Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: İç HesaplaÅŸma Ve Kürdler İç HesaplaÅŸma Ve Kürdler ================================================================================ Berzan Botî on 24 Mar, 2008 03:22:00 Teorik tartışmalarda sıkça kullandığımız, kaynağını, bağıntılarını, farklı kullanımlarını/anlamlarını ve uÄŸradığı deÄŸiÅŸimleri zorlanmadan aktarabildiÄŸimiz belirli kavramlar vardır. Söylem düzeyinde haşır neÅŸir olduÄŸumuz bu kavramlar, somut toplumsal olaylar söz konusu olduÄŸunda iÅŸlevsizleÅŸirler. Kavramlarımızın somut olaylarda iÅŸlev görmemesini iki nedene baÄŸlamak mümkündür. Birincisi, düÅŸüncelerimizle toplumsal gerçeklik arasında örtüÅŸme olmadığı için iÅŸlevsizlik söz konusudur. Bu durum, somut koÅŸullarımızı saÄŸlıklı olarak tahlil edemediÄŸimiz ve ütopik yaklaşımlarımızı zorla toplumsal gerçekliÄŸe dayatmaya çalıştığımızı gösterir. Böyle bir sonuçla karşılaÅŸtığımızda, toplumsal koÅŸullarımızı tekrar tahlil etmek ve gerçekliÄŸimizle örtüÅŸecek yeni kavramsal dizgeler oluÅŸturmak koÅŸuluyla açmazdan kurtulma yoluna gidebiliriz ancak. İkincisi, kavramları soyut düzeyde algılamışız ve somutlaÅŸtırma becerisi gösteremiyoruz. Bu durum, teori ile pratik arasındaki karşılıklı kopmaz bağı ve etkileÅŸimi göz ardı ettiÄŸimizi, birini diÄŸerinden kopararak tek taraflı bir yaklaşım sergilediÄŸimizi gösterir. Toplumsal gerçekliÄŸi kavramlara baÅŸvurmadan anlama yoluna gitmek ve algı ile yetinmek nasıl ki kaba bir yaklaşımı kaçınılmaz kılıyorsa, somut gerçekliÄŸi dikkate almayan, kavramlarla sınırlı bir yaklaşım da ütopik olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Konu baÄŸlamında Kantın,  kavramsız algılar kör, algısız kavramlar boÅŸtur sözü anlamlı ve açıklayıcıdır. AKP ile Kemalistler arasındaki iktidar mücadelesinde doÄŸru bir tutum takınmak için, hem toplumsal gerçekliÄŸi doÄŸru algılamak hem de gerçeklikle örtüÅŸen kavramları iÅŸlevsel kılmak gerekiyor. Sorunu, demokrasiden yana olanlar ile demokrasiye karşı olanlar ÅŸeklinde deÄŸerlendirmek eksik bir yaklaşım olur. Farklı isim ve biçimdeki Kemalistlerin demokrasi karşıtlığı, ırkçılığı, militaristliÄŸi tartışma gerektirmeyecek kadar açıktır. Kemalizmi aÅŸmaya çalışmanın demokrasi adına bir kazanım olduÄŸu da açıktır; aÅŸmaya çalışanların eksiklikleri, olumsuzlukları bu aÅŸma çabasının doÄŸruluÄŸunu ortadan kaldırmaz. AKP, Kemalizmi aÅŸmak mı istiyor yoksa daha çok mevzi kazanarak iktidar ortaklığını pekiÅŸtirmek mi istiyor sorusuna net bir cevap verilemese de, Kemalistlere göre AKPnin konumlanışının daha demokratik olduÄŸu rahatlıkla söylenebilir. Burada, görelilik kavramı çok önemlidir. Zaten AKP, ÅŸu ana kadar sergilediÄŸi pratikle demokrasiyi bir bütün olarak benimsemediÄŸini ve sindiremediÄŸini gösterdi. Bir ÅŸeyin baÅŸka bir ÅŸeye göre daha iyi olması, kötünün iyisi olması bir sınırlılığı gösterir; sınırlı iyiliktir bu. Bu sınırlı ve geçici iyiliÄŸi mutlaklaÅŸtırıp, iyi demek ve ona göre tutum belirlemek hem iyiye hem de iyinin temsil ettiÄŸi kavramlara, düÅŸünce sistemlerine haksızlık olur. ErdoÄŸan, DTPlilerin görüÅŸme talebine, PKKye terörist demezseniz görüÅŸmem koÅŸulunu dayatmadı mı? Kamuoyundan aldığı önemli desteÄŸe raÄŸmen, demokratik ve herkesin kendini özgürce ifade edebileceÄŸi yeni anayasa çalışmalarını askıya alıp türban serbestisini tüm özgürlüklerin önüne koyup MHP ile uzlaÅŸmadı mı? AKP, Ordu ile sivil faÅŸistler ( CHP-MHP) arasında gerginlik baÅŸladığında paÅŸaları savunan, onları onure eden açıklamalar yapmadı mı? AKP, altı yıllık iktidarı süresince, anti demokratik yüzde on barajı ve siyasi partiler yasasını deÄŸiÅŸtirmeyip, kapatılma davası açılınca MHP ile çıkış formülleri üzerinde görüÅŸmelere baÅŸlamadı mı? Birkaç gün önce Batmanda yapılan mitingde ErdoÄŸan, mevcut sistemin temelini oluÅŸturan tek millet, tek devlet, tek bayrak nakaratını, üstelik Kürdlerin gözlerinin içine baka baka haykırmadı mı? AKPye dair, anti demokratik ve Kürd halkının beklentileriyle uyuÅŸmayan söylem ve icraatları çoÄŸaltmak mümkündür. Bütün bu olumsuzluklar AKPnin göreli iyiliÄŸini, demokratlığını yine de ortadan kaldırmaz. Böyle bir deÄŸerlendirme, birçok insan tarafından, çeliÅŸkili, tutarsız olarak görülebilir. Böyle görenlerin gerekçesi de, bir yandan savunuyor, bir yandan eleÅŸtiriyor, kimi ve neyi savunduÄŸu/eleÅŸtirdiÄŸi belli deÄŸil olacaktır. Çünkü bu bakış açısına sahip olanlara göre eleÅŸtirmek, karşı durmak, karalamak, kötünün içinde iyiyi görmemek; savunmak ta, yanlışları, eksiklikleri görmemek, doÄŸrularla birlikte yanlışları da olumlamak demektir. Bu fanatik bakış açısı, takım tutanların düÅŸünce yapısından pek de farklı deÄŸildir; ölümüne sevmek ile öldüresiye nefret etmek gibi iki uç ve arabesk anlayışı yansıtır. AKPnin kapatılması için açılan dava, (Danıştay baskını, E-muhtırada olduÄŸu gibi..) biçimce farklı görünse de özü itibarıyla bir darbe giriÅŸimidir. Bu nedenle de davanın hukuki yanı, iddianamenin haklılığı/haksızlığı üzerinde durmak anlamsızdır. Birileri istedi diye bu dava açıldı demek, ne yargıya ne de baÅŸsavcıya yapılmış bir haksızlık olur. Yargıtay, Danıştay gibi Kemalist kurumların tarafsız/bağımsız olma gibi bir lüksleri yoktur. Nereden bakılırsa bakılsın, bu davaya hukuki veya baÅŸka bir kılıf bularak AKPye sorumluluk yüklemek haksızlık olduÄŸu gibi, Kemalizmin ömrünü uzatmak anlamına da gelir. Bu ve benzeri darbe giriÅŸimlerinde, giriÅŸimde bulunan hangi kurum olursa olsun aynı nedenle aynı anlayışla hareket edilmektedir. Bu nedenle de karşı durmak gerekiyor. Ergenekon soruÅŸturması çerçevesinde, PERİNÇEK, ALEMDAROÄžLU VE SELÇUK gibi aydın görünümlü Kemalistlerin gözaltına alınması olumludur. Bu ve benzeri insanların hem teorik olarak hem de pratikleriyle sistemin tüm çirkinliklerinde pay sahibi olduklarını biliyoruz. Operasyonun kapatılma davasından hemen sonra olması kafalarda soru iÅŸaretleri yaratıyor. AKP, beni kapatırsanız elimde bulunan suçlarınızı deÅŸifre eder sizi zor durumda bırakırım mesajı mı vermek istedi? Åžayet mesaj buysa, AKPnin uzlaÅŸma zemini aradığını, kapatılmamaya karşılık bazı suçları sümen altı edeceÄŸini anlamak gerekiyor. Bu ihtimal can sıkıcı olsa da ÅŸaşırtıcı olmamalı. Hem Türkiyedeki demokrasi güçleri hem de Kürd halkı adına en olumlu ihtimal, AKP ile Kemalistler arasında geri dönülmez ve sonuna kadar gidilecek bir hesaplaÅŸmanın baÅŸlamış olmasıdır. İstenilen ve demokrasinin geliÅŸimine katkı sunacak olan böyle bir hesaplaÅŸmada ne yapmalı? AKPnin Kemalizmi aÅŸmak için sonuna kadar mücadele edeceÄŸini ve bu mücadelede baÅŸarılı olacağını varsayarsak; Hem arabesk anlayışı aÅŸmamız hem de yaÅŸanan iç hesaplaÅŸmada doÄŸru bir tutum takınabilmemiz için, bilgi daracığımızda saklı tuttuÄŸumuz diyalektik kavramını iÅŸlevselleÅŸtirmemiz gerekiyor. DiyalektiÄŸin yasalarından biri olan, yadsımanın yadsınması, söz konusu hesaplaÅŸmada ufuk açıcı bir rol oynayabilir. Mevcut durumda, Kemalizmi yadsınan AKPyi de yadsıyan olarak görmek gerekiyor. Kemalizmin yadsınması ileri bir adımdır ve bu süreçte yadsıyanı (AKP) desteklemek gerekiyor. Çünkü Kemalizmin hem demokrasi güçlerinin hem de Kürd halkının en büyük ve en tehlikeli düÅŸmanı olduÄŸu gerçeÄŸi ortadadır. Kimin tarafından, nasıl yapıldığına bakılmaksızın, Kemalizme vurulacak her darbe demokrasi ve Kürd halkı açısından bir kazanımdır gerçeÄŸinden hareketle yadsıyanı desteklemek gerekiyor. Ancak bu destek, yadsıyanın anti demokratik yönlerini, Kürd sorununa yaklaşımdaki olumsuzluklarını ve genel ideolojik duruÅŸunu kapsamamalı. Kemalizm ile hesaplaÅŸmasında, AKP bir yandan desteklenmeli bir yandan da eksiklikleri (özellikle de Kürd sorunu konusunda) eleÅŸtirilerek halk için kalıcı bir umut olmasına katkı sunmamalı. Böyle bir katkı, Kürd halkının mevcut potansiyelini AKP ÅŸemsiyesi altında eritmek anlamına gelir. AKPnin, Kemalizmi yadsıma süreciyle sınırlı olarak ilerici bir rol oynadığı, Kürd halkının beklentilerine cevap vermediÄŸi/veremeyeceÄŸi için onun da yadsınması gereÄŸinden hareket edilmeli. Bu anlayışla hareket etmek, Kürdleri, taraftar olarak kalıp hesaplaÅŸmanın sonucunu beklemekten kurtarır; iç dinamiklerle oluÅŸturulacak güçler aracılığıyla da ulusal demokratik hedeflerden sapmanın önüne geçilebilir ancak&