk dtp apo bunlarin hepsi ayni farkeden birsey yok pkk nin eylemlerine bakin apo gundemde sozkonusu iken apo simdilik iyiyim diyor ne pkk den nede dtp den eylem var ha bu arada bu merkez komite uyelerinin hangisinin ailesi yurtsever merak ediyorum ailece yurtsever olanlar ya hain ilan edildi yada olduruldu geriye kalanlarda bence ailelerini donusturmekten baslasinlar ise yazacak cok sey var ama.......
Hewal .. 01 Jan, 2010 12:47:44
avatar
Boti'nin bu tesbitine bende katılıyorum.Tsk+Pkk=Terör.Başka tarafa kaydırmanın manası olmamalı.
heci mehmut .. 01 Jan, 2010 02:31:02
avatar
Sayin Berzan Boti adini koymasanizda siz pkk nin yaratigi "Sendromdan-psikolojik faktörlerden" dem vuruyorsunuz.

PKK Kürt halkinin göz bebegidir.PKK nin yaptigi veya yaratigi her sey dogrudur diye bir idiada yok. Kusku yok ki her hareketin kendisine göre sevap ve günahlari olur.

Sizin idia etiginiz gibi PKK ve Öcalanin ERgenekon veya derin devletle iliskisini belgeleyecek tüm zorlamalara, yandas medyanin manipüle, dezinformation kampanyasina ragmen tek belge yoktur. Tüm idialariniz bir hayalden, kurgudan, niyet okumaktan ibaretir.

Siz politik reflekslerle, duygusal refleksleri yazinizda ayirmaya calisiyorsunuz. Bir taraftan dogru olsada unutugunuz veya görmezden geldiginiz sey ise insanin duygusal bir varlik oldugudur. Duygulari, gönül baglarini kücümsemek, yok saymak insana onun sosyo-psikolojik varligina ihanetir.

size göre her sey labaratovarda cereyan ediyor ve bilimsel olmak zorunda. belki haklisiniz ama bölke, ülke ve kültür gercekliginden uzaksiniz.

akp yi erdogani destekleyen milyonlarca insan bilimsel refleks mi gösteriyor?

bir futbol macini izleyen fenerbahce, galatasaray taraftarlari bilimsel refleks mi gösteriyor?

bilimsel ve mantiksal olarak düsündügünde atiyorum sükrü gülmüs ögretmen degilmiydi?
evet..
mantiksal olarak maasli ve düzenli hayati vardi ..o hayati sürdürüp maasini alip ilegal olaylara karismamasi gerekiyordu. simdi emekli olmus belli bir düzeni aile yapisi olmus olurdu. oda duygusal davrandi ...
pkk ye katilan herkes duygusal davrandi. ölen onca insan da köseyi dönüp, kadin-kiz pesinde kosup, para yapip hayatin ideolojik ve politik seylerinin ötesinde bir dünyada da yasabilirlerdi.

bence sizin sorununuz biraz fazla felsefik yaklasmaniz, felsefe her seyi anlatmiyor.
kurdistan öyle bir olgu ki o cografyaya girdiginizde tüm bilimler, ilimler iflas ediyor. ne felsefe, ne sosyoloji, ne psikoloji, ne cografyaniz, ne tarih ne matematik, ne politika, ne kuran, ne incil care olmuyor. dünyada kürdün yasadigi dramin bir benzeri var mi?

bence kendinizi fazla zorlayip komplo teorilerine kaptirmayin güzel felsefik degerlendirmenizi halkimizin mutlulugu icin harcayin.

gidin bakalim kurdistanda toplumsal ve politik olaylari felsefe ile anlatin bakayim kac kisi örgütlüyorsun.bol sans:-

selam ve dua ile.
Xelil .. 01 Jan, 2010 05:04:17
avatar
Sayin Berzan Botinin bu Enfes belirleme dolu yazisina katilmamak -bir Dirbakir Zindan Direnisinde gücu oraninda yer almis Yigit Kurdhalk önderleri Hayri,Mazul Kemal larla yargilanmis biri olarak - elde degil. Sevgiler selamlar.
Berzan Botî .. 01 Jan, 2010 05:35:02
avatar
Sayın Gülmüş; Yazılı belgelere dayanmayan tartışmalardan sonuç almak oldukça zordur. Bu tür tartışmalarda karşı tarafın çelişkileri bilinse bile kendisi istemediği sürece bunu ispat etme olanağı yoktur. Ama ortada yazılı belgeler varsa ve bu yazılar tartışmanın taraflarına ait ise tartışmadan sonuç almak kolaylaşır. Bu noktada şanslıyız diye düşünüyorum. Çünkü tartıştığımız konularla ilgili Nasname arşivinde fazlasıyla bilgi ve belge mevcuttur.
Tartışmanın sağlıklı olması ve konunun dağılmaması için sadece üç başlık altında düşüncelerimi aktaracağım…
1-Bana atfen ve Sık sık aktardığınız “Sevgili dostum Berzan'ın enfes bir belirlemesi vardı: “PKK ve PKK'nin yarattığı etki, yoğunluk ve kapsadığı alandan dolayı, diğer Kürd örgütlerine ve liderlerine sıra gelmiyor” şeklinde bir belirlemesi vardı. Ben aynen katılıyorum. Gerek ben gerekse benim gibi yüzlerce kalem sahibi insan bu konu üzerinde -mecburen- duruyor, durmak zorunda kalıyor.”
Belirleme genel hatlarıyla doğru olsa da, içerdiği eksiklikler nedeniyle yanlış yorumlanmaya müsaittir. PKK ile diğer örgütleri aynı kategoride değerlendirmişim gibi bir yanlış çıkarım yapılabilir bu aktarımdan. Bu nedenle tam olarak ne dediğimi tekrarlama gereği duyuyorum. Bu söylemimin sohbetimize konu olma nedeni o dönemde yazmış olduğum “Örgüt ve Örgütlenme Üzerine” adlı yazımdır.

Nasname’de mevcut olan ve 27. 08,2007 tarihinde yazılan söz konusu yazıda tam olarak şunları yazmışım: “1980 öncesinde tanık olduğumuz ve günümüze kadar devam eden, Öcalan ile en uç noktaya varan örgüt/örgütlenme anlayışındaki olumsuzluklardan hepimiz sorumluyuz kuşkusuz. Önümüzde, açık ihanete varmış ve eşine az rastlanır bir Öcalan örneği olduğu için, eleştirinin yönünü yeteri kadar kendimize çeviremedik bu güne kadar. Gelinen aşamada yeni bir anlayışla yeniden örgütlenmeye ihtiyaç duyuluyorsa, bu, eski örgüt anlayışlarının yanlış oluşundan kaynaklanıyor. Bu eleştiriler, aynı oranda olmasa da, tüm örgütleri kapsıyor. Bu konuda samimi bir özeleştiri yapacak cesaretimiz yoksa Kürd halkının ulusal mücadelesine yapabileceğimiz bir katkı da olamaz.”
Bu hatırlatmayı yapma nedenim, yazıda Öcalan’ı açık ihanetten dolayı eleştirirken, diğer örgütleri yanlışlarından dolayı eleştiriyorum. İhanet ve yanlışlık çok farklı şeylerdir…
2-PKK-KUK Çatışması:
11 Kasım 2006’da yazdığım ve Nasname’de mevcut olan “PKK-KUK Çatışmasında devletin rolü” başlıklı yazıda konuya dair çelişkili yaklaşımınıza dikkat çekmiş ve eleştirmiştim. Bunun üzerine, eleştirimde haklı olduğumu ve özür dilediğinizi belirtmiştiniz.
Ancak 20 Aralık 2009’da yazdığınız “Öcalan'a Türk çok hafif gelir” başlıklı yazınızda konu tekrar tartışmaya açıldı ve ne yazık ki bu konudaki çelişkili tutumunuzu tekrarladınız. Söz konusu yazınızda ve yazıya dair yorumunuzda şunları söylüyorsunuz: a-Mardin'da ”asayiş berkamal” olmuştu. “Barış sağlanmış” ve PKK hakimiyeti elde etmişti. Bu arada KUK (Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları) işe çomak sokmuş ve PKK'nin başını ağrıtmış ve yüzlerce insanın karşılıklı çatışmalarla heder olması gündeme gelmişti. (Öcalan'a Türk çok hafif gelir’ adlı yazınızdan.)
b- “Yine UGD kuruldu. Burada DDKD, Özgürlük yolu ve KUK ittifakı vardı. KUK silahlı güç olarak PKK'ye karşı mücadele edecekti. Kim bilir belki de esas PKK-KUK çatışmaları bu karar üzerine oldu. Diğer yerlerdeki küçük çaplı sebepler birer bahaneydi. Ve PKK-KUK çatılmasında onca akan kana rağmen PKK durdurulamadı.” (Öcalan'a Türk çok hafif gelir’ adlı yazınıza yazdığınız yorumdan…)
Burada çatışma nedeni olarak göstermeye çalıştığınız UDG iken önceki söylemlerinizde tam tersini söylemişsiniz.
Örneğin, "MARDİNDE PKK ÖRGÜTLENMESİ VE GELİŞİMİ" adlı yazınızda şunları söylüyorsunuz::
"Bir gün bölgeme -Mardin'e- geldim. Benim grup için bir araba gerekiyordu. Aslında yaptığım parti kurallarına aykırıydı. Ama neymiz aykırı değildi ki? Esgeçtim. Ahmed'i buldum. Ve ona Bana bir arazi arabası hatta jip bulsan daha iyi olur dedim. Ahmed de beni hala sorumlu biliyordu. Gitti buldu. Getirdi. Bir varilda mazot verdi. Dereden-tepeden konuştu. Bir ara Ahmed Duran Kalkan'dan bahsetti.
-Duran arkadaş da burda.
-Öyle mi? Baki gitti mi?
-Evet.
-O nasıl? Ne konuşuyorsunuz?
-Geçen bana KUK’u vurasak kaç ayda bitiririz dedi? -Sen ne dedin?
-İki veya üç ayda sökeriz dedim.
-Yap ma ya.. Atıyorsun? Ciddi misin? Sahi Ahmed KUK'u bu kısa sürede bitirir misin? Sona neye isnadan bitireceksin sen ve Duran?
-Yanılış mı hocam bu?
-Bak Ahmedi güzel kardeşim; gençsin. Heyecanlısın ve gözü peksin. Ama bu işler böyle olmaz. KUK kim biliyor musun? KDP'nin çocukları. KDP kim? Bu halkın en yurtsever ana damarı. Eğer KUK'u bitirmek istersen KDP'yi de bitirek zorundasın. Sakın ha sakın böyle bir şeyi yapma. Ve yaparsan seni asla affetmem. Duran da Baki gibi ülkemizin şartlarını bilmiyor. Baki Hasan YILDIRIM'ı vurun diyordu. Sen de ona uydun. Vurdunuz da ne oldu? –Gerçi Hasan Ağa tarandı ama onun yerine muhafızı vuruldu- tüm Omeriyan aşireti bize düşman kesildi. KUK ile neden çatışacağız? Duran KUK'u Türk Solu mu sandı?"

Ve 05 Mart 2009’da yazdığınız ‘Kimin Mirasına Sahip Çıkacağız? Adlı yazınızda Duran kalkana isnat edilen suçlardan örnek verirken de şunları yazmışsınız: PKK- KUK çatışmasının da mimarı ve startını verendir. Bunu yazmadım. çünkü KUK tarafından -henüz- tartışacak muhatapsızlık sorunum var.
Bu yazılarınızda çatışma nedeni açıkça Duran Kalkan (PKK) iken bugün nasıl oluyor da sorumlu olarak UDG’yi görebiliyorsunuz. Üstelik üç yıl önce bu konu aramızda tartışılıp bir sonuca varılmışken bu git-gelelerin ve tekrar başa dönmenin anlaşılır bir açıklaması olabilir mi?
3-Aramızda hep var olan ve dönem dönem okuyucuyla da paylaştığımız görüş ayrılıklarının son halkası, benim “TSK ve PKK: Çirkin ilişkiler ve kurumsal fetişizm” başlıklı son yazıma yönelik eleştirinizdir.
Yazımda temel sav kısaca; “devlet tarafından piyasaya sürülen Öcalan, PKK içindeki yurtsever/devrimci insanları imha ederek, etkisiz kılarak PKK=Öcalan algısının yerleşmesini sağladı. Kurumsal olarak hiçbir zaman Öcalan’ın dolayısıyla devletin denetimi dışında bir PKK olmadı. Bu nedenle PKK kurumsal olarak eleştirilmediği sürece Öcalan eleştirisi anlamlı olmaz.” Şeklindedir.

İlginç ve düşündürücü olan yazımda eleştirdiğiniz konuları yıllarca ve defalarca savunmuş olmanızdır. Birkaç örnek vermek gerekirse;
22 Oct, 2009 tarihli “İmralı'yı adres göstermek Genel Kurmay planıdır” başlıklı yazınızda şu tespitlerde bulunuyorsunuz: a- “Son on yıldan beri üzerinde durduğum ve bir tez olarak ortaya koyduğum şudur.
Abdullah Öcalan; Türk Genel Kurmayı tarafından Kürd özgürlük Hareketi içine sokulmuş bir stratejik unsurdur.”
b-“Ve bundan sonra sahaya sürülen Abdullah Öcalan ve Ankara/Tuzluçayır Ekibi'ni görüyoruz. Ankara'da tezgahlanan bu öcalan patentli hareket 1976'larda Ankara Dikmen'de ülkeye (Kürdistan'a) inme kararı alır. Dikkat edin burada bölgelere dağılma olur ama Abdullah öcalan, Kesire Yıldırım'ın yıldırım nikahla evlenir ve Ankara'da kalırlar. Bölgelere gidenler harıl harıl çalışır ve ülkede faaliyet sürdürürlerken; öcalan aslında Ankara'da Genel Kurmay tarafından devreye sokulacak planın koç başı adamıdır.
1978'lerde eski bir memuriyet bölgesi olan Diyarbakır'a gelince; hazırlıklı gelir.
Müstakbel gelin Kesire Diyarbakır/çınar'a öğretmen olarak atanır. öcalan ise; evelenmiş ve Diyarbakır'a yerleşen eski bir devlet memurudur. Her tarafta yatay olarak çalışma yapanların meyvelerini öcalan dikey şekil vererek kendisine bağlar. Ve kesin başkanlığı garantiliyecek bir dar kadro ile 27 Kasım 1978'lerde Lice fis köyündeki toplantıya 1. Kongre der ve burada başkan olur.”
c-“öcalan; PKK adındaki partide kendisine rakip olabilecek her arkadaşını saf dışı etti, kimini fiziki olarak katletti, kimini kaçırttı. Kimini de TC Devleti Genel Kurmay güdümündeki JİTEM'e havale ederek öldürttü. Ve Ankara'dan günümüze kadar PKK adındaki partinin tek hakimi, tartışmasız lideri konumunu korudu. Bunu kimi eski PKK kadroları zorladıysa da öcalan onların gözünün yaşına ve emeklerine bakmadı.”
d-“İmrali Demokratik Cumhuriyet konsepti de bu ‘Bağımsız Birleşik Kürdistan' stratesjik sloganın yerine konulan yeni söylemdir. Kürd, Kürdistan, Bağımsızlık, özgürlük, ayrı örgütlenme, illegal parti iddiasıyla çıkış bir plandı. O günün şartlarında bu olmadan bizim gibi hiçbir Kürd kadrosu öcalan'ın partisi olan PKK'de yer almazdı. Biz bu söylemlere kandık. Bu söylemlere aldandık. Ve sandık ki bu amaç ve iddialler için bir parti var. Ne böyle bir parti vardı ne böyle kavi kavramlar. Her şey bir taktikti.”
07 Oct, 2009 tarihli ‘Kürd sorunu yok, Öcalan Sorunu var’ başlıklı yazınızda da şunları söylüyorsunuz: “PKK denilen partide olup bitenler.
Burada hemen bir durum tesbiti ve yine bir itiraf yapmanın zamanı. PKK'de Abdullah öcalan ve sitemine karşı çıkan binlerce insan olmuştur. Bence bunun ilk kırılma noktası Celal Aydın Olayı'dır. Celal Aydın; sorgulanmış, işkence edilmiş ve kendi elleriyle mezarı kazılarak kafasına sıkılarak üstü örtülmüştür. Yıllar sonra aynı infazı yapan, karar alıp uygulayan Şahin Dönmez tarafından gömülen ceset eliyle konulmuş gibi ortaya çıkarılmıştır. Bu olay PKK'de tam bir çernobil'dir. Bilen, duyan, gören ve sessiz kalan bizlerin tümü bu olayı yapıcıları, karar alanları kadar suçluyuz.
Bizim anlatamadığımız, dile getirmediğimiz vahim durum budur.
PKK içinde öcalan ve onun sistemine karşı tavır alanların hepsi susturulmuş, fiziki olarak ortadan kaldırılmış veya tesirsiz hale getirilerek tesirsiz hale getirilmiştir.
Bu helezonik bir hastalıktır.
İlk etapta şöyle bir düşüncenin yanlışlığına girdik.
‘Partinin bir bildiği var. Parti yapıyorsa doğru yapıyor. Biz yoldaşlarımıza güvenmek zorundayız.' Hatta, ‘Bir ağaç ile bir orman göz önüne alındığında orman için koca çınar dahi olsa feda edilir' demişizdir.”
15 Jun 2009 tarihli ‘Ankara PKK'sinde Ajanlar Yaşar, Kahramanlar Ölür’ başlıklı yazınızdan: ‘Ergenekon PKK'ye ajan sızdırdı mı?' Hayır!..Buna ne gerek var ki. çünkü neden ajan sızdırsın. öcalan'ın kendisi en iyi stratejik ajan. O olduktan sonra başkasını sızdırmaya ne gerek var.
Yani açık olan kapı vurulmaz.
Biz ajanları alttan beklerken; meğer bizim en tepe noktasındaki adamımız onları istediği zaman arka kapıdan zaten içeri alıyormuş. Ki bu benim siyasal yaşamımdan en büyük körlük ve asla unutamayacağım bir ciddi suçtur.”
Sayın Gülmüş, yazımın içeriğiyle örtüşen daha birçok yazınızı aktarabilirim. Bunca benzer düşüncelere rağmen neye ve niçin itiraz ettiğinizi anlamakta zorlanıyorum doğrusu.
Sıkça söz ettiğiniz “düşsel PKK’miz” söylemiyle de Öcalan’ın mutlak denetimindeki PKK dışında başka ve değer yüklenecek gerçek bir PKK olmadığını dolaylı da olsa söylüyorsunuz. Ben somut, gerçek ve yaşayan, tahriplerine devam eden PKK’yi eleştiriyorum; hayali veya düşsel bir şeyi değil.
Düşler kişilere özgüdür ve özneldir. Dolayısıyla doğruluğu-yanlışlığı tartışılmaz. Öykülerde ve hikâyelerde de öznellik vardır ve dillendirenin kendinden bir şey katması veya durduğu yerden bakması anlaşılırdır. Ancak toplumsal-politik olayları bilimsel bir anlayışla tahlil ederken kendimizden bir şey katma, istediğimiz gibi yorumlayıp bunu “genel bir doğru” diye sunma hakkımız yoktur/olmamalıdır. Bunca farklı söyleminiz gösteriyor ki çelişkinizin çözüm adresi ben veya başkası değildir, kendinizsiniz. Çünkü Gerçek ve düşsel olanı kıyaslayarak, aynı kategoriye koyarak tartışmak olanaklı değildir…
Berzan BOTÎ
veysel .. 02 Jan, 2010 01:58:47
avatar
Acaba diyorum Nasname`de de mi darbe hazirliklari var?
Acar, Akkoyun simdi de Boti Gülmüs`ü sert elestirilere tabi tutmaya basladi. Bazen hizini almayarak kenera kiyiya vuran yazilari ile elestirilen Gülmüs, Dersim üzerine yazdigi tahlisiz yazisiyla yorumcu ve okuyucularinin destegini de yitirmisti. Gecmisine ve tarihine sahip cikmasi Gülmüs`ün, PKK`nin yaratigi degerlere vurgu yapmasi birilerinin hosuna gitmiyor. PKK`yi bastan beri TC`nin Kürdistan ayagi olarak göstermek isteyenler tarafindan tasfiyesi hazirlaniliyor gibi geldi bana.

Acaba derin Nasname`nin darbe hazirliklari mi sorusunu akla getiriyor.
Selim Acar .. 02 Jan, 2010 04:29:17
avatar
TRANSNASİONAL KOMPLO TEORİSİ!!!!!

Sayın Veysel'ın mantık yürütme metodına hayran kalmamak elden değil! Bu mantığı (gerçek anlamıyla mantıksız) olarak okuyunuz. Ben, Acar olark organik bağım olmadığı bir malper de nasıl "derin" bir darbeci olabilirim?! Konuk bir "yazar" olarak kaç yazım Nasname de yayınlandı diye "derin nasname"ci mi oldum. Bu da "uluslararası bir komplo" teorisi olmasın?!

Nasname yurtsever bir kurd malper dır, severek bazı yazılarımı oraya gönderiyorum, yayınlama hakkı Nasname'nin sorumlu dostlarındır. Ben ise yazılarımın içeriğinden sorumluyum, o kadar!
Welatparez .. 02 Jan, 2010 11:31:44
avatar
Nasname her$eyden once bir internet medya aracidir.Bu anlamda gazeteci ruh ve kapasitesine sahip ki$iler oldugu surece ve ozelde de Kurdî cizgisini korudukca ayakta kalir.

Nasname`nin ruhanî babasi Kek $ukrî` dir
Bazi $eyler sadece ideoloji ya da politika ile yurumez.

Bir suredir bazi yorumlar nedensiz verilmiyor.Eger bir tarti$ma varsa ve siz bir tarafi kollarsaniz cok surmez bu numara.

Kek $ukrî`nin kimsenin cevap hakkini cignenmemi$tir.
selami .. 02 Jan, 2010 12:00:50
avatar
kısaca;
berzan boti diyor ki pkk birdir. amkara pkk si ile mardin pkksi farklı değil...ve bu farklılık kafamızda olmasını istediğimiz şekilde davranırsak sadece bir temenni olur...temenni ile olgusal gerçeklik farklıdır. bende isterdim iki pkk olsun ama aponnun fedaisi bir örgüttür pkk....

şükrü hoca;
bak berzan ben biliyorum...kemal vardı. hayri vardı..mazlum vardı...apoyu takmadığımız apoyla dalga geçerdik...hatta normal zeka düzeyine bile bakkmazdık...hele o maç zamanında mızıkçı çocuklar gibi kendisinden top almaya kalkan kim olursa en uygun zamanda infazını gerçekleştiren abdo...

berzan boti;
bak hoca kendi ağzınla söyledin...bir top sahasında bu kadar sizi sindirrmiş olan bir serok düşünce konusunda size kapı bırakır mı?

şükrü hoca;
bak berzan deşme yaramı...benim kendi yarattığım ve zihnimde olan o pkk varya...hani dağlarda gezen ve kürdistan hülyasıyla tutşan gençleri neden görüydin...benim neden ikinci pkk fikrinde inat ettğimi anlardın...

berzan boti;
bak kek şükri...uyan artık. dünyaya gözlerini aç. bak tc kendi pisliklerini temizliyor. sen hala uykudaki pkkden bahs ediyorsun. farkında değilmisin tam zamanı bu zamanda bu abdunun gerçek yüzünü göstermezsek fırsat kaçar... sen kalk hala rüyandaki pkkden bahs et...yalçın küçüklü, doğu perinçekli pkk hatırlamazsın değil mi??? durup duruken buçaklara saldıran o pkk yi...kek şükri aç gözlerini...abdo dışında pkk sadece senin kafanda var..

...................
işin özü bence bu......
hepimiz bir darbe yedik örgütlerimizden...zihin dünyamıuzdaki o saf çocuk örgütlerimizin bizi kandırdıklarına inanmak çok zor geliyor...
agir abad .. 02 Jan, 2010 03:38:24
avatar
Dünyadaki ulusal ve sınıfsal haraketlere bakıldığında Lider ve kadrosu halkın üzerinde etki yaratmıştır.Halk liderleri kurtuluş olarak görmektedir,Lider ise kendini halkının çıkarlarına feda eden,halkın bütününü bir arada tutan öncü demektir.
Hiç bir zaman kendini halkının üstünde tutmaz,halkını yüceltir ve ona güven verir.Halka hizmet eden kadrosuna değer verir ve asla hizmet üretenleri devre dışı etmez.''Liderleri,lider yapan yaşam tarzları ve başarılarıdır''yaptığı her eylem halkının çıkarınadır.
Kısa-Orta ve Uzun vadeli projeleri hayata geçirmeye gayret saf eder,zamam ve değişimleri önemser ve stratejilerini ona göre belirler...
Değerli yorumcuların yazılarını okuyunca,eleştiriden çok birbirini yok etme gibi bir davranışları varki,yıllarca bu tür haraketler bizleri bir adım ileriye getirmemiştir.
Öcalan ve PKK yi,eleştirdiğimizde bir çok yönden bakarak yapmalıyız.Kürd haraketini unutup,kişileri öne taşımak ne kadar hatalıysa,lider konumuna gelmiş kişileri bir çırpıda yok saymakta o kadar yanlıştır.Benim anlatmak istediğim farklı bir yere ve bir gerçeğin altını çizmek.Bazı okurlar''Sizler ne yaptınız ki,Öcalanı eleştirme hakkını kendinizde görüyorsunuz''haklıdırlar.Siyaset te ve mücadelelerde iki ana kural var,birinin yükselmesi diğerinin yok oluşu.Kürdistan daki mücadeleye bakalım(ister kızalım veya ağlayalım)sevsek te,sevmesekte,nefret etsekte,bu günkü koşullarda Kuzey kürdistan topraklarında fiili olarak Öcalan ve PKK hakimiyeti vardır.
Halkın desteğini alabiliyorlarsa bir sorun var demektir,bu lider ve Örgüt dışında demek ki başka oluşumlar halka yeteri kadar ulaşamamış demektir.
Tüm ulusal haraketlerde halk kendilerini iyi yönetemeyen kadrolara karşın başka bir alternatif bulmadığı sürece destek verme gereğini duyar.
Kişisel veya hislerimizle kürd halkına fazla bir şey kazandıramayız ! halk hakem gibidir daha iyi bir siyseti gördüğü anda akış rotasını değiştirir,birileri inişe !diğerleri yükselişe geçer.
O nedenle,değişimleri yakından takip etmek,günün koşullarına göre haraket etmek en doğal eylem biçimidir.Suçlamaktan ziyadeine yapmalı diyerek geleceğe ait projeler üretilmelidir..
YikilmisHayaller .. 03 Jan, 2010 06:55:18
avatar
Yaziyi ve yorumlari okudum bende bir yorum yapayim dedim. En cok uzulduyum sey Gerillaya Abdullah Ocalan Andi icirmeleri olmustur ayrilan bir arkadasim her gun kendi kendime soruyordum benim burda isim neydi ''TC nin okullarinda her gun NE MUTLU TURKUM DIYENE dedirtiyorlardi burada ise NE MUTLU APOYUM DIYENE diyorduk dedi'' isteyen youtube acip Gerilla yazarsa bunu gorebilirler ne trajikomik bir durum. Ben ocalan devletle isbirliyi yapti PKK Ergenekon baglantili bir yapi demiyorum demekte zaten hayali olur.Ama su diyebiliriz APO surdurduyu rahat emirvaki istediyi zaman istediyi kisinin infazini verebilecek bir hayatin devami icin elbetteki elaltindan birileriyle gorusmustur ama bu sadece siradan yetkililer olmustur Merkez komite icindekiler ve APO dahil hic kimse TCye teslim edileceyini akillarinin ucundan gecirmemisti cunku APO siz bana ve efradima dokunmayin bende size dokunmam arada kalaninda cani ciksin dedi nitekim oylede oldu baktilarki APO sadece alttakilerle ugrasiyor o zaman kalsin ISTE bu temelde yazisiz sozsuz eylemlerle BIR ANTLASMA vardi hangisi bunu rededecek!!! Apo buna cok guveniyordu zaten SEMDIN SAKIKI devre disi birakarak DOKTOR BARAN i vurarak devlete msjlari yolluyordu devlette bu mesajlari alip okuyordu OLUMLERIN ARDINDAN GELEN MESAJLAR yoksa ocalan kimki bukadar ayakta kalsin ne fonksiyonu var devlet bilincli olarak ocalanla ugrasmadi cunku ocalan asla devlete yonelmedi devlet ise onun yerine gelecek kisinin devlet ve yoneticileriyle ugrasacagini bildiyi icin rahat birakiyorlardi apoyu hatta su duzmece suikastler iste haber vermeler bunlarda medyaya bakin biz apoyu vurmak istiyoruz mesaji verilmeye calisildi bunlarin hepsi YAZISIZ SOZSUZ antlasmadir APO buna cok guvenerek avrupaya cikti OLMAZSA DONER SAKLANIRIM dedi ama TC inanamadi apo ucakta Tcye geliyor TC dahi bunu istemiyordu aponun kendilerine gelmesini... Ama inanilmayan oldu o zaman sozsuz antlasma devam etmeli APO icerde rahat etmeli o zaman APO haber ucurmali orgute orgutte olmali.... Yoksa TC kalkip apoyla konusacak HEMDE KURTLER icin :d yok oyle bi konusma anlasma ama ben en azindan omrunun geri kalani cezaevinde gecirecek birinden sexsaid ve seid riza gibi olmasini beklerdim onlar hicolmazsa kurtulus olmadigini gorunce vasiyet biraktilar bari sende bunu yap ama nerde adam bilinenden daha KORKAK cikti Kani Yilmazda bunu demisti icerden orgut yonetilmez buda kurtlerin makus tarihi dogru duzgun bir lider cikaramadik tarih boyunca. Yani beyler derine gitmeyin TC kalkip kurtlerle alttanda olsa anlasma yapmaz bazi adamlar cikar hem cebine hem devlete hemde pkk ye calisir ama deyildir devlet kurdu :d yani kisaca sunu diyeyim biz turklere karsi savasamadik neden turkler diyorum SAVAS HALKLAR arasinda olur ve kendi kendimize yenildik TCye deyil ve bizi bu duruma getiren APO ve yandaslaridir.Onlar Bji serok PARA Diyorlar APO=PARA apoya karsi cikmak paraya karsi cikmaktir bu aponun yaptiklari ortadayken merkez komitesindeki adamlar ne olacakki adamlar bu rahat yasam tarzini yani APO yu yani PARAyi rededebilirler mi hayir APO demek para demek sloganin asli bu BJI SEROK PARA Cezaevi cikislilardan maddi durumu kotu olanlari maasla kole etmek yakisir mi be amede gonderilen 2 TRILYONapo apo yandasligi yaptirmak icinmi yoksa soylemiyorum hayali is adini bilen bilir... Elestirileri yaparken mantik ilkelerine dayandirarak yapmaliyiz helede bu TC yle isbirliyi ise birsekilde kanitlanabilir olmasi lazim yoksa sizinde PARA(APO) ve tayfasindan Farkiniz kalmaz en azindan kendinize aydin diyorsaniz SUKRU GULMUSE Bir sorum olacak diyarbakir zindaninda bir kisi cop tenekesine saklaniyormu? Ve o kisiyi oradan alacak grubu apo bekaya cagiriyormu ve o kisi orada hayatini kaybediyormu ? Sonradan olumu farkli gosteriliyor ama bu o kisinin KAHRAMANLIGINA golge dusurmez.Birde hic dusunmediniz mi tuneli aponun ihbar edebileceyini? Tabi o avukat daha iyi bilir bunlari halil atacta....
Şükrü Gülmüş .. 03 Jan, 2010 05:43:48
avatar
Bilimsel tespitlerin senin olsun. Bana düşlerim yeter.
Umarım bu bilimsel tespitlerin seni; tekrardan ‘Bilimsel Sosyalizm’e götürmez.
Ama benim düşlerim beni cehennemin ta dibine götürse de buna dünden razıyım.
Zaten dağlı yüreğim ve dağlanmış yüreğimden dolayı yanlız sen değil, başta Mazlum Doğan ve Duran Kalkan ve Mustafa Karasu da ‘Hoca sen bu kafayla, asla iyi bir politikacı olamasın’ diyorlardı.
Doğru söylüyorlardı. Ama onların bu doğrularını yine benden kaynak alarak; bana gösteriyorlardı. Yani her konuşmam bir suç unsuruydu. Her düşüm onların gerçek ve bilimsel tespitlerine testti.
Niye zahmet ettini de benim bu kadar yazılarımı tarama gereği duydunuz? Kendinizi yordunuz. Bu bir bakış açısı sorunudur. Ve ben toplumsal olaylarda pek o kadar ‘bilimsel’ tespitlere ve tespitlerinize aldırmam.
Xayrice bir ‘El insaf’ çekiyorum. Sizin şu söyleminizi kendim için yeterli görüyorum:
‘Değerlerden söz edilecekse, PKK içinde yer almış ve hala yer alan dürüst insanların bireysel duruşlarıyla yarattığı değerlerden söz edilebilir ancak.’
İşte bu kadarı da bana yeter.
Ancak şunu unutmayın ki ‘dürüst insanların bireysel duruşları’nın bireysel emeği ile on tane daha PKK kurulur. Ve öncelikle Bireysel Emek olmadan toplumsal emek de olmaz. Nihayetinde bireyselden toplumsala evrilen bir seyir izler.
Dedim ya, bir tek değerin olması bile bu ‘bilimsel tespitleri’nizi tarumar edecek.Benim PKK’lilikten anladığım inanç, azmim ve korkunç bir adanmışlık olan özgecilikti ve hala öyleleri çok. Bu Firavun’un piramidi mutlaka yıkılacak.
Diğer önemli bir husus ise; siz ve sizin gibi düşünen arkadaş ve dostlarımızın temel yanılgısı; SONUÇ’dan hareketle koca bir tarihi yok sayıyorsunuz. Peki siz bu kadar güzel tespitlerinizle NEDEN’lere ve bu işin asli orjinine inme ihtiyacı neden duymuyorsunuz?
Velevki söylenin bin katı fazlasıyla Öcalan ajanoğlu ajan:
Neden bu ajan dünya ölçekli bir Kuzey Kürd Hareketine sebep oldu? Bir zamanlar Guetemal İsyanı’nı veya devrimini örnek vermiştim. Orda teccilli bir CİA AJANI hareketin başına geçti. Ayaklanma devrime dönüştü. Ve yıllar sonra adam bunu itiraf etti. İtirafı şuydu: ‘Ben teccili bir CİA ajanıydım. Hareketin başına geçtim. Ve iktidar oldum. Sadece işi biraz Amerika eksenine çevirdim.’
Buna benzer onlarca örnek var.
Yakın zamanda İRA’nın 2. Adamı ingiliz ajanı çıktı.
Ho She Minh Fransız adamı olduğu belgeleri yayınladı.
İsrai Haması kurdu.
Atatürk bile bir kaç devlete ajanlıkla bir TC kurdu.
Biz bu zul durumu sadece Öcalan’ın ajanlığıyla açıklamamız mümkün mü? Bu konuda sizden katbe kat Öcalan’ı deşifre ettim. Öcalan eğer yarın deşifre edilirse bu -0rtalama- 3 MİLYONU bulan Kuzey Aktif Kürd insanını ne yapacağız?
Bu tezi benden ve sizden önce ilşleyen ve kitap haline getiren sayın Hasan Yıldız’dır. Onunla konuştum ve ondan daha fazla bu tezin tartışılmasını sağladım. Sizinle önemli bir farkımız var. Oda şudur:

Ben (BİZ) PKK içinden Öcalan’la çatışa çatışa bugünlere geldik.
Ama sizin böyle bir sorunuz yok. Çünkü PKK geleniğiz yok.
Sizin gelenek ve KUK’unuzun daha net bir muhasebesini yapmadınız.
Daha dün gerillaya ‘LEŞ’ diyen arkadaşımız acaba KUK gerillası olsaydı ona da ‘LEŞ’ der miydi? Keşke KUK veya bir başka HUK bu süreci yaşasaydı da biz onu da tarihimize bir miras olarak yazsaydık.
Keşke ile ne düş kurulur ne parti olunur.
Ve dün ilginç bir aktarımı oldu bana: (Diyarbakır Zindanı’nda benim gibi on yıllarını hasreden bir Kawa’cı dost)
‘120 aşkın KUK sanığından sadece biri ceza aldı!.. Bu düşündürücü değil mi?’
Düşünmedim ama düşünmeye değer.

‘Öcalan ajan!.. PKK Ajan bir örgüt.. Kürdkıran!..’ tamam. Kabul. Peki Eruh-Şemdinli baskını öncesi KUK/Ala-Rızgari/Kawa vb. Örgütlerin Suriya ve Güney Kürdistan’daki silahlı güçleri PKK’yi üçe katlıyordu. Neden bu arkadaşlar böyle ‘Ajan-Pravaktör’ hareketin önünü kesmediler? Yoksa gerillacılık önce PKK’lilere karşı mı verilecekti(!).
Bunu da tarihin sümenine atıyorum. KUK kaduk, Öcalan kavi ve zinde. Şimdi SONUÇ’üzerinde tartışmaya devam edelim. Lakin ben söyleyeceğimiz söyledim. Ölüye kurşun sıkma lüksüm yok artık.
Şu alıntınızı alark bir iki cümle daha kullanmama izin verin:
Yazımda temel sav kısaca; “devlet tarafından piyasaya sürülen Öcalan, PKK içindeki yurtsever/devrimci insanları imha ederek, etkisiz kılarak PKK=Öcalan algısının yerleşmesini sağladı. Kurumsal olarak hiçbir zaman Öcalan’ın dolayısıyla devletin denetimi dışında bir PKK olmadı. Bu nedenle PKK kurumsal olarak eleştirilmediği sürece Öcalan eleştirisi anlamlı olmaz.” Şeklindedir.
Ben şu inançla bugüne kadar açık ve yalın Öcalan’ı hedef tahtama koyarak kalemimle savaştım.
Bu ‘Kuramsal’ın en tepe noktasındaki Firaun Öcalan’dır. Onu hedef almayan bir çaba beyhudedir.
Bana aynı şeyi Osman Öcalan da önerdi: ‘Xoca, Öcalan bir realite bizim sistemle hesaplaşmamız lazım’ diyordu. Ve ben ona; ‘Osman, sistemin asli mimarı ve şefi abin olacak adam. Sen belki ona karşı çıkmazsın. Ama ben ona karşı çıkmadan sistemin neresiyle hesaplaşacağım ki?’
SON NOKTA: Bu tartışmaya da burda nokta koyuyorum. Ve daha önce yazdığım yazımı kadim yoldaşım Fuad’ın da onayını alarak buraya asıyorum. Çünkü bu tartışmalardan kendim hadi neyse de hiç bir arkadaşımın benden dolayı üzülmesini istemiyorum.
Düşler ve düşünceler tamamıyla bana ittir.
BEKLETTİĞİM YAZIM
Soru sormak, sorunu anlamak...
Düşmanlarınızı daima bağışlayın, hiç bir şey onların bu derece canını sıkmaz.
Oscar Wilde




Doğru soru, doğru yanıtı da beraberinde getirir.
Doğru ve istikrarlı bir kararla, hedeflenen amaca er veya geç ulaşılır.
Ve hiç bir zaman yanlış soru, doğru yanıtı getirmemiş, yanlış ve istikrarsız, inançsız yola çıkanlar amaçlarına ulaşmamıştır.

Anglosakson(1) hukuk sistemini tek bir soru tıkattı. Bu hukuk sistemindeki temel işleyiş; soru ve yanıttır. Başka altarnatif yok. Yani evet mi? Hayır mı? Ortası yok. Ancak bir yargılamada genç bir zanlı; mahkeme heyetine bir soru sormak ister. Zanlı ve sanığın bu hakkı da yok. Ancak genç ısrar eder. Bunda diretir ve ‘Bir soru sorma hakkımı vermezseniz ben de hiç bir sorunuza yanıt vermeyeceğim’ der. Mahkeme heyeti bu ısrar karşısında, bir o kadar da merak ederler soruyu. Oybirliğiyle karar alınır ve genç sorusunu sorar:
‘Siz karınızı dövmeye devam edecek misiniz?’
Heyet şaşkın, bakınır. Herkes öbür yargıcın yüzüne bakar.
Bu sorunun yanıtı tam olarak ne evettir ne de hayırdır.
Yargıç; evet dese, bir utancı kabul edecek. Hayır dese, bu kez geçmişte dövdüğünü onaylamış olacak. Bu nedenle Anglo-sakson hukuk sistemi gözden geçirilir. Demek ki; her şart altında, her sorunun yanıtı ne tam evet, ne tam hayırdır. Bazen de izahat gerekir. Hayır ama neden hayır. Evet ama neden evet.
Şimdi bir de bizim yargılandığımız TC Devleti Ceza Hukuku’na bakalım.
Hukuku bilmeyiz. Anlamayız. Çünkü devletimiz yok ki hukumuz olsun. Ama bizi ezen, sömüren ve işgal eden ülkelerin kendilerine göre bir ‘hukuku’ var. Biz onların hukukunda bazen yokuz, bazen varız ama en büyük cezalara çarptırılmak için.

1982 Diyarbakır Sıkıyönetim ve 12 Eylül Cuntasının hüküm sürdüğü bir duruşmadaydık. Avukatımız Hüseyin Yıldırım’dı. Hüseyin abi çok cesurca bizleri savunuyordu. Ancak anlaşılan o ki, savcılar buna çok kızıyorlardı. Bir ara Savcı Basri Özgenç yerinden hiddetle fıraldı ve duruşma hakimi Emrullah Kaya’yı azarlarcasına;
‘Mahkeme heyetinden sorulmasını istiyorum!..
Avukat Hüseyin Yıldırım sankıları mı, yoksa PKK’yı mı savunuyor?’
Herkes sustu. Sivrisinek uçsa helikopter sanılacak bir sessizlik hüküm sürerken; o gözünü sevdiğim Hüseyin Abi yerinden bir yay gibi kalktı.
‘Sayın savcı bunu yeni mi öğrendi? Ben müvekillerimi savunuyorum. Onlar partileri PKK’yi benden çok daha iyi savunacak durumdadırlar. Ancak burda sanıklar ile PKK birbirinden ayrı düşünülemez. Çünkü bunlar ne cami avlusundan ayakkabı çaldılar, ne de bostandan kavun-karpuz çaldıkları için burdadırlar. PKK gibi bir davadan dolayı yargılanıyorlar ve ben de onların avukatıyım.’
Şimdi adam akıllı ve doğru bir kaç soru sormanın tam zamanı.
Birincisi başta TC Devleti hakimlerine, savcılarına ve hükümetine.
‘Siz Öcalan’a mı, yoksa Kürdlere mi karşısınız?’
Ancak dikkatinizi çekerim. Sorumu iyi okuyun. Ben ‘Öcalan’a mı, PKK’ya mı?’ demiyorum. Artık gerek Öcalan’ın Ankara PKK’sı, gerek bizim Diyarbakır PeKeKe’miz yok. Tarih oldu ikisi de. Kürdler Öcalan ve PKK’sı ve de bizim PKK’miz öncesi de vardı. Bizim PKK’mizi Öcalan, Öcalan’ın PKK’sını da siz yok edebilirsiniz. Ancak Kürd Halkını, onun meşru ve doğal haklarını yok sayamazsınız. Buyrun bu size birinci sorumuz.
Biz açık söylüyoruz. Biz Öcalan’a ve onun PKK’sına karşıyız.
Bizim PKK’miz hala var. Ve ana bir damar olarak varlığını hala koruyor. Bu gerek şimdiki aktif Kürd Kitlesi içinde ve gerek dışındaki sessiz büyük çoğunluk içindeki Kürdler içinde hala var. Bu halk bağımsız ve özgür olmadan, kendi toprakları üzerinde kendi kendini yönetmeden asla bu istem bitmez.
Çünkü Kürd ve Kürdistan Ay ve Güneş kadar bir gerçektir.
Gelelim diğer muarızlarımıza. Yani Öcalan’ın bu zul durumundan dolayı koca bir tarihi mirası yok sayanlar. Her şeyi Öcalan’ın ajanlığına ve ajanlık teorisiyle şeklen PKK olsa da Kürd ve Kürdistan gerçekliğimize, mirasımızı yok sayanlara... Öcalan üzerinden PKK’nin yaratığı tüm değerler düşmanlık yapanlara... Biz bunu da çok iyi görüyoruz. Sineye çekiyoruz. Bu ‘dost’ görünümlü kesimler; PKK’nin yarattığı misakaleyi zerre değer bırakmıyorlar. Onlara da şunu sormak gerekir. Peki siz; hayatlarının baharındayken, dağ taş demeden, yavuklu yerine silahlarına sarılıp , yar dudağı gibi mor namlulardan öpenlere... Zindanlarda direnen ve tarihte eşine az rastlanan direnişlere damgalarını vuran dirnişçilere ne diyeceksiniz? Onları nereye koyacaksınız? 35 yıllık savaşta, ağzındaki lokmayı da esirgemeyen bu halk kim? Ona bu gücü ve bu kudreti veren ne? Bunca yıl bir tek Öcalan için mi çekildi bu acılar?
Evet, size de soruyoruz:
Siz Öcalan’a mı karşısınız yoksa PKK’ye mi?
Hesabınıza geldiğinde Öcalan’a karşı bir mızrak gibi diklen Mehmet Resul Altınok ve binlerce Öcalan muhalifine sahip çıkıp, ‘Yaşa bravo’ diyorsunuz ama hesabınıza gelmeyene de ‘Apocu’ diyeceksiniz. Bu olmaz. O zaman tıpkı devlet ricali sorumuz gibi size de kahreden bir sorumuz var.
‘Öcalan’a mı, PKK’ye mi karşısınız?’
Öcalan’ın yarattığı tahribatları ve verdiği acıları kimse bizim kadar bilemez. Ama hiç kimse de bize ‘PKK hiç bir değer yaratmadı. Tümden gömülmeli’ diyemez. En azından Öcalan’ın ve PKK’sının bile ricat taktikleriyle Şam’lara çekildiği bir zamanda Diyarbakır Zindan Direnişi dünyaya Kürd’ü ve Kürdistan’ın ne demek olduğunu dünyaya gösterdi. Öcalan ve PKK’sı bile –ilk başlarda, kongre kararıyla- bu hakkı teslim etti.

Öcalan karşılığı ve Öcalan’a karşı olanlarla bir arada olmak dostluk için yeterli gelmez. Çünkü o kadar farklı Öcalan karşıtlığı ve düşmanlığı var ki; bunları ayrıt etmek bir koyumcu hassasiyeti gerektirir. Bakın Öcalan’a kimler karşı:
Ordu, genelkurmay...MHP, CHP, AKP ve tüm burjuva partilerini sıralayın ardı ardına.
Bunlara Kürd parti, hareket, örgüt ve tek tek bireyleri de ekleyin.
Elbette bir de bizim karşıtlığımız var.
Örnek mi? Bu satırların yazarı... Selim Çürükkaya ve Kürdistan Aktüel’in tüm yazar-çizerleri. Hatta tek tek her birimizin bile karşıtlığı farklıdır. Ve hiç bir zaman Öcalan karşıtlığı temel bir ortak payda olamaz. Olmuş olsaydı en azından bu satırların yazarı ve giderayak Nasname ile Kürdistan Aktüle ayrı ayrı olmazdı.
Hatta her Nasname ve Kürdistan Aktüel yazarlarının bile Öcalan karşıtlığının farklı nuansları var. Bu nedenle herkes kendisinin, Öcalan’ın ve PKK’nin hikayesini doğru koymalıdır. Ben şahsım adıma onbir yıldan beri sırf bunun tam olarak anlaşılması için detayına varıncaya kadar her şeyi yazdım. Eğer bu saatten sonra birileri hala beni ve Öcalan’ı yan yan koyuyorsa; bu benim değil, onların sorunudur. Bundan sonra da hiç bir kimseyi tatmin ve ikna için yazmam. Alınmam. Ama ilişkimi de doğru ayarlarım. Basamağımın farkını koyarım.

Bu fasıl için; hayatım boyunca Öcalancı olmadım. Çünkü bana göre Öcalancılık=Yalancılıktır. Ben Mazlum Doğan’la bu hareketi tanıdım. Ölmeden önce en son şu kararda durdu:
‘Bem Apocuyum ama Apo’nun kendisi de bir PKK’lidir.’
Bunu Öcalan’ın huzurunda ona da söyledim. Mazlum’u severdim. Ama bu konuda asla ona katılmadım. Benim lider adayım Mehmet Hayri Durmuş’tu. Mazlum’la bu hareketi tanımış ama Durmuş’la bu partide çalışmaya karar vermiştim. Benim liderim, lider gibi gitti. Ayakta öldü ve ben yaşadıkça onun anısına saygılı kalacağım. Bu mücadeleye girişimden bu güne işin liderliğine soyunmadım. Durmuş gibi soyunanların yanında omuzdaş ve yoldaş olmayı kendim için bir şeref addettim. Bu nedenle son sözümde;
PKK’ye üye olmak benim için bir şereftir! Dedim.
O şeref benim çin hala bir onur nişanıdır.
Ben Diyarbakır PKK’sinin bir düşsel savaşçısı olmaya devam edeceğim.
Bizim PKK’miz vardı. Ve o insanlar güzeldi. O nedenle Yaşar Kemal’ce;
O güzel insanlar o atlara bindiler ve gittiler.
Gün gelir çıplak bir atın sırtında, terkimizde bir sevda, dilimizde hüzünlü bir türküyle yine onlarla olacağız.
Gülê mahrumê çiya bilindin.....
Almanya, 28 Aralık 09
Enis Berberoğlu’ndan güzel bir öneri.
Hürriyet/26 Aralık 09
İmralı BBG evi olsun

Abdullah Öcalan herhalde duvar kâğıtlarını beğendiği için o mevzuu kapatıp TV isteyince fikrim geldi. Beyefendiye TV alıcısı verilmekle kalınmasın, bence bir de BBG evi stüdyosu kurulsun. Öcalan canı çektikçe kameranın karşısına geçip dilediği uzunlukta nutuklar atsın. 11 yıldır tecritte yaşayan, dünyadan habersiz kalan, zaten kafası doğuştan karışık bir mahkûmun mesela Kürt meselesi veya kadın-erkek ilişkileri ya da dini konulardaki görüşlerini en çıplak haliyle toplumumuz öğrensin. Bir haftalık yayından sonra hâlâ peşinden gidecek bir avuç insan kalırsa bırakın bendeniz terki diyar, hatta terki dünya edeyim. Siz şaka yapıyorum sanıyorsunuz ama putlar başka türlü yıkılmıyor.

(1)Anglo-Sakson Germen kavimlerinden Anglar, Sakslar ve Jutlar'a verilen isimdir. Bu milletler bu günkü İngiliz milletinin çekirdeğini meydana getirmişlerdir.
5. ve 6. yüzyıldan beri Almanya'dan göç ederek Britanya adalarının çeşitli bölgelerine yerleşmişler ve ayrı ayrı krallıklar kurmuşlardır. Bun krallıklar Kent, Sussex, Wessex, East, Anglia, Mercia ve Northumtna olmak üzere 7 tanedir. Sonunda Wessex kralı Egbert (802-839) diğerlerini hakimiyeti altına alarak birliği sağlamıştır.
Wessex'lerin kurduğu bu hükümetin esası Germen örf ve adetlerine dayanmakta, halk; asilzadeler, hür çiftçiler, yarı hür olanlar ve kölelerden meydana gelmekteydi. Daha sonra aristokrat bir zümre gelişerek hakimiyeti ele geçirmiştir.
Anglo-Saksonlar önceleri putperestken daha sonra Hristiyanlığı kabul etmişlerdir.
Anglo-Saksonlar İskandinavya'dan gelen Vikinglerle savaşmışlar, bunları yenerek siyasi bütünlüklerini korumuşlardır. Bu bütünlük Norman Prensi I. William tarafından (1066) adaların istilasıyla son bulmuştur. Anglo-Saksonlar İngilizlerin dil, edebiyat, hukuk ve çeşitli adetlerine tesir etmiştir.
Kaynak: http://www.biyografi.info/bilgi/anglo-sakson
KeKo Boti ye .. 03 Jan, 2010 09:37:04
avatar
Sn.Boti
'Geçmişi olmayanın gelecegi gelecegi olmaz'derler.
Pkk günahıyla,sevabıyla Kördistan tarihinin bir kesitidir.
Kürdistan tarihi irdelenirken pkk yi yok saymak,siyasi kürlükten öte birşey olmasa gerek.
En büyük çıkmazınız pkk yi öcalanla özdeşleştirip açıklamaya çalışmanızdır.
Dost ta düşmanda şunu çok iyi bilmektedirki,öcalanın,sıradan bir pkk taraftarı kadar,ne KUKM olan inancı ve ne de katkısı olmuştur.(Manifesto,Yada Kürdistan devriminin Yolu olarak bilinen yazıt Mazlum dogan ve bir kaç yursever tarafından Dersimde kaleme alındığı bilinmektedir.)
Paraşütle kürdistan halkının tepesine indirilen bu'zat'pkk yi kurumlaştırmadığı gibi,kurmlaşmaması için her türlü,yalan,dolan,entrika,fiziki ve siyasi tasfiyeler,gündeminin birinci maddesi olmuştur.
Klasik partilerin olmasa olmazlarından olan POLİT BÜRO aygıtının kurulmasını
engelemiş bunun yerine TAKTİK ÖNDERLİK
safsatasıyla diktatörlügünü ilan etmiştir.Taktik önderlik öz itibarıyla tarikat örgütlenmesidir,Bütün bu kıyımlara, olumsuzluklara ragmen,başta yursever kürdistan gencligi olmak üzere,kürdistan halkının akın akın pkk ye koşmasını sadece imralıdaki 'zat'a ve onun bir avuç müridine baglayamasınız.Pkk yi imralıdaki'zat'kurmadı,imralıdaki 'zat' radikal Kürdistan gencliginin başına
Tc tarafından atandı,kaldı ki bu atanma sadece pkk ile de sınırlı degildir günü geldiginde diger atanmalarıda kürdistan halkı deşifre edecek yanlışlardan ,yetmezliklerden,eksikliklerden dersler cıkaracaktır.
Kürd yurtseverlerinin,Kürdistan halkının destegiyle oluşturduğu kurumlaşmalar yine bu 'zat' tarafından Her birinin küküne kibrit suyu dükülerek kurutulmuştur.
Buna ragmen 7.65 laz yapısı bir tabancayla yola çıkan bir avuç onurlu insanın,sayıları onbinlere varan gerilaya,sayıları milyonları aşan kitle destegine erişmelerinni nasıl izah edebilirsiniz?
Yoksa On binlerce gerila,
sayıları milyonlarca ifade edilen Kürdistan halkını Tc nin kiralık 'ajanları'olarak mı görmemız gerekiyor?
Son yazıtınızın birinde 'Gerilaya sahip sahip cıkmak'tan dem vuruyorsunuz,
'sahip çıkmak'anlayışınız gerilanın düktügü kanın verdigi emeklerin inkarı olmasın?
Bizim PKK den kastımız,ne maalum zat ve nede onun tekkesidir.
Bizim kastımız Prangalara vurulmuş Kürdistan halkının,prangalarının parçalanması yolunda Can verenlerin Kan verenlerin Emek verenlerin,anılarına saygı,emeklerine ise deger biçmektir.
İmralı daki'zat'ın kişiligindeKürdistan halkını taşlamaktan vazgeçin atığınız küçük xılıklar ters tepecek,kayalaşarak size geri dünecektir.
Toptan inkarcı anlayışınızın,Tc nin toptancı inkar anlayışı arasında ki benzerlik küçümsenmiyecek kadar çok,en azından düşmanla aranızdaki mesafeyi açın.
Bu günkü İmralı yönetim ile bu yönetimin etkisindeki yurtsever kürdistan halkını aynı kefeye koymanız,bu yönetimi aklamaktan,veya güçlendirmekten öteye gidemez.Hem onlarında istedigi bu degil mi?Her kim ki bu halkın Şehitlerine,emegine sahip çıkmıyorsa,Bu halkın acılarını kalbinde ve beyninde yaşatmıyorsa,ve kendini bu acılara katmıyorsa,yaptığı şey havanda su döğmekten öteye gitmeyecektir.Sanal dünyadaki pehlivanlık sanal dünyanın ötesine geçemez.30 yıldır bu sanal dünyanın yalancı pehlivanları nelere muktedir olabildiler ki?
Yursever kürdistan halkını,bu yönetimden kurtarmak istiyorsanaız,ya da kürdistan ulusununa özgir bir gelecek vaadediyorsanı, önce ölümle kontratınızı yapar
bir nushsınızı kendinize,diger nüshasını ise kürdüstan halkına sunarsınız,,,,Ha pardon siz ölümede karşıydınız degilmi?Sahi düşman size yaşamak için ihanet i dayatıgında,ihaneti mi seçeceksiniz?
Yok yok bu kadarıda fazla benim tanıdıgım (Sanal dünyadan)Cizreli Boti Ölümü dayatır.
Selam ve saygılarımla
sivasli .. 04 Jan, 2010 12:13:09
avatar
sayin boti ne yaparsaniz yapin pkk ye kendinize verdiginiz kadar zarar veremesinz kurt halki ve apo butunlesmistir ayiramasiniz.
Îsmaîl Girikî--Genelkurmay Pkk Örgütü´nü fiili olarak yönetiyor! .. 04 Jan, 2010 01:13:47
avatar
Pkk ilk çıkış ve ilanını Kürdlere kurşun sikarak kendisini ilanetmiş bir Kemalist, Kürdlere karşı bir parti olark hala o zihniyete bağlı olarak varlığını devletin genel kurmay özel karargahı´nın direktif ve desteği´yle yaşmını sürdürülmektedir.

PKK,1970´li yılardaki toplumsal dalgalanmaların, o günlerin şartlarında meydana gelmis doğal bir örgüt olsaydı 12 Eylül sonrasını da diğer bir yığın silahlı-silahsız örgüt gibi karşılayacaktı. Fakat PKK kuruluşunda ve amacında bir farklılik olduğu için 12 Eylül dönemini ve sonrasını kendi güç ve imkanlarının çok çok üstünde olan ve o düzeydeki bir örgütün hayal bile edemeyeceği ilişkilr sayasinde farklı bir biçimde karşiladi“.

Demeki birleri PKK ´ya Yürü ya kukum demişler“. .Bu çok düşündürücüdür.daha öncede belirttiğimiz gibi Pkk´nin kuruluşundan itibaren sahnede sonderece gizemli ve akıl almaz olaylar vardır. Gerçi bu esrarengizlerin bir kısmıni Abdullah Öcalan zaman zaman ağzından çıkarmıştır ve bir kısmını da hadiseler ortaya çıkarmıştır ancak, aydınlanan
Nizip ´teki isçilere de aynı baskılar uygulanıyordu.Nizip işçilerini, paralarını, evlerini ipotek altına almışlardı.Bu dönemdeki APOCU faaliyetin bu yönüyle de“ incelenmeye değer yönleri vardır“. „Araştırıldığında ibret verici belgeler ortya çıkacaktır“.Kendileri az ve bilinmeyen adamlar oldukları için hedef olmadıklarından istedikleri gibi gezip dolaşiyor ve istedikleri zamanda cinayet işleyebiliyorlardı.

„Yurt dışına çıkma emri alan PKK militanları Lübnan´a didecekleri biliyorlardi.Ancak düsman bir ülke olan Suriye topraklarından nasıl geçip Lübnan´a gideceklerini düşünüyorlardi. Öcalan bu durundan da istifde etmek için rehberlere „ Bizimkileri Suriye´den Lübnana´a getirirken çok gizli hareket ediyormuşsunuz gibi davranacaksınız“… taliamt veriyordu. Halbuki gruplarıSüriye-Türkiye sınırından alıp Lübnan´a ulaştıran rehberlerin hepsi Suriye İstihbarat görevlileri idiler“. „Aldığımız sözümona tetbirler ile PKk/öcalan´a yardımcı olmayalım“ (Jitem istihbarat binbaşı Cem Esever) . Cem Ersever Öcalan´nı Şam´a Kim günderdi? Bunun cevabıni kendisi açıklamak ıstiyordu ama diyor ben ya her gün mahkemelerin koridurlarında yada hapishanede olacağım dan“, açıklamak istemiyorum diyordu. Ama anlayanlar için bu açıklama yeterliyodi…


Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire eski Başkanı Bülent Orakoğlu’nun ihanet çemberi kitabinda „Abdullah Öcalanda Ergenekon içine alınarak eğitilen kişilerden biridir“. yazıyor. Devlet Kürd hareketiyle karşılaşmamak için, kendi kontrulunda pkk´yi uygun görmüş ve kurdurmsına karar vermiştir“ diyor.

Pkk/Ergenekon müşterek eylem stratejisinin bir sonucu olarak şehirlerde yapılan eylemlerinde, Ergenekonun organizesiyle olduğunu, terör ötgütü Ergenekon ile PKK terör örgütlenmesinin eylem birlikteliğinin amacı ve stratejisi Kürd ve Kürdistan halkının ulusal mücadeleseni en büyük engeli teşkil etmektedit.

2008 yılında başta olmak üzere Türkiye Pkk ve Öcalani artik eskisi gibi beslemeyeceğinin farkına varmış olacak ki, Ergenekon döğmesine parmağını bastı artık.

Genelkurmay Başkanliğının karargahına bağli hala büyük bir askeri güç Ergenekonu, yani kendi kurdurtuğu Terör Örgütünü sevk ve didare ediyor. Yapılan bu sevk ve koordinasyonu terör eylemlerinde Pkk ile beraber halkı sindirme ve Özellikle Kürd halkının siyasal istemlerini hiçe sayarak, gelişen Kurdistan korma arzusunu aşğiya indirmek ve Kurdistan devletinin Kurulmaması için elinde ne geliyorsa ardına koyamayan bir devlet terör stratejiisinin mevcut örgütügür.

Hali hazırda Pkk yi devletin Genelkurmayi, Yargıdaki mensuplari, basındaki görevli kişilikler ve diyer büyük bir kesimi açik - gizli destek veriyorlar. Nede olsa Pkk Kürd ve Kürdistan devletine karşıdır, bu bile devletin, bu büyük kesimi için yeterli bir argümandir devletin arayıpta bulamadığı bir avantajdır devlet için.

„1990´ların başında Şam ile Ankara gizli bir mutabakata varmışlardır. Öcalan, Kürd hateketi içinde bu gizli mutabakatın memuru olarak görev yapmıştır. Kürd hareketini terörist olarak damgalatmış, çözümün önünü tıkaması için gereken her şey yapılmış, görevini tamamaladıktan sonra Türkiye´ye geri dönmüştür. Henüz görevinin başındadır ve çalışıyordur“, yazan eski emniyet Istihbarat daire başkanı Bülent Orakoğlu; aslında bu siyaset hala güncel olarak varlığinı devlet tarafından koruyop kollanıyordur“.

Türkiye, Suriye, İran ve Irak devletleri ve istihbarat örgütleri Pkk ile daima kontak kormya çalışmış, Pkk nin lojistik desteğini hiç eksik etmeden devam etmişlerdir. Pkk/Öcalan´in kişilik özelliklerinden yani Kürdlere karşi bir süşman örgüt olarak kollanmasına müsaid biri olduğu için onun gödümündeki pkk´yi sörekli gündemde bırakmışlardı.

Türk devleti doğal olarak Pkk´yi Kürd halkina karşı kolllanmak için kurdururken, hem askeri, sifil ve hemde siyatcileri ve basını her zaman PKK´nin ipini elinde tutmuştur. MIT´in, Jitem´in Emniyeti´in irtibatı ve eylem biçimlerini –organizasyonunu eksik etmediler. TC nin resmi devlet ideolojisi olarak kemalizmi Kürd halkina empoze etmek için onbinlerce Kürdü bu düşünceyi edapte etmesi ve yaştmasi için bilincli bir şekilde zihinlerini silip, heba ederek, sistemin bir pisliği olan „Partiya karekên Kemalist“ olarak iş başındadır.

PKK icinde hic bir yurdsever kÜrd yoktur

Bu dünyada birisi cikarda derse PKK icinde iyi yurtsever Kürdlerde var derse, o kisi yada kisiler ya aklini yitirmis yada hastadir.

Bu hakaret deyildir. tam 20 yildir bu kemalist Kürd ve Kürdistan düsmani PKK, taktik ve strateji olarak, ne yaptigini ve ne istedigini acik bir sekilde pazarda nesil sonduğunu ve sattiğını belli olmasına rağmen, nasıl olurda hala " pkk icinde bilmem nesil kurd var" demeleri gayri ciddidir, gayri siyasi ahlaktir, gayri bilimseldir.

Bir yurtsever kisi ihaneti kabul etmes,
Bir yurtsever kisi yada kişiler kemalizmi Kürdlere empoze edemez ve etmemelidir,
Bir yurtsever kisi ya da kisiler Kurdistani Kurd halkina cok görmemeli ve bunun dogal ve mesru olduğunu, bunu basarmak icin mücadele vermelidir,
Bir yurtsever kisi yada kisiler,40 bin Kürdü kemalizmin genel kurmay özel kuvetter karagahi icin hebe etmemelidir, edenler hiç yurdsever deyildir, aksine hain ve Kürd düsmanıdırlar,
Bir yurdsever kisi yada kisiler,17cm lik sahte ve yalan ve ergenekonun yaşam sartlarını güzeterek halkı sindirmesi hic te yurdsever deyildir.

Nasıl olurda bunca yıl bu „ yurdseverler“ bu düsmanlığı görmüyorlar?
Pkk icinde bana göre hic bir yurdsever Kürd yuktur. Öcalan´i yargilayan TC mahlemesi 35 bin kisinin katili olarak yargilamisti. Bunu hepiniz buliyorsun.
Simdi siki durun. PKK nin yayin organi olan Özgür Politika mahkeme bitiminden sonra bu 35 bin kisinin 25 bini Kürd olduğunu yayınlanmıştı.

Merak edenler arsive baksinlar.

Soruyorum : Bir Kürd tabii ki gerçek bir Kürd yurdseveri kendisine sordumu bu kirli savaş Tc isgalci güclere karsi deyilde, neden Kürdlere karsi bir imha savasidir?

Iki: hala sözümona yurdseverler vardir o partde diyenlere, nasil olurda hem yurdsever olur ve hemde kemalizmi Kürd halkina benimsettirme siyasetinin öncü kadrolari olur? Nasil olur da hem yurdsever dir hem kendi halkini bir hic ugruna 50 bin kisiyi genel kurmay özel kuvvetlere yem olarak verilir?

Nasil yurdseverdir bular, Kürdistan milli bayrağina karşı bir kin ve nefrete sahip olurlar ve düşmanlik beslerler?

Durun burda ey kendilerine "ABC" ogrenmeye calisanlar!!!

Durun!!!! ...Yeter... Biz dünyanin ücüncu rönesans döneminin cok ilerlemis teknoloji dönemide yasiyoruz! Birakin bu zavalli Kürdleri aldatmayi!
Bakalim bu aklini yitirmis entel boslarimiz önümüzdeki yilda kendilerine bir ceki düzen verebilecekler mi?
Îsmaîl Girikî
mir mizari .. 04 Jan, 2010 02:08:08
avatar
Keke boti,deste te saxbe!En son pkk mi öcalanmi yada halkmi! kararini öcalandan yana verildi.yani pkk esttir öcalan.öcalansiz pkk ne yasar nede yasatirlar.öcalan oldugu icin pkk yasatiliyor.Devlet istedigi an pkk yi bitirir.Ama kurt halkinin anti demokratik ve bagimsizlik mucadelesi devam edecektir.Görunen köye klavuz istemez hoca!bu halk er gec kaybolan binlerce gencin hesabini hem sömörgeci talanci tc.den soracak ve hem de pkk ve öcalanin cetelerinde soracak.Bu semirlerin enverlerin senerlerin hesabini kim verecek.Bunca gencleri ajanlastirip devletin kucagina itenleri kim af edecek.Hangi pkk li kurt halkinin talapleri icin kendisini yakti söyler misin.kim mazlumlarin hayrilerin sex sadler icin kendisini yakti.Öcalanin her dogum gununde sehitler veriliyor.Imraliya gitikten sonra onlarca genc insanlar kendilerini yaktilar.Bunu bizler yapmadik kurt halki da yapmadi eli kalem tutan yazar cizerler yaptilar.Birinin ölumunu bir digeri hazirladi ve böyle devam ediyor.

Lutfen kirli öcalanin mirasina sahip cikmayin.Kirli miras kimseye faydasi olmaz olsa olsa dusmana faydasi olur.Tabi ki icinde gercekten kurt halkinin özgurluk mucadelesine inanip iclerinde mucadele edenler vardir.Ama ne pkk yi degistirir nede dönusturur.Ipler saglam elerde!Yine diyorum pkk nin iradesi öcalandir.öcalansiz pkk yi yasatamazlar.Xeto Amed te sine yi milet dedi halkin iradesi ona yönelik ti.Ne oldu imrali halkin ve dtp nin kararini ayaklarinin altina alip ezip cöpluge atti ayni zamanda dagdaki lerin sesinide kesti.Iste pkk budur inan yillarca kararlar buyle alindi.öcalansiz pkk bir adim atamaz.Kurt halkinin kani özerinde yasamini surduren rant sagliyan kim olursa olsun lanetliyelim desifre edelim yeter diyelim.
serdar .. 04 Jan, 2010 08:53:32
avatar
selami mahlasli yorumcu arkadas bu tarsismayi gelistigi eksen ile ironik bir sekilde ve cok dogru yorumlamistir.dusuncesini paylasiyorum.ve maaalesef eksenin agirligi Boti nin dusuncesinden yana.zorumuza gidiyor belki gercek bu diye ama uyanip gercegimizi insa etmek hayallerimizde mest olmaktan yegdir Kurdistan in gelecegi icin. bundan özelimize dusen ise kendi kendimizi psiko tedavi etmektir.kan-di-ril-dik.kandirila bilen birinde iyi cevherlerde vardir tarihe katki olacak.lakin kisinin hayallerine olmayacak bir katkidir bu. evet kurumsal PKK= APO realite bu degilmiydi hala bu degilmi. bu ahlakimi hayir. Kurdistanin yararinami, hayir. o halde faydali olan bunun bilincini yaratmaktir.sukru xocaninda bizimde hayallerimizin geregi budur. syn sukru xoca siz bu tarihin ilklerindensiniz sunu unutmayalim ki Berzanin dusunuz tarzi olsa olsa amaciniz icin elinizdeki fener vazifesindedir. gerisi yersiz kibir olur bize ve hayallerimize...
Mervan .. 05 Jan, 2010 05:35:22
avatar
Sayin B. Boti, yazınızın tümüne eksiksiz katılıyorum ve doğru buluyorum. Yalnız sayın Şükrü Gülmüş'ün cevabı garibime gitti: Sayın Gülmüş D. Cezaevindeki "olumlu"(!) PKK den sözediyor: Orada başka Kürd örgütlerden insanlara işkence yapan, iki tane merkez komite ve on tane bölge ve mahali komite yöneticilerin itirafçı - işkenceci gurubu kurup hem kendi ve hem de başka Kürd örgütlerin üyelerine işkence yapıp itirafa zorlayan PKK'lilerden mi sözediyor acaba! Ya da kitap yazıp arkadaşlarının pek çok pisliklerini saklayıp yalan ve çamurlamayla başka örgütlerin taraftarlarını suçlayan kendisi gibi PKK'lilerden mi sözediyor? Ya da Kızıltepe sorumlusu iken, 15 yaşındaki çocukların burun ve kulaklarını kestiren PKK ve PKK'lilerden mi sözediyor! Aklı ve vicdanı olan hiç bir PKK kadrosu PKK'yi aklayamaz ve Apo'dan bir milim soyutlamaz.
Ahmet Temır .. 05 Jan, 2010 07:11:09
avatar
"(Diyarbakır Zindanı’nda benim gibi on yıllarını hasreden bir Kawa’cı dost)
‘120 aşkın KUK sanığından sadece biri ceza aldı!.. Bu düşündürücü değil mi?’
Düşünmedim ama düşünmeye değer."
Sayın Şükrü hoca, o senin gibi on yıllarını Diyarbakır Zindanında hasreden Kawa'cı dostun, iki yüzlü bir yalancıdır: Çünkü KUK'tan iki kişi idamdan, beş kişi ömürboyu, onlarcası ağır hapis cezaları yattı. Bunları bildiğin halde, neden bir yalancı şahite ihtiyaç duyduğunu, anlamakta güçlük çekiyorum!!! Zaten ikinci paragrafta Kawa'cı dostunun Kawa'sını da eleştirmekle, dostunu da ödüllendirmişsin.
.. 05 Jan, 2010 06:03:08
avatar
Sayın Berzan Boti'nın her yazısını zevkle okuyorum. Bu yazısı ile daha önceki yazısı arasında hiçbir çelişki göremiyorum. Bence sayın Gülmüş'ün tepkisi, Boti'nın siyasi tercih ve tavırlarına karşıdır. Yoksa kaç KUK'çunun ceza alıp almaması, neden Gülmüşü ilgilendirsin. Burada sayın Barzan Boti, ne KUK'tan sözetmiş, ne de PKK - KUK kiyaslamasında bulunmuş. Sorun PKK ve TC devletinin elbirliğiyle Kurdistani örgüt ve partilerinin normal gelişimlerine ketvurup ortadan kaldırmaları, gelinen noktada Kurd ve Kurdistan için hiçbirşey istememesi, Apo'nun ihtiyaçları ve luksu halkın mucadelesinin temel talebi haline getirmesindeki trajedisidir. İşin kötüsü de, Apo-Devlet-Ergenekon, Devlet-PKK-Ergenekon ilişkisinin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmış olması ve Kurd ulusal hareketinin profesyonelce tasfiye edildiği bu süreçte, bu mantığın su yüzüne çıkıyor olmasıdır. Tasfiye edilen diğer Kurd örgütleri, savaşma koşullarının olmadığını düşünmüş veya buna hazır olmamışsa da, hiç olmazsa Kurd ve Kurdistan'ın ulusal varlığı ve dinamiklerini de ortadan kaldırmamıştır. Yani PKK'nin olumsuzlukları, olumlu yanlarından tahmin edilemeyecek kadar fazladır. Ama bazan duygusal ve subjektif niyetler, kişilerin bu gerçekleri görmesini engelliyor.
nasır türk .. 21 Oct, 2010 03:55:39
avatar
berzan hocamımzın yorumu analizi muhteşemdir ve bizi çok konuda aydınlattığı için çok teşekür ediyorum özelikle türkye'de gündemde kalan konuların yazılmayan kısmından bizi haberdar ettiği için ve her konuya nerdeyse bakışımızı değitirdiği için teşekür ediyoruz.nefesi solmasın başarlar diliyorum

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: