Anasayfa | Yazarlar | Berzan Botî | Soykırımcılara karşı DTP-AKP ittifakı

Soykırımcılara karşı DTP-AKP ittifakı

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Olması gereken yakınlaşma

10 Kasım'da ön görüşmesi yapılan "açılım"da yaşananlar, gerçekliği görmek istemeyenlere en yalın haliyle bir kez daha ve en ağır biçimde gösterdi. CHP'li Onur Öymen'in, Dersim soykırımını "çözüm" olarak dillendirme cesareti göstermesi, "sosyal demokrat" bir partinin faşist yüzünü bir kez daha gösterdi. Bu "çözüm" önerisi, cumhuriyetin kuruluş felsefesinde, Kemalist ideolojide, TSK'da ve Ergenekon'da içkindir.

-------------------------xxx---------------------

berzanboti@hotmail.com

  

Yüzeysel bir bakışla hemen fark edilmese de ve yönü/nedeni konusunda farklı yaklaşımlar olsa da, toplumsal hareketliliğin sürekliliğine ve zorunluluğuna yönelik ciddi bir itiraza pek rastlanmaz. İtiraz edenlerin de mantıklı gerekçeleri olduğu söylenemez.

 

Hareketin toplumsal yaşamda yarattığı değişimler ve bu değişimlere karşı alığımız tutum, (kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım) ne olduğumuzu nesnel yasalara göre belirler.

 

Politik arenada sıkça kullanılan “ilerici– gerici” tanımlarını da söz konusu değişim ve değişime karşı takınılan tutum çerçevesinde ele almak gerekiyor. AKP'nin, değişen koşullara göre diğer sistem partilerine oranla daha olumlu bir tutum takındığı; bu tutumuyla AKP'nin görece daha ilerici olduğu; bu görece daha ileri olma durumunun AKP'yi “Kürd dostu” veya Kürd Sorunu'nun çözüm adresi yapmaya yetmediği farklı insanlar tarafından ısrarla vurgulandı bu güne kadar.

 

Buna rağmen belli çevreler, bu nesnel değerlendirmeleri yapanları “AKP'li olmak, sol değerlere sırt çevirmek, ılımlı İslam'ı savunmak ve Fethullahçılıkla” suçladılar. Bu suçlamayı yapanların, direkt veya dolaylı olarak mevcut durumun (statükonun) devamına katkı yapanlar olduğu her geçen gün daha iyi görülüyor.

 

Cumhuriyet tarihi boyunca Kürdlere ve Alevilere, AKP'den daha ılımlı yaklaşım içinde olan başka bir iktidara rastlanmamasına karşın Kürdlerin/Alevilerin AKP'yi en büyük düşman olarak görmeleri için sarfedilen özel çabaların altında yatan nedenleri doğru okumak gerekiyor. AKP'nin de sistemin bir partisi olduğu ve devletin çıkarlarını her şeyden üstün tuttuğu bir gerçek. AKP'nin, ezilen halkların beklentilerine cevap olamayacağı da gerçektir.

 

Ama AKP'nin diğerlerinden farklı olarak, soykırımlarla, katliamlarla asimile etmek/yok etmek yerine, entegrasyonu şiddetsiz yöntemlerle sağlamaya çalıştığı ve bu yönüyle da daha ılımlı olduğu da bir gerçektir.

 

10 Kasım'da ön görüşmesi yapılan “açılım”da yaşananlar, gerçekliği görmek istemeyenlere en yalın haliyle bir kez daha ve en ağır biçimde gösterdi. CHP'li Onur öymen'in, Dersim Soykırımı'nı “çözüm” olarak dillendirme cesareti göstermesi, “sosyal demokrat” bir partinin faşist yüzünü bir kez daha gösterdi. Bu “çözüm” önerisi, cumhuriyetin kuruluş felsefesinde, Kemalist ideolojide, TSK'da ve Ergenekon'da içkindir.

 

 Kemalizm savunusu yapanlar, Ergenekon davasını “korku imparatorluğu yaratılıyor” deyip sulandırmaya çalışanlar, Genelkurmaydan yana tutum belirleyenler ve sistemin ırkçı/faşist kurumlarını bırakıp sadece AKP'yi hedef yapanlar Onur öymen'in dillendirdiği anlayışa hizmet etmekten başka bir şey yapmıyorlar.

 

Son yedi yıla (AKP iktidarıyla birlikte) bakıldığında Kürdler adına hüzünlü bir tablo çıkıyor ortaya. Kürdlerin haklarını savunan (!) PKK/DTP'nin son yedi yıllık pratiği, Dersim Soykırımı'nı “çözüm” olarak gösteren anlayışa hizmet etmenin ötesine geçemedi ne yazık ki.

 

öcalan'ın, Kemalizm savunusu…

“Emperyalist işgale tepki” adı altında Saddam ile dayanışma gösterilerinde DTP'nin Ergenekoncularla birlikte hareket etmesi…

Ergenekon soruşturması konusunda öcalan'ın, “uzak durun” talimatı ve bu talimata (yakın zamana kadar) uygun davranılması.

 

Genelkurmay'ın sıkıştığı veya itibar kaybına uğrama ihtimali doğduğu zamanlarda, PKK-asker arasında eşzamanlı/anlaşmalı eylemler yapılması…

 

Devletin faşist kurumlarını yok sayıp sadece AKP'nin hedef yapılması ve tüm seçim stratejilerinin buna göre geliştirilmesi….

 

Eğitim-Sen'in 2005'teki olağanüstü kurultayında (DTP ile İşçi Partisi ittifakıyla) “Ana dilde eğitim”in tüzükten çıkarılması….

 

çoğaltılabilecek örneklerle, son yedi yılda PKK/DTP'nin politikaları ile Onur öymen'in temsil ettiği ve meclis'te dillendirdiği politikaların örtüştüğü açıktır.

Bu acı tablonun değişeceğine dair belirtiler umut vericidir. 

İster dış etkenlerden kaynaklı olsun isterse de yurtsever tabanın dayatmasıyla olsun, DTP'nin son zamanlarda değiştiğine ve AKP ile yakınlaştığına dair gelişmeler hem olumludur hem de tabanın istekleriyle/beklentileriyle örtüşmektedir.

Temenni, bu değişikliğin “taktiksel” olmamasıdır. Ortalama bilinç düzeyine sahip bir insan, DTP'nin Kürdler adına istedikleri ile AKP'nin yapmak istedikleri arasında ciddi bir farkın olmadığını rahatlıkla görebilir. İki parti arasında Kürd Sorunu'yla ilgili olarak birebir örtüşen bir anlayış birliği olmasa da, DTP'nin isteklerine en yakın partinin AKP olduğu tartışma gerektirmeyecek kadar açıktır.

 

Erdoğan-Türk görüşmesiyle başlayan yakınlaşma, Gül'ün Dersim gezisinde Belediye başkanını ziyareti ve Gül'ün karşılanmasındaki sıcaklık takip etti.

 

10 Kasım'da “açılım” ile ilgili görüşmelerin yapılmasına karşı Kemalist ırkçıların gösterdiği reaksiyona PKK'nin de (Duran Kalkan vasıtasıyla) ortak olması ve Ahmet Türk'ün karşıt düşünce belirterek AKP ile aynı tutumu benimsemesi de oldukça önemlidir. Bülent Arınç'ın, Osman Baydemir ile görüşmesinde söyledikleri de iki parti arasındaki yakınlaşmanın göstergesi olarak değerlendirilebilir.

 

İki parti arasındaki bu yakınlaşma, DTP kitlesinin gerçek özlemlerini yansıtıyor. Tüm dayatmalara ve ideolojik bombardımana rağmen PKK/DTP tabanının Kemalizm'i kabullenmesi/sindirmesi olanaklı değildir. DTP-AKP yakınlaşması Kürd sorununu çözmeyecektir. Ama bu yakınlaşma kalıcı bir ittifaka dönüşürse çatışmaların durması, çetelerin beslenme alanlarının kurutulması, demokratik bir zeminde Kürd sorununun tartışılmasına mutlaka katkı sağlayacaktır. Dahası, bu yakınlaşmayla, PKK/DTP tabanının düşünce, duygu ve beklentileri yasal zeminde ilk kez bu kadar doğru temsil edilme olanağı bulacaktır.

 

DTP, Kürdlerle ilgili taleplerinde sorun yaşamadığı AKP ile yakınlaşarak halkın çıkarlarına/beklentilerine cevap olmak ile halkın en büyük düşmanı Kemalistlerle ortak hareket etmek gibi bir ikilemi aşmak zorundadır artık. Değişen koşullar, tabanı daha fazla kandırma ve tüm potansiyeli öcalan etrafında eritme serbestisi vermiyor DTP'ye. DTP'nin tercihini doğrudan yana kullanması önündeki en büyük engel öcalan'dır kuşkusuz. Karanlık ilişkileri ve gelişkin egosuyla Abdullah öcalan'ı sırtında taşımaya DTP'nin gücü yetmiyecek artık. öcalan engelini aşmakla DTP, halka verdiği zararları kısmen de olsa telafi olanağı bulacaktır.

 

DTP içinden bir(ler)i çıkıp Galilei'nin yaptığı gibi, öcalan'ın merkez olmadığını ve Kürd halkının da onun uydusu olmadığını haykırmalıdır artık.

 

Ayrıca DTP, (gizli ve açık) Kemalist sol ile bağlarını koparmalıdır. İlk adım olarak ta, 25 Kasım'da KESK eylemine vereceğini söylediği desteği geri çekmelidir. çünkü, aynı eylemde TKP (Türkiye Komünist Partisi) gibi Kemalist, militarizmden yana açıkça tutum sergileyen partiler de vardır. Bu adımları atmayan DTP'lilerin Onur öymen'den hiçbir farkı olmayacaktır.

 

AKP'nin de, "kutsallık" atfettiği katliamcı orduyu bir bütün olarak yıpratmamak adına “temkinli” davranmaktan vazgeçmesi, öcalan-devlet arasında bilinen çirkin ilişkileri deşifre etmede tereddüt yaşamaması ve görsel, yazılı belgeleri halkla paylaşması gerekiyor.

AKP, öcalan-devlet arasında yapılan çirkin pazarlıklarla ilgili olarak elinde daha somut ve iki tarafın da gerçek/çirkin yüzünü deşifre edecek belgeler/kayıtlar olmadığına dair kimseyi inandıramaz.

önümüzdeki günler iki parti açısından, özellikle de DTP açısından tam bir samimiyet sınavı olacaktır. Hem Kürd halkının hem de demokrasiden yana olan tüm kesimlerin beklentisi, bu yakınlaşmanın samimi olması ve soykırımcılara karşı kalıcı biri ttifaka dönüşmesidir.

 

12 Kasım 2009

 

Yorumlar (13 gönderildi):

By_MêRXaS .. 14 Nov, 2009 01:26:42
avatar
İhtimaldir ki... Geçen 85 yılın kopyasını yaşayacağız yine. Harika temennilerle başlayan Kürd açılımı, ilerleyen haftalarda kirini ve kinini dökecek yine. Onur(suz)Öymen'nin söylemleri gibi.Kürd'ün azad olması adına mucizeler bekleyeceğiz. 25 Yıldır devam eden kirli savaş,işkence ve zülümden kaçıp, bir soluk almak için sığınılan içi boş barış söylemi, kim bilir ne çok şeyini alacak Kürd'ün.



İhtimaldir ki... Kafa tascı katillerin saltanatı sürecek yine. Yeni itler üreyecek. Ahlaksızlık Kürd düşmanlarının en üstün meziyetidir, gösterecekler. Öfkenin elleri ve dilleri boş durmayacak. Kan sıçrayacak çocukların üzerine. İnadına cellat, inadına hain olacak düzen.



İhtimaldir ki... Harcadıkları Kürd çocuklarının kanı kadar konuşacak siyasi parti başkanları. Ancak kendi çıkarları biraraya getirecek onları. Genel kurmaydaki paşaları, Kandil/Habur/ promosyonları bekleyecek imralıdan. Geçen yıllara yeni mazeretler eklenecek, Adalet avukatı pozlarına bürünenler, parmak izlerini bırakacak orta yere. Nefret çiçekleri sulanacak yine.



İhtimaldir ki... Geçen yılların üzerine çıkacak, Kürd'ün asimilasyonu oyunları. Çocuklarımızın gırtlağına sarılacak katil sürüleri! Müritlerini yine baştan çıkaracak bitirimler. Birbirlerine sövmekte usta olacaklar.



İhtimaldir ki... Kusur sayılmayacak ırkçı politakcılık. Boynunu koltuk tasmasına uzatma onuruna sahip olacak niceleri. Meydanlar kalleşliği dansa kaldıracak. Cuntacılar, yeni irtica ve terörle mücadele seneryoları sunacaklar, iktidar olmak uğruna. Yargı darbeci genarelere malzeme olacak yine. Uygunsuz yasalar uygun bir hale sokulacak. Suç üstü yakalanmış cuntacıların 24 saat bile tutuklanamadığı bir ülkede, gazeteler ve televizyonlara gün doğuyorsa.



İhtimaldir ki... Bir süre daha, kirli savaşın ve ahlaksızlığın kasası dolacak. Hiç kuşkunuz olmasın. Varlığımız, güzel şeylerin yokluğuna armağan olacak yine.
erganili .. 14 Nov, 2009 02:17:17
avatar
dtp söylemlerine ve eylemlerine çok dikkat etmek zorundadır..ak parti kürdler için bir fırsattır..sırf din düşmanlığından dolayı akpartinin icraatlarına sırtını dönme lüksü yoktur dtpnin..zira kürdler ak partinin çözüm konusunda dtpden daha samimi olduğunu düşünmeye başladı..dtp içinde akpartiden ziyade cehapeye hayran kendini bilmez isimler var..kemalizmle ittifak heveslisi dtpliler dikkat edin! kürdlerin size teveccuhu sonsuza kadar değildir..siz de laik kemalistler gibi halkı aptal yerine koyup onları idare edilecek koyun olarak görmeyin..zira bu süreçte bütün kürdler ellerinde kağıt kalem en küçük nüansları not ediyor zamanı gelince karnenizi verecek..
Eski gerilla .. 14 Nov, 2009 02:33:19
avatar
KCK nin AKP politikasi tamamen dindusmanligi uzerine kuruludur!!!Erganili arkadas sana katilioorum!!KCK nin bazi ust duzey yoneticileri ve bazi dtplier-OCALAN zaten biliniyor-in AKP yaklasiminin olumsuz olmasi tamamen dindar bir parti olmasirdir!!!OCALAN ve çetesi yillarca bize KEMALIZmin ve ordunun kurt sorununun onunde engel oldugunu ordu ve kemalizm asilmadan sorunun cozulmeyecegini idda etmis fakat anti-kemalist bir AKP çikinca bu tezlerinden U donusu yapmus bu sefer CHP-MHP ve ORDU ile ayni kulvra dusmustur!!!
Beyni imralda olanlarin uretecegi politika ancakj bu olur!!!Bu yaklasim tamamen kurtlere baybettirmekjte ve kemalizmi silecek tarihi firsat KCK nin eliyle sabote edilmektedir!!
KCK nin 10 KASIM hassasiyetide budur!!!
harun varlik .. 14 Nov, 2009 04:28:25
avatar
sayin Berzan botinin bu güzel tahliline katilmamak elde degildir. her vicdan sahibi insan, mevcut gelismeler isiginda kafasini iki elinin arasina alip,bir duru degerlendirmesine giristiginde eminim cikaracagi sonuc tespitlerin bu tahlillerden farkli olmayacini düsünüyorum.bu acik tahlillerinden dolayi sayin Berzan beyi kutluyorum.
Dryp London .. 14 Nov, 2009 09:04:13
avatar
Ben sahsen spiritual bir insan olmama ragmen,islam dinine bagli insanlarin ''Kader'' dedikleri kavrami cok iyi kullandiklarini ve bu ''Kader'' kavraminin anti-depresanlik gorevini gordugunu dusunuyorum.Misalen kaderinde varmis,kaderi kotu imis vb. cikislarla insanlar avutulup,uyutulabiliyor.Nasyonalizmin ne oldugunu konusmamiza gerek yok kanimca..Akp ilimli imis,yapacak imis,kurtler haklarini alacak imis..Yazdigina inanacaksin sevgili yazar abicim.Irak Kurdistan'i her gecen gun buyurken,Kontragerilla cumhuriyeti kivrak dansoz hunerlerini ortaya koymaya basladi.Oysa ki,kangren olmus bolgeyi vucuttan koparmalari gerektigini bilmelerine ragmen bunu misak-i milliye baglayarak,yillarca gorsel ve yazili medyada yazdiklari yalanlara inanarak bir Turkiye yarattilar ve yalanlarina kendileri bile inandilar..99 da Apo'nun yakalanmasinin ardindan yapilan secimlerde Mhp nin aldigi oy ortada.Sagi ve solu olmayan doneme ve adama oy veren bir ulkenin,yalanlarla da buyumus bir toplumu yeniden sekillendirmek istiyor diyorsun Tayyip icin...Lozan ile basladi bu yalanlar..Yalan ile kurdular,yalan ile devam ediyorlar..Kurtler yerse !!!
ali .. 14 Nov, 2009 05:17:53
avatar
ey kürdistanlı...
güzel rüyalar dilerim sana
güzel ve tatlı düşler dilerim

kürdistan ülkesi düşü dilerim
hani dörde bölünmiş olan ülkem
hani bir tarafı hevler olan
bir tarafı ürmiye olan
bir tarafı hazneviler olan
bir tarafı güzel amed olan
kürdistan düşü dilerim sana
hasretle bekleşen dört kardeş parça
rüyaların bahar olsun kürdistanlı

bak bana kürdistanlı
elifine tek kürdistanı anlat
hamzana iranlı olan kardeşini anlat
mıhammed-i nura ırak kürdistanını
mustafana ise suriye kürdistanını
en büyük abeylerine
benim çiğer parem selamiye
amedi anlat...kara taşlı kenti...

ey kürdistanlı
sen siyaset yap...yeri geldiğinde ağla
yeri geldiğinde taşı gediğine koy
yunan türkünün istediğinden fazla istemiyorum de...
ama kurban olayım kürdistanlı
kızlarına ve oğullarına
hep küsdistanlı dört kardeşi anlat
dosta anlat...düşmana anlat...
vasiyetin olsun çocuklarına
dört kardeşin selameti...
dört parça olmuş ülkem...
hasanıma anlatırsın kürdistanlı...
hüseynimede...fatmama da...
aman unutmayasın vasiyetimi...
aman unutmasınlar vasiyetimi...

ey kürdistanlı...
siyaset mi yaparsın
reeel politik mi yaparsın...
saman altından nehirler mi yürütürsün
aman kurban olayım kürdistanlı
bu sevdayı unutma
bu sevdayı çocuklarıma vasiyet ettim
sende al onlara yetiştir...
sana kürdistanlı düşler dilerim...
bahar olmuş ülkemin rüyasını dilerim...
Şemdin .. 14 Nov, 2009 06:19:04
avatar
Erganli ve Eskigerilla rumuzlu yorumcuların,Objektif ihtiva eden yorummları için tebrikler.

Dryp London,Rumuzlu arkadşımıza gelince;

Kader'in ne olduğunu önce iyi okumalı bilmeli ki ondan sonra;Eleştirleck şahısları kader katagorisinde değerlendirmelidir.
Maalesef Kader, halk arasında bilinen amiyane bir ifade ve itikadın bilindiği şeklinde değildir.
Kader meselesinin bu sütunda izah ve sibatı uzun çekeceğinden anlatılması damümkün değildir.Amma meranız varsa;
Said Nursi Küri nin Sözler isimli kitabının 26 söz'ün Kader bahsine bakılabilir.
Mücmel olarak Kader hakkına şu izahı yaprssak gerisini mezkur yerden bakılır
Kader:Allah`ın kâinatta olmuş ve olacak herşeyin vasıflarını, özelliklerini ve sâir geleceğini ezelden bilip, Levh-i Mahfuzunda takdir ve yazması; takdir-i İlâhî; ezelî kısmet...
Kader ikidir:
1-Izdırar-i kader.
2-İhtiyari kader.
Izdırar-i kaderde, kişinin müdahele hakkı yok.Zira Ne zaman dünyaya geleceği,Cinsiyeti,Hangi anadan abadan geleceği.Kadınmıerkek mi olacağı ne kadar yaşayacağı rızkının nereden olacağı ileahir Allahın tasarrufundadır.Bütün mahlukan aynı kanuniyete tabidir.
İhtiyari kader;Kişinin mükellef çağında geldikten sonra,Ona verilen Cüz_i ihtiyar(Tercih hakkının) nerelerde istimal edeceği hayr ve şer yönlerin kişiye bırakılıp müdahele edilmeyen kendi tercih hakkıyla kazandığı filler işlerdir ki burda kaderimizi bizler yazdırırız.ALlah halık (Yaratıcı(Kul kasip(Kazanıcı)Hayrıda şerride yarata O dur fakat cüz-i ihtiyarmızla tercih eden biziz.Haliyle mesuliyette bize attir.İyiliğin mükafatı kötülüğün mücazatı ezası vardır.Bu hal keyfiyet beşeri dünyayda dikkat edilirse numunesi mevcuttur...
Mahir .. 15 Nov, 2009 02:44:11
avatar
Dünya mucadele tarihinin en buyuk itiraficisinin savunuculari. Turkiyeli devrimci kurumlara ve devrimci genclere saldirmistir. Gerekce de asagida yazilan yazi...
-------------
TASFİYECİLİĞİ, AMERİKAN OPERASYONUNU REDDETMEKTİR!

Abdullah Öcalan: "Açılım hikaye, asıl amaçları PKK'nin tasfiyesidir" (1)

Mustafa Karasu: "AKP'nin Kürt sorununu çözme politikası yoktur. AKP Kürt sorununun çözümü için bir anlamı olmayan bir iki küçük şey yaparak bunun kabul edilmesini dayatmaya hazırlanıyor." (2)

Murat Karayılan: "AKP Hükümetinin hiçbir zaman Kürt sorununu çözme niyeti olmadı. Tiyatro oynuyor. ... Tek yaptıkları, Kürt halkını ve uluslararası kamuoyunu kandırmaya çalışmaktır." (3)

AKP'nin "açılım" manevralarına karşı anti-oligarşik mücadele! ABD Operasyonu'na karşı anti-emperyalist mücadele! Kürt sorununun "kırıntılarla" gündemden kaldırılmak istenmesine karşı Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı!

AKP'nin "Kürt açılımı"nın maskesi bir çok kesim nezdinde çabuk düştü. Özellikle üç nokta kısa sürede açığa çıktı. Bir; bu "açılım"ın bir Amerikan operasyonu olduğu, iki; içeriğinde Kürt halkının ulusal talepleri açısından ciddi bir şey olmadığı ve üç; Kürt milliyetçi hareketini tasfiyeyi amaçladığı, bugün artık oldukça açıktır.

Bunu görenler arasına, tasfiyenin doğrudan hedefi durumunda olan Kürt milliyetçi hareketi de katıldı. Kürt milliyetçi hareketinin önder ve yönetici kadroları geçtiğimiz günlerde peş peşe yaptıkları açıklamalarla, bu "açılım"ın bir çözüm getirmeyeceğini ve kendilerini tasfiyeyi amaçladığını belirttiler. Yazımızın başına aldığımız alıntılar, bunu yeterince açık ortaya koyuyor. Öcalan, "açılım hikaye, asıl amaçları PKK'nin tasfiyesi"... diyerek net bir özet yapıyor. Ancak Kürt milliyetçi hareketi açısından asıl sorular bundan sonra geliyor.

Birincisi; AKP'nin Kürt Açılımı'nın bir Amerikan Operasyonu olduğu ve Kürt ulusal mücadelesini tasfiyeyi amaçladığı bizim daha baştan tespit ettiğimizdir. Kürt milliyetçi hareketi, benzer her seferinde olduğu gibi, bunu baştan görememekte, tam tersine emperyalizmden ve oligarşiden beklentiler üzerine teori ve politika yapmaktadır.

Bu kez de öyle olmuştur ve asıl olarak da AKP'nin "Kürt Açılımı"nın bu kadar etkili olmasında asıl sorumluluk Kürt milliyetçi hareketine aittir. Bunun nedenleri sorgulanmadan yarın benzer "açılım"lar karşısında yine mutluyuz, umutluyuz politikasının geliştirilmesi, aynı yanılgılara düşülmesi kaçınılmazdır.

İkincisi; Açılımın niteliğinin baştan neden görülmediği önemli bir sorudur ama şimdi daha önemlisi şudur; madem ki AKP'nin "Kürt açılımı"nın niteliği görülmüştür, bu noktada ne yapılacaktır?

Gördüğünün gereğini yapmak; gerçeği görmek kadar önemlidir!

Aldatma, oyalama ve tasfiye gerçeğinin görüldüğü yerde, yapılması gerekenlerin başında, bu açılım manevrasına ortak olmamak gelir. AKP'nin "Kürt Açılımı"ndan beklentiler üzerine inşa edilen tüm politikalar terkedilmelidir.

AKP iktidarının ABD operasyonu çerçevesinde yürüttüğü açılım manevrası ile Kürt halkının büyük bedeller ödeyerek yürüttüğü mücadele bugün tasfiye ile yüzyüzedir.

AKP iktidarının hiçbir dönem Kürt halkının dostu olmadığı defalarca görülmüştür. AKP bir yandan saldırılarını sürdürmüş, Kürt halkının taleplerini reddetmiş, diğer yandan oyalama politikalarına başvurmaktan geri durmamıştır.

Başbakan Erdoğan'ın Kürt halkının varlığını inkar eden açıklamaları, "kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yapma" açıklamaları, Kürt halkına tehditleri, "tek dil, tek devlet, tek bayrak, tek millet..." diyen şovenist açıklamaları, sınır ötesi saldırı tezkereleri, AKP'nin gerçek kimliğini ele vermektedir.

Bir yandan devlet terörüyle Kürt halkının mücadelesi ve örgütlenmesi sindirilip geriletilmeye çalışılırken, oluşacak boşluklarda da tarikatçı, gerici örgütlenmelerin önü açıldı.

AKP'nin bu politikaları, ABD'nin bölgedeki çıkarları paralelinde bir ABD Operasyonu'na dönüştürülmüştür. ABD operasyonu'nun bir çok yönü olmakla birlikte, operasyon tek bir kelimede özetlenebilir: Tasfiye.

AKP bunu gizlemiyor da. AKP'li yetkililerin bu doğrultuda bir çok açıklaması oldu; bunlardan birinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şöyle söylüyordu. "Önümüzdeki dönemde PKK'nin tamamen tasfiyesini hedefleyen açılımları kararlılıkla uygulayacağız".

Evet, bütün bunların da gösterdiği gibi, bu amacı görmemek, sadece "görmemekte ısrar" olurdu. Görmek özel bir analiz gerektirmiyor artık. Ve yine karşımıza aynı soru geliyor. Gördüysek, karşımızdaki politika buysa, ne yapacağız?

Oligarşi tasfiyeyi amaçladığı için "Barış grupları" karşısında da,teslim olmakla yetinmeyen, daha fazlasını isteyen bir tutum takındı. Silahını bırakıp gelmenin yetmeyeceğini, kimliklerini, düşüncelerini, kendilerini bugüne kadar vareden gerçeği hatırlatan her şeyi arkalarında bırakıp gelmelerini istiyor. Açıkçası gelip düzene ilhak edilmesini istiyor.

Politika bu, dayatma bu! Ne yapılacak?

İşte bu noktada başta alıntılar aktardığımız Kürt milliyetçi hareketin önderlerinin bir çözümü yoktur. Açıklamalarında, gördükleri gerçeklerin yanında, hala herşeyi, emperyalizm ve oligarşiden bekleyen bir üslup hakimdir.

Düzen sınırları dışına çıkılmalıdır; çıkılamazsa, her yol tasfiyeye götürür!

"Çözüm" adına ortaya konulan planlar, düzen içidir. İşte Öcalan'ın son önerisi: Öcalan, yukarıdaki tespiti (açılım hikaye, amaç tasfiye) yaptığı görüşmede çözüm için üç aşama önermiştir:

"Birinci aşama, devlet Kürtlerin tüm haklarını güvence altına alacak. Bize güvence verecek. Biz de, bölücü olmadığımızı devlete ispatlayacağız. Şiddeti yöntem olarak esas almadığımızı ilan edeceğiz. Bu aşamada çatışmasızlık ortamı oluşturulur. ...

Bu olursa ikinci aşama olarak sınır dışına çekilme olacak.

Üçüncü aşama olarak da devlet verdiği güvenceyi hukuki mevzuata yansıtacak. Devlet bunu yaptığı oranda da geri dönüşler olacak.''...

Anlaşılacağı üzere, bu üç aşamalı plan da sonuçta bir ABD Operasyonu olan AKP'nin Kürt Açılımı'na ortak olmaktır. Bu tavır, kendi tasfiyesine onay veren bir tutumdur.

Öcalan'ın AKP'ye ilişkin olarak yaptığı değerlendirme açıktır ki, bu 3 aşamalı çözüm ile çelişmektedir. Zira bir yandan AKP'nin tasfiyeciliğinden söz edip, sonra da bu planın bir parçası olmak, kendi tasfiyesine ortak olmaktır.

Kürt halkına karşı yıllardır inkar, ve imha politikası sürdüren devlete "güven vermek" anlayışı doğru bir anlayış olmasa gerekir. Bu, kendi mücadelesinin, meşruluğunu tartışma konusu yapmaktır. Kürt halkının ulusal hakları için devlete karşı mücadelesi meşrudur. Ezilenlerin, ezenlere karşı mücadelesinin tartışma konusu yapılması, kabul edilemez.

AKP'nin açılım manevraları ile aylardır yürüttüğü yalan ve tasfiye saldırısının önünü kesmek, öncelikle bu oyuna ortak olmamaktan geçmektedir. Kürt sorunu AKP'nin ABD operasyonu çerçevesinde sürdürdüğü tasfiye saldırısı ile çözülemez diyorsak, yapılması gereken Kürt halkının talepleri için mücadeleye devam etmektir.

Amerikan emperyalizminin PKK'den istediği nedir? Silahları bırakması, şiddeti mahkum etmesi, gerilla gücünü lağvetmesi, bağımsızlık gibi hedeflerden sözetmemesi, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkından vazgeçmesi... Son ikisi zaten bugün PKK açısından söz konusu değildir. İlk üçü ise, Kürt milliyetçi hareketin önerdiği "üç aşamalı" öneriye uygundur. Yani, "Kürt halkının talepleri" adına ortaya konulan üç aşamalı takvim, AKP'nin ve ABD'nin de isteklerine cevap vermektedir. Böyle bir politikayla, "tasfiye" saldırısı boşa çıkartılamaz. Bu çok açıktır.

Kürt sorununu Amerikancılar çözemez!

Öcalan, "şiddet"i mahkum etmekten söz ediyor. Bu Kürt halkının direnme hakkından vazgeçilmesi, ve tüm ezilen halkların direniş ve savaşlarının mahkum edilmesidir ki bu da kabul edilemez.

Bu durum açıkça, Kürt halkının ezenlerin, egemen sınıfların "insafına" terk edilmesi anlamına geliyor.

"Şiddetin bir yöntem olarak..." mahkum edilmesi ise, Kürt milliyetçi hareket için kendini vareden gerçeğin inkarıdır. Unutulmamalıdır ki Kürt milliyetçi hareketini bir güç haline getiren, bugün mahkum edilen "şiddet"ten başka bir şey değildir. Halkların silahlı mücadele temelinde ulusal ve sosyal kurtuluş doğrultusunda katettikleri mesafe, egemen sınıfların "silahla bir yere varılmaz" teorisinin tekzibi gibidir. PKK tarihi de böyledir. Ama şimdi, bu tarihsellik inkar edilerek, emperyalizmin söylemine ve planına uyum sağlanıyor.

Bu durumda en başta aktarılan sözlerin bir anlamı ve işlevi kalmamaktadır.

Kürt halkının büyük bedeller ile kazandığı mevziler bugün tasfiye saldırısı ile geri alınmak istenmektedir. AKP iktidarı kırıntılarla Kürt halkını düzene yedeklemeye çalışmaktadır. Bunun Kürt halkının kurtuluşu ile bir ilgisi yoktur. Kırıntılarla kurtuluş sağlanamaz. Bu bir "çözüm" değildir, bir "açılım" değildir. Kabul edilmemelidir.

Kürt halkının kurtuluşu Amerikancı çözümlerden geçmiyor. Kürt halkının kurtuluşu düzen partilerinden ve onların düzen içi çözümlerinden de geçmiyor.

AKP ve ABD, bir yandan kırıntılar saçıp, sahte umutlar yaratırken, diğer yandan devlet halka karşı savaşı sürdürmektedir. İç savaş için yeni örgütlenmeler oluşturulmakta, ordu yeni silahlarla halka karşı donatılmaktadır. Tasfiyeciliğe karşı net bir tutum almak zorunludur. Hem AKP'nin "Kürt sorununu" çözemeyeceğini söyleyip, hem tasfiye'ye ortak olmak, tutarsızlıktır.

Tutarlılık, ABD operasyonuna, AKP açılımına netlikle karşı çıkmakta ve anti-emperyalist, anti-oligarşik mücadeledir!

* 30 Ekim 2009, Özgür Gündem

** 3 Kasım 2009, Özgür Politika

*** 3 Kasım 2009, Aktüel Bakış

YÜRÜYÜŞ Dergisi
http://www.yuruyus.com/www/turkish/pdf/emp19.pdf
ali .. 15 Nov, 2009 02:30:48
avatar
sayın devrimci kardeşlerimiz...
siz silahı kutsayabilirsiniz. siz bombaya iman etmiş olabilirsiniz. ama kürt milli davası iki silaha ve iki bombaya bağlı değildir...itin izinin atın izine karıştığı böyle ortamda zihinlerin bulandığı ve silahı kimin kime sıktığının belli olmadığı ortamda silahalara veda en hayırlı sonuçtur...

ondan sonra metropollerde...
hergün oturma eylmeri yapılır. tüm haklar verilene kadar....kürdistan ülkesi çoşkunluk içinde kendisine ne yaraşıyorsa onu yapacak...sizin silaha iman imanınızı biliyoruz. ama kürt gençlerinin amaçsız bir silahın ne ahlakının nede etiğinin olduğunu farkına varacak kadar da akıl sahibi bir gençliktir...kürdistanda pkk silah bırakmıyor. kürdistanda kürd halkı silahı bıraktırıyor. çünkü silah zalim ve despotlar için hak yemenin bir meşru aracıdır...onun için haydin kendi yolunuza...o emperyal dedikleriniz sizden daha akıllı dünyayaı yönetiyor. kafa karışlığı yaşayanların küstistana verdiği zarar ortadayken kendi kıt aklınızla bize mücadele ve silah yolunu pazarlayan anti emperyalist ve neo ulusalcı takım....savaşın bir ahlakı olur. ve de kuralları...ne sizdenede ergenekonda böyle bir etik ve ahlak olmadığı için savaşı dahi kirlşleten bir mantığa sahibsizniz...
emir72 .. 16 Nov, 2009 12:22:40
avatar
yürüyüş dergisinden alıntılayarak bize aktardığı bu yazıdan ne anladığını merak ettiğim mahir arkadaşın bu kafa karışıklığını çözemedim.elindeki silah ve güçle 14 bin iç infazmı devrimcilik kendi dışındaki tüm grupların yaşam hakkını elinden almakmı amerikan dayatması olduğuna benimde katıldığım bu çözüm arayışları pkk dtp yaklaşımından daha umut verici geliyor bana eğer gerçekten bizim dtp pkk samimi ise bu süreçte en azından köstek olmasa diye düşünüyorum
CAYLAKSERCE-Son Hamleler/Ahmet Altan/Taraf .. 16 Nov, 2009 01:56:45
avatar
http://taraf.com.tr/makale/8506.htm
Dr.Ali GUN .. 17 Nov, 2009 04:40:59
avatar
Sayin Boti,
Kurt halkinin buyuk cogunlugu oynanan oyunların farkinda degil. Eger PKK'nin Devlet ile iliskileri tum belgeleriyle desifre edil-e-mezse,korkarim Kurt'lerin drami uzun surecek. AKP'de sonucta Turklerin partisi. Devletinin sonunu getirecek oyunlarin desifre edilmesini yapabilir mi? Onuru,vicdani ve yurtseverlik duygulari olan herkesin bu konuda AKP'yi zorlamasi gerekecek.Sonucta bu kanli ve pis iliskiler aciga cikmazsa DTP'de de ozgur yurtsever kurtlerin etkinligi mumkun olamaz.Bu belirttigim cercevede cozum metodlarini daha da netlestirmemiz lazim diye dusunuyorum. Sağlik dileklerimle.
Dryp London .. 20 Nov, 2009 07:10:00
avatar
Semdin rumuzlu arkadas.ne yazildigini okumadan yorum yapmana sasirdim acikcasi!!Dinine veya kadar kavramina saldirmadim,o kavramin kullanilis seklinden misal verdim..Ali Gun arkadasima katiliyorum,bizler tarih boyunca katliamlara,faili mechul cinayetlere kurban edildik.Cahil bir toplum damgasini yedik,Turkiye'nin ''kro''lari ilan edilmedik mi?Akp dedigin parti din uzerinden,iman uzerinden vurdukca musluman olan toplumun hosuna gidiyor,nefs denen duygularini oksuyor toplumun.Tarafsizlik en kotu tarafi secmekten zor mudur?Tayyip dedigimiz sahis alt-ust kimlik teorisini ortaya atan insan degil midir?Tayyip dedigimiz sahis benim esimde kurt,neyi paylasamiyoruz diyen insan degil midir?Tayyip azicik adam olsa,guneydogu da donen pis isleri,jitemi,ergenekonu,susurlugu...saymakla bitmeyecek faili mechul cinayetleri bu devletin apolet sahibi komutanlari isledi,biz onlardan degiliz der..Davos'ta Peres'e one minute diyen basbakan neden hemen kalkti toplantidan? Sen israil'in filistin halki uzerindeki katliamlarini saydin 2 dakika daha otursan koltugunda Peres'in sana guzel cevaplari olacakti..Vur kac taktigi yapmak,pis siyaset uretmek Tc nin basbakanina yakisiyor..kURT SORUNU VAR DEDIN MI ARKASINDA DURACAKSIN.Onur Oymen denen sahis o laflari avrupada soylesin yer yerinden oynar,adam coktan ya ceza almisti,ya da ulkeyi terketmek zorunda kalmisti.Sonuc? rahatlikla soykirimdan,tecritten konusabilen fasizan nasyonalistlerin egemen oldugu bir ulkenin degismesi cok zor.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: