Kürd muhalefeti utangaçlığı bırakıp PKK'ye karşı açıkça tavır almalıdır…
Bağımsız bir devlet kurma amacına sahip olunsaydı, ırkçı Kemalistler yerine AKP'ye yönelinmesini taktiksel veya başka bir şekilde yorumlamak mümkün olurdu. Ama Misakı-Milli'yi savunan, Federasyon talebini bile "ilkel milliyetçilik" olarak mahkûm etmeye çalışan PKK'nin bu tutumunu ‘devlete hizmet' dışında bir şeyle açıklamak olanaklı değildir.
-------------------------xxx---------------------
İttihat-Terakki geleneğini en iyi temsil eden ve onun birikimleriyle şekillenen PKK, “benden olmayan devletçidir”, “beni eleştiren ajandır”, “politikalarıma boyun eğmeyen haindir” argümanlarını sürekli kullandı ve ne yazık ki bunda da başarılı oldu.
PKK, Kürdistan'da etkin bir güç olmaya başladığı 1984'ten beri Kürd devrimci/yurtsever kesimini ikilemde bırakmayı hep başarabildi.
İkilem, devlet ile PKK arasında tercihe zorlanmaktan kaynaklandı.
“Devletçi” görünme kaygısı/korkusu taşıyan insanlar ya PKK'li oldu, ya PKK'yi kerhen destekledi, ya da sessiz sedasız köşesine çekildi.
PKK'nin çirkin bağlantılarını, karanlık yapılanmasını ve Kürdistan'daki devrimci dinamikleri yok etme misyonunu bildiği halde birçok insan “ajan” damgası yememek adına tavrını/tepkisini gerektiği gibi ortaya koyamadı; kendisini ifade etmek isteyenler ise bir “hain” olarak yaşama veda etti.
Devlete sığınamayacak kadar onurlu olan insanların PKK'ye gereken tavrı alamamasını klasik anlamda bir “korkuyla” açıklamak doğru olmaz. çünkü söz konusu insanlar Sömürgeciliğe karşı mücadelede tereddüt etmemiş ve her türlü baskı, işkenceye rağmen inançlarından vazgeçmemişlerdi.
Korku, PKK suçlamalarını çürütmeye ve doğruları ifade etmeye yarayacak bir platformun bulamamalarından kaynaklanıyordu.
PKK'nin bir ahtapot gibi her alana yayıldığı ve basın-yayın alanında da tek ses olduğu (ki bu ortam yakın zamana kadar devam etti), Türk solunun da PKK borazanlığı yaptığı dönemler düşünüldüğünde insanların “kendilerini doğru ifade edememesi” sonucu yaşadığı sıkıntı/ikilem daha iyi anlaşılır.
Biliyoruz ki bir devrimci için “ajan” damgası yemek, ölmekten çok daha ağırdır. Bu nedenle de Kürd muhalefetinin gerçek düşüncesiyle ortaya çıkıp “doğru budur” deme dışındaki tercihlere yönelmesi şaşırtıcı olmamalıdır.
Yeni dönemde psikolojik yönlü yeni tehdit
Uzun bir dönem tek sesliliği egemen kılmak için tehdit, şantaj, haraç, rehin alma ve öldürme dâhil her yola başvuran PKK, AKP iktidarıyla birlikte yeni bir tehdit yöntemini devreye soktu. Bu tehdit, AKP'nin her hangi bir politikasının olumlanmasını “mahkûm” etme amacı taşıyordu ve fiziki müdahaleden çok psikolojik olarak etkisiz kılmaya yönelik bir tehditti. Sistemin en ırkçı partileri (MHP-CHP gibi) ve siyasetin şekillenmesinde belirleyici güç olan Kemalist/faşist kurumları (Genelkurmay gibi) varken, sistemin görece ılımlı olan partisi AKP'nin tek başına hedef görülmesi/gösterilmesi düşündürücüdür.
Görece ılımlı olmasına rağmen Sistem dışı olmayan AKP'nin adeta sistemden soyutlanarak hedef gösterilmesi, sistemi, özellikle de sistemin ırkçı/militarist kanadını güçlendirmeye yönelik bilinçli bir politikadır. PKK tabanının yurtsever olması ve olup-bitenin farkında olmaması bu politikaların bilinçli bir şekilde hayata geçirildiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu gerçek, başta öcalan olmak üzere PKK yöneticilerinin devlet eliyle piyasaya sürüldüğü iddiasıyla örtüşüyor ve bu iddiayı da pekiştiren bir özellik taşıyor.
Sömürgeci sistemlerin görece ılımlı Partileri, bağımsızlık mücadelesi veren halklar açısından oyalayıcı bir işlev gördükleri için daha zararlı oldukları söylenebilir. Bu tür sistemlerde inkârcı, baskıcı partiler çelişkileri keskinleştirdikleri ve ayrıştırmayı hızlandırdıkları için bağımsızlık isteyenlerin bir anlamda işini kolaylaştırırlar. Bağımsız bir devlet kurma amacına sahip olunsaydı, ırkçı Kemalistler yerine AKP'ye yönelinmesini taktiksel veya başka bir şekilde yorumlamak mümkün olurdu. Ama Misakı-Milli'yi savunan, Federasyon talebini bile “ilkel milliyetçilik” olarak mahkûm etmeye çalışan PKK'nin bu tutumunu “devlete hizmet” dışında bir şeyle açıklamak olanaklı değildir.
Son yıllarda özellikle de seçim dönemlerinde, “DTP'ye oy vermeyen AKP'ye hizmet eder” veya “AKP'ye oy veren Kürd değildir” gibi uç ve aynı zamanda sistemi hedef almayan söylemlerin bir sebebi de, Kürd devrimci muhalefetini ikilemde bırakmaya, işlevsiz kılmaya veya PKK/DTP'ye hizmet etmeye zorlamaktır. çünkü PKK/DTP açısından alternatifsiz olmak, “Kürdleri ulusal taleplerden uzaklaştırmak” başta olmak üzere devlete hizmet eden politikaları hayata geçirmenin en kolay yoludur. Dahası tüm handikaplarına rağmen Kürdistan'da iktidarlarını korumanın da yoludur alternatifsizlik.
PKK/DTP'nin “AKP'lilik” tehdidi son seçimlerde fazlasıyla etkili oldu. öcalan'ın ihanetçi kimliği konusunda tereddüt yaşamayan insanların bile “DTP'ye oy verilmeli” ya da aynı anlama gelebilecek şekilde “AKP'ye oy verilmemeli” oyununa alet olduklarına şahit olduk. Oysa “ne AKP ne DTP” seçeneğini yaratmak veya var olan (HAK-PAR gibi) seçeneklere yönelmek gibi yollar da vardı.
“AKP'lilik” tehdidinden en çok etkilen kesim de sol gelenekten gelen Kürdlerdir. Bunun başlıca nedeni ise, “dinci”, ”gerici” bir parti ile anılma endişesidir.
Açılım ve Kürd Muhalefetinin utangaç tutumu
öcalan'ın yakalanması ve yargılanması sürecinde takındığı onursuz tutum; PKK içinde yaşanan binlerce iç infazın deşifre olması; Ergenekon soruşturmasında ortaya çıkan çirkin ilişkiler; PKK'nin Kemalizm savunusu gibi etkenler PKK'nin gerçek yüzünün anlaşılmasında önemli rol oynadı.
Ayrıca, Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme projesi gereği güç dengelerinin/ittifakların değişmesi; yeni sürecin Türkiye'yi de değişime zorlamasıyla demokratik bazı adımların atılması; Güney Kürdistan'da fiili bir Kürd devletinin kurulması ve PKK'nin bu devlete karşı takındığı düşmanca tutum gibi etkenler de PKK'nin teşhir olmasında önemli rol oynadı. Bütün bu gelişmeler Kürdistan'daki muhalefete de sesini duyurma ve kendisini ifade edecek alan bulma olanağı yarattı.
Henüz ciddi bir güç olamasalar da, PKK dışında kalan Kürdlerin yeniden örgütlenme çabaları (Devrimci Demokratlar, TEVKURD, yeni Ulusal-Demokratik Parti arayışları gibi) olumlu gelişmelerdir kuşkusuz.
12 Eylül'den bu yana Kürd muhalefeti açısından en uygun zeminin şimdi oluştuğunu söylemek mümkündür. Bu uygun zemine rağmen Kürd muhalefetinin gerektiği gibi etkili olamamasını sadece PKK'nin engelleyici politikalarına bağlamak doğru olmaz. Geçmişten devralınan örgütsel hastalıklar, bireyselleşememe sonucu grup anlayışının hala etkili olması, kendisini “lider” sanan bazı eski tüfeklerin benmerkezci yaklaşımları ve süreci doğru kavrayamamak ta etkili bir biçimde ortaya çıkamamanın nedenlerinden bazılarıdır.
PKK'nin, “AKP'lilik tehdidi” açılım tartışmalarında da etkisini gösterdi. Bu etkiyle Kürd muhalefeti de açılıma karşı doğru bir tavır takınamadı. PKK dışında kalan Kürdler, dağınık görüntüleriyle, reformist görünme endişeleriyle ve muğlâk ifadeleriyle “Açılım” karşısında özgün bir tutum geliştiremediler.
Doğru bir adımı olumlamak veya o adıma destek vermek ile adımı atanların politikalarını bir bütün olarak desteklemek/benimsemek farklı şeylerdir. Hatırlanacağı gibi İdam cezası kaldırıldığında MHP iktidar ortağıydı. İdam cezasının kaldırılması “ben insanım” diyen herkes tarafından olumlu bir gelişme olarak görülüp desteklendi. Bu destek, ne MHP'yi ve diğer iktidar ortaklarını meşrulaştırdı ne de onlara destek anlamına geldi. Ayrıca idam cezasının kalkmasıyla “Demokrasi yerleşti ve bütün sorunlar çözüldü” hayalciliğine de kapılmadı kimse. Sadece çağdışı bir uygulama ortadan kalkmış oldu.
AKP iktidarının “Açılım” politikalarını da bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Hangi amaçla yapıldığına bakmaksızın, Kürdçe TV, yerleşim yerlerine eski (gerçek) isimlerinin geri verilmesi, eğitimde yetersiz de olsa Kürdçeye yer verilmesi gibi adımlar olumludur. Türkiye'de, “herkes Türk'tür”, “Kürdçe diye bir dil yoktur” gibi çağdışı, inkârcı bir anlayış değişimlere karşı çok ciddi bir direnç gösterirken bu küçük adımlar daha bir anlam kazanıyor. Başta Kürdler olmak üzere demokrasiden yana olan herkesin tereddüt etmeden destekleyeceği adımlardır. Açılıma destek vermek, ne AKP anlayışını savunmaktır ne de Kürd sorununu çözülmüş kabul etmektir.
Doğru tutum, hem atılan adımları desteklemek hem de yetersizliğine ve daha ciddi adımların atılması gereğine vurgu yapmaktır. Bu yaklaşım, Kemalist Sistemin güç kaybetmesine katkı sunacağı gibi, AKP'nin de Kürd sorununun çözüm adresi olmadığı/olamayacağı düşüncesinin yerleşmesine de katkı sağlayacaktır. En önemlisi de, PKK'nin “AKP'lilik” şantajı da boşa çıkarılmış olacaktır.
Yaşanan bunca olay ve tecrübe göstermiştir ki, güdümlü olmayan Kürd muhalefetinin ortaya çıkabilmesinin tek koşulu PKK'ye karşı net bir tavır almaktan geçiyor. “Yapıcı”, “uzlaşmacı” yaklaşımlar PKK'yi cesaretlendirmekten ve daha çok pervasızlaştırmaktan başka bir işe yaramadı/yaramayacak ta.
Hem mevcut durum (Açılım) hem de genel olarak PKK şantajlarını/tehditlerini boşa çıkartmak için hem teorik hem de pratik açıdan yeteri kadar dayanak vardır.
örneğin; Bir yandan AKP ile sistemin daha katı, baskıcı Kemalist kanadı arasındaki mücadelede AKP'yi demokrasinin gelişimi adına olumlamak, bir yandan da AKP'yi daha demokratik olmaya zorlayarak yetersizliğini gün ışığına çıkarmak…
Bu yaklaşım, Diyalektiğin toplumsal koşullara uygulanmış “yadsınmanın yadsınması” ilkesinden başka bir şey değildir. Bu tutum aynı zamanda Türk sol çevreleri ve onların yerel temsilcilerinin AKP'yi “gericilik” ile suçlarken dayandıkları pozitivist felsefeye karşı Marksist felsefeyle cevap vermektir…
“AKP'lilik” şantajından korkup etkisiz kalmak ve utangaç bir tutum benimsemek yerine bu şantajı yapanların içinde bulunduğu çirkin duruma dikkat çekmek gerekiyor.
PKK ve yörüngesinden çıkamayanlara sormak lazım;
AKP'li olmak; Kemalizm'i savunmaktan daha mı kötü?
AKP'li olmak; can derdine düşüp “hizmete hazırım” demekten daha mı kötü?
AKP'li olmak; Ergenekon ile ortak hareket etmekten daha mı kötü?
AKP'li olmak; hastalıklı bir kişiye tapmaktan daha mı kötü?
AKP'li olmak; iradeden feragat edip iradesizleşmekten daha mı kötü?
AKP'li olmak; iç infazlarla binlerce yurtseveri katletmekten daha mı kötü?
AKP'li olmak; karanlık birine “tanrısallık” atfedip Kürdistan halkına “önder” olarak dayatmaktan daha mı kötü?
AKP'li olmak; öcalan'ın kaşıntısı, yer darlığı veya başka bir lüksü için çocukları tankların önüne atmaktan daha mı kötü?
AKP'li olmak; Emine Ayna ve benzerleri tarafından temsil edilmekten daha mı kötü?
AKP'li olmak; öcalancı olmaktan daha mı kötü………?
Değil tabii…
Bugün, Kürd muhalefeti kendisini ifade edebileceği platformlara sahiptir. PKK'nin kime, neye hizmet ettiği aşikârdır. PKK'nin "hain" gibi suçlamaları devletin "hain" demesinden hiç farklı değildir. Nasıl ki devlet tarafından "hain" ilan edilmek doğru bir duruşa sahip olunduğunun göstergesiyse, PKK tarafından suçlanmak ta doğru yolda olmanın bir göstergesi olarak görülmelidir. Kürd muhalefeti, yeniden ve sağlıklı bir şekilde çıkıp halkın özgürlük taleplerine cevap olmak istiyorsa daha cesur olmalıdır. Bu cesaret devlete karşı olduğu kadar PKK'ye karşı da dışa vurulmalıdır. Bu dışa vurumun ilk adımı ise, Kürtlerin özgürleşmesi önündeki en büyük engellerden birinin de PKK olduğunun kabul edilmesidir. Bu kabul, dolaylı yollardan ve utangaç bir tarzda değil, direkt ve haykırarak dillendirilmelidir.
10 Aralık 2009



Yorumlar (22 gönderildi):
-Bu yaziyi okumak ve okutmak!
-Birey, birey - kapi, kapi çogaltip dagitmak!
-Her bilesimde ve her firsatta üzerine tartismak, tartistirmak!
Bir ulusal görev ve ayni zamanda bir eylemdir!
Elinize saglik, gayet isabetli ve doyurucu tespitler.
Bunun bir çok nedeni var, bu nedenlerden en önemlisi, kürt hareketinin ana gövdesini olusturan PKK'nin tarihsel düsmanlarini zorlayip hükümetin önünü açmak gibi bir namus borcu olmasina karsilik, hükümetin önünü kapatip, Türkiye'nin, Kürt düsmani statuko sahiplerinin iktidarini güçlendirmesidir...
Türkiye nereden gelip nereye gidiyor buna bir bakalim 1990'li yillarin tamami özel savas hükümetlerinin kürtlere ve marksist sola karsi kiyimlariyla geçti. Temelde AKP'nin bu hükümetlerden hic birinden farkli olmadigi bir sistem içi kavga ettigi dogrudur yer yer çok irkçi çikislarina sahit oldugumuz bir hükümet ve onun basbakani ile karsi karsiya oldugumuzda allahin emri...
Bu gerçekler PKK'nin direkt düsmani olmasini gerektirmiyor bu hükümetin. Birincisi hükümet hala bir icra kurulu olmanin disinda bir isleve sahip degildir ikincisi Kèrdistan meselesinin tartisilmasi hükümetin iyi niyetini asiyor dünya ve kürt halk hareketinin baskisi ve tèrk burjuvazisinin pazar kaygisi Kürtlerin asgari kaygilariyla birlesiyor. PKK ve Ocalanin baktigimizda tamda isbirligi yapmasi güçlendirmesi gerekenler bugünün hükümet yetkilileridir, kemalistler degildir ve olmamalidir DTP yetkililerinin tek kelime statukoya dokunmamalari tarihi hatirlatmamalari manidardir...
Kürtlerin bugüne kadar DTP'ye oy vermesi benim için anlamliydi, DTP'de tipki hükümeti olusturan parti gibi magdurdur sürekli tutuklamalarla yüzyüzedir onun içindir ki hitap gücü yüksektir. Magdura asik insanlariz bizler. DTP'nin TBMM'de olmasi bu anlamda bir zorunluluktu kendioni göstermesi için ve bu oldu. Kemalistlerin büyük aptalliklari hem kendilerini hemde dinamik bir muhalefet hareketini sürekli vurmaktadir DP'nin engellenmesi aslinda sag siyasete Türkiyede tarihsel bir nefes borusu açti, özal'in saibeli bir sekilde gidisi bugun ki hükümete adeta bir oy deposu hazirladi hele birde 27 nisan bildirisi hemen bir erken seçim öncesi tuz biber oldu. Türk devletinin sagi bu tip darbelemesi solun intiharina yol acti, hem sol demokrat olamiyor hemde dinamik kesimleri sürekli tirpanlaniyordu çok yönLè darbe geriye hiç bir sey birakmadi.
Kürt sol hareketininde talihi bundan farkli degil, önce bir 12 eylül belasi kürtleri baltaladi ardindan özel savas hükümetleri bu arada kürt ulusunun en dinamik kesimi, emegini PKK ile bulusturmak zorunlulugu hissetti. PKK haric kimse kalmamisti bu aydinlarin bir bölümü katledildi bir bölümü susturuldu bir bölümüde öcalan'a biat espirisiyle igdis edildi. Simdi kürtlerin ikinci bir bas belasi DTP'nin basindaki demoklesin kilicidir partinin kapatilmasi haliyle büyük tepkiler alacak hazmedilemeyecek kolay kolay, kapatilmamasi ise hayatin onu tasfiye etmesini getirecek... Parti sürekli bir daralma yasamaktadir bu haliyle saglam ayakta kalmasi mücizedir... Kimse inanmasin öcalanin biz istesek esegi bile seçer o meclise koyariz demesine tarih cok büyük hareketleri yuttu zamaniniz gelince sizinde gözünüzün yasina bakmaz bay öcalan ve onun seçilmis essekleri...
Kürt muhalefetinin örgütlenme zamanidir hem öcalana hem devlete karsi.
Kürtler genis bir post-modern örgütlenmeyi saglayacak güce sahipler bence islamcilari solculari milliyetçileri hepsi bir araya gelebilir gelmemek icin bir neden yok.
Burada nasname'de bile sosyalistler. müslümanlar, millliyetçiler ve liberaller biraradalar bu heryere yayilabilir. Olmasi gerekende böyle bir sey Kürt toplumunun ulusal aydinlanmasi icin herkes bir araya gelebilmeli bu anlamda Lübnan HIzbullah'indan geri kalmak sadece ayip degil daha fazlasidir...
Sonuc olarak iyi bir yazi okudum ellerine saglik Berzan Boti.
zira şu ne yapıp edip kurtulamadıkları(darbe tezgahları,sarıkız,ayışığı,danıştay saldırısı,rahip ve misyoner saldırıları,dogan medyasının psikolojik harp taktikleri,malezyalaşıyoruz hezeyanlarına ragmen akpartisinden kurtulamadılar..belki de aponyun ak partisinin eliyle serbest bırakılması onları temelli akparti belasından kurtaracaktır..
70 milyon turkiyeye ve kara parcasina ne ABD ne AB ne Rusya ne de İran tahammul edemez!
durum buyken kurdlerin savasmasinin olmesinin oldurmesinin hic anlamiyok!
kurdler oluyor, turkiye devletlere tavizler veriyor silah saticilari ceplerini dolduruyor olay budur baska da birsey degil.
kurdler seslerini dunyaya duyurdu geregi yok savasin...
taviz bulamayan silahsatamayan devletler birlesmis milletler cemiyetine bizzat kendileri bu sorunutasiyacaktir...
bu kadar acik ve basit
Niye diyecek olursan, referansın nedir bu yargıya varmanda?
Kürd'lerin büyük çoğunluğu kendilerini Kürd bile kabul etme zahmetine girmezken bugüne ki buna 1938-1970 aralığı gibi Kürd'lerin öyle ahım/şahım isyanının ve Kürdî yapılanmasının olmadığı dönemlerde diyelim dünya egemenlerinin sağlamadığı bir yerleşkeyi 21.yüzyıl gibi daha güç koşullarda Kürd'lere bahşedileceğine dair dayanağınız nedir?
Sence Kürdistan dediğin coğrafya nereyle sınırlı? Şırnak-Hakkari yerleşkesi arasında dünyadan kopuk bir vatan parçasıyla yetinilmesi ve sabah akşam halaylar yeter mi dersin Kürd'e? Emin misin???
89-94 yıllarında şu an sahip olunan Kürd Reformistliği olsa idi zihniyetlerde sence Samsun-Taşlıçay hayal miydi??Neyi bekliyordu Kürd'ler, Kürd'lerin daha çok işbirlikçi ve hain olması mı T.C.'nin el altına...
Dostum, bence biz ne ölmeyi ne de öldürmeyi beceremedik, biz imam olunmamız istenmeyen cemaate zorla imamlık yapmaya çalıştık yani istenildiği kadar birileri kendini şişirsin Kuzey kürdistan'ı Antep-Malatya-Erzurum-Sivas-ELazığ-Maraş-Erzincan-Ş.Urfa'da Kürd'ün esamesi okunuyor mu??? kesinlikle hayır!!!Şırnak-Hakkari-Batman Cumhuriyetini mi kuracağız Kuzey'de??Bu nasıl bir mantık ki neredeyse bir yüzyıldır uluslararası sömürge olarak tanımlanan Kürd coğrafyasının bir anda emperyalerce bizlere verileceği mantığına kapılırız..inanılır gibi değil!!! Gelelim yazarın belirttiklerine;
Tamam kabul ve Bot'inin de söylediklerinde kısmen tutarlılık olsa da AKP.'liliğin Kürd'lere sağlayacağı ne tür bir katkı var doğrusu bilemiyorum....Yani AKP.'lilerin bırakınız bir Kürdistan'ı tesisini basit sıradan hakları bile vereceğini sanmıyorum, bence onlar sıkı ve çetrefilli bir tezgah hazırladılar veya şöyle söyleyeyim buna ilgili T.C. birimlerince hazırlandılar, kısmen de başarılı olmuş gibiler, şu an yapılanların yani AKP.'ce gündeme getirilip kamuoyunun gerdirildiği hususların sizce AKP'nin mi kurgusu ve programı olduğunu düşünüyorsunuz, bence PKK'nin Ergenekon yapısıyla nasıl bir organik bağı var ise AKP.'nin de var olan devlet statükosuyla da o derece bağı vardır bu iddia değil gerçekliktir....Bakınız PKK. büyük bir eylemselliğe ve Türkiye ve Kürdistan'da dalgalanmaya hazırlanıyor idi ve Kürd hareketlerinin en şiddetli isyanını başlatmak üzereydi bunu farkeden veyahut şöyle diyeyim işbirlikçi PKK.'nin üst kadrolarınca sızdırılan bu bilgi ışığında seçilmiş hükümet hiçbir zaman başaramayacağı veyahut pratiğe geçiremeyeceği ve bu niyette olmadığı ve bugüne kadar içinden tek kalem veriyi kamuoyuyla paylaşmadığı bir açılımın yüzü suyu hürmetine oylarını neredeyse 15 puan düşürüp, her yerden öfke sellerini üstüne çekip bir anda en istenmeyen konuma gelmeyi siyaseten göze alacak kadaı aptal bir yapılanma mı sizce? Asla..bunu düşünen en büyük ahmaktır, kerhen de olsa PKK.'nin başlatacağı yeni ve dünya konjonktüründe meşru zemin bulabilecek ve yavaş yavaş bir taraftan Apo'ya özgürlük söylemiyle hem mevcut eski kadroların gönlünü hoş edercesine hemde enteresan bir ikilemle Apo çelişkisinden uzaklaşarak Kürdî zemin kazandırılacak bir hareketlilik deyin adına isyan daha doğmadan piç edildi...Bence satır aralarını okuyamadığımız gibi cevaplarını biraz zihin jimnastiğiyle bulabileceğimiz bu sürecin tahlilini düzgün bir şekilde yapmaz isek yapılan manipüleyi görmemiş ve gaflete düşmüş oluruz...PKK.'nin bir şekilde bir şeylerin hazırlığında olduğu ve bunun önünün kesilmesi için atılan bir adım olduğunu düşünüyorum...Ama bu bilinçli miydi? Kürd'ler için miydi? Yoksa salt Apo için miydi? kestirmek güç...ama bir hazırlık vardı ve amaçtan ziyade konjonktür itibariyle de dünyaca haklılık kazanmak gibi bir durum sözkonusu olabilirdi bunun önünün kesilmesi adına bu tür bir açılım palavrası istihbarat ve statüko bürokratlarınca seçilmiş hükümete vazife olarak verildiği kanaatindeyim.. Bakınız bazılar AKP.'nin oy kaybıyla yavaş yavaş ufalanacağını düşünüyor ve bu yönde şimdiden ağzında iktidar histeryasının salyaları akıyorsa da emin olun o salyalar avuçtan ötesine bir serinlikten ziyade bir anlam taşımayacaktır, bakınız önümüzdeki günlerdeki gündem çok açık AKP. birden olmayan şeyin açılımını bu enteresan ismi olmayan açılım bu ayrıca komik bir durum, erteleyecek veyahut bir zaman daha siyaseten sahnede tutup, diplomatik şartlar Türkiye lehine olan ortamın sürdürülebildiği bir zaman dilimine kadar diri tutulup, seçime yakın bir zaman öncesinde rafa kaldırılarak, taktiksel T.C. sözde zaferi olarak hanelerine yazacaklardır... Bence yazar fazla iyi niyetli, AKP. Türk seçilmişlerinin bir iradesinden öte bir egemen emperyal güçlerin de bir diktasıdır, bu oyunda nasıl ki AKP. başrolde ise CHP.'ye oyunbozan çocuk, MHP.'ye de deli dumrul rolü verilmiştir...Ben hala yapılan eylemin PKK. tarafından yapılabilecek seviyede olduğundan şüpheliyim, zira gündemi takip edenler bilir ki PKK. eylem kabiliyetini hem moral hem de fiziki koşullar bakımından 1998 ertesinde yitirmiş ve tamamen lokal ve dar alanlar ile garda dönük bir savaş konseptine bürünmüştür....bu olayda PKK. taşeron olarak kullanılmıştır kabullenmesi karşılığı yaşama ve üst yöneticilere iktidar fırsatı verilmiştir....Bunda roller bütün T.C. partilerine ki DTP.'nin şahin kanadı ve PKK. dahil de olmak üzere tabi Apo ile birlikte bir rol dağılımı yapılmıştır. Şimdilik herkes görevini yerine getirmiş gözüküyor, bazıları APo'nun kaç numarada olduğunu merak etmekte bu denklemde bunu şahsen bilmek mümkün değildir ama bütün bu illegal ve insanlık dışı faaliyetlerde bulunup, iç savaş körükleyip kendi erklerini devam ettirenlerin, tarihin karanlık ve rezillik diyarının yer aldığı kesin....Yazar fazla iyi niyetli vesselam....
Hem özgürlük hareketi olduğunu iddia edeceksin hemde hareket içerisinde hiçbir tartışmaya müsaade etmeyeceksin. PKK liler kemalistlere gidip bizim için bir strateji belirleyin dese şuanki stratejiyi tavsiye ederler. Bu sadece aklın terkedildiği kaos stratejisidir. DTP ninde PKK ninde ipi aponun elindedir. Aponun ipide genelkurmayın elindedir.
40000 kişinin ölümünden sonra kürtlerin kazandıkları hiçbir şey yoktur. Verilen göstermelik haklar PKK nin mücadelesinin sonucu değil AB'nin istediği bireysel haklardır. PKK kürdistan coğrafyasında yıkıma ve göçlerle asimilasyona hizmet etmiştir. Bunların kürt hareketi bile olmadığı sonderece açık görülüyor. Aponun emrine verdiğiniz enerjinin onda birini ortaya koyup bunlara dur demeniz gerekiyor.
Nasnamedeki hem yazıları hem de yorumları takip etmeye çalışıyorum. Ve edindiğim izlenimleri sizinle yukarıdaki yazı nedeniyle paylaşmak isterim.
Annelerimizi ve babalarımızı biz seçmedik. Irkımızı biz seçmedik. Hayatımızla ilgili birçok şey kendi seçimlerimiz dışında şekilleniyor.
2 gün önce Tokat'ta 7 kardeşim şehit oldu. Bugün dağda 9 kişi. Yarın kaç asker, kaç PKK'lı ölecek bilmiyorum. Siyaseti; suçu günahı olmayan, her biri kendi içinde yürekler dağlayan hikayeler bırakıp bugün buz gibi toprağın altında olan o günahsız çocukların sırtından yapmak ne kadar da vahşice. Asker olmayı istemek onların kendi seçimi değil, eline silah almak da sıkmak da. Ama ölmek, kurşun yemek kaderleri. "Ulus olmak" diyorsunuz ama "İnsan olma"yı pas geçiyorsunuz.
Ve size iki çift sözüm var.
Birincisi, Yaratıcıya inananlara. Bedeniniz toprak olduktan sonra, mahşeri bekleyen ruhlarınız, Allah'ın huzuruna çıkmadan önce (yaşanan bu ölümlerle ilgili ) üzerinizde bir vebal hissedecek misiniz?
İkincisi yaratıcıya inanmayanlara.
Siz son nefesinizi vermeden önce bu çocukların ölümlerini seyrettiğiniz için, bir dur bile demediğiniz için, barıştan yana taraf olmadığınız için, birilerine kul olmak için insanlığınızı unuttuğunuzun farkında olmadığınız için hicap duyacak mısınız? Vicdanınızın sizi mahkum edecek mi?
Son olarak;
Bence ırcılık ve ulus bilinci insanı insan olmaktan çıkartıp, kendi seçimi olmayan birşey uğruna başkalarının yaşam hakkını hiçe saymayı meşru gören karanlık bir gözlüktür.
Her nedense hepmiz kendimiz bir..zannederiz ama Kürd halkının gerçek tarihsel hakları söz konusu olunca kendimiz öne sürer halkımızı adam yerine koymayız.
Halkımızı adam yerine koymadığımız içinde,başkaları sırtımıza biner..30 yıldır Kürdistanda birileri at koşturuyor,kürd çocuklarını öldürttüyor,milyonlarca kürdün metrepollara göç etmesine çanak tutuyor ve halen biz akılsız kürdler bize bu ihaneti yapanları bilmemize rağmen kulluk ediyor isek*''ihanetin kralı kim deme hakkımız olabilir mi..
Anladık,benim gibiler cahil varsayalım da,kürdler adına PATİŞAHLIK taslayanları halen bu halk tanımayıp ve isyan etmiyor ise !varsın bu zihniyet en ağır bedeli bedeniyle ödesin..
İki kelime''Kendinize ve Kürde karşı dürüst olunki,yarınlarda uşak ve hain olmayasınız''halkımın düşmanı benim en büyük düşmanımdır..
Tesbitleriniz doğru Ancak yazı başlığınız ile yazı içeriği çelişkili yani siz bir çelişki içindesiniz. Doğrusu bu bir Kürt aydınlarının hastaliğıdır.Benim olmazsa tü kakadır.
Yazı başlığı oldukça etkili sesinizi yükseltin diyorsunuz. Sesini yükselten Muhalefete kim ne zaman destek sundu. Örneğin HAK-PAR Federasyonu bırak söylemeyi kendi parti proğramına aldı. PKK ve Apo nun hain olduğunu her mesajında ve her toplantısında korkmadan dillendirebiliyor. AKP yi değil açılım başlıklı politikalarını desteklemekteler. Seçimlerde PKK açık bir şekilde HAK- PAR adaylarını tehdit ettiler arabalarının önü kesildi camları kırıldı yinede devam ettiler. Başka bir örnek ise PSK 30 yıldan beri APO bir haindir deyip duruyor, bu uğurda onlarca şehit verdiler.
Bu sesleri duymuyormusunuz, duyuyorsanız neden bu Kürt aydınıyım diyen bu insanlar bu seslere destek sunmuyor. TEVKURD, Devrimci demokrat, Kürd aydınları ve nice Kürt kurumu oluştu. Bunlar görüntüde Apo veya PKK muhalifidirler. Seçimde bunların hiç biri bu muhalif güce destek sunmadılar. Dahası DTP ye oy verdiler mitinglerine adam taşıdılar. Gerekçe olarak Kürtlerin oylarının birliği. Apo devletin adamı ise DTP de devletin partisidir anlamını taşır.
Madem hakaniyet içinde yazılarınızı yazıyorsunuz bilinizki Hak par ve Kadep diye Kürtlerin anti Apocu partileri var ve çalışıyorlar.
Başarılarınızın devamını dilerim.
Kürdistan'da sizin gibi binlerce bilgili ve birikimli insan vardır, sizinde belirttiğiniz gibi yeni bir örgütlülüğe ihtiyacı olduğu gün gibi ortadadır.
Hak par, kadep, zaten vardır ancak geçen süreç içinde yersiz ve zamansız yaptığı eleştirileriyle kendini yıpratıp kitleselleşemediler.
Kürdistan'daki mevcut güç kendisi dışında hiç bir güç istemiyor, bu hareketin içinde iyi niyetli birey bazında çıkışlar oluyorsa da, hain işbirlikçi temelinde karalamalarla bu insanları susturuyorlar ve bu iftiraları karalamaları azımsanmayacak Kürt kitlesinin özerinde etkili oluyor.
Kürt kitlesinin büyük bir bölümü politik değil duygularıyla harekete bağlı insanlardır 25, yılık çatışmalı süreçte her şeyini kayıp edip tek umut olarak, PKK yi görüyorlar.
1999, apo, nun yakalanmasından sonra, gerek aponun mahkemedeki pratiği gerekse yeni oluşturduğu stratejiyi doğru görmeyen devrimci kadrolar bir bir entrikalarla tasfiye edildi. Bulardan oluşan boşluk yerine yeni bir Kürt aydın tipi yaratıldı, inançtan yoksun herşeyi bilen ama en ufak bir riskin göze olmayıp tek amaçları Kürt halkının mücadelesi ile elde ettiği kazanımlar özerinde kendini bir yere taşıyıp, tek hedefleri ya milletvekili yâda belediye başkanı olmak, bu sayı kürdistanda azımsanmayacak kadar çoğaldı, bütün örgütlerin içi planlı boşaltıldı, esas Kürt toplumunu kirleten bunlardır, bunlarla nasıl mücadele edilir.
PKK, ye gelince hepimiz bu harekete emek verdik, kan verdik can verdik, onu var eden bugünlere getiren bizleriz, ne zaman yanlışlarını eleştirdik karşısında durduk, bu güç canavara dönüştü çocuklarını yemeye başladı bir bir bizi zaten yiyor, bu hareket tarikata dönüşmüş Kürtlerin bu hareketle muafsak olunacağını büyük bir inançlı kitle inanmıyor, yeni bir hareket ancak bu hareketin içinde kendini halkına adamış insanlar yeni bir örgütlemeye giderse kitle onları kabul eder Muaffak olurlar, başka türlüsü çok zaman alır çok zaman gerekli. Saygılar
Bu senaryonun 36 turlu izahi yok!
Bir tek izahi var:
Imrali`daki Mafia $efi,Kandil`deki yamaklari,DTP icindeki Ergenekon ortaklari ve Sava$ Rantcilari acikca Kurd halkini ve herkesi keriz yerine koyuyor.
Ergenekoncularin mutlaka ama mutlaka bu i$in icinde parmagi var!
Biz bu filmin bir kismini daha once gormu$tuk!Kalanini $imdi goruyoruz...
Artik hicbir $ey eskisi gibi olamaz!
Kurd halki Mafya cetesinden yakasini kurtarmalidir!
burada bir yanlışlık var mı? sanmıyorum. diyarbakır'da bir genç yakın mesafeden kurşunlanarak öldürülüyorsa bir gerilla hareketi buna yanıt vermelidir. barışın ayak seslerinden bahsedeceksiniz, ama ne tür bir hayalet gemiyse bu "barış" sizin bahsettiğiniz ayak sesleri dışında bir mevcudiyet göstermez.
üzülürsünüz, beğenmezsiniz, ama kürt ulusal kurtuluş hareketinin gerçekliği bu olmak durumundadır, nihayetinde özü bir gerilla hareketidir.
Bir bildigimiz, bir ilkemiz, bir viziyonumuz, bagli oldugumuz bir dalimiz olmadigi icin esen her yelle kendini kaptirmaya hazir bir aydinlar toplulugunu olusturuyoruz. Gündemimizi, tartismalarimizi, hatta düsüncelerimizi belirleyenler bizi bir bu yana bir o yana savururlarken, özgür oldugumuzu (düsüncede) takintimizin karanliginda attigimiz naralar ve savurdugumuz nidalarla gizlemeye calisirken heziyanlarda oldugumuzun utangacligini da yasiyoruz.
Acilim olarak gösterilenler, görülenler ayakta alkislanirken, acilima neden ve dayanak olabilecek asil yenilikleri, degisiklikleri görmemek, duymamak icin baska perdeler sunulmaktadir.
TC ve Kürt tarihinin tartismaya acildigi bir dönemde, "Atatürk fasistmidir", "Dersim`de katliam mi yapildi", "38`de Soykirim mi yapildi" gibi önemli, gercekten dogrular ortaya ciktigi ölcüde acilimi özüne kavusturabilecek konular birilerinin hosuna gitmedigi icin, gündem degistirilmis, önümüze baska bir gündem sunulmustur. Kendilerini yeni gündemin icinde bulan bizler, neden ve kimler tarafinda savruldugumuzun farkina bile varmadan elyordamiyla yeninin icinde nereye düstügümüzü irdelemeye calisiyoruz. Kendi yerimizi tespitde zorlandigimiz icin de takintimiza cansimidi misali sariliyoruz. Tu deyip ellerimize tükürdükten sonra al sana PKK, al sana Apo deyip tokatlamaya basliyoruz.
Bunu yapmakla takintimizi oldugundan büyük gösterme gafletinde bulundugumuzu da unutuyoruz.
Tarih dogrululuga kavursturuldugu oranda gelecektekti viziyonlarimiz icin bugün yapmamiz gerekenleri ayni oranda bilecektik. Bunu engelemek isteyenler dudaklarini öne uzatarak bizi baska yerlere savurmak icin üfürdüler. Hazan yeline kendini kaptirmis yaprak misali savrulduk.
Yarin ne söyleyecegimizi ve nereye savrulacagimizi üfürükcülerimize sorun lütfen.
Beyninize,elinize saglik. AKP,Dersim'de Katliam oldu dedi. AKP Generalleri tutuklattı. AKP Sivil Anayasa istedigini soyluyor.AKP Kurtlerin de Turkler kadar haklari oldugunu soyluyor.Turkiye ve Kurdistana demokrasinin yerlesmesi icin baslangic AKP ile olacak. Halklarin esit,ozgur ve kardesce olabilmelerinin yolu AKP'yi desteklemekten geciyor. Istanbul'da yasayan bir hekim olarak AKP'nin politikalarinin magdurlarindanim ama Kurdistan'li bir aydin olarak bu dogru ve vicdanli tespitleri de soylemek zorundayim. AKP'yi desteklersek onlarin icindeki ilkel,az gelismis insanlari ve onlarin politikalarini da duzeltme sansimiz olabilir. Saglik ve esenlikler dilerim.
Yukarida FERAT adindakî arkadas ne güzel yazmis.Eline saglik ferat.
Bana göre bugünden Hak-Par a bîr kampanya baslatip Toplu bir sekilde hakpara üye olmak lazim.Böyle bir prtik adim,hem kürt muhalafati bakimindan olumlu bir adim olur,hemde PKK veya dtp kendi politikalarini gözden gecirmek zorunda birakabilir.eyer düsünceler pratikge gecmese on yil sonra yine bunlari yazacagiz.
Yorum yaz